Konusunu Oylayın.: Halk biliminin ortaya çıkışı ve ürünleri.

5 üzerinden 4.71 | Toplam : 7 kişi
Halk biliminin ortaya çıkışı ve ürünleri.
  1. 16.Aralık.2009, 17:56
    1
    Misafir

    Halk biliminin ortaya çıkışı ve ürünleri.






    Halk biliminin ortaya çıkışı ve ürünleri. Mumsema HALK BİLİMİ
    Halk ;aynı dili konuşan benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren gelenek ve göreneklerle
    birbirlerine bağlı ilişkileri, birinci ortak bir tarihi olan homojen toplum kesimidir.

    Halkbilim, bir ülke ya da belirli bir bölge halkına ilişkin maddi ve manevi alanlardaki kültürel ürünleri
    konu edinen, bunları kendine özgü yöntemlerle derleyen, sınıflandıran, çözümleyen,
    yorumlayan ve son aşamada da bir birleşime vardırmayı amaçlayan bir bilimdir.
    Böyle bir işlevi üstlenen bu bilim, başta Etnoloji olmak üzere Toplumbilim, Ruhbilim,
    Sosyal ve Kültürel Antropoloji, Edebiyat, Dilbilim, Dinbilim, Tarih, Dinler Tarihi, Sanat Tarihi,
    Coğrafya, Tıp, Hukuk gibi bilimlerle yakından ilgilidir. Gerektiğinde bunların yöntem ve bulgularından
    yararlanır. Sırası geldiğinde başka ülkelerin halkbilimsel ürünleri ile ilişki kurar, karşılaştırmalar yapar,
    bunların kökenine inmeye çalışır. Böylelikle yerellikten ve ulusallıktan evrenselliğe geçerek insanlığın
    ortak kültürüne katkıda bulunmaya çalışır.
    Türkiye'de Halkbilim çalışmaları aslında 20.yy içinde değil çok daha önceleri başlamıştır.
    Ne var ki, bunlar gerçek bilim düşüncesi taşımadan yalnız bilgi vermek, olayları okuyucuya aktarmak,
    haber vermek gibi düşüncelerle kaleme alınmıştır. Bu çalışmalar arasında Divan-ı Lugat it Türk,
    Battalname, Danişmendname, Dede Korkut Hikayeleri, Seyahatname gibi eserler sayılabilir.
    Özellikle Seyahatname'de Evliya Çelebi, verdiği bilgiler, aktardığı örnekler, anlattığı olaylarla
    çok zengin bir Halkbilim malzemesi oluşturmuştur.
    İlk bilimsel yazıların ise yüzyılımızın başlarında yayımlanmaya başladığını görüyoruz.
    Daha çok “folklor”un ne olduğunu açıklamaya yönelik bu yazılarda Türk Halkbilimi'nin kimi sorularına
    kültür ikiliği açısından bakılmış “Halkiyat(=folklor)”ın batı toplumlarındaki yerinden örnekler verilerek
    pratikteki yararlarına değinilmiştir.
    1913 yılında Ziya GÖKALP, “Halka Doğru” adlı dergide, 1914 yılında
    Mehmet Fuat KÖPRÜLÜ de “İkdam” gazetesindeki yazılarında “Folklor” terimi yerine
    “Halkiyat”ı kullanmışlardır. Daha sonra Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI “Peyam” gazetesi ekinde,
    Selim Sırrı TARCAN “TEM”de, Rauf YEKTA “Darül Elhan Külliyatı”nda ilk Halkbilim yazılarını kullananlardır.
    Cumhuriyet'in ilanına kadar Türk Halkbilimi ile ilgili araştırma-inceleme ve yayınların dağınıklığı dikkati
    çekmektedir. 1927 yılında Ankara'da “Anadolu Halkbilgisi Derneği” adıyla kurulan, bir süre sonra adı
    “Türk Halkbilgisi Derneği” olarak değiştirilen dernek Türk Halkbilimine ilişkin çalışmaları başlatan ilk
    kuruluştur. Çıkardığı “Halkbilgisi Haberleri” adlı süreli yayınıyla ülkemizin çeşitli yörelerinden derlenen
    Halkbilim verilerini toplu bir biçimde sergilemiştir. Daha sonra 1932 yılında kurulan “Halkevleri”,
    1955 yılında “Folklor Araştırmaları Kurumu”, 1964 yılında “Türk Folklor Kurumu”, 1966 yılında Kültür ve
    Turizm Bakanlığı bünyesinde Kurulan Milli Folklor Araştırma Dairesi” halkbilimine ilişkin ilk köklü
    çalışmaları başlatmışlardır.

    Üniversitelerimizde ise Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Etnoloji ve Antropoloji kürsüsünün yaptığı çalışmalar ve Atatürk Üniversitesi'nde Halk Edebiyatına ilişkin yapılan çalışmaların yanısıra, Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü (BÜFOK) Orta Doğu Teknik Üniversitesi Türk Halkbilim Topluluğu (THBT) ve Anadolu Üniversitesi Halkbilim Araştırmaları Merkezi, halkbilim alanındaki çalışmaları sürdüren bazı kuruluşlardır. Bunlardan başka Türkiye'de Halk Eğitim Merkezleri ve Gençlik Merkezleri'nin yanısıra Ankara'da HOY-TUR, TÜFEM, TUBİL, İstanbul'da FOLKTUR, FOYAK, İzmir'de İFAK, EFEM ve diğer illerimizde değişik adlarla kurulmuş amatör dernekler ve kuruluşlar Halkdansları başta olmak üzere Türk Halkbilimine önemli ölçüde katkıda bulunmaktadırlar.
    Daha önce belirttiğimiz Türk Halkbilimine katkısı bulunan araçtırmacı ve incelemecilerin dışında Halkbilimine ilişkin çalışmalarıyla bilinen bazı araştırmacıların ve değerli bilim adamlarının adlarını şöyle sıralayabiliriz: İbrahim ASLANOĞLU, Hikmet DİZDAROĞLU, Şükrü ELÇİN, Saadettin Nüzhet ERGUN, Eflatun Cem GÜNEY, Cahit ÖZTELLİ, Ahmet Kutsi TECER, Veysel ARSEVEN, Sadi Yaver ATAMAN, Ferruh ARSUNAR, Şerif BAYKURT, Mahmut Ragıp GAZİMİHAL, Vahit Lütfi SALCI, Adnan SAYGUN, Cemil DEMİRSİPAHİ, Gültekin ORANSAY, Ruhi SU, Muammer SUN, Muzaffer SARISÖZEN, Halil Bedii YÖNETKEN, Bedri Rahmi EYÜBOĞLU, A. Süheyl ÜNVER, Vehbi Cem AŞKUN, Uğurol BARLAS, Zeki BAŞAR, Osman BAYATLI, İhsan HINÇER, Hamit Zübeyir KOŞAY, Abdülkadir İNAN, Nail TAN, İrfan Ünver NASRADDINOĞLU, Gülen ÇETİN, Nevzat GÖZAYDIN, Ali Rıza BALAMAN, Gürbüz ERGİNER ve Sedat Veyis ÖRNEK.

    Türk halk biliminin ilk ürünleri, Türklerin yazıyı kullanmadığı devirlerdeki verimlerdir. Bu halk verimlerinin ilk örneklerini Kaşgarli Mahmud’un “Divan-ı Lügati’t Türk” adlı eserinde görmek mümkündür.

    Eski çağlarda oluşan bu folklor Ürünleri dışında bir de sonraları halk çevrelerince beslenen ve değerlendirilen dinî- taaavvufi yolda ve din dışı konularda verilen ürünler vardır. Bunlara daTürk Halk Edebiyatı verimleri denir. Folklor ve Türk Halk Edebiyatının sınırlarını çizmek, birinin nerede bittiğini, ötekinin nerde başladığını kesin olarak belirlemek çok güçtür. Çünkü folklor, sosyal bir olaydır. Folklor ürünlerinin ilk söyleyeni bilinmediği için bunlar halkın ortak malı olarak kalmıştır.


  2. 16.Aralık.2009, 17:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    HALK BİLİMİ
    Halk ;aynı dili konuşan benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren gelenek ve göreneklerle
    birbirlerine bağlı ilişkileri, birinci ortak bir tarihi olan homojen toplum kesimidir.

    Halkbilim, bir ülke ya da belirli bir bölge halkına ilişkin maddi ve manevi alanlardaki kültürel ürünleri
    konu edinen, bunları kendine özgü yöntemlerle derleyen, sınıflandıran, çözümleyen,
    yorumlayan ve son aşamada da bir birleşime vardırmayı amaçlayan bir bilimdir.
    Böyle bir işlevi üstlenen bu bilim, başta Etnoloji olmak üzere Toplumbilim, Ruhbilim,
    Sosyal ve Kültürel Antropoloji, Edebiyat, Dilbilim, Dinbilim, Tarih, Dinler Tarihi, Sanat Tarihi,
    Coğrafya, Tıp, Hukuk gibi bilimlerle yakından ilgilidir. Gerektiğinde bunların yöntem ve bulgularından
    yararlanır. Sırası geldiğinde başka ülkelerin halkbilimsel ürünleri ile ilişki kurar, karşılaştırmalar yapar,
    bunların kökenine inmeye çalışır. Böylelikle yerellikten ve ulusallıktan evrenselliğe geçerek insanlığın
    ortak kültürüne katkıda bulunmaya çalışır.
    Türkiye'de Halkbilim çalışmaları aslında 20.yy içinde değil çok daha önceleri başlamıştır.
    Ne var ki, bunlar gerçek bilim düşüncesi taşımadan yalnız bilgi vermek, olayları okuyucuya aktarmak,
    haber vermek gibi düşüncelerle kaleme alınmıştır. Bu çalışmalar arasında Divan-ı Lugat it Türk,
    Battalname, Danişmendname, Dede Korkut Hikayeleri, Seyahatname gibi eserler sayılabilir.
    Özellikle Seyahatname'de Evliya Çelebi, verdiği bilgiler, aktardığı örnekler, anlattığı olaylarla
    çok zengin bir Halkbilim malzemesi oluşturmuştur.
    İlk bilimsel yazıların ise yüzyılımızın başlarında yayımlanmaya başladığını görüyoruz.
    Daha çok “folklor”un ne olduğunu açıklamaya yönelik bu yazılarda Türk Halkbilimi'nin kimi sorularına
    kültür ikiliği açısından bakılmış “Halkiyat(=folklor)”ın batı toplumlarındaki yerinden örnekler verilerek
    pratikteki yararlarına değinilmiştir.
    1913 yılında Ziya GÖKALP, “Halka Doğru” adlı dergide, 1914 yılında
    Mehmet Fuat KÖPRÜLÜ de “İkdam” gazetesindeki yazılarında “Folklor” terimi yerine
    “Halkiyat”ı kullanmışlardır. Daha sonra Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI “Peyam” gazetesi ekinde,
    Selim Sırrı TARCAN “TEM”de, Rauf YEKTA “Darül Elhan Külliyatı”nda ilk Halkbilim yazılarını kullananlardır.
    Cumhuriyet'in ilanına kadar Türk Halkbilimi ile ilgili araştırma-inceleme ve yayınların dağınıklığı dikkati
    çekmektedir. 1927 yılında Ankara'da “Anadolu Halkbilgisi Derneği” adıyla kurulan, bir süre sonra adı
    “Türk Halkbilgisi Derneği” olarak değiştirilen dernek Türk Halkbilimine ilişkin çalışmaları başlatan ilk
    kuruluştur. Çıkardığı “Halkbilgisi Haberleri” adlı süreli yayınıyla ülkemizin çeşitli yörelerinden derlenen
    Halkbilim verilerini toplu bir biçimde sergilemiştir. Daha sonra 1932 yılında kurulan “Halkevleri”,
    1955 yılında “Folklor Araştırmaları Kurumu”, 1964 yılında “Türk Folklor Kurumu”, 1966 yılında Kültür ve
    Turizm Bakanlığı bünyesinde Kurulan Milli Folklor Araştırma Dairesi” halkbilimine ilişkin ilk köklü
    çalışmaları başlatmışlardır.

    Üniversitelerimizde ise Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Etnoloji ve Antropoloji kürsüsünün yaptığı çalışmalar ve Atatürk Üniversitesi'nde Halk Edebiyatına ilişkin yapılan çalışmaların yanısıra, Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü (BÜFOK) Orta Doğu Teknik Üniversitesi Türk Halkbilim Topluluğu (THBT) ve Anadolu Üniversitesi Halkbilim Araştırmaları Merkezi, halkbilim alanındaki çalışmaları sürdüren bazı kuruluşlardır. Bunlardan başka Türkiye'de Halk Eğitim Merkezleri ve Gençlik Merkezleri'nin yanısıra Ankara'da HOY-TUR, TÜFEM, TUBİL, İstanbul'da FOLKTUR, FOYAK, İzmir'de İFAK, EFEM ve diğer illerimizde değişik adlarla kurulmuş amatör dernekler ve kuruluşlar Halkdansları başta olmak üzere Türk Halkbilimine önemli ölçüde katkıda bulunmaktadırlar.
    Daha önce belirttiğimiz Türk Halkbilimine katkısı bulunan araçtırmacı ve incelemecilerin dışında Halkbilimine ilişkin çalışmalarıyla bilinen bazı araştırmacıların ve değerli bilim adamlarının adlarını şöyle sıralayabiliriz: İbrahim ASLANOĞLU, Hikmet DİZDAROĞLU, Şükrü ELÇİN, Saadettin Nüzhet ERGUN, Eflatun Cem GÜNEY, Cahit ÖZTELLİ, Ahmet Kutsi TECER, Veysel ARSEVEN, Sadi Yaver ATAMAN, Ferruh ARSUNAR, Şerif BAYKURT, Mahmut Ragıp GAZİMİHAL, Vahit Lütfi SALCI, Adnan SAYGUN, Cemil DEMİRSİPAHİ, Gültekin ORANSAY, Ruhi SU, Muammer SUN, Muzaffer SARISÖZEN, Halil Bedii YÖNETKEN, Bedri Rahmi EYÜBOĞLU, A. Süheyl ÜNVER, Vehbi Cem AŞKUN, Uğurol BARLAS, Zeki BAŞAR, Osman BAYATLI, İhsan HINÇER, Hamit Zübeyir KOŞAY, Abdülkadir İNAN, Nail TAN, İrfan Ünver NASRADDINOĞLU, Gülen ÇETİN, Nevzat GÖZAYDIN, Ali Rıza BALAMAN, Gürbüz ERGİNER ve Sedat Veyis ÖRNEK.

    Türk halk biliminin ilk ürünleri, Türklerin yazıyı kullanmadığı devirlerdeki verimlerdir. Bu halk verimlerinin ilk örneklerini Kaşgarli Mahmud’un “Divan-ı Lügati’t Türk” adlı eserinde görmek mümkündür.

    Eski çağlarda oluşan bu folklor Ürünleri dışında bir de sonraları halk çevrelerince beslenen ve değerlendirilen dinî- taaavvufi yolda ve din dışı konularda verilen ürünler vardır. Bunlara daTürk Halk Edebiyatı verimleri denir. Folklor ve Türk Halk Edebiyatının sınırlarını çizmek, birinin nerede bittiğini, ötekinin nerde başladığını kesin olarak belirlemek çok güçtür. Çünkü folklor, sosyal bir olaydır. Folklor ürünlerinin ilk söyleyeni bilinmediği için bunlar halkın ortak malı olarak kalmıştır.


    Benzer Konular

    - Dünya Dillerinin Ortaya Çıkışı Nasıl Olmuştur

    - Alfabenin Ortaya Çıkışı

    - İslamın ortaya çıkışı nasıl olmuştur

    - Tasavvuf İlminin Ortaya Çıkışı

    - Tasavvuf ilminin ortaya çıkışı

  3. 16.Aralık.2009, 18:27
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: halk biliminin ortaya çıkışı ve ürünleri.




    Katkılarınız için teşekkürler.


  4. 16.Aralık.2009, 18:27
    2
    Özel Üye



    Katkılarınız için teşekkürler.





+ Yorum Gönder