Konusunu Oylayın.: Diyanet'in yeni Kuran tefsiri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Diyanet'in yeni Kuran tefsiri
  1. 04.Temmuz.2011, 20:42
    1
    Misafir

    Diyanet'in yeni Kuran tefsiri






    Diyanet'in yeni Kuran tefsiri Mumsema Diyanet'in yeni Kuran tefsirine ihtiyacım var bana diyanetten kuranı kerim tefsiri yayımlar mısınız ?


  2. 04.Temmuz.2011, 20:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Diyanet'in yeni Kuran tefsirine ihtiyacım var bana diyanetten kuranı kerim tefsiri yayımlar mısınız ?


    Benzer Konular

    - Nasr suresi diyanet tefsiri

    - İhlas suresi tefsiri diyanet

    - Nas suresi diyanet tefsiri

    - Fatiha Suresi Diyanet Tefsiri

    - Diyanet Tefsiri Hakkında Bilgi

  3. 17.Temmuz.2011, 16:29
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Diyanet'in yeni Kuran tefsiri




    Diyanet işleri başkanlığı, her daldaki ilgili bilim adamına başvurarak kuranın yeni tefsirini yapmaya çalışacağını açıkladı.
    Halbuki dünyadaki bütün bilim adamları toplansa ayetlerin sadece dış görünüşüne ve ilk ifade tarzına bakarak onun tefsirini hakkıyla yapamazlar. Bu yöntem, meyvelerin derinine inmeden sadece dış görünüşüne bakıp onun hakkında yorum yapmaya benzer.
    Kuranın açıklaması, yine onun içinde yapılmıştır. “ 6:126. Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Biz, öğüt alacak bir kavim için âyetleri ayrıntılı olarak açıkladık.” Ayrıca benzer bir çok ayette bu özellikle ayanlara çevrilirse, saldırıların ve öldürmelerin, fidye ile açılan rızık kapısının fakirlere kapatılmasının, bu yardımlaşma kapısının kapatılmasının ağır vebali, bu ayetleri değiştirenlerin üzerinedir. (Bakara 181) daha çok uzun zaman boşuna uğraşılacak demektir. Bir ayeti ancak Allah nesh eder veya değiştirir dipnot olarak şu ayet nesh edilmiştir” demek yanlıştır. Böyle bir ifadeyi ancak yine ayet yapabilir bu dışarıdan olmaz.
    Halbuki ayetler meyve misalidir. Sindirdikçe insanın ilmi ve hayreti artmakta, ve bir çok kapılar ard arda açılmaktadır. Bir konuyu çözdüğünüzde başka bir konu karşınıza çıkmakta, onu çözünce başka bir mesele çıkmakta, anahtar açıklayıcı bir veya birkaç ayetle konu çözülmekte ve böylece HAKİYM kuran, insanı asla bırakmadan sırayla onu yeterince değerlendiremez ve akıl edemeyiz.
    - Belki bir sure, baştaki ayetlarin açıklamasıdır. Baştaki ayetler ise zaten surenin anahtarlarıdır.
    - Bir ayet, diğerini açıklar, bir kelime diğerini açıklar. Kelimeler kelimeleri, ayetler ayetleri sözü ve benzeri ayetler, herşeyi açıklayan anahtarlardır.
    - Kuranın içinde beyan edilen HAKİYM ve kerim sırrı, Hay ve Kayyum’dan gelme sırrı, Aziz ve Mecid sırrı, göz ardı edilerek kuran tefsir edilemez.
    İnsana iki mana mesheder ve etkiler. Birisi hak mana olan ve İsa ile temsil edilen manadır ki kişiye ve topluma şifa, zenginlik ve esenlik verir. Diğerleri Tağut (deccal) ile temsil edilen, fıtratı bozulmuş, kirletilmiş manadır ki kişiye ve topluma şifa değil, hastalık, fitne ve fesat bulaştırır. Hak mana açığa çıkar, batılı öldürür.
    Ayetler ve Meyveler.
    Kuran, kainat kadar büyük bir İLİM denizidir. Kainatın, yaratılmışın ve gerçeklerin şifrelenmiş bir anlatımı ve özetidir.
    Muhtelif meyveler (ki ikişer çift olarak yaratıldığı bildirilmiştir.13/3) çeşitli ayetler gibidir.
    Meyvelere düşünerek ve ibretle derinlemesine bakılırsa, yapısı ve gayesi anlaşılır. Meyvelerin genelde üzerinde ince bir zar bulunur. Bu, ilk görünen manadır ki bu zar, meyvelerin dış kirlerden ve bozulmadan korunması ve meyvelerden faydalanamayacak olanların ona ulaşmaması içindir.
    Zeytin, ceviz, fındık ve benzerleri gibi yağlı meyveler ise dahada ibret doludur.
    Ceviz, ağaçtayken üzerinde yeşil, yenmeyen bir kabuk bulunur, bunun altında ise sert bir kabuk bulunur, bu kabuklar geçilince içinden beyne benzer bir etli kısım çıkar, adeta beyne hitab ediyor.
    Bununda üzerinde bir zar vardır bu zarın altından yenecek meyve içi çıkar ki esas kısım, mana, nur, şifa ve fayda buradadır.
    İlerisinde, iç meyveninde içinde yağı bulunur, bu yağ, insan içinde kendisine ateş değmesede , meyve dışından kirlerin ona bulaşmamış olmasına Dikkat edilmelidir. Hali hazırdaki tefsirlerde bir çok kuran dışı etkilenmeler bulunuyor.
    Bu durumda ayet gerçekten öylemi diyor diye kelimeleri incelemek gerekiyor.
    Arı da ibret vericidir. Çeşitli Meyve çiçeklerinden şifayı ve faydalı esas manayı toplar hazırlar ve insanlara Bal olarak sunar. Bunlar, konulara egemen ve işin iç yüzünü anlayanlardır.
    Yıllarca ülkemizde ve dünyada meselelerin önem derecesine göre aşağıda olan, fakat hep ön plana çıkarılarak kişi ve toplumda büyük fitnelere, karışıklık ve müslümanların üzülmesine ve ezilmesine sebep olan, kuran dışı hurafeler yardımıyla, manaya değil kabuğa talip, barış değil bozgun getiren kesimler bulunmaktadır. Bir örnek;
    Başörtüsü üzerine.
    Nur suresi 31. Ayet “....darabne Bihumurihinne ala cuyubihinne.......” burada görünen anlam:
    “........ humurları ile yakaları üzerini örtsünler.........” veya “humurlarINI, yakalarını ( tmeden örtmek, perdelemek anlamında kullanılmış yani bu kelime aynı zamanda örtmek/perdemek olarak kullanılmış: kehf suresi 11: “......kulaklarını perdeledik......” ifadesinde şöyle geçiyor “ fedarabna ala eezeenihim filkehfi sinine adede” (bak. Kehf suresi ayet 11)
    “ALA eezenihim” deki ALA eki; üzerine değil, INI (kulaklarINI) anlamında kullanılmıştır.
    Humur kelimesinin başındaki B harfi, kelimeyi şu iki anlama getiriyor:
    humurları ile, “..... humurları ile yakaları üzerini örtsünler.....”
    humurlar ını; ususta şudurki; Ayet, zinet “YERLERİNİ” demiyor “ZİNETLERİNİ” örtsünler diyor. Dışarıdan doğal olarak belli olma hali müstesna diyor. Kadınların örttüğü halde yinede belli olan zinetleri, göğüsleridir. Ayetin sonunda da gizledikleri “zinetlerini” (zinet y erlerini değil) belli etmek için ayaklarını vurmasınlar diyor. Açıkça zinetlerin kendisinin örtülmesi, gizlenmesi, sallanarak yürünmemesi emrediliyor.
    Bir takım çarpıtma zihniyetine göre Bu zinetler dışarıdan takılan zinetler olsa; saklanacak, örtülecek hatta belli edilmeyecek zinetler olsa niye takılsın? ve eğer takmazsan neyi örteceksin? Allah akıl fikir versin.
    Burada kadın humurlarının hem doğal içki ve hemde doğal çekicilik yönüyle zinet özelliği mucizevi bir şekilde belirtilmiştir.
    İsteyen hür iradeyle başörtüsü kullanabilir fakat bunu dinin gereği gibi iddia edip yapmakhak ruhu ile alındığında bütün hristiyanlar islamı kabul eder, güneş batıdan doğar. Ülkemiz ve dünyaya fecri sadık doğar. İnsanlığın kurtuluşu, saf fıtrat dini olan, hüküm yalnızca Allaha tahsis edilmiş, Allaha teslim edilmiş islamın, kuran dır.
    Kehf suresinde, Allahın kelimelerini temsil eden şerefli bir rasulün seçilip hadisatın tevili ve tefsiri konusunda hikmetler olduğunun öğretilmesinde de hikmetler vardır. Kainattaki hadisatın ve kitapta yazılı kelimelerin sadece dış görünüşüne bakarak hüküm çıkarmak insanı yanıltabilir. Allahın yarattığı kainat kitabında ve yazılı bir özeti olan kuranda ivece (yamukluk) yoktur.
    Hınzır.
    Enam :145 ......Hınzır eti, ki; açıkça pistir......
    Burada hınzır etinin, fıtratı bozulmuş, doğallığı değişmiş, pis ve yenilmesi açıkça zararlı hale gelmiş usulüne uygun kesilmemiş ETLERİN TÜMÜ olduğu anlaşılıyor.
    “Burada Allah adının gayrısı adına kesilmiş” ifadesinin derininde “sağlıklı koşullar altında kesilmemiş veya usulüne uygun kesilmemiş veya öldürüldükten sonra kesilmiş, sivri şeylerle öldürülmüş” anlamlarıda bulunmaktadır.
    Kuranda PİS olarak nitelendirilen şeylere baktığımızda, LMUŞ yani HINZIRLAR haline gelmiştir.
    Bu iki ayet, hınzır kelimesini açıklıyor. Buna korunmaktır.
    Kuran dışı manalardan temizlenmek şarttır: temizlenmeden ona dokunmayın / o, temizlenmeyene dokunmaz.
    Kelimeler kuranda yeteri kadar tafsilatlı açıklanmıştır. Dikkat edilirse kelimeden önce veya sonra açıklaması gelir örnek:
    “Hınzır eti, ki; açıkça pistir.”
    BU MANADA PİS OLAN BOZUK ET, LEŞ ETİ VE PİS ETLERİN TÜMÜ, HINZIR ETİDİR.
    HINZIR ETİ, BU VEYA ŞU DİYE BELİRTİLEN, BELLİ BİR HAYVANIN ETİ DEĞİLDİR.
    Arapların hoşlanmadığı bir hayvan için bu adı kullanarak, belli bir hayvana bu ismi vermeleri ve kelimeyi kurandaki anlamından zaman içinde çevirmeleri, kurandaki kelimelerin anlamını değiştire mez.
    Maide 5’ te, sizin yedikleriniz de ehli kitaba helaldir deniyor. Başka bir ayette de yahudilere bazı hayvan etlerinin “kendilerine ceza olarak” akınız kuran, vahşiler, fıtratı bozulmuş ve yalana, değiştirmelere ençok uyanlardır.

    Daha yazılacak bir çok ayet mevcuttur.
    Kitabım KURAN dır diyebilmek kolay değildir huzurda ancak gerçekler söylenebilir. Gerçekten kitabım kurandır diyebilecek kaç kişi mevcuttur kendimizi yanıltmayalım Kitabım kurandır demek bir iddiadır bir tavırdır.
    Eğer kurandan başka kaynaklar kuranın sözünden başkasını söylüyor ise çiğnenip çöpemi atılır yoksa bu iftirayı uyarlamaya, tevil etmeye çalışıp ona tabimi olunur.
    Unutmayalım her kişi uzun yolculukta yalnızdır. yanımızda Allah ve Rasulünden ve kurandan başka kimseyi bulamayacağız ve bizi yanıltanlar dahil kimseyi suçlamak BİZİ KURTARMAYACAKTIR.
    Bir elinde kuran sabit ve diğer elinde kurandan daha iyi faydalanmak için (kirlere bulaşmadan, KİMSEYİ ORTAK ETMEZ.
    Allahın ayetlerini olduğu gibi kabul etmemek, hakkı kerih görme hastalığındandır.
    Müminler ayetler üzerinde asla ihtilaf etmezler yani onlara muhalefet etmezler, hepsi rabbimizden gelen gerçektir.
    Hiçbir şekilde değiştirilemez, bozulmamıştır ve yine kendi içinde açıklanmıştır.
    İki yol vardır biri hak, diğerlerinin hepsi batıldır.
    Hüküm.
    Allahın hükmü konusunda söylenecek ve ona eklenecek bir şey varsa, bu mutlaka onunla aynı doğrultuda ve ancak onu açıklamaya yönelik şeyler olur.
    Zuhruf suresi 15. Ayette “Allahın kullarını CÜZ sahibi yapmak” ifadesi, doğrudan anlamda Allahın hükümleri konusunda onun kullarını ; onun izni, delili ve hükmü haricinde ve hilafına olarak söz sahibi yapmaktır.
    Bu kullara melekler, rasuller ve imamlar, emirler dahildir ki onlar ancak Allahın hükmüne en çok titizlikle tabi olanlardır ve ancak onun hükmüyle hükmedenlerdir ve ancak onun sözünü yamultmadan söyleyenlerdir.
    İnsana verilen irade, mahluk bir irade olup TABİ olmaya veya olmamaya yetecek bir iradedir. Ondan ayrı olarak hükmedecek bir iradei cüz değildir.
    Hüküm sahibi, hüküm verici ve yaratıcı irade, tek ve mutlak olarak Allahındır. Onun hükmünde şeriki yoktur.
    Allahın hükmüyle hükmetmeyenler zalimdir, fasıktır, kafirdir. Onun yolunu değiştirmelerle, tevillerle aynı doğrultuda olmayan tefsirlerle, başkalarının (kim olursa olsun istisnasız) rasule ve sahabeye iftira etmeye dayalı uydurma hükümleriyle çarpıtmak, yamultmak fasıklıktır.
    Vasiyet – sünneti ihya etmek. VASİYET etmek Allah'tan korkanlar üzerine bir borçtur.
    “Varise vasiyet yoktur” sözü ile yukarıdaki ayeti kaldırmışlar. Varise vasiyet yoktur demek; varislerin miras hakları belirlenmiştir, mal taksiminde vasiyet olmaz demektir.
    Halbuki Ayette geçen HAYIR kelimesi sadece İnsana şiddetle arzuladığı maldır.
    Fakat Allah indinde hayır, ahirete yönelik olan hayırdır.
    Aynı sure içinde hayır kelimesi ile neyin kastedildiğini Allah ve rasulüne soralım: bakara suresinde 27 kez geçiyor. Fakat kendi iyiliğiniz içindir. Yapacağınız hayırları ancak ALLAH'IN RIZASInı kazanmak için yapmalısınız. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa; karşılığı size tam olarak verilir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.
    <FONT size=2>Yukarıdaki ayetlerle Allah indinde hayrın ne olduğu açıkça belirtilmiştir: GÜZEL SÖZ, HİKMET-İLİM, hayır için harcanan herşey ve Allahın RIZASI. bir sözü akıl etmeyerek, miras ayetlerine isnad ederek hayrı, (insanın gözünde olduğu gibi) sadece MAL olarak tefsir edip, bakara 180. Ayeti nehyetmekle, Allahın aynen oruç gibi (kütibe aleyküm) VASİYET EDECEĞİMİZ MARUF şudur: Allahın hükmünde şeriki yoktur. Bu kuran yine kendisiyle tefsir edilmelidir. Eğer başka kaynaklara başvurulursa fıtratı bozulmuş,da kapatılmıştır. i değiştirenlerin üzerinedir. (bak:bakara 181)
    Yine ayetin az öncesinde bakara 181. Ayette (mucize ayette) değiştirenlere yüklenen vebal, bunların üzerinedir.
    Bir Mucize.
    Bakara /118. “Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle KONUŞMALI ya da bize bir ÂYET (MUCİZE) gelmeli değil miydi? Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri nasıl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ÂYETLERİ apaçık gösterdik.
    Bakara 118’ de kafirlerin mucize istediği, halbuki yine aynı suredeki ayet:
    Bakara 181. “Her kim onu işittikten sonra değiştirenlerin üzerlerine olduğunu bildiriyor.
    Allah, ilerde nelerin yapılacağını ve akibetlerini işitin.


  4. 17.Temmuz.2011, 16:29
    2
    Silent and lonely rains



    Diyanet işleri başkanlığı, her daldaki ilgili bilim adamına başvurarak kuranın yeni tefsirini yapmaya çalışacağını açıkladı.
    Halbuki dünyadaki bütün bilim adamları toplansa ayetlerin sadece dış görünüşüne ve ilk ifade tarzına bakarak onun tefsirini hakkıyla yapamazlar. Bu yöntem, meyvelerin derinine inmeden sadece dış görünüşüne bakıp onun hakkında yorum yapmaya benzer.
    Kuranın açıklaması, yine onun içinde yapılmıştır. “ 6:126. Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Biz, öğüt alacak bir kavim için âyetleri ayrıntılı olarak açıkladık.” Ayrıca benzer bir çok ayette bu özellikle ayanlara çevrilirse, saldırıların ve öldürmelerin, fidye ile açılan rızık kapısının fakirlere kapatılmasının, bu yardımlaşma kapısının kapatılmasının ağır vebali, bu ayetleri değiştirenlerin üzerinedir. (Bakara 181) daha çok uzun zaman boşuna uğraşılacak demektir. Bir ayeti ancak Allah nesh eder veya değiştirir dipnot olarak şu ayet nesh edilmiştir” demek yanlıştır. Böyle bir ifadeyi ancak yine ayet yapabilir bu dışarıdan olmaz.
    Halbuki ayetler meyve misalidir. Sindirdikçe insanın ilmi ve hayreti artmakta, ve bir çok kapılar ard arda açılmaktadır. Bir konuyu çözdüğünüzde başka bir konu karşınıza çıkmakta, onu çözünce başka bir mesele çıkmakta, anahtar açıklayıcı bir veya birkaç ayetle konu çözülmekte ve böylece HAKİYM kuran, insanı asla bırakmadan sırayla onu yeterince değerlendiremez ve akıl edemeyiz.
    - Belki bir sure, baştaki ayetlarin açıklamasıdır. Baştaki ayetler ise zaten surenin anahtarlarıdır.
    - Bir ayet, diğerini açıklar, bir kelime diğerini açıklar. Kelimeler kelimeleri, ayetler ayetleri sözü ve benzeri ayetler, herşeyi açıklayan anahtarlardır.
    - Kuranın içinde beyan edilen HAKİYM ve kerim sırrı, Hay ve Kayyum’dan gelme sırrı, Aziz ve Mecid sırrı, göz ardı edilerek kuran tefsir edilemez.
    İnsana iki mana mesheder ve etkiler. Birisi hak mana olan ve İsa ile temsil edilen manadır ki kişiye ve topluma şifa, zenginlik ve esenlik verir. Diğerleri Tağut (deccal) ile temsil edilen, fıtratı bozulmuş, kirletilmiş manadır ki kişiye ve topluma şifa değil, hastalık, fitne ve fesat bulaştırır. Hak mana açığa çıkar, batılı öldürür.
    Ayetler ve Meyveler.
    Kuran, kainat kadar büyük bir İLİM denizidir. Kainatın, yaratılmışın ve gerçeklerin şifrelenmiş bir anlatımı ve özetidir.
    Muhtelif meyveler (ki ikişer çift olarak yaratıldığı bildirilmiştir.13/3) çeşitli ayetler gibidir.
    Meyvelere düşünerek ve ibretle derinlemesine bakılırsa, yapısı ve gayesi anlaşılır. Meyvelerin genelde üzerinde ince bir zar bulunur. Bu, ilk görünen manadır ki bu zar, meyvelerin dış kirlerden ve bozulmadan korunması ve meyvelerden faydalanamayacak olanların ona ulaşmaması içindir.
    Zeytin, ceviz, fındık ve benzerleri gibi yağlı meyveler ise dahada ibret doludur.
    Ceviz, ağaçtayken üzerinde yeşil, yenmeyen bir kabuk bulunur, bunun altında ise sert bir kabuk bulunur, bu kabuklar geçilince içinden beyne benzer bir etli kısım çıkar, adeta beyne hitab ediyor.
    Bununda üzerinde bir zar vardır bu zarın altından yenecek meyve içi çıkar ki esas kısım, mana, nur, şifa ve fayda buradadır.
    İlerisinde, iç meyveninde içinde yağı bulunur, bu yağ, insan içinde kendisine ateş değmesede , meyve dışından kirlerin ona bulaşmamış olmasına Dikkat edilmelidir. Hali hazırdaki tefsirlerde bir çok kuran dışı etkilenmeler bulunuyor.
    Bu durumda ayet gerçekten öylemi diyor diye kelimeleri incelemek gerekiyor.
    Arı da ibret vericidir. Çeşitli Meyve çiçeklerinden şifayı ve faydalı esas manayı toplar hazırlar ve insanlara Bal olarak sunar. Bunlar, konulara egemen ve işin iç yüzünü anlayanlardır.
    Yıllarca ülkemizde ve dünyada meselelerin önem derecesine göre aşağıda olan, fakat hep ön plana çıkarılarak kişi ve toplumda büyük fitnelere, karışıklık ve müslümanların üzülmesine ve ezilmesine sebep olan, kuran dışı hurafeler yardımıyla, manaya değil kabuğa talip, barış değil bozgun getiren kesimler bulunmaktadır. Bir örnek;
    Başörtüsü üzerine.
    Nur suresi 31. Ayet “....darabne Bihumurihinne ala cuyubihinne.......” burada görünen anlam:
    “........ humurları ile yakaları üzerini örtsünler.........” veya “humurlarINI, yakalarını ( tmeden örtmek, perdelemek anlamında kullanılmış yani bu kelime aynı zamanda örtmek/perdemek olarak kullanılmış: kehf suresi 11: “......kulaklarını perdeledik......” ifadesinde şöyle geçiyor “ fedarabna ala eezeenihim filkehfi sinine adede” (bak. Kehf suresi ayet 11)
    “ALA eezenihim” deki ALA eki; üzerine değil, INI (kulaklarINI) anlamında kullanılmıştır.
    Humur kelimesinin başındaki B harfi, kelimeyi şu iki anlama getiriyor:
    humurları ile, “..... humurları ile yakaları üzerini örtsünler.....”
    humurlar ını; ususta şudurki; Ayet, zinet “YERLERİNİ” demiyor “ZİNETLERİNİ” örtsünler diyor. Dışarıdan doğal olarak belli olma hali müstesna diyor. Kadınların örttüğü halde yinede belli olan zinetleri, göğüsleridir. Ayetin sonunda da gizledikleri “zinetlerini” (zinet y erlerini değil) belli etmek için ayaklarını vurmasınlar diyor. Açıkça zinetlerin kendisinin örtülmesi, gizlenmesi, sallanarak yürünmemesi emrediliyor.
    Bir takım çarpıtma zihniyetine göre Bu zinetler dışarıdan takılan zinetler olsa; saklanacak, örtülecek hatta belli edilmeyecek zinetler olsa niye takılsın? ve eğer takmazsan neyi örteceksin? Allah akıl fikir versin.
    Burada kadın humurlarının hem doğal içki ve hemde doğal çekicilik yönüyle zinet özelliği mucizevi bir şekilde belirtilmiştir.
    İsteyen hür iradeyle başörtüsü kullanabilir fakat bunu dinin gereği gibi iddia edip yapmakhak ruhu ile alındığında bütün hristiyanlar islamı kabul eder, güneş batıdan doğar. Ülkemiz ve dünyaya fecri sadık doğar. İnsanlığın kurtuluşu, saf fıtrat dini olan, hüküm yalnızca Allaha tahsis edilmiş, Allaha teslim edilmiş islamın, kuran dır.
    Kehf suresinde, Allahın kelimelerini temsil eden şerefli bir rasulün seçilip hadisatın tevili ve tefsiri konusunda hikmetler olduğunun öğretilmesinde de hikmetler vardır. Kainattaki hadisatın ve kitapta yazılı kelimelerin sadece dış görünüşüne bakarak hüküm çıkarmak insanı yanıltabilir. Allahın yarattığı kainat kitabında ve yazılı bir özeti olan kuranda ivece (yamukluk) yoktur.
    Hınzır.
    Enam :145 ......Hınzır eti, ki; açıkça pistir......
    Burada hınzır etinin, fıtratı bozulmuş, doğallığı değişmiş, pis ve yenilmesi açıkça zararlı hale gelmiş usulüne uygun kesilmemiş ETLERİN TÜMÜ olduğu anlaşılıyor.
    “Burada Allah adının gayrısı adına kesilmiş” ifadesinin derininde “sağlıklı koşullar altında kesilmemiş veya usulüne uygun kesilmemiş veya öldürüldükten sonra kesilmiş, sivri şeylerle öldürülmüş” anlamlarıda bulunmaktadır.
    Kuranda PİS olarak nitelendirilen şeylere baktığımızda, LMUŞ yani HINZIRLAR haline gelmiştir.
    Bu iki ayet, hınzır kelimesini açıklıyor. Buna korunmaktır.
    Kuran dışı manalardan temizlenmek şarttır: temizlenmeden ona dokunmayın / o, temizlenmeyene dokunmaz.
    Kelimeler kuranda yeteri kadar tafsilatlı açıklanmıştır. Dikkat edilirse kelimeden önce veya sonra açıklaması gelir örnek:
    “Hınzır eti, ki; açıkça pistir.”
    BU MANADA PİS OLAN BOZUK ET, LEŞ ETİ VE PİS ETLERİN TÜMÜ, HINZIR ETİDİR.
    HINZIR ETİ, BU VEYA ŞU DİYE BELİRTİLEN, BELLİ BİR HAYVANIN ETİ DEĞİLDİR.
    Arapların hoşlanmadığı bir hayvan için bu adı kullanarak, belli bir hayvana bu ismi vermeleri ve kelimeyi kurandaki anlamından zaman içinde çevirmeleri, kurandaki kelimelerin anlamını değiştire mez.
    Maide 5’ te, sizin yedikleriniz de ehli kitaba helaldir deniyor. Başka bir ayette de yahudilere bazı hayvan etlerinin “kendilerine ceza olarak” akınız kuran, vahşiler, fıtratı bozulmuş ve yalana, değiştirmelere ençok uyanlardır.

    Daha yazılacak bir çok ayet mevcuttur.
    Kitabım KURAN dır diyebilmek kolay değildir huzurda ancak gerçekler söylenebilir. Gerçekten kitabım kurandır diyebilecek kaç kişi mevcuttur kendimizi yanıltmayalım Kitabım kurandır demek bir iddiadır bir tavırdır.
    Eğer kurandan başka kaynaklar kuranın sözünden başkasını söylüyor ise çiğnenip çöpemi atılır yoksa bu iftirayı uyarlamaya, tevil etmeye çalışıp ona tabimi olunur.
    Unutmayalım her kişi uzun yolculukta yalnızdır. yanımızda Allah ve Rasulünden ve kurandan başka kimseyi bulamayacağız ve bizi yanıltanlar dahil kimseyi suçlamak BİZİ KURTARMAYACAKTIR.
    Bir elinde kuran sabit ve diğer elinde kurandan daha iyi faydalanmak için (kirlere bulaşmadan, KİMSEYİ ORTAK ETMEZ.
    Allahın ayetlerini olduğu gibi kabul etmemek, hakkı kerih görme hastalığındandır.
    Müminler ayetler üzerinde asla ihtilaf etmezler yani onlara muhalefet etmezler, hepsi rabbimizden gelen gerçektir.
    Hiçbir şekilde değiştirilemez, bozulmamıştır ve yine kendi içinde açıklanmıştır.
    İki yol vardır biri hak, diğerlerinin hepsi batıldır.
    Hüküm.
    Allahın hükmü konusunda söylenecek ve ona eklenecek bir şey varsa, bu mutlaka onunla aynı doğrultuda ve ancak onu açıklamaya yönelik şeyler olur.
    Zuhruf suresi 15. Ayette “Allahın kullarını CÜZ sahibi yapmak” ifadesi, doğrudan anlamda Allahın hükümleri konusunda onun kullarını ; onun izni, delili ve hükmü haricinde ve hilafına olarak söz sahibi yapmaktır.
    Bu kullara melekler, rasuller ve imamlar, emirler dahildir ki onlar ancak Allahın hükmüne en çok titizlikle tabi olanlardır ve ancak onun hükmüyle hükmedenlerdir ve ancak onun sözünü yamultmadan söyleyenlerdir.
    İnsana verilen irade, mahluk bir irade olup TABİ olmaya veya olmamaya yetecek bir iradedir. Ondan ayrı olarak hükmedecek bir iradei cüz değildir.
    Hüküm sahibi, hüküm verici ve yaratıcı irade, tek ve mutlak olarak Allahındır. Onun hükmünde şeriki yoktur.
    Allahın hükmüyle hükmetmeyenler zalimdir, fasıktır, kafirdir. Onun yolunu değiştirmelerle, tevillerle aynı doğrultuda olmayan tefsirlerle, başkalarının (kim olursa olsun istisnasız) rasule ve sahabeye iftira etmeye dayalı uydurma hükümleriyle çarpıtmak, yamultmak fasıklıktır.
    Vasiyet – sünneti ihya etmek. VASİYET etmek Allah'tan korkanlar üzerine bir borçtur.
    “Varise vasiyet yoktur” sözü ile yukarıdaki ayeti kaldırmışlar. Varise vasiyet yoktur demek; varislerin miras hakları belirlenmiştir, mal taksiminde vasiyet olmaz demektir.
    Halbuki Ayette geçen HAYIR kelimesi sadece İnsana şiddetle arzuladığı maldır.
    Fakat Allah indinde hayır, ahirete yönelik olan hayırdır.
    Aynı sure içinde hayır kelimesi ile neyin kastedildiğini Allah ve rasulüne soralım: bakara suresinde 27 kez geçiyor. Fakat kendi iyiliğiniz içindir. Yapacağınız hayırları ancak ALLAH'IN RIZASInı kazanmak için yapmalısınız. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa; karşılığı size tam olarak verilir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.
    <FONT size=2>Yukarıdaki ayetlerle Allah indinde hayrın ne olduğu açıkça belirtilmiştir: GÜZEL SÖZ, HİKMET-İLİM, hayır için harcanan herşey ve Allahın RIZASI. bir sözü akıl etmeyerek, miras ayetlerine isnad ederek hayrı, (insanın gözünde olduğu gibi) sadece MAL olarak tefsir edip, bakara 180. Ayeti nehyetmekle, Allahın aynen oruç gibi (kütibe aleyküm) VASİYET EDECEĞİMİZ MARUF şudur: Allahın hükmünde şeriki yoktur. Bu kuran yine kendisiyle tefsir edilmelidir. Eğer başka kaynaklara başvurulursa fıtratı bozulmuş,da kapatılmıştır. i değiştirenlerin üzerinedir. (bak:bakara 181)
    Yine ayetin az öncesinde bakara 181. Ayette (mucize ayette) değiştirenlere yüklenen vebal, bunların üzerinedir.
    Bir Mucize.
    Bakara /118. “Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle KONUŞMALI ya da bize bir ÂYET (MUCİZE) gelmeli değil miydi? Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri nasıl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ÂYETLERİ apaçık gösterdik.
    Bakara 118’ de kafirlerin mucize istediği, halbuki yine aynı suredeki ayet:
    Bakara 181. “Her kim onu işittikten sonra değiştirenlerin üzerlerine olduğunu bildiriyor.
    Allah, ilerde nelerin yapılacağını ve akibetlerini işitin.





+ Yorum Gönder