Konusunu Oylayın.: Süleyman ateş kuran tefsiri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 7 kişi
Süleyman ateş kuran tefsiri
  1. 06.Temmuz.2011, 10:35
    1
    Misafir

    Süleyman ateş kuran tefsiri






    Süleyman ateş kuran tefsiri Mumsema merhabalar ben süleyman ateşin kuran tefsirini arıyordum elinde olan varsa paylaşabilir mi acaba


  2. 06.Temmuz.2011, 10:35
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 29.Eylül.2013, 00:49
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: süleyman ateş kuran tefsiri




    süleyman ateş kuran tefsiri hakkında sadece bilgi verebiliriz.
    ________________________________________________


    YÜCE KUR’ÂN’IN ÇAĞDAŞ TEFSÎRİ

    tefsir_ext2

    Kur’ân’ın getirdiği eskimez İslâm’ı bütün çıplaklığıyla ortaya koymak için “Yüce Kur’ân’ın Çağdaş Tefsîri”ni yazdık ki bu eserin, Türkiye’de din alanında fikir devrimi yaptığına inanıyoruz. Ayrıca “Kur’ân’ın Evrensel Mesajına Çağrı”, sonra bunun daha geliştirilmiş şekli olan “Evrensel Kur’ân Mesajı” adlı eserimiz ve nihayet 30 ciltlik “Kur’ân Ansiklopedisi”, Kur’ân İslâm’ını bütün açıklığı ve berraklığıyla ortaya koymaktadır.



    Türk kamu oyunca da en ciddî ve doğru kabul edilen Türkçe Kur’ân Tercemesi tarafımızdan yapılmıştır. İlk defa 1975 yılında metinsiz olarak yayınlanan bu terceme, yeniden gözden geçirilerek 1977 yılında Kur’ân-ı Kerîm metniyle birlikte “Kur’ân-ı Kerîm ve Yüce Meâli" adıyla basılmıştır. Birkaç kez gözden geçirilip düzeltmelerle basılan bu eser, 1998’de dikkatle gözden geçirilip basılmış ve Milliyet Gazetesi tarafından da 1997 ve 1999 ve 2000 yıllarında olmak üzere üç kez basılıp okurlarına dağıtılmıştır. Ayrıca 12 ciltlik “Yüce Kur’ân’ın Çağdaş Tefsîri”nin altı cilde indirilmiş özeti, 1995’te Milliyet Gazetesi tarafından, “Kur’ân-ı Kerîm Tefsîri” adıyla ve bunun yeniden gözden geçirilmiş şekli de 2000 yılı Ramazan ayında, Hürriyet Gazetesi tarafından altı cilt halinde basılıp okurlarına dağıtılmıştır.

    Metodumuz:

    Eserimizde, her surenin başında önce sûrenin Mekkî mi, Medenî mi olduğunu, iniş sırasını ve surenin özetini verdik. Sûrenin adından önce bölü çizgili iki rakam vardır. Bölü çizgisinin üstündeki rakam sûrenin tertîb sırasını, altındaki rakam ise iniş sırasını gösterir. Sayfaların üstünde de sûre ve cüz numaraları mevcuttur.

    Âyetlerin meâlinden sonra “Tefsîr” başlığı ile tefsîr kısmına geçilmiş, önce âyetlerin içeriği özetlenmiş, sonra izaha muhtaç kelimeler ve âyetlerin işaret ettiği olayların izahı ile âyetler açıklanmıştır.

    Tefsîrde resmî tertipten ziyade sûrelerin iniş sırası göz önünde tutulduğundan kelimelerin açıklamaları, iniş sırasına göre ilk geçtiği yerlerde daha ayrıntılı verilmiş, fakat okuyucuda tereddüdün kalmaması için tertîpteki sıraya göre de yine gerekli, fakat özet açıklamalar yapılmıştır.

    Eserimizde özellikle hüküm âyetleri üzerinde geniş olarak durduk ve fıkıh ekollerinin görüşlerini özetledik, fakat sonunda kendi kanâatimizi de belirttik. Âyetlerin izahına yardımcı olan hadislerin kaynağını gösterdik, zayıf hadisleri ve Kur’ân’ın ruhuna ters düşen rivâyetleri delîl olarak kullanmaktan kaçındık.

    tefsir_ext

    İnsan ve evrenin yaratılışından söz eden âyetleri, modern ilmin ışığı altında izah etmeğe çalıştık. Kur’ân-ı Kerîm’deki Peygamber öyküleri, genelde Kitâb-ı Mukaddes kökenlidir. Bundan dolayı Peygamber kıssalarını anlatan âyetlerin tefsîrinde, Kitâb-ı Mukaddes’e mürâcaat edip karşılaştırma yaptık. Kitâb-ı Mukaddes’in anlatımı ile Kur’ân’ın anlatımı arasında aynı ve farklı olan yanları gösterdik. Mânâları açık olan âyetleri uzun uzadıya tefsîr etmek, gereksiz yere Kitâb’ın boyutunu büyüteceği düşüncesiyle bu tür izahlara girmedik. Biz Türkçe’ye, herkesin yararlanabileceği, günümüz gençliğinin kolayca anlayabileceği bir tefsîr kazandırmak istedik.

    Ünlü ilahiyatçılarımızın Prof. Dr. Süleyman Ateş ve büyük eseri "YÜCE KUR'ÂN-IN ÇAĞDAŞ TEFSÎRΔ ve bunun özeti olan "KUR'ÂN-I KERÎM TEFSÎRİ” hakkındaki düşünceleri ve değerlendirmeleri

    Tarih boyunca insanları irşâd ve İlahî düsturları tebliğ etmek maksadıyla gönderilmiş bulunan peygamberler zincirinin son halkası Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'dir. O'na gönderilen din, son ve Allah katında yegâne makbul din olan İslâm, bu dinin kitabı ise Yüce Kur'ân'dır.

    Kur'ân-ı Kerîm'den sonra ilâhi mesajı ihtiva eden bir başka kitabın gelmeyecek oluşu, Yüce Kitabımıza evrensellik hüviyeti kazandırmakta ve gelecek nesilleri de ona muhatap kılmaktadır. Böyle bir kitabın her yönüyle ve her zaman çağlar üstü olması gerekmektedir ve öyledir.

    O, prensipleri eskimeyen, ilim ve teknolojinin gelişmesiyle her geçen gün işaret ettiği pek çok hakikati ortaya çıkan, benzersiz bir kitaptır.

    O, insanı tefekkür ve tezekküre davet eden üslubu, bir tek harfinde gizli mana hazineleri, akıllara durgunluk verecek ikna yöntemleri ve sahip olduğu eşsiz güzelliğiyle taptaze ve dipdiri olarak insanlığın önünde daima duracaktır.

    Yine Kur'ân-ı Kerîm'in tetkik edilmesi neticesinde, O'nda astronomi, fizik, kimya, biyoloji gibi tabiî ve tarih, sosyoloji, psikoloji ve linguistik gibi beşerî ilimlere temas eden pek çok işaretlerin bulunduğu görülecektir.

    Böyle İlahî bir kitabın, belli bir çağa, belli bir kültür ve bilgi birikimine bağlanması ve geçmişte yapılan yorumlarla geçmiş ve gelecek bütün nesillerin ihtiyaçlarının karşılanması mümkün olmadığı gibi, bütün bu nesillerin böyle bir Kur'ân tefsîriyle tatmin olmalarının beklenilmesi de doğru olmayacaktır.

    Nitekim bu ihtiyaç sebebiyledir ki, Hz. Peygamber'in gününden bugüne Kadar Yüce Kitabımızın yüzlerce defa tefsîri yapılmıştır. Bundan böyle de yapılacaktır. Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş'in "Kur'ân-ı Kerîm Tefsîri" isimli eseri bunlardan sadece biridir.

    Tefsîrleri, genel anlamda, rivayet ve dirayet tefsîrleri olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür. Bunlardan rivayet tefsîrleri ağırlıklı olarak Resulullah'ın hadîsleri ile sahâbeden gelen rivayetler esas alınarak yazılırken, dirayet tefsîrlerinde sadece rivayetlere bağlı kalınmayıp, İslâm âlimlerinin rey ve ictihadlarından da yararlanılmaktadır. "Kur'ân-ı Kerîm Tefsîri" hem rivayet ve hem de dirayet tefsîri olarak değerlendirilebilecek, takdire şayan bir tefsîr olup, müellifin uzun yıllar süren çalışma ve tecrübesinin bir mahsulüdür.

    Milliyet Gazetesi'nin böyle bir eseri okurlarına sunmasını dînî ve millî kültürümüze önemli bir katkı olarak değerlendiriyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum.

    Mehmet Nuri YILMAZ

    Diyanet İşleri Başkanı

    Prof. Dr. Süleyman Ateş öğrenciliğinden beri hayatını Kur'ân ve Kur'ân ilimlerine adamış bir ilim adamıdır. İlâhiyat Fakültesi'nde mezuniyet tezi olarak "İslâma İtirazlar ve Kur'ân-ı Kerîm'den Cevaplar" adlı eseriyle başladığı verimli araştırma ve yayın faaliyeti süresince pek çok eser vermiştir.

    Bunların içerisinde uzun yıllarını verdiği "Kur'ân-ı Kerîm'in Tefsîri" adlı eseri, alanında önemle kaydedilmesi gereken yorucu bir çabanın ürünüdür.

    Türkiye'nin dışında Suudi Arabistan ve Cezayir'de de öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Süleyman Ateş, gerek İslâmî ilimlerdeki derin vukufu, gerekse İslâm Dünyası'nı yakından tanıyan birisi olarak, büyük gayretler sonucu hazırladığı tefsîriyle, bu alandaki diğer çalışmalara da ışık tutacaktır.

    Yeni tefsîr çalışmalarının gündemde olduğu günümüzde en yeni tefsîrlerden birisi olan Prof. Dr. Ateş'in bu eserinin, Milliyet Gazetesi aracılığıyla geniş halk kütlelerine ulaştırılması önemli bir hizmet olacaktır.

    Prof. Dr. M. Sait Yazıcıoğlu

    Ank. Ü. İlahiyat Fak. Dekanı; Diyanet İşleri Eski Başkanı

    Okunmak, anlaşılmak ve ışığından yararlanılmak için nâzil olan Kur'ânı Kerîm'in tefsîr edilmesi asla kolay bir iş değildir. Tefsîr işi, "Kur'ân dili" derin bir vukufiyet ister. Birçok İslâmî ilimde ileri seviyede bir bilgi birikimini gerekli kılar. Bununla da bitmez: Tefsîr ihtiyacı, tarihî ve kültürel şartların ortaya çıkardığı yeni bir zaruret olduğuna göre, geniş ölçüde o şartların belirlediği düşünce ve bilgi dünyasına âşina olmayı ve yeni bir "deyim"le dile dökülmeyi kaçınılmaz bale getirir. Kur'ân'ı, tabir yerindeyse, "bölük pörçük" anlamak ayrı, tefsîr edebilmekse daha ayrı bir şeydir. Müfessirlik, ilim ve tefekkür içinde geçirilmiş bir ömrün kazandırdığı bir ihtisas işidir.

    İşte Prof. Dr. Süleyman Ateş bu özellikleri haiz bir mütahassıs ve müfessir, Kur'ânı Kerîm Tefsîri'yse, çağdaş tefsîr olma özelliklerine sahip bir eserdir. Öyle bir eser ki, hem klasik İslâmî ilimlere duyulan genel ihtiyacı karşılayan bir çeşit "ansiklopedi" yerini tutmakta, hem de modern bilgi ve düşüncenin pek çok sonucunu okuyucunun istifadesine sunmaktadır. Hem tarihe ve geleneğe saygıyla bakmakta ve onlardan yararlanmakta, hem de gerektiğinde fikri bağımsızlığın, bugünün ilim ve fikir adamı olmanın hakkını vermektedir. Özellikle bu sonuncu çabanın çok sayıda teşvikçisi kadar tenkitçisi de olması tabiî karşılanmalıdır.

    Ömrünün yarım asra yakın bir kesimini ibadet aşkı içinde Kur'ân'ı anlamak ve anlatmak için vakfeden Süleyman Ateş Hoca'nın bu tefsîri inşâallah bizi Mukaddes Kitabımıza ve dolayısiyle O'nun Sahibi Yüce Mevlâ'ya daha çok yaklaştıracaktır. İşte bu noktada hem Kelam Sahibi'nin rızası hem Yüce Elçi'nin gayesi, hem de Müfessir'in emeli bir araya gelmiş olacaktır.

    Prof. Dr. Mehmet S. AYDIN

    9 Eylül Ü. İlahiyat Fak. Dekanı

    Kur'anı Kerîm'in daha doğru anlaşılması için âyetlerin açıklanması ve yorumlanması ihtiyacı tefsîr ilminin doğmasına sebep olmuştur. Yapılan tefsîrler devrin ilim verileri ve yazarının kültür seviyesine göre şekil kazanır.

    Prof. Dr. Süleyman Ateş "Kurânı Kerîm Tefsîri" adlı eserini uzun yıllar yaptığı ilmî çalışmalar sonucu meydana getirmiştir. Kendisi İslâm ilimlerinde geniş bilgi sahibi ve yüksek kültür seviyesine erişmiş bir din bilginimizdir. Bu nitelikleriyle yazdığı tefsîr kitabı, günümüz insanına Kur'ân'ı anlamada büyük bir ışık tutmaktadır. Ayrıca Sayın Ateş'in Türkçe’ye olan hâkimiyeti ve ifadede sade bir dil kullanmış olması eserin rahat okunup anlaşılmasını sağlıyor.

    Prof. Dr. Necati ÖNER

    Ank. Ü. İlâhiyat Fak. Eski Dekanı

    Kur'ânı Kerîm, insanlığı doğru yola iletmek için indirilmiştir. Bu yüzden günümüze dek tefsîr edilmiştir ve edilmeye de devam edilecektir. 14 asırlık geçmiş, bizi muazzam bir tefsîr külliyatıyla karşı karşıya getirmiştir. Ancak bu birikim dikkatle incelenecek olursa, özgün olan sınırlı sayıda tefsîr dışında, büyük bir kısmının âdetâ birbirlerinin tekrarı olduğu rahatlıkla görülür. 19. yüzyılda, Özellikle sanayi devriminden sonra tefsîrin toplumun gereksinimlerine cevap veremediğini görüyoruz. İslâm ülkelerinin, Batı ülkelerinin etkisi altına girmelerini bu olguda görmek mümkündür, Zira İslâm ülkelerindeki yöneticiler, bundan böyle çözüm yollarını Kur'ânı Kerîm'de değil de, Batı'nın kurumlarında aramaya koyulmuşlardır. 20. yüzyıldan itibaren, İslâm Dünyası'nda, Kur'ân doğrultusunda asrın sorunlarına çözüm arama çabalarının ağırlık kazandığını görüyoruz. Bundan böyle geçmişin tekrarı yerine, asrın sorunlarına çözümler getirme endişesi ön plana çıkarılacaktır. Cumhuriyet Dönemiyle birlikte Türkiye'de de tefsîr çalışmalarının ağırlık kazandığına tanık oluyoruz. "Cumhuriyet Döneminde Yayınlanan Türkçe Telif ve Tercüme Tefsîrler" başlıklı araştırmamızda bu araştırmaları değerlendirmiştik. Bu çalışmalar arasında, değerli hocamız Prof. Dr. Süleyman Ateş'in, o zaman yayımlanmış olan tefsîr çalışmasının ilk cildini de tanıtmış ve sayın hocamızın bu değerli eserini bir an önce tamamlamasını Cenabı Mevlâ'dan niyaz etmiştik. Değerli hocamız, bu arzumuzu gerçekleştirmekte gecikmedi ve bizlere gerçekten dev bir eser sundu. Kuşkusuzdur ki bu eser, Türkiye'de ve hattâ İslâm âleminde şu ana kadar yazılmış olan tefsîrler içinde en mükemmel olanıdır. Çünkü bu araştırmada bir yandan geçmişin bilimsel bir değerlendirmesi yapılırken, diğer yandan içinde yaşadığımız toplumun sorunları da gözardı edilmemiştir. Aslında, tefsîrin yazılış gayesi de budur. Böylesine güçlü bir tefsîri burada birkaç paragrafla tanıtabilmek elbette mümkün değildir. Bu ancak bilimsel bir tez, ya da araştırmayla yapılabilir.

    Diğer taraftan, unutmamak gerekir ki bir eser her şeyden önce onu meydana getiren sanatkârın kişiliğinin ürünüdür. Bu bakımdan kişilikle ilgili bazı tespitler, eserin oluşmasını en iyi açıklayan etkenlerdendir. Değerli hocamızı tanıyan biri olarak, onun bazı ayırt edici özelliklerini tanımamıza imkân vermiştir. Kur'ân'a dayalı engin tasavvuf bilgisi ve yaşantısı, insan sevgisini ve özgürlük tutkusunu değerli hocamızın kişiliğinin ayrılmaz en önemli iki özelliği kılmıştır. İşte bu iki özellik göz önünde bulundurulmadan, değerli hocamızın tefsîrini gereği gibi anlamak mümkün değildir. Hemen belirtelim ki, onun bu hümanist yönü, bilimsel ve toplumsal sorunlara da eğilmesini ve onlara çözümler getirmesini engellememiştir.

    Sonuç olarak, tefsîr, Kur'ân'ın öngördüğü, kalbi insan sevgisiyle dolu, özgür, sorunların karşısında yılmayan, onların üstesinden gelebilen insanın oluşturulmasına katkıda bulunacak son derece önemli bir eserdir. Böyle bir eseri ilim âlemine ve topluma sunduğu için değerli hocamızı tebrik eder, sıhhat ve afiyet içinde daha nice yıllar başarılarının devamını dileriz.

    Prof. Dr. Salih AKDEMİR

    Ank. Ü. İlâhiyat Fak. Tefsîr Anabilim Dalı

    Kur'ân, dünya hayatında ve ölümden sonraki hayatta insanın mutluluğunu sağlayacak evrensel prensipleri sunan, içerisine insan eli karışmamış, dünyanın her bucağında konuşulmaya başlanmış en son ilahî dinin mukaddes kitabıdır. Kur'ân'ın bu yüce amacını açıklayan bir tefsîre her zaman ihtiyaç duyulmuştur ve bu ihtiyaç bugün de şiddetle kendisini göstermiştir. Arap diliyle nazil olan Kur'ân'ın Türkçe’de pek çok tercümesi olduğu gibi beraberinde tefsîrleri de vardır. Ancak bunların dilini bugünkü insanımız anlamakta cidden güçlük çekmektedir. Ayrıca Kur'ân'da, insanların dikkatini çekmek için evrenin yaratılışına, insanın anatomisine, tabiatta cereyan eden kanunlara ve nihayet tarihte yaşamış çok eski ulusların uğradığı ibret verici İlâhî cezalara işaret eden çok sayıda âyet vardır. Bu âyetlerin birçoğunu anlayabilmek için günümüz bilim verilerini göz önünde bulundurmak zorundayız. İşte yeni neslin anlayabileceği kadar yeni ve açık bir dil ve üslûpla hazırlanan Sayın Süleyman Ateş'in bu tefsîri metod açısından da çağdaştır. Çünkü evrenin düzeni, yaratılış vb. fizik, astronomi ve hattâ astrofizik olaylarıyla ilgili âyetleri ilmî bulguların ışığı altında izah etmeye çalışmıştır. Peygamber kıssalarını anlatan âyetlerin tefsîrinde bugünkü Kitâbı Mukaddes'e de yer yer başvurmuş, âyetlerin açıklanmasına yardımcı olan hadîslerin kaynağını göstermiş, zayıf olanları kullanmaktan kaçınmıştır. Herkesin yararlanabileceği Türkçe’mize kazandırılmış bu Tefsîr sayesinde her Müslüman, iman ettiği Yüce Allah'ın insanlığa yönelik mesajını anlayacak, bu mesaj üzerinde düşünecek, Kur'ân'daki yüce ahlâkî prensipleri ve değerleri kendi yaşamına uygulayacak, Kur'ân'ın sunduğu ışığı yakalamaya çalışacaktır.

    Prof. Dr. Mehmet Ali SÖNMEZ

    Uludağ Ü. İlahiyat Fak. Hadîs Anabilim Dalı Başkanı

    Günümüzde kitapçıların vitrinlerini süsleyen tercüme ve telif çeşitli Kur'ân tefsîrleri var. Bunlar tabiî olarak yazıldıkları zamanların ve ülkelerin bilgi birikimlerini, sosyal şartlarını ve anlayışlarını yansıtan değerli çalışmalardır. Emekleri geçenleri şükranla anıyoruz.

    Ancak büyük bir kısmı çağımızın insanına ve ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlanıyor. Yüzyılımızın ilk yarısında ülkemiz mü'minlerinin bu ihtiyacını Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın Tefsîri gidermeğe çalıştı. Üzerinden geçen yaklaşık altmışbeş sene bizleri yirminci yüzyılın sonlarına getirdi. Yakında 21. yüzyıla adım atacağız. Bu arada fen ve sosyal bilimlerdeki araştırma ve çalışmalar da durmadı; büyük ilerlemeler kaydetti. Toplumumuz yeni bir Kur'ân Tefsîri ihtiyacını tekrar hissetmeye başladı ve yeni arayışlar içine girdi.

    Bu ihtiyacı gören bazı İlâhiyatçılar alelacele boşluğu kapatma gayretiyle tefsîr denemelerine giriştiler; fakat bu çalışmalar doyurucu olmadı.

    Gelişmeleri takip eden ve ihtiyacı gören günümüz tefsîr otoritesi Prof. Dr. Süleyman Ateş de araştırma ve çalışmalarını bu önemli ve mesuliyetli konuya çevirdi. Çocukluğunda aldığı medrese, gençliğinde aldığı üniversite eğitimi ve daha sonra sürdürdüğü akademik eğitim ve çalışmaları ona metot ve bilgi alanında derinlik ve enginlik kazandırdı. Ayrıca Suudi Arabistan, Cezayir ve ülkemiz İlâhiyat fakültelerinde sürdürdüğü tefsîr eğitimi ve öğretimi, hem İslâm Dünyası'nı hem de insanlarını ve sorunlarını yakından tanıma ve yaşama şansını verdi. Bu şans onu meslektaşlarının önüne geçirdi.

    Güncel problemlere cesaretle eğilmesi, zaman zaman geleneksel düşünce ve yorumların dışına çıkması, bilimselliği ön plana alması, bazı gelenekselliğin savunucusu meslektaşlarımızın tenkitlerine ve saldırılarına sebep oldu. Ancak Sayın Süleyman Ateş Kur'ân'dan ve bilimsel hakikatlerden taviz vermedi. Kur'ân'ın ve Resulullah'ın otoritesini insanların otoritesine tercih etti. Hazırladığı "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" isimli eseriyle bilimsel yeteneğini ve otoritesini bir kez daha kanıtlamış ve bu alanda devam eden boşluğu doldurmuş oldu.

    Bütün bu çalışmalarından ve başarısından dolayı kendisini tebrik ediyorum. Ülkemize ve insanlığa daha çok hizmetler edebilmesi için Cenabı Allah'tan uzun ömür, sağlık ve âfiyetler diliyorum.

    Prof. Dr. Ekrem SARIKÇIOCLU

    19 Mayıs Ü. İlahiyat Fak. Eski Dekanı

    Kur'ânı Kerîm okunması, anlaşılması, öğrenilmesi ve uygulanması için Allah tarafından gönderilen İlâhî bir kitaptır. Onun asıl hedefi insanları, "insan-ı kâmil: olgun insan" durumuna getirmek, onları önce bu dünyada, sonra da ahirette mutlu yaşatmaktır. Ancak Kur'ân'ın bu hedefine ulaşabilmesi öncelikle onun mesajının iyi anlaşılabilmesine, doğru anlaşılabilmesine bağlıdır. Bu da onun tefsîrinin yapılmasını, tabiî ki doğru yapılmasını gerekli kılmaktadır.

    İşte ülkemizin değil, dünyanın en önde gelen müfessirlerinden biri olan, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi'nde öğrenciliğini yaptığım, şu anda da 19 Mayıs Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi'nde birlikte çalışmakta olduğum Sayın bocam Prof. Dr. Süleyman Ateş'in bu tefsîri, yıllardan beri oluşan bir birikimin eseri olarak böyle bir anlayışla bizlere sunulmaktadır. O tefsîrinde anlaşılır, sade bir dil ve akıcı bir üslûp kullanmış, âyetlerin açıklamalarında yine Kur'ân âyetlerine ve sahih rivayetlere yer vermiş, çağın gelişmiş bilimsel verilerinden yararlanmış, hurafe ve bid'atlerden uzak durmuştur. Öteden beri tefsîrlerde birbirlerinden aktarılarak günümüze kadar gelen bazı yanlış yorumların sayın Ateş'in tefsîrinde aslına uygun olarak ne kadar güzel ve doğru bir şekilde izah edildiğini görmek mümkündür.

    Bu mükemmel eseri herkesin okumasının, yalnız peşin hükümle değil, üzerinde düşünerek okunmasının bir zaruret olduğuna inanıyorum. Bu alandaki ihtiyacı büyük ölçüde gidermiş olmasından dolayı saygıdeğer hocama teşekkür ediyor, gelecekte daha da yararlı çalışmalar yapmasını Cenabı Hak'tan temenni ediyorum.

    Prof. Dr. Hüseyin PEKER

    19 Mayıs Ü. İİâhiyat Fak. Dekanı

    Bilgi çağına girmek üzereyiz. Hemen her gün yeni keşifler yapılmakta ve insanlığın hizmetine sunulmaktadır. Bireylerin bilgi düzeyi arttıkça merakı da artmakta ve konular başka başka açılardan sorgulanmaktadır.

    Kur'ân'ın çağlara hitap eden bir kitap olduğunu bilmekteyiz. Kur'ân birçok bilim disiplinini ilgilendiren âyetler içermektedir. Bu âyetlerin, ilgili bilim disiplinlerinin, bugünkü bilgi düzeylerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

    Bilindiği gibi Kur'ân'da yaratılışla ilgili birçok âyet bulunmaktadır. Sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş’in “Kur’ân-ı Kerim Tefsîri” ilgili eserinde yaratılışla ilgili bu âyetlerin tefsîrini yaparken günümüz embriyolojisini de dikkate aldığını görmekteyiz. Eserde, yaratılışla ilgili âyetlerin tefsîrlerinin anlaşılmasına yardımcı olmak amacıyla orijinal resimler de kullanılmıştır. Embriyolojik açıdan doğru olan bu bilgilerin okuyuculara faydalı olacağını umuyorum.

    Prof. Dr. Nusret ÇİFTÇÎ

    19 Mayıs Ü. Tıp Fak.

    Prof. Dr. Süleyman Ateş hocamız, kendisini Kur'ân'ın anlaşılmasına adamış bir bilim adamıdır. Bugüne kadar bu alanda yapmış olduğu çalışmalar bunun açık bir kanıtıdır. O bu alanda uzun yıllar sonucu oluşan birikimini "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" adlı eserinde ülkemiz insanının istifadesine sunmuş bulunmaktadır.

    Benim gözümde kendisi Kur'ân'ı ezberlemiş olan ve hafızlığın kendisine verdiği avantajla daima Kur'ân ile yaşayan, onu daimî suretle tezekkür ve tedebbür eden, onun öğretilerini benliğinin derinliklerinde hisseden ve yaşayan bir Kur'ân ehlidir. Bu özelliği ona pek çok Kur'ân âyetinin anlaşılmasında kendine has yorumlar ortaya koyabilme imkânını bahşetmiştir. Bu özelliği sebebiyle onun Elmalılı'nın tefsîrinden sonra gerçekten orijinal bir tefsîr meydana getiren yegâne müfessir olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak onun tefsîrini diğerlerinden ayıran başka özellikler de vardır:

    Bu tefsîr, geçmiş tefsîrlerden yararlanmakla birlikte, onlardan bağımsız olarak müfessirimizin kendi inisiyatifini kullanmaya özen gösterdiği, geçmiş yorumları sıkı bir tenkid süzgecinden geçirdiği ve gerektiğinde onlardan ayrılmakta tereddüt etmediği bir çalışmadır.

    Müfessirimizin kendi inisiyatifine dayanan yorumları birinci plana alırken gösterdiği bu bağımsız düşünce ruhunu, pek çok aktüel meseleye Kur'ân ışığında çözüm aradığını çeşitli yorumlarında da görmekteyiz. Bu bakımdan tefsîrinin, çağdaşlık iddiasıyla yazılmış olan, ancak çağdaşlığı sadece isimde kalan birçok tefsîrden farklı olduğunu belirtmek gerekir.

    Prof. Dr. Süleyman Ateş hocamızın geçmiş yorumlar karşısında takındığı tenkitçi tavrı klasik tefsîrlerde kullanılan rivayetler karşısında başarıyla sürdürdüğü ve tefsîrini geçmiş tefsîrlerde yer alan asılsız, çelişkili ve İsrâîliyyat türünden rivayetlerden uzak tutmaya bilhassa özen gösterdiği de vurgulanması gereken diğer bir husustur.

    Öte yandan, Kur'ân'ın kendinden önceki kitaplara atıflarda bulunduğu âyetlerin yorumu esnasında ikinci, üçüncü dereceden kaynaklara baş vuran pek çok geçmiş müfessirimizin aksine, tam bir bilimsellikle, birinci dereceden kaynaklara başvurmuş ve Kur'ân ile Tevrat ve İncil gibi diğer kutsal kitapları mukayese etme imkânını okuyucularına sunmuştur.

    Bilindiği gibi Kur'ânı Kerîm'in okunuşundaki kıraat farklılıklarını, ilk dönem müfessirleri, tefsîrlerinde göz önünde bulundurmuşlardır. Ancak geç dönemlerde bu kıraat farklılıkları giderek tefsîrden dışlanmış ve çoğunlukla elde mevcut Mushaflardaki kıraatler esas alınmıştır. İşte müfessirimiz ihmal edilmiş veya gereken önem verilmemiş bulunan bu kıraat farklılıklarına da tefsîrinde yer vermekle, unutulmuş bir geleneği tekrar gündeme getirmiş ve âyetleri anlamada çeşitli kıraatlerin bizlere sunduğu anlam zenginliklerinden yararlanmayı da ihmal etmemiştir.

    Müfessirimizin bilim adamlığı sıfatı, tefsîrde kullandığı kaynaklara atıfta bulunurken gösterdiği titizlikte de görülmektedir. Dipnotlarda işaret edilen kaynaklar, onun tefsîrinin ne denli geniş bir araştırma ürünü olduğunu bize göstermektedir.

    Müfessirimiz tefsîri yanında, bir Kur'ânı Kerim meâli de neşretmiş bulunduğundan, tefsîr edilen âyetlerin meâllerinde de daha önceki Türkçe tefsîrlere nazaran gözle görülür bir açıklık ve sadelik hâkim bulunmaktadır. Buna, âyet meâlleri gibi tefsîrin tamamının dil ve üslûp yönünden günümüz insanının anlayabileceği bir nitelikte olması da ilave edilmelidir.

    Kısacası, günümüz insanının Kur'ânı anlama yolunda "Kur'ânı Kerîm Tefsîri"nden müstağni kalmasını düşünmek mümkün değildir. Bu tefsîrin meziyetleri elbette bunlardan ibaret değildir. Ancak gerek anlattıklarımızı, gerek anlatamadığımız diğer meziyetlerini keşfetmek için onu okumak gerekir.

    Biz, dünyanın en çok okunan kitabı Kur'ânı Kerîm'in yapılmış en son tefsîriyle okuyucuları baş başa bırakıyor, onun yol göstericiliğinden istifade etmek isteyenleri Cenâbı Hakk'ın muvaffak kılmasını niyaz ediyoruz.

    Bizlerin Kur'ânı Kerîm'i anlayabilmesi için, ihlasla yapılmış, yıllarca süren bir çalışmaya kendisini adamış bu insana en derin şükranlarımızı sunuyor, kendisine Cenabı Hakk'tan, daha pek çok eserler vermesini dilediğimiz uzun bir ömür vermesini niyaz ediyoruz.

    Prof. Dr. M. Hayri Kırbaşoğlu

    Ank. Ü. İlâhiyat Fak. Hadîs Anabilim Dalı

    Prof. Dr. Süleyman Ateş, ömrünün yarım asrı aşan süresini Kur'ânı Kerîm'le, onu anlamak ve anlatmakla geçirmiş değerli bir âlimimizdir. Hocamızın en büyük amacı Kur'ân'ın anlaşılması ve hayata geçirilmesidir. Hocamız Kur'ân'ı esas almış ve öbür İslâmî kültür kaynaklarına hep Kur'ân perspektifinden bakmıştır. Onun "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" adlı bu eseri bakışların, akılların ve kalplerin Kur'ân'a, onun hayatdar prensiplerine çevrilmesini sağlayan çok değerli bir tefsîr çalışmasıdır.

    Prof. Dr. Süleyman Ateş'in bu çok kıymetli eserinde benim dikkatimi çeken bazı özellikleri şöylece sıralayabilirim: Öncelikle, tefsîr çok sade ve kolay anlaşılabilir bir dille yazılmıştır. İkinci olarak, bocamız âyetleri tefsîr ederken, kendi ilmî gücünü, dirayetini ve tercihini ortaya koymuştur. Üçüncü olarak, her surenin tefsîrinden sonra, o surede yer alan Kur'ân prensiplerinin neler olduğunu belirtmiştir. Dördüncü olarak da, bu tefsîrde bol miktarda hadîsin yer aldığını ve hocamızın Kur'ân'ı tefsîr ederken sahîh hadîslerden önemli ölçüde yararlandığını özellikle belirtmek isterim.

    Doç. Dr. Mustafa Zeki TERZİ

    19 Mayıs Ü. İlahiyat. Fak.

    Profesör Dr. Süleyman Ateş Bey'in samimî ve yoğun emeğinin mahsulü olan "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" adlı eserini İslâm'ın aslî kaynağı olan Yüce Kitabımızın anlaşılmasında yararlı bir kaynak eser olarak görüyorum. Özellikle Kur' ân âyetlerinin yorumlanmasında benimsediği bilimsel ve evrensel bakış açısını takdir ediyor ve bu yönlü yaklaşımların İslâm'ın geniş, aydın kitleler tarafından anlaşılmasına katkıda bulunacağına inanıyorum,

    Prof. Dr. Dr. Cemil ÇELİK

    19 Mayıs Ü. Tıp Fak.

    Saygıdeğer hocamızın yarım asır süren araştırmalarının en güzel ürünü olan "Kur'ânı Kerîm Tefsîri"adlı eseri pek çok yönden takdire şâyandır. Bu eseriyle hocamız hem Kur'ân'a, hem de ilim dünyasına büyük hizmet etmiştir. İlâhî mesajın insanlığa ulaştırılması peygamberlerin, şartlar değiştikçe onu yeniden yorumlayıp insanların bilgisine sunmak da müfessirlerin görevleridir.

    Kur'ân'ı anlama ve onu yaşamanın ne demek olduğunu gayet iyi bilen hocamız, hurafe, bid'at, gereksiz ayrıntı ve izahlardan uzak olan, Kur'ân'ın özünü anlatan, gönüllere yeni ufuklar kazandıran bu tefsîriyle Kur'ân'ı anlamak isteyenlere büyük kolaylıklar sağlamıştır.

    Tefsîr sahasında çalışanların en büyük arzusu Kur'ânı en doğru şekilde anlamak olduğu için önlerinde, ilmî metotla yazılmış böyle bir tefsîrin bulunması büyük bir nimettir. Hocamızın değerlendirmeleriyle Kur'ân'a yönelişimiz bizim için de bir nimet olmuştur. Çünkü, o bize, Kur'ân'ın nasıl anlaşılacağını, indiriliş gayesinin ne olduğunu, hurafe ve bid'atlerden nasıl uzak durabileceğimizi öğretmiştir.

    Bu tefsîr, Kur'ân'ın güncelleştirilmesi temeline dayanmaktadır. Yani, yine hocamızın deyimiyle "Kur'ân'ın orijinal âyetleri", günümüzün bilimsel gerçekleriyle uyumlu bir halde izah edilmektedir.

    Bazıları hocamızın rivayetlere karşı gerekli ilgi ve teslimiyeti göstermediğini iddia etmektedirler. Bu iddiâyı doğru kabul etmek mümkün değildir. Çünkü art niyetsiz, kasıtsız okuyan herkes, eserde pek çok hadîsin bulunduğunu görecektir. Ama bu rivâyetler, Kur'ân'a uygun rivayetlerdir.

    Diğer müfessirlerden farklı olan hocamız, sadece rivayetleri nakletmekle kalmamış, onları Kur'ân terazisine koyarak değerlendirmiş, bu terazide Kur'ân'a aykırı görünenleri açıkça reddetmiştir. Çünkü o, sadece bir nakilci değil, iyi bir yorumcu ve eleştirmendir. Hocamız bid'at ve hurafelerle örülmüş, gelenek haline gelmiş ve taklitçilikle denk sayılmış bir dinî hayatın ve savunucularının tepkisinden çekinmeyerek Kur'ân'ın evrenselliği ilkesini cesaretle ön plana çıkarmış, bid'at ve hurafelere karşı âdeta savaş açmıştır.

    Kullanılabilir olması için altı cilt haline getirilen tefsîrde gereksiz tartışma ve izahlara yer verilmemiştir. Çünkü, hocamızın gayesi bu tür ayrıntılarla zihinleri bulandırmak değil, bulanık gibi insanlığa sunulan Kur'ân'ın, aydınlık ve berrak yüzünü onlara göstermektir. Tefsîrin bu baskısı özellikle halkımızın Kur'ân'ı daha yakından tanıması amacını taşımaktadır. Kur'ân'ın anlaşılması için yazılan tefsîrlerin öncelikle kendilerinin anlaşılabilir olması çok mühimdir. Bu açıdan da hocamızın tefsîri, okumak isteyen herkesin kolayca anlayabileceği gayet sâde bir dille yazılmıştır. Farklı kültür seviyesindeki insanlar, bu tefsîrdeki mesajları rahatça anlayabilme şansına sahiptirler. Çünkü bu tefsîrin yazılmasındaki maksat, edebiyat örnekleri sunmak değil, Kur'ân'ın daha kolay anlaşılabilirliğini sağlamaktır.

    Bu özet noktalarla tanıtmaya çalıştığımız tefsîr, Kur'an araştırması yapmak isteyenler için bulunmaz bir eserdir. Kur'ân'ı ve katmalardan uzak öz İslâm'ı anlamak isteyen herkes bu büyük eseri mutlaka okumalıdır. Her türlü önyargıdan uzak, sadece Allah rızasını gözeterek yazılan bu tefsîrden herkesin, özellikle de araştırmacıların öğreneceği çok şey vardır.

    Bu kıymetli eseri yazdığı ve halkımıza sunduğu için hocamıza şükran borçluyuz.

    Yrd. Doç. Dr. Mehmet OKUYAN

    19 Mayıs Ü. İlahiyat Fak. Tefsîr Anabilim Dalı

    İslâm Âlemi'nin önde gelen tefsîr otoritelerinden Sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş hocamızın telif ettiği "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" adlı değerli eserinin Milliyet okuyucuları için yeniden basılacağını öğrenince cidden büyük bir sevinç ve mutluluk duydum.

    Gerçekten, "Kur'ânı Kerîm Tefsîri", vahyin aydınlattığı alanda hür akla ölçü, itibar ve derinlik getiren bir anlayışla ve daha da önemlisi "okumak, anlamak içindir" düsturuna bağlı kalınarak hazırlanmış olup, yarının Kur'ân yorumcularına yeni ve muhteşem muvâzene ufukları açmıştır. Eser, İslâm'ın temel esasını teşkil eden "İlim" kavramının asırlardır sui telâkkiye uğratılmış olmasına karşı haklı ve akılcı bir tepkinin ürünüdür.

    Sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş, "Tefsîr"iyle yüzyıllar boyu İslâm Güneşinin ziyâsına perde olan cehâlet ve gaflet bulutlarını dağıtmaya azmetmiştir. Bize göre, ilmî kişiliğinin "yenilikçi" yönünü de bu azim ve kararlılığı oluşturmaktadır.

    Miladî 2000'li yıllara girerken, İslâm Dininin bid'at ve yanlışlardan bir kez daha arındırılmasında zaruret olduğu şüphesizdir. Çünkü, hayat şevkimizin köreltilmesinde ve yaşama düzenimizin ifrat ve tefritlerle bozulmasında hiç kuskusuz dinin yanlış anlaşılmasının ve hatalı yorumlanmasının da payı vardır. Yüce Dinimizi, geçmiş asırların koyu fanatizminden, ilahî mevhibeleri istismar katliamından ve fıtrata aykırı bilim dışı tefsîrlerden kurtararak yarının tekâmülünü hazırlamak mecburiyetindeyiz.

    Asırlardır duygu düellosu ve sahte akıl temrinleri yüzünden düşünce melekelerimiz güç kaybetmiş, düşünme ve doğruyu bulma kabiliyetimiz maalesef zaafa uğratılmıştır. Bilgi üreticiliği yerine bilgi ezberciliği ve eski zamanların bilgilerini sadece nakletme alışkanlığı, bizi atâlete sürüklemiştir. Hattâ bu nedenledir ki, İslâm'ın Mefkûre Ağacı'nın bazı dalları yüzyıllar boyu kısır ve meyvesiz kalmıştır.

    Vahyin aydınlığında düşünen aklın tenkit hakkını ve hürriyetini boğmak isteyen ezeli düşmanımız, bağnazlıktır.

    İşte, Prof. Ateş, bu eseriyle kafamızın içindeki bağnazlık taşlarını yerlerinden oynatmış ve fikir dünyamızdaki demir perdeleri parçalamamız için âdeta beynimizi ateşlemiştir.

    Üstad Ateş'in bu eseri, ön yargılardan uzak kalınarak okunmalıdır. Her fikre karşı, mukâbil iddiâlar serdetmek daima mümkündür. Ancak, önemli olan, fikre fikirle karşılık verebilme erdemliliğini gösterebilmektir.

    Düşünceye zincir vurma hayaliyle silah bilemenin artık hiç kimseye iyilik getirmeyeceği, bunca acı tecrübelerden sonra anlaşılmış olmalıdır. Kaldı ki, tarih mahzenleri içinde, kılıçla karnı deşilmiş tek bir fikir örneğine de tesadüf edilmemiştir.

    Bu bakımdan, ideoloji nifakını körükleyen telkinlere artık son verilmeli, Kur'ân Tefekkürünü yaralayan, insanları köle gibi peşlerinden sürükleyen bozulmuş ve paslanmış fikirlere asla iltifat edilmemelidir.

    Yüce Dinimize karşı "İstihzâ Savaşı" açanlarla yaptığımız bilimsel mücadelede başarılı olmamız için "Kur'ânı Kerîm Tefsîri"ni mutlaka okumalıyız. Bu eser, ebedî hakikatin büyüklüğünü ve evrenselliğini daha yakından tanımamıza yardım edecektir. Ebedî ve evrensel hakikatlerin ihtişam ve zînetini kalblerinde yerleştirmek ve fikir zenginliğine sahip olmak isteyenler bu tefsîri okumayı ihmal etmemelidir.

    Kuşkusuz ki, Sayın Prof. Dr. S. Ateş'in tefsîri, birçok yönden farklı ve özelliklidir. Bu tefsîr, tamamen yeni ve orijinaldir. Yeni kuşağın anlayacağı sâde bir dil ve akıcı bir üslûp kullanılmıştır. Bilimsel metodla yazılan ilk tefsîrdir.

    Üstad Ateş, bu eseriyle asırların kemikleştirdiği ve düzeltilmesi zor olan bazı dinî yanlışları düzeltme cesaret ve gayretini gösterdiği için de haklı olarak ilim çevrelerinin büyük takdirini toplamıştır.

    Biz, Prof. Dr. Süleyman Ateş'in bu eserini, Kur'ân'ı Mübîn'i hıfzettiği günden beri kalbinde taşıdığı ve müfekkiresinde yaşattığı "Müstakbel İslâm Gençliğinin Şahsiyet Harcını Hazırlama İdeali"nin bereketli bir mahsulü olarak değerlendiriyoruz.

    Sayın hocamızın, vahyin aydınlattığı fikir mahzenimizin kilitli kapılarını ardına kadar açmak uğruna sarfettiği bu "akıl teri"ni mübarek kılmasını Cenâb-ı Hak'dan niyaz ediyoruz.

    Ali TÜRKMEN

    Avukat - İlahiyatçı

    Dinler, başka bir ifadeyle vahiy insan içindir. Hayat denen gerçeğin kullanım kılavuzudur. Hayat ise dinamiktir, değişkendir. Dolayısıyla insan oğluna düşen vahiy projeksiyonuyla sürekli dinamik olan hayatı izlemek, hayatını bu ışık altında yaşamaktır.

    Bu gerçeği İslâm için düşündüğümüzde sağlıklı bir gelişim seyrinin yaşanmadığını görüyoruz. Vahiy projeksiyonunu elinde bulunduranlar (ülema sınıfı) zaman içinde hayatı takip etmekten vazgeçmişler; hattâ zaman zaman vahyin ışığını bırakıp, kısmen vahiyden yansımalarla beslenen, yetersiz, başka tali ışık kaynaklarına rağbet etmişlerdir. Irmağın, doğduğu noktadaki temiz suyundan içmek yerine, denize yaklaştığı noktadaki kirlenmiş suyundan içmeyi tercih etmişler ve neticede hasta, yolunu, önünü iyi göremeyen bir İslâm toplumu yaratmışlardır.

    İşte Prof. Dr. Süleyman Ateş hocamızın hazırladığı bu tefsîr çalışması, bizi kirli suları içmekten alıkoyup, suyun kaynağına götürüyor. Yüzlerce, hattâ binlerce yıl önce belirli bir doğrultuda unutulmuş vahiy projeksiyonunu hayatımıza tutuyor. Aklı ve bilimi dışlamak yerine bu ikiliyi vahyi anlamada, kavramada kılavuzlar olarak görüyor. Bu tefsîri okuduğumuzda vahyin üzerine yığılmış hurafe ve bid‘atleri net bir şekilde görerek, aklın ve bilimin doğurduğu çelişkilere düşmeden, Yaratıcı'nın gösterdiği istikamette yolumuza sağlıklı ve güven içinde devam edebilme imkânını buluyoruz.

    Doç. Dr. Yılmaz CAN

    19 Mayıs Ü. İlâhiyat Fak.

    [Kaynak: Ateş, Süleyman: KUR'ÂN-I KERÎM TEFSÎRİ. İstanbul: Milliyet Gazetesi, 1995, S. 5-16]


  4. 29.Eylül.2013, 00:49
    2
    Moderatör



    süleyman ateş kuran tefsiri hakkında sadece bilgi verebiliriz.
    ________________________________________________


    YÜCE KUR’ÂN’IN ÇAĞDAŞ TEFSÎRİ

    tefsir_ext2

    Kur’ân’ın getirdiği eskimez İslâm’ı bütün çıplaklığıyla ortaya koymak için “Yüce Kur’ân’ın Çağdaş Tefsîri”ni yazdık ki bu eserin, Türkiye’de din alanında fikir devrimi yaptığına inanıyoruz. Ayrıca “Kur’ân’ın Evrensel Mesajına Çağrı”, sonra bunun daha geliştirilmiş şekli olan “Evrensel Kur’ân Mesajı” adlı eserimiz ve nihayet 30 ciltlik “Kur’ân Ansiklopedisi”, Kur’ân İslâm’ını bütün açıklığı ve berraklığıyla ortaya koymaktadır.



    Türk kamu oyunca da en ciddî ve doğru kabul edilen Türkçe Kur’ân Tercemesi tarafımızdan yapılmıştır. İlk defa 1975 yılında metinsiz olarak yayınlanan bu terceme, yeniden gözden geçirilerek 1977 yılında Kur’ân-ı Kerîm metniyle birlikte “Kur’ân-ı Kerîm ve Yüce Meâli" adıyla basılmıştır. Birkaç kez gözden geçirilip düzeltmelerle basılan bu eser, 1998’de dikkatle gözden geçirilip basılmış ve Milliyet Gazetesi tarafından da 1997 ve 1999 ve 2000 yıllarında olmak üzere üç kez basılıp okurlarına dağıtılmıştır. Ayrıca 12 ciltlik “Yüce Kur’ân’ın Çağdaş Tefsîri”nin altı cilde indirilmiş özeti, 1995’te Milliyet Gazetesi tarafından, “Kur’ân-ı Kerîm Tefsîri” adıyla ve bunun yeniden gözden geçirilmiş şekli de 2000 yılı Ramazan ayında, Hürriyet Gazetesi tarafından altı cilt halinde basılıp okurlarına dağıtılmıştır.

    Metodumuz:

    Eserimizde, her surenin başında önce sûrenin Mekkî mi, Medenî mi olduğunu, iniş sırasını ve surenin özetini verdik. Sûrenin adından önce bölü çizgili iki rakam vardır. Bölü çizgisinin üstündeki rakam sûrenin tertîb sırasını, altındaki rakam ise iniş sırasını gösterir. Sayfaların üstünde de sûre ve cüz numaraları mevcuttur.

    Âyetlerin meâlinden sonra “Tefsîr” başlığı ile tefsîr kısmına geçilmiş, önce âyetlerin içeriği özetlenmiş, sonra izaha muhtaç kelimeler ve âyetlerin işaret ettiği olayların izahı ile âyetler açıklanmıştır.

    Tefsîrde resmî tertipten ziyade sûrelerin iniş sırası göz önünde tutulduğundan kelimelerin açıklamaları, iniş sırasına göre ilk geçtiği yerlerde daha ayrıntılı verilmiş, fakat okuyucuda tereddüdün kalmaması için tertîpteki sıraya göre de yine gerekli, fakat özet açıklamalar yapılmıştır.

    Eserimizde özellikle hüküm âyetleri üzerinde geniş olarak durduk ve fıkıh ekollerinin görüşlerini özetledik, fakat sonunda kendi kanâatimizi de belirttik. Âyetlerin izahına yardımcı olan hadislerin kaynağını gösterdik, zayıf hadisleri ve Kur’ân’ın ruhuna ters düşen rivâyetleri delîl olarak kullanmaktan kaçındık.

    tefsir_ext

    İnsan ve evrenin yaratılışından söz eden âyetleri, modern ilmin ışığı altında izah etmeğe çalıştık. Kur’ân-ı Kerîm’deki Peygamber öyküleri, genelde Kitâb-ı Mukaddes kökenlidir. Bundan dolayı Peygamber kıssalarını anlatan âyetlerin tefsîrinde, Kitâb-ı Mukaddes’e mürâcaat edip karşılaştırma yaptık. Kitâb-ı Mukaddes’in anlatımı ile Kur’ân’ın anlatımı arasında aynı ve farklı olan yanları gösterdik. Mânâları açık olan âyetleri uzun uzadıya tefsîr etmek, gereksiz yere Kitâb’ın boyutunu büyüteceği düşüncesiyle bu tür izahlara girmedik. Biz Türkçe’ye, herkesin yararlanabileceği, günümüz gençliğinin kolayca anlayabileceği bir tefsîr kazandırmak istedik.

    Ünlü ilahiyatçılarımızın Prof. Dr. Süleyman Ateş ve büyük eseri "YÜCE KUR'ÂN-IN ÇAĞDAŞ TEFSÎRΔ ve bunun özeti olan "KUR'ÂN-I KERÎM TEFSÎRİ” hakkındaki düşünceleri ve değerlendirmeleri

    Tarih boyunca insanları irşâd ve İlahî düsturları tebliğ etmek maksadıyla gönderilmiş bulunan peygamberler zincirinin son halkası Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'dir. O'na gönderilen din, son ve Allah katında yegâne makbul din olan İslâm, bu dinin kitabı ise Yüce Kur'ân'dır.

    Kur'ân-ı Kerîm'den sonra ilâhi mesajı ihtiva eden bir başka kitabın gelmeyecek oluşu, Yüce Kitabımıza evrensellik hüviyeti kazandırmakta ve gelecek nesilleri de ona muhatap kılmaktadır. Böyle bir kitabın her yönüyle ve her zaman çağlar üstü olması gerekmektedir ve öyledir.

    O, prensipleri eskimeyen, ilim ve teknolojinin gelişmesiyle her geçen gün işaret ettiği pek çok hakikati ortaya çıkan, benzersiz bir kitaptır.

    O, insanı tefekkür ve tezekküre davet eden üslubu, bir tek harfinde gizli mana hazineleri, akıllara durgunluk verecek ikna yöntemleri ve sahip olduğu eşsiz güzelliğiyle taptaze ve dipdiri olarak insanlığın önünde daima duracaktır.

    Yine Kur'ân-ı Kerîm'in tetkik edilmesi neticesinde, O'nda astronomi, fizik, kimya, biyoloji gibi tabiî ve tarih, sosyoloji, psikoloji ve linguistik gibi beşerî ilimlere temas eden pek çok işaretlerin bulunduğu görülecektir.

    Böyle İlahî bir kitabın, belli bir çağa, belli bir kültür ve bilgi birikimine bağlanması ve geçmişte yapılan yorumlarla geçmiş ve gelecek bütün nesillerin ihtiyaçlarının karşılanması mümkün olmadığı gibi, bütün bu nesillerin böyle bir Kur'ân tefsîriyle tatmin olmalarının beklenilmesi de doğru olmayacaktır.

    Nitekim bu ihtiyaç sebebiyledir ki, Hz. Peygamber'in gününden bugüne Kadar Yüce Kitabımızın yüzlerce defa tefsîri yapılmıştır. Bundan böyle de yapılacaktır. Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş'in "Kur'ân-ı Kerîm Tefsîri" isimli eseri bunlardan sadece biridir.

    Tefsîrleri, genel anlamda, rivayet ve dirayet tefsîrleri olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür. Bunlardan rivayet tefsîrleri ağırlıklı olarak Resulullah'ın hadîsleri ile sahâbeden gelen rivayetler esas alınarak yazılırken, dirayet tefsîrlerinde sadece rivayetlere bağlı kalınmayıp, İslâm âlimlerinin rey ve ictihadlarından da yararlanılmaktadır. "Kur'ân-ı Kerîm Tefsîri" hem rivayet ve hem de dirayet tefsîri olarak değerlendirilebilecek, takdire şayan bir tefsîr olup, müellifin uzun yıllar süren çalışma ve tecrübesinin bir mahsulüdür.

    Milliyet Gazetesi'nin böyle bir eseri okurlarına sunmasını dînî ve millî kültürümüze önemli bir katkı olarak değerlendiriyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum.

    Mehmet Nuri YILMAZ

    Diyanet İşleri Başkanı

    Prof. Dr. Süleyman Ateş öğrenciliğinden beri hayatını Kur'ân ve Kur'ân ilimlerine adamış bir ilim adamıdır. İlâhiyat Fakültesi'nde mezuniyet tezi olarak "İslâma İtirazlar ve Kur'ân-ı Kerîm'den Cevaplar" adlı eseriyle başladığı verimli araştırma ve yayın faaliyeti süresince pek çok eser vermiştir.

    Bunların içerisinde uzun yıllarını verdiği "Kur'ân-ı Kerîm'in Tefsîri" adlı eseri, alanında önemle kaydedilmesi gereken yorucu bir çabanın ürünüdür.

    Türkiye'nin dışında Suudi Arabistan ve Cezayir'de de öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Süleyman Ateş, gerek İslâmî ilimlerdeki derin vukufu, gerekse İslâm Dünyası'nı yakından tanıyan birisi olarak, büyük gayretler sonucu hazırladığı tefsîriyle, bu alandaki diğer çalışmalara da ışık tutacaktır.

    Yeni tefsîr çalışmalarının gündemde olduğu günümüzde en yeni tefsîrlerden birisi olan Prof. Dr. Ateş'in bu eserinin, Milliyet Gazetesi aracılığıyla geniş halk kütlelerine ulaştırılması önemli bir hizmet olacaktır.

    Prof. Dr. M. Sait Yazıcıoğlu

    Ank. Ü. İlahiyat Fak. Dekanı; Diyanet İşleri Eski Başkanı

    Okunmak, anlaşılmak ve ışığından yararlanılmak için nâzil olan Kur'ânı Kerîm'in tefsîr edilmesi asla kolay bir iş değildir. Tefsîr işi, "Kur'ân dili" derin bir vukufiyet ister. Birçok İslâmî ilimde ileri seviyede bir bilgi birikimini gerekli kılar. Bununla da bitmez: Tefsîr ihtiyacı, tarihî ve kültürel şartların ortaya çıkardığı yeni bir zaruret olduğuna göre, geniş ölçüde o şartların belirlediği düşünce ve bilgi dünyasına âşina olmayı ve yeni bir "deyim"le dile dökülmeyi kaçınılmaz bale getirir. Kur'ân'ı, tabir yerindeyse, "bölük pörçük" anlamak ayrı, tefsîr edebilmekse daha ayrı bir şeydir. Müfessirlik, ilim ve tefekkür içinde geçirilmiş bir ömrün kazandırdığı bir ihtisas işidir.

    İşte Prof. Dr. Süleyman Ateş bu özellikleri haiz bir mütahassıs ve müfessir, Kur'ânı Kerîm Tefsîri'yse, çağdaş tefsîr olma özelliklerine sahip bir eserdir. Öyle bir eser ki, hem klasik İslâmî ilimlere duyulan genel ihtiyacı karşılayan bir çeşit "ansiklopedi" yerini tutmakta, hem de modern bilgi ve düşüncenin pek çok sonucunu okuyucunun istifadesine sunmaktadır. Hem tarihe ve geleneğe saygıyla bakmakta ve onlardan yararlanmakta, hem de gerektiğinde fikri bağımsızlığın, bugünün ilim ve fikir adamı olmanın hakkını vermektedir. Özellikle bu sonuncu çabanın çok sayıda teşvikçisi kadar tenkitçisi de olması tabiî karşılanmalıdır.

    Ömrünün yarım asra yakın bir kesimini ibadet aşkı içinde Kur'ân'ı anlamak ve anlatmak için vakfeden Süleyman Ateş Hoca'nın bu tefsîri inşâallah bizi Mukaddes Kitabımıza ve dolayısiyle O'nun Sahibi Yüce Mevlâ'ya daha çok yaklaştıracaktır. İşte bu noktada hem Kelam Sahibi'nin rızası hem Yüce Elçi'nin gayesi, hem de Müfessir'in emeli bir araya gelmiş olacaktır.

    Prof. Dr. Mehmet S. AYDIN

    9 Eylül Ü. İlahiyat Fak. Dekanı

    Kur'anı Kerîm'in daha doğru anlaşılması için âyetlerin açıklanması ve yorumlanması ihtiyacı tefsîr ilminin doğmasına sebep olmuştur. Yapılan tefsîrler devrin ilim verileri ve yazarının kültür seviyesine göre şekil kazanır.

    Prof. Dr. Süleyman Ateş "Kurânı Kerîm Tefsîri" adlı eserini uzun yıllar yaptığı ilmî çalışmalar sonucu meydana getirmiştir. Kendisi İslâm ilimlerinde geniş bilgi sahibi ve yüksek kültür seviyesine erişmiş bir din bilginimizdir. Bu nitelikleriyle yazdığı tefsîr kitabı, günümüz insanına Kur'ân'ı anlamada büyük bir ışık tutmaktadır. Ayrıca Sayın Ateş'in Türkçe’ye olan hâkimiyeti ve ifadede sade bir dil kullanmış olması eserin rahat okunup anlaşılmasını sağlıyor.

    Prof. Dr. Necati ÖNER

    Ank. Ü. İlâhiyat Fak. Eski Dekanı

    Kur'ânı Kerîm, insanlığı doğru yola iletmek için indirilmiştir. Bu yüzden günümüze dek tefsîr edilmiştir ve edilmeye de devam edilecektir. 14 asırlık geçmiş, bizi muazzam bir tefsîr külliyatıyla karşı karşıya getirmiştir. Ancak bu birikim dikkatle incelenecek olursa, özgün olan sınırlı sayıda tefsîr dışında, büyük bir kısmının âdetâ birbirlerinin tekrarı olduğu rahatlıkla görülür. 19. yüzyılda, Özellikle sanayi devriminden sonra tefsîrin toplumun gereksinimlerine cevap veremediğini görüyoruz. İslâm ülkelerinin, Batı ülkelerinin etkisi altına girmelerini bu olguda görmek mümkündür, Zira İslâm ülkelerindeki yöneticiler, bundan böyle çözüm yollarını Kur'ânı Kerîm'de değil de, Batı'nın kurumlarında aramaya koyulmuşlardır. 20. yüzyıldan itibaren, İslâm Dünyası'nda, Kur'ân doğrultusunda asrın sorunlarına çözüm arama çabalarının ağırlık kazandığını görüyoruz. Bundan böyle geçmişin tekrarı yerine, asrın sorunlarına çözümler getirme endişesi ön plana çıkarılacaktır. Cumhuriyet Dönemiyle birlikte Türkiye'de de tefsîr çalışmalarının ağırlık kazandığına tanık oluyoruz. "Cumhuriyet Döneminde Yayınlanan Türkçe Telif ve Tercüme Tefsîrler" başlıklı araştırmamızda bu araştırmaları değerlendirmiştik. Bu çalışmalar arasında, değerli hocamız Prof. Dr. Süleyman Ateş'in, o zaman yayımlanmış olan tefsîr çalışmasının ilk cildini de tanıtmış ve sayın hocamızın bu değerli eserini bir an önce tamamlamasını Cenabı Mevlâ'dan niyaz etmiştik. Değerli hocamız, bu arzumuzu gerçekleştirmekte gecikmedi ve bizlere gerçekten dev bir eser sundu. Kuşkusuzdur ki bu eser, Türkiye'de ve hattâ İslâm âleminde şu ana kadar yazılmış olan tefsîrler içinde en mükemmel olanıdır. Çünkü bu araştırmada bir yandan geçmişin bilimsel bir değerlendirmesi yapılırken, diğer yandan içinde yaşadığımız toplumun sorunları da gözardı edilmemiştir. Aslında, tefsîrin yazılış gayesi de budur. Böylesine güçlü bir tefsîri burada birkaç paragrafla tanıtabilmek elbette mümkün değildir. Bu ancak bilimsel bir tez, ya da araştırmayla yapılabilir.

    Diğer taraftan, unutmamak gerekir ki bir eser her şeyden önce onu meydana getiren sanatkârın kişiliğinin ürünüdür. Bu bakımdan kişilikle ilgili bazı tespitler, eserin oluşmasını en iyi açıklayan etkenlerdendir. Değerli hocamızı tanıyan biri olarak, onun bazı ayırt edici özelliklerini tanımamıza imkân vermiştir. Kur'ân'a dayalı engin tasavvuf bilgisi ve yaşantısı, insan sevgisini ve özgürlük tutkusunu değerli hocamızın kişiliğinin ayrılmaz en önemli iki özelliği kılmıştır. İşte bu iki özellik göz önünde bulundurulmadan, değerli hocamızın tefsîrini gereği gibi anlamak mümkün değildir. Hemen belirtelim ki, onun bu hümanist yönü, bilimsel ve toplumsal sorunlara da eğilmesini ve onlara çözümler getirmesini engellememiştir.

    Sonuç olarak, tefsîr, Kur'ân'ın öngördüğü, kalbi insan sevgisiyle dolu, özgür, sorunların karşısında yılmayan, onların üstesinden gelebilen insanın oluşturulmasına katkıda bulunacak son derece önemli bir eserdir. Böyle bir eseri ilim âlemine ve topluma sunduğu için değerli hocamızı tebrik eder, sıhhat ve afiyet içinde daha nice yıllar başarılarının devamını dileriz.

    Prof. Dr. Salih AKDEMİR

    Ank. Ü. İlâhiyat Fak. Tefsîr Anabilim Dalı

    Kur'ân, dünya hayatında ve ölümden sonraki hayatta insanın mutluluğunu sağlayacak evrensel prensipleri sunan, içerisine insan eli karışmamış, dünyanın her bucağında konuşulmaya başlanmış en son ilahî dinin mukaddes kitabıdır. Kur'ân'ın bu yüce amacını açıklayan bir tefsîre her zaman ihtiyaç duyulmuştur ve bu ihtiyaç bugün de şiddetle kendisini göstermiştir. Arap diliyle nazil olan Kur'ân'ın Türkçe’de pek çok tercümesi olduğu gibi beraberinde tefsîrleri de vardır. Ancak bunların dilini bugünkü insanımız anlamakta cidden güçlük çekmektedir. Ayrıca Kur'ân'da, insanların dikkatini çekmek için evrenin yaratılışına, insanın anatomisine, tabiatta cereyan eden kanunlara ve nihayet tarihte yaşamış çok eski ulusların uğradığı ibret verici İlâhî cezalara işaret eden çok sayıda âyet vardır. Bu âyetlerin birçoğunu anlayabilmek için günümüz bilim verilerini göz önünde bulundurmak zorundayız. İşte yeni neslin anlayabileceği kadar yeni ve açık bir dil ve üslûpla hazırlanan Sayın Süleyman Ateş'in bu tefsîri metod açısından da çağdaştır. Çünkü evrenin düzeni, yaratılış vb. fizik, astronomi ve hattâ astrofizik olaylarıyla ilgili âyetleri ilmî bulguların ışığı altında izah etmeye çalışmıştır. Peygamber kıssalarını anlatan âyetlerin tefsîrinde bugünkü Kitâbı Mukaddes'e de yer yer başvurmuş, âyetlerin açıklanmasına yardımcı olan hadîslerin kaynağını göstermiş, zayıf olanları kullanmaktan kaçınmıştır. Herkesin yararlanabileceği Türkçe’mize kazandırılmış bu Tefsîr sayesinde her Müslüman, iman ettiği Yüce Allah'ın insanlığa yönelik mesajını anlayacak, bu mesaj üzerinde düşünecek, Kur'ân'daki yüce ahlâkî prensipleri ve değerleri kendi yaşamına uygulayacak, Kur'ân'ın sunduğu ışığı yakalamaya çalışacaktır.

    Prof. Dr. Mehmet Ali SÖNMEZ

    Uludağ Ü. İlahiyat Fak. Hadîs Anabilim Dalı Başkanı

    Günümüzde kitapçıların vitrinlerini süsleyen tercüme ve telif çeşitli Kur'ân tefsîrleri var. Bunlar tabiî olarak yazıldıkları zamanların ve ülkelerin bilgi birikimlerini, sosyal şartlarını ve anlayışlarını yansıtan değerli çalışmalardır. Emekleri geçenleri şükranla anıyoruz.

    Ancak büyük bir kısmı çağımızın insanına ve ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlanıyor. Yüzyılımızın ilk yarısında ülkemiz mü'minlerinin bu ihtiyacını Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın Tefsîri gidermeğe çalıştı. Üzerinden geçen yaklaşık altmışbeş sene bizleri yirminci yüzyılın sonlarına getirdi. Yakında 21. yüzyıla adım atacağız. Bu arada fen ve sosyal bilimlerdeki araştırma ve çalışmalar da durmadı; büyük ilerlemeler kaydetti. Toplumumuz yeni bir Kur'ân Tefsîri ihtiyacını tekrar hissetmeye başladı ve yeni arayışlar içine girdi.

    Bu ihtiyacı gören bazı İlâhiyatçılar alelacele boşluğu kapatma gayretiyle tefsîr denemelerine giriştiler; fakat bu çalışmalar doyurucu olmadı.

    Gelişmeleri takip eden ve ihtiyacı gören günümüz tefsîr otoritesi Prof. Dr. Süleyman Ateş de araştırma ve çalışmalarını bu önemli ve mesuliyetli konuya çevirdi. Çocukluğunda aldığı medrese, gençliğinde aldığı üniversite eğitimi ve daha sonra sürdürdüğü akademik eğitim ve çalışmaları ona metot ve bilgi alanında derinlik ve enginlik kazandırdı. Ayrıca Suudi Arabistan, Cezayir ve ülkemiz İlâhiyat fakültelerinde sürdürdüğü tefsîr eğitimi ve öğretimi, hem İslâm Dünyası'nı hem de insanlarını ve sorunlarını yakından tanıma ve yaşama şansını verdi. Bu şans onu meslektaşlarının önüne geçirdi.

    Güncel problemlere cesaretle eğilmesi, zaman zaman geleneksel düşünce ve yorumların dışına çıkması, bilimselliği ön plana alması, bazı gelenekselliğin savunucusu meslektaşlarımızın tenkitlerine ve saldırılarına sebep oldu. Ancak Sayın Süleyman Ateş Kur'ân'dan ve bilimsel hakikatlerden taviz vermedi. Kur'ân'ın ve Resulullah'ın otoritesini insanların otoritesine tercih etti. Hazırladığı "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" isimli eseriyle bilimsel yeteneğini ve otoritesini bir kez daha kanıtlamış ve bu alanda devam eden boşluğu doldurmuş oldu.

    Bütün bu çalışmalarından ve başarısından dolayı kendisini tebrik ediyorum. Ülkemize ve insanlığa daha çok hizmetler edebilmesi için Cenabı Allah'tan uzun ömür, sağlık ve âfiyetler diliyorum.

    Prof. Dr. Ekrem SARIKÇIOCLU

    19 Mayıs Ü. İlahiyat Fak. Eski Dekanı

    Kur'ânı Kerîm okunması, anlaşılması, öğrenilmesi ve uygulanması için Allah tarafından gönderilen İlâhî bir kitaptır. Onun asıl hedefi insanları, "insan-ı kâmil: olgun insan" durumuna getirmek, onları önce bu dünyada, sonra da ahirette mutlu yaşatmaktır. Ancak Kur'ân'ın bu hedefine ulaşabilmesi öncelikle onun mesajının iyi anlaşılabilmesine, doğru anlaşılabilmesine bağlıdır. Bu da onun tefsîrinin yapılmasını, tabiî ki doğru yapılmasını gerekli kılmaktadır.

    İşte ülkemizin değil, dünyanın en önde gelen müfessirlerinden biri olan, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi'nde öğrenciliğini yaptığım, şu anda da 19 Mayıs Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi'nde birlikte çalışmakta olduğum Sayın bocam Prof. Dr. Süleyman Ateş'in bu tefsîri, yıllardan beri oluşan bir birikimin eseri olarak böyle bir anlayışla bizlere sunulmaktadır. O tefsîrinde anlaşılır, sade bir dil ve akıcı bir üslûp kullanmış, âyetlerin açıklamalarında yine Kur'ân âyetlerine ve sahih rivayetlere yer vermiş, çağın gelişmiş bilimsel verilerinden yararlanmış, hurafe ve bid'atlerden uzak durmuştur. Öteden beri tefsîrlerde birbirlerinden aktarılarak günümüze kadar gelen bazı yanlış yorumların sayın Ateş'in tefsîrinde aslına uygun olarak ne kadar güzel ve doğru bir şekilde izah edildiğini görmek mümkündür.

    Bu mükemmel eseri herkesin okumasının, yalnız peşin hükümle değil, üzerinde düşünerek okunmasının bir zaruret olduğuna inanıyorum. Bu alandaki ihtiyacı büyük ölçüde gidermiş olmasından dolayı saygıdeğer hocama teşekkür ediyor, gelecekte daha da yararlı çalışmalar yapmasını Cenabı Hak'tan temenni ediyorum.

    Prof. Dr. Hüseyin PEKER

    19 Mayıs Ü. İİâhiyat Fak. Dekanı

    Bilgi çağına girmek üzereyiz. Hemen her gün yeni keşifler yapılmakta ve insanlığın hizmetine sunulmaktadır. Bireylerin bilgi düzeyi arttıkça merakı da artmakta ve konular başka başka açılardan sorgulanmaktadır.

    Kur'ân'ın çağlara hitap eden bir kitap olduğunu bilmekteyiz. Kur'ân birçok bilim disiplinini ilgilendiren âyetler içermektedir. Bu âyetlerin, ilgili bilim disiplinlerinin, bugünkü bilgi düzeylerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

    Bilindiği gibi Kur'ân'da yaratılışla ilgili birçok âyet bulunmaktadır. Sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş’in “Kur’ân-ı Kerim Tefsîri” ilgili eserinde yaratılışla ilgili bu âyetlerin tefsîrini yaparken günümüz embriyolojisini de dikkate aldığını görmekteyiz. Eserde, yaratılışla ilgili âyetlerin tefsîrlerinin anlaşılmasına yardımcı olmak amacıyla orijinal resimler de kullanılmıştır. Embriyolojik açıdan doğru olan bu bilgilerin okuyuculara faydalı olacağını umuyorum.

    Prof. Dr. Nusret ÇİFTÇÎ

    19 Mayıs Ü. Tıp Fak.

    Prof. Dr. Süleyman Ateş hocamız, kendisini Kur'ân'ın anlaşılmasına adamış bir bilim adamıdır. Bugüne kadar bu alanda yapmış olduğu çalışmalar bunun açık bir kanıtıdır. O bu alanda uzun yıllar sonucu oluşan birikimini "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" adlı eserinde ülkemiz insanının istifadesine sunmuş bulunmaktadır.

    Benim gözümde kendisi Kur'ân'ı ezberlemiş olan ve hafızlığın kendisine verdiği avantajla daima Kur'ân ile yaşayan, onu daimî suretle tezekkür ve tedebbür eden, onun öğretilerini benliğinin derinliklerinde hisseden ve yaşayan bir Kur'ân ehlidir. Bu özelliği ona pek çok Kur'ân âyetinin anlaşılmasında kendine has yorumlar ortaya koyabilme imkânını bahşetmiştir. Bu özelliği sebebiyle onun Elmalılı'nın tefsîrinden sonra gerçekten orijinal bir tefsîr meydana getiren yegâne müfessir olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak onun tefsîrini diğerlerinden ayıran başka özellikler de vardır:

    Bu tefsîr, geçmiş tefsîrlerden yararlanmakla birlikte, onlardan bağımsız olarak müfessirimizin kendi inisiyatifini kullanmaya özen gösterdiği, geçmiş yorumları sıkı bir tenkid süzgecinden geçirdiği ve gerektiğinde onlardan ayrılmakta tereddüt etmediği bir çalışmadır.

    Müfessirimizin kendi inisiyatifine dayanan yorumları birinci plana alırken gösterdiği bu bağımsız düşünce ruhunu, pek çok aktüel meseleye Kur'ân ışığında çözüm aradığını çeşitli yorumlarında da görmekteyiz. Bu bakımdan tefsîrinin, çağdaşlık iddiasıyla yazılmış olan, ancak çağdaşlığı sadece isimde kalan birçok tefsîrden farklı olduğunu belirtmek gerekir.

    Prof. Dr. Süleyman Ateş hocamızın geçmiş yorumlar karşısında takındığı tenkitçi tavrı klasik tefsîrlerde kullanılan rivayetler karşısında başarıyla sürdürdüğü ve tefsîrini geçmiş tefsîrlerde yer alan asılsız, çelişkili ve İsrâîliyyat türünden rivayetlerden uzak tutmaya bilhassa özen gösterdiği de vurgulanması gereken diğer bir husustur.

    Öte yandan, Kur'ân'ın kendinden önceki kitaplara atıflarda bulunduğu âyetlerin yorumu esnasında ikinci, üçüncü dereceden kaynaklara baş vuran pek çok geçmiş müfessirimizin aksine, tam bir bilimsellikle, birinci dereceden kaynaklara başvurmuş ve Kur'ân ile Tevrat ve İncil gibi diğer kutsal kitapları mukayese etme imkânını okuyucularına sunmuştur.

    Bilindiği gibi Kur'ânı Kerîm'in okunuşundaki kıraat farklılıklarını, ilk dönem müfessirleri, tefsîrlerinde göz önünde bulundurmuşlardır. Ancak geç dönemlerde bu kıraat farklılıkları giderek tefsîrden dışlanmış ve çoğunlukla elde mevcut Mushaflardaki kıraatler esas alınmıştır. İşte müfessirimiz ihmal edilmiş veya gereken önem verilmemiş bulunan bu kıraat farklılıklarına da tefsîrinde yer vermekle, unutulmuş bir geleneği tekrar gündeme getirmiş ve âyetleri anlamada çeşitli kıraatlerin bizlere sunduğu anlam zenginliklerinden yararlanmayı da ihmal etmemiştir.

    Müfessirimizin bilim adamlığı sıfatı, tefsîrde kullandığı kaynaklara atıfta bulunurken gösterdiği titizlikte de görülmektedir. Dipnotlarda işaret edilen kaynaklar, onun tefsîrinin ne denli geniş bir araştırma ürünü olduğunu bize göstermektedir.

    Müfessirimiz tefsîri yanında, bir Kur'ânı Kerim meâli de neşretmiş bulunduğundan, tefsîr edilen âyetlerin meâllerinde de daha önceki Türkçe tefsîrlere nazaran gözle görülür bir açıklık ve sadelik hâkim bulunmaktadır. Buna, âyet meâlleri gibi tefsîrin tamamının dil ve üslûp yönünden günümüz insanının anlayabileceği bir nitelikte olması da ilave edilmelidir.

    Kısacası, günümüz insanının Kur'ânı anlama yolunda "Kur'ânı Kerîm Tefsîri"nden müstağni kalmasını düşünmek mümkün değildir. Bu tefsîrin meziyetleri elbette bunlardan ibaret değildir. Ancak gerek anlattıklarımızı, gerek anlatamadığımız diğer meziyetlerini keşfetmek için onu okumak gerekir.

    Biz, dünyanın en çok okunan kitabı Kur'ânı Kerîm'in yapılmış en son tefsîriyle okuyucuları baş başa bırakıyor, onun yol göstericiliğinden istifade etmek isteyenleri Cenâbı Hakk'ın muvaffak kılmasını niyaz ediyoruz.

    Bizlerin Kur'ânı Kerîm'i anlayabilmesi için, ihlasla yapılmış, yıllarca süren bir çalışmaya kendisini adamış bu insana en derin şükranlarımızı sunuyor, kendisine Cenabı Hakk'tan, daha pek çok eserler vermesini dilediğimiz uzun bir ömür vermesini niyaz ediyoruz.

    Prof. Dr. M. Hayri Kırbaşoğlu

    Ank. Ü. İlâhiyat Fak. Hadîs Anabilim Dalı

    Prof. Dr. Süleyman Ateş, ömrünün yarım asrı aşan süresini Kur'ânı Kerîm'le, onu anlamak ve anlatmakla geçirmiş değerli bir âlimimizdir. Hocamızın en büyük amacı Kur'ân'ın anlaşılması ve hayata geçirilmesidir. Hocamız Kur'ân'ı esas almış ve öbür İslâmî kültür kaynaklarına hep Kur'ân perspektifinden bakmıştır. Onun "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" adlı bu eseri bakışların, akılların ve kalplerin Kur'ân'a, onun hayatdar prensiplerine çevrilmesini sağlayan çok değerli bir tefsîr çalışmasıdır.

    Prof. Dr. Süleyman Ateş'in bu çok kıymetli eserinde benim dikkatimi çeken bazı özellikleri şöylece sıralayabilirim: Öncelikle, tefsîr çok sade ve kolay anlaşılabilir bir dille yazılmıştır. İkinci olarak, bocamız âyetleri tefsîr ederken, kendi ilmî gücünü, dirayetini ve tercihini ortaya koymuştur. Üçüncü olarak, her surenin tefsîrinden sonra, o surede yer alan Kur'ân prensiplerinin neler olduğunu belirtmiştir. Dördüncü olarak da, bu tefsîrde bol miktarda hadîsin yer aldığını ve hocamızın Kur'ân'ı tefsîr ederken sahîh hadîslerden önemli ölçüde yararlandığını özellikle belirtmek isterim.

    Doç. Dr. Mustafa Zeki TERZİ

    19 Mayıs Ü. İlahiyat. Fak.

    Profesör Dr. Süleyman Ateş Bey'in samimî ve yoğun emeğinin mahsulü olan "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" adlı eserini İslâm'ın aslî kaynağı olan Yüce Kitabımızın anlaşılmasında yararlı bir kaynak eser olarak görüyorum. Özellikle Kur' ân âyetlerinin yorumlanmasında benimsediği bilimsel ve evrensel bakış açısını takdir ediyor ve bu yönlü yaklaşımların İslâm'ın geniş, aydın kitleler tarafından anlaşılmasına katkıda bulunacağına inanıyorum,

    Prof. Dr. Dr. Cemil ÇELİK

    19 Mayıs Ü. Tıp Fak.

    Saygıdeğer hocamızın yarım asır süren araştırmalarının en güzel ürünü olan "Kur'ânı Kerîm Tefsîri"adlı eseri pek çok yönden takdire şâyandır. Bu eseriyle hocamız hem Kur'ân'a, hem de ilim dünyasına büyük hizmet etmiştir. İlâhî mesajın insanlığa ulaştırılması peygamberlerin, şartlar değiştikçe onu yeniden yorumlayıp insanların bilgisine sunmak da müfessirlerin görevleridir.

    Kur'ân'ı anlama ve onu yaşamanın ne demek olduğunu gayet iyi bilen hocamız, hurafe, bid'at, gereksiz ayrıntı ve izahlardan uzak olan, Kur'ân'ın özünü anlatan, gönüllere yeni ufuklar kazandıran bu tefsîriyle Kur'ân'ı anlamak isteyenlere büyük kolaylıklar sağlamıştır.

    Tefsîr sahasında çalışanların en büyük arzusu Kur'ânı en doğru şekilde anlamak olduğu için önlerinde, ilmî metotla yazılmış böyle bir tefsîrin bulunması büyük bir nimettir. Hocamızın değerlendirmeleriyle Kur'ân'a yönelişimiz bizim için de bir nimet olmuştur. Çünkü, o bize, Kur'ân'ın nasıl anlaşılacağını, indiriliş gayesinin ne olduğunu, hurafe ve bid'atlerden nasıl uzak durabileceğimizi öğretmiştir.

    Bu tefsîr, Kur'ân'ın güncelleştirilmesi temeline dayanmaktadır. Yani, yine hocamızın deyimiyle "Kur'ân'ın orijinal âyetleri", günümüzün bilimsel gerçekleriyle uyumlu bir halde izah edilmektedir.

    Bazıları hocamızın rivayetlere karşı gerekli ilgi ve teslimiyeti göstermediğini iddia etmektedirler. Bu iddiâyı doğru kabul etmek mümkün değildir. Çünkü art niyetsiz, kasıtsız okuyan herkes, eserde pek çok hadîsin bulunduğunu görecektir. Ama bu rivâyetler, Kur'ân'a uygun rivayetlerdir.

    Diğer müfessirlerden farklı olan hocamız, sadece rivayetleri nakletmekle kalmamış, onları Kur'ân terazisine koyarak değerlendirmiş, bu terazide Kur'ân'a aykırı görünenleri açıkça reddetmiştir. Çünkü o, sadece bir nakilci değil, iyi bir yorumcu ve eleştirmendir. Hocamız bid'at ve hurafelerle örülmüş, gelenek haline gelmiş ve taklitçilikle denk sayılmış bir dinî hayatın ve savunucularının tepkisinden çekinmeyerek Kur'ân'ın evrenselliği ilkesini cesaretle ön plana çıkarmış, bid'at ve hurafelere karşı âdeta savaş açmıştır.

    Kullanılabilir olması için altı cilt haline getirilen tefsîrde gereksiz tartışma ve izahlara yer verilmemiştir. Çünkü, hocamızın gayesi bu tür ayrıntılarla zihinleri bulandırmak değil, bulanık gibi insanlığa sunulan Kur'ân'ın, aydınlık ve berrak yüzünü onlara göstermektir. Tefsîrin bu baskısı özellikle halkımızın Kur'ân'ı daha yakından tanıması amacını taşımaktadır. Kur'ân'ın anlaşılması için yazılan tefsîrlerin öncelikle kendilerinin anlaşılabilir olması çok mühimdir. Bu açıdan da hocamızın tefsîri, okumak isteyen herkesin kolayca anlayabileceği gayet sâde bir dille yazılmıştır. Farklı kültür seviyesindeki insanlar, bu tefsîrdeki mesajları rahatça anlayabilme şansına sahiptirler. Çünkü bu tefsîrin yazılmasındaki maksat, edebiyat örnekleri sunmak değil, Kur'ân'ın daha kolay anlaşılabilirliğini sağlamaktır.

    Bu özet noktalarla tanıtmaya çalıştığımız tefsîr, Kur'an araştırması yapmak isteyenler için bulunmaz bir eserdir. Kur'ân'ı ve katmalardan uzak öz İslâm'ı anlamak isteyen herkes bu büyük eseri mutlaka okumalıdır. Her türlü önyargıdan uzak, sadece Allah rızasını gözeterek yazılan bu tefsîrden herkesin, özellikle de araştırmacıların öğreneceği çok şey vardır.

    Bu kıymetli eseri yazdığı ve halkımıza sunduğu için hocamıza şükran borçluyuz.

    Yrd. Doç. Dr. Mehmet OKUYAN

    19 Mayıs Ü. İlahiyat Fak. Tefsîr Anabilim Dalı

    İslâm Âlemi'nin önde gelen tefsîr otoritelerinden Sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş hocamızın telif ettiği "Kur'ânı Kerîm Tefsîri" adlı değerli eserinin Milliyet okuyucuları için yeniden basılacağını öğrenince cidden büyük bir sevinç ve mutluluk duydum.

    Gerçekten, "Kur'ânı Kerîm Tefsîri", vahyin aydınlattığı alanda hür akla ölçü, itibar ve derinlik getiren bir anlayışla ve daha da önemlisi "okumak, anlamak içindir" düsturuna bağlı kalınarak hazırlanmış olup, yarının Kur'ân yorumcularına yeni ve muhteşem muvâzene ufukları açmıştır. Eser, İslâm'ın temel esasını teşkil eden "İlim" kavramının asırlardır sui telâkkiye uğratılmış olmasına karşı haklı ve akılcı bir tepkinin ürünüdür.

    Sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş, "Tefsîr"iyle yüzyıllar boyu İslâm Güneşinin ziyâsına perde olan cehâlet ve gaflet bulutlarını dağıtmaya azmetmiştir. Bize göre, ilmî kişiliğinin "yenilikçi" yönünü de bu azim ve kararlılığı oluşturmaktadır.

    Miladî 2000'li yıllara girerken, İslâm Dininin bid'at ve yanlışlardan bir kez daha arındırılmasında zaruret olduğu şüphesizdir. Çünkü, hayat şevkimizin köreltilmesinde ve yaşama düzenimizin ifrat ve tefritlerle bozulmasında hiç kuskusuz dinin yanlış anlaşılmasının ve hatalı yorumlanmasının da payı vardır. Yüce Dinimizi, geçmiş asırların koyu fanatizminden, ilahî mevhibeleri istismar katliamından ve fıtrata aykırı bilim dışı tefsîrlerden kurtararak yarının tekâmülünü hazırlamak mecburiyetindeyiz.

    Asırlardır duygu düellosu ve sahte akıl temrinleri yüzünden düşünce melekelerimiz güç kaybetmiş, düşünme ve doğruyu bulma kabiliyetimiz maalesef zaafa uğratılmıştır. Bilgi üreticiliği yerine bilgi ezberciliği ve eski zamanların bilgilerini sadece nakletme alışkanlığı, bizi atâlete sürüklemiştir. Hattâ bu nedenledir ki, İslâm'ın Mefkûre Ağacı'nın bazı dalları yüzyıllar boyu kısır ve meyvesiz kalmıştır.

    Vahyin aydınlığında düşünen aklın tenkit hakkını ve hürriyetini boğmak isteyen ezeli düşmanımız, bağnazlıktır.

    İşte, Prof. Ateş, bu eseriyle kafamızın içindeki bağnazlık taşlarını yerlerinden oynatmış ve fikir dünyamızdaki demir perdeleri parçalamamız için âdeta beynimizi ateşlemiştir.

    Üstad Ateş'in bu eseri, ön yargılardan uzak kalınarak okunmalıdır. Her fikre karşı, mukâbil iddiâlar serdetmek daima mümkündür. Ancak, önemli olan, fikre fikirle karşılık verebilme erdemliliğini gösterebilmektir.

    Düşünceye zincir vurma hayaliyle silah bilemenin artık hiç kimseye iyilik getirmeyeceği, bunca acı tecrübelerden sonra anlaşılmış olmalıdır. Kaldı ki, tarih mahzenleri içinde, kılıçla karnı deşilmiş tek bir fikir örneğine de tesadüf edilmemiştir.

    Bu bakımdan, ideoloji nifakını körükleyen telkinlere artık son verilmeli, Kur'ân Tefekkürünü yaralayan, insanları köle gibi peşlerinden sürükleyen bozulmuş ve paslanmış fikirlere asla iltifat edilmemelidir.

    Yüce Dinimize karşı "İstihzâ Savaşı" açanlarla yaptığımız bilimsel mücadelede başarılı olmamız için "Kur'ânı Kerîm Tefsîri"ni mutlaka okumalıyız. Bu eser, ebedî hakikatin büyüklüğünü ve evrenselliğini daha yakından tanımamıza yardım edecektir. Ebedî ve evrensel hakikatlerin ihtişam ve zînetini kalblerinde yerleştirmek ve fikir zenginliğine sahip olmak isteyenler bu tefsîri okumayı ihmal etmemelidir.

    Kuşkusuz ki, Sayın Prof. Dr. S. Ateş'in tefsîri, birçok yönden farklı ve özelliklidir. Bu tefsîr, tamamen yeni ve orijinaldir. Yeni kuşağın anlayacağı sâde bir dil ve akıcı bir üslûp kullanılmıştır. Bilimsel metodla yazılan ilk tefsîrdir.

    Üstad Ateş, bu eseriyle asırların kemikleştirdiği ve düzeltilmesi zor olan bazı dinî yanlışları düzeltme cesaret ve gayretini gösterdiği için de haklı olarak ilim çevrelerinin büyük takdirini toplamıştır.

    Biz, Prof. Dr. Süleyman Ateş'in bu eserini, Kur'ân'ı Mübîn'i hıfzettiği günden beri kalbinde taşıdığı ve müfekkiresinde yaşattığı "Müstakbel İslâm Gençliğinin Şahsiyet Harcını Hazırlama İdeali"nin bereketli bir mahsulü olarak değerlendiriyoruz.

    Sayın hocamızın, vahyin aydınlattığı fikir mahzenimizin kilitli kapılarını ardına kadar açmak uğruna sarfettiği bu "akıl teri"ni mübarek kılmasını Cenâb-ı Hak'dan niyaz ediyoruz.

    Ali TÜRKMEN

    Avukat - İlahiyatçı

    Dinler, başka bir ifadeyle vahiy insan içindir. Hayat denen gerçeğin kullanım kılavuzudur. Hayat ise dinamiktir, değişkendir. Dolayısıyla insan oğluna düşen vahiy projeksiyonuyla sürekli dinamik olan hayatı izlemek, hayatını bu ışık altında yaşamaktır.

    Bu gerçeği İslâm için düşündüğümüzde sağlıklı bir gelişim seyrinin yaşanmadığını görüyoruz. Vahiy projeksiyonunu elinde bulunduranlar (ülema sınıfı) zaman içinde hayatı takip etmekten vazgeçmişler; hattâ zaman zaman vahyin ışığını bırakıp, kısmen vahiyden yansımalarla beslenen, yetersiz, başka tali ışık kaynaklarına rağbet etmişlerdir. Irmağın, doğduğu noktadaki temiz suyundan içmek yerine, denize yaklaştığı noktadaki kirlenmiş suyundan içmeyi tercih etmişler ve neticede hasta, yolunu, önünü iyi göremeyen bir İslâm toplumu yaratmışlardır.

    İşte Prof. Dr. Süleyman Ateş hocamızın hazırladığı bu tefsîr çalışması, bizi kirli suları içmekten alıkoyup, suyun kaynağına götürüyor. Yüzlerce, hattâ binlerce yıl önce belirli bir doğrultuda unutulmuş vahiy projeksiyonunu hayatımıza tutuyor. Aklı ve bilimi dışlamak yerine bu ikiliyi vahyi anlamada, kavramada kılavuzlar olarak görüyor. Bu tefsîri okuduğumuzda vahyin üzerine yığılmış hurafe ve bid‘atleri net bir şekilde görerek, aklın ve bilimin doğurduğu çelişkilere düşmeden, Yaratıcı'nın gösterdiği istikamette yolumuza sağlıklı ve güven içinde devam edebilme imkânını buluyoruz.

    Doç. Dr. Yılmaz CAN

    19 Mayıs Ü. İlâhiyat Fak.

    [Kaynak: Ateş, Süleyman: KUR'ÂN-I KERÎM TEFSÎRİ. İstanbul: Milliyet Gazetesi, 1995, S. 5-16]





+ Yorum Gönder