Konusunu Oylayın.: İslamda veresiye mal satmak almak

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslamda veresiye mal satmak almak
  1. 14.Aralık.2009, 14:38
    1
    Misafir

    İslamda veresiye mal satmak almak

  2. 10.Kasım.2013, 19:31
    2
    Ebu Ducane
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2008
    Üye No: 8931
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: İslamda veresiye mal satmak almak




    VERESİYE YAPILAN ALIŞ-VERİŞLER
    A) Veresiye (Vadeli) Satışın Mahiyeti ve Meşrûluğu:
    Bir malın peşin olarak satılması asıldır. Ancak alıcı her zaman peşin para veremediği için vadeli satışlara da ihtiyaç olur. Vadeli veya taksitle satışta satıcı malı teslim ettiği halde alıcı satış bedelini belirlenen ileriki bir tarihte ödemeyi üstlenir. Eğer para peşin mal veresiye satım akdi yapılmışsa buna “selem” veya “selef” akdi denir. Biz önce vadeli satış üzerinde duracağız.
    Vadeli satışın caiz oluşu âyet ve hadise dayanır. Allahü Teâlâ şöyle buyurur: “Allah alış-verişi helâl, faizi ise haram kıldı.” (1) Burada alış-verişten mutlak olarak söz edildiği için, peşin veya vadeli satışlar âyet kapsamına girer. Vadeli borçlanmaların yazı ile tespitini öngören şu âyet de hem selem satışını, hem de vadeli satışı içine almaktadır. “Ey inananlar! Belirli bir süreye kadar birbirinize borç verdiğiniz zaman onu yazın. Aranızda bir yazıcı (onu) adaletle yazsın.” (2) Âyetteki “deyn” ifadesi sözlükte; zimmet borcu, vadeli borç, bedel veya veresiye anlamlarına gelir. Bir fıkıh terimi olarak ise; iki bedelden birisi peşin, diğeri zimmette vadeli borç olan her muâmeleye “deyn” denir. Arap dilinde hazır olan şeye “ayn”, hazır ve mevcut olmayan şeye ise “deyn” ifadesi kullanılır. (3)
    Hz. Peygamber bir yahudiden veresiye yiyecek satın almış ve zırhını ona rehin olarak bırakmıştır. (4)
    İslâm fakihleri bu ve benzeri delillere dayanarak vadeli satışın caiz olduğu konusunda görüş birliği içindedir. Ancak bunun bir ruhsat mı yoksa azîmet mi olduğu tartışılmıştır.
    Vadeli alış-verişte, satış bedelini ödeme tarihinin veya takside bağlama halinde vade tarihlerinin belirlenmiş olması gerekir. Aksi halde satım akdi fasit olur. Vade; şu kadar gün veya ay yahut yıl veyahut da 1993 Eylül ayının son günü gibi satıcı ve alıcı tarafından bilinen bir tarih olmalıdır. En kısa veya en uzun vade süresi için bir sınır konulmamıştır. Ömür boyu, hatta tarafların yaşayabilecekleri tahmine dayalı yaş süresini aşan vadeler de geçerlidir. Ancak borcun vade süresi gelmeden borçlunun ölümü halinde vade düşer ve borç miras malına taalluk ettiği için de, hemen ödenmesi gereken (muaccel) borç halini alır. Satıcının, başka bir deyimle alacaklının ölümü ise vadeye bağlanmış bulunan satış bedellerini muaccel kılmaz. Bu yüzden de mirasçılar bu alacakları vadesinden önce isteyemezler. (5)
    Veresiye satışta pazarlık; yağmurun yağması, rüzgarın esmesi, hacıların hacdan dönüşü veya şirket ortağının yolculuktan dönüşü; harman, hasat veya bağ bozumu gibi belirsiz bir tarih üzerinde yapılsa, satım akdi fasit olur. Çünkü böyle belirsiz bir vade taraflar arasında anlaşmazlığa yol açabilir. Burada belirsizliğin az veya çok olması sonucu değiştirmez. Vadede az bilinmezlik (yesîr cehâlet), meydana gelmesi kesin olan fakat bazan erken, bazanda geç ortaya çıkabilen vadedir. “Hasat zamanı” gibi. Çok bilinmezlik (fâhiş cehâlet) ise; meydana gelmesi kesin olmayan ve hiç olması da mümkün bulunan bilinmezliktir. “Yağmur yağdığı” veya “rüzgâr estiği zaman” gibi.
    Meselâ; bir kimse paranın tamamı üç ayın sonunda tamamlanmak üzere taksitle satış yapsa, taksitlerin ödenme tarihi belirsiz olduğu için satış fasit olur. Vade tarihlerinde anlaşamadıkları takdirde sonradan her iki tarafın da satım akdini bozma hakkı bulunur. Ancak tarafların gerek satış sırasında ve gerekse daha sonra taksitlerin ödeme tarihlerini belirleyerek satışı sahih hale getirmeleri de mümkündür (Fâsit ve bâtıl satım akdinin hükümleri konusuna bk.).



  3. 10.Kasım.2013, 19:31
    2
    Devamlı Üye



    VERESİYE YAPILAN ALIŞ-VERİŞLER
    A) Veresiye (Vadeli) Satışın Mahiyeti ve Meşrûluğu:
    Bir malın peşin olarak satılması asıldır. Ancak alıcı her zaman peşin para veremediği için vadeli satışlara da ihtiyaç olur. Vadeli veya taksitle satışta satıcı malı teslim ettiği halde alıcı satış bedelini belirlenen ileriki bir tarihte ödemeyi üstlenir. Eğer para peşin mal veresiye satım akdi yapılmışsa buna “selem” veya “selef” akdi denir. Biz önce vadeli satış üzerinde duracağız.
    Vadeli satışın caiz oluşu âyet ve hadise dayanır. Allahü Teâlâ şöyle buyurur: “Allah alış-verişi helâl, faizi ise haram kıldı.” (1) Burada alış-verişten mutlak olarak söz edildiği için, peşin veya vadeli satışlar âyet kapsamına girer. Vadeli borçlanmaların yazı ile tespitini öngören şu âyet de hem selem satışını, hem de vadeli satışı içine almaktadır. “Ey inananlar! Belirli bir süreye kadar birbirinize borç verdiğiniz zaman onu yazın. Aranızda bir yazıcı (onu) adaletle yazsın.” (2) Âyetteki “deyn” ifadesi sözlükte; zimmet borcu, vadeli borç, bedel veya veresiye anlamlarına gelir. Bir fıkıh terimi olarak ise; iki bedelden birisi peşin, diğeri zimmette vadeli borç olan her muâmeleye “deyn” denir. Arap dilinde hazır olan şeye “ayn”, hazır ve mevcut olmayan şeye ise “deyn” ifadesi kullanılır. (3)
    Hz. Peygamber bir yahudiden veresiye yiyecek satın almış ve zırhını ona rehin olarak bırakmıştır. (4)
    İslâm fakihleri bu ve benzeri delillere dayanarak vadeli satışın caiz olduğu konusunda görüş birliği içindedir. Ancak bunun bir ruhsat mı yoksa azîmet mi olduğu tartışılmıştır.
    Vadeli alış-verişte, satış bedelini ödeme tarihinin veya takside bağlama halinde vade tarihlerinin belirlenmiş olması gerekir. Aksi halde satım akdi fasit olur. Vade; şu kadar gün veya ay yahut yıl veyahut da 1993 Eylül ayının son günü gibi satıcı ve alıcı tarafından bilinen bir tarih olmalıdır. En kısa veya en uzun vade süresi için bir sınır konulmamıştır. Ömür boyu, hatta tarafların yaşayabilecekleri tahmine dayalı yaş süresini aşan vadeler de geçerlidir. Ancak borcun vade süresi gelmeden borçlunun ölümü halinde vade düşer ve borç miras malına taalluk ettiği için de, hemen ödenmesi gereken (muaccel) borç halini alır. Satıcının, başka bir deyimle alacaklının ölümü ise vadeye bağlanmış bulunan satış bedellerini muaccel kılmaz. Bu yüzden de mirasçılar bu alacakları vadesinden önce isteyemezler. (5)
    Veresiye satışta pazarlık; yağmurun yağması, rüzgarın esmesi, hacıların hacdan dönüşü veya şirket ortağının yolculuktan dönüşü; harman, hasat veya bağ bozumu gibi belirsiz bir tarih üzerinde yapılsa, satım akdi fasit olur. Çünkü böyle belirsiz bir vade taraflar arasında anlaşmazlığa yol açabilir. Burada belirsizliğin az veya çok olması sonucu değiştirmez. Vadede az bilinmezlik (yesîr cehâlet), meydana gelmesi kesin olan fakat bazan erken, bazanda geç ortaya çıkabilen vadedir. “Hasat zamanı” gibi. Çok bilinmezlik (fâhiş cehâlet) ise; meydana gelmesi kesin olmayan ve hiç olması da mümkün bulunan bilinmezliktir. “Yağmur yağdığı” veya “rüzgâr estiği zaman” gibi.
    Meselâ; bir kimse paranın tamamı üç ayın sonunda tamamlanmak üzere taksitle satış yapsa, taksitlerin ödenme tarihi belirsiz olduğu için satış fasit olur. Vade tarihlerinde anlaşamadıkları takdirde sonradan her iki tarafın da satım akdini bozma hakkı bulunur. Ancak tarafların gerek satış sırasında ve gerekse daha sonra taksitlerin ödeme tarihlerini belirleyerek satışı sahih hale getirmeleri de mümkündür (Fâsit ve bâtıl satım akdinin hükümleri konusuna bk.).






+ Yorum Gönder