Konusunu Oylayın.: Celaleyn tefsiri güvenilir bir tevsirmidir?hakında bilgi istiyorum.

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Celaleyn tefsiri güvenilir bir tevsirmidir?hakında bilgi istiyorum.
  1. 01.Mayıs.2011, 21:48
    1
    Misafir

    Celaleyn tefsiri güvenilir bir tevsirmidir?hakında bilgi istiyorum.






    Celaleyn tefsiri güvenilir bir tevsirmidir?hakında bilgi istiyorum. Mumsema Celaleyn tefsiri güvenilir bir tevsirmidir?hakında bilgi istiyorum.


  2. 01.Mayıs.2011, 21:48
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 02.Mayıs.2011, 14:19
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Celaleyn tefsiri güvenilir bir tevsirmidir?hakında bilgi istiyorum.




    Okumanı tavsiye ederim sağlam bir kaynaktır...
    Celâleyn Tefsîri, tefsîr alanında değişik pek çok baskısı yapılan, çok okunan ve hemen her kütüphanede bulunan eserlerden biridir. Tarih boyunca ilim yolcuları bu eserle tanışarak tefsîre merhaba demişlerdir. Eserin bunca tefsîr arasında bu şöhrete ulaşmasının haklı bir kısım sebepleri vardır. Bir kere o, muhtasar bir tefsirdir. Dili ağır değildir. Anadili Arapça olan da, Arapçayı sonradan öğrenen de onu anlamakta zorlanmaz. Yanısıra eser, Sahabe ve Tabiun'un Kur'ân anlayışlarının karakteristik bir özelliğini yansıtmaktadır. Şöyle ki, Celâleyn Tefsîrinde Kur'ân, âyetlerdeki murad-ı İlahiyi ayrıntı bilgiler içerisinde kaybolmasına meydan vermeyecek şekilde kısa ve net bir uslubla tefsîr edilmiştir.

    Biz bu makalemizde Celâleyn tefsîrinin isnadı hakkında sahih ve kısa bir bilgi verdikten sonra, tefsîrin özelliklerini Yâsin sûresi tefsîrinden örneklerle ortaya koymaya çalışacağız. Hemen hemen tefsirin genel özelliklerini yansıttığından bu sûreyi seçtik. Yâsîn sûresinin tefsîrinde müşahede edilmeyen Celâleyn tefsîrinin diğer özelliklerini de ayrıca maddeler halinde sunduk. Bu çalışma ile Celâleyn tefsîri hakkında derli toplu bir bilgi vermeyi ve onu okuyanların daha kolay yararlanmalarını hedefledik.

    "Tefsîru'l-Celâleyn" diye bilinen bu meşhur tefsîr, Celalüddin el Mahallî (ö:864/1459) ve Celaluddin es-Suyûtî (ö:911/1505) adlı iki alim tarafından yazıldığı için "Celâleyn Tefsîri" (iki Celal'in Tefsîri) olarak şöhret bulmuştur.

    İki cilt ve iki bölümden oluşan bu tefsîrden hangisinin Mahallî 'ye ve hangisinin Suyûtî 'ye ait olduğu kaynaklarımızda farklı şekillerde gösterilmiştir. Katip Çelebi, Bakara sûresinden İsrâ sûresine kadar olan birinci bölümün Mahallî tarafından; Kehf sûresinden Nâs sûresine kadar olan kısmın ise Suyûtî tarafından yazıldığını söyler. Bu görüşe göre, Fatiha sûresi de Suyûtî tarafından tefsîr edildiğinden tefsîrin sonuna konulmuştur[1].

    Diğer görüşe göre ise, Mahallî Kehf sûresinden başlayıp Nas sûresine kadar tefsîr etmiş, daha sonra Fatiha sûresinin tefsîrine başlamıştır. Ne varki ömrü kifâyet etmediğinden tefsîri bitirmeye muvaffak olamamıştır. Daha sonra yarım kalan tefsîri Suyûtî ,Bakara sûresinden başlayıp İsrâ sûresi sonuna kadar tefsîr ederek tamamlamıştır. Suyûtî, Mahallî'nin tefsîr ettiği belli olsun diye Fatiha'yı tefsîrin sonuna koymuştur. Suyûtî, tefsîrin başına koyduğu Mukaddime'de[2] ve İsrâ sûresi sonunda[3] buna işaret etmiştir. Kanaatimizce doğru olan da budur[4]. İşin aslı ise şöyledir: Ömrünün sonlarına doğru tefsîr yazmaya başlayan Mahallî'nin, Kur'ân-ı Kerim'in baştan sona tefsîrini bitiremem endişesiyle Rahman sûresinden tefsîre başlayıp Kur'ân'ın sonuna kadar tefsîr ettiği; bu bölümü bitirince Yasin sûresinden Rahman sûresine kadar, daha sonra Meryem sûresinden Yasin sûresine kadar tefsîr ettiği; bu üçüncü bölümü bitirdikten sonra da baş tarafa geçip Fatiha sûresini tefsîr ettiği, Bakara sûresinin başlarını tefsîr ederken ise vefat ettiği anlaşılmaktadır. Talebesi olan Suyûtî, hocasının yarım kalan tefsîrini, Bakara sûresinden yeniden başlayarak tamamlamıştır[5]. İlk görüşün sahipleri, meseleyi tahkik etmeden, tefsirin Kur'anın başından başlayıp yarım kalmış olacağı varsayımından hareket ederek yanlış bir sonuca varmışlardır.

    CELALUDDİN EL-MAHALLÎ (791 / 1388 Kahire - 864 / 1459 Mısır)

    Fıkıh, kelam, usul, nahiv, mantık, tefsîr gibi ilimlerde zamanının otoritesi olan müellif, Mahmud el-Aksarayi(v:825) Burhâneddin el-Bicuri(v:825), Şemsüddin el-Bisati(v:842), ,Alâüddin Muhammed el-Buhârî(v:841),Şerefüddin Muhammed b.el-Küveyk gibi alimlerden ders almıştır. "Zekası elması deler" diye nitelenen Mahallî, kendisine teklif edilen kadılık görevini kabul etmemiş, ömrünün sonuna kadar tedrisat ve telifat ile meşğul olmuştur.

    Çok yönlü bir ilim adamı olarak çeşitli sahalarda eserler veren Mahallî'nin en meşhur eserleri şunlardır:

    Şerhu Cemi'l-Cevami' (Usul),

    Şerhu'l-Varakat (Usul),

    Kenzu'r-Rağıbin (Fıkıh),

    Şerhu'l-Minhâc,

    el-Envâru'l-Mudîe,el-Kavlü'l-Müfîd,

    et-Tıbbu'n-Nebevî,

    Tefsîru'l-Kur'ân .[6] Bu sonuncusu, söz konusu ettiğimiz Celâleyn Tefsirinin ikinci yarısı olup araştırmalarımıza göre Mahallî'nin basılan tek eseridir.



  4. 02.Mayıs.2011, 14:19
    2
    Editör



    Okumanı tavsiye ederim sağlam bir kaynaktır...
    Celâleyn Tefsîri, tefsîr alanında değişik pek çok baskısı yapılan, çok okunan ve hemen her kütüphanede bulunan eserlerden biridir. Tarih boyunca ilim yolcuları bu eserle tanışarak tefsîre merhaba demişlerdir. Eserin bunca tefsîr arasında bu şöhrete ulaşmasının haklı bir kısım sebepleri vardır. Bir kere o, muhtasar bir tefsirdir. Dili ağır değildir. Anadili Arapça olan da, Arapçayı sonradan öğrenen de onu anlamakta zorlanmaz. Yanısıra eser, Sahabe ve Tabiun'un Kur'ân anlayışlarının karakteristik bir özelliğini yansıtmaktadır. Şöyle ki, Celâleyn Tefsîrinde Kur'ân, âyetlerdeki murad-ı İlahiyi ayrıntı bilgiler içerisinde kaybolmasına meydan vermeyecek şekilde kısa ve net bir uslubla tefsîr edilmiştir.

    Biz bu makalemizde Celâleyn tefsîrinin isnadı hakkında sahih ve kısa bir bilgi verdikten sonra, tefsîrin özelliklerini Yâsin sûresi tefsîrinden örneklerle ortaya koymaya çalışacağız. Hemen hemen tefsirin genel özelliklerini yansıttığından bu sûreyi seçtik. Yâsîn sûresinin tefsîrinde müşahede edilmeyen Celâleyn tefsîrinin diğer özelliklerini de ayrıca maddeler halinde sunduk. Bu çalışma ile Celâleyn tefsîri hakkında derli toplu bir bilgi vermeyi ve onu okuyanların daha kolay yararlanmalarını hedefledik.

    "Tefsîru'l-Celâleyn" diye bilinen bu meşhur tefsîr, Celalüddin el Mahallî (ö:864/1459) ve Celaluddin es-Suyûtî (ö:911/1505) adlı iki alim tarafından yazıldığı için "Celâleyn Tefsîri" (iki Celal'in Tefsîri) olarak şöhret bulmuştur.

    İki cilt ve iki bölümden oluşan bu tefsîrden hangisinin Mahallî 'ye ve hangisinin Suyûtî 'ye ait olduğu kaynaklarımızda farklı şekillerde gösterilmiştir. Katip Çelebi, Bakara sûresinden İsrâ sûresine kadar olan birinci bölümün Mahallî tarafından; Kehf sûresinden Nâs sûresine kadar olan kısmın ise Suyûtî tarafından yazıldığını söyler. Bu görüşe göre, Fatiha sûresi de Suyûtî tarafından tefsîr edildiğinden tefsîrin sonuna konulmuştur[1].

    Diğer görüşe göre ise, Mahallî Kehf sûresinden başlayıp Nas sûresine kadar tefsîr etmiş, daha sonra Fatiha sûresinin tefsîrine başlamıştır. Ne varki ömrü kifâyet etmediğinden tefsîri bitirmeye muvaffak olamamıştır. Daha sonra yarım kalan tefsîri Suyûtî ,Bakara sûresinden başlayıp İsrâ sûresi sonuna kadar tefsîr ederek tamamlamıştır. Suyûtî, Mahallî'nin tefsîr ettiği belli olsun diye Fatiha'yı tefsîrin sonuna koymuştur. Suyûtî, tefsîrin başına koyduğu Mukaddime'de[2] ve İsrâ sûresi sonunda[3] buna işaret etmiştir. Kanaatimizce doğru olan da budur[4]. İşin aslı ise şöyledir: Ömrünün sonlarına doğru tefsîr yazmaya başlayan Mahallî'nin, Kur'ân-ı Kerim'in baştan sona tefsîrini bitiremem endişesiyle Rahman sûresinden tefsîre başlayıp Kur'ân'ın sonuna kadar tefsîr ettiği; bu bölümü bitirince Yasin sûresinden Rahman sûresine kadar, daha sonra Meryem sûresinden Yasin sûresine kadar tefsîr ettiği; bu üçüncü bölümü bitirdikten sonra da baş tarafa geçip Fatiha sûresini tefsîr ettiği, Bakara sûresinin başlarını tefsîr ederken ise vefat ettiği anlaşılmaktadır. Talebesi olan Suyûtî, hocasının yarım kalan tefsîrini, Bakara sûresinden yeniden başlayarak tamamlamıştır[5]. İlk görüşün sahipleri, meseleyi tahkik etmeden, tefsirin Kur'anın başından başlayıp yarım kalmış olacağı varsayımından hareket ederek yanlış bir sonuca varmışlardır.

    CELALUDDİN EL-MAHALLÎ (791 / 1388 Kahire - 864 / 1459 Mısır)

    Fıkıh, kelam, usul, nahiv, mantık, tefsîr gibi ilimlerde zamanının otoritesi olan müellif, Mahmud el-Aksarayi(v:825) Burhâneddin el-Bicuri(v:825), Şemsüddin el-Bisati(v:842), ,Alâüddin Muhammed el-Buhârî(v:841),Şerefüddin Muhammed b.el-Küveyk gibi alimlerden ders almıştır. "Zekası elması deler" diye nitelenen Mahallî, kendisine teklif edilen kadılık görevini kabul etmemiş, ömrünün sonuna kadar tedrisat ve telifat ile meşğul olmuştur.

    Çok yönlü bir ilim adamı olarak çeşitli sahalarda eserler veren Mahallî'nin en meşhur eserleri şunlardır:

    Şerhu Cemi'l-Cevami' (Usul),

    Şerhu'l-Varakat (Usul),

    Kenzu'r-Rağıbin (Fıkıh),

    Şerhu'l-Minhâc,

    el-Envâru'l-Mudîe,el-Kavlü'l-Müfîd,

    et-Tıbbu'n-Nebevî,

    Tefsîru'l-Kur'ân .[6] Bu sonuncusu, söz konusu ettiğimiz Celâleyn Tefsirinin ikinci yarısı olup araştırmalarımıza göre Mahallî'nin basılan tek eseridir.






+ Yorum Gönder