Konusunu Oylayın.: Bakara suresi kısaca tefsiri

5 üzerinden 4.75 | Toplam : 4 kişi
Bakara suresi kısaca tefsiri
  1. 28.Nisan.2010, 16:18
    1
    Misafir

    Bakara suresi kısaca tefsiri






    Bakara suresi kısaca tefsiri Mumsema Bakara suresi 42 43 44 aytleri tefsiri hakkında eğitici bir yazı örneği paylaşabilir misiniz ?


  2. 28.Nisan.2010, 16:18
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Bakara suresi 42 43 44 aytleri tefsiri hakkında eğitici bir yazı örneği paylaşabilir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Fecr suresi tefsiri kısaca - Taberi Tefsiri

    - Bakara Suresi 282. Ayet'in tefsiri

    - Bakara suresi tefsiri mevdudi

    - Bakara Suresi Son Ayet Tefsiri

    - Bakara Suresi 241.ayetin tefsiri

  3. 20.Kasım.2013, 00:17
    2
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: bakara suresi kısaca tefsiri




    Bakara süresi Ayet mealleri

    42. Bilerek hakkı bâtıl ile ka*rıştırmayın, hakkı gizlemeyin.

    43. Namazı kdın, zekâtı verin, rükû edenlerle beraber rükû edin.

    44. Sizler kitabı okuduğunuz halde insanlara iyiliği emre*dip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Bakara süresi Ayetlerin Tefsiri

    42-43. Yukarıda yahudiler Kur'ân-ı Kerîm'e iman etmeye çağınldıkları için burada da, bu imanın gereklerinden olmak üzere, onlara Kur'an'in önem verdiği prensiplerden söz edilmekte; özellikle hakkı tanımaları ve korumaları, namaz kılıp zekât vermeleri emredilmektedir. Böylece Kur'an yahudilere ve dolaylı olarak müslümanlara, hatta bütün insanlığa, maddî ve dünyevî menfaatlerin, egoist arzu ve eğilimlerin etkisine kapılarak doğru ve gerçek olan ile eğri, yanlış ve asılsız ola*nı kasıtlı olarak birbirine kanştırmamaları, hakkı örtüp saklamaktan kaçınmaları gerektiği yönünde son derece Önemli bir uyanda bulunmuştur. Yahudiler de dahil olmak üzere o dönem insanları bakımından temel gerçek Kur'an'ın hak kitap ve Hz, Muhammed'in hak peygamber olduğudur. Bu sebeple âyette öncelikle bu hu*sus kastedilmiş; inkârcılann hak ile bâtılı birbirine karıştmp hakkı gizlemekten vazgeçmeleri, müslümanlarla birlikte namazı kılıp zekâtı vermeleri, Allah'ın hük*müne boyun eğmeleri istenmiştir. Burada, pek çok dinî hükümler içinden özellik*le namaz ve zekâtın emredilmesi, bunlardan ilkinin bedenî ibadetlerin, ikincisinin de malî ibadetlerin en önemlisi olmasından ileri gelmektedir. [114] 42. âyette yahudilerin gerçek Tevrat'a onda bulunmayan ilâveler yapmalarına [115] veya Hz. Muhammed'in geleceğinin Tevrat'ta haber verildiği gerçe*ğini saklamalarına [116] işaret edildiği de söylenmiştir. [117]



    44. Sözlükte "iyilik, doğruluk" anlamına gelen birr kelimesinin, dinî ve ah*lâkî bir terim olarak, iman ve ibadetten başlamak üzere her türlü iyilik, ihsan, itaat, doğruluk, günahsızlık gibi mânalarda kullanıldığı görülür.[118]

    Bu âyetten, asıl muhatapların yahudi din bilginleri olduğu anlaşılmaktadır. Başka benzerleri gibi yahudi din bilginleri de halka kutsal kitaba inanıp onunla amel etmelerini, gerek sözleri gerekse davranışlarıyla Allah'ın rızâsına uygun şe*kilde yaşamalarını emrederlerdi. Ancak âyet bize, başkalarına iyiliği emrederken kendilerini unuttuklarını yani onların kendi yaşayışlarının bilgileri ve sözleriyle çeliştiğini, sonuç olarak samimi dindarlık hislerini kaybettiklerini göstermekte; "Aklınızı kullanmıyor musunuz?" ifadesiyle bu çelişkili tutumlarının, yalnızca di*nin hükümlerine değil, akla da aykın olduğuna işaret etmektedir.

    Kur'an'ın geçmiş ümmetlerin tarihine ilişkin verdiği bilgilerde de sonraki ne*siller İçin mesajlar ve dersler vardır. Bu bakımdan, söz-davranış uyumu şeklinde özetlenebilecek evrensel ahlâk kurallarından birini ihlâl etmeleri sebebiyle yahu-dileri eleştiren söz konusu âyet, bir yandan yahudi din bilginlerinin bu çelişkili tu*tumları ve samimiyetsizlikleri hakkında bilgi verirken, bir yandan da genel olarak İslâm ümmeti, özellikle müslüman din önderleri ve bilginleri için de bir uyan an*lamı taşımaktadır. Şu halde kendilerini din bilgini, din adamı ya da din önderi ko*numunda görenlerin veya öyle tanımlananların bu uyarıyı hiçbir zaman hatırdan çıkarmamaları gerektiği açıktır. Zira başkalarına iyiliği öğütleyenlerin kendi yaşa*yışlarında bunun aksine davranmaları Kur'an'ın kesinlikle reddettiği bir tutumdur. Nitekim Saf sûresinde "Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niye söylersi*niz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok sevimsiz bir davranış*tır!" (61/2-3) buyurulmaktadır. [119]


  4. 20.Kasım.2013, 00:17
    2
    Üye



    Bakara süresi Ayet mealleri

    42. Bilerek hakkı bâtıl ile ka*rıştırmayın, hakkı gizlemeyin.

    43. Namazı kdın, zekâtı verin, rükû edenlerle beraber rükû edin.

    44. Sizler kitabı okuduğunuz halde insanlara iyiliği emre*dip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?

    Bakara süresi Ayetlerin Tefsiri

    42-43. Yukarıda yahudiler Kur'ân-ı Kerîm'e iman etmeye çağınldıkları için burada da, bu imanın gereklerinden olmak üzere, onlara Kur'an'in önem verdiği prensiplerden söz edilmekte; özellikle hakkı tanımaları ve korumaları, namaz kılıp zekât vermeleri emredilmektedir. Böylece Kur'an yahudilere ve dolaylı olarak müslümanlara, hatta bütün insanlığa, maddî ve dünyevî menfaatlerin, egoist arzu ve eğilimlerin etkisine kapılarak doğru ve gerçek olan ile eğri, yanlış ve asılsız ola*nı kasıtlı olarak birbirine kanştırmamaları, hakkı örtüp saklamaktan kaçınmaları gerektiği yönünde son derece Önemli bir uyanda bulunmuştur. Yahudiler de dahil olmak üzere o dönem insanları bakımından temel gerçek Kur'an'ın hak kitap ve Hz, Muhammed'in hak peygamber olduğudur. Bu sebeple âyette öncelikle bu hu*sus kastedilmiş; inkârcılann hak ile bâtılı birbirine karıştmp hakkı gizlemekten vazgeçmeleri, müslümanlarla birlikte namazı kılıp zekâtı vermeleri, Allah'ın hük*müne boyun eğmeleri istenmiştir. Burada, pek çok dinî hükümler içinden özellik*le namaz ve zekâtın emredilmesi, bunlardan ilkinin bedenî ibadetlerin, ikincisinin de malî ibadetlerin en önemlisi olmasından ileri gelmektedir. [114] 42. âyette yahudilerin gerçek Tevrat'a onda bulunmayan ilâveler yapmalarına [115] veya Hz. Muhammed'in geleceğinin Tevrat'ta haber verildiği gerçe*ğini saklamalarına [116] işaret edildiği de söylenmiştir. [117]



    44. Sözlükte "iyilik, doğruluk" anlamına gelen birr kelimesinin, dinî ve ah*lâkî bir terim olarak, iman ve ibadetten başlamak üzere her türlü iyilik, ihsan, itaat, doğruluk, günahsızlık gibi mânalarda kullanıldığı görülür.[118]

    Bu âyetten, asıl muhatapların yahudi din bilginleri olduğu anlaşılmaktadır. Başka benzerleri gibi yahudi din bilginleri de halka kutsal kitaba inanıp onunla amel etmelerini, gerek sözleri gerekse davranışlarıyla Allah'ın rızâsına uygun şe*kilde yaşamalarını emrederlerdi. Ancak âyet bize, başkalarına iyiliği emrederken kendilerini unuttuklarını yani onların kendi yaşayışlarının bilgileri ve sözleriyle çeliştiğini, sonuç olarak samimi dindarlık hislerini kaybettiklerini göstermekte; "Aklınızı kullanmıyor musunuz?" ifadesiyle bu çelişkili tutumlarının, yalnızca di*nin hükümlerine değil, akla da aykın olduğuna işaret etmektedir.

    Kur'an'ın geçmiş ümmetlerin tarihine ilişkin verdiği bilgilerde de sonraki ne*siller İçin mesajlar ve dersler vardır. Bu bakımdan, söz-davranış uyumu şeklinde özetlenebilecek evrensel ahlâk kurallarından birini ihlâl etmeleri sebebiyle yahu-dileri eleştiren söz konusu âyet, bir yandan yahudi din bilginlerinin bu çelişkili tu*tumları ve samimiyetsizlikleri hakkında bilgi verirken, bir yandan da genel olarak İslâm ümmeti, özellikle müslüman din önderleri ve bilginleri için de bir uyan an*lamı taşımaktadır. Şu halde kendilerini din bilgini, din adamı ya da din önderi ko*numunda görenlerin veya öyle tanımlananların bu uyarıyı hiçbir zaman hatırdan çıkarmamaları gerektiği açıktır. Zira başkalarına iyiliği öğütleyenlerin kendi yaşa*yışlarında bunun aksine davranmaları Kur'an'ın kesinlikle reddettiği bir tutumdur. Nitekim Saf sûresinde "Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niye söylersi*niz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok sevimsiz bir davranış*tır!" (61/2-3) buyurulmaktadır. [119]





+ Yorum Gönder