Konusunu Oylayın.: Nas Ve Felak Surelerinin nüzul sebebi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Nas Ve Felak Surelerinin nüzul sebebi
  1. 19.Aralık.2009, 10:33
    1
    Misafir

    Nas Ve Felak Surelerinin nüzul sebebi

  2. 19.Aralık.2009, 11:31
    2
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Nas Ve Felak Surelerinin nüzul sebebi




    bknz:

    http://www.mumsema.com/surelerin-nuz...ul-sebebi.html


  3. 19.Aralık.2009, 11:31
    2
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥



  4. 19.Ocak.2013, 20:18
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Nas Ve Felak Surelerinin nüzul sebebi

    Felak Süresi Nüzul Sebebi

    Ebu Salih rivayetinde İbn Abbâs ve Katâde Sûrenin Medenî olduğunu söy*lerken Ebu Küreyb rivayetinde İbn Abbâs, el-Hasen, Atâ, İkrime ve Câbir mekkî olduğunu söylemişlerdir. [1] İbnu’l-Cevzî bunlardan medenî olduğu rivaye*tini tercih etmiştir.[2] İniş sebebine bakılınca, sûrenin Medine'de indiği ağırlık kazanıyor.[3]
    Allâme Zemahşerî'nin tesbitine göre: Mekkî olduğunu söyleyenlerFil Sûresi'nden sonra indiğini söylemiş*tir. [4]
    Ahmed, Bezzar, Taberânî ve İbn Merduye'nin çeşitli tariklerden yap*tıkları rivayete göre: İbn Mes'ûd (r.a.) kendi mushafindan Muavvezeteyn (veya Muavvizeteyn)i silmiş ve “Kur'ân'dan olmayan sözleri ona karıştırmayın. Zira bu iki teavvüz Allah'ın Kitabından değildir. Peygamber (a.s.) Efendimiz bu ikisiyle şer ve kötülüklerden Allah'a sığınmayı emretmiştir.” diyerek kendisi de bunları âyet niyetiyle okumaz ve o niyetle okunmasını tavsiye etmezdi.. [5]
    Ancak ünlü muhaddis Hafız Ebû Bekir Bezzar diyor ki: “Bu konuda ashab-ı kiramdan hiç biri İbn Mes'ûd'a (r.a.) uymamış, onun bu konudaki görüşünü tasvip etmemiştir.” [6]
    Aynı zamanda en sahîh rivayetlerle, Resûlüllah'ın (a.s.) bu iki sûreyi namazda okuduğu sabit olmuştur ki, reddi mümkün değildir. Böylece son iki sûrenin Kur'ân'dan olduğuna dair ashabın icmâı vardır.
    Nitekim Müslim, Tirmizî, Nesâî ve diğer birkaç muhaddisin yaptığı sahîh rivayette, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
    “Bu gece bana birkaç âyet indirildi ki onların bir benzerini görmüş değilim: Kul eûzü bi-Rabbi'l-felâk (sûresi) ile, Kul eûzü bi-Rabbi'n-nâs (sûresi)dir.” [7]

    1-5. De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönülle*rine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, in*sanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."

    114- NAS SURELERİ


    Bu Sûre-i celîle de İbn Abbâs'tan Ebu Salih rivayetinde medenî, Ebu Küreyb rivayetinde mekkîdir. Sahih olan medenî oluşudur.
    İbn Merduye'nin yap*tığı rivayete göre, Kur'ân'm ilk müfessiri İbn Abbas (R.A.) şöyle demiş*tir: “Bu sûre Medine'de inmiştir.”[8]
    Allâme Zemahşerî'ye göre: Bu sûre Felâk Sûresi'nden sonra[9] veya biraz sonra geleceği üzere iki sûre birlikte nazil olmuştur.[10]

    1-6 "De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği za*man hasedçilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."

    Bu surenin nüzul sebebi ile ilgili rivayetler:
    1- Müfessirler demişlerdir ki:
    "Rasulullah (s.a.v.)'a hizmet eden yahudi bir çocuk vardı. Yahudiler ona yaklaştılar ve ondan Rasulullah'ın baş tarağını ve tarağın dişlerinden bir miktar alıncaya kadar ayrılmadılar. O da onlan aldı ve onlara verdi. Onlar da Rasulullah (s.a.v.)'a sihir yaptılar.
    Yahudi Lebib b. el-A'sam bu işi üzerine aldı. Sonra adına "Zervan" denilen Benî Zurayk Kuyusu'nda o sihri gizledi.
    Bu sebeple Rasulullah (s.a.v.) hastalandı. Başının saçları yayıldı ve saçıldı. Bu, altı ay devam etti. Görülüyordu ki kadınlar O'na gidiyorlar, fakat O kadınlara gitmiyordu. Rasulullah (s.a.v.) erimeye başladı. Başma geleni de bilmiyordu.
    Birgün uyurken ansızın O'na iki melek geldi. Birisi baş tarafına, diğeri de ayak tarafına oturdu. Baş tarafına oturan dedi ki:
    "Bu adama ne oluyor?" Diğeri de:
    "Tubbe yapıldı" dedi. Öbürü:
    "Tubbe nedir?" diye sordu. Diğeri de:
    "Sihirdir" dedi. Öbürü:
    "O'na kim sihir yapmış?" dedi. Diğeri:
    "Yahudi Lebib b. el-A'sam" diye cevap verdi. Sordu ki:
    "Ne ile sihir yapmış?" O da:
    "Saç tarağryla" dedi.
    "O nerededir?" diye sordu. Diğeri:
    "Zirvan Kuyusu'nda taşın[11] altında hurma çiçeğinin kabuğuna sarılı.[12]
    Rasulullah (s.a.v.) uyandı ve buyurdu ki:
    "Ey Aişe anladın mı? Allah Teala bana hastalığımı haber verdi." Sonra Ali, Zübeyr ve Ammar b. Yasir'i gönderdi. Bu kuyunun suyunu boşalttılar. Sanki su, bekletilmiş üzüm gibiydi. Sonra taşı kaldırdılar ve hurma çiçeğinin kabuğunu çıkardılar. Bir de baktılar ki, Rasulullah (s.a.v.)'ın tarağı ile tarağının diş*leri ve bir de o cuffede kendisinde on bir düğüm bulunan bağlanmış ve iğne ile birbirine geçirilip batırılmış bir ip var.
    Bunun üzerine Allah Teala Muavizeteyn Sûreleri'ni indirdi. Rasulullah (s.a.v.) herbir âyeti okudukça bir düğüm çözüldü. Rasulullah (s.a.v.) rahatladı. Son düğümler de çözülünce Rasulullah (s.a.v.) sanki bağlandığı bir ip etrafından çözülmüş gibi rahatladı. Cebrail (a.s.) şöyle demeye başladı:
    "Seni Allah'ın adıyla tedavi ediyorum. Sana eziyet veren her şeyden, hased edenden, nazar edenden, Allah sana şifa versin."
    Bunun üzerine dediler ki:
    "Ey Allah'ın Rasulü, habisin başını yaralım mı? Onu öldürelim mi?" Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:
    "Allah bana şifa verdi. İnsanlara şer dağıt*mayı hoş görmem." Bu davranış da Rasulullah (s.a.v.)'ın hilmindendir. (yumuşaklığındandır.)[13]
    2- Muhammed b. Abdirrahman b, Muhammed b. Cafer, Ebû Amr Muhammed b. Ahmed el-Hîrî'den, o Ahmed b. Ali el-Mevsılî'den, o Mücahid b. Musa'dan, o Ebû Usame'den, o Hişam b. Urve'den, o babasından, o da Aişe (r.a.)'den haber vererek dedi ki:
    "Rasulullah (s.av.)'a sihir yapıldı. O, öyle bir hale geldi ki yapmadığı halde birşey yapmış vehmine kapıldı." Hz Aişe diyor ki:
    "Birgün benim yanımdayken Allah'a dua etti ve O'nu çağırdı. Sonra dedi ki:
    "Ey Aişe hissettin mi? Allah kendisinden istediğimi bana verdi." Ben.de dedim ki:
    "Nedir o ey Allah'ın Rasulü?" Buyurdu ki;
    "Bana iki melek geldi." (yukarıda geçen) kıssayı detaylı olarak.anlattı." [14]
    Bu hadisi Buhari, Ubeyd b. İsmail'den, o da Ebû Usame'den rivayet etmiştir. Bu hadis Sahiheyn'de birçok senedle rivayet edilmiştir. [15]
    3- îbnu Abba'tan (r.a.) Ebu Salih, ondan Kelbi tarikından Delâili’n--Nübüvve isimli kitabında Beyhakî anlattı:
    -RasûluUah, çok şiddetli bir şekilde hastalandı. Ona iki melek geldi. Onlardan biri başı ucunda, diğeri ayak ucunda oturdu. Ayak ucunda olan melek, baş ucunda olan meleğe:
    -Ne görüyorsun?, diye sordu. Baş ucundaki Melek:
    -Tıb, dedi. Ayak ucundaki Melek:
    -Tıb, nedir?, dedi. Baş ucundaki Melek:
    -Sihirdir, diye cevap verdi. Ayak ucundaki Melek:
    -Ona kim sihir yaptı?, dedi. Baş ucundaki melek:
    Yahûdî Lebîd îbni Â'sam, dedi. Ayak ucundaki Melek:
    -Sihir nerede?, dedi. Baş ucundaki Melek:
    -Falan oğlunun kuyusunda, taş altında bir bahçe içinde, keriyyeye gitsinler suyu çıkartsınlar, taşı kaldırsınlar sonra keriyyeyi alsınlar ve yaksınlar, dedi.
    Sabah olunca Rasûlullah, Ammâr îbni Yâsir'i bir grupla gönderdi. Onlar keriyyeye geldiler. Baktılar ki suyu kına gibi. Kuyunun suyunu çıkarttılar sonra taşı kaldırdılar ve keriyyeyi aldılar, yaktılar. Bir de baktılar ki orada on bir tane düğüm olan bir ip var. Rasûlullah'a, Felak ve Nas Sureleri indirildi, Rasûlullah âyeti okudukça bir düğüm çözüldü.
    Bunun aslı için bu surelerden başka Sahih’te şahit vardır. Onun için bu sûrelerin nüzulüne şahit vardır. [16]
    4- Enes İbni Mâlik'ten Rebî İbni Enes, ondan Ebu Caferi Râzî tarikından Delâil’de Ebu Naîm anlattı:-
    Yahudiler Rasûlullah'a bir şey yaptılar. Bundan dolayı Aleyhisselâm'a şiddetli bir acı isabet etti. Onun yanına ashabı girdiler, onunla aklını kaçıracağını zannettiler. Ona Cebrail, Muavvezeteyn ile geldi. Ashabı, onlarla Rasûlullah'ı taavvüz ettiler. Rasûlullah ashabına sıhhatine kavuşmuş olarak çıktı, dedi. [17]
    5- Sa'lebî'nin tefsirinde İbn Abbâs ve Hz. Aişe'den rivayetle zikrettiği bir ha*diste onlar şöyle anlatıyor:
    Yahudilerden bir çocuk Hz. Peygamber (sa)'e hiz*met ederdi. Yahudiler onun aklını çelip Rasûlullah (sa)'ın taradığı saçlarından ve tarağından bir kaç diş almasını istediler. O da bunları alıp yahudilere verdi. Yahudiler de bunlarla Rasûlullah (sa)'a büyü yaptılar. Bunu yapan kişi içlerin*den İbn A"sam adında birisiydi. Yaptıktan sonra o büyüyü Züreyk oğullarının kuyusuna attılar ki o kuyuya Zervan denilirdi.
    Bu büyü ile Rasûlullah (sa) rahatsızlandı. Başında saçları dağıldı. Altı ay süreyle kadınlara gittiğini görüyor (ona öyle geliyor) ve fakat onlara (aslında) yaklaşmamış oluyordu. Bir iş yaptığını sanıyor ve fakat yapmamış oluyordu. Erimeye başlamıştı fakat başına ne geldiğini bilmiyordu.
    Bir gün uyuduğu bir sırada kendisine (rüyasında) iki melek geldi. Birisi baş tarafına, diğeri ayak ucuna oturdu. Ayak tarafına oturan baş tarafına oturana:
    "Adamın nesi var?" diye sordu. Başucundaki:
    "Hasta olmuş." dedi. Ayakucun*daki:
    "Neden hastalanmış?" diye sordu. Başucundaki:
    "Kendisine büyü yapıl*mış." dedi.
    "Ona kim büyü yapmış?" sorusuna da:
    "Yahudi Lebîd ibn A'sam." demiş.
    "Ona ne ile büyü yapmış?" sorusuna da:
    "Tarağı ve taraktan düşen saçıy*la." cevabını vermiş.
    "Peki o büyü nerede?" deyince de
    "Bir hurma çiçeğinin kabuğunda, Zervan kuyusunun dip taşının altında." diye cevap vermiş ve o sıra*da Hz. Peygamber (sa) uykusundan uyanmış ve:
    "Ey Aişe, farkında mısın Allah Tealâ bana ilâcımı bildirdi." buyurmuş, sonra da Ali, Zübeyr ve Ammâr ibn Yâsir'i o büyüyü alıp getirmeye göndermiş. Kuyunun başına gelmişler, kuyu*nun ipini çekmişler, kuyudaki su sanki kına suyu gibiymiş. Kayayı kaldırmışlar, altındaki hurma çiçeği kabuğunu çıkarmışlar. İçinde Hz. Peygamber (sa)'in sa*çından düşen kıllarla, tarağından kırılmış iki diş ve yanında bağlanmış bir ip varmış. İpin üzerinde iğne ile dikilmiş on iki düğüm varmış.
    İşte bunun üzerine Allah Tealâ bu iki Sûreyi indirmiş de her âyet okunduk*ça bir düğüm çözülmüş ve Rasûlullah (sa), ondan her bir düğüm çözüldükçe bir hafiflik hissediyormuş. Nihayet son düğüm de çözülünce rahatlayıp sanki ipten kurtulmuş gibi kalkmışlar. Cibrîl:
    "Ey Allah'ın Rasûlü, Allah'ın adıyla sana rukye (muska) yaparım; seni rahatsız eden her kötülükten, hasedçiden ve göz*den. Böylece Allah sana şifa verir." demiş.
    "Ey Allah'ın elçisi, o pis herifi tutup öldürelim mi?" dediklerinde Rasûlullah (sa):
    "Bana Allah şifa verdi. İnsanlara kötülük etmekten nefret ede*rim." buyurmuş.
    İbn Kesîr bu haberi zikrettikten sonra bunda ğariblik ve münkerlik bulun*duğunu da söylemiştir.[18]
    6- Seâlibî Tefsirinde bu yahudi Lebîd ibnu'l-A'sam ile birlikte kızlarının da Rasûlullah (sa)'a büyü yaptıkları ve "Düğümlere üfürenlerin şerrinden" ile onla*rın kastedildikleri ayrıntısına da yer verilmiştir.[19]
    7- Neysâbûrî, Hz. Pey*gamber (sa)'in büyü yapılmış olarak kaldığı süreyi altı ay değil sadece üç gece olarak zikreder.[20]
    8- Hadise (Hz. Peygamber (sa)'e yahudiler tarafından büyü yapılması) olayı Buhârî ve Müslim'de de muavvizeteyn Sûrelerinin nüzul sebebi olduğu tasrih edilmeksizin anlatılmıştır.[21] Burada Lebîd ibnu'l-A'sam Züreyk oğullan yahudilerinden birisi olarak zikredilirken Müslim'deki rivayette kuyunun adı Zî Ervân kuyusu olarak verilmektedir.[22]
    Esbâb-ı Nüzul Kitabı böylece tamamlanmış oldu. Allah'a hamd, Rasulü'ne salât ve selâm olsun. Rasulü'nün Ehl-i Beyti'ne ve onlara güze! bir biçimde tabi olanlara da. salât ve selâm olsun.[23]
    9- Bu surenin nüzul sebebi Buhari ve Müslim'de Hz. Aişe'den yapılan rivayete göre, Yahudi Lebid b. A'sam'm Rasulullah (s.a.)'a sihir yapmasıdır. Bir hurma kabuğuyla sihir yaptı ona. Rasulullah (s.a.)'ın saç telleri ve tarağın dişleri, bir de yay kirişi, onda da iğneler batırılmış on bir düğüm vardı. Bunun üzerine Muavvizeteyn indirildi. Bir ayet okudukça bir düğüm çözülüyor, Rasulullah (s.a.) kendisinde bir hafiflik hissediyordu. Son düğüm çözülünce kalktı, bağdan çözülmüş gibi hareketli idi.[24]
    Cebrail Rasulullah (s.a.)'a okuyarak: "Allah'ın adı ile seni okuyorum. Sana eziyet eden herşeyden. Hasetçinin ve gözün şerrinden. Allah sana şifa versin!" dedi.[25]
    ____________________
    [1] Tefsîr-i Kurtubî: 20/251; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7081; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/982.
    [2] İbnu'l-Cevzî, age. IX,270. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/982.
    [3] Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7081.
    [4] Tefsirü'l-Keşşaf: 4/820; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7081; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/982.
    [5] Şevkanî, Fethü’l-Kadîr: 5/518; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7081.
    [6] Şevkanî, Fethü’l-Kadîr: 5/518; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7082.
    [7] Müslim, Tirmizi, Nesai, İstiaze: 1; Daremi, Fezail-i Kur’an: 25; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7082.
    [8] Şevkani, Fethü’l-kadir: 5/522; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7094.
    [9] Tefsîrü'l-Keşşaf: 4/823; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7094.
    [10] Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/982.
    [11] Su çekilirken ayak basılan irice taş.
    [12] el-Cuf: Hurma çiçeğinin kabuğudur. "er-Raufe" ise kuyunun altında bulunan ve suyu çekenlerin bastığı taştır.
    [13] Buhari; Tıbb: 47 (5766), Müslim; Selam: 44/2189 s. 1721. İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 399-400. Ahmed: 4/367, 6/57, 63, 96; Nesai, Tahrim: 20; Ebü’l -Hasan Nisaburi, Esbabü’n-Nüzül: 310; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7083-7084.
    [14] Buhari; Tıbb: 49, 50 (5766), Bed'-i halk: 11, Cizye: 14, Daâvat: 58; Müslim; Selam: 44/2189 s. 1721. Ahmed-Müsned: 6/50, 96; İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 400; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7083.
    [15] İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 400.
    [16] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/738-739.
    [17] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/739.
    [18] İbn Kesîr, age. VIII,557-558. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/983. Abdulfettah El- Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 483-484.
    [19] Abdurrahman ibn Muhammed ibn Mahlûf es-Seâlibî, el-Cevâhiru'I-Hısân fî Tefsîri'l-Kur'ân, Beyrut tarihsiz, IV,452. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/984.
    [20] Garâibu'i-Kur'ân, XXX,209. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/984.
    [21] Bak, Buhârî, Tıbb, 49; Müslim, Selâm, 43. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/984.
    [22] Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/984.
    [23] İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 400; İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/739.
    [24] el-Bahru'l-Muhit, VIII/530. Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/677.
    [25] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/677.


  5. 19.Ocak.2013, 20:18
    3
    Moderatör
    Felak Süresi Nüzul Sebebi

    Ebu Salih rivayetinde İbn Abbâs ve Katâde Sûrenin Medenî olduğunu söy*lerken Ebu Küreyb rivayetinde İbn Abbâs, el-Hasen, Atâ, İkrime ve Câbir mekkî olduğunu söylemişlerdir. [1] İbnu’l-Cevzî bunlardan medenî olduğu rivaye*tini tercih etmiştir.[2] İniş sebebine bakılınca, sûrenin Medine'de indiği ağırlık kazanıyor.[3]
    Allâme Zemahşerî'nin tesbitine göre: Mekkî olduğunu söyleyenlerFil Sûresi'nden sonra indiğini söylemiş*tir. [4]
    Ahmed, Bezzar, Taberânî ve İbn Merduye'nin çeşitli tariklerden yap*tıkları rivayete göre: İbn Mes'ûd (r.a.) kendi mushafindan Muavvezeteyn (veya Muavvizeteyn)i silmiş ve “Kur'ân'dan olmayan sözleri ona karıştırmayın. Zira bu iki teavvüz Allah'ın Kitabından değildir. Peygamber (a.s.) Efendimiz bu ikisiyle şer ve kötülüklerden Allah'a sığınmayı emretmiştir.” diyerek kendisi de bunları âyet niyetiyle okumaz ve o niyetle okunmasını tavsiye etmezdi.. [5]
    Ancak ünlü muhaddis Hafız Ebû Bekir Bezzar diyor ki: “Bu konuda ashab-ı kiramdan hiç biri İbn Mes'ûd'a (r.a.) uymamış, onun bu konudaki görüşünü tasvip etmemiştir.” [6]
    Aynı zamanda en sahîh rivayetlerle, Resûlüllah'ın (a.s.) bu iki sûreyi namazda okuduğu sabit olmuştur ki, reddi mümkün değildir. Böylece son iki sûrenin Kur'ân'dan olduğuna dair ashabın icmâı vardır.
    Nitekim Müslim, Tirmizî, Nesâî ve diğer birkaç muhaddisin yaptığı sahîh rivayette, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
    “Bu gece bana birkaç âyet indirildi ki onların bir benzerini görmüş değilim: Kul eûzü bi-Rabbi'l-felâk (sûresi) ile, Kul eûzü bi-Rabbi'n-nâs (sûresi)dir.” [7]

    1-5. De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönülle*rine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, in*sanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."

    114- NAS SURELERİ


    Bu Sûre-i celîle de İbn Abbâs'tan Ebu Salih rivayetinde medenî, Ebu Küreyb rivayetinde mekkîdir. Sahih olan medenî oluşudur.
    İbn Merduye'nin yap*tığı rivayete göre, Kur'ân'm ilk müfessiri İbn Abbas (R.A.) şöyle demiş*tir: “Bu sûre Medine'de inmiştir.”[8]
    Allâme Zemahşerî'ye göre: Bu sûre Felâk Sûresi'nden sonra[9] veya biraz sonra geleceği üzere iki sûre birlikte nazil olmuştur.[10]

    1-6 "De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği za*man hasedçilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."

    Bu surenin nüzul sebebi ile ilgili rivayetler:
    1- Müfessirler demişlerdir ki:
    "Rasulullah (s.a.v.)'a hizmet eden yahudi bir çocuk vardı. Yahudiler ona yaklaştılar ve ondan Rasulullah'ın baş tarağını ve tarağın dişlerinden bir miktar alıncaya kadar ayrılmadılar. O da onlan aldı ve onlara verdi. Onlar da Rasulullah (s.a.v.)'a sihir yaptılar.
    Yahudi Lebib b. el-A'sam bu işi üzerine aldı. Sonra adına "Zervan" denilen Benî Zurayk Kuyusu'nda o sihri gizledi.
    Bu sebeple Rasulullah (s.a.v.) hastalandı. Başının saçları yayıldı ve saçıldı. Bu, altı ay devam etti. Görülüyordu ki kadınlar O'na gidiyorlar, fakat O kadınlara gitmiyordu. Rasulullah (s.a.v.) erimeye başladı. Başma geleni de bilmiyordu.
    Birgün uyurken ansızın O'na iki melek geldi. Birisi baş tarafına, diğeri de ayak tarafına oturdu. Baş tarafına oturan dedi ki:
    "Bu adama ne oluyor?" Diğeri de:
    "Tubbe yapıldı" dedi. Öbürü:
    "Tubbe nedir?" diye sordu. Diğeri de:
    "Sihirdir" dedi. Öbürü:
    "O'na kim sihir yapmış?" dedi. Diğeri:
    "Yahudi Lebib b. el-A'sam" diye cevap verdi. Sordu ki:
    "Ne ile sihir yapmış?" O da:
    "Saç tarağryla" dedi.
    "O nerededir?" diye sordu. Diğeri:
    "Zirvan Kuyusu'nda taşın[11] altında hurma çiçeğinin kabuğuna sarılı.[12]
    Rasulullah (s.a.v.) uyandı ve buyurdu ki:
    "Ey Aişe anladın mı? Allah Teala bana hastalığımı haber verdi." Sonra Ali, Zübeyr ve Ammar b. Yasir'i gönderdi. Bu kuyunun suyunu boşalttılar. Sanki su, bekletilmiş üzüm gibiydi. Sonra taşı kaldırdılar ve hurma çiçeğinin kabuğunu çıkardılar. Bir de baktılar ki, Rasulullah (s.a.v.)'ın tarağı ile tarağının diş*leri ve bir de o cuffede kendisinde on bir düğüm bulunan bağlanmış ve iğne ile birbirine geçirilip batırılmış bir ip var.
    Bunun üzerine Allah Teala Muavizeteyn Sûreleri'ni indirdi. Rasulullah (s.a.v.) herbir âyeti okudukça bir düğüm çözüldü. Rasulullah (s.a.v.) rahatladı. Son düğümler de çözülünce Rasulullah (s.a.v.) sanki bağlandığı bir ip etrafından çözülmüş gibi rahatladı. Cebrail (a.s.) şöyle demeye başladı:
    "Seni Allah'ın adıyla tedavi ediyorum. Sana eziyet veren her şeyden, hased edenden, nazar edenden, Allah sana şifa versin."
    Bunun üzerine dediler ki:
    "Ey Allah'ın Rasulü, habisin başını yaralım mı? Onu öldürelim mi?" Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:
    "Allah bana şifa verdi. İnsanlara şer dağıt*mayı hoş görmem." Bu davranış da Rasulullah (s.a.v.)'ın hilmindendir. (yumuşaklığındandır.)[13]
    2- Muhammed b. Abdirrahman b, Muhammed b. Cafer, Ebû Amr Muhammed b. Ahmed el-Hîrî'den, o Ahmed b. Ali el-Mevsılî'den, o Mücahid b. Musa'dan, o Ebû Usame'den, o Hişam b. Urve'den, o babasından, o da Aişe (r.a.)'den haber vererek dedi ki:
    "Rasulullah (s.av.)'a sihir yapıldı. O, öyle bir hale geldi ki yapmadığı halde birşey yapmış vehmine kapıldı." Hz Aişe diyor ki:
    "Birgün benim yanımdayken Allah'a dua etti ve O'nu çağırdı. Sonra dedi ki:
    "Ey Aişe hissettin mi? Allah kendisinden istediğimi bana verdi." Ben.de dedim ki:
    "Nedir o ey Allah'ın Rasulü?" Buyurdu ki;
    "Bana iki melek geldi." (yukarıda geçen) kıssayı detaylı olarak.anlattı." [14]
    Bu hadisi Buhari, Ubeyd b. İsmail'den, o da Ebû Usame'den rivayet etmiştir. Bu hadis Sahiheyn'de birçok senedle rivayet edilmiştir. [15]
    3- îbnu Abba'tan (r.a.) Ebu Salih, ondan Kelbi tarikından Delâili’n--Nübüvve isimli kitabında Beyhakî anlattı:
    -RasûluUah, çok şiddetli bir şekilde hastalandı. Ona iki melek geldi. Onlardan biri başı ucunda, diğeri ayak ucunda oturdu. Ayak ucunda olan melek, baş ucunda olan meleğe:
    -Ne görüyorsun?, diye sordu. Baş ucundaki Melek:
    -Tıb, dedi. Ayak ucundaki Melek:
    -Tıb, nedir?, dedi. Baş ucundaki Melek:
    -Sihirdir, diye cevap verdi. Ayak ucundaki Melek:
    -Ona kim sihir yaptı?, dedi. Baş ucundaki melek:
    Yahûdî Lebîd îbni Â'sam, dedi. Ayak ucundaki Melek:
    -Sihir nerede?, dedi. Baş ucundaki Melek:
    -Falan oğlunun kuyusunda, taş altında bir bahçe içinde, keriyyeye gitsinler suyu çıkartsınlar, taşı kaldırsınlar sonra keriyyeyi alsınlar ve yaksınlar, dedi.
    Sabah olunca Rasûlullah, Ammâr îbni Yâsir'i bir grupla gönderdi. Onlar keriyyeye geldiler. Baktılar ki suyu kına gibi. Kuyunun suyunu çıkarttılar sonra taşı kaldırdılar ve keriyyeyi aldılar, yaktılar. Bir de baktılar ki orada on bir tane düğüm olan bir ip var. Rasûlullah'a, Felak ve Nas Sureleri indirildi, Rasûlullah âyeti okudukça bir düğüm çözüldü.
    Bunun aslı için bu surelerden başka Sahih’te şahit vardır. Onun için bu sûrelerin nüzulüne şahit vardır. [16]
    4- Enes İbni Mâlik'ten Rebî İbni Enes, ondan Ebu Caferi Râzî tarikından Delâil’de Ebu Naîm anlattı:-
    Yahudiler Rasûlullah'a bir şey yaptılar. Bundan dolayı Aleyhisselâm'a şiddetli bir acı isabet etti. Onun yanına ashabı girdiler, onunla aklını kaçıracağını zannettiler. Ona Cebrail, Muavvezeteyn ile geldi. Ashabı, onlarla Rasûlullah'ı taavvüz ettiler. Rasûlullah ashabına sıhhatine kavuşmuş olarak çıktı, dedi. [17]
    5- Sa'lebî'nin tefsirinde İbn Abbâs ve Hz. Aişe'den rivayetle zikrettiği bir ha*diste onlar şöyle anlatıyor:
    Yahudilerden bir çocuk Hz. Peygamber (sa)'e hiz*met ederdi. Yahudiler onun aklını çelip Rasûlullah (sa)'ın taradığı saçlarından ve tarağından bir kaç diş almasını istediler. O da bunları alıp yahudilere verdi. Yahudiler de bunlarla Rasûlullah (sa)'a büyü yaptılar. Bunu yapan kişi içlerin*den İbn A"sam adında birisiydi. Yaptıktan sonra o büyüyü Züreyk oğullarının kuyusuna attılar ki o kuyuya Zervan denilirdi.
    Bu büyü ile Rasûlullah (sa) rahatsızlandı. Başında saçları dağıldı. Altı ay süreyle kadınlara gittiğini görüyor (ona öyle geliyor) ve fakat onlara (aslında) yaklaşmamış oluyordu. Bir iş yaptığını sanıyor ve fakat yapmamış oluyordu. Erimeye başlamıştı fakat başına ne geldiğini bilmiyordu.
    Bir gün uyuduğu bir sırada kendisine (rüyasında) iki melek geldi. Birisi baş tarafına, diğeri ayak ucuna oturdu. Ayak tarafına oturan baş tarafına oturana:
    "Adamın nesi var?" diye sordu. Başucundaki:
    "Hasta olmuş." dedi. Ayakucun*daki:
    "Neden hastalanmış?" diye sordu. Başucundaki:
    "Kendisine büyü yapıl*mış." dedi.
    "Ona kim büyü yapmış?" sorusuna da:
    "Yahudi Lebîd ibn A'sam." demiş.
    "Ona ne ile büyü yapmış?" sorusuna da:
    "Tarağı ve taraktan düşen saçıy*la." cevabını vermiş.
    "Peki o büyü nerede?" deyince de
    "Bir hurma çiçeğinin kabuğunda, Zervan kuyusunun dip taşının altında." diye cevap vermiş ve o sıra*da Hz. Peygamber (sa) uykusundan uyanmış ve:
    "Ey Aişe, farkında mısın Allah Tealâ bana ilâcımı bildirdi." buyurmuş, sonra da Ali, Zübeyr ve Ammâr ibn Yâsir'i o büyüyü alıp getirmeye göndermiş. Kuyunun başına gelmişler, kuyu*nun ipini çekmişler, kuyudaki su sanki kına suyu gibiymiş. Kayayı kaldırmışlar, altındaki hurma çiçeği kabuğunu çıkarmışlar. İçinde Hz. Peygamber (sa)'in sa*çından düşen kıllarla, tarağından kırılmış iki diş ve yanında bağlanmış bir ip varmış. İpin üzerinde iğne ile dikilmiş on iki düğüm varmış.
    İşte bunun üzerine Allah Tealâ bu iki Sûreyi indirmiş de her âyet okunduk*ça bir düğüm çözülmüş ve Rasûlullah (sa), ondan her bir düğüm çözüldükçe bir hafiflik hissediyormuş. Nihayet son düğüm de çözülünce rahatlayıp sanki ipten kurtulmuş gibi kalkmışlar. Cibrîl:
    "Ey Allah'ın Rasûlü, Allah'ın adıyla sana rukye (muska) yaparım; seni rahatsız eden her kötülükten, hasedçiden ve göz*den. Böylece Allah sana şifa verir." demiş.
    "Ey Allah'ın elçisi, o pis herifi tutup öldürelim mi?" dediklerinde Rasûlullah (sa):
    "Bana Allah şifa verdi. İnsanlara kötülük etmekten nefret ede*rim." buyurmuş.
    İbn Kesîr bu haberi zikrettikten sonra bunda ğariblik ve münkerlik bulun*duğunu da söylemiştir.[18]
    6- Seâlibî Tefsirinde bu yahudi Lebîd ibnu'l-A'sam ile birlikte kızlarının da Rasûlullah (sa)'a büyü yaptıkları ve "Düğümlere üfürenlerin şerrinden" ile onla*rın kastedildikleri ayrıntısına da yer verilmiştir.[19]
    7- Neysâbûrî, Hz. Pey*gamber (sa)'in büyü yapılmış olarak kaldığı süreyi altı ay değil sadece üç gece olarak zikreder.[20]
    8- Hadise (Hz. Peygamber (sa)'e yahudiler tarafından büyü yapılması) olayı Buhârî ve Müslim'de de muavvizeteyn Sûrelerinin nüzul sebebi olduğu tasrih edilmeksizin anlatılmıştır.[21] Burada Lebîd ibnu'l-A'sam Züreyk oğullan yahudilerinden birisi olarak zikredilirken Müslim'deki rivayette kuyunun adı Zî Ervân kuyusu olarak verilmektedir.[22]
    Esbâb-ı Nüzul Kitabı böylece tamamlanmış oldu. Allah'a hamd, Rasulü'ne salât ve selâm olsun. Rasulü'nün Ehl-i Beyti'ne ve onlara güze! bir biçimde tabi olanlara da. salât ve selâm olsun.[23]
    9- Bu surenin nüzul sebebi Buhari ve Müslim'de Hz. Aişe'den yapılan rivayete göre, Yahudi Lebid b. A'sam'm Rasulullah (s.a.)'a sihir yapmasıdır. Bir hurma kabuğuyla sihir yaptı ona. Rasulullah (s.a.)'ın saç telleri ve tarağın dişleri, bir de yay kirişi, onda da iğneler batırılmış on bir düğüm vardı. Bunun üzerine Muavvizeteyn indirildi. Bir ayet okudukça bir düğüm çözülüyor, Rasulullah (s.a.) kendisinde bir hafiflik hissediyordu. Son düğüm çözülünce kalktı, bağdan çözülmüş gibi hareketli idi.[24]
    Cebrail Rasulullah (s.a.)'a okuyarak: "Allah'ın adı ile seni okuyorum. Sana eziyet eden herşeyden. Hasetçinin ve gözün şerrinden. Allah sana şifa versin!" dedi.[25]
    ____________________
    [1] Tefsîr-i Kurtubî: 20/251; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7081; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/982.
    [2] İbnu'l-Cevzî, age. IX,270. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/982.
    [3] Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7081.
    [4] Tefsirü'l-Keşşaf: 4/820; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7081; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/982.
    [5] Şevkanî, Fethü’l-Kadîr: 5/518; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7081.
    [6] Şevkanî, Fethü’l-Kadîr: 5/518; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7082.
    [7] Müslim, Tirmizi, Nesai, İstiaze: 1; Daremi, Fezail-i Kur’an: 25; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7082.
    [8] Şevkani, Fethü’l-kadir: 5/522; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7094.
    [9] Tefsîrü'l-Keşşaf: 4/823; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7094.
    [10] Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/982.
    [11] Su çekilirken ayak basılan irice taş.
    [12] el-Cuf: Hurma çiçeğinin kabuğudur. "er-Raufe" ise kuyunun altında bulunan ve suyu çekenlerin bastığı taştır.
    [13] Buhari; Tıbb: 47 (5766), Müslim; Selam: 44/2189 s. 1721. İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 399-400. Ahmed: 4/367, 6/57, 63, 96; Nesai, Tahrim: 20; Ebü’l -Hasan Nisaburi, Esbabü’n-Nüzül: 310; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7083-7084.
    [14] Buhari; Tıbb: 49, 50 (5766), Bed'-i halk: 11, Cizye: 14, Daâvat: 58; Müslim; Selam: 44/2189 s. 1721. Ahmed-Müsned: 6/50, 96; İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 400; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7083.
    [15] İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 400.
    [16] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/738-739.
    [17] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/739.
    [18] İbn Kesîr, age. VIII,557-558. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/983. Abdulfettah El- Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 483-484.
    [19] Abdurrahman ibn Muhammed ibn Mahlûf es-Seâlibî, el-Cevâhiru'I-Hısân fî Tefsîri'l-Kur'ân, Beyrut tarihsiz, IV,452. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/984.
    [20] Garâibu'i-Kur'ân, XXX,209. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/984.
    [21] Bak, Buhârî, Tıbb, 49; Müslim, Selâm, 43. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/984.
    [22] Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/984.
    [23] İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 400; İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/739.
    [24] el-Bahru'l-Muhit, VIII/530. Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/677.
    [25] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/677.





+ Yorum Gönder