Konusunu Oylayın.: Kur'anı Kerim Şifa tefsiri ile ilgili bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kur'anı Kerim Şifa tefsiri ile ilgili bilgi
  1. 04.Ocak.2010, 07:13
    1
    Misafir

    Kur'anı Kerim Şifa tefsiri ile ilgili bilgi






    Kur'anı Kerim Şifa tefsiri ile ilgili bilgi Mumsema Kur'anı Kerim Şifa tefsiri ile ilgili bilgilere ihtiyacım var bana kuranda Şifa hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 04.Ocak.2010, 07:13
    1
    aspiple - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    aspiple
    Misafir
  3. 04.Ocak.2010, 07:43
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: Kur'anı Kerim Şifa tefsiri ile ilgili bilgi




    Sunarken. 2
    Önsöz. 3
    Tefsir İçin Ön Hazırlık. 3
    Takriz. 5
    Bab-ı Ali'de Bir Rahmet Pınarı.5
    Bismillahirrahmanirrahim.. 7
    Bismillahirrahmanirrahim.. 7
    Giriş. 8
    Kur'an Bütün İnsanlar İçin İndirilmiştir.8
    Kur’anı Anlamanın Yolu. 9
    Kur'anı Nasıl Okumalı10
    Kur'ana Göre Peygamberin Hüküm Koyma Hakkı10
    Bize Kur'an Yeter. 11
    Bugün Biz Kur'anı Daha İyi Anlarız Diyenler. 12
    Kur'anın Tarifi12
    Kur'anı Yine Kur'an Açıklar. 13
    Esbabı Nüzul Ayetin Hükmünü Tahsis Etmez. 14
    Geçmiş Peygamberlerin Şeriatları14
    Ayetlerin İbaresi, İşare'ti, Delaleti, İktizası15
    Emir Ve Yasaklar. 15
    Emir Kipleri (Sığaları) Nın İfade Ettiği Hüküm.. 16
    Emrin Tekrarı Gerekmez. 16
    Nehiy- Yasak. 16
    Has Ve Âmm.. 17
    Âm'mın Hükmü. 17
    Mutlak Ve Mukayyed. 18
    Kur'anı Kerim Tarihi18
    Kur'anı Kerim Hakkında Genel Bir Malumat20
    Mütevatir Kıraet'in Yedi İmamı20
    Ayet Sayılarına Göre Sureler. 20
    Bayrak Yarışına Devam.. 21
    Tefsir Hakkında Takriz. 21
    Allâhül'hâdi Ve Aleyhi İtimâdı21
    Bismillahirrahmanirrahiym.. 22
    Bismillahirrahmanirrahim.. 23
    Önsoz. 23
    Bismillahirrahmanirrahim.. 24
    Şifa Tefsiri Hakkında. 24
    Bismillahirrahmanirrahiym.. 24
    Şifa Niyetine. 25
    Takriz. 26
    Bismillahirrahmanirrahim,26
    Şifa Eczanesinin Lokman Hekimi27
    Bismillahirrahmanirrahiym.. 27
    Yayıncıdan. 28

    Kur'anı Kerim Şifa Tefsirini Sunarken


    «Hakikat şu, Kur'an (İnsanları) en doğru olana ulaştırır ve salih amel işleyen mü'minlere "kendileri için büyük" bir ecir olduğunu, Ahirete inanmayanlarada, acı veren bir azab hazırladığımızı müjdeler.»[1]
    Kur'an insanları en doğru yola, en doğru dine, en sağlam ipe tutun­maya, en geniş caddeye, en salih bir şekilde amel etmeye davet etmekte­dir. Pek tabi, "Yaş ve kuru ne varsa bu Kitabın muhtevasında mevcuttur."
    insanları dine çağırmakla vazifelendirilen bütün peygamberlerde bu davetlerini kendi sözleri etrafında belirlememiş, aksine Allah'tan kendile­rine gönderilen bir Kitab çerçevesi içinde, yapmışlardır.
    Şüphesiz insanın ilk ve son müracaat yeri Kur'andır. îbni Ömer" (r.a.)'ın anlatışına göre Efendimiz (s.a.v.) «Kur'an bağlı deve gibidir. Sa­hibi onu bağlarsa elde tutabilir. Eğer bağlamayıp terkederse o da çeker gider.» buyurmuştur.[2]
    Efendimiz, (s.a.v.)'in Kur'an konusundaki tavsiyeleri sayılamayacak kadar çoktur. O, bu ümmet için yegane çareyi Kur'an'a tutunmada göste­riyor.
    İbni Ebi Şeybenin naklinde Ebû Şüreyh el-Huzâî şöyle anlatıyor: Bir gün Rasülüllah (s.a.v.) yanımıza geldi ve şöyle buyurdu:
    «Müjdeleyin, haydi müjdeleyin! Siz, Aüahtan başka ilah olmadığı­na ve benim O'nun Rasülü olduğuma şahitlik etmezmisiniz? Ashab da "evet" dediler. Efendimiz bunun üzerine şöyle dedi, "Hakikaten şu Kur'an bir sebebtir; onun bir ucu Allanın elinde, bir ucuda sizin elinizdedir. Ona iyi tutunun. Zira siz ondan sonra hiç bir zaman ne sapar ve nede helak olursunuz.»[3]
    Yine İbni Ebi Şeybe'nin Ebû Muaviye el-Hecri- Ebu'î Ahvas isnadıyla Abdullah b. Mes'ûd (r.a.)'tan nakline göre Efendimiz Kur'an hak­kında:
    «Şüphesiz şu Kur'an, Allah (c.c.)'in kullarına verdiği bir ziyafettir. Allanın bu ziyafetinden gücünüzün son noktasına kadar (yararlanmak için) iyi öğrenin. Bu Kur'an gerçekten Allanın ipidir. O pırıl pırıl aydınla­tan nurdur, en yararlı şifadır. Kendine tutunanların tutanağı, kendine uyanların kurtuluş yeridir.»[4] Buharı ve diğer hadis kitaplarında geçen bir hadise göre; "Bu ümme­tin en hayırlısı Kur'anı öğrenip onu başkalarına öğreten kimsedir" Yine bir hadiste geçtiğine göre "Kur'an ehli Allah'ın ehlidir." buyrulur.
    îbni Ebi Şeybe (10/485)'nin rivayetinde İbni Mes'ûd derki:
    "İlim öğrenmek isteyen Kur'an okusun; Zira Önceki geçenlerinde, sonra gelecek olan nesillerinde ilimleri Kur'anda mevcuttur."
    Kur'an her asrın yegane kitabı, tükenmez hazinesi, vazgeçilmez şifasıdır. Gerçek alim, onunla asrın meseleleri arasında canlı bir irtibat kura­rak, kendi çağının meselelerine çaıeve çıkışı Ktır'ariansımrileninsandır.
    Şüphesiz Taberî ile başlayan Kur'an tefsir çalışmaları binlerce mey­vesini vererek günümüze kadar gelmiştir. Cumhuriyet dönemine girildi­ğinden bu yanada Elmalık Hamdi efendi merhumun yazdığı tefsir ile Ha­san Basri merhumun meali ile uzun yıllar iktifa edilmişti. Daha sonraları bir terceme devrine girilmiş ve günümüze kadar bu furya iyisi ve eksiği ile devam etmiştir. Terceme eserler ne kadar asıl itibarı ile iyi olsada ya terceme kusuru yada zaman aşımının etkisini beraberinde taşımaktadır.
    Birkaç yılönce Süleyman Ateş ve Ali Aslan gibi hocaların kalemle­riyle yerli, telif bir tefsir çalışması başlamış bulunuyor. Tabi bunların temel kaideleride geçmiş tefsir metodlarına uygunluk arzediyor.
    Bu gün "Cantaş" yayınevi olarak size takdim etmek şerefine erdi­ğimiz Mahmut Toptaş hocanın "Kur'an tefsiri" şimdiye kadar alışık ol­duğumuz klasik tefsirlerden değildir. Hocamızın bu tefsiri, Cağaloğlunda Cezeri Kasımpaşa camiinin konferans salonunda, Cemaat talebelerinin dört yıldan beri metodik olarak ta'kib ettiği Kur'amn çağımızın meselele­rine dönük izahlarının kaleme alınmış şeklidir. Böylece günümüz Türki-yesinde metod bakımından ilk orjinaliteyi teşkil etmektedir. Tefsirinde geçmiş müfessirlerin mütalaaları gözönünde tutulduğu gibi, Kur'amn devrimize dönük yönü çok usta bir üslupla ele alınmış, yıllardır çok canlı bir alakayla takib eden cemaatin bereketide tefsirin yazılmasında ayrı bir feyiz kaynağı olmuştur.
    Böylece Muhammed Abduh'tan sonra vaaz şekli ile Tefsir etmenin ikincisine şahit oluyoruz. Ancak Usul Abduh'tan tamamen ayrıdır.
    Sözlerimi bitirirken gençlik devrelerimizde beraberce okuduğumuz, İslama hizmet hayallerinden birini daha gün yüzüne çıkmış görmenin bahtiyarlığı ile Allah'a hamd ediyorum. Kur'amn Önemini daha uzun tut­mak gerekirdi Ancak ben bu hususu yine bu günlerde yayma girmiş bulu­nan "Kur'an Kültürü" adlı eserimde ele aldım.
    Cantaş yayınları olarak okuyucunun büyük desteğine mazhar olma­nın sururunu yaşıyoruz. İlim talihlerine dönük Arabca eğitim metodu ile başlayan ilmî eserlerimize Mahmut hocamızın hayatının tamamını adadı­ğı Tefsir ile devam ediyoruz. Eser daha baskıya girmeden büyük bir bek­lenti içine girdi. "Ne zaman?" diye soran okuyucularımıza "işte şimdi, bir mübarek Ramazanda!" diyor ve candan alakalarına teşekkür ederken, Mahmut Toptaş hocamızın mesailerine yeni eserler katmasını diler ve kendisine bu çalışmalarından dolayı yayınevi adına teşekkür ederiz.
    Ayrıca böylesine kıymetli bir eserin hazırlanmasında ve yayınlanma­sında bizlere yardımcı olan başta Cezeri Kasım'daki tefsir dersleri müda­vimlerine, dizgi, tashih, pikaj, montajda gayret gösteren "Toptaş Ajans" çalışanlarına, baskı ve ciltte itina göstererek zamanında çıkması için gayret eden Cansan Matbaacılık çalışanlarına ve siz sayın Cantaş yayınlarının kitap, ilim dostu okuyucularına teşekkür ederiz.
    Muzaffer Can
    Küçük Çamlıca 28.02.1993
    Ramazan - 1413[5]

    Önsöz


    Kur'am indiren, insanı yaratan, küfrün, inkarın karanlığından imanın aydınlığına çıkaran, doğruyu eğriden, hakkı batıldan ayırmayı öğreten, dünyada izzet ve devlet, ahirette cennet vadeden, kapı çalmanın adabın­dan devlet yönetimine kadar herşeyi bize öğreten Allah'a hamdolsun.
    Maddi manevi, bireysel ve toplumsal, ahlaki ve hukuki bütün hasta­lıklarımıza Şifa olarak indirilen Kur'anı Kerimi bize getiren, onu anla­yacağımız şekilde açıklayan ve bize örnek olsun diye kendisi bizzat tat bik eden Allah'ın Rasulü Muhammed Mustafa'ya salatü selam olsun.
    Kur'anın bir harfini eksiltmeden, bir harf eklemeden indirildiği haliy le bize kadar getiren Kurra'ya, Kur'anm anlaşılması için efendimizin ha dişlerini rivayet eden Muhaddislere, yine Kur'anda geçen kelimelerin ili nazil olduğunda ne manaya geldiğini zabdetmek için kelimelerin mana larını çöllerde dolaşarak kaydeden lügatçilara Allah'dan rahmet dilerim.
    Soyut bir kavram olan mutluluğun elle tutulur, gözle görülür halı geldiği zamanlar olur. Mehtaplı bir gecede, deniz kenarında, ay ışığmdaı dokunmuş elbiseleri giydiğimizde imbat rüzgarının bütün vücudumu ve ruhumu okşadığı bir anda eşim ve çocuklarıma "işte mutluluğu yakaladıl salıvermeyelim" demiştim.
    O günden sonra "Mutluluk" kelimesini her okuyuşumda ve duyuşum da o geceyi hatırlardım.
    Ancak 7 Eylül 1989 yılında basının merkezi olan Babıalide Cezeı Kasım paşa camiinin altındaki güzel bir salonda yediden yetmişe herke simden insana Allah'ın kitabı Kur'am kerimi tefsir etmeye başlayınca mutluluğu yeniden yakaladım.
    Mehtabı, eşimi ve çocuklarımı yaratan, imbat rüzgarını estiren Al-lah'dır. Kur'anı indirende Allah'dır.
    Mehtaplı geceler karanlığa dönüşebiliyor. Dolunay hilal oluyor. Gül­ler soluyor. Sevdiklerimiz ölüyor.
    Ama Allah Baki olduğu için kelamının insana verdiği mutluluk da ona bağlı kalındıkça devam ediyor.
    Efendimiz buyurmuş "Allah'ım, Kur'anı, göğsümün nuru kalbimin bahan, hüznümün cilası, kederimin gidericisi kılmanı istiyorum"[6]
    Üç yıldır ayetleri okuyup, anlamaya ve anlatmaya çalışırken mutlulu­ğu elle tutulur şekilde tattım. Ya birde bu ayetler toplum hayatına hakim olursa nasıl olur acaba? Tatmadığımız için bilemiyoruz ama sahabe haya­tına bakarak tahmin edebiliyoruz.[7]

    Tefsir İçin Ön Hazırlık


    Hat sanatının çok güzel bir tablosunu padişaha takdim eden Hattat'a, Padişah yüz altm verince veziri a'zam "Efendim biraz fazla olmadı mı? Hattat onu altı günde hazırladı" demiş. Bunun üzerine padişah "hayır o eser altmış senenin mahsûlü" diye cevap vermiş. Yaptığımız her işte geç­mişimizin katkısı vardır.
    1947 yılında Karamanın Göçer köyünde dünyaya geldim. Temiz ha­va, az ama temiz ve helal gıdayla büyüdüm. Ekmeğimizin hamuru gün­lük işe giden babamın almteriyle yoğrulurdu.
    1959 yılında ilkokuldan mezun olunca yazın iki ay köyümüzde Kur'an öğrenmeye başladım. Aynı yılın güz mevsiminde Süleyman Hiîmi Tunahan hoca efendinin ilk öğrencilerinin açtığı Kur'an kursuna kaydet­tirmek için babam beni götürürken "Hadi göreyim seni, altı ayda Kur'ana mana vermelisin" demişti. Devlet emriyle yasak olduğu için Kur'an oku­masını öğrenemeyen babam, Kur'an okuyan ve okutanlara hizmet etmek­le okuyamamanm acısını dindirirdi.
    Süleyman efendinin ilk öğrencilerinden Hafız Necati Öğüt, Müfti Abdurrahman Bengi, Mehmet çakır hoca efendilerden Emsile, Bina, Avamil, Maksud, İzhar, Kafiye, Nurul izah, kuduri, Telhis, Menar, İsoğuci, Alaka gibi kitapları okudum.
    Daha sonra imam hatip okulunu hariçten bitirerek bugüne kadar beşyüzbinin üzerinde mezun veren dünyaya islam nizamını tatbik etmek üzere yürüyen ordulardan biri olan "imam hatipliler" ordusuna katıldım.
    On yıllık dostum, arkadaşım, yalnız içtiğimiz su ayrı giden kardeşim Muzaffer Can hoca efendinin kız kardeşi Havva hanımla evlenerek dost­luğumuzu akrabalığa çevirdik.
    Muzaffer Can hocayla birlikte, Ahmed Nainı'le Kamil Miras hoca efendilerin terceme ve şerh ettikleri "Tecridi sarihi", Bediuzzeman'ın Ri­salelerini, Mevdudi'nin, Seyyid Kutubun, Hasan el Benna'nın terceme edilip yayınlanan ilk eserlerini çölde ciğerleri yanan insanın su içişi gibi içiyorduk. Sonrada şu anda Karamanda güzel hizmetlerde bulunan in­sanlara haftada bir gün özetliyorduk.
    1973 yılında İmam-Hatiplik görevinden istifa ederek Fransa'ya çalış­maya gittim. Bir buçuk sene kaldım. İzin için Türkiye'ye geldiğimde üni­versite imtihanlarına katıldım. Konya Yüksek İslam Enstitüsünü kazan­dım. Fransada işçi olup para kazanmayı İslam Enstitüsü talebesi olmaya tercih ettim.
    İlk sene talebe derneği başkanlığına seçildim. 1979 yılında Enstitü bi­tince Mersin'in Mut kazasına vaiz olarak atandım. O yıl diyanet işleri başkanlığının açtığı iki yıllık Haseki eğitim merkezi imtihanlarına katıl­dım ve yirmi yedi ay Haseki eğitim Merkezinde Türkiyenin değerli hoca­larından Mehmet Savaş, Halil Gönenç, Ahmet Muhtar Çınar hoca efendi­lerden Arapça, tefsir, hadis, fıkıh dersleri aldım,
    Hasekide derslere devam ettiğim 1981-1982 yılları, oniki eylül hükü­metinin ağırlığını hissettirdiği yıllardı. Üniversite öğrencileri akşamları belirli bazı salonlarda ve camilerde kendilerine ders vermemi istediler. İki yılım gündüzleri ders alarak, akşamlan ders vererek geçti.
    Hasekiden sonra bir buçuk yıl Balıkesir'in Edremit kazasında vaiz olarak görev yaptıktan sonra İstanbul beni geri çekti.
    1984 yılından beri İstanbuldayım. Siyasal bilgiler fakültesi, Hukuk fakültesi, Cerrahpaşa tıp fakültesi öğrencilerine ayn ayrı haftada birer gün yaptığım derslerde, öğrenciler tarafından sorulan sorular, karşılıklı görüşme, konuşma ve sohbetlerle üniversite gençliğinin sorunları beni Kur'andan çareler aramaya yöneltti. Verdiğim cevaplar Kur'ana dayalı ol­ması nedeniyle Müslüman cemaatların hepsinin öğrencileri bu derslere katılıyorlardı.
    Ayn ayrı durdukları halde camiinin kubbesini taşıyan dört direk gibi islamı yirmi birinci asra ayrı ayn omuzlarda taşıyan bu müslüman cema­atların her birinin güzelliklerinden yararlandım. Talebe hareketlerinin içi­ne başkan olarak katıldım.
    İstanbul üniversitesi, Marmara üniversitesi, Yıldız üniversitesi, Boğa­ziçi üniversitesi öğrencilerinden bir kısmına dersler ve sohbetler yaptım derslere gelen emekli subay ve polislerle dostluklar kurduktan sonra Özel­de Türkiyenin, genelde dünyanın şartlannı öğrenip Kur'andan çareler aramaya başladım.
    Müslüman cemaatlarımızdan elde ettiğim özellikler, resmi okullarla resmi olmayan medreselerden aldığım bilgiler, Hakkarideki askerliğim­den Avnıpadaki işçiliğime kadar edindiğim tecrübeler bana Türkiyenin ve dünyanın şartlannı öğretti. Kur'anı Kerim'de çarelerini öğretti.
    Tefsir derslerine başlamadan önce bu ön hazırlığımı yeterli görmeye­rek yeniden ön hazırlık yaptım ve şu eserleri hazırladım:
    1) Tefsir usulü ve fıkıh usulü kitaplannı okuyarak "Kur'anı anlama yolu" isimli kitabımı yayınladım.
    2) Tecvid kaidelerim, harflerin özelliklerini, vakf ve ibtida yerlerini öğrenmek için Cezeri'nin "Mukaddime"sini terceme ve şerh ettim.Ancak kıraat ilminin ehli olmadığım için bu terceme ve şerhi yayınlamaktan edeb ettim.
    3) Imani konularda hataya düşmeyeyim diye Akaid kitaplarını okuya­rak "Allah'a iman" kitabımı yayınladım.
    4) Ayetleri hadislerle tefsir ederken hata etmiyeyim diye hadis usulü kitablarını okudum. Beykuni'nin manzumesini terceme ve şerh edip ya­yınladım.
    5) Arapça sarf ve nahiv konusunda iki eseri yayına hazırladım. .
    6) Kur'anda geçen kelimelerin Türkçe karşılıklannm da en yakın ve en güzelini bulmaya çalıştım. Kelime hazinemi iki dildede genişletmeye çalıştım ve Türkçe-Arapça Arapça-Türkçe lügat hazırlayıp yayınladım.
    Bütün bu hazırlıklardan sonra tefsir derslerine başladım.
    Rivayet ve dirayet tefsirlerini okuyup notlar aldıktan sonra konferans verir gibi derslerimi işledim. Haftada birgün (perşembe) 19.00-20.30 ara­sı bir buçuk saat diye başladım. Salon tefsir dersine gelenleri almaz hale gelince haftada iki güne çıkardım.
    Metodum: Önce ayeti ayetle tefsir etmek oldu. Sonra sünnete müra­caat ederek Efendimizin yorumlarını verdim. Ayetlerin nüzul sebeplerini öğrenip günümüzde o sebebe benzer olaylar göstermeye çalıştım.
    Firavun'un, Nemrud'un, şeytanın söyledikleri sözleri nakleden ayetle­rin tefsirinde günümüzde bu sözleri 'kimler nasıl söyler, nerede söyler bunları açıkladım.
    Ahkam ayetlerinin tefsirinde fıkıh kitaplarının açıklamalanm verdim. Çağımızın hukuki sorunlarına dikkat çektikten sonra İslam hukukunun üstünlüğünü Örnekleriyle açıkladım.
    Tefsirin başına yararlandığım eserlerin fihristini çıkarmak içimden geçti. Ancak iki sahifelik makaleye elli eserin fihristini vererek okuyucu­nun önüne yem atar gibi işi istismar edenlere benzememek için, eserin içinde yararlandığım yerleri belirtmeyi tercih ettim.
    Dil olarak: Çocukluğumda çokça okuduğum Yunus Emre, Karacaoğlan çizgisindeki şairlerin şiirleri olduğundan ve yetiştiğim çevre az bo­zulmuş Orta Asya Türkçesi kullandığından herkes tarafından anlaşılır bir dil kullanmaya çalıştım.
    Atasözü haline gelmiş ayetlere dikkat çektim.
    Şairlerin şiirle terceme ettiği ayetlerin tefsirinde bulabildiğim şiirleri aynen verdim.
    Sinesi "Sina" olan gönül sultanlarının uzun sözleri kısaltan misal ve hikayelerinden yararlandım.
    Başka sistemlere İslam'ı uydurmak için asılıp sündürülen ayetlerin gerçek manaları verilirken bâtıl-sistemlere de gereken cevap verilmiştir.
    Batıl sistemlerin savundukları kötü fikirlerin daha önce şeytan, Fira­vun, Ad, Semud, Hamân vs. tarafından söylendiğini isbat ederken, müs-lümanlann kafirlere ait fikir ve felsefe kitaplarını okuyarak zaman israfı­na uğramamaları için Kur'anda bildirilen kafirlerin önderleri ile çağdaş küfür önderleri arasındaki benzerlikleri göstermeye çalıştım.
    Dünyada etkileri devam eden çağdaş müfesşiflerimizden yararlan­dım. Ancak bu tefsir kitapları da yirmibeş sene öncesine aittir. Kur'an ayetleri çağlan yaratan Allah'a ait olduğu için her çağa hitap eder. Müfes-sirler ise çağının çocuğu olduğundan çağının kültür sütünü emdiğinden tefsirleri de çağlarına aittir. Çağları delebilen müfesirlerimiz eksik değil­dir. Ama azdırlar.
    Tefsirimde dinleyenlerimin ve okuyanlarımın ikibinli yıllarda İslam dünyasının öncülerinden olurlar ümidi ile tarihden felsefeye. Akaidden aileye, evlerin ve gönüllerin kapılarını çalma adabından devlet yönetme­ye, uluslararası hukukdan kurgu bilime kadar her sahada Kur'anın nuru doğrultusunda bilgi vererek ilmi dirayete medeni cesarete sahip insanlar olmalarını hedefledim.
    "Selefi" kardeşlerimizle "Sufı" kardeşlerimiz arasındaki ihtilafların, kullandıkları kelimelerde olduğunu Öz'de ihtilaf olmadığını örnekleriyle açıklamaya çalışdım.
    Hukuki, Sosyal, Siyasal,Ekonomik, Ahlaki, Ferdi, Ailevi, Yönetim, Üretim Tüketim........v.s. hastalıklarımıza şifa olur inancı ile adını "İsra suresi"nin seksen ikinci ayetinden ilham alarak "Şifa Tefsiri" diye isimlendirdim.
    Benimde sizden isteğim en az beş kişi toplayarak haftada bir gün tef­sir dersi yapmanızdır. Bu beş kişi eşiniz çocuklarınız olabilir. Dükkan komşularınız, daire, kışla, karakol herhangibir işyeri arkadaşlarınız ola­bilir. Bir dersde en az on ayetin tefsiri okunmalı ve amel edilmeli.
    Faydasının yaygınlaşması için dileyen her mümin, benden izin alma­dan yayınlayabilir. Hiç bir hakkı mahfuz değildir.
    Mahmut Toptaş
    EyIül-1992[8
    ;_____________________________

    [1] İsra suresi ayet 9-10.

    [2] İbni Ebi Şeybe Musannef 10/476 Abdürrezzak Musannef 3/360.

    [3] İbni Ebi Şeybe 10/481. îbni Hibban sahih H.No: 122 İmam Buharı bu hadisi tamamen ayrı bir isnad ile Cübeyr (r.a.)'tan nakleder. Bak Tarihi Kebir 9/54.

    [4] ibni Ebi Şeybe 10/483. Abdürrezzak Musannef 3/3J5 Darımi Sünen 1/423. Hakim 1/555 Ravi Ebû Mûaviye el-Hecrinin Ebu'l Ahvastan çok hadis nekletmesini bazı münekkitler tenkid edersede onun rivayeti genellikle sağlamdır.

    [5] Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri, Cantaş Yayınları: 1/7-9.


    [6] El-Ezkar, Nevevi. ibni sünniden

    [7] Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri, Cantaş Yayınları: 1/11-12.

    [8] Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri, Cantaş Yayınları: 1/12-17.


  4. 04.Ocak.2010, 07:43
    2
    Moderatör



    Sunarken. 2
    Önsöz. 3
    Tefsir İçin Ön Hazırlık. 3
    Takriz. 5
    Bab-ı Ali'de Bir Rahmet Pınarı.5
    Bismillahirrahmanirrahim.. 7
    Bismillahirrahmanirrahim.. 7
    Giriş. 8
    Kur'an Bütün İnsanlar İçin İndirilmiştir.8
    Kur’anı Anlamanın Yolu. 9
    Kur'anı Nasıl Okumalı10
    Kur'ana Göre Peygamberin Hüküm Koyma Hakkı10
    Bize Kur'an Yeter. 11
    Bugün Biz Kur'anı Daha İyi Anlarız Diyenler. 12
    Kur'anın Tarifi12
    Kur'anı Yine Kur'an Açıklar. 13
    Esbabı Nüzul Ayetin Hükmünü Tahsis Etmez. 14
    Geçmiş Peygamberlerin Şeriatları14
    Ayetlerin İbaresi, İşare'ti, Delaleti, İktizası15
    Emir Ve Yasaklar. 15
    Emir Kipleri (Sığaları) Nın İfade Ettiği Hüküm.. 16
    Emrin Tekrarı Gerekmez. 16
    Nehiy- Yasak. 16
    Has Ve Âmm.. 17
    Âm'mın Hükmü. 17
    Mutlak Ve Mukayyed. 18
    Kur'anı Kerim Tarihi18
    Kur'anı Kerim Hakkında Genel Bir Malumat20
    Mütevatir Kıraet'in Yedi İmamı20
    Ayet Sayılarına Göre Sureler. 20
    Bayrak Yarışına Devam.. 21
    Tefsir Hakkında Takriz. 21
    Allâhül'hâdi Ve Aleyhi İtimâdı21
    Bismillahirrahmanirrahiym.. 22
    Bismillahirrahmanirrahim.. 23
    Önsoz. 23
    Bismillahirrahmanirrahim.. 24
    Şifa Tefsiri Hakkında. 24
    Bismillahirrahmanirrahiym.. 24
    Şifa Niyetine. 25
    Takriz. 26
    Bismillahirrahmanirrahim,26
    Şifa Eczanesinin Lokman Hekimi27
    Bismillahirrahmanirrahiym.. 27
    Yayıncıdan. 28

    Kur'anı Kerim Şifa Tefsirini Sunarken


    «Hakikat şu, Kur'an (İnsanları) en doğru olana ulaştırır ve salih amel işleyen mü'minlere "kendileri için büyük" bir ecir olduğunu, Ahirete inanmayanlarada, acı veren bir azab hazırladığımızı müjdeler.»[1]
    Kur'an insanları en doğru yola, en doğru dine, en sağlam ipe tutun­maya, en geniş caddeye, en salih bir şekilde amel etmeye davet etmekte­dir. Pek tabi, "Yaş ve kuru ne varsa bu Kitabın muhtevasında mevcuttur."
    insanları dine çağırmakla vazifelendirilen bütün peygamberlerde bu davetlerini kendi sözleri etrafında belirlememiş, aksine Allah'tan kendile­rine gönderilen bir Kitab çerçevesi içinde, yapmışlardır.
    Şüphesiz insanın ilk ve son müracaat yeri Kur'andır. îbni Ömer" (r.a.)'ın anlatışına göre Efendimiz (s.a.v.) «Kur'an bağlı deve gibidir. Sa­hibi onu bağlarsa elde tutabilir. Eğer bağlamayıp terkederse o da çeker gider.» buyurmuştur.[2]
    Efendimiz, (s.a.v.)'in Kur'an konusundaki tavsiyeleri sayılamayacak kadar çoktur. O, bu ümmet için yegane çareyi Kur'an'a tutunmada göste­riyor.
    İbni Ebi Şeybenin naklinde Ebû Şüreyh el-Huzâî şöyle anlatıyor: Bir gün Rasülüllah (s.a.v.) yanımıza geldi ve şöyle buyurdu:
    «Müjdeleyin, haydi müjdeleyin! Siz, Aüahtan başka ilah olmadığı­na ve benim O'nun Rasülü olduğuma şahitlik etmezmisiniz? Ashab da "evet" dediler. Efendimiz bunun üzerine şöyle dedi, "Hakikaten şu Kur'an bir sebebtir; onun bir ucu Allanın elinde, bir ucuda sizin elinizdedir. Ona iyi tutunun. Zira siz ondan sonra hiç bir zaman ne sapar ve nede helak olursunuz.»[3]
    Yine İbni Ebi Şeybe'nin Ebû Muaviye el-Hecri- Ebu'î Ahvas isnadıyla Abdullah b. Mes'ûd (r.a.)'tan nakline göre Efendimiz Kur'an hak­kında:
    «Şüphesiz şu Kur'an, Allah (c.c.)'in kullarına verdiği bir ziyafettir. Allanın bu ziyafetinden gücünüzün son noktasına kadar (yararlanmak için) iyi öğrenin. Bu Kur'an gerçekten Allanın ipidir. O pırıl pırıl aydınla­tan nurdur, en yararlı şifadır. Kendine tutunanların tutanağı, kendine uyanların kurtuluş yeridir.»[4] Buharı ve diğer hadis kitaplarında geçen bir hadise göre; "Bu ümme­tin en hayırlısı Kur'anı öğrenip onu başkalarına öğreten kimsedir" Yine bir hadiste geçtiğine göre "Kur'an ehli Allah'ın ehlidir." buyrulur.
    îbni Ebi Şeybe (10/485)'nin rivayetinde İbni Mes'ûd derki:
    "İlim öğrenmek isteyen Kur'an okusun; Zira Önceki geçenlerinde, sonra gelecek olan nesillerinde ilimleri Kur'anda mevcuttur."
    Kur'an her asrın yegane kitabı, tükenmez hazinesi, vazgeçilmez şifasıdır. Gerçek alim, onunla asrın meseleleri arasında canlı bir irtibat kura­rak, kendi çağının meselelerine çaıeve çıkışı Ktır'ariansımrileninsandır.
    Şüphesiz Taberî ile başlayan Kur'an tefsir çalışmaları binlerce mey­vesini vererek günümüze kadar gelmiştir. Cumhuriyet dönemine girildi­ğinden bu yanada Elmalık Hamdi efendi merhumun yazdığı tefsir ile Ha­san Basri merhumun meali ile uzun yıllar iktifa edilmişti. Daha sonraları bir terceme devrine girilmiş ve günümüze kadar bu furya iyisi ve eksiği ile devam etmiştir. Terceme eserler ne kadar asıl itibarı ile iyi olsada ya terceme kusuru yada zaman aşımının etkisini beraberinde taşımaktadır.
    Birkaç yılönce Süleyman Ateş ve Ali Aslan gibi hocaların kalemle­riyle yerli, telif bir tefsir çalışması başlamış bulunuyor. Tabi bunların temel kaideleride geçmiş tefsir metodlarına uygunluk arzediyor.
    Bu gün "Cantaş" yayınevi olarak size takdim etmek şerefine erdi­ğimiz Mahmut Toptaş hocanın "Kur'an tefsiri" şimdiye kadar alışık ol­duğumuz klasik tefsirlerden değildir. Hocamızın bu tefsiri, Cağaloğlunda Cezeri Kasımpaşa camiinin konferans salonunda, Cemaat talebelerinin dört yıldan beri metodik olarak ta'kib ettiği Kur'amn çağımızın meselele­rine dönük izahlarının kaleme alınmış şeklidir. Böylece günümüz Türki-yesinde metod bakımından ilk orjinaliteyi teşkil etmektedir. Tefsirinde geçmiş müfessirlerin mütalaaları gözönünde tutulduğu gibi, Kur'amn devrimize dönük yönü çok usta bir üslupla ele alınmış, yıllardır çok canlı bir alakayla takib eden cemaatin bereketide tefsirin yazılmasında ayrı bir feyiz kaynağı olmuştur.
    Böylece Muhammed Abduh'tan sonra vaaz şekli ile Tefsir etmenin ikincisine şahit oluyoruz. Ancak Usul Abduh'tan tamamen ayrıdır.
    Sözlerimi bitirirken gençlik devrelerimizde beraberce okuduğumuz, İslama hizmet hayallerinden birini daha gün yüzüne çıkmış görmenin bahtiyarlığı ile Allah'a hamd ediyorum. Kur'amn Önemini daha uzun tut­mak gerekirdi Ancak ben bu hususu yine bu günlerde yayma girmiş bulu­nan "Kur'an Kültürü" adlı eserimde ele aldım.
    Cantaş yayınları olarak okuyucunun büyük desteğine mazhar olma­nın sururunu yaşıyoruz. İlim talihlerine dönük Arabca eğitim metodu ile başlayan ilmî eserlerimize Mahmut hocamızın hayatının tamamını adadı­ğı Tefsir ile devam ediyoruz. Eser daha baskıya girmeden büyük bir bek­lenti içine girdi. "Ne zaman?" diye soran okuyucularımıza "işte şimdi, bir mübarek Ramazanda!" diyor ve candan alakalarına teşekkür ederken, Mahmut Toptaş hocamızın mesailerine yeni eserler katmasını diler ve kendisine bu çalışmalarından dolayı yayınevi adına teşekkür ederiz.
    Ayrıca böylesine kıymetli bir eserin hazırlanmasında ve yayınlanma­sında bizlere yardımcı olan başta Cezeri Kasım'daki tefsir dersleri müda­vimlerine, dizgi, tashih, pikaj, montajda gayret gösteren "Toptaş Ajans" çalışanlarına, baskı ve ciltte itina göstererek zamanında çıkması için gayret eden Cansan Matbaacılık çalışanlarına ve siz sayın Cantaş yayınlarının kitap, ilim dostu okuyucularına teşekkür ederiz.
    Muzaffer Can
    Küçük Çamlıca 28.02.1993
    Ramazan - 1413[5]

    Önsöz


    Kur'am indiren, insanı yaratan, küfrün, inkarın karanlığından imanın aydınlığına çıkaran, doğruyu eğriden, hakkı batıldan ayırmayı öğreten, dünyada izzet ve devlet, ahirette cennet vadeden, kapı çalmanın adabın­dan devlet yönetimine kadar herşeyi bize öğreten Allah'a hamdolsun.
    Maddi manevi, bireysel ve toplumsal, ahlaki ve hukuki bütün hasta­lıklarımıza Şifa olarak indirilen Kur'anı Kerimi bize getiren, onu anla­yacağımız şekilde açıklayan ve bize örnek olsun diye kendisi bizzat tat bik eden Allah'ın Rasulü Muhammed Mustafa'ya salatü selam olsun.
    Kur'anın bir harfini eksiltmeden, bir harf eklemeden indirildiği haliy le bize kadar getiren Kurra'ya, Kur'anm anlaşılması için efendimizin ha dişlerini rivayet eden Muhaddislere, yine Kur'anda geçen kelimelerin ili nazil olduğunda ne manaya geldiğini zabdetmek için kelimelerin mana larını çöllerde dolaşarak kaydeden lügatçilara Allah'dan rahmet dilerim.
    Soyut bir kavram olan mutluluğun elle tutulur, gözle görülür halı geldiği zamanlar olur. Mehtaplı bir gecede, deniz kenarında, ay ışığmdaı dokunmuş elbiseleri giydiğimizde imbat rüzgarının bütün vücudumu ve ruhumu okşadığı bir anda eşim ve çocuklarıma "işte mutluluğu yakaladıl salıvermeyelim" demiştim.
    O günden sonra "Mutluluk" kelimesini her okuyuşumda ve duyuşum da o geceyi hatırlardım.
    Ancak 7 Eylül 1989 yılında basının merkezi olan Babıalide Cezeı Kasım paşa camiinin altındaki güzel bir salonda yediden yetmişe herke simden insana Allah'ın kitabı Kur'am kerimi tefsir etmeye başlayınca mutluluğu yeniden yakaladım.
    Mehtabı, eşimi ve çocuklarımı yaratan, imbat rüzgarını estiren Al-lah'dır. Kur'anı indirende Allah'dır.
    Mehtaplı geceler karanlığa dönüşebiliyor. Dolunay hilal oluyor. Gül­ler soluyor. Sevdiklerimiz ölüyor.
    Ama Allah Baki olduğu için kelamının insana verdiği mutluluk da ona bağlı kalındıkça devam ediyor.
    Efendimiz buyurmuş "Allah'ım, Kur'anı, göğsümün nuru kalbimin bahan, hüznümün cilası, kederimin gidericisi kılmanı istiyorum"[6]
    Üç yıldır ayetleri okuyup, anlamaya ve anlatmaya çalışırken mutlulu­ğu elle tutulur şekilde tattım. Ya birde bu ayetler toplum hayatına hakim olursa nasıl olur acaba? Tatmadığımız için bilemiyoruz ama sahabe haya­tına bakarak tahmin edebiliyoruz.[7]

    Tefsir İçin Ön Hazırlık


    Hat sanatının çok güzel bir tablosunu padişaha takdim eden Hattat'a, Padişah yüz altm verince veziri a'zam "Efendim biraz fazla olmadı mı? Hattat onu altı günde hazırladı" demiş. Bunun üzerine padişah "hayır o eser altmış senenin mahsûlü" diye cevap vermiş. Yaptığımız her işte geç­mişimizin katkısı vardır.
    1947 yılında Karamanın Göçer köyünde dünyaya geldim. Temiz ha­va, az ama temiz ve helal gıdayla büyüdüm. Ekmeğimizin hamuru gün­lük işe giden babamın almteriyle yoğrulurdu.
    1959 yılında ilkokuldan mezun olunca yazın iki ay köyümüzde Kur'an öğrenmeye başladım. Aynı yılın güz mevsiminde Süleyman Hiîmi Tunahan hoca efendinin ilk öğrencilerinin açtığı Kur'an kursuna kaydet­tirmek için babam beni götürürken "Hadi göreyim seni, altı ayda Kur'ana mana vermelisin" demişti. Devlet emriyle yasak olduğu için Kur'an oku­masını öğrenemeyen babam, Kur'an okuyan ve okutanlara hizmet etmek­le okuyamamanm acısını dindirirdi.
    Süleyman efendinin ilk öğrencilerinden Hafız Necati Öğüt, Müfti Abdurrahman Bengi, Mehmet çakır hoca efendilerden Emsile, Bina, Avamil, Maksud, İzhar, Kafiye, Nurul izah, kuduri, Telhis, Menar, İsoğuci, Alaka gibi kitapları okudum.
    Daha sonra imam hatip okulunu hariçten bitirerek bugüne kadar beşyüzbinin üzerinde mezun veren dünyaya islam nizamını tatbik etmek üzere yürüyen ordulardan biri olan "imam hatipliler" ordusuna katıldım.
    On yıllık dostum, arkadaşım, yalnız içtiğimiz su ayrı giden kardeşim Muzaffer Can hoca efendinin kız kardeşi Havva hanımla evlenerek dost­luğumuzu akrabalığa çevirdik.
    Muzaffer Can hocayla birlikte, Ahmed Nainı'le Kamil Miras hoca efendilerin terceme ve şerh ettikleri "Tecridi sarihi", Bediuzzeman'ın Ri­salelerini, Mevdudi'nin, Seyyid Kutubun, Hasan el Benna'nın terceme edilip yayınlanan ilk eserlerini çölde ciğerleri yanan insanın su içişi gibi içiyorduk. Sonrada şu anda Karamanda güzel hizmetlerde bulunan in­sanlara haftada bir gün özetliyorduk.
    1973 yılında İmam-Hatiplik görevinden istifa ederek Fransa'ya çalış­maya gittim. Bir buçuk sene kaldım. İzin için Türkiye'ye geldiğimde üni­versite imtihanlarına katıldım. Konya Yüksek İslam Enstitüsünü kazan­dım. Fransada işçi olup para kazanmayı İslam Enstitüsü talebesi olmaya tercih ettim.
    İlk sene talebe derneği başkanlığına seçildim. 1979 yılında Enstitü bi­tince Mersin'in Mut kazasına vaiz olarak atandım. O yıl diyanet işleri başkanlığının açtığı iki yıllık Haseki eğitim merkezi imtihanlarına katıl­dım ve yirmi yedi ay Haseki eğitim Merkezinde Türkiyenin değerli hoca­larından Mehmet Savaş, Halil Gönenç, Ahmet Muhtar Çınar hoca efendi­lerden Arapça, tefsir, hadis, fıkıh dersleri aldım,
    Hasekide derslere devam ettiğim 1981-1982 yılları, oniki eylül hükü­metinin ağırlığını hissettirdiği yıllardı. Üniversite öğrencileri akşamları belirli bazı salonlarda ve camilerde kendilerine ders vermemi istediler. İki yılım gündüzleri ders alarak, akşamlan ders vererek geçti.
    Hasekiden sonra bir buçuk yıl Balıkesir'in Edremit kazasında vaiz olarak görev yaptıktan sonra İstanbul beni geri çekti.
    1984 yılından beri İstanbuldayım. Siyasal bilgiler fakültesi, Hukuk fakültesi, Cerrahpaşa tıp fakültesi öğrencilerine ayn ayrı haftada birer gün yaptığım derslerde, öğrenciler tarafından sorulan sorular, karşılıklı görüşme, konuşma ve sohbetlerle üniversite gençliğinin sorunları beni Kur'andan çareler aramaya yöneltti. Verdiğim cevaplar Kur'ana dayalı ol­ması nedeniyle Müslüman cemaatların hepsinin öğrencileri bu derslere katılıyorlardı.
    Ayn ayrı durdukları halde camiinin kubbesini taşıyan dört direk gibi islamı yirmi birinci asra ayrı ayn omuzlarda taşıyan bu müslüman cema­atların her birinin güzelliklerinden yararlandım. Talebe hareketlerinin içi­ne başkan olarak katıldım.
    İstanbul üniversitesi, Marmara üniversitesi, Yıldız üniversitesi, Boğa­ziçi üniversitesi öğrencilerinden bir kısmına dersler ve sohbetler yaptım derslere gelen emekli subay ve polislerle dostluklar kurduktan sonra Özel­de Türkiyenin, genelde dünyanın şartlannı öğrenip Kur'andan çareler aramaya başladım.
    Müslüman cemaatlarımızdan elde ettiğim özellikler, resmi okullarla resmi olmayan medreselerden aldığım bilgiler, Hakkarideki askerliğim­den Avnıpadaki işçiliğime kadar edindiğim tecrübeler bana Türkiyenin ve dünyanın şartlannı öğretti. Kur'anı Kerim'de çarelerini öğretti.
    Tefsir derslerine başlamadan önce bu ön hazırlığımı yeterli görmeye­rek yeniden ön hazırlık yaptım ve şu eserleri hazırladım:
    1) Tefsir usulü ve fıkıh usulü kitaplannı okuyarak "Kur'anı anlama yolu" isimli kitabımı yayınladım.
    2) Tecvid kaidelerim, harflerin özelliklerini, vakf ve ibtida yerlerini öğrenmek için Cezeri'nin "Mukaddime"sini terceme ve şerh ettim.Ancak kıraat ilminin ehli olmadığım için bu terceme ve şerhi yayınlamaktan edeb ettim.
    3) Imani konularda hataya düşmeyeyim diye Akaid kitaplarını okuya­rak "Allah'a iman" kitabımı yayınladım.
    4) Ayetleri hadislerle tefsir ederken hata etmiyeyim diye hadis usulü kitablarını okudum. Beykuni'nin manzumesini terceme ve şerh edip ya­yınladım.
    5) Arapça sarf ve nahiv konusunda iki eseri yayına hazırladım. .
    6) Kur'anda geçen kelimelerin Türkçe karşılıklannm da en yakın ve en güzelini bulmaya çalıştım. Kelime hazinemi iki dildede genişletmeye çalıştım ve Türkçe-Arapça Arapça-Türkçe lügat hazırlayıp yayınladım.
    Bütün bu hazırlıklardan sonra tefsir derslerine başladım.
    Rivayet ve dirayet tefsirlerini okuyup notlar aldıktan sonra konferans verir gibi derslerimi işledim. Haftada birgün (perşembe) 19.00-20.30 ara­sı bir buçuk saat diye başladım. Salon tefsir dersine gelenleri almaz hale gelince haftada iki güne çıkardım.
    Metodum: Önce ayeti ayetle tefsir etmek oldu. Sonra sünnete müra­caat ederek Efendimizin yorumlarını verdim. Ayetlerin nüzul sebeplerini öğrenip günümüzde o sebebe benzer olaylar göstermeye çalıştım.
    Firavun'un, Nemrud'un, şeytanın söyledikleri sözleri nakleden ayetle­rin tefsirinde günümüzde bu sözleri 'kimler nasıl söyler, nerede söyler bunları açıkladım.
    Ahkam ayetlerinin tefsirinde fıkıh kitaplarının açıklamalanm verdim. Çağımızın hukuki sorunlarına dikkat çektikten sonra İslam hukukunun üstünlüğünü Örnekleriyle açıkladım.
    Tefsirin başına yararlandığım eserlerin fihristini çıkarmak içimden geçti. Ancak iki sahifelik makaleye elli eserin fihristini vererek okuyucu­nun önüne yem atar gibi işi istismar edenlere benzememek için, eserin içinde yararlandığım yerleri belirtmeyi tercih ettim.
    Dil olarak: Çocukluğumda çokça okuduğum Yunus Emre, Karacaoğlan çizgisindeki şairlerin şiirleri olduğundan ve yetiştiğim çevre az bo­zulmuş Orta Asya Türkçesi kullandığından herkes tarafından anlaşılır bir dil kullanmaya çalıştım.
    Atasözü haline gelmiş ayetlere dikkat çektim.
    Şairlerin şiirle terceme ettiği ayetlerin tefsirinde bulabildiğim şiirleri aynen verdim.
    Sinesi "Sina" olan gönül sultanlarının uzun sözleri kısaltan misal ve hikayelerinden yararlandım.
    Başka sistemlere İslam'ı uydurmak için asılıp sündürülen ayetlerin gerçek manaları verilirken bâtıl-sistemlere de gereken cevap verilmiştir.
    Batıl sistemlerin savundukları kötü fikirlerin daha önce şeytan, Fira­vun, Ad, Semud, Hamân vs. tarafından söylendiğini isbat ederken, müs-lümanlann kafirlere ait fikir ve felsefe kitaplarını okuyarak zaman israfı­na uğramamaları için Kur'anda bildirilen kafirlerin önderleri ile çağdaş küfür önderleri arasındaki benzerlikleri göstermeye çalıştım.
    Dünyada etkileri devam eden çağdaş müfesşiflerimizden yararlan­dım. Ancak bu tefsir kitapları da yirmibeş sene öncesine aittir. Kur'an ayetleri çağlan yaratan Allah'a ait olduğu için her çağa hitap eder. Müfes-sirler ise çağının çocuğu olduğundan çağının kültür sütünü emdiğinden tefsirleri de çağlarına aittir. Çağları delebilen müfesirlerimiz eksik değil­dir. Ama azdırlar.
    Tefsirimde dinleyenlerimin ve okuyanlarımın ikibinli yıllarda İslam dünyasının öncülerinden olurlar ümidi ile tarihden felsefeye. Akaidden aileye, evlerin ve gönüllerin kapılarını çalma adabından devlet yönetme­ye, uluslararası hukukdan kurgu bilime kadar her sahada Kur'anın nuru doğrultusunda bilgi vererek ilmi dirayete medeni cesarete sahip insanlar olmalarını hedefledim.
    "Selefi" kardeşlerimizle "Sufı" kardeşlerimiz arasındaki ihtilafların, kullandıkları kelimelerde olduğunu Öz'de ihtilaf olmadığını örnekleriyle açıklamaya çalışdım.
    Hukuki, Sosyal, Siyasal,Ekonomik, Ahlaki, Ferdi, Ailevi, Yönetim, Üretim Tüketim........v.s. hastalıklarımıza şifa olur inancı ile adını "İsra suresi"nin seksen ikinci ayetinden ilham alarak "Şifa Tefsiri" diye isimlendirdim.
    Benimde sizden isteğim en az beş kişi toplayarak haftada bir gün tef­sir dersi yapmanızdır. Bu beş kişi eşiniz çocuklarınız olabilir. Dükkan komşularınız, daire, kışla, karakol herhangibir işyeri arkadaşlarınız ola­bilir. Bir dersde en az on ayetin tefsiri okunmalı ve amel edilmeli.
    Faydasının yaygınlaşması için dileyen her mümin, benden izin alma­dan yayınlayabilir. Hiç bir hakkı mahfuz değildir.
    Mahmut Toptaş
    EyIül-1992[8
    ;_____________________________

    [1] İsra suresi ayet 9-10.

    [2] İbni Ebi Şeybe Musannef 10/476 Abdürrezzak Musannef 3/360.

    [3] İbni Ebi Şeybe 10/481. îbni Hibban sahih H.No: 122 İmam Buharı bu hadisi tamamen ayrı bir isnad ile Cübeyr (r.a.)'tan nakleder. Bak Tarihi Kebir 9/54.

    [4] ibni Ebi Şeybe 10/483. Abdürrezzak Musannef 3/3J5 Darımi Sünen 1/423. Hakim 1/555 Ravi Ebû Mûaviye el-Hecrinin Ebu'l Ahvastan çok hadis nekletmesini bazı münekkitler tenkid edersede onun rivayeti genellikle sağlamdır.

    [5] Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri, Cantaş Yayınları: 1/7-9.


    [6] El-Ezkar, Nevevi. ibni sünniden

    [7] Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri, Cantaş Yayınları: 1/11-12.

    [8] Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri, Cantaş Yayınları: 1/12-17.





+ Yorum Gönder