Konusunu Oylayın.: Hicretten çıkarılması gereken dersler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hicretten çıkarılması gereken dersler
  1. 11.Aralık.2009, 16:09
    1
    Misafir

    Hicretten çıkarılması gereken dersler






    Hicretten çıkarılması gereken dersler Mumsema Hicretten çıkarılması gereken dersler


  2. 11.Aralık.2009, 16:09
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 12.Aralık.2009, 11:58
    2
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Hicretten çıkarılması gereken dersler




    bknz:

    http://www.mumsema.com/islam-tarihi/...k-dersler.html


  4. 12.Aralık.2009, 11:58
    2
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥



  5. 17.Aralık.2009, 14:55
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: Hicretten çıkarılması gereken dersler

    Aşağıdaki kitabı almanızı tavsiye ederim.


    Peygamberimizin (sav)
    Hicreti
    ve
    Alınacak Dersler

    Dr.Ebu Huzeyfe
    Polen yayınları



  6. 17.Aralık.2009, 14:55
    3
    Moderatör
    Aşağıdaki kitabı almanızı tavsiye ederim.


    Peygamberimizin (sav)
    Hicreti
    ve
    Alınacak Dersler

    Dr.Ebu Huzeyfe
    Polen yayınları



  7. 13.Temmuz.2010, 09:53
    4
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    --->: Hicretten çıkarılması gereken dersler

    Hicret ve Dersler


    Allah razı olsun hocam


  8. 13.Temmuz.2010, 09:53
    4
    Hadimul Müslimin
    Hicret ve Dersler


    Allah razı olsun hocam


  9. 13.Temmuz.2010, 23:32
    5
    Arsoy
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Şubat.2007
    Üye No: 49
    Mesaj Sayısı: 356
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Bulunduğu yer: ...................

    --->: Hicretten çıkarılması gereken dersler

    Hicretten Alınacak Dersler

    Hicretten Alınacak Dersler

    Hicret, alelade bir göç değildir. Hicret'in gayesi müslümanca yaşamak, Allah'ın kanunlarını ikame etmektir. Hicret, ruhun bu kanunlarla terbiyesidir. Hicret, ilahi yaşam kavgasıdır.
    Hicret böyle önemli olduğu içindir ki, Hz.Ömer (r.a.), onu İslam takviminin (hicri takvim) başlangıcı yapmıştır. Mekke'nin fethi bile takvim başlangıcı olarak alınmamış, Hicret olayı resmi takvim olarak kabul edilmiştir. Çünkü Hz.Ömer (r.a.)'in ifadesi ile Hicret, Hakk ile batıl'ı birbirinden ayırmıştır. Allah Rasulünün hayat programı şu üç kelimeyle özetlenebilir İman, Hicret, Cihad.
    Allah (c.c.) bu konuda şöyle buyuruyor :
    "İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıranlar, yardım edenler, işte gerçek mü'min olanlar bunlardır. Mağfiret ve uçsuz bucaksız rızık da onlarındır." (Enfal-74)
    "İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, rütbe bakımından Allah katında daha üstündürler. Kurtuluşa erenler de işte onlardır." (Tevbe - 20)
    Müesseseleşmenin Kaynağı Olarak Hicret :
    Hicret; kutsal İslam davasının hedefe giden yolunda bir dönüm noktasıdır. Hicret, İslam dayanışma ve kardeşliğinin ruhudur. Hicret, devleti doğurmuştur. İlk İslam Anayasası, hicretten sonra ortaya çıkmış; İslam'ın ticari, iktisadi, zirai ve ekonomik hayata dair esasları, ilk uygulamalarını hicretten sonra göstermiştir. İlk İslam çarşı-pazarı, bu dönemde kurulmuştur. Cemaate açık İslam mabedi (Kuba ve Mescid-i Nebi), hicretle beraber ve hicretten hemen sonra bina olunmuştur. Zekat, oruç gibi ibadetler hicretten sonra farz kılınmıştır.
    Fedakârlık Kaynağı Olarak Hicret :
    Hicret, imanın maddeye sağladığı tarihi zaferin simgesidir. Hicret; Allah rızası için; anadan, babadan, yardan, maldan, mülkten hatta candan vazgeçişin, ibretli kıssasıdır. Hz.Ali'yi düşününüz ki, Nebiyy-i Muhterem (s.a.v.) hicret yolculuğuna kolayca çıkabilmesi için O'nun yatağına girip yatmış, böylece Kureyşlileri aldatmıştı. Dışarıdan bakıldığında Peygamberimizin yatakta yattığı sanılıyordu. Sabaha kadar çıkmadığı görülünce sabahleyin muhtemelen o yatakta ve orada yatan kişi öldürücü darbelere hedef olabilecekti. Hz.Ali (r.a.) bunu biliyordu ve canından vazgeçmişti. Çünkü hicret, canından bile vazgeçişin adıydı. Bunun gibi Hz.Ebubekir de, hem kendi canını hem de aile fertlerinin canını fedayı göze almıştı. Çünkü hicret yoluna gittiği anlaşılınca, Ebubekir'in evine muhtemelen baskın yapılacak ve aile fertleri tartaklanacaktı, dövülecekti.
    Hicret ve Mukaddes Dava :
    Hicret, maldan-mülkten vazgeçiştir. Düşününüz ki, bir insan yüz yıllardan beri atalarının yurdundadır ve onların mirasçısıdır. Bağı, bahçesi, tarlası, evi vardır. Böyle birine "Haydi bütün varlığını terket de, filan yere gidelim!" deseniz, kolayca yola koyulmayacaktır. İşte hicrette dünyevi menfaat ve ilişkiler bertaraf edilerek, kutsal dava ön plana alınmış ve kutsal gaye için -fakirlik göze alınarak- mal-mülk terkedilmiştir. Muhacirler Medine'ye geldiklerinde sadece tek canları ve bir de o can içinde besleyip büyüttükleri davaları vardı.
    Ahde Vefa, Dostlukta Sadakât :
    Hicret, ahde vefadır. Sözde doğruluktur. Dostlukta sadakattir. Ensar... Dostlar dostu ensar, müteakip yıllarda, günlerde, aylarda, Hz.Peygamber (s.a.v.)'i ve öteki muhacirleri her çeşit tehlikeye karşı savunmuşlardır. Ensar ile muhacirun öylesine içten sağlarla kardeşleşmişlerdi ki, aslen Mekke'li olmayan Selmanü'l Fârisî gibi zevâtı, her iki taraf kendilerinden sayarak bağrına basıyordu.
    Hicret ve Devlet :
    Hicret devlettir. Rasulüllah Medine'ye geldikten sonra "Medine İslam Devleti" doğmuştur. İhtiyaca göre İlâhi yasalar vahy yoluyla Efendimiz'e bildirilmiş ve Sünnet-i Nebi, âyetleri tefsir etmiş, cemiyet hayatı tanzim olunmuştur.
    Hicret kanundur. Müslümanların birbirlerine karşı vazifeleri ve mütekabil sorumluluklarıyla Yahudilerle ilişkilerinde temel ölçüleri belirleyen ilk anayasa hicretten sonra teessüs etmiştir.
    Hicret ve İsar (Kardeşini Kendisine Tercih) :
    Hicret îsardır, kardeşini -kendisi ihtiyaçlı olsa dahi- kendisine tercih ediş, kendi ihtiyaçlarını gidermeyi bir yana bırakıp Müslüman kardeşinin ihtiyaçlarını karşılamaya öncelik veriştir.
    Suffe Mektebi'nin güzide talebelerinden Ebu Hureyre (r.a.) açlıktan zayıflayıp tahammülü kalmamış, durumunu Hz.Peygamber (s.a.v.)'e iletmişti. Efendimiz, Ebu Hureyre'yi doyurmaları için zevcelerine gönderdi. Fakat Hz.Peygamber'in evinde sudan başka ber şey yoktu. Misafir karnı doymadan ve bir şey yiyemeden geri dönüyordu. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) meseleyi eshabına "Şu açı kim doyuracak?" diye iletti. Ebu Talha (r.a.) -bir an için fakirliğini unutarak- "ben" deyiverdi. Rasulüllah'ın şerefli misafirine sahip çıkmak isteği o zatı bu yola sürüklemişti. Eve gittiklerinde zevcesine "Haydi Rasulüllah'ın misafirini ağırla!" dedi. Kadın "Ancak çocukların yiyeceği kadar azık var, başka yok!" diyordu.
    Ebu Talha (r.a.) çocukları uyutmasını, ışığı yakıp onların yemeğini misafire hazırlaması söyledi. Kadın da öyle yaptı. Yemek sofra konuldu ve ışık söndürüldü. Ebu Talha ve hanımı yemek yer gibi yaptılar, aslında yemek yoktu. Fakat misafirin, kendisi yüzünden ev sahiplerinin aç kaldığını bilerek üzülmesine, incinmesine engel olmak istemişlerdi.
    Karı-koca aç gecelediler, çocukları da. Fakat misafirlerinin karnı doyurulmuş ve evin iç yüzü kendisine hissettirilmemişti. Sabah olup Rasulüllah'ın yanına geldiklerinde Ebu Talha (r.a.)'ya hitaben Efendimiz "bu gece Allah sana tebessüm etti, karı-koca olarak sizin güzel hareketlerinizi beğendi ve şöyle buyurdu : - "Ve (Ensar), kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi (göç eden yoksul kadeşlerini) kendi canlarına tercih ederler" (Haşr - 9)
    Hicret - İlim - İrfan - Mektep :
    Hicret mabeddir, cemaattir, rahmettir. Kuba Mescidi ve Mescid-i Nebi, hicretten hemen sonra bina olunmuştur. Ve o dönemde mescit her şeydir; ibadet yeridir, sohbet yeridir, va'z ü nasihat ve irşad yeridir. İstişâre yeridir, tefekür mekânı ve idare merkezidir.
    Hicret derstir, ilimdir, tedrisattır. İslam'ın ilk eğitim kurumu olan "Suffe Okulu" hicretten sonra Mescid-i Nebi'ye bitişik bir alana yapılmıştır. Burada ders gören ashabın öğretmeni Hz.Peygamber (s.a.v.)'di. Ayrıca muhacirler, Ensarın hocaları, Ensar ise muhacirlerin ilk zamanlarda talebeleri ve mali bakımdan destekleyicileri idi.
    Hicret - Edep - Nezaket :
    Hicret edeptir, hassasiyettir, nezaket ve ince duyguların lif lif örülüşüdür.
    Evden Sevr mağarasına gidilirken Hz.Ebubekir, Rasulüllah'ın bir önüne geçer bir ardına kalırdı. Efendimiz sebebini sorunca "Ya Resulüllah! Müşrikler arkamızdan takip ederler, diye aklıma geliyor, arkada kalıyorum. Pusuya yatmış önden saldırırlar diye aklıma geliyor, ileri geçiyorum" cevabını verir. Gece karanlığında mağaraya yaklaştıklarında Hz.Ebubekir (r.a.) önce girer, hergangi bir vahşi hayvana karşı ilk hedefin Rasulüllah olmasını istemez. Dostluğun, nezaketin, hassasiyetin, dava liderinin canı hesabına kendi canından geçişin böylesine bir örneğine tarihte rastlamak acaba mümkün müdür?
    Bedir arslanları, Uhud şehitleri, Hendek hesaplaşması, Büyük Fetih (Mekke), Huneyn çağrısı, Mute azmi ve Tebük ruhu bu derin hicret dayanışmasının meyveleridir


  10. 13.Temmuz.2010, 23:32
    5
    Devamlı Üye
    Hicretten Alınacak Dersler

    Hicretten Alınacak Dersler

    Hicret, alelade bir göç değildir. Hicret'in gayesi müslümanca yaşamak, Allah'ın kanunlarını ikame etmektir. Hicret, ruhun bu kanunlarla terbiyesidir. Hicret, ilahi yaşam kavgasıdır.
    Hicret böyle önemli olduğu içindir ki, Hz.Ömer (r.a.), onu İslam takviminin (hicri takvim) başlangıcı yapmıştır. Mekke'nin fethi bile takvim başlangıcı olarak alınmamış, Hicret olayı resmi takvim olarak kabul edilmiştir. Çünkü Hz.Ömer (r.a.)'in ifadesi ile Hicret, Hakk ile batıl'ı birbirinden ayırmıştır. Allah Rasulünün hayat programı şu üç kelimeyle özetlenebilir İman, Hicret, Cihad.
    Allah (c.c.) bu konuda şöyle buyuruyor :
    "İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıranlar, yardım edenler, işte gerçek mü'min olanlar bunlardır. Mağfiret ve uçsuz bucaksız rızık da onlarındır." (Enfal-74)
    "İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, rütbe bakımından Allah katında daha üstündürler. Kurtuluşa erenler de işte onlardır." (Tevbe - 20)
    Müesseseleşmenin Kaynağı Olarak Hicret :
    Hicret; kutsal İslam davasının hedefe giden yolunda bir dönüm noktasıdır. Hicret, İslam dayanışma ve kardeşliğinin ruhudur. Hicret, devleti doğurmuştur. İlk İslam Anayasası, hicretten sonra ortaya çıkmış; İslam'ın ticari, iktisadi, zirai ve ekonomik hayata dair esasları, ilk uygulamalarını hicretten sonra göstermiştir. İlk İslam çarşı-pazarı, bu dönemde kurulmuştur. Cemaate açık İslam mabedi (Kuba ve Mescid-i Nebi), hicretle beraber ve hicretten hemen sonra bina olunmuştur. Zekat, oruç gibi ibadetler hicretten sonra farz kılınmıştır.
    Fedakârlık Kaynağı Olarak Hicret :
    Hicret, imanın maddeye sağladığı tarihi zaferin simgesidir. Hicret; Allah rızası için; anadan, babadan, yardan, maldan, mülkten hatta candan vazgeçişin, ibretli kıssasıdır. Hz.Ali'yi düşününüz ki, Nebiyy-i Muhterem (s.a.v.) hicret yolculuğuna kolayca çıkabilmesi için O'nun yatağına girip yatmış, böylece Kureyşlileri aldatmıştı. Dışarıdan bakıldığında Peygamberimizin yatakta yattığı sanılıyordu. Sabaha kadar çıkmadığı görülünce sabahleyin muhtemelen o yatakta ve orada yatan kişi öldürücü darbelere hedef olabilecekti. Hz.Ali (r.a.) bunu biliyordu ve canından vazgeçmişti. Çünkü hicret, canından bile vazgeçişin adıydı. Bunun gibi Hz.Ebubekir de, hem kendi canını hem de aile fertlerinin canını fedayı göze almıştı. Çünkü hicret yoluna gittiği anlaşılınca, Ebubekir'in evine muhtemelen baskın yapılacak ve aile fertleri tartaklanacaktı, dövülecekti.
    Hicret ve Mukaddes Dava :
    Hicret, maldan-mülkten vazgeçiştir. Düşününüz ki, bir insan yüz yıllardan beri atalarının yurdundadır ve onların mirasçısıdır. Bağı, bahçesi, tarlası, evi vardır. Böyle birine "Haydi bütün varlığını terket de, filan yere gidelim!" deseniz, kolayca yola koyulmayacaktır. İşte hicrette dünyevi menfaat ve ilişkiler bertaraf edilerek, kutsal dava ön plana alınmış ve kutsal gaye için -fakirlik göze alınarak- mal-mülk terkedilmiştir. Muhacirler Medine'ye geldiklerinde sadece tek canları ve bir de o can içinde besleyip büyüttükleri davaları vardı.
    Ahde Vefa, Dostlukta Sadakât :
    Hicret, ahde vefadır. Sözde doğruluktur. Dostlukta sadakattir. Ensar... Dostlar dostu ensar, müteakip yıllarda, günlerde, aylarda, Hz.Peygamber (s.a.v.)'i ve öteki muhacirleri her çeşit tehlikeye karşı savunmuşlardır. Ensar ile muhacirun öylesine içten sağlarla kardeşleşmişlerdi ki, aslen Mekke'li olmayan Selmanü'l Fârisî gibi zevâtı, her iki taraf kendilerinden sayarak bağrına basıyordu.
    Hicret ve Devlet :
    Hicret devlettir. Rasulüllah Medine'ye geldikten sonra "Medine İslam Devleti" doğmuştur. İhtiyaca göre İlâhi yasalar vahy yoluyla Efendimiz'e bildirilmiş ve Sünnet-i Nebi, âyetleri tefsir etmiş, cemiyet hayatı tanzim olunmuştur.
    Hicret kanundur. Müslümanların birbirlerine karşı vazifeleri ve mütekabil sorumluluklarıyla Yahudilerle ilişkilerinde temel ölçüleri belirleyen ilk anayasa hicretten sonra teessüs etmiştir.
    Hicret ve İsar (Kardeşini Kendisine Tercih) :
    Hicret îsardır, kardeşini -kendisi ihtiyaçlı olsa dahi- kendisine tercih ediş, kendi ihtiyaçlarını gidermeyi bir yana bırakıp Müslüman kardeşinin ihtiyaçlarını karşılamaya öncelik veriştir.
    Suffe Mektebi'nin güzide talebelerinden Ebu Hureyre (r.a.) açlıktan zayıflayıp tahammülü kalmamış, durumunu Hz.Peygamber (s.a.v.)'e iletmişti. Efendimiz, Ebu Hureyre'yi doyurmaları için zevcelerine gönderdi. Fakat Hz.Peygamber'in evinde sudan başka ber şey yoktu. Misafir karnı doymadan ve bir şey yiyemeden geri dönüyordu. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) meseleyi eshabına "Şu açı kim doyuracak?" diye iletti. Ebu Talha (r.a.) -bir an için fakirliğini unutarak- "ben" deyiverdi. Rasulüllah'ın şerefli misafirine sahip çıkmak isteği o zatı bu yola sürüklemişti. Eve gittiklerinde zevcesine "Haydi Rasulüllah'ın misafirini ağırla!" dedi. Kadın "Ancak çocukların yiyeceği kadar azık var, başka yok!" diyordu.
    Ebu Talha (r.a.) çocukları uyutmasını, ışığı yakıp onların yemeğini misafire hazırlaması söyledi. Kadın da öyle yaptı. Yemek sofra konuldu ve ışık söndürüldü. Ebu Talha ve hanımı yemek yer gibi yaptılar, aslında yemek yoktu. Fakat misafirin, kendisi yüzünden ev sahiplerinin aç kaldığını bilerek üzülmesine, incinmesine engel olmak istemişlerdi.
    Karı-koca aç gecelediler, çocukları da. Fakat misafirlerinin karnı doyurulmuş ve evin iç yüzü kendisine hissettirilmemişti. Sabah olup Rasulüllah'ın yanına geldiklerinde Ebu Talha (r.a.)'ya hitaben Efendimiz "bu gece Allah sana tebessüm etti, karı-koca olarak sizin güzel hareketlerinizi beğendi ve şöyle buyurdu : - "Ve (Ensar), kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi (göç eden yoksul kadeşlerini) kendi canlarına tercih ederler" (Haşr - 9)
    Hicret - İlim - İrfan - Mektep :
    Hicret mabeddir, cemaattir, rahmettir. Kuba Mescidi ve Mescid-i Nebi, hicretten hemen sonra bina olunmuştur. Ve o dönemde mescit her şeydir; ibadet yeridir, sohbet yeridir, va'z ü nasihat ve irşad yeridir. İstişâre yeridir, tefekür mekânı ve idare merkezidir.
    Hicret derstir, ilimdir, tedrisattır. İslam'ın ilk eğitim kurumu olan "Suffe Okulu" hicretten sonra Mescid-i Nebi'ye bitişik bir alana yapılmıştır. Burada ders gören ashabın öğretmeni Hz.Peygamber (s.a.v.)'di. Ayrıca muhacirler, Ensarın hocaları, Ensar ise muhacirlerin ilk zamanlarda talebeleri ve mali bakımdan destekleyicileri idi.
    Hicret - Edep - Nezaket :
    Hicret edeptir, hassasiyettir, nezaket ve ince duyguların lif lif örülüşüdür.
    Evden Sevr mağarasına gidilirken Hz.Ebubekir, Rasulüllah'ın bir önüne geçer bir ardına kalırdı. Efendimiz sebebini sorunca "Ya Resulüllah! Müşrikler arkamızdan takip ederler, diye aklıma geliyor, arkada kalıyorum. Pusuya yatmış önden saldırırlar diye aklıma geliyor, ileri geçiyorum" cevabını verir. Gece karanlığında mağaraya yaklaştıklarında Hz.Ebubekir (r.a.) önce girer, hergangi bir vahşi hayvana karşı ilk hedefin Rasulüllah olmasını istemez. Dostluğun, nezaketin, hassasiyetin, dava liderinin canı hesabına kendi canından geçişin böylesine bir örneğine tarihte rastlamak acaba mümkün müdür?
    Bedir arslanları, Uhud şehitleri, Hendek hesaplaşması, Büyük Fetih (Mekke), Huneyn çağrısı, Mute azmi ve Tebük ruhu bu derin hicret dayanışmasının meyveleridir





+ Yorum Gönder