Konusunu Oylayın.: İslamda Veraset ve Miras

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslamda Veraset ve Miras
  1. 19.Aralık.2009, 16:12
    1
    Misafir

    İslamda Veraset ve Miras






    İslamda Veraset ve Miras Mumsema İslamda Veraset ve Miras


  2. 19.Aralık.2009, 16:12
    1
    envensebugs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    envensebugs
    Misafir
  3. 10.Kasım.2013, 19:41
    2
    Ebu Ducane
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2008
    Üye No: 8931
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: İslamda Veraset ve Miras




    İSLAMDA VERASET
    (FERAİZ)

    Miras ve İntikal: İslam'ın kendine mahsus bir veraset ve intikal usulü vardır. Hisseler bellidir. Murisin, mirasçı. nasbı veya miras hakkından mahrum etme salahiyeti yoktur. Ve*raset sebebi:Kan hısımlığı (nesep), Nikâh, Vela olmak üzere üçtür.

    Ölen kimsenin geriye kalan malına Tereke denir. Buna sıra ile dört hak taalluk eder:
    1- Ölünün defin masrafları (Techiz’ü tekfin),
    2- Borçlarının ödenmesi (Kaza'yı Düyun),
    3- Vasiyetlerinin yerine getirilmesi (Tenfizi Vesaya).
    4- Mirasçılar arasında taksim yapılması (Taksimbeyne'l-verese).
    Evvela ölüye karşı son vazife yapılır. Kefen ve defin mas*rafları verilir, ebedi meskenine yerleştirilir. Kefen ve defin masrafları zaruridir. Elbise yerinedir. Kefenin ekalli ölünün bütün bedenini örten bir bezden ibarettir. Normali ise: Erkek için 3, kadın için 5 kat bezdir. Memleketimizde adet olduğu üzere devir ve ıskat namı altında ölü adına para ver*mek mecburiyeti yoktur.
    Sonra, ölünün mutlak borçları verilir. Sağlamken yaptığı borçlar, hastalık halinde yaptığı borçlara tercih olunur. Ölü*nün müeccel olan borçları, ölümle muacceli yet kazanır. Zekât borcu ölümle sakıt olur. Terekeye intikal etmez. Ancak vasiyyet ederse verilmesi lazımdır. Terike borçları karşılıyorsa alacaklılar hisselerini alırlar. Eğer borçları kar*şılamıyorsa o zaman alacaklılara nisbette hisse verilir. Kalan borçları sakıttır, mirasçılar. Kendi mallarından öderneğe mec*bur tutulamaz. Ancak kendi arzuları ile ölene hürmeten te*berru' suretiyle öderler.
    Sıhhat halinde yaptığı borçlar, ya beyyine ile veya ölenin sıhhat halindeki ikrarıyla sabittir. Bunlar sağlam borçlardır. Kimse itiraz edemez. Çünkü sağlığında her tasarrufu muteberdir. Behemehal ödenmesi gerekir. Kefalet dahi asıl borçlardandır. Ölüm hastalığında yaptığı borçlar ikinci de*recede kalır. Sıhhat halindeki borçları, bunlara takdim edilir. Bundan başka borçlular arasında bir tercih yapılmaz. Vedialar sahiplerine iade olunur. Terekeye katılamaz. Baş*kasının hakkı taalluk eden bir ayni, eşya varsa o hak ifa edil*medikçe o mal terekeye sokulamaz. Hatta Techiz ve tekfin için de sarf olunamaz: Mesela rehin verdiği mal böyledir

    Ölen kimse, mirasçılardan birini mirastan mahrum bı*rakamaz. Hayatında sıhhat halinde malında dilediği gibi ta*sarruf hakkı olduğundan hepsini bağışlayabilir. Ölüm has*talığındaki vasiyeti ise 1/3'den muteberdir. Sağlığında malının oğullarından birine verebilir, ancak bu diğerlerine haksızlık olduğundan iyi bir şey olmaz.
    Borçlar ödendikten sonra, ölenin vasiyeti varsa, onu ye*rine getirrneğe sıra gelir. Mirasçılardan başkasına yapılan vasiyyet 1/3'ini aşamaz. Çünkü terekeye artık mirasçıların hakkı taalluk etmiştir. Mirasçı olana ise vasiyet caiz değildir. Çünkü miras hissesiyle o maldan hakkını almaktadır. Ancak diğer mirasçıların rızasıyla, vasiyetin miktarı ne olur*sa olsun, verebilir. Bu, onların bir teberru’u olur.
    Miras hukuku milk mallarda caridir. Miri arazide, tahsisat nevinden olan vakıf arazide, icareteyenli musakka tat ve müstegallat'ta miras hükümleri uygulanmaz. Miri arazi, adi intikal usulüyle mirasçılara geçer. Bunlar Arazi Kanununun hükümlerine göre mirasçılara verilir. Mesela oğlan, kız mü*savi hisse alır, dede mahrumu dahi hisse sahibidir.
    Miras hukukuna dâhil milk olan mallar: Sahipleri bu*lunan hakiki şahısların elinde milk olarak tasarruf edilen toprak, akar, para, eşya hayvan gibi ayni mallardır. Bunlar muristen irs yoluyla varislere intikal eder. Hakların ise bazısı mirasçılara intikal eder, bazısı etmez. Mesela rehini elde tutma, vasıf, ayın ve ayıp muhayyerliği intikal eder. İcar, ariyet, vedia, kefalet, hibeden rücu', şuf’a, şart ve rüyet muhayyerliği hakları intikal etmez. Bunlar ölüm*le bozulur, sona erer.

    İrs sebepleri, kan hısımlığı (neseb), nikâh, vela' olmak Üzere üçtür demiştik. Bunlardan:

    1- Neseb akrabalığı üçe ayrılır:

    a) Ashabı-ı feraiz,
    b) Asabe,
    c) Zevi'l-erham.

    2- Nikâh’a gelince, mücerred nikâh akdiyle irsiyet ta*hakkuk eder, evlenme birliği kurulur.

    3- Azadlılık ve muvalat (dostluk akdinden) doğan mi*rasçılığa vela denir.
    Bir kimsede iki sebep bir arada toplanabilir. Yani iki yön*den mirasçı olabilir. Mesela: Bir kimse amcasının kızı ile ev*lense, kız öldüğünde başka mirasçı da kalmasa, ölenin ko*cası sıfatıyla malın yarısını alır. Başka mirasçı bulunmadığına göre asabe sıfatıyla de kalan yarıyı alır.
    Mirasçı olmak ölüm halinde tahakkuk eder. Ölüm, ya ha*kiki olur veya hükmi olur. Mefkud hükmen ölüdür. Hâkim mefkudun ölümüne hükmettiği tarihteki mirasçılar miras alır. Bundan önce ölenler alamaz. Mefkud mem*leketinden ayrılmış olduğundan sağ mı ölü mü olduğu bilinmeyen kimsedir. Kendi malı hakkında sağdır, baş*kası hakkında ölüdür, mirasçı olamaz. Hâkim onun mallarını idare edecek, işlerine bakacak bir kayyım tayin eder. Ha*nefiyyeye göre 90 yaşına basıncaya kadar beklenir, ondan sonra hâkim ölümle hükmeder. Mirası taksim edilir. İmam Malike göre kaybolduktan sonra dört sene beklenir. Ondan sonra hâkim karısının müracaatı üzerine nikâhı fesheder, daha fazla bekletmekte kadına zarar vardır.

    Mirasçı olabilmek için üç şart aranır.

    1- Murisin ölmesi,
    2- Varisin hayatta olması,
    3- Mirasçı olma cihetinin bilinmesi,
    Buna binaen murisin ölümü anında hayatta olmayanlar miras alamaz. Ancak ana karnındaki çocuk (cenin) takdiren hayatta sayılır, sağ olarak doğduğu takdirde mirasçı olur. Onun hissesi mahfuz tutulur. Bunu yaparken bir erkek ile bir kız hissesinden hangisi ziyade ise o kadar hıfzedilir. Bir çocuğun mirasçı olabilmesi için, gebelik müddeti içinde doğması şarttır. Fasid nikâh’ta, karı-koca birbirine mirasçı olamazsa da, doğan çocuğun nesebi o kocadan sabittir. Mirasçı olur.



    MEVANİ-İ İRS= MİRASÇI OLMAYA MANİ HALLER

    Mirastan mahrum bırakıcı bazı sebepler vardır. Haddizatında mirasçı olacak durumda bulunan kimse, bazı sebepler yüzünden mirastan mahrum edilir. Bunlara mevani-i irs denir ki, başlıcaları şunlardır:

    1- Rıkk yani kölelik,
    2- Katl
    3- Din Ayrılığı,
    4- Dar ihtilafı,

    1- Kölelik mirasçı olmağa manidir. Köle olan birisi, hür olanın malında hak sahibi olamaz. Onun temellük hakkı yoktur. Elinde bulunan malların hepsi efendisinindir. İrsen kendisine intikal edenlerde efendisinin olacağından irs se*bebi bulunmadan bir yabancı, yani efendisi, ölüye mirasçı olmuş olur ki, bu caiz değildir.

    2- Murisini katleden kimse ona mirasçı olamaz. Bir şeye vaktinden evvel istical eden mahrumiyetle muateb olur. Mi*rasa konmak için öldürmüş olmak muhtemeldir. Amden yani kasden katil gibi şibh-i amd denen sopa vurarak, katil, ava atıp hata en katil, damdan üzerine düşerek hata mec*rasına giren katil, bunların dördü de mirastan mahrum eder. Karısını veya mahremlerinden birini zina suçundan dolayı öldürmek mirasa mani değildir. Aile şerefini temizleme bir mazerettir. Keza kendisine hücum edildiğinde nefsini müdafaa için öldürmek de böyledir, nefis müdafaası meşru' bir haktır.
    Kısas veya kefaret cezasını gerektiren adam öldürme işi. Buda varis olmaya engel teşkil eder. Yakın bir akrabasını öldüren kimse, öldürdüğü adamın yegâne varisi dahi olsa, onun malından hak alamaz.(İslam ilmihali Fikri Yavuz sh. 562)
    (Katl hali) : Katl de irse manidir. Şöyle ki: bir kimse kendi karibini katl etse anın irsinden mahrum kalır. Katl, gerek amd veya şibih amd tarikiyle olsun ve gerek hata veya hata mecrasına cari bir katl suretiyle olsun. Fakat tesebbüben vaki olan katl irse mani değildir.
    Mesela: Bir kimsenin tariki a’mda veliyyül emrin izni olmaksızın biriktirmiş olduğu taşlar, keresteler üzerine akrabasından biri düşerek telef olsa irsinden mahrumiyeti intaç etmez. Çünkü mütesebbiben katil, hakikaten katil değildir. Muini katil de katil hükmündedir.
    Mamafih bir katlin mirası mani olması için gayri meşru surette vukuu ve ikrahı muteberden hali bulunması. katilinda akil ve baliğ olması şarttır. Bina’en aleyh müdafaai meşrua ve ikrahı mülci halindeki katl irse mani olmadığı gibi çocukların, mecnunların, matuhların yaptıkları katiller de varis olmasına mani olmaz. Kezalik katil maktulden evvel vefat ederse katl hadisesi maktulün katile varis olmasına mani olmaz. Cinayet bahsinede müracaat. (Hukuku İslamiye cilt 5 sh. 224 vd.
    Kısası veya kefareti gerektiren katl mirasa mani değildir. Bunlardan birincisi, Amden öldürmektedir. O da maktulü kesici bir alet veya organları parçalamada onun yerine geçen bir şey ile, kasden vurarak öldürmektir.
    İkincisi ise üç kısımdır. Bunlar: Şibh-i amd. Sopa gibi, çoğunlukla öldürmeyen bir şey ile ölümünü kastederek vurmaktır. Hata’ en öldürmektir: bir ava silah atıp bir insana isabet edip öldürmesi gibi olan öldürme veya uykudaki bir kimsenin bir şahıs üzerine yuvarlanarak onu öldürmesi yâda bir kişinin üzerine damdan düşerek öldürmesi gibidir. Amden öldürmenin yerine geçer. Demek ki sebebiyet vererek bu hükmün haricindedir. Zira sebep olarak öldürmek, kısas veya kefareti icap ettirmez. Mesela birisi yola balkon çıkarsa veya kuyu kazsa yâda bir taş koysa ve bu yüzden de murisi ölse yahut bir hayvanı sürse veya çekse de, o hayvan murisini çiğnese, murisini kısasen veya recmen yahut ta kendisini müdafaa etmek için öldürse, murisini kendi evinde öldürülmüş olarak bulsa, kendisi adil bir hükümdar muriside baği olsa ve onu öldürse, eğer (ben onu haklı olduğum halde öldürdüm ve şu anda da haklıyım) dese öldüren mirasçı olur.
    Çocuğun ve delinin, bizzat kendilerinin öldürmeleri de mirasa mani değildir. Çünkü bunların öldürülmeleri ne kisası ne de kefareti gerektirir. Havi’l -Zahidi de de remizli olarak şöyle denilmiştir. “Koca, zinadan dolayı karısını veya kadın mahremlerinden bir akrabasını öldürse, bize göre ondan miras alır. Şafii ise aksi görüştedir. Yani zinanın tahakkuku ile. Ama memleketimizde köylerdeki çiftçiler arasında olduğu gibi yalnız zina ithamı ile öldürürse varis olamaz. Bunu bil
    Eğer katil maktulden evvel ölürse yani yatağa düşecek şekilde yaralasa ve katil ondan evvel ölse maktul icma ile ondan miras alır. İbni Abidin cilt 17 sh. 341-342.
    3- Din ayrılığı irse manidir. Müslüman olan, Müslüman olmayana, Müslüman olmayan da Müslüman olana mirasçı olamaz. Ashab dan Muaz b. Cebel ile Muaviye'ye göre Müslü*man, Müslüman olmayana mirasçıdır. Fakat mezhep imamlarına göre mirasçı olamaz. Bir kitabiye ile evli olan Müslüman öldüğünde karısı mirasçı olamaz. Doğan ço*cuklar Müslüman olacağından onlar babalarına mi*rasçıdırlar. Fakat analarına mirasçı olmazlar. İrtidad eden veya ecnebi memlekette iltica ederek buna hüküm sadır olan kimsenin, Müslüman iken kazandığı malı Müslüman olan mirasçılarına intikal eder. Kitabiler ile gayr-i kitabiler arasında miras cereyan eder. Mecusi Yahudi ye, Hıristiyan Mecusıye mirasçı olur. Ehl-i kıble hepsi birbirine mirasçıdırMezhep ayrılığı ise irse mani değildir.

    4- Dar (Vatan Ayrılığı): Başka, başka devlet tebaasında olanlar arasında veraset cereyan etmez, çünkü bunların ara*sında ismet ve vela' kesilmiştir. Varis, murisin malında mülk 'e tasarruf cihetiyle halef olur. Bu ise mal ismetine bağlıdır. Bu hal, iki devletin harb halinde olmaları itibariyledir. Harb zamanında ne can, ne mal ismeti vardır. İki devlet arasında muahede, yardımlaşma varsa o zaman tebaaları arasında miras cereyan eder. Dar-ı İslam'da yaşayan bir zimmî, dar-ı harb de, yani İslamlarla harb halinde bulunan bir mem*lekette yaşayan akrabasından ne miras alır, ne de verir.
    İslam'ın ilk devirlerinde İslam diyarının çevresindekiler onunla harb halinde idiler. Harb halinde olan bir ülkenin teb'asiyle arada miras alıp vermek olamazdı. Bunlar ona göredir.
    Müslümanlar arasında vatan ayrılığı yoktur. Müs*lümanların arasında din birliği vardır. İsmet devam eder. Tabiiyet ayrılığı mirasa mini olamaz. Dar-ı harb de bulunan Müslüman ile İslam teb'asında olan Müslüman birbirine mi*rasçı olur. Esir olan Müslüman nerede olursa olsun, hem varis, hem muris olur. Esaret veraset ismetini bozamaz.

    Şafii ye göre vatan ayrılığı asla mani-i irs değildir.

    Bunlardan başka, ölüm tarihinin meçhul olması da mirasa manidir. Mesela bir yangında ev içinde yananlardan, enkaz altında kalanlardan, batan gemide boğulanlardan, harb meydanında ölenlerden (Harka, hedma, garka ve katla) hangisinin önce öldüğü bilinmeyeceğinden bun*lar, birbirine mirasçı yapılamaz, malları geride kalan kendi mirasçılarına verilir. İrtidad etme, lian yapma, varisin meçhul olması da irse manidir. Bir cami avlusuna bıraktığı çocuğunu, ertesi günü almağa gitse, oraya bırakılmış başka çocuk da olsa ve hangisinin kendi çocuğu olduğunu bil*mese, irs cereyan etmez. Şarkta ve garpta aynı tarihte ölen*lerden garpta ölen daha geç ölmüş olacağından, şarkta ölene mirasçı olur.

    Hacb: Bir kimse mirasçı olacak durumda olduğu halde, başka bir kimsenin bulunması yüzünden mirastan kısmen veya tamamen mahrum kalmasıdır.

    Hacb: Hacb-ı noksan ve hacb-i hırman diye ikiye ay*rılır. Yani kısmen veya tamamen mahrum bırakır.

    Karı, koca, ana, nine, baba bir kız kardeş hacb-i noksana maruzdurlar. Koca ile karıdan biri çocuksuz ölürse koca 1/2, Karı, 1/4 hisse alırlar. Çocuk varsa kocanın hissesi, 1/4, ka*rının hissesi 1/8 olur. Çocuk yokken ana 1/3, çocuk varken 1/6 alır. Bunlar hacb-i noksan'dır. Hacb-i hırmanda ise varis mirastan büsbütün mahrum kalır, baba, ana, oğul, kız ve karı ile kocadan maada bütün mirasçılar bu türlü hacbe maruzdurlar.

    Bu altısı asla mahrum kalmazlar. Baba varken dede, ana varken nine, oğul varken torunlar (1) mirasçı ola*madıklarından hacb-i hırmana uğrarlar. Hacibde derece yakınlığına ve derecenin kuvvetine bakılır.

    (1) Dede mahrumu olma, bundan doğuyor



  4. 10.Kasım.2013, 19:41
    2
    Devamlı Üye



    İSLAMDA VERASET
    (FERAİZ)

    Miras ve İntikal: İslam'ın kendine mahsus bir veraset ve intikal usulü vardır. Hisseler bellidir. Murisin, mirasçı. nasbı veya miras hakkından mahrum etme salahiyeti yoktur. Ve*raset sebebi:Kan hısımlığı (nesep), Nikâh, Vela olmak üzere üçtür.

    Ölen kimsenin geriye kalan malına Tereke denir. Buna sıra ile dört hak taalluk eder:
    1- Ölünün defin masrafları (Techiz’ü tekfin),
    2- Borçlarının ödenmesi (Kaza'yı Düyun),
    3- Vasiyetlerinin yerine getirilmesi (Tenfizi Vesaya).
    4- Mirasçılar arasında taksim yapılması (Taksimbeyne'l-verese).
    Evvela ölüye karşı son vazife yapılır. Kefen ve defin mas*rafları verilir, ebedi meskenine yerleştirilir. Kefen ve defin masrafları zaruridir. Elbise yerinedir. Kefenin ekalli ölünün bütün bedenini örten bir bezden ibarettir. Normali ise: Erkek için 3, kadın için 5 kat bezdir. Memleketimizde adet olduğu üzere devir ve ıskat namı altında ölü adına para ver*mek mecburiyeti yoktur.
    Sonra, ölünün mutlak borçları verilir. Sağlamken yaptığı borçlar, hastalık halinde yaptığı borçlara tercih olunur. Ölü*nün müeccel olan borçları, ölümle muacceli yet kazanır. Zekât borcu ölümle sakıt olur. Terekeye intikal etmez. Ancak vasiyyet ederse verilmesi lazımdır. Terike borçları karşılıyorsa alacaklılar hisselerini alırlar. Eğer borçları kar*şılamıyorsa o zaman alacaklılara nisbette hisse verilir. Kalan borçları sakıttır, mirasçılar. Kendi mallarından öderneğe mec*bur tutulamaz. Ancak kendi arzuları ile ölene hürmeten te*berru' suretiyle öderler.
    Sıhhat halinde yaptığı borçlar, ya beyyine ile veya ölenin sıhhat halindeki ikrarıyla sabittir. Bunlar sağlam borçlardır. Kimse itiraz edemez. Çünkü sağlığında her tasarrufu muteberdir. Behemehal ödenmesi gerekir. Kefalet dahi asıl borçlardandır. Ölüm hastalığında yaptığı borçlar ikinci de*recede kalır. Sıhhat halindeki borçları, bunlara takdim edilir. Bundan başka borçlular arasında bir tercih yapılmaz. Vedialar sahiplerine iade olunur. Terekeye katılamaz. Baş*kasının hakkı taalluk eden bir ayni, eşya varsa o hak ifa edil*medikçe o mal terekeye sokulamaz. Hatta Techiz ve tekfin için de sarf olunamaz: Mesela rehin verdiği mal böyledir

    Ölen kimse, mirasçılardan birini mirastan mahrum bı*rakamaz. Hayatında sıhhat halinde malında dilediği gibi ta*sarruf hakkı olduğundan hepsini bağışlayabilir. Ölüm has*talığındaki vasiyeti ise 1/3'den muteberdir. Sağlığında malının oğullarından birine verebilir, ancak bu diğerlerine haksızlık olduğundan iyi bir şey olmaz.
    Borçlar ödendikten sonra, ölenin vasiyeti varsa, onu ye*rine getirrneğe sıra gelir. Mirasçılardan başkasına yapılan vasiyyet 1/3'ini aşamaz. Çünkü terekeye artık mirasçıların hakkı taalluk etmiştir. Mirasçı olana ise vasiyet caiz değildir. Çünkü miras hissesiyle o maldan hakkını almaktadır. Ancak diğer mirasçıların rızasıyla, vasiyetin miktarı ne olur*sa olsun, verebilir. Bu, onların bir teberru’u olur.
    Miras hukuku milk mallarda caridir. Miri arazide, tahsisat nevinden olan vakıf arazide, icareteyenli musakka tat ve müstegallat'ta miras hükümleri uygulanmaz. Miri arazi, adi intikal usulüyle mirasçılara geçer. Bunlar Arazi Kanununun hükümlerine göre mirasçılara verilir. Mesela oğlan, kız mü*savi hisse alır, dede mahrumu dahi hisse sahibidir.
    Miras hukukuna dâhil milk olan mallar: Sahipleri bu*lunan hakiki şahısların elinde milk olarak tasarruf edilen toprak, akar, para, eşya hayvan gibi ayni mallardır. Bunlar muristen irs yoluyla varislere intikal eder. Hakların ise bazısı mirasçılara intikal eder, bazısı etmez. Mesela rehini elde tutma, vasıf, ayın ve ayıp muhayyerliği intikal eder. İcar, ariyet, vedia, kefalet, hibeden rücu', şuf’a, şart ve rüyet muhayyerliği hakları intikal etmez. Bunlar ölüm*le bozulur, sona erer.

    İrs sebepleri, kan hısımlığı (neseb), nikâh, vela' olmak Üzere üçtür demiştik. Bunlardan:

    1- Neseb akrabalığı üçe ayrılır:

    a) Ashabı-ı feraiz,
    b) Asabe,
    c) Zevi'l-erham.

    2- Nikâh’a gelince, mücerred nikâh akdiyle irsiyet ta*hakkuk eder, evlenme birliği kurulur.

    3- Azadlılık ve muvalat (dostluk akdinden) doğan mi*rasçılığa vela denir.
    Bir kimsede iki sebep bir arada toplanabilir. Yani iki yön*den mirasçı olabilir. Mesela: Bir kimse amcasının kızı ile ev*lense, kız öldüğünde başka mirasçı da kalmasa, ölenin ko*cası sıfatıyla malın yarısını alır. Başka mirasçı bulunmadığına göre asabe sıfatıyla de kalan yarıyı alır.
    Mirasçı olmak ölüm halinde tahakkuk eder. Ölüm, ya ha*kiki olur veya hükmi olur. Mefkud hükmen ölüdür. Hâkim mefkudun ölümüne hükmettiği tarihteki mirasçılar miras alır. Bundan önce ölenler alamaz. Mefkud mem*leketinden ayrılmış olduğundan sağ mı ölü mü olduğu bilinmeyen kimsedir. Kendi malı hakkında sağdır, baş*kası hakkında ölüdür, mirasçı olamaz. Hâkim onun mallarını idare edecek, işlerine bakacak bir kayyım tayin eder. Ha*nefiyyeye göre 90 yaşına basıncaya kadar beklenir, ondan sonra hâkim ölümle hükmeder. Mirası taksim edilir. İmam Malike göre kaybolduktan sonra dört sene beklenir. Ondan sonra hâkim karısının müracaatı üzerine nikâhı fesheder, daha fazla bekletmekte kadına zarar vardır.

    Mirasçı olabilmek için üç şart aranır.

    1- Murisin ölmesi,
    2- Varisin hayatta olması,
    3- Mirasçı olma cihetinin bilinmesi,
    Buna binaen murisin ölümü anında hayatta olmayanlar miras alamaz. Ancak ana karnındaki çocuk (cenin) takdiren hayatta sayılır, sağ olarak doğduğu takdirde mirasçı olur. Onun hissesi mahfuz tutulur. Bunu yaparken bir erkek ile bir kız hissesinden hangisi ziyade ise o kadar hıfzedilir. Bir çocuğun mirasçı olabilmesi için, gebelik müddeti içinde doğması şarttır. Fasid nikâh’ta, karı-koca birbirine mirasçı olamazsa da, doğan çocuğun nesebi o kocadan sabittir. Mirasçı olur.



    MEVANİ-İ İRS= MİRASÇI OLMAYA MANİ HALLER

    Mirastan mahrum bırakıcı bazı sebepler vardır. Haddizatında mirasçı olacak durumda bulunan kimse, bazı sebepler yüzünden mirastan mahrum edilir. Bunlara mevani-i irs denir ki, başlıcaları şunlardır:

    1- Rıkk yani kölelik,
    2- Katl
    3- Din Ayrılığı,
    4- Dar ihtilafı,

    1- Kölelik mirasçı olmağa manidir. Köle olan birisi, hür olanın malında hak sahibi olamaz. Onun temellük hakkı yoktur. Elinde bulunan malların hepsi efendisinindir. İrsen kendisine intikal edenlerde efendisinin olacağından irs se*bebi bulunmadan bir yabancı, yani efendisi, ölüye mirasçı olmuş olur ki, bu caiz değildir.

    2- Murisini katleden kimse ona mirasçı olamaz. Bir şeye vaktinden evvel istical eden mahrumiyetle muateb olur. Mi*rasa konmak için öldürmüş olmak muhtemeldir. Amden yani kasden katil gibi şibh-i amd denen sopa vurarak, katil, ava atıp hata en katil, damdan üzerine düşerek hata mec*rasına giren katil, bunların dördü de mirastan mahrum eder. Karısını veya mahremlerinden birini zina suçundan dolayı öldürmek mirasa mani değildir. Aile şerefini temizleme bir mazerettir. Keza kendisine hücum edildiğinde nefsini müdafaa için öldürmek de böyledir, nefis müdafaası meşru' bir haktır.
    Kısas veya kefaret cezasını gerektiren adam öldürme işi. Buda varis olmaya engel teşkil eder. Yakın bir akrabasını öldüren kimse, öldürdüğü adamın yegâne varisi dahi olsa, onun malından hak alamaz.(İslam ilmihali Fikri Yavuz sh. 562)
    (Katl hali) : Katl de irse manidir. Şöyle ki: bir kimse kendi karibini katl etse anın irsinden mahrum kalır. Katl, gerek amd veya şibih amd tarikiyle olsun ve gerek hata veya hata mecrasına cari bir katl suretiyle olsun. Fakat tesebbüben vaki olan katl irse mani değildir.
    Mesela: Bir kimsenin tariki a’mda veliyyül emrin izni olmaksızın biriktirmiş olduğu taşlar, keresteler üzerine akrabasından biri düşerek telef olsa irsinden mahrumiyeti intaç etmez. Çünkü mütesebbiben katil, hakikaten katil değildir. Muini katil de katil hükmündedir.
    Mamafih bir katlin mirası mani olması için gayri meşru surette vukuu ve ikrahı muteberden hali bulunması. katilinda akil ve baliğ olması şarttır. Bina’en aleyh müdafaai meşrua ve ikrahı mülci halindeki katl irse mani olmadığı gibi çocukların, mecnunların, matuhların yaptıkları katiller de varis olmasına mani olmaz. Kezalik katil maktulden evvel vefat ederse katl hadisesi maktulün katile varis olmasına mani olmaz. Cinayet bahsinede müracaat. (Hukuku İslamiye cilt 5 sh. 224 vd.
    Kısası veya kefareti gerektiren katl mirasa mani değildir. Bunlardan birincisi, Amden öldürmektedir. O da maktulü kesici bir alet veya organları parçalamada onun yerine geçen bir şey ile, kasden vurarak öldürmektir.
    İkincisi ise üç kısımdır. Bunlar: Şibh-i amd. Sopa gibi, çoğunlukla öldürmeyen bir şey ile ölümünü kastederek vurmaktır. Hata’ en öldürmektir: bir ava silah atıp bir insana isabet edip öldürmesi gibi olan öldürme veya uykudaki bir kimsenin bir şahıs üzerine yuvarlanarak onu öldürmesi yâda bir kişinin üzerine damdan düşerek öldürmesi gibidir. Amden öldürmenin yerine geçer. Demek ki sebebiyet vererek bu hükmün haricindedir. Zira sebep olarak öldürmek, kısas veya kefareti icap ettirmez. Mesela birisi yola balkon çıkarsa veya kuyu kazsa yâda bir taş koysa ve bu yüzden de murisi ölse yahut bir hayvanı sürse veya çekse de, o hayvan murisini çiğnese, murisini kısasen veya recmen yahut ta kendisini müdafaa etmek için öldürse, murisini kendi evinde öldürülmüş olarak bulsa, kendisi adil bir hükümdar muriside baği olsa ve onu öldürse, eğer (ben onu haklı olduğum halde öldürdüm ve şu anda da haklıyım) dese öldüren mirasçı olur.
    Çocuğun ve delinin, bizzat kendilerinin öldürmeleri de mirasa mani değildir. Çünkü bunların öldürülmeleri ne kisası ne de kefareti gerektirir. Havi’l -Zahidi de de remizli olarak şöyle denilmiştir. “Koca, zinadan dolayı karısını veya kadın mahremlerinden bir akrabasını öldürse, bize göre ondan miras alır. Şafii ise aksi görüştedir. Yani zinanın tahakkuku ile. Ama memleketimizde köylerdeki çiftçiler arasında olduğu gibi yalnız zina ithamı ile öldürürse varis olamaz. Bunu bil
    Eğer katil maktulden evvel ölürse yani yatağa düşecek şekilde yaralasa ve katil ondan evvel ölse maktul icma ile ondan miras alır. İbni Abidin cilt 17 sh. 341-342.
    3- Din ayrılığı irse manidir. Müslüman olan, Müslüman olmayana, Müslüman olmayan da Müslüman olana mirasçı olamaz. Ashab dan Muaz b. Cebel ile Muaviye'ye göre Müslü*man, Müslüman olmayana mirasçıdır. Fakat mezhep imamlarına göre mirasçı olamaz. Bir kitabiye ile evli olan Müslüman öldüğünde karısı mirasçı olamaz. Doğan ço*cuklar Müslüman olacağından onlar babalarına mi*rasçıdırlar. Fakat analarına mirasçı olmazlar. İrtidad eden veya ecnebi memlekette iltica ederek buna hüküm sadır olan kimsenin, Müslüman iken kazandığı malı Müslüman olan mirasçılarına intikal eder. Kitabiler ile gayr-i kitabiler arasında miras cereyan eder. Mecusi Yahudi ye, Hıristiyan Mecusıye mirasçı olur. Ehl-i kıble hepsi birbirine mirasçıdırMezhep ayrılığı ise irse mani değildir.

    4- Dar (Vatan Ayrılığı): Başka, başka devlet tebaasında olanlar arasında veraset cereyan etmez, çünkü bunların ara*sında ismet ve vela' kesilmiştir. Varis, murisin malında mülk 'e tasarruf cihetiyle halef olur. Bu ise mal ismetine bağlıdır. Bu hal, iki devletin harb halinde olmaları itibariyledir. Harb zamanında ne can, ne mal ismeti vardır. İki devlet arasında muahede, yardımlaşma varsa o zaman tebaaları arasında miras cereyan eder. Dar-ı İslam'da yaşayan bir zimmî, dar-ı harb de, yani İslamlarla harb halinde bulunan bir mem*lekette yaşayan akrabasından ne miras alır, ne de verir.
    İslam'ın ilk devirlerinde İslam diyarının çevresindekiler onunla harb halinde idiler. Harb halinde olan bir ülkenin teb'asiyle arada miras alıp vermek olamazdı. Bunlar ona göredir.
    Müslümanlar arasında vatan ayrılığı yoktur. Müs*lümanların arasında din birliği vardır. İsmet devam eder. Tabiiyet ayrılığı mirasa mini olamaz. Dar-ı harb de bulunan Müslüman ile İslam teb'asında olan Müslüman birbirine mi*rasçı olur. Esir olan Müslüman nerede olursa olsun, hem varis, hem muris olur. Esaret veraset ismetini bozamaz.

    Şafii ye göre vatan ayrılığı asla mani-i irs değildir.

    Bunlardan başka, ölüm tarihinin meçhul olması da mirasa manidir. Mesela bir yangında ev içinde yananlardan, enkaz altında kalanlardan, batan gemide boğulanlardan, harb meydanında ölenlerden (Harka, hedma, garka ve katla) hangisinin önce öldüğü bilinmeyeceğinden bun*lar, birbirine mirasçı yapılamaz, malları geride kalan kendi mirasçılarına verilir. İrtidad etme, lian yapma, varisin meçhul olması da irse manidir. Bir cami avlusuna bıraktığı çocuğunu, ertesi günü almağa gitse, oraya bırakılmış başka çocuk da olsa ve hangisinin kendi çocuğu olduğunu bil*mese, irs cereyan etmez. Şarkta ve garpta aynı tarihte ölen*lerden garpta ölen daha geç ölmüş olacağından, şarkta ölene mirasçı olur.

    Hacb: Bir kimse mirasçı olacak durumda olduğu halde, başka bir kimsenin bulunması yüzünden mirastan kısmen veya tamamen mahrum kalmasıdır.

    Hacb: Hacb-ı noksan ve hacb-i hırman diye ikiye ay*rılır. Yani kısmen veya tamamen mahrum bırakır.

    Karı, koca, ana, nine, baba bir kız kardeş hacb-i noksana maruzdurlar. Koca ile karıdan biri çocuksuz ölürse koca 1/2, Karı, 1/4 hisse alırlar. Çocuk varsa kocanın hissesi, 1/4, ka*rının hissesi 1/8 olur. Çocuk yokken ana 1/3, çocuk varken 1/6 alır. Bunlar hacb-i noksan'dır. Hacb-i hırmanda ise varis mirastan büsbütün mahrum kalır, baba, ana, oğul, kız ve karı ile kocadan maada bütün mirasçılar bu türlü hacbe maruzdurlar.

    Bu altısı asla mahrum kalmazlar. Baba varken dede, ana varken nine, oğul varken torunlar (1) mirasçı ola*madıklarından hacb-i hırmana uğrarlar. Hacibde derece yakınlığına ve derecenin kuvvetine bakılır.

    (1) Dede mahrumu olma, bundan doğuyor






+ Yorum Gönder