Konusunu Oylayın.: Şunlar, saadet alametidir: Saliha hanım, itaat eden çocuklar, salih arkadaş

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Şunlar, saadet alametidir: Saliha hanım, itaat eden çocuklar, salih arkadaş
  1. 10.Aralık.2009, 01:52
    1
    Misafir

    Şunlar, saadet alametidir: Saliha hanım, itaat eden çocuklar, salih arkadaş






    Şunlar, saadet alametidir: Saliha hanım, itaat eden çocuklar, salih arkadaş Mumsema Şunlar, saadet alametidir: Saliha hanım, itaat eden çocuklar, salih arkadaş


  2. 10.Aralık.2009, 01:52
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Şunlar, saadet alametidir: Saliha hanım, itaat eden çocuklar, salih arkadaş


    Benzer Konular

    - Saliha bir hanım olmak..

    - Allah'a itaat eden peygamber'e itaat eder sözünden ne anlıyorsunuz

    - Saliha Hanım Olmak Demek!

    - İnsan Neslinin Ziyneti: Sâliha Hanım

  3. 17.Haziran.2013, 15:24
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Şunlar, saadet alametidir: Saliha hanım, itaat eden çocuklar, salih arkadaş




    Saadet Alameti olarak Madmud sami ramazanoğlunun makalesini okumanızı tavsiye ediyoruz.

    Saadet Alameti

    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuşlardır:

    * “Ademoğlunun bahtiyarlığına medâr olan şeyler üçtür; ademoğlunun bahtsızlığına sebep olanlar da üçtür. Bahtiyarlığına sebep olanlar: İyi, mü’mine ve iffetli (sâliha) bir zevce; İyi, sühûletli ve sür’atli binek; geniş ve rahat evdir. Bahtsızlığına sebep olanlar da: Kötü, dar ve sıkıntılı ev; fenâ kadın, kötü binektir.” (Ebû Dâvûd)

    Binek denilince üzerine binilen her türlü havan ve vâsıtaya şâmildir. bir evin kötü, dar ve sıkıntılı olmadığı keyfiyeti şahısların halleriyle takdîr edilmek lâzımdır. Öyle dar evler vardır ki, bazı kimseler için geniş ve diğerleri için sıkıntılı sayılır.

    * “Evlenin, çünki ben diğer ümmetlere karşı sizin (çoğalmanız)la iftihâr edeceğim.” (Taberânî)

    * “Evlenin, boşanmayın; çünki Allah, ne zevkine (ve keyfine) düşkün erkekleri, ne de zevkine (ve keyfine) düşkün kadınları sever.”

    * “Sizin kötüleriniz (ma’zeretleri olmadığı halde) bekâr) (yşayan)larınızdır.” (Taberânî)

    * “İnsanların en kötüsü ehli (âilesi) üzerinde çok baskı yapandır.” (Taberânî)

    Münâvî diyor ki, Bu hadîsin tamamı meâlen şöyledir: Ashâb dediler:

    “- Yâ Rasûlallah! Kişi ehli üzerinde nasıl tazyik yapar?”

    Buyurdu ki:

    “- Adam evine girince karısı korkusundan titrer, evlâdı kaçar, evden çıkınca ise karısının yüzü güler; ailesi ferahlığa ve sevgiye kavuşur.”

    * “Kadınların bereketçe en büyüğü yükü diğerlerinden daha hafif olandır.” (Ahmed b. Hanbel)

    Gerek düğünlerde vegerekse evlendikten sonra türlü türlü fuzûlî masraf kapıları açan, bu yüzden hem kendi âilesini hem de cemiyetini iktisâden yıpratan ve bu sebeple geçimsizliklere, ayrılıklara ve hattâ boşanmalara sebep olan kadınlarımız eğer müslümanlıkta sâdık iseler sevgili Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bu mubârek hadisinden ibret almalıdırlar.

    * “Nikâhın (evlenmenin) hayırlısı kolay (ve külfetsiz) olanıdır.” (Ebû Dâvûd)

    * “Sizden biriniz evlenme yemeğine (ziyâfetine) dâvet edilirse icâbet etsin!” (Müslim)

    Eğer şartlar mevcûd ise icâbet vâciptir. Şartlar (kısmen) şunlardır:

    1- Dâvet eden de edilen de müslüman olmalı,

    2- Dâvet yalnız zenginlere, sırf zengin oldukları için tahsis edilmemeli,

    3- Eğer ziyâfet verenin bütün akrabası, komşuları, kabîlesi ve meslektaşları hep zengin insanlar ise icâbet vâciptir.

    4- Ziyâfette haram olan şeyler bulunmamalı (içki v.s.)

    `

    Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    “Ey imân edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem âteşinden kendinizi ve âilenizi koruyun.”

    Hadîs-i Şerîf’te:

    – “Hepiniz çobansınız, emriniz altında bulunanlardan mes’ulsunuz.” buyurulmuştur.

    Bir gün Cibrîl -aleyhisselâm- Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek:

    – “Yâ Resûlellah, Cenâb-ı Hak Ca’fer-ı Tayyar’ın dört hasletinden memnun olduğunu bildiriyor. Câhiliyye devrinde iken bu dört hasleti vardı, şimdi de vardır,” dedi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Ca’fer bin Ebî Tâlib’e bu dört hasletinin neler olduğunu sordu. Ca’fer dedi ki:

    – Yâ Resûlellah:

    1. Asla içki içmedim. Çünkü gördüğüm ki içki aklı gideriyor. Halbuki ben aklın gelmesine gitmesinden daha fazla muhtacım.

    2. Asla puta tapmadım. Çünkü gördüm ki onun ne bir fâidesi vardır, ne de bir zararı.

    3. Âileme olan kıskançlığımdan dolayı hiç bir zaman zinâ etmedim.

    4. Hiç bir zaman da yalan söylemedim. Çünkü bu işi denâet olarak gördüm.

    Bazı sahabe demişlerdir ki: Kızını içki içen bir kimseye veren, onu zinâya sevk etmiş gibidir. Bunun mânâsı şudur ki içki içen bir kimseden çok kere talâk vâkı’ olur. Bir de ondan içkili iken hâmile kalırsa şeytandan hâmile kalmış gibi olur. Bu sebeble velîye düşen, kızını yâhud kız kardeşini içki içene, namaz kılmayana ve münkîratı işleyene vermemelidir.

    İnsanın mâneviyyatını serhoş eden şeyler de gaflet, şehvet, hevâ ve heves, dünyâ muhabbeti ve benzeri şeylerdir.

    İçki içen kimse namazdan mahrum kılınmışdır. Gaflet ve şehvet sarhoşu olanlar da hakka vâsıl olmakdan mahrum kılınmışlardır.

    (Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Bakara Sûresi Tefsiri, s. 275, 276, 28 Musâhabe-5, s. 142-145)2



  4. 17.Haziran.2013, 15:24
    2
    Moderatör



    Saadet Alameti olarak Madmud sami ramazanoğlunun makalesini okumanızı tavsiye ediyoruz.

    Saadet Alameti

    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuşlardır:

    * “Ademoğlunun bahtiyarlığına medâr olan şeyler üçtür; ademoğlunun bahtsızlığına sebep olanlar da üçtür. Bahtiyarlığına sebep olanlar: İyi, mü’mine ve iffetli (sâliha) bir zevce; İyi, sühûletli ve sür’atli binek; geniş ve rahat evdir. Bahtsızlığına sebep olanlar da: Kötü, dar ve sıkıntılı ev; fenâ kadın, kötü binektir.” (Ebû Dâvûd)

    Binek denilince üzerine binilen her türlü havan ve vâsıtaya şâmildir. bir evin kötü, dar ve sıkıntılı olmadığı keyfiyeti şahısların halleriyle takdîr edilmek lâzımdır. Öyle dar evler vardır ki, bazı kimseler için geniş ve diğerleri için sıkıntılı sayılır.

    * “Evlenin, çünki ben diğer ümmetlere karşı sizin (çoğalmanız)la iftihâr edeceğim.” (Taberânî)

    * “Evlenin, boşanmayın; çünki Allah, ne zevkine (ve keyfine) düşkün erkekleri, ne de zevkine (ve keyfine) düşkün kadınları sever.”

    * “Sizin kötüleriniz (ma’zeretleri olmadığı halde) bekâr) (yşayan)larınızdır.” (Taberânî)

    * “İnsanların en kötüsü ehli (âilesi) üzerinde çok baskı yapandır.” (Taberânî)

    Münâvî diyor ki, Bu hadîsin tamamı meâlen şöyledir: Ashâb dediler:

    “- Yâ Rasûlallah! Kişi ehli üzerinde nasıl tazyik yapar?”

    Buyurdu ki:

    “- Adam evine girince karısı korkusundan titrer, evlâdı kaçar, evden çıkınca ise karısının yüzü güler; ailesi ferahlığa ve sevgiye kavuşur.”

    * “Kadınların bereketçe en büyüğü yükü diğerlerinden daha hafif olandır.” (Ahmed b. Hanbel)

    Gerek düğünlerde vegerekse evlendikten sonra türlü türlü fuzûlî masraf kapıları açan, bu yüzden hem kendi âilesini hem de cemiyetini iktisâden yıpratan ve bu sebeple geçimsizliklere, ayrılıklara ve hattâ boşanmalara sebep olan kadınlarımız eğer müslümanlıkta sâdık iseler sevgili Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bu mubârek hadisinden ibret almalıdırlar.

    * “Nikâhın (evlenmenin) hayırlısı kolay (ve külfetsiz) olanıdır.” (Ebû Dâvûd)

    * “Sizden biriniz evlenme yemeğine (ziyâfetine) dâvet edilirse icâbet etsin!” (Müslim)

    Eğer şartlar mevcûd ise icâbet vâciptir. Şartlar (kısmen) şunlardır:

    1- Dâvet eden de edilen de müslüman olmalı,

    2- Dâvet yalnız zenginlere, sırf zengin oldukları için tahsis edilmemeli,

    3- Eğer ziyâfet verenin bütün akrabası, komşuları, kabîlesi ve meslektaşları hep zengin insanlar ise icâbet vâciptir.

    4- Ziyâfette haram olan şeyler bulunmamalı (içki v.s.)

    `

    Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    “Ey imân edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem âteşinden kendinizi ve âilenizi koruyun.”

    Hadîs-i Şerîf’te:

    – “Hepiniz çobansınız, emriniz altında bulunanlardan mes’ulsunuz.” buyurulmuştur.

    Bir gün Cibrîl -aleyhisselâm- Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek:

    – “Yâ Resûlellah, Cenâb-ı Hak Ca’fer-ı Tayyar’ın dört hasletinden memnun olduğunu bildiriyor. Câhiliyye devrinde iken bu dört hasleti vardı, şimdi de vardır,” dedi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Ca’fer bin Ebî Tâlib’e bu dört hasletinin neler olduğunu sordu. Ca’fer dedi ki:

    – Yâ Resûlellah:

    1. Asla içki içmedim. Çünkü gördüğüm ki içki aklı gideriyor. Halbuki ben aklın gelmesine gitmesinden daha fazla muhtacım.

    2. Asla puta tapmadım. Çünkü gördüm ki onun ne bir fâidesi vardır, ne de bir zararı.

    3. Âileme olan kıskançlığımdan dolayı hiç bir zaman zinâ etmedim.

    4. Hiç bir zaman da yalan söylemedim. Çünkü bu işi denâet olarak gördüm.

    Bazı sahabe demişlerdir ki: Kızını içki içen bir kimseye veren, onu zinâya sevk etmiş gibidir. Bunun mânâsı şudur ki içki içen bir kimseden çok kere talâk vâkı’ olur. Bir de ondan içkili iken hâmile kalırsa şeytandan hâmile kalmış gibi olur. Bu sebeble velîye düşen, kızını yâhud kız kardeşini içki içene, namaz kılmayana ve münkîratı işleyene vermemelidir.

    İnsanın mâneviyyatını serhoş eden şeyler de gaflet, şehvet, hevâ ve heves, dünyâ muhabbeti ve benzeri şeylerdir.

    İçki içen kimse namazdan mahrum kılınmışdır. Gaflet ve şehvet sarhoşu olanlar da hakka vâsıl olmakdan mahrum kılınmışlardır.

    (Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Bakara Sûresi Tefsiri, s. 275, 276, 28 Musâhabe-5, s. 142-145)2






+ Yorum Gönder