Konusunu Oylayın.: İslam Kadın Ansiklopedisi - Tarihul Merve

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslam Kadın Ansiklopedisi - Tarihul Merve
  1. 14.Aralık.2009, 00:36
    1
    Misafir

    İslam Kadın Ansiklopedisi - Tarihul Merve






    İslam Kadın Ansiklopedisi - Tarihul Merve Mumsema İslam Kadın Ansiklopedisi - Tarihul Merve

    Kitabın Konusu


    Kitap, "Saadet Asrında müslüman kadının sosyal ve hukukî konu-mu"nu ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu amaçla uzaktan ya da yakından ka­dın ile ilişkili bütün naslari; onun özel hayatıyla ilgili olanından toplumsal hayatıyla ilgili olanına, toplumsal ilişkilerin niteliğine ve kadın-erkek ilişki­lerinin mahiyetine ilişkin olanlarına kadar bütün hepsini toplamaya çalıştım. Temel bakışaçım, İslâm'ın kadın veya erkek demeden ferdin hayatını düzen­lediği gibi toplumun hayatını da düzenlediğiydi. Müslüman ferdin gelişmesi gözönüne alınarak, sosyal araştırmalarla fıkhi araştırmaların sonuçları açı­sından birbirine uygunluğunu isbatlamaktı. Sosyal gelişme ile fıkhi hüküm­ler arasındaki bağlantıyı kurmak çok önemliydi.
    Toplumsal araştırmaların özelliklerinden biridir: Bu tip çalışmalarda toplumsal gerçeklik yalnızca delaleti kat'i nasslar ve belgeler üzerinde duru­larak ortaya konulamaz. Tarihi vakıayı isbat için delaleti kat'i olmayan nass-ların ve belgelerin de değerlendirilmesi gerekir. Fıkhi hükmün isbatlanması için kat'i delalet veya tercih edilen delalet gerekli görülmesine karşın, sözko­nusu hükmün te'kidi için muhtemel/zanni delalet yeterli görülmektedir. Ya­ni muhtemel delaletin kat'i veya racih delilin, güvenilir şahidi olması müm­kündür. Birazdan okuyucu, kimi şahidlerin ihtimali maksatlara delalet etti­ğini görecektir. Delile ihtimal karıştığında o delille istidlalin -hüküm çıkar-ma- yapılamayacağı bir kaidedir. Bu sebeple hüküm konurken, delaleti katı nassa veya racih delalete dayanılması gerekir. Diğer nasslar ise sosyal araş­tırmaları olgunlaştırmak ve ayrıntılandırmak içindir.
    İnsanların her fiilinde bir cevher (öz) bir de şekil bulunur. Cevher, za­mana, mekana ve çevresel şartlara göre çeşitli biçimlerde uygulanmak sure­tiyle şekle dönüşür. Burada cevheri ihtiva eden bilginin yeri çok önemlidir, Mubah ise mübahlığı, haram ise haramlığı devam eder. (Hanefiler bu meto­da isüslah metodu demektedirler.) Bu cevherin uygulanış şekilleri ise yuka­rıda da açıkladığımız gibi gelişmeye ve değişmeye açıktır. Uygulanış şekil­leri ne kadar farklı olursa olsun hepsi hükmünü cevherden alır.
    Böyle bir ayrım zorunludur. Meseleyi anlamamıza ve yeni tatbik şekil lerini kavramamıza yardımcı olur. Mesela, kadının öğrenim görmesi, çalış ması, içtimai ve siyasi faaliyetlere iştiraki gibi konularda Rasulullah mesele nin özünü açıklamıştır. Fakat sorun şudur: Bu meselelerin tatbikinde sadec*
    Rasulullah döneminde yapıldığı şekliyle yetinip yeni uygulamalar aramaya­lım mı, ya da yeni sosyal şartlara göre çağdaş çözümler mi getirelim? Yoksa bu şartlara göre daha başka uygulama şekilleri mi teşkil edelim? Burada biz, kadının faaliyetlerine ve katılımlarına etki eden yeni sosyal şartları aile için­de, sosyal ve siyasi hayatta ve özel iş hayatında nasıl olduğunu esas aldık. Kadının giyimi ve zinetine etki eden şartlar da burada sayılabilir. İşte bu sa­yede müslüman kadın çağdaş toplum içerisinde üzerine düşen görevi tam olarak yapabilsin. Aynı zamanda meşru özü (cevher) de bularak bu sayede Allah'ın emrine doğru bir şekilde uyabilsin. Bu sosyal ve fikhi araştırmanın amacı, Rasulullah'ın çizgisine uyarak, o dönemde verilmiş hakları günümüz müslüman kadınına da yeniden kazandırmaktır.
    Bu amaç bizi daha büyük sorunların içine çekmektedir. Alimlerin, dü­şünürlerin bu konuda katkıları şarttır. Sorun, günümüz müslümanının aklını özgürleştirme sorunudur. Asırlardan beri üstüne çöreklenen ve onu tesir altı­na alan boğucu bağlardan, batıl Ölçülerden ve fasit düşüncelerden aklını kur­tarma problemidir. Bütün bunlardan kurtulan kimse uyanır ve Allah'ın hida­yetinin nuru doğrultusunda çalışır. Müslüman toplumu aklı hür fertlerin oluşturduğu ideal bir toplum yapmanın tek yolu kadının aklını da hürleştir-mekten, diğer bir deyişle hem kadının hem de erkeğin hür akıl sahibi olma­sından geçer. Sağlam temeller üzerine oturan sıhhatli bir toplum kurmak bu­nunla mümkündür. Kişinin faaliyetini akıl organize eder. Akıl hür olur ve doğruyu bulursa kişinin faaliyetleri de hür bir şekilde gelişir, nura, basirete doğru yol alır. Kanaatımıza göre en büyük sorun budur. Bu çirkin anlayışlar müslümanın düşünce sistemini darmadağın edince buna bağlı olarak haya­tın bütün yönleri de zarar .


  2. 14.Aralık.2009, 00:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    İslam Kadın Ansiklopedisi - Tarihul Merve

    Kitabın Konusu


    Kitap, "Saadet Asrında müslüman kadının sosyal ve hukukî konu-mu"nu ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu amaçla uzaktan ya da yakından ka­dın ile ilişkili bütün naslari; onun özel hayatıyla ilgili olanından toplumsal hayatıyla ilgili olanına, toplumsal ilişkilerin niteliğine ve kadın-erkek ilişki­lerinin mahiyetine ilişkin olanlarına kadar bütün hepsini toplamaya çalıştım. Temel bakışaçım, İslâm'ın kadın veya erkek demeden ferdin hayatını düzen­lediği gibi toplumun hayatını da düzenlediğiydi. Müslüman ferdin gelişmesi gözönüne alınarak, sosyal araştırmalarla fıkhi araştırmaların sonuçları açı­sından birbirine uygunluğunu isbatlamaktı. Sosyal gelişme ile fıkhi hüküm­ler arasındaki bağlantıyı kurmak çok önemliydi.
    Toplumsal araştırmaların özelliklerinden biridir: Bu tip çalışmalarda toplumsal gerçeklik yalnızca delaleti kat'i nasslar ve belgeler üzerinde duru­larak ortaya konulamaz. Tarihi vakıayı isbat için delaleti kat'i olmayan nass-ların ve belgelerin de değerlendirilmesi gerekir. Fıkhi hükmün isbatlanması için kat'i delalet veya tercih edilen delalet gerekli görülmesine karşın, sözko­nusu hükmün te'kidi için muhtemel/zanni delalet yeterli görülmektedir. Ya­ni muhtemel delaletin kat'i veya racih delilin, güvenilir şahidi olması müm­kündür. Birazdan okuyucu, kimi şahidlerin ihtimali maksatlara delalet etti­ğini görecektir. Delile ihtimal karıştığında o delille istidlalin -hüküm çıkar-ma- yapılamayacağı bir kaidedir. Bu sebeple hüküm konurken, delaleti katı nassa veya racih delalete dayanılması gerekir. Diğer nasslar ise sosyal araş­tırmaları olgunlaştırmak ve ayrıntılandırmak içindir.
    İnsanların her fiilinde bir cevher (öz) bir de şekil bulunur. Cevher, za­mana, mekana ve çevresel şartlara göre çeşitli biçimlerde uygulanmak sure­tiyle şekle dönüşür. Burada cevheri ihtiva eden bilginin yeri çok önemlidir, Mubah ise mübahlığı, haram ise haramlığı devam eder. (Hanefiler bu meto­da isüslah metodu demektedirler.) Bu cevherin uygulanış şekilleri ise yuka­rıda da açıkladığımız gibi gelişmeye ve değişmeye açıktır. Uygulanış şekil­leri ne kadar farklı olursa olsun hepsi hükmünü cevherden alır.
    Böyle bir ayrım zorunludur. Meseleyi anlamamıza ve yeni tatbik şekil lerini kavramamıza yardımcı olur. Mesela, kadının öğrenim görmesi, çalış ması, içtimai ve siyasi faaliyetlere iştiraki gibi konularda Rasulullah mesele nin özünü açıklamıştır. Fakat sorun şudur: Bu meselelerin tatbikinde sadec*
    Rasulullah döneminde yapıldığı şekliyle yetinip yeni uygulamalar aramaya­lım mı, ya da yeni sosyal şartlara göre çağdaş çözümler mi getirelim? Yoksa bu şartlara göre daha başka uygulama şekilleri mi teşkil edelim? Burada biz, kadının faaliyetlerine ve katılımlarına etki eden yeni sosyal şartları aile için­de, sosyal ve siyasi hayatta ve özel iş hayatında nasıl olduğunu esas aldık. Kadının giyimi ve zinetine etki eden şartlar da burada sayılabilir. İşte bu sa­yede müslüman kadın çağdaş toplum içerisinde üzerine düşen görevi tam olarak yapabilsin. Aynı zamanda meşru özü (cevher) de bularak bu sayede Allah'ın emrine doğru bir şekilde uyabilsin. Bu sosyal ve fikhi araştırmanın amacı, Rasulullah'ın çizgisine uyarak, o dönemde verilmiş hakları günümüz müslüman kadınına da yeniden kazandırmaktır.
    Bu amaç bizi daha büyük sorunların içine çekmektedir. Alimlerin, dü­şünürlerin bu konuda katkıları şarttır. Sorun, günümüz müslümanının aklını özgürleştirme sorunudur. Asırlardan beri üstüne çöreklenen ve onu tesir altı­na alan boğucu bağlardan, batıl Ölçülerden ve fasit düşüncelerden aklını kur­tarma problemidir. Bütün bunlardan kurtulan kimse uyanır ve Allah'ın hida­yetinin nuru doğrultusunda çalışır. Müslüman toplumu aklı hür fertlerin oluşturduğu ideal bir toplum yapmanın tek yolu kadının aklını da hürleştir-mekten, diğer bir deyişle hem kadının hem de erkeğin hür akıl sahibi olma­sından geçer. Sağlam temeller üzerine oturan sıhhatli bir toplum kurmak bu­nunla mümkündür. Kişinin faaliyetini akıl organize eder. Akıl hür olur ve doğruyu bulursa kişinin faaliyetleri de hür bir şekilde gelişir, nura, basirete doğru yol alır. Kanaatımıza göre en büyük sorun budur. Bu çirkin anlayışlar müslümanın düşünce sistemini darmadağın edince buna bağlı olarak haya­tın bütün yönleri de zarar .


    Benzer Konular

    - Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt Listesi

    - Berat Gecesi - Diyanet İslam Ansiklopedisi

    - Üç Aylar - Diyanet İslam Ansiklopedisi

    - Vaaz-Şamil İslam Ansiklopedisi

    - Mezhep değiştirmek - İslam Fıkhı Ansiklopedisi

  3. 15.Aralık.2009, 04:32
    2
    İsrâ
    İsrâ

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Ekim.2009
    Üye No: 59972
    Mesaj Sayısı: 1,575
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Almanya

    --->: İslam Kadın Ansiklopedisi - Tarihul Merve




    ilk defa duyuyorum


  4. 15.Aralık.2009, 04:32
    2
    İsrâ



    ilk defa duyuyorum





+ Yorum Gönder