+ Yorum Gönder
İslamda Kuran ve Kuran Tefsiri Kategorisinden RAHMAN SURESİ Hakkında Bilgi Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. @mir
    âb ü kil
    Reklam

    RAHMAN SURESİ Hakkında Bilgi

    Reklam





    RAHMAN SURESİ Hakkında Bilgi Mumsema RAHMAN SURESİ


    Sure Hakkında Bilgi


    Sure adını, ilk âyetinde geçen "Rahman" kelimesinden almıştır. Rahman, Allah'ın isimlerinden biridir. Besmele-i Şerif'te yer alır. Acıyan, merhamet eden, müşfik gibi anlamlara gelmektedir. Sure, "Arûsü'l-Kur'an" diye de anılır. 78 ayetten oluşan Rahman suresi, Ra'd suresinden sonra Mekke'de inmiştir. Tamamının Mekkî olduğu veya bir kısmının Mekke'de bir kısmının ise Medine'de indiği görüşleri de vardır. Mushaftaki sıralamada 55., iniş sırasına göre ise 97. suredir.


    Surenin temel konuları


    İnsanın bazı yaratılış özellikleri,
    Dünyanın insan için yaratılmış olması,
    Allah'ın ilim ve kudretine delalet eden kevni ayetler,
    Cinlerin ve insanların sorumlulukları,
    Cennetler ve cennet nimetleri.


    Surenin temel mesajları


    İnsanoğlu diğer canlılardan farklı olarak konuşabilme yeteneğine sahip yaratılmıştır.


    Güneş ve ayın yaratılması bir ölçü ile olmuştur. Bunların varlıklarını devam ettirmelerinde ve hareketlerinde bir aksama olmamasında, Yüce Allah'ın ilmi ile koyduğu bu ölçüler etkilidir. Hem gökteki yıldızlar hem de yerdeki ağaçlar Allah'a boyun eğmişler, onun koyduğu ilmi yasalara uymuşlardır.

    Göğün bina edicisi de Allah'tır. Allah göğü bir denge içerisinde inşa etmiştir. İnsanoğlunun bu ölçülere riayet etmesi ve ölçüdeki dengeyi bozacak şeylerden kaçınması gerekmektedir. İnsanoğlunun, Allah'ın koyduğu bu denge ve ölçüyü bozabilecek potansiyelde yaratıldığı anlaşılmaktadır.


    Denizlerde tatlı ve tuzlu sular birbirine kavuşur, fakat birbirine karışmazlar. Onların aralarında bir engel vardır. Bu engeli Allah koymuştur.


    Ölçüde ve tartıda adaletli davranmak gerekir.


    Yeryüzü her çeşit canlının yaşaması için uygun bir zemindir. İnsanoğlu bu zemini bozmamalıdır.

    İnsanlar topraktan (balçıktan), cinler ise saf ateşten yaratılmışlardır. Cinler de insanlar gibi sorumlu varlıklardır ve bu dünyada yaşamaktadırlar. Kıyamette cinler de insanlar gibi hesaba çekileceklerdir.

    İnsanoğlunun kendi elleriyle ve ilmi birikimiyle yaptığını düşündüğü gemilerin gerçek sahibi Allah'tır.

    Çünkü insanoğlu bu gemileri Allah'ın kendisine bahşettiği ilim ve malzeme ile yapmıştır.


    İnsanlar ve cinler dünya ve göklerde yaşamak durumundadırlar. Allah'ın yardımı olmaksızın dünyanın ve göklerin sınırlarını aşamazlar.


    Bir gün Allah'ın huzuruna çıkarılacağı için korkan insana iki cennet vardır. Her iki cennet de çeşitli bitkilerle süslenmiştir. Birbirine benzer meyveler bulunmaktadır. Daha önce hiç el sürülmemiş eşler vardır.


    Bu iki cennetin yanı sıra iki cennet daha vardır. Onların da hakim rengi koyu yeşildir. Her ikisinde de fışkıran iki kaynak bulunmaktadır. Hurmalar ve türlü meyveler ve eşler vardır.


    Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacaktır.


    Allah, her an yaratma halindedir.


    İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey değildir.

    Rabb'imizin üzerimizdeki nimeti sonsuzdur, hiçbirini inkar edemeyiz.

    Hasenat Programından alınmıştır.





  2. dEbdEbE
    Devamlı Üye

    Cevap: RAHMAN SURESİ Hakkında Bilgi


    Reklam


    Rahman sûresi, Mekke’de nâzil olmuş, Rabbimizin biz kullarına sayısız nimetlerinin gündeme geldiği 78 âyetlik bir sûredir. Rabbimizin cennette mü’min kulları için hazırladığı akla hayale gelmedik nimetlerinin gündeme getirildiği ve her bir nimet gündeminin sonunda da: “Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsınız?” buyurularak düşünmeye, kulluğa, kendisine teşekküre dâvet edildiğimiz bir sûre. “Değilse, siz bilirsiniz, eğer Rabbinize itaate, Rabbinize kulluğa yönelmez, bu dünyada O’nun istediği bir kulluk hayatını yaşamazsanız, kesinlikle bilesiniz ki dayanılmaz bir Cehennem azabı sizi beklemektedir,” denilerek cehennemin de vasfedildiği bir sûredir.

    Rahmân sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. Rasûlullah efendimiz bu sûreyi etrafındaki ashabına okuyunca onlar sessiz kalmış, sessizce dinlemişler ve Allah’ın Resûlü onlara şöyle buyurmuştu: “Ben Rabbimden gelmiş olan bu sûreyi size tilavet ederken neden öyle sessiz kaldınız? Niye bir tepki vermediniz? Halbuki Ben bu sûreyi sizin din kardeşlerinize okumuştum da onlar: “Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayarsınız?” şeklindeki sorusuna gelince hep birden demişlerdi ki, “ya Rabbi senin üzerimizdeki nimetlerinden hiç birisini yalan saymayız.” Sahâbe-i kiram efendilerimiz de: “Onlar kimlerdir ey Allah’ın Resûlü?” diye sorunca: “Onlar sizin din kardeşleriniz cinlerdir” buyurdu. Bu ifadelerden anlıyoruz ki, bu sûre Mekke’de nâzil olmuştur. Çünkü Resûlullah Efendimiz risaletinin 10. yılında, Taif seferinden dönüşünde cinlerle görüşmüş ve bu sûreyi onlara tebliğ buyurmuştur. Yine biliyoruz ki Rasûlullah Efendimizin, Mekke’de “bu sûreyi Kâbe’nin avlusunda müşriklere kim ilân edecek? Bunu insanlara kim tebliğ edecek?” şeklindeki talebine evet deyip Rahmân sûresini ilk defa müşriklere Abdullah b. Mes’ud efendimiz tebliğ etmiştir. Rahmân sûresi, Mekke’de müşriklere duyurulan ilk sûredir.

    Sûre, insanlarla birlikte, irade ve sorumluluk sahibi varlıklar olan cinlere de hitab eden Kur'an'daki tek sûredir. Sûrenin özellikle ön plana çıkan ayrı ve dehşetengiz bir ahengi vardır. Ayetleri kısa kısa cümlelerden oluşmaktadır. Sûrede, kâinat sahasında Allah'ın açık ve gizli hâkimiyetinin delilleri açıklanmakta; sayısız nimetlerine, sınırsız kudretine dikkat çekilmekte ve bunun karşısında cinlerin ve insanların acz içerisinde Allah'a itaatten başka çareleri olmadığı bütün çıplaklığı ile ortaya konularak, onların sorumlulukları hatırlatılmakta ve itaatten yüz çevirirlerse karşılaşacakları kötü sonuçlar; boyun eğip, şerîatına uyarlarsa elde edecekleri hayırlı neticeler mucizevî bir üslupla dile getirilmektedir. Sûre, konuları bir hitap tarzı ile ele almakta, coşku ve belagat dolu bir akış içerisinde, Allah'ın kudretinin mükemmelliği, O'nun her şey üzerinde yaymış olduğu mutlak hâkimiyeti müthiş bir tablo halinde gözler önüne serilmektedir. Allah'a tabi olarak işlenen iyilik karşılığında mükâfat olarak vaadedilen Cennet'in bir tasviri yapılmakta ve isyan etmenin karşılığında kazanılan Cehennem azabı ile insan ve cinler topluca uyarılmaktadırlar.

    Bir hadis-i şerife göre Resulullah (s.a.s), Rahmân sûresini okudu ve sonra ashabına; Niçin sizlerden cinlerin Rablerine verdiği gibi bir cevap işitmiyorum?" dedi. Onlar; "O cevap nedir ya Rasulallah?" diye sordular. Resulullah (s.a.s) şöyle cevap verdi: Ben; "Şimdi Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz?" âyetini okuduğumda, onlar; "Biz Rabbimizin hiç bir nimetini yalanlamıyoruz" dediler".

    Bu rivayete göre, cinlerin Resulullah'ı (s.a.s) Kur’an okurken dinlemeleri olayı, nübüvvetin onuncu yılında, onun Taif’ten dönerken yolda dinlendiği bir esnada vuku bulmuştur. Bu rivayetten, cinlerin okunurken dinledikleri sûrenin Rahmân sûresi olduğu anlaşılmaktadır.

    (bk. Ali Küçük, Besairu'l Kur'an, Rahman Suresinin tefsiri)

  3. Sabri
    Devamlı Üye
    rahman suresi ile ilgili bilgiler

    Rahman sûresi, İslam inancının esaslarını ele alan Mekkî sûrelerden*dir. Bu sûre, diğer mübarek sûreler arasında bir gelin gibidir. Bunun içindir ki, hadiste şöyle bııyrulmuştur: "Her şeyin bir gelini (süsü) vardır. Kur'an'ın gelini de er-Rahmân süresidir."

    Bu mübarek sûre, Yüce Allah'ın, kullarına lütfettiği, sayılamayacak kadar çok ve açık nimetlerini sayarak başlar. Bu nimetlerin başında Kur'-an'ı Öğretme nimeti gelir. Zira Yüce Allah onu, insana verilmiş en büyük nimet olarak nitelemiştir. İnsanın yaratılması ve ona anlatmanın öğretil*mesinin zikrinden Önce Yüce Allah'ın zatı zikredilmiştir: "Rahman olan Allah, Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona (maksadını) anlatmayı öğretti."

    Sonra bu sûre, Allah'ın (c.c.) sayılamayacak kadar çok, güzel nimet*lerini ve büyük alâmetlerini anlatan varlık sayfalarını açar. Bu nimet ve alâmetler güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, direksiz yükseltilmiş olan gök ve bunda bulunan kudretini gösteren enteresan ve sanatını gösteren fevkalade şeyler ve içinde, insanlara nzık olarak verdiği çeşitli meyve ve ekinlerin bulunduğu yer yüzüdür: "Güneş ve ay bir hesaba göre hareket eder. Yıldız*lar ve bitkiler (Allah'a) secde ederler.."

    Bu sûre, Yüce Allah'ın felekleri yürütmesinde ve denizin dalgalarını yararak hareket eden büyük gemileri insanların emrine vermesinde Yüce Allah'ın açık kudretini gösteren delillerden bahseder. O gemiler, su üzerin*de giderlerken, sanki büyük ve yüksek dağlar gibidir: "Denizde uzun dağlar gibi yükselen gemiler de O'nundur..."

    Görünen bu kâinat sayfası hızla sunulduktan sonra, varlık sayfaları dürülür. Mahlukat, tümüyle yok olur. Ölümün korkunç gölgesi onları sarar, yokluk onları dürer ve sadece Hayy ve Kayyûm olan Allah (c.c.) kalır: "Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak. Azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı kalacak"

    Yine bu sûre, kıyametin korkunç hallerini ele alır, suçlu bedbahtların durumunu ve o zor günde karşılaşacakları korku ve sıkıntıları anlatır: "Suç*lular simalarından tanınır. Perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar."

    Günahkârlara yapılacak azap sahnesini anlattıktan sonra, sûre, takva sahiplerine verilen nimet sahnesini geniş bir şekilde ele alır. Şöyleki takva sahipleri, cennetlerde hûrîler ve gençlerle beraber olurlar: "Rabbiniıı makamından korkanlar için iki cennet vardır..."

    Bu mübarek sûre, kullarına verdiği çeşitli nimet ve ikramdan dolayı Yüce Allah'a ta'zîm ve övgü ile sona erer. Bu, Rahman sûresi için en uygun sona eriştir: "Büyüklük ve İkram sahibi Rabbinin adı, yücelerden yücedir." İşte böylece, başlangıçla bitiş, en parlak ifadede birbirlerine uygun düşmüş*tür

  4. Misafir
    Bence çok güzel çok işime yaradı teşekkürler

+ Yorum Gönder
rahman suresi hakkında bilgi,  rahman suresinde ne anlatiliyor kisaca ,  rahman suresi hakkinda bilgi,  rahman suresinin konusu ,  rahman suresi ile ilgili bilgiler,  rahman suresi hangi olay üzerine inmiştir,  rahman suresi hangisi