Konusunu Oylayın.: İhlas Suresi'nin nüzul sebebi ve tefsiri hakkında bilgi verir misiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İhlas Suresi'nin nüzul sebebi ve tefsiri hakkında bilgi verir misiniz?
  1. 20.Ocak.2013, 22:01
    1
    Misafir

    İhlas Suresi'nin nüzul sebebi ve tefsiri hakkında bilgi verir misiniz?






    İhlas Suresi'nin nüzul sebebi ve tefsiri hakkında bilgi verir misiniz? Mumsema İhlas Suresi'nin nüzul sebebi ve tefsiri hakkında bilgi verir misiniz


  2. 29.Ocak.2013, 06:00
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İhlas Suresi'nin nüzul sebebi ve tefsiri hakkında bilgi verir misiniz?




    İhlas Süresi Nüzul Sebebi


    İbn Mes'ûd, el-Hasen, Atâ, Katâde, İkrime, Mücâhid ve Câbir kavlinde Sû*re mekkîdir. İbn Abbâs, Katâde, Muhammed ibn Ka'b, Süddî, Ebu'l-Aliye ve Dahhâk'tan rivayete göre ise medenîdir ve Alûsî de bu görüşü tercih etmiştir.[1]
    Allâme Zemahşerî'nin tesbitine göre: Nâs Sûresi'nden sonra inmiş*tir.[2]
    .
    1. "De ki O Allah bir tektir. *
    2. Allah her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaçtır,
    3. O doğurmamış ve doğmamıştır.
    4. Hiç bir şey O'na denk değildir."

    Bu surenin nüzul sebebi ile ilgili rivayetler:
    1- Müşriklerin sorusu üzerine inmiştir.
    a- Übeyy ibn Ka'b'dan rivayete göre müşrikler bir gün Hz. Peygamber (sa)'e:
    "Ey Muhammed, bize Rabbının nesebini haber ver." demişler ve işte bu*nun üzerine Allah Tealâ bu sûre-i celileyi inzal buyurmuş.[3]
    İbni Cerir ve Tirmizi şunu ilâve ettiler: "Dedi ki: "Samed": Doğurma*mış ve doğrulmamış olandır. Çünkü doğrulan her şey ölecektir. Ölen her şe*ye de mirasçı olunacaktır. Allah azze ve celle ise ölmez ve mirasçı olunulmaz. "Hiçbir şey O'nun dengi değildir." Yani, O'nun bir benzeri, misli de yoktur."[4]
    b- Câbir İbni Abdullah’dan gelen bir rivayette de Hz. Peygamber (sa)'den bu istekte buluna*nın bir bedevî olduğu kaydedilmektedir.[5]
    Bu hadisi İbnu Cerir ve Taberânî anlattı. [6]
    c- Ebû Nasr Ahmed b. İbrahim el-Mihricanî, Ubeydullah b. Muhammed ez-Zahid'den, o Ebu'l-Kasım b. bint-i Meni'den, o dedesi Ahmed b. Meni'den, o Ebû Said es-Sağanî'den, o Ebû Cafer er-Razî'den, o Rabi' b. Enes'ten, o Ebu'l-Aliye'den, o da Ubeyy b. Ka'b'dan bize şu rivayette bulundu:
    "Müşrikler Rasulullah (s.a.v.)'a şöyle dediler:
    "Rabbini bize tanıt." Bunun üze*rine Allah Teala bu sûreyi indirdi.
    "Es-Samed" dedi. Yani hiçbir şeye muhtaç olmayan, herşey kendisine muhtaç olandır.
    "Lem yelid velem yuled" doğmadı, doğurulmadı. Doğmaya ve doğurulmaya ihtiyacı olmayandır. Çünkü doğurulan birşey, ölecek demektir. Ölecek kimseye de varis olunacak demektir. (Yanı sonradan, başkalan O'nun yerine geçer ve malından pay alır. Onun için Allah ne doğmuştur, ne de doğurulmuştur.) Allah Teala ne ölür, ne de kimse O'na varis olabilir.
    "Velem yekun lehu kufuven ehad" Hiçbir şey O'na denk olmadı. Yani hiçbir şey O'na ne benzer olabilir ve ne de denk olabilir, "Hiçbir şey O'nun benzeri olamaz"[7]
    d- Ebû Mansur el-Bağdadî, Ebu'l-Hasan es-Serrac'dan, o Muhammed b. Abdillah el-Hadremî'den, o Süreye b. Yunus'tan, o İsmail b. Mücahid'den, o Şa'bî'den, o da Cabir'den haber vererek dedi ki:
    "Bir grup Rasulullah (s.a.v.)'a:
    "Ey Allah'ın Rasulü, Rabbini bize anlat" demeleri üzerine Allah Teala bu sûreyi indirdi."[8]
    e- Ebu Âliye'den (r.a.) Îbnu Cerîr anlattı.
    Bir grup: “Rabbini bize anlat.” dedi. Cebrail ona bu sûre ile geldi. [9]
    f- İbn Abbâs'tan gelen bir rivayete göre de Amir ibnu't-Tufeyl ve Erbed ibn Rabîa Hz. Peygamber (sa)'e gelmişler ve Amir ibnu't-Tufeyl'in Hz. Pey*gamber (sa)'e:
    "Ey Muhammed, bizi neye çağırıyorsun?" sorusuna Hz. Pey*gamber (sa):
    "Allah'a çağırıyorum." diye cevap vermiş. Onun:
    "Onu bana tavsif et; o altından mı, gümüşten mi, demirden mi?" demesi üzerine bu Sûre-i Celîle nazil olmuş.[10]
    Bu rivayetlere göre Sûre-i Celîle Mekke'de nazil olmuştur.[11]
    2- Necran hristiyanlarının sorusu üzerine inmiştir.
    İbn Abbâs'tan başka bir rivayete göre ise Hz. Peygamber (sa)'den, Rabbını tavsif etmesini isteyen Necran hey'etidir. Buna göre Necran hey'eti geldiğinde Hz. Peygamber (sa)'e:
    "Ey Muhammed, bize Rabbını tavsif et anlat; O zeberced mi, yakut mu, altın mı, gümüş mü?" demişler de Hz. Peygamber (sa):
    "Benim Rabbım bir şeyden değildir. Çünkü O, şeyleri yaratandır." buyur*muş ve bunun üzerine bu Sûre-i Celîle nazil olmuş.[12]
    3- Yahudilerin sorusu üzerine inmiştir.
    a- Katade, Dahhak ve Mukatil şöyle dediler:
    "Yahudiler'den bir grup insan Rasulullah (s.a,v.)'a gelip dediler ki:
    "Rabbini bize tanıt. Allah Tevrat'ta kendi sıfatını, du*rumunu bildirdi. O, nasıl bir şeydir? Cinsi nedir? Altından mıdır yoksa bakırdan veya gü*müşten midir? O, yer ve içer mi? Dünya O'na kimden kaldı? O'nun varisi kimdir?" Bunun üzerine Allah Teala bu sûreyi indirdi. İnen bu sûre, Allah Teala'nın hususî nisbesidir."[13]
    b- İbnu Abbas'tan (r.a.) îbnu Ebî Hatim anlattı:
    Yahudiler Nebî Aleyhisselâm'a geldiler. Ka'b İbni Eşref, Huyey ibni Ahtab onlardandır. Rasûlullah'a:
    “Seni gönderen Rabbini bize anlat”, dediler. Allahü Teâlâ, İhlas Suresini indirdi. [14]
    c- Katâde'den (r.a.) Îbnu Cerîr, Saîd İbni Cübeyr'den (r.a.) İbnu Münzir bunun benzerini anlattı. Bu rivayet, sûrenin Medine'de indirildiğine delil gösterildi. [15]
    Ubey hadîsinde müşriklerle murat edilen budur. O zaman sûre Medenî olur. Nitekim İbnu Abbas'm hadîsi buna delâlet etmektedir. Böylece iki hadis arasındaki taarûz ortadan kalkar. [16]
    d- İbn İshâk'm Muhammed'den, onun da Saîd'den rivayetinde o şöyle anla*tıyor: Hz. Peygamber (sa)'e yahudilerden bir grup geldi ve:
    "Ey Muhammed, Allah yaratıkları yaratmıştır. Peki Allah'ı kim yaratmıştır?" diye sordular. Hz. Peygamber onlara o kadar kızdı ki rengi değişti. O sırada Cibril geldi ve onu teskin etti,
    "Ey Muhammed, sakin ol." dedi ve Allah Tealâ'dan onların sorusu*nun cevabı olarak bu Sûre-i Celîle geldi. Hz. Peygamber (sa), kendilerine bu Sûreyi okuyunca:
    "Rabbını bize tavsif et; yaratılışı nasıldır, pazusu nasıldır, ku*lacı (kolu) nasıldır?" dediler. Hz. Peygamber (sa) öncekinden daha bir şiddetle öfkelendiyse de Cibrîl gelip yine teskin etti ve sorularının cevabını getirdi: "Al*lah'ı gereği gibi takdir edemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O'nun kabzasıdır ve gökler de sağ eliyle dürülmüştür..." (Zümer, 39/67) âyet-i kerimesi nazil oldu.[17]
    e- İbn Ebî Hâtim'in ve el-Esmâ ve's-Sıfât'ta Beyhakî'nin İbn Abbâs'tan rivayetle verdikleri haberde yahudilerden Ka'b ibnu'l-Eşref ve Huyey ibn AhtabMn adları da zikredilmektedir.[18]
    f- Ebu'ş-Şeyh'in Kitâbu'1-Azame'sinde Ebân kanalıyla Enes'den rivayetine göre:
    Hayber yahudileri Hz. Peygamber (sa)'e gelmişler ve:
    "Ey Ebu'l-Kasım, Allah melekleri hicabının nurundan, Adem'i süzülmüş çamurdan, İblîs'i ateşin yalımından, gökleri dumandan, yeryüzünü de suyun köpüğünden yaratmıştır. Şimdi sen bize Rabbından haber ver." demişler, Hz. Peygamber (sa) onlara ce*vap vermemiş ve hemen Cibrîl gelerek bu Sûreyi getirmiş.[19]
    Bu rivayetlere göre ise Sûre, Medine-i Münevvere'de nazil olmuş olmalıdır. Nitekim başta da belirttiğimiz gibi Sûrenin mekkî mi medenî mi ol*duğu da zaten ihtilaflıdır.[20]
    Suyuti Lubâb'ında şöyle der: "Bu haberde geçen müşriklerden maksat Ubeyy hadisinde geçenlerdir. Buna göre, îbn Abbâs hadisinin de delalet ettiği gibi, Sûre Medeni’dir. Öyley*se iki hadis arasında çelişki olması lazımdır. Çünkü; müşrikler, söylediklerini, müşrik kabilelerinin Hz. Peygamber (s.a.v.)'e karşı toplandıkları Ahzâb (Hendek Savaşı) yılında söylemişlerdir. Ahzâb olayı ise hicretten sonra gerçekleşmiştir. O halde bu sure medenîdir. Doğrusunu Allah Teâlâ bilir.[21]



    [1] Bak: Rûhu'l-Maânî, XXX,266. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980; Bilgi için bak: Şevkani, Fethü’l-Kadîr: 5/513; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7068.

    [2] Tefsir-i Keşşaf: 4/817; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7068; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980.

    [3] Ebu Âliye tarikından İbnu Huzeyme, Hâkim; Tirmizî, Tefsîru'l-Kur’ân, lhlâs, 112/1, hadis no: 3364, bab: 91; Ahmed ibn Hanbel, Müsned, V.133-134; İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/736; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980; Abdulfettah El- Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 489. Buhari-Tarih, İbn Cerîr, İbn Ebî Âsim, Beğavî-Mu'cem, İbn Münzir, Ebû'ş-Şeyh, Beyhakî, Şevkani-Fethü’l-kadîr: 5/513; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7069. Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/672.

    [4] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/672.

    [5] İbn Kesîr, age. VIII,538. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980; Ebû Ya'lâ, İbn Münzir, Ebû Nuaym, Beyhakî, Şevkani-Fethü’l-kadîr: 5/512; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7069.

    [6] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/736.

    [7] Senedi zayıftır. Tirmizi: 3364. İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 398.

    [8] Bu hadisin senedindeki İsmail b. Mücahid, doğru bir kimse olmakla beraber, isnad esnasında hata yapabilirmiş. EI-Mecrûhîn: 3/10. İbn Cerir: 30/321, Suyuti; ed-Dürr: 6/410.
    İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 398.

    [9] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/737.

    [10] İbnu'l-Cevzî, Zâdu'l-Mesîr, IX,266; Alûsî, age. XXX,270; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980; Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/474.

    [11] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/736; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980.

    [12] Neysâbûri, age. XXX,201-202; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980.

    [13] Senedi zayıftır. Tirmizi: 3364. İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 398; Abdulfettah El- Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 490. Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/672.

    [14] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/736-737.

    [15] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/737.

    [16] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/737.

    [17] Taberî. age XXX,.221. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980-981; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7069-7070.

    [18] Suyûtî, Lübâbun-Nukûl, 11,199-211, Alûsî, age. XXX,270-271 Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/981

    [19] Suyûtî, Lübâbun-Nukûl, 11,199-212. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/981; İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/737.

    [20] Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/981.

    [21] Abdulfettah El- Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 490.

    --------------------


    Hadis No : 0878
    Ravi: Ebu Said
    Tanım: Resulullah (sav) (bir gün) ashabına: "Sizden biri bir gecede Kur'an-ı Kerim'in üçtebirini okumaktan aciz midir?" diye sordu. "Buna hangimiz güç yetirebilir?" dediler. Resulullah (sav): "Allahu Ahad, Allahu's-Samed (İhlas süresi) Kur'an'ın üçtebiri dir" buyurdu.
    Kaynak: Buhari, Fedailu'l-Kur'an 13, Tevhid 1; Müslim, Müsafirin 259, (811); Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 11, (2

    Hadis No : 0879
    Ravi: Enes
    Tanım: Bir kimse (ihlas suresini kastederek): "Ey Allah'ın Resulü! Ben bu sureyi seviyorum" dedi. Resulullah (sav): "Onu sevmen seni cennete sokacaktır" dedi.
    Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 11, (2903)


    Hadis No : 0880
    Ravi: Enes
    Tanım: Kim Kul hüvallahu ahad süresini günde iki yüz sefer okursa, üzerindeki kul borcu hariç, elli yıllık günah (amel defterinden) silinir.
    Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 10, (2900)

    Hadis No : 0881
    Ravi: Enes
    Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim yatağında uyumak isteyince, sağ tarafının üstüne yatar, sonra da Kul hüvallahu ahad'ı yüz kere okursa, Rab Teala kıyamet günü kendisine: "Sağın üzerinde cennete gir" diyecektir.
    Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 10, (2900)


    Hadis No : 0882
    Ravi: Übey İbnu Ka'b
    Tanım: Müşrikler, Hz. Peygamber (sav)'a: "Rabbini bize tavsif et (tanıt)!" dediler. Bunun üzerine İhlas süresi indi. "De ki: O, Allah'dır, bir tekdir. O Allah'tır, sameddir (hiçbir şeye muhtaç değil, her şey O'na muhtaç). Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi (ve benzeri) değildir" (1-4). Übey (ra) bu sürede geçen bazı tabirleri şöyle açıkladı: "Samed, doğurmayan ve doğurulmayan demektir, çünkü doğan her şey mutlaka ölecektir. Ölen her şeye varis olunacaktır. Allah ise ne ölür, ne de O'na varis olunur. "Hiçbir şey O'nun dengi (ve benzeri) değildir" ayeti de (O'na bir benzer, bir denk olmadığını, Allah'a benzeyen hiçbir şey bulunmadığını ifade eder."
    Kaynak: Tirmizi, Tefsir, İhlas, (3361, 3362)


    Hadis No : 0883
    Ravi: Ebu Vail
    Tanım: Samed, efendilikte son mertebeye ulaşan efendidir."
    Kaynak: Buhari, Tefsir, İhlas 2


    Hadis No : 0884
    Ravi: Ebu Hüreyre
    Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri diyor ki: "Ademoğlu bana şetmediyor (hakkımda münasib olmayan söz sarfediyor). Ancak bu ona yakışmaz. Ademoğlu beni tekzib ediyor, ancak beni tekzib etmek ona yakışmaz. Bana ettiği şetme gelince: "Bu, onun, bana evlad nisbet etmesidir. Tekzibine gelince, bu onun 'Allah, yarattığı gibi beni tekrar diriltmeyecek' demesidir. Halbuki, ikinci sefer tekrar diriltmek, bana, yoktan var etmeye nazaran zor gelecek bir iş değildir."
    Kaynak: Buhari, Tefsir 1, Bed'u'l-Halk 1; Nesai, Cenaiz 117, (4, 112)


    Hadis No : 0885
    Ravi:
    Tanım: Yine Buhari ve Nesai'de kaydedilen bir diğer rivayette; "Bana olan şetmi: "Allah kendisine çocuk edindi" demesidir. Halbuki ben bir tekim, samedim, doğurmayan, doğurulmayan, hiçbir misli bulunmayanım."
    Kaynak:


  3. 29.Ocak.2013, 06:00
    2
    Silent and lonely rains



    İhlas Süresi Nüzul Sebebi


    İbn Mes'ûd, el-Hasen, Atâ, Katâde, İkrime, Mücâhid ve Câbir kavlinde Sû*re mekkîdir. İbn Abbâs, Katâde, Muhammed ibn Ka'b, Süddî, Ebu'l-Aliye ve Dahhâk'tan rivayete göre ise medenîdir ve Alûsî de bu görüşü tercih etmiştir.[1]
    Allâme Zemahşerî'nin tesbitine göre: Nâs Sûresi'nden sonra inmiş*tir.[2]
    .
    1. "De ki O Allah bir tektir. *
    2. Allah her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaçtır,
    3. O doğurmamış ve doğmamıştır.
    4. Hiç bir şey O'na denk değildir."

    Bu surenin nüzul sebebi ile ilgili rivayetler:
    1- Müşriklerin sorusu üzerine inmiştir.
    a- Übeyy ibn Ka'b'dan rivayete göre müşrikler bir gün Hz. Peygamber (sa)'e:
    "Ey Muhammed, bize Rabbının nesebini haber ver." demişler ve işte bu*nun üzerine Allah Tealâ bu sûre-i celileyi inzal buyurmuş.[3]
    İbni Cerir ve Tirmizi şunu ilâve ettiler: "Dedi ki: "Samed": Doğurma*mış ve doğrulmamış olandır. Çünkü doğrulan her şey ölecektir. Ölen her şe*ye de mirasçı olunacaktır. Allah azze ve celle ise ölmez ve mirasçı olunulmaz. "Hiçbir şey O'nun dengi değildir." Yani, O'nun bir benzeri, misli de yoktur."[4]
    b- Câbir İbni Abdullah’dan gelen bir rivayette de Hz. Peygamber (sa)'den bu istekte buluna*nın bir bedevî olduğu kaydedilmektedir.[5]
    Bu hadisi İbnu Cerir ve Taberânî anlattı. [6]
    c- Ebû Nasr Ahmed b. İbrahim el-Mihricanî, Ubeydullah b. Muhammed ez-Zahid'den, o Ebu'l-Kasım b. bint-i Meni'den, o dedesi Ahmed b. Meni'den, o Ebû Said es-Sağanî'den, o Ebû Cafer er-Razî'den, o Rabi' b. Enes'ten, o Ebu'l-Aliye'den, o da Ubeyy b. Ka'b'dan bize şu rivayette bulundu:
    "Müşrikler Rasulullah (s.a.v.)'a şöyle dediler:
    "Rabbini bize tanıt." Bunun üze*rine Allah Teala bu sûreyi indirdi.
    "Es-Samed" dedi. Yani hiçbir şeye muhtaç olmayan, herşey kendisine muhtaç olandır.
    "Lem yelid velem yuled" doğmadı, doğurulmadı. Doğmaya ve doğurulmaya ihtiyacı olmayandır. Çünkü doğurulan birşey, ölecek demektir. Ölecek kimseye de varis olunacak demektir. (Yanı sonradan, başkalan O'nun yerine geçer ve malından pay alır. Onun için Allah ne doğmuştur, ne de doğurulmuştur.) Allah Teala ne ölür, ne de kimse O'na varis olabilir.
    "Velem yekun lehu kufuven ehad" Hiçbir şey O'na denk olmadı. Yani hiçbir şey O'na ne benzer olabilir ve ne de denk olabilir, "Hiçbir şey O'nun benzeri olamaz"[7]
    d- Ebû Mansur el-Bağdadî, Ebu'l-Hasan es-Serrac'dan, o Muhammed b. Abdillah el-Hadremî'den, o Süreye b. Yunus'tan, o İsmail b. Mücahid'den, o Şa'bî'den, o da Cabir'den haber vererek dedi ki:
    "Bir grup Rasulullah (s.a.v.)'a:
    "Ey Allah'ın Rasulü, Rabbini bize anlat" demeleri üzerine Allah Teala bu sûreyi indirdi."[8]
    e- Ebu Âliye'den (r.a.) Îbnu Cerîr anlattı.
    Bir grup: “Rabbini bize anlat.” dedi. Cebrail ona bu sûre ile geldi. [9]
    f- İbn Abbâs'tan gelen bir rivayete göre de Amir ibnu't-Tufeyl ve Erbed ibn Rabîa Hz. Peygamber (sa)'e gelmişler ve Amir ibnu't-Tufeyl'in Hz. Pey*gamber (sa)'e:
    "Ey Muhammed, bizi neye çağırıyorsun?" sorusuna Hz. Pey*gamber (sa):
    "Allah'a çağırıyorum." diye cevap vermiş. Onun:
    "Onu bana tavsif et; o altından mı, gümüşten mi, demirden mi?" demesi üzerine bu Sûre-i Celîle nazil olmuş.[10]
    Bu rivayetlere göre Sûre-i Celîle Mekke'de nazil olmuştur.[11]
    2- Necran hristiyanlarının sorusu üzerine inmiştir.
    İbn Abbâs'tan başka bir rivayete göre ise Hz. Peygamber (sa)'den, Rabbını tavsif etmesini isteyen Necran hey'etidir. Buna göre Necran hey'eti geldiğinde Hz. Peygamber (sa)'e:
    "Ey Muhammed, bize Rabbını tavsif et anlat; O zeberced mi, yakut mu, altın mı, gümüş mü?" demişler de Hz. Peygamber (sa):
    "Benim Rabbım bir şeyden değildir. Çünkü O, şeyleri yaratandır." buyur*muş ve bunun üzerine bu Sûre-i Celîle nazil olmuş.[12]
    3- Yahudilerin sorusu üzerine inmiştir.
    a- Katade, Dahhak ve Mukatil şöyle dediler:
    "Yahudiler'den bir grup insan Rasulullah (s.a,v.)'a gelip dediler ki:
    "Rabbini bize tanıt. Allah Tevrat'ta kendi sıfatını, du*rumunu bildirdi. O, nasıl bir şeydir? Cinsi nedir? Altından mıdır yoksa bakırdan veya gü*müşten midir? O, yer ve içer mi? Dünya O'na kimden kaldı? O'nun varisi kimdir?" Bunun üzerine Allah Teala bu sûreyi indirdi. İnen bu sûre, Allah Teala'nın hususî nisbesidir."[13]
    b- İbnu Abbas'tan (r.a.) îbnu Ebî Hatim anlattı:
    Yahudiler Nebî Aleyhisselâm'a geldiler. Ka'b İbni Eşref, Huyey ibni Ahtab onlardandır. Rasûlullah'a:
    “Seni gönderen Rabbini bize anlat”, dediler. Allahü Teâlâ, İhlas Suresini indirdi. [14]
    c- Katâde'den (r.a.) Îbnu Cerîr, Saîd İbni Cübeyr'den (r.a.) İbnu Münzir bunun benzerini anlattı. Bu rivayet, sûrenin Medine'de indirildiğine delil gösterildi. [15]
    Ubey hadîsinde müşriklerle murat edilen budur. O zaman sûre Medenî olur. Nitekim İbnu Abbas'm hadîsi buna delâlet etmektedir. Böylece iki hadis arasındaki taarûz ortadan kalkar. [16]
    d- İbn İshâk'm Muhammed'den, onun da Saîd'den rivayetinde o şöyle anla*tıyor: Hz. Peygamber (sa)'e yahudilerden bir grup geldi ve:
    "Ey Muhammed, Allah yaratıkları yaratmıştır. Peki Allah'ı kim yaratmıştır?" diye sordular. Hz. Peygamber onlara o kadar kızdı ki rengi değişti. O sırada Cibril geldi ve onu teskin etti,
    "Ey Muhammed, sakin ol." dedi ve Allah Tealâ'dan onların sorusu*nun cevabı olarak bu Sûre-i Celîle geldi. Hz. Peygamber (sa), kendilerine bu Sûreyi okuyunca:
    "Rabbını bize tavsif et; yaratılışı nasıldır, pazusu nasıldır, ku*lacı (kolu) nasıldır?" dediler. Hz. Peygamber (sa) öncekinden daha bir şiddetle öfkelendiyse de Cibrîl gelip yine teskin etti ve sorularının cevabını getirdi: "Al*lah'ı gereği gibi takdir edemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O'nun kabzasıdır ve gökler de sağ eliyle dürülmüştür..." (Zümer, 39/67) âyet-i kerimesi nazil oldu.[17]
    e- İbn Ebî Hâtim'in ve el-Esmâ ve's-Sıfât'ta Beyhakî'nin İbn Abbâs'tan rivayetle verdikleri haberde yahudilerden Ka'b ibnu'l-Eşref ve Huyey ibn AhtabMn adları da zikredilmektedir.[18]
    f- Ebu'ş-Şeyh'in Kitâbu'1-Azame'sinde Ebân kanalıyla Enes'den rivayetine göre:
    Hayber yahudileri Hz. Peygamber (sa)'e gelmişler ve:
    "Ey Ebu'l-Kasım, Allah melekleri hicabının nurundan, Adem'i süzülmüş çamurdan, İblîs'i ateşin yalımından, gökleri dumandan, yeryüzünü de suyun köpüğünden yaratmıştır. Şimdi sen bize Rabbından haber ver." demişler, Hz. Peygamber (sa) onlara ce*vap vermemiş ve hemen Cibrîl gelerek bu Sûreyi getirmiş.[19]
    Bu rivayetlere göre ise Sûre, Medine-i Münevvere'de nazil olmuş olmalıdır. Nitekim başta da belirttiğimiz gibi Sûrenin mekkî mi medenî mi ol*duğu da zaten ihtilaflıdır.[20]
    Suyuti Lubâb'ında şöyle der: "Bu haberde geçen müşriklerden maksat Ubeyy hadisinde geçenlerdir. Buna göre, îbn Abbâs hadisinin de delalet ettiği gibi, Sûre Medeni’dir. Öyley*se iki hadis arasında çelişki olması lazımdır. Çünkü; müşrikler, söylediklerini, müşrik kabilelerinin Hz. Peygamber (s.a.v.)'e karşı toplandıkları Ahzâb (Hendek Savaşı) yılında söylemişlerdir. Ahzâb olayı ise hicretten sonra gerçekleşmiştir. O halde bu sure medenîdir. Doğrusunu Allah Teâlâ bilir.[21]



    [1] Bak: Rûhu'l-Maânî, XXX,266. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980; Bilgi için bak: Şevkani, Fethü’l-Kadîr: 5/513; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7068.

    [2] Tefsir-i Keşşaf: 4/817; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7068; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980.

    [3] Ebu Âliye tarikından İbnu Huzeyme, Hâkim; Tirmizî, Tefsîru'l-Kur’ân, lhlâs, 112/1, hadis no: 3364, bab: 91; Ahmed ibn Hanbel, Müsned, V.133-134; İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/736; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980; Abdulfettah El- Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 489. Buhari-Tarih, İbn Cerîr, İbn Ebî Âsim, Beğavî-Mu'cem, İbn Münzir, Ebû'ş-Şeyh, Beyhakî, Şevkani-Fethü’l-kadîr: 5/513; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7069. Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/672.

    [4] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/672.

    [5] İbn Kesîr, age. VIII,538. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980; Ebû Ya'lâ, İbn Münzir, Ebû Nuaym, Beyhakî, Şevkani-Fethü’l-kadîr: 5/512; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7069.

    [6] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/736.

    [7] Senedi zayıftır. Tirmizi: 3364. İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 398.

    [8] Bu hadisin senedindeki İsmail b. Mücahid, doğru bir kimse olmakla beraber, isnad esnasında hata yapabilirmiş. EI-Mecrûhîn: 3/10. İbn Cerir: 30/321, Suyuti; ed-Dürr: 6/410.
    İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 398.

    [9] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/737.

    [10] İbnu'l-Cevzî, Zâdu'l-Mesîr, IX,266; Alûsî, age. XXX,270; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980; Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/474.

    [11] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/736; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980.

    [12] Neysâbûri, age. XXX,201-202; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980.

    [13] Senedi zayıftır. Tirmizi: 3364. İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 398; Abdulfettah El- Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 490. Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/672.

    [14] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/736-737.

    [15] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/737.

    [16] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/737.

    [17] Taberî. age XXX,.221. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/980-981; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7069-7070.

    [18] Suyûtî, Lübâbun-Nukûl, 11,199-211, Alûsî, age. XXX,270-271 Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/981

    [19] Suyûtî, Lübâbun-Nukûl, 11,199-212. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/981; İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/737.

    [20] Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/981.

    [21] Abdulfettah El- Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 490.

    --------------------


    Hadis No : 0878
    Ravi: Ebu Said
    Tanım: Resulullah (sav) (bir gün) ashabına: "Sizden biri bir gecede Kur'an-ı Kerim'in üçtebirini okumaktan aciz midir?" diye sordu. "Buna hangimiz güç yetirebilir?" dediler. Resulullah (sav): "Allahu Ahad, Allahu's-Samed (İhlas süresi) Kur'an'ın üçtebiri dir" buyurdu.
    Kaynak: Buhari, Fedailu'l-Kur'an 13, Tevhid 1; Müslim, Müsafirin 259, (811); Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 11, (2

    Hadis No : 0879
    Ravi: Enes
    Tanım: Bir kimse (ihlas suresini kastederek): "Ey Allah'ın Resulü! Ben bu sureyi seviyorum" dedi. Resulullah (sav): "Onu sevmen seni cennete sokacaktır" dedi.
    Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 11, (2903)


    Hadis No : 0880
    Ravi: Enes
    Tanım: Kim Kul hüvallahu ahad süresini günde iki yüz sefer okursa, üzerindeki kul borcu hariç, elli yıllık günah (amel defterinden) silinir.
    Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 10, (2900)

    Hadis No : 0881
    Ravi: Enes
    Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim yatağında uyumak isteyince, sağ tarafının üstüne yatar, sonra da Kul hüvallahu ahad'ı yüz kere okursa, Rab Teala kıyamet günü kendisine: "Sağın üzerinde cennete gir" diyecektir.
    Kaynak: Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 10, (2900)


    Hadis No : 0882
    Ravi: Übey İbnu Ka'b
    Tanım: Müşrikler, Hz. Peygamber (sav)'a: "Rabbini bize tavsif et (tanıt)!" dediler. Bunun üzerine İhlas süresi indi. "De ki: O, Allah'dır, bir tekdir. O Allah'tır, sameddir (hiçbir şeye muhtaç değil, her şey O'na muhtaç). Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi (ve benzeri) değildir" (1-4). Übey (ra) bu sürede geçen bazı tabirleri şöyle açıkladı: "Samed, doğurmayan ve doğurulmayan demektir, çünkü doğan her şey mutlaka ölecektir. Ölen her şeye varis olunacaktır. Allah ise ne ölür, ne de O'na varis olunur. "Hiçbir şey O'nun dengi (ve benzeri) değildir" ayeti de (O'na bir benzer, bir denk olmadığını, Allah'a benzeyen hiçbir şey bulunmadığını ifade eder."
    Kaynak: Tirmizi, Tefsir, İhlas, (3361, 3362)


    Hadis No : 0883
    Ravi: Ebu Vail
    Tanım: Samed, efendilikte son mertebeye ulaşan efendidir."
    Kaynak: Buhari, Tefsir, İhlas 2


    Hadis No : 0884
    Ravi: Ebu Hüreyre
    Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri diyor ki: "Ademoğlu bana şetmediyor (hakkımda münasib olmayan söz sarfediyor). Ancak bu ona yakışmaz. Ademoğlu beni tekzib ediyor, ancak beni tekzib etmek ona yakışmaz. Bana ettiği şetme gelince: "Bu, onun, bana evlad nisbet etmesidir. Tekzibine gelince, bu onun 'Allah, yarattığı gibi beni tekrar diriltmeyecek' demesidir. Halbuki, ikinci sefer tekrar diriltmek, bana, yoktan var etmeye nazaran zor gelecek bir iş değildir."
    Kaynak: Buhari, Tefsir 1, Bed'u'l-Halk 1; Nesai, Cenaiz 117, (4, 112)


    Hadis No : 0885
    Ravi:
    Tanım: Yine Buhari ve Nesai'de kaydedilen bir diğer rivayette; "Bana olan şetmi: "Allah kendisine çocuk edindi" demesidir. Halbuki ben bir tekim, samedim, doğurmayan, doğurulmayan, hiçbir misli bulunmayanım."
    Kaynak:





+ Yorum Gönder