Konusunu Oylayın.: Deyimlerin Anlamları Ve Nereden Geldikleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Deyimlerin Anlamları Ve Nereden Geldikleri
  1. 20.Aralık.2009, 14:48
    1
    Misafir

    Deyimlerin Anlamları Ve Nereden Geldikleri






    Deyimlerin Anlamları Ve Nereden Geldikleri Mumsema Mart içeri pire dışarı: Birbirinden hoşlanmayan iki kişiden biri gelince ötekinin dışarı çıkışını anlatmak için kullanılır. Ben bu deyimin nereden geldigini araştırıyorum. Ve gerekli cevapları alamadım. Lütfen bana bu konuda yardımcı olun ve deyimin nereden geldigini yani hikayesini bana söyleyin. Şimdiden teşekkür ederim...


  2. 20.Aralık.2009, 14:48
    1
    D3niz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    D3niz
    Misafir



    Mart içeri pire dışarı: Birbirinden hoşlanmayan iki kişiden biri gelince ötekinin dışarı çıkışını anlatmak için kullanılır. Ben bu deyimin nereden geldigini araştırıyorum. Ve gerekli cevapları alamadım. Lütfen bana bu konuda yardımcı olun ve deyimin nereden geldigini yani hikayesini bana söyleyin. Şimdiden teşekkür ederim...


    Benzer Konular

    - Deyimlerin konularına göre sınıflandırılması

    - İlginç Hikayeler - Deyimlerin anlamı hikayeleri

    - Zümer suresi 71. ayet: O küfredenler, bölük halinde cehenneme sürülür. Nihayet oraya geldikleri zama

    - Neml suresi 18. ayet: Nihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalar

    - Deyimlerin Özellikleri

  3. 20.Aralık.2009, 20:09
    2
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Deyimlerin Anlamları Ve Nereden Geldikleri




    Bİr yazı buldum ama bir bakın isterseniz:

    ...

    22.03.2009 Dilhun GÖKÇE

    "Mart içeri pire dışarı"


    Ortalıkta hapşırıklar, tıksırıklar... Herkes hasta; nezle, grip, soğuk algınlığı. Ama hasta olanlara bakıyorum da hiç kimse mutsuz ve umutsuz değil. Çünkü bunu baharın habercisi sayıyorlar. Mevsim değişimlerinde bünyeleri böyle etkileyebiliyor. "Olsun" diyor herkes "Bahar geliyor ya..."

    Hatta geldi bile. Yani dün itibarıyla... Dün Nevruz’du. Güneş koç burcuna girdi, gece ve gündüz eşit oldu ve doğa kıştan kurtulmaya başaladı. Farsça ‘yeni gün’ anlamına gelen Nevruz asırlardan beri kıştan kurtuluşun, bolluk ve berekete kavuşmanın simgesi olarak kutlanıyor.

    Siz aldırmayın Nevruz’a yüklenen ideolojik anlamlara. Nevruz bahar bayramıdır; kırdır, çiçektir, böcektir, iyi dilekler ve temennilerdir. Bütün o hır gürün içinde aslolan unutuluyor.

    Nevruz tarih boyunca bir sürü anlamlar yüklene yüklene bugüne gelmiş: İran mitolojisine göre Tanrı dünyayı ve güneşi 21 Mart günü yaratmış. İran padişahı Kiyumers bugün tahta oturmuş ve bugünü bayram ilan etmiş. İran’da ihtişamın sembolü olan Cemşid de aynı gün tahta oturmuş. Ayrıca Hz. Adem’in 7. torunu olan Cem 21 Mart günü Azerbaycan’a gelmiş ve bugünü bayram ilan etmiş.

    Tüm bunların yanı sıra Nevruz, Hz. Ali’nin doğum günü, Hz. Ali ile Hz. Fatma’nın evlendikleri gün olarak da kabul edilir. Hz. Muhammed’in veda haccı dönüşü Hz. Ali’yi kendine halife tayin ettiği gün olması özelliğini de taşıyan Nevruz, aynı zamanda Türk kavimlerinin Ergenekon’dan ayrılış tarihi, yeni yılın da başlangıcı.

    SULTAN NAVRUZ BİR GÜZEL KIZ

    Gördüğünüz gibi Nevruz'u bir tek kaynağa bağlayarak açıklamak mümkün değil. Ortadoğu’dan Asya'ya kadar geniş bir coğrafyada kutlanan Nevruz, her milletin kendi kültür değerleriyle özdeşleştirilip sembolleştirildiği bir gün olma özelliğini taşıyor.

    Ama esas olan; ‘21 Mart’ın kuzey yarımkürede yaşayanlar için ‘kış bitti bayramı’ olması. Diğerlerinin 21 Mart tarihine denk gelmesinde tesadüflerin büyük rolü olduğunu düşünüyorum.

    Anadolu’da Nevruz-i Sultan, Sultan Nevruz, Navrız, Mart dokuzu da denen Nevruz’a Osmanlı döneminde de büyük önem verilmiş ve padişahlara ‘nevruziye’ denen çiçeklerin açması, ağaçların yeşermesi üzerine yazılmış kasideler sunulurmuş. O dönemlerde sarayın hekimbaşı tarafından hazırlanan çeşitli baharatlardan yapılan macunlardan yiyenlerin bütün yıl hastalanmayacağına inanılırmış. Bugün bu geleneğin uzantısı olarak Manisa’da 21 Mart günü mesir macunu dağıtılıyor.

    Geleneğimizde önemli yeri olan Nevruz kutlamaları her yöreye göre değişim gösterse de ana amaç gelen baharı, yenilenmeyi kutlamak, bereketi kutsamak. Örneğin; Gaziantep ve çevresinde 22 Mart gününe Sultan Navruz adı veriliyor. Halk arasındaki inanca göre Sultan Navruz güzel bir kız ve 21 Mart'ı 22 Mart'a bağlayan gece batıdan doğuya doğru göç ediyor. Bir başka inanca göre ise kuş kılığında uçan bir derviş. Nevruz gecesi Sultan Navruz'ın geçtiği saatte uyanık olanların bütün dileklerinin gerçekleşeceğine inanılıyor.

    MART İPLİĞİ, MART DOKUZU

    Mersin-Silifke bölgesindeki Toros Türkmenleri’nde "Mart ipliği" adı ile bilinen Nevruz'da ağaçlara bez bağlanıyor. Nevruz günü yaylalara çıkılıyor. Yayla evlerinde bulunanlar gelen misafirleri evlerinde ağırlıyorlar. Gelen grup silah atarak gelişlerini bildirirken yayladakilerin başkanı buna bir el silah atarak cevap veriyor. Daha sonraki karşılıklı silahlar atılıyor ve birbirlerine "Nevruzun kutlu, dölünüz hayırlı ve bereketli olsun" temennisinde bulunuyor.

    Edirne'de 22 Mart günü yapılan Sultan Nevruz eğlencelerinde eski hasırlar yakılıp "Mart içeri pire dışarı" diyerek üzerinden atlanıyor. Kırklareli'nde Nevruz "Mart dokuzu" adıyla kutlanmakta olup, o gün halk boyalı yumurtalar börekler, lokma gibi yiyeceklerle kırlara giderek bu yiyecekleri yiyip eğleniyorlar.

    Biraz araştırırsanız yukarıda saydıklarım gibi her yöreye ait farklı bir Nevruz kutlamasıyla karşılaşırsınız. Bu kadar renkli coğrafyanın içinde kısır tartışmalara ve kavgalara girip aslolanı kaçırmak ne kötü... Siz Nevruz’u bildiğinizce kutlayın bugün; ister yumurta boyayın, ister ateşin üzerinden atlayın... Baharın gelişini kutlamayacaksak, kırlardaki papatyalar gibi içimizde çiçekler açmayacak, kuşlar havalanmayacaksa, ne anlamı var olan bitenin? Unutmayın doğa hiçbir şey dinlemeden döngüsünü sürdürüyor. Biz sadece ona uyum gösterelim yeter!


  4. 20.Aralık.2009, 20:09
    2
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥



    Bİr yazı buldum ama bir bakın isterseniz:

    ...

    22.03.2009 Dilhun GÖKÇE

    "Mart içeri pire dışarı"


    Ortalıkta hapşırıklar, tıksırıklar... Herkes hasta; nezle, grip, soğuk algınlığı. Ama hasta olanlara bakıyorum da hiç kimse mutsuz ve umutsuz değil. Çünkü bunu baharın habercisi sayıyorlar. Mevsim değişimlerinde bünyeleri böyle etkileyebiliyor. "Olsun" diyor herkes "Bahar geliyor ya..."

    Hatta geldi bile. Yani dün itibarıyla... Dün Nevruz’du. Güneş koç burcuna girdi, gece ve gündüz eşit oldu ve doğa kıştan kurtulmaya başaladı. Farsça ‘yeni gün’ anlamına gelen Nevruz asırlardan beri kıştan kurtuluşun, bolluk ve berekete kavuşmanın simgesi olarak kutlanıyor.

    Siz aldırmayın Nevruz’a yüklenen ideolojik anlamlara. Nevruz bahar bayramıdır; kırdır, çiçektir, böcektir, iyi dilekler ve temennilerdir. Bütün o hır gürün içinde aslolan unutuluyor.

    Nevruz tarih boyunca bir sürü anlamlar yüklene yüklene bugüne gelmiş: İran mitolojisine göre Tanrı dünyayı ve güneşi 21 Mart günü yaratmış. İran padişahı Kiyumers bugün tahta oturmuş ve bugünü bayram ilan etmiş. İran’da ihtişamın sembolü olan Cemşid de aynı gün tahta oturmuş. Ayrıca Hz. Adem’in 7. torunu olan Cem 21 Mart günü Azerbaycan’a gelmiş ve bugünü bayram ilan etmiş.

    Tüm bunların yanı sıra Nevruz, Hz. Ali’nin doğum günü, Hz. Ali ile Hz. Fatma’nın evlendikleri gün olarak da kabul edilir. Hz. Muhammed’in veda haccı dönüşü Hz. Ali’yi kendine halife tayin ettiği gün olması özelliğini de taşıyan Nevruz, aynı zamanda Türk kavimlerinin Ergenekon’dan ayrılış tarihi, yeni yılın da başlangıcı.

    SULTAN NAVRUZ BİR GÜZEL KIZ

    Gördüğünüz gibi Nevruz'u bir tek kaynağa bağlayarak açıklamak mümkün değil. Ortadoğu’dan Asya'ya kadar geniş bir coğrafyada kutlanan Nevruz, her milletin kendi kültür değerleriyle özdeşleştirilip sembolleştirildiği bir gün olma özelliğini taşıyor.

    Ama esas olan; ‘21 Mart’ın kuzey yarımkürede yaşayanlar için ‘kış bitti bayramı’ olması. Diğerlerinin 21 Mart tarihine denk gelmesinde tesadüflerin büyük rolü olduğunu düşünüyorum.

    Anadolu’da Nevruz-i Sultan, Sultan Nevruz, Navrız, Mart dokuzu da denen Nevruz’a Osmanlı döneminde de büyük önem verilmiş ve padişahlara ‘nevruziye’ denen çiçeklerin açması, ağaçların yeşermesi üzerine yazılmış kasideler sunulurmuş. O dönemlerde sarayın hekimbaşı tarafından hazırlanan çeşitli baharatlardan yapılan macunlardan yiyenlerin bütün yıl hastalanmayacağına inanılırmış. Bugün bu geleneğin uzantısı olarak Manisa’da 21 Mart günü mesir macunu dağıtılıyor.

    Geleneğimizde önemli yeri olan Nevruz kutlamaları her yöreye göre değişim gösterse de ana amaç gelen baharı, yenilenmeyi kutlamak, bereketi kutsamak. Örneğin; Gaziantep ve çevresinde 22 Mart gününe Sultan Navruz adı veriliyor. Halk arasındaki inanca göre Sultan Navruz güzel bir kız ve 21 Mart'ı 22 Mart'a bağlayan gece batıdan doğuya doğru göç ediyor. Bir başka inanca göre ise kuş kılığında uçan bir derviş. Nevruz gecesi Sultan Navruz'ın geçtiği saatte uyanık olanların bütün dileklerinin gerçekleşeceğine inanılıyor.

    MART İPLİĞİ, MART DOKUZU

    Mersin-Silifke bölgesindeki Toros Türkmenleri’nde "Mart ipliği" adı ile bilinen Nevruz'da ağaçlara bez bağlanıyor. Nevruz günü yaylalara çıkılıyor. Yayla evlerinde bulunanlar gelen misafirleri evlerinde ağırlıyorlar. Gelen grup silah atarak gelişlerini bildirirken yayladakilerin başkanı buna bir el silah atarak cevap veriyor. Daha sonraki karşılıklı silahlar atılıyor ve birbirlerine "Nevruzun kutlu, dölünüz hayırlı ve bereketli olsun" temennisinde bulunuyor.

    Edirne'de 22 Mart günü yapılan Sultan Nevruz eğlencelerinde eski hasırlar yakılıp "Mart içeri pire dışarı" diyerek üzerinden atlanıyor. Kırklareli'nde Nevruz "Mart dokuzu" adıyla kutlanmakta olup, o gün halk boyalı yumurtalar börekler, lokma gibi yiyeceklerle kırlara giderek bu yiyecekleri yiyip eğleniyorlar.

    Biraz araştırırsanız yukarıda saydıklarım gibi her yöreye ait farklı bir Nevruz kutlamasıyla karşılaşırsınız. Bu kadar renkli coğrafyanın içinde kısır tartışmalara ve kavgalara girip aslolanı kaçırmak ne kötü... Siz Nevruz’u bildiğinizce kutlayın bugün; ister yumurta boyayın, ister ateşin üzerinden atlayın... Baharın gelişini kutlamayacaksak, kırlardaki papatyalar gibi içimizde çiçekler açmayacak, kuşlar havalanmayacaksa, ne anlamı var olan bitenin? Unutmayın doğa hiçbir şey dinlemeden döngüsünü sürdürüyor. Biz sadece ona uyum gösterelim yeter!


  5. 20.Aralık.2009, 20:29
    3
    bureyde07
    GARİP AŞIK

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2009
    Üye No: 67695
    Mesaj Sayısı: 117
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 31

    --->: Deyimlerin Anlamları Ve Nereden Geldikleri

    teşekkürler. çok faydalı . geresi gelecek mi?


  6. 20.Aralık.2009, 20:29
    3
    GARİP AŞIK
    teşekkürler. çok faydalı . geresi gelecek mi?


  7. 20.Aralık.2009, 21:22
    4
    serhatgülü
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Kasım.2009
    Üye No: 64728
    Mesaj Sayısı: 7
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 62

    --->: Deyimlerin Anlamları Ve Nereden Geldikleri

    Nevruzun sadece birilerinin veya sadece bizim olmadığını öğrendiğim gibi ideolojik bir saplantının mahsulü olmadığı da gün ortaya çıkmış oldu.


  8. 20.Aralık.2009, 21:22
    4
    Nevruzun sadece birilerinin veya sadece bizim olmadığını öğrendiğim gibi ideolojik bir saplantının mahsulü olmadığı da gün ortaya çıkmış oldu.


  9. 20.Aralık.2009, 21:29
    5
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Deyimlerin Anlamları Ve Nereden Geldikleri

    Alıntı
    Nevruzun sadece birilerinin veya sadece bizim olmadığını öğrendiğim gibi ideolojik bir saplantının mahsulü olmadığı da gün ortaya çıkmış oldu.
    konuyla alakası nedir yazdıklarınızın??


  10. 20.Aralık.2009, 21:29
    5
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
    Alıntı
    Nevruzun sadece birilerinin veya sadece bizim olmadığını öğrendiğim gibi ideolojik bir saplantının mahsulü olmadığı da gün ortaya çıkmış oldu.
    konuyla alakası nedir yazdıklarınızın??


  11. 29.Ocak.2012, 14:40
    6
    Misafir

    Cevap: Deyimlerin Anlamları Ve Nereden Geldikleri

    AyıkLa PirinCin TaŞını
    ‎(Bir zorluğu çözümlerken, bir engeli ortadan kaldırmaya çalışırken bazen hiç be...klenmedik sürpriz olaylar çıkar ve daha büyük engeller karşınıza dikilir. Böyle durumlarda bu deyim kullanılır.)

    Deyimin öyküsü Osmanlı tarihine dayanır. Yavuz Sultan Selimin Yemeni Osmanlı topraklarına katmasından bir süre sonra Yemende isyan çıkmış, uzun uğraşmalar sonunda Yemen Fatihi Sinan Paşa duruma hakim olmuş; Yemen bundan sonra 400 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmıştı.

    Söylentiye göre Sinan Paşanın askerleri bir gün çölde konaklamış. Yemek pişirmek üzere hasır torbalar içindeki mısır pirinçlerini yere serdikleri büyük bir çadırın üstüne dökmüş ve taşlarını ayıklamaya başlamışlar.

    Bu sırada bir fırtına çıkmış ve rüzgarın savurduğu bir kum bulutu pirinçlerin üstüne inerek, ufak bir tümsek halinde yığılmış.

    Kumların altında kalan pirinçlere bakakalan yeniçeriler arasından şakacı bir asker, arkadaşlarına:

    -Biz Allah'ın nimetini taşlı diye beğenmiyorduk, bizim gibi günahkar kullara üç beş taş az bile gelir. Asıl şimdi ayıklayın bakalım pirincin taşını. Ulu Rabb'imiz, Kabe'ye hücum eden fil sahiplerinin başına ebabil kuşlarından taş yağdırmıştı. Bizim başımıza da daha büyük taş yağdırmadan hemen tövbe edelim, diyerek arkadaşlarını güldürmüş.


  12. 29.Ocak.2012, 14:40
    6
    kerdelen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    kerdelen
    Misafir
    AyıkLa PirinCin TaŞını
    ‎(Bir zorluğu çözümlerken, bir engeli ortadan kaldırmaya çalışırken bazen hiç be...klenmedik sürpriz olaylar çıkar ve daha büyük engeller karşınıza dikilir. Böyle durumlarda bu deyim kullanılır.)

    Deyimin öyküsü Osmanlı tarihine dayanır. Yavuz Sultan Selimin Yemeni Osmanlı topraklarına katmasından bir süre sonra Yemende isyan çıkmış, uzun uğraşmalar sonunda Yemen Fatihi Sinan Paşa duruma hakim olmuş; Yemen bundan sonra 400 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmıştı.

    Söylentiye göre Sinan Paşanın askerleri bir gün çölde konaklamış. Yemek pişirmek üzere hasır torbalar içindeki mısır pirinçlerini yere serdikleri büyük bir çadırın üstüne dökmüş ve taşlarını ayıklamaya başlamışlar.

    Bu sırada bir fırtına çıkmış ve rüzgarın savurduğu bir kum bulutu pirinçlerin üstüne inerek, ufak bir tümsek halinde yığılmış.

    Kumların altında kalan pirinçlere bakakalan yeniçeriler arasından şakacı bir asker, arkadaşlarına:

    -Biz Allah'ın nimetini taşlı diye beğenmiyorduk, bizim gibi günahkar kullara üç beş taş az bile gelir. Asıl şimdi ayıklayın bakalım pirincin taşını. Ulu Rabb'imiz, Kabe'ye hücum eden fil sahiplerinin başına ebabil kuşlarından taş yağdırmıştı. Bizim başımıza da daha büyük taş yağdırmadan hemen tövbe edelim, diyerek arkadaşlarını güldürmüş.





+ Yorum Gönder