Konusunu Oylayın.: Mezhep görüşleri çerçevesinde inceleme

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mezhep görüşleri çerçevesinde inceleme
  1. 22.Aralık.2009, 17:30
    1
    Misafir

    Mezhep görüşleri çerçevesinde inceleme






    Mezhep görüşleri çerçevesinde inceleme Mumsema emrin delaleti konusunu mezhep görüşleri çerçevesinde inceleme


  2. 23.Haziran.2013, 01:13
    2
    islamdostu
    hizmetkar

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2008
    Üye No: 26997
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: mezhep görüşleri çerçevesinde inceleme




    emrin delaleti konusunu mezhep görüşleri çerçevesinde inceleme

    Mahmûd b. Ahmed ez-Zencânî(Ö.656/1258) Şafiî mezhebine mensub bir âlimdir. İran'da Tahranlın kuzeybatısında yer alan Zencan ehlindendir. Cüz'î meselelerinin hükümlerinin küllî kaidelerden nasıl çıkarılacağına yer vererek tatbikattan örneklendirdiği ve türünün Önemli misallerinden birisini oluşturan "Tahrîcü'l-furû' ale'l-usul" adlı eserinde İmam Şafiî'ye (ö.204/819) mutlak emrin tekrar'a delalet ettiği şeklinde bir görüş nisbet etmektedir. (Zencânî, Tahrîcu'i-furû' ale'l-usul, s.75.)Halbuki İmam Şafiî'nin er-Risâle adlı eserinde böyle bir görüşe rastlanılmadığı gibi,( Zencânî, a.g.e., (naşir M. Edib Salih'in dipnotu), s.75.) Şafiî mezhebine mensub âlimlerin yazdıkları muteber usulü fıkıh kitaplarında da yoktur. Şafiî usulcüler mutlak emrin tekrar'a delalet etmediği görüşündedirler.( Fahreddin er-Râzî. ei-Mahsûl, I, 323; Amîdî, el-İhkâm, II, 378; İsnevî, et-Temhîd, s-282; a.mlf., Nihâyetus-sûl, 1, 269.) Yine Zencânî mutlak emrin, emre muhatap olan kişi tarafından mükellef olduğu anda hemen onu yerine getirmesi gerektiği (fevr) şeklinde bir görüşü İmam Şafiî'ye nisbet etmektedir.( Zencânî, a.g.e., 5.108) Oysa Şafiî mezhebine mensub âlimlerin yazdığı muteberusul kitaplarında bunun tersi kaydedilmektedir. Buna göre gerek İmam Şafiî ve gerekse diğer Şafiî âlimlere göre emir ne fevr'e ne de terâhî'ye (emrin gereğini vakti içerisinde daha sonra yerine getirme) delalet eder. Emir fiilin talep edildiğine delalet eder. Hemen yerine getirilebileceği gibi tehir de edilebilir.( Cüveynî, el-Burhân, I, 232; Gazzâlî, el-Mustasfâ, II, 2-3, 9; Amîdî, a.g.e., II, 387 388; İsnevî, Nihâyetü's-sûf, I, 275.(1297] Nisa (4), 102.)
    Şafiî mezhebinin büyük âlimlerinden usulcü Cemâlüddîn el-İsnevî (Ö.772/1370) emir sigasının vücuba delaleti konusunda Âmidiye {ö.631/1233) şöyle bir görüş nisbet etmektedir:"Emir ister "inziî" (in), "üsküt" (sus) gibi "ifal" vezninde, isterse "nezâli" (in), "sah" (sus) kelimelerinde olduğu gibi isirn fiil olsun ya da "silahlarım alsınlar"(Nisa 102) ayetindeki gibi "lam"a bitişik muzarideki şekliyle (emr-i gaib) olsun mûcebi (delalet ettiği hüküm) konusunda farklı görüşler vardır. Âmidî, Fahreddin er-Râzî (ö.606/1209) ve onlara tabi olan cumhûr'a göre sahîh olan "'aksine delalet eden bir karine bulunmadıkça emrin vücub ifade ettiğidir.( İsnevî, et-Temhîd, s.266.) Burada Âmidî'ye nisbet edilen görüş hatalıdır. Çünkü Âmidî el-İhkâm adlı eserinde açıkça emrin mûcebi konusunda "Vakıfiyye (Emrin hangi manada kullanıldığını beklemek ve araştırmak şeklindeki görüşe sahip olanlardır) mezhebinin görüşünü naklettikten sonra: "sahîh olan görüş budur" diyerek tercihini bildirmektedir.( Amîdî, el-İhkâm, II, 369).
    Nitekim isnevî kendisi de diğer eseri Nihayeti's-sûlde Âmidî'nin emrin mûcebi ile ilgili olarak "tevakkuf" görüşünde olduğunu kaydetmektedir.( İsnevî, Nihayet ü's-sûJ, I, 260)


  3. 23.Haziran.2013, 01:13
    2
    hizmetkar



    emrin delaleti konusunu mezhep görüşleri çerçevesinde inceleme

    Mahmûd b. Ahmed ez-Zencânî(Ö.656/1258) Şafiî mezhebine mensub bir âlimdir. İran'da Tahranlın kuzeybatısında yer alan Zencan ehlindendir. Cüz'î meselelerinin hükümlerinin küllî kaidelerden nasıl çıkarılacağına yer vererek tatbikattan örneklendirdiği ve türünün Önemli misallerinden birisini oluşturan "Tahrîcü'l-furû' ale'l-usul" adlı eserinde İmam Şafiî'ye (ö.204/819) mutlak emrin tekrar'a delalet ettiği şeklinde bir görüş nisbet etmektedir. (Zencânî, Tahrîcu'i-furû' ale'l-usul, s.75.)Halbuki İmam Şafiî'nin er-Risâle adlı eserinde böyle bir görüşe rastlanılmadığı gibi,( Zencânî, a.g.e., (naşir M. Edib Salih'in dipnotu), s.75.) Şafiî mezhebine mensub âlimlerin yazdıkları muteber usulü fıkıh kitaplarında da yoktur. Şafiî usulcüler mutlak emrin tekrar'a delalet etmediği görüşündedirler.( Fahreddin er-Râzî. ei-Mahsûl, I, 323; Amîdî, el-İhkâm, II, 378; İsnevî, et-Temhîd, s-282; a.mlf., Nihâyetus-sûl, 1, 269.) Yine Zencânî mutlak emrin, emre muhatap olan kişi tarafından mükellef olduğu anda hemen onu yerine getirmesi gerektiği (fevr) şeklinde bir görüşü İmam Şafiî'ye nisbet etmektedir.( Zencânî, a.g.e., 5.108) Oysa Şafiî mezhebine mensub âlimlerin yazdığı muteberusul kitaplarında bunun tersi kaydedilmektedir. Buna göre gerek İmam Şafiî ve gerekse diğer Şafiî âlimlere göre emir ne fevr'e ne de terâhî'ye (emrin gereğini vakti içerisinde daha sonra yerine getirme) delalet eder. Emir fiilin talep edildiğine delalet eder. Hemen yerine getirilebileceği gibi tehir de edilebilir.( Cüveynî, el-Burhân, I, 232; Gazzâlî, el-Mustasfâ, II, 2-3, 9; Amîdî, a.g.e., II, 387 388; İsnevî, Nihâyetü's-sûf, I, 275.(1297] Nisa (4), 102.)
    Şafiî mezhebinin büyük âlimlerinden usulcü Cemâlüddîn el-İsnevî (Ö.772/1370) emir sigasının vücuba delaleti konusunda Âmidiye {ö.631/1233) şöyle bir görüş nisbet etmektedir:"Emir ister "inziî" (in), "üsküt" (sus) gibi "ifal" vezninde, isterse "nezâli" (in), "sah" (sus) kelimelerinde olduğu gibi isirn fiil olsun ya da "silahlarım alsınlar"(Nisa 102) ayetindeki gibi "lam"a bitişik muzarideki şekliyle (emr-i gaib) olsun mûcebi (delalet ettiği hüküm) konusunda farklı görüşler vardır. Âmidî, Fahreddin er-Râzî (ö.606/1209) ve onlara tabi olan cumhûr'a göre sahîh olan "'aksine delalet eden bir karine bulunmadıkça emrin vücub ifade ettiğidir.( İsnevî, et-Temhîd, s.266.) Burada Âmidî'ye nisbet edilen görüş hatalıdır. Çünkü Âmidî el-İhkâm adlı eserinde açıkça emrin mûcebi konusunda "Vakıfiyye (Emrin hangi manada kullanıldığını beklemek ve araştırmak şeklindeki görüşe sahip olanlardır) mezhebinin görüşünü naklettikten sonra: "sahîh olan görüş budur" diyerek tercihini bildirmektedir.( Amîdî, el-İhkâm, II, 369).
    Nitekim isnevî kendisi de diğer eseri Nihayeti's-sûlde Âmidî'nin emrin mûcebi ile ilgili olarak "tevakkuf" görüşünde olduğunu kaydetmektedir.( İsnevî, Nihayet ü's-sûJ, I, 260)





+ Yorum Gönder