Konusunu Oylayın.: Kuran Şefaatçidir deniliyor?

5 üzerinden 3.50 | Toplam : 2 kişi
Kuran Şefaatçidir deniliyor?
  1. 23.Aralık.2009, 15:59
    1
    Misafir

    Kuran Şefaatçidir deniliyor?

  2. 28.Mayıs.2013, 23:09
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Kuran Şefaatçidir deniliyor?




    Kur'an hafızların şefaat hakkı var mıdır?
    Hafızların, Kur'an ile amel ettikleri takdirde, kaç kişiye şefaat hakkı vardır?
    Bu kişilerin akraba olması şart mıdır?

    Kuran Şefaatçidir deniliyor?



    Kur'an'ı hakkıyla okumanın anlamı, onu yaşamak ve sanki yaşayan Kur'an olmak demektir. Bu anlamda bir Kur'an okuyucusu, bunun mükafatını önce kendisi alacaktır. Nitekim şu rivayet bu konuda hem Kur'an okumanın anlamını, hem de onun nasıl şefaat edeceğini açıklaması açısından son derece önemlidir:

    “... Canı çıkacağı zaman Kur’an gelir ve başının ucunda durur. Onlar ölüyü yıkayıp işleri bitince Kur’an içeri girip kefeni ile göğsü arasına girer. Kişi kabrine konu*lunca Münker ve Nekir melekleri geldiğinde Kur’an çıkar ve onların arasına girer. Melekler Kur’an’a: "Bizi bırak onu sorguya çekmek istiyoruz." derler. Kur’an: "Allah'a yemin olsun ki ben ondan asla ayrılmam!" der. Öyle ki Kur’an her şeye müdahale eder, ta ki kişi cennete gi*rinceye kadar.

    Sonra da Kur’an: "Beni tanıyor musun?" der. Kişi: "Hayır tanımıyorum!" der. Kur’an:"Gece gündüz beni okuduğun Kuran’ım! Seni şehvetle*rinden, kötü şeyleri işitmekten, harama bakmaktan koruyanım. Dostlar arasında beni en sadık dost olarak bulurdun. Kardeş*ler arasında beni en sadık kardeş olarak bilirdin. Sana müj*deler olsun, Münker ve Nekir sorgusundan sonra asla hiçbir keder ve üzüntü sana gelmeyecektir...” (Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/200/202)******

    Peygamberimiz (asm), Kur'an-ı Kerim'in korunması ve tebliği konusunda gereken hassasiyeti kendisi gösterdiği gibi, ashâbını da bu konuda yönlendirmiş; Kur'an'ın ezberlenmesini ve öğretimini teşvik etmiştir. O (asm), Kur'an okuyan ve onunla amel edenlerin gıpta edilecek kimseler olduklarını,(1) her harfine karşılık on sevap kazanacaklarını,(2) okudukları âyetlerin kıyâmette onlar için birer nûr olacağını(3) ve derecelerini yükselteceğini,(4) Kur'an'ın onlara şefaat edeceğini,(5) dünyada da kendilerini için huzur kaynağı olacağını(6) ve ayrıca Kur'an dinlemenin de sevap kazandıran güzel bir davranış olduğunu(7) bildirmiştir.

    Kur'an öğrenen ve onu öğretenlerin en hayırlı kimseler olduklarını(8) açıklayan Allah'ın Elçisi (asm), Kur'an'ı ezberleyen ve onunla amel eden hafızlara da ayrı bir değer vermiş ve onların Allah'ın ehli ve seçkin kulları(9) ve meleklerle beraber olduklarını,(10) cennete gireceklerini ve ayrıca aile fertlerinden cehenneme girmeyi hak etmiş on kişiye şefaat edeceklerini(11) bildirmiştir.

    Bütün bunlardan başka Peygamberimiz (asm)'in irşad, imâmet ve yöneticilik görevi vereceği kimselerde, Kur'an'ı en çok bilenleri tercih etmesi de, bu konuya verdiği önemin delili olmaktadır. Meselâ O (asm), Tebûk seferinde (9/630), Mâlik b. Neccâr Oğullarının sancağını Zeyd b. Sâbit'e vermiş ve:

    "Zeyd, Kur'an'ı çok iyi bilir. Kur'an ise mukaddemdir (önde ve önceliği olandır)." buyurmuştur.(12)

    "Kur’an okumaktan maksat O’nu anlamak, O’nu düşünmektir. O’nun inceliklerini bulmak, O’nunla amel etmektir." Kur’an’ı ezbere bilen, ama O’nu anlamayan, içindekilerle amel etmeyen kimse, harflerini ok gibi doğrultsa da Kur’an ehlinden değildir. Çünkü iman, amellerin en faziletlisidir. İşte iman meyvesini verecek olan da Kur’an’ı anlayarak ve düşünerek okumaktır.

    Kur’an’ı ezberlemek, sadece muhafazası için değil hem dünya hem de ahiret saadetine ermek, anne baba ve yakınlarımıza şefaat edebilme şerefine nâil olmaktır.

    Hz. Ali (ra) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Kim Kur'ân'ı okur, ezberler, helâl kıldığı şeyi helâl kabul eder, haram kıldığı şeyi de haram kabûl ederse Allah, o kimseyi cennete koyar. Ayrıca hepsine cehennem şart olmuş bulunan âliesinden on kişiye şefaatçi kılınır." (Tirmizî, Fedâilü'l-Kuran, 13; İbn Mâce, Mukaddime, 17.)

    Bir başka hadiste ise şöyle denilmetedir:

    “Günde iki yüz ayeti düşünerek okuyan birisi, kendi çevresindeki yedi kabire (ölen kimseye) şefaat edebilir.” (el-Burhan (Zerkeşi), c.1, s.462; Kenz-ul Ummal, c.1, s.477.)

    Buna göre, Allah dilerse sadece akrabalarına değil diğer müminlere de şefaat etme hakkı verebilir. Önemli olan Kur'an'ı okumak, dinlemek, hafız olmak ve o Kur'an'a uygun olarak hayat sürmektir.

    Dipnotlar:

    1. Buhârî, Fedâilü'l-Kur'an, 17, 20; Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn, 243, 266-268.
    2. Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 16; Dârimî, Fedâilü'l-Kur'an, 1.
    3. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, II/341.
    4. Ebû Dâvûd, Vitr, 20; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 18; İbn Mâce, Edeb, 52; Ahmed b. Hanbel, age, II/192, 471 ve III/40.
    5. Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn, 252.
    6. Ebû Dâvûd, Vitr, 20; Tirmizî, Kıraat, 12; İbn Mâce, Mukaddime, 17.
    7. Buhârî, Fedâilü'l-Kur'an, 31; Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn, 247-248.
    8. Buhârî, Fedâilü'l-Kur'an, 21; Ebû Dâvûd, Vitr, 14; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 15; İbn Mâce, Mukaddime, 16.
    9. İbn Mâce, Mukaddime, 16; Ahmed b. Hanbel, age, III/127.
    10. Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn, 244; Ebu Dâvûd, Vitr, 14; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 13.
    11. Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 13; İbn Mâce, Mukaddime, 17.
    12. Buhârî, Ezan, 54; Müslim, Mesâcid, 289-291.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
    *



  3. 28.Mayıs.2013, 23:09
    2
    Devamlı Üye



    Kur'an hafızların şefaat hakkı var mıdır?
    Hafızların, Kur'an ile amel ettikleri takdirde, kaç kişiye şefaat hakkı vardır?
    Bu kişilerin akraba olması şart mıdır?

    Kuran Şefaatçidir deniliyor?



    Kur'an'ı hakkıyla okumanın anlamı, onu yaşamak ve sanki yaşayan Kur'an olmak demektir. Bu anlamda bir Kur'an okuyucusu, bunun mükafatını önce kendisi alacaktır. Nitekim şu rivayet bu konuda hem Kur'an okumanın anlamını, hem de onun nasıl şefaat edeceğini açıklaması açısından son derece önemlidir:

    “... Canı çıkacağı zaman Kur’an gelir ve başının ucunda durur. Onlar ölüyü yıkayıp işleri bitince Kur’an içeri girip kefeni ile göğsü arasına girer. Kişi kabrine konu*lunca Münker ve Nekir melekleri geldiğinde Kur’an çıkar ve onların arasına girer. Melekler Kur’an’a: "Bizi bırak onu sorguya çekmek istiyoruz." derler. Kur’an: "Allah'a yemin olsun ki ben ondan asla ayrılmam!" der. Öyle ki Kur’an her şeye müdahale eder, ta ki kişi cennete gi*rinceye kadar.

    Sonra da Kur’an: "Beni tanıyor musun?" der. Kişi: "Hayır tanımıyorum!" der. Kur’an:"Gece gündüz beni okuduğun Kuran’ım! Seni şehvetle*rinden, kötü şeyleri işitmekten, harama bakmaktan koruyanım. Dostlar arasında beni en sadık dost olarak bulurdun. Kardeş*ler arasında beni en sadık kardeş olarak bilirdin. Sana müj*deler olsun, Münker ve Nekir sorgusundan sonra asla hiçbir keder ve üzüntü sana gelmeyecektir...” (Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/200/202)******

    Peygamberimiz (asm), Kur'an-ı Kerim'in korunması ve tebliği konusunda gereken hassasiyeti kendisi gösterdiği gibi, ashâbını da bu konuda yönlendirmiş; Kur'an'ın ezberlenmesini ve öğretimini teşvik etmiştir. O (asm), Kur'an okuyan ve onunla amel edenlerin gıpta edilecek kimseler olduklarını,(1) her harfine karşılık on sevap kazanacaklarını,(2) okudukları âyetlerin kıyâmette onlar için birer nûr olacağını(3) ve derecelerini yükselteceğini,(4) Kur'an'ın onlara şefaat edeceğini,(5) dünyada da kendilerini için huzur kaynağı olacağını(6) ve ayrıca Kur'an dinlemenin de sevap kazandıran güzel bir davranış olduğunu(7) bildirmiştir.

    Kur'an öğrenen ve onu öğretenlerin en hayırlı kimseler olduklarını(8) açıklayan Allah'ın Elçisi (asm), Kur'an'ı ezberleyen ve onunla amel eden hafızlara da ayrı bir değer vermiş ve onların Allah'ın ehli ve seçkin kulları(9) ve meleklerle beraber olduklarını,(10) cennete gireceklerini ve ayrıca aile fertlerinden cehenneme girmeyi hak etmiş on kişiye şefaat edeceklerini(11) bildirmiştir.

    Bütün bunlardan başka Peygamberimiz (asm)'in irşad, imâmet ve yöneticilik görevi vereceği kimselerde, Kur'an'ı en çok bilenleri tercih etmesi de, bu konuya verdiği önemin delili olmaktadır. Meselâ O (asm), Tebûk seferinde (9/630), Mâlik b. Neccâr Oğullarının sancağını Zeyd b. Sâbit'e vermiş ve:

    "Zeyd, Kur'an'ı çok iyi bilir. Kur'an ise mukaddemdir (önde ve önceliği olandır)." buyurmuştur.(12)

    "Kur’an okumaktan maksat O’nu anlamak, O’nu düşünmektir. O’nun inceliklerini bulmak, O’nunla amel etmektir." Kur’an’ı ezbere bilen, ama O’nu anlamayan, içindekilerle amel etmeyen kimse, harflerini ok gibi doğrultsa da Kur’an ehlinden değildir. Çünkü iman, amellerin en faziletlisidir. İşte iman meyvesini verecek olan da Kur’an’ı anlayarak ve düşünerek okumaktır.

    Kur’an’ı ezberlemek, sadece muhafazası için değil hem dünya hem de ahiret saadetine ermek, anne baba ve yakınlarımıza şefaat edebilme şerefine nâil olmaktır.

    Hz. Ali (ra) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Kim Kur'ân'ı okur, ezberler, helâl kıldığı şeyi helâl kabul eder, haram kıldığı şeyi de haram kabûl ederse Allah, o kimseyi cennete koyar. Ayrıca hepsine cehennem şart olmuş bulunan âliesinden on kişiye şefaatçi kılınır." (Tirmizî, Fedâilü'l-Kuran, 13; İbn Mâce, Mukaddime, 17.)

    Bir başka hadiste ise şöyle denilmetedir:

    “Günde iki yüz ayeti düşünerek okuyan birisi, kendi çevresindeki yedi kabire (ölen kimseye) şefaat edebilir.” (el-Burhan (Zerkeşi), c.1, s.462; Kenz-ul Ummal, c.1, s.477.)

    Buna göre, Allah dilerse sadece akrabalarına değil diğer müminlere de şefaat etme hakkı verebilir. Önemli olan Kur'an'ı okumak, dinlemek, hafız olmak ve o Kur'an'a uygun olarak hayat sürmektir.

    Dipnotlar:

    1. Buhârî, Fedâilü'l-Kur'an, 17, 20; Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn, 243, 266-268.
    2. Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 16; Dârimî, Fedâilü'l-Kur'an, 1.
    3. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, II/341.
    4. Ebû Dâvûd, Vitr, 20; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 18; İbn Mâce, Edeb, 52; Ahmed b. Hanbel, age, II/192, 471 ve III/40.
    5. Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn, 252.
    6. Ebû Dâvûd, Vitr, 20; Tirmizî, Kıraat, 12; İbn Mâce, Mukaddime, 17.
    7. Buhârî, Fedâilü'l-Kur'an, 31; Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn, 247-248.
    8. Buhârî, Fedâilü'l-Kur'an, 21; Ebû Dâvûd, Vitr, 14; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 15; İbn Mâce, Mukaddime, 16.
    9. İbn Mâce, Mukaddime, 16; Ahmed b. Hanbel, age, III/127.
    10. Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn, 244; Ebu Dâvûd, Vitr, 14; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 13.
    11. Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 13; İbn Mâce, Mukaddime, 17.
    12. Buhârî, Ezan, 54; Müslim, Mesâcid, 289-291.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
    *






+ Yorum Gönder