Konusunu Oylayın.: İnneddîne ındallâhil islam Allah katında din islamdır

5 üzerinden 3.17 | Toplam : 24 kişi
İnneddîne ındallâhil islam Allah katında din islamdır
  1. 21.Ekim.2016, 21:02
    13
    Misafir

    Yorum: İnneddîne ındallâhil islam Allah katında din islamdır

    reklam


    Yorum: İnneddîne ındallâhil islam Allah katında din islamdır isimli yazı www.Mumsema.comYorum: İnneddîne ındallâhil islam Allah katında din islamdır
    Şimdi bu mübarek Ayet-i Celilelerden bazılarına bir göz atalım.

    Bismillahirrahmanirrahiym;

    “Deki ! Biz ,Allah’a (cc) ve bize indirilene (Kur’an’a ) iman ettik.İbrahim’e , İsmail’e, İshak’a , Yakub’a ve oğullarına indirilene de , Musa’ya(as) ve diğer peygamberlere Rablerinden verilenlere de inandık. Onların hiçbirinin arasında fark gözetmeyiz. Biz, O Allah’a (cc), boyun eğen müslümanlarız.

    Her kim İslam’dan başka bir din ararsa bilsin ki o din ,kendisinden asla kabul edilmeyecektir.Ahirettte de o kimse zarar çekenlerden olacaktır. Kendilerine apaçık deliller gelmişken ve Peygamberin hak olduğuna şahadet etmişlerken imanlarının arkasından küfre sapan bir kavmi , Allah (cc) nasıl hidayete erdirir ?

    Allah (cc), zalimler gürühuna hidayet vermez. Bu gibilerin cezası , Allah’ın(cc) , meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerine olmaktır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Kendilerinden azab hafifletilmeyecek , mühlet de verilmeyecektir. Ancak bundan sonra tevbe edip hallerini düzeltenler başka. Zira Allah çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.”
    (Ali imran- 84,85,86,87,88,89)

    “Allah’ı(cc) ve Peygamberlerini (as) inkar ederek kafir olan , bir de, Allah (cc) ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyen (Bunlardan kimine inanırız, kimini inkar ederiz diyen) ve böylece arada bir yol tutmaya yeltenen kimseler yok mu? İşte onlar gerçek kafirlerin ta kendileridir. Biz de kafirler için aşağılayıcı bir azab hazırlamışızdır”
    (Nisa –150,151)

    “Bir de ‘Yahudi ve Hristiyan olun ki hidayet bulasınız ‘dediler. Sen de deki, ‘hayır biz hak yol üzere bulunan İbrahim(as) dinindeyiz.O hiçbir zaman müşriklerden olmadı.’ Ey müminler! Siz şöyle deyin. ‘Biz Allah’a (cc), bize indirilene, İbrahim’e(as), İsmail’e(as) , İshak’a(as) ve Yakub’a (as) ve Yakub’un(as) torunlarına indirilenlere , Musa(as) ve İsa’ya(as) verilen kitaplara ve bütün peygamberlere(as) Rableri tarafından verilene iman ettik. Onların hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.‘ Şayet sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse muhakkak doğru yolu bulurlar.”
    (Bakara-135,136,137)

    “Ehli kitaptan ve müşriklerden küfredenler, kendilerine açık bir hüccet (peygamber) gelinceye kadar (bulundukları dinden ) ayrılacak değillerdi. Bu hüccet, Allah’tan (cc) bir peygamberdir ki tertemiz birtakım sahifeler okur. O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır.Böyle iken ehli kitaptan olanlar ancak kendilerine o hüccet geldikten sonra tefrikaya düştüler.Hiç şüphe yok ki ehli kitaptan küfredenlerle müşrikler ebedi kalmak üzere cehennemde olacaklardır.İşte bütün mahlukatın en kötüsü bunlardır.Hiç şüphe yok ki iman edip yararlı işler görenler de bütün mahlukatın en hayırlısıdır.”
    (Beyyine -1,2,3,4,7)

    “Ey Ehli kitap! Bilip dururken niçin Hakkı batıla karıştırıyor ve Hakkı gizliyorsunuz”
    (Ali İmran-71)
    “Meryem oğlu İsa (as) da ‘ey İsrail oğulları ! ben size Allah’ın (cc) elçisiyim.Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı, ve benden sonra gelecek Ahmed (as) adında bir peygamberi müjdeleyici olarak geldim ‘ demişti. Fakat İsa’nın (as) müjdelediği elçi apaçık delillerle gelince ‘Bu apaçık bir büyüdür ‘ dediler.”
    (Saf –6)

    “Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları ,o elçiye , O ümmi Peygambere(as) uyarlar. O’na(as) İnanan, O’nu (as) destekleyerek saygı gösteren, O’na (as) yardım eden ve onunla beraber indirilen Nura uyanlar..İşte kurtuluşa erenler bunlardır.”
    (Araf –157)

    “Ey kitab ehli! Elçilerimizin arası kesildiği ve bir boşluk meydana geldiği sırada size, Elçimiz (Muhammed(as)) geldi. Ve gerçekleri açıklıyor ki yarın kıyamette ‘ bize ne bir müjdeci ve ne de uyarıcı gelmedi’ demeyesiniz.’İşte gerçekten size cennet müjdecisi ve cehennem habercisi gelmiştir. Allah her şeye kadirdir.”
    (Maide –19)

    “Ey kitap Ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde niçin inananları Allah (cc) yolundan çevirmeye çalışıyorsunuz “
    (Ali İmran –99)

    “Yoksa siz, ‘ibrahim(as), İsmail(as) , Yakup(as) ve torunları Yahudi veya Hristiyan dılar mı diyorsunuz. Siz mi daha iyi bileceksiniz yoksa Allah mı? (cc) ‘diye sor”
    (Bakara- 140)

    “İbrahim(as) ne yahudi idi ne hristiyan. Lakin o dosdoğru müslümandı. O müşriklerden değildi. Gerçekten İbrahim’e(as), insanların en yakını , zamanında ona tabi olanlarla şu peygamber ve ona iman edenlerdir. Allah (cc), müminlerin yardımcısıdır. Ehli kitaptan bir taife sizi şaşırtmayı diledi. Ama onlar ancak kendilerini şaşırtırlar da farkında bile olamazlar. Ey ehli kitap (İncil ve Tevrat’ta Peygamberin(as) vasfını ) görüp dururken niçin Allah’ın (cc) ayetlerine küfredersiniz.”
    (Ali İmran- 67,68,69,70)

    “Dinlerine tabi olmadıkça senden ne Yahudi ne de Hristiyanlar asla razı olmazlar.De ki ‘ gerçek yol ancak Allahın yoludur.’ ”
    (Bakara –120)
    “Onlar ki ellerindeki Tevrat ve İncil’de (ismini) yazılı buldukları O Ümmi Peygambere(as) , O Resul’e (as) tabi olurlar, O (peygamber) (as) ,kendilerine iyiliği emreder, fenalıkları yasaklar, onlara temiz şeyleri helal, murdar olanları haram kılar. Sırtlarından ağır yüklerini ve bağlı zincirlerini indirir, atar. İşte ona iman edenler ona tazimde bulunanlar, kendisine yardım edenler,ve onunla indirilen nura tabi olanlar yok mu? Murada erenler bunlardır. De ki ‘ey insanlar ! Ben sizin hepinize gönderilmiş Allah’ın (cc) bir peygamberiyim.O Allah ki (cc) göklerle yerin mülkü onundur.Ondan başka hiçbir ilah yoktur.Hem diriltir.hem öldürür. Onun için gelin Allah’a (cc) ve O’nun Ümmi Nebisi olan Resülüne (as) iman edin. O (as), Allah’a (cc) ve O’nun kelimelerine iman getirendir. O’na(as), tabi olun ki hidayete eresiniz.”
    (Araf -157,158)
    “Şüphesiz ki ehli kitaptan Allah’a (cc), size indirilene (Kurana) ve kendilerine indirilene (Tevrat ve İncil’e ) iman edenler vardır.Onlar Allah’a(cc) boyun eğerler.Onun ayetlerini birkaç paraya satmazlar.İşte bunların Rableri katında mükafatları vardır.”
    (Ali İmran- 199)

    “Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler Peygamberi(as) kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler.Kendilerine yazık edenler var ya işte onlar iman etmezler.”
    (Enam- 20)

    “Ey önceki ( peygamberlere ve kitaplara ) iman edenler. Allah’tan (cc) korkun. Ve Resulüne(as) iman edin ki sizlere rahmetinden iki nasib versin ve size bir nur bahş eylesin ki onunla yürüyesiniz hem de sizi mağfiret buyursun.”
    (Hadid-28)

    “Ey ehli kitap! (İncil ve Tevrat’ta) Peygamberin(as) vasfını görüp dururken niçin Allah’ın(cc) ayetlerini inkar ediyorsunuz.”
    (Ali İmran –70)

    “Eğer ehli kitap iman edip Allah’tan(cc) korksalardı kendilerini naim cennetlerine koyardık” (Maide –65)

    “Kendilerine kitap verdiklerimiz , O’nu (Muhammed (as)) , oğullarını tanıdıkları giibi tanırlar. Böyle iken onlardan bir fırka bile bile hakkı gizlerler.”
    (Bakara –146)

    “Ehli kitaptan birçokları sizi , imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Kendilerine Hak zahir olduktan sonra bunu içlerindeki hasedden dolayı yaparlar”
    (Bakara –109)

    “De ki ey ehli kitap ! niçin İman edenleri Allah’ın (cc) yolundan çeviriyorsunuz. Görüp durduğunuz halde niçin Onun eğriliğini istiyorsunuz. Ama Allah(cc) yaptıklarınızdan gafil değildir.”
    (Ali İmran -99)

    “Ey iman edenler eğer siz ehli kitaptan bir fırkaya uyarsanız , sizi imanınızdan sonra çevirip kafir yaparlar”
    (Ali İmran –100)

    “Ne ehli kitabdan olan kafir ne, de müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini istemez ”
    (Bakara –105)

    Resulullah (as) bir asra, bir beldeye, bir kavme değil , bütün insanlara gönderilmiştir. “Nitekim size içinizden bir peygamber gönderdik. O as), size ayetlerimizi okuyor. Sizi şirkten temizliyor. Size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor” (Bakara –151)
    “Şüphe yok ki biz seni müjdeci ve bir azab habercisi olarak Hak (Kur’an ) ile gönderdik. Sen cehennemliklerden mesul değilsin”
    (Bakara –119)

    “Her kim Allah’a (cc), meleklerine , peygamberlerine , Cebraile, ve Mikaile düşman olursa bilsin ki Allah bütün kafirlerin düşmanıdır.”
    (Bakara –98)

    “Ey habibim! Biz seni bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı Peygamber olarak gönderdik. Lakin insanların çoğu bilmezler”
    (Sebe –28)

    “Ey İnsanlar ! Size Rabbinizden bir burhan ( Hz. Muhammed (as)) geldi ve size apaçık bir nur (Kuran) indirdik”
    (Nisa –174)

    “Ya Muhammed ! de ki ‘Ey İnsanlar ! Doğrusu ben, Allah’ın (cc) hepiniz için gönderdiği peygamberiyim”
    (Araf –158)

    “Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler açıktan açığa Allah’ın(cc) ayetlerini inkar ediyorlar.”
    (Enam- 33)

    “Şüphesiz sen apaçık bir hak üzeresin”
    (Neml -79)

    “Ve biz seni ancak alemlere rahmet olarak göndermişizdir.”
    (Enbiya-107)

    “O , hevadan söylemiyor. Söylediği şey bildirilen bir vahiyden başka bir şey değildir.”
    (Necm 3,4)

    “Habibim biz dileseydik her beldeye bir uyarıcı gönderirdik ( Yani seni bütün beldelere gönderdik)
    (Furkan- 51)









    3-“Bu tür ayetlerde sübutu katiyye arandığı gibi delaleti katiyye de aranmalıdır.Yani bu ayetlerin kuran ayetleri olduğu kesindir. Fakat o ayetlerin ilk günden bu yana bütün hristiyan ve yahudileri içine aldığı kesin değildir”

    Buyurun...Sübutu katiyye ve delaleti katiyye gibi İslam Fıkıh Usulüne ait İlmi İstilahlar kullanılarak burada da , ehli olmayanların anlayamayacağı bir uslubla sapık bir fikri meşrulaştırma cabası gözden kaçmıyor.Yani deniyor ki, bu Ayet-i Celilelerin emir buyurdukları hükümler, bu ayetlerin nazil olduğu andan bu güne kadar geçen zaman dilimi içerisinde , yaşayan bütün Hristiyan ve Yahudiler için geçerli değildir. Hepsi bu Ayet-i Celilelerin kapsamına girmez.

    Subhanellah...Nasıl bir kelime ve mantık oyunu bu ?

    Bu Ayet-i Celilelerin önemli bir kısmını yukarıda verdik. Aklı olan , azıcık mantıklı düşünen bir insan şunu itiraf eder ki , bu Ayet-i Celilelerin kapsamına girmemek için , kişinin , Hristiyanlığı veya Yahudiliği bırakıp , Müslüman olması lazım...Çünkü bu Ayet-i Celileler, öncelikle , onları İslam’a çağırıyor, İslam’a girmedikleri takdirde onları azab-ı elim ile tehdit ediyor. O halde bütün Yahudiler ve Hristiyanlar istisnasız bu davet ve tebliğ ve bu azab ve ikab tehdidi kapsamındadır, eğer Müslüman olmamışlarsa...Müşrik olmayı bırakıp Müslüman olmuşlarsa , zaten mesele yok...Ayet-i Celilelerin Emr-i Şerifi yerine gelmiş demektir. Artık onlar bu Ayet-i Celilelerin hükmünün kapsamı dışındadır. Mü’min olmuşlardır. Yok eğer , Hristiyan veya Yahudi olmaya devam ediyorlarsa , kendi hal ve tavırlarına göre , bu Ayet-i Celilelerin hükmü onlar için geçerlidir, ta kıyamete kadar...

    Zaten bu sebepte dolayı, Papalık Dinler arası Diyalog Kurulu Başkanı Kardinal Tauran, “Kuran-ı Kerim var oldukça, Müslümanlarla diyalog zor” diyerek “Kuran-ı Kerim’i dinler arası diyalog’a engel görmüş, İslamiyet’in Kuran-ı Kerim’i Allah’ın Kelamı olarak kabul ettiğini, bu yüzden Kuran üzerinde derinlemesine tartışma yapılamadığından yakınmıştır.”
    Kardinalin bu fikri gerçeği yansıtmaktadır.

    Çünkü Kur’an-ı Kerimin her Ayet-i Celilesi tevhid inancını emretmektedir. Onlarda ise teslis inancı vardır. Bu iki inancın aynı masaya oturması , herbirinin diğerinden birşeyler alıp kendi bünyesine katması , her iki inancın birleştirilerek bir orta yol bulunması , Hristo-Müslim gibi bir acube inancın oluşması, diyalogdan amaçlanan hedefin gerçekleşmesi hiç ama hiç mümkün değildir.

    Yukarıdaki Ayet-i Celileler , ayetin indiği günden bu güne bu günden kıyamet gününe kadar bütün Hristiyan ve Yahudileri kapsıyor mu kapsamıyor mu, siz karar verin..
    Nasıl bir kelime oyunu ve Dinlerarası diyalog oyunu ile karşı karşıya kaldığınızı görün.

    Bu Ayet-i Celilelerin ışığı altında şu laf kalabalığına ve Dinlerarası Diyalog havariliğine bir defa daha göz atalım.

    “Kuranı Kerimde hristiyan ve yahudiler hakkında kullanılan ifadelerin çok sert olduğu söylenir.Geçmiş dönemlerde bazı hristiyan ve yahudilerin apaçık gerçek karşısında gösterdikleri inat ayak diretme ve düşmanlığı ifade için kuranın kullandığı üslup her zamanki hristiyan ve yahudiler için de kullanılacak diye bir şart ve mecburiyet olamaz.Bu tür ayetlerde sübutu katiyye arandığı gibi delaleti katiyye de aranmalıdır.Yani bu ayetlerin kuran ayetleri olduğu kesindir.Fakat o ayetlerin ilk günden bu yana bütün hristiyan ve yahudileri içine aldığı kesin değildir.”

    Bu düşünce tarzı, ilme, imana, mantığa aykırı olduğu gibi, insanları, laf kalabalıklığı , edebi gevezelik ve de bu konuda ihtisas sahibi olmayanların anlayamayağı ilmi tabirleri kullanarak aldatmak görünümü arz ediyor.
    Esteğfirullah el aziym..Ya Rabbi ! Sen bizi , muhafaza buyur. Amiiin..

    4- “Kanatime göre hadiseleri kendi tarihsellikleri içinde ele almalı, yani her hadiseyi kendi şartları ve konumu içinde değerlendirmeli ..”

    Yani Türkçesi, bu Ayet-i Celileler tarihseldir. Ne demek ? Yani, bu ayet-i Celilelerin hükmü , Ayetin indiği zamanı kapsar. Bu günü kapsayacak diye bir mecburiyyet olamaz.
    Siz de böyle mi düşünüyorsunuz ? “Allahu Teala indinde Tek Din İslam’dır.” Ayet-i Celilesinin gereğini yerine getirmeyelim mi ? Bugün için bu bir mecburiyyet değil mi dir ? Ne dersiniz ?

    5-“Ve bu günkü davranışlarımızda da, bu günkü tavırları esas almalıyız."
    Bu gün ,Ehl-i Kitabın bize karşı olan tavrı ile , Rasulullah Aleyhisselam’ın Devr-i Saadetlerinde olan tavırları arasında bir fark mı var ?
    Rasulullah Aleyhisselam, Ehl-i Kitab’ı İslam’a davet etti, bütün hayatı Bu Din-i Mubiyni tebliğ etmekle geçti. Onlara sizin dininiz de Haktır, doğrudur demedi..İslamdan başka hiç bir inancın kurtuluş olmadığını hikmetle , güzel öğütle , anlattı, anlattı, anlattı...
    Bu gün değişen ne ?

    Ehl-i Kitap İslam’ı kabul etti de bizim haberimiz mi yok ?

    Eğer denilirse ki, bu ifadeler sizin düşündüğünüz anlamları ifade etmiyor.

    Deriz ki, itikad konuları oyun ve eğlence değildir. Bu konularda her isteyen istediği gibi konuşamaz, ahkam kesemez, kelime oyunları ile ,ilmi terminolojiler kullanarak insanların itikadını bozamaz.. İtikada aykırı en küçük bir kelime bile insanı , İslam Dairesinin dışına çıkarır. Yazılan bir şeyin , inançlı insanlar üzerinde nasıl etki edebileceğini, onların itikadlarını menfi yönde nasıl etkileyeceğini düşünmeden yazılan her şey , niyyet ne olursa olsun ,masumiyyetini kaybeder. Çünkü sonuçta , ebedi cehenneme sebebiyyet vermek var..

    Bizim hepimizin ibadet ve kulluğumuzda sayısız noksanlıklar vardır amma itikadımız düzgün ve sağlam olduktan sonra bunların telafisi her zaman mümkün olabilir.
    Amma itikadda, İslam Akaidine aykırı en küçük bir bozukluk dahi , imanın yok olmasına. ebedi cehenneme gitmeye sebep olabilir.. Onun için uyanık olalım..Cehennem kapılarına bizi sürkleyebilecek çok küçük dahi olsa itkadi hatalara düşmekten ve düşürülmekten son derece korkalım, itikadımızı, inancımızı, Büyük İslam Alimleri’nin, eserlerinden öğrenelim..Aktüalitenin yönlendirmesine göre, kendimize bir yeni bir din oluşturmayalım.
    Ve ayrıca , yabancı ve yerli kaynaklarda yaptığımız uzun araştırmalar ve incelemeler sonucu şu kanaate verdık ki;



    “Dinlerarası Diyalog” fikrinin mimarları ve hizmetçileri, bütün eserlerinde aynı uslubu kullanıyor, ağdalı ve elastiki çok manalara çekilebilecek cümleler serd ediyorlar ve İslam’ın Tek Hak Din olduğu hükmünü yumuşatarak , İslam’ı Hristiyanlık ve Yahudilikle eşdeğer hale sokup, İbrahimi Dinler, Üç Büyük Din, Dinlerin Kardeşliği fikirlerini işleyerek, Alem-i İslam’da, İslam dışı inançların yayılmasına olan tepkiyi azaltmak veya tamamı ile yok etmek ve kendi İnançlarının yayılmasının önündeki fikri engelleri ortadan kaldırarak, boş bir fikri saha yakalayıp, amaçlarını gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Halbuki onların amaçları bellidir. O da, Evangilizasyon’u yeryüzünde hakim kılmaktır.”


  2. 21.Ekim.2016, 21:02
    13
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    reklam


    Şimdi bu mübarek Ayet-i Celilelerden bazılarına bir göz atalım.

    Bismillahirrahmanirrahiym;

    “Deki ! Biz ,Allah’a (cc) ve bize indirilene (Kur’an’a ) iman ettik.İbrahim’e , İsmail’e, İshak’a , Yakub’a ve oğullarına indirilene de , Musa’ya(as) ve diğer peygamberlere Rablerinden verilenlere de inandık. Onların hiçbirinin arasında fark gözetmeyiz. Biz, O Allah’a (cc), boyun eğen müslümanlarız.

    Her kim İslam’dan başka bir din ararsa bilsin ki o din ,kendisinden asla kabul edilmeyecektir.Ahirettte de o kimse zarar çekenlerden olacaktır. Kendilerine apaçık deliller gelmişken ve Peygamberin hak olduğuna şahadet etmişlerken imanlarının arkasından küfre sapan bir kavmi , Allah (cc) nasıl hidayete erdirir ?

    Allah (cc), zalimler gürühuna hidayet vermez. Bu gibilerin cezası , Allah’ın(cc) , meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerine olmaktır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Kendilerinden azab hafifletilmeyecek , mühlet de verilmeyecektir. Ancak bundan sonra tevbe edip hallerini düzeltenler başka. Zira Allah çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.”
    (Ali imran- 84,85,86,87,88,89)

    “Allah’ı(cc) ve Peygamberlerini (as) inkar ederek kafir olan , bir de, Allah (cc) ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyen (Bunlardan kimine inanırız, kimini inkar ederiz diyen) ve böylece arada bir yol tutmaya yeltenen kimseler yok mu? İşte onlar gerçek kafirlerin ta kendileridir. Biz de kafirler için aşağılayıcı bir azab hazırlamışızdır”
    (Nisa –150,151)

    “Bir de ‘Yahudi ve Hristiyan olun ki hidayet bulasınız ‘dediler. Sen de deki, ‘hayır biz hak yol üzere bulunan İbrahim(as) dinindeyiz.O hiçbir zaman müşriklerden olmadı.’ Ey müminler! Siz şöyle deyin. ‘Biz Allah’a (cc), bize indirilene, İbrahim’e(as), İsmail’e(as) , İshak’a(as) ve Yakub’a (as) ve Yakub’un(as) torunlarına indirilenlere , Musa(as) ve İsa’ya(as) verilen kitaplara ve bütün peygamberlere(as) Rableri tarafından verilene iman ettik. Onların hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.‘ Şayet sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse muhakkak doğru yolu bulurlar.”
    (Bakara-135,136,137)

    “Ehli kitaptan ve müşriklerden küfredenler, kendilerine açık bir hüccet (peygamber) gelinceye kadar (bulundukları dinden ) ayrılacak değillerdi. Bu hüccet, Allah’tan (cc) bir peygamberdir ki tertemiz birtakım sahifeler okur. O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır.Böyle iken ehli kitaptan olanlar ancak kendilerine o hüccet geldikten sonra tefrikaya düştüler.Hiç şüphe yok ki ehli kitaptan küfredenlerle müşrikler ebedi kalmak üzere cehennemde olacaklardır.İşte bütün mahlukatın en kötüsü bunlardır.Hiç şüphe yok ki iman edip yararlı işler görenler de bütün mahlukatın en hayırlısıdır.”
    (Beyyine -1,2,3,4,7)

    “Ey Ehli kitap! Bilip dururken niçin Hakkı batıla karıştırıyor ve Hakkı gizliyorsunuz”
    (Ali İmran-71)
    “Meryem oğlu İsa (as) da ‘ey İsrail oğulları ! ben size Allah’ın (cc) elçisiyim.Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı, ve benden sonra gelecek Ahmed (as) adında bir peygamberi müjdeleyici olarak geldim ‘ demişti. Fakat İsa’nın (as) müjdelediği elçi apaçık delillerle gelince ‘Bu apaçık bir büyüdür ‘ dediler.”
    (Saf –6)

    “Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları ,o elçiye , O ümmi Peygambere(as) uyarlar. O’na(as) İnanan, O’nu (as) destekleyerek saygı gösteren, O’na (as) yardım eden ve onunla beraber indirilen Nura uyanlar..İşte kurtuluşa erenler bunlardır.”
    (Araf –157)

    “Ey kitab ehli! Elçilerimizin arası kesildiği ve bir boşluk meydana geldiği sırada size, Elçimiz (Muhammed(as)) geldi. Ve gerçekleri açıklıyor ki yarın kıyamette ‘ bize ne bir müjdeci ve ne de uyarıcı gelmedi’ demeyesiniz.’İşte gerçekten size cennet müjdecisi ve cehennem habercisi gelmiştir. Allah her şeye kadirdir.”
    (Maide –19)

    “Ey kitap Ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde niçin inananları Allah (cc) yolundan çevirmeye çalışıyorsunuz “
    (Ali İmran –99)

    “Yoksa siz, ‘ibrahim(as), İsmail(as) , Yakup(as) ve torunları Yahudi veya Hristiyan dılar mı diyorsunuz. Siz mi daha iyi bileceksiniz yoksa Allah mı? (cc) ‘diye sor”
    (Bakara- 140)

    “İbrahim(as) ne yahudi idi ne hristiyan. Lakin o dosdoğru müslümandı. O müşriklerden değildi. Gerçekten İbrahim’e(as), insanların en yakını , zamanında ona tabi olanlarla şu peygamber ve ona iman edenlerdir. Allah (cc), müminlerin yardımcısıdır. Ehli kitaptan bir taife sizi şaşırtmayı diledi. Ama onlar ancak kendilerini şaşırtırlar da farkında bile olamazlar. Ey ehli kitap (İncil ve Tevrat’ta Peygamberin(as) vasfını ) görüp dururken niçin Allah’ın (cc) ayetlerine küfredersiniz.”
    (Ali İmran- 67,68,69,70)

    “Dinlerine tabi olmadıkça senden ne Yahudi ne de Hristiyanlar asla razı olmazlar.De ki ‘ gerçek yol ancak Allahın yoludur.’ ”
    (Bakara –120)
    “Onlar ki ellerindeki Tevrat ve İncil’de (ismini) yazılı buldukları O Ümmi Peygambere(as) , O Resul’e (as) tabi olurlar, O (peygamber) (as) ,kendilerine iyiliği emreder, fenalıkları yasaklar, onlara temiz şeyleri helal, murdar olanları haram kılar. Sırtlarından ağır yüklerini ve bağlı zincirlerini indirir, atar. İşte ona iman edenler ona tazimde bulunanlar, kendisine yardım edenler,ve onunla indirilen nura tabi olanlar yok mu? Murada erenler bunlardır. De ki ‘ey insanlar ! Ben sizin hepinize gönderilmiş Allah’ın (cc) bir peygamberiyim.O Allah ki (cc) göklerle yerin mülkü onundur.Ondan başka hiçbir ilah yoktur.Hem diriltir.hem öldürür. Onun için gelin Allah’a (cc) ve O’nun Ümmi Nebisi olan Resülüne (as) iman edin. O (as), Allah’a (cc) ve O’nun kelimelerine iman getirendir. O’na(as), tabi olun ki hidayete eresiniz.”
    (Araf -157,158)
    “Şüphesiz ki ehli kitaptan Allah’a (cc), size indirilene (Kurana) ve kendilerine indirilene (Tevrat ve İncil’e ) iman edenler vardır.Onlar Allah’a(cc) boyun eğerler.Onun ayetlerini birkaç paraya satmazlar.İşte bunların Rableri katında mükafatları vardır.”
    (Ali İmran- 199)

    “Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler Peygamberi(as) kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler.Kendilerine yazık edenler var ya işte onlar iman etmezler.”
    (Enam- 20)

    “Ey önceki ( peygamberlere ve kitaplara ) iman edenler. Allah’tan (cc) korkun. Ve Resulüne(as) iman edin ki sizlere rahmetinden iki nasib versin ve size bir nur bahş eylesin ki onunla yürüyesiniz hem de sizi mağfiret buyursun.”
    (Hadid-28)

    “Ey ehli kitap! (İncil ve Tevrat’ta) Peygamberin(as) vasfını görüp dururken niçin Allah’ın(cc) ayetlerini inkar ediyorsunuz.”
    (Ali İmran –70)

    “Eğer ehli kitap iman edip Allah’tan(cc) korksalardı kendilerini naim cennetlerine koyardık” (Maide –65)

    “Kendilerine kitap verdiklerimiz , O’nu (Muhammed (as)) , oğullarını tanıdıkları giibi tanırlar. Böyle iken onlardan bir fırka bile bile hakkı gizlerler.”
    (Bakara –146)

    “Ehli kitaptan birçokları sizi , imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Kendilerine Hak zahir olduktan sonra bunu içlerindeki hasedden dolayı yaparlar”
    (Bakara –109)

    “De ki ey ehli kitap ! niçin İman edenleri Allah’ın (cc) yolundan çeviriyorsunuz. Görüp durduğunuz halde niçin Onun eğriliğini istiyorsunuz. Ama Allah(cc) yaptıklarınızdan gafil değildir.”
    (Ali İmran -99)

    “Ey iman edenler eğer siz ehli kitaptan bir fırkaya uyarsanız , sizi imanınızdan sonra çevirip kafir yaparlar”
    (Ali İmran –100)

    “Ne ehli kitabdan olan kafir ne, de müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini istemez ”
    (Bakara –105)

    Resulullah (as) bir asra, bir beldeye, bir kavme değil , bütün insanlara gönderilmiştir. “Nitekim size içinizden bir peygamber gönderdik. O as), size ayetlerimizi okuyor. Sizi şirkten temizliyor. Size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor” (Bakara –151)
    “Şüphe yok ki biz seni müjdeci ve bir azab habercisi olarak Hak (Kur’an ) ile gönderdik. Sen cehennemliklerden mesul değilsin”
    (Bakara –119)

    “Her kim Allah’a (cc), meleklerine , peygamberlerine , Cebraile, ve Mikaile düşman olursa bilsin ki Allah bütün kafirlerin düşmanıdır.”
    (Bakara –98)

    “Ey habibim! Biz seni bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı Peygamber olarak gönderdik. Lakin insanların çoğu bilmezler”
    (Sebe –28)

    “Ey İnsanlar ! Size Rabbinizden bir burhan ( Hz. Muhammed (as)) geldi ve size apaçık bir nur (Kuran) indirdik”
    (Nisa –174)

    “Ya Muhammed ! de ki ‘Ey İnsanlar ! Doğrusu ben, Allah’ın (cc) hepiniz için gönderdiği peygamberiyim”
    (Araf –158)

    “Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler açıktan açığa Allah’ın(cc) ayetlerini inkar ediyorlar.”
    (Enam- 33)

    “Şüphesiz sen apaçık bir hak üzeresin”
    (Neml -79)

    “Ve biz seni ancak alemlere rahmet olarak göndermişizdir.”
    (Enbiya-107)

    “O , hevadan söylemiyor. Söylediği şey bildirilen bir vahiyden başka bir şey değildir.”
    (Necm 3,4)

    “Habibim biz dileseydik her beldeye bir uyarıcı gönderirdik ( Yani seni bütün beldelere gönderdik)
    (Furkan- 51)









    3-“Bu tür ayetlerde sübutu katiyye arandığı gibi delaleti katiyye de aranmalıdır.Yani bu ayetlerin kuran ayetleri olduğu kesindir. Fakat o ayetlerin ilk günden bu yana bütün hristiyan ve yahudileri içine aldığı kesin değildir”

    Buyurun...Sübutu katiyye ve delaleti katiyye gibi İslam Fıkıh Usulüne ait İlmi İstilahlar kullanılarak burada da , ehli olmayanların anlayamayacağı bir uslubla sapık bir fikri meşrulaştırma cabası gözden kaçmıyor.Yani deniyor ki, bu Ayet-i Celilelerin emir buyurdukları hükümler, bu ayetlerin nazil olduğu andan bu güne kadar geçen zaman dilimi içerisinde , yaşayan bütün Hristiyan ve Yahudiler için geçerli değildir. Hepsi bu Ayet-i Celilelerin kapsamına girmez.

    Subhanellah...Nasıl bir kelime ve mantık oyunu bu ?

    Bu Ayet-i Celilelerin önemli bir kısmını yukarıda verdik. Aklı olan , azıcık mantıklı düşünen bir insan şunu itiraf eder ki , bu Ayet-i Celilelerin kapsamına girmemek için , kişinin , Hristiyanlığı veya Yahudiliği bırakıp , Müslüman olması lazım...Çünkü bu Ayet-i Celileler, öncelikle , onları İslam’a çağırıyor, İslam’a girmedikleri takdirde onları azab-ı elim ile tehdit ediyor. O halde bütün Yahudiler ve Hristiyanlar istisnasız bu davet ve tebliğ ve bu azab ve ikab tehdidi kapsamındadır, eğer Müslüman olmamışlarsa...Müşrik olmayı bırakıp Müslüman olmuşlarsa , zaten mesele yok...Ayet-i Celilelerin Emr-i Şerifi yerine gelmiş demektir. Artık onlar bu Ayet-i Celilelerin hükmünün kapsamı dışındadır. Mü’min olmuşlardır. Yok eğer , Hristiyan veya Yahudi olmaya devam ediyorlarsa , kendi hal ve tavırlarına göre , bu Ayet-i Celilelerin hükmü onlar için geçerlidir, ta kıyamete kadar...

    Zaten bu sebepte dolayı, Papalık Dinler arası Diyalog Kurulu Başkanı Kardinal Tauran, “Kuran-ı Kerim var oldukça, Müslümanlarla diyalog zor” diyerek “Kuran-ı Kerim’i dinler arası diyalog’a engel görmüş, İslamiyet’in Kuran-ı Kerim’i Allah’ın Kelamı olarak kabul ettiğini, bu yüzden Kuran üzerinde derinlemesine tartışma yapılamadığından yakınmıştır.”
    Kardinalin bu fikri gerçeği yansıtmaktadır.

    Çünkü Kur’an-ı Kerimin her Ayet-i Celilesi tevhid inancını emretmektedir. Onlarda ise teslis inancı vardır. Bu iki inancın aynı masaya oturması , herbirinin diğerinden birşeyler alıp kendi bünyesine katması , her iki inancın birleştirilerek bir orta yol bulunması , Hristo-Müslim gibi bir acube inancın oluşması, diyalogdan amaçlanan hedefin gerçekleşmesi hiç ama hiç mümkün değildir.

    Yukarıdaki Ayet-i Celileler , ayetin indiği günden bu güne bu günden kıyamet gününe kadar bütün Hristiyan ve Yahudileri kapsıyor mu kapsamıyor mu, siz karar verin..
    Nasıl bir kelime oyunu ve Dinlerarası diyalog oyunu ile karşı karşıya kaldığınızı görün.

    Bu Ayet-i Celilelerin ışığı altında şu laf kalabalığına ve Dinlerarası Diyalog havariliğine bir defa daha göz atalım.

    “Kuranı Kerimde hristiyan ve yahudiler hakkında kullanılan ifadelerin çok sert olduğu söylenir.Geçmiş dönemlerde bazı hristiyan ve yahudilerin apaçık gerçek karşısında gösterdikleri inat ayak diretme ve düşmanlığı ifade için kuranın kullandığı üslup her zamanki hristiyan ve yahudiler için de kullanılacak diye bir şart ve mecburiyet olamaz.Bu tür ayetlerde sübutu katiyye arandığı gibi delaleti katiyye de aranmalıdır.Yani bu ayetlerin kuran ayetleri olduğu kesindir.Fakat o ayetlerin ilk günden bu yana bütün hristiyan ve yahudileri içine aldığı kesin değildir.”

    Bu düşünce tarzı, ilme, imana, mantığa aykırı olduğu gibi, insanları, laf kalabalıklığı , edebi gevezelik ve de bu konuda ihtisas sahibi olmayanların anlayamayağı ilmi tabirleri kullanarak aldatmak görünümü arz ediyor.
    Esteğfirullah el aziym..Ya Rabbi ! Sen bizi , muhafaza buyur. Amiiin..

    4- “Kanatime göre hadiseleri kendi tarihsellikleri içinde ele almalı, yani her hadiseyi kendi şartları ve konumu içinde değerlendirmeli ..”

    Yani Türkçesi, bu Ayet-i Celileler tarihseldir. Ne demek ? Yani, bu ayet-i Celilelerin hükmü , Ayetin indiği zamanı kapsar. Bu günü kapsayacak diye bir mecburiyyet olamaz.
    Siz de böyle mi düşünüyorsunuz ? “Allahu Teala indinde Tek Din İslam’dır.” Ayet-i Celilesinin gereğini yerine getirmeyelim mi ? Bugün için bu bir mecburiyyet değil mi dir ? Ne dersiniz ?

    5-“Ve bu günkü davranışlarımızda da, bu günkü tavırları esas almalıyız."
    Bu gün ,Ehl-i Kitabın bize karşı olan tavrı ile , Rasulullah Aleyhisselam’ın Devr-i Saadetlerinde olan tavırları arasında bir fark mı var ?
    Rasulullah Aleyhisselam, Ehl-i Kitab’ı İslam’a davet etti, bütün hayatı Bu Din-i Mubiyni tebliğ etmekle geçti. Onlara sizin dininiz de Haktır, doğrudur demedi..İslamdan başka hiç bir inancın kurtuluş olmadığını hikmetle , güzel öğütle , anlattı, anlattı, anlattı...
    Bu gün değişen ne ?

    Ehl-i Kitap İslam’ı kabul etti de bizim haberimiz mi yok ?

    Eğer denilirse ki, bu ifadeler sizin düşündüğünüz anlamları ifade etmiyor.

    Deriz ki, itikad konuları oyun ve eğlence değildir. Bu konularda her isteyen istediği gibi konuşamaz, ahkam kesemez, kelime oyunları ile ,ilmi terminolojiler kullanarak insanların itikadını bozamaz.. İtikada aykırı en küçük bir kelime bile insanı , İslam Dairesinin dışına çıkarır. Yazılan bir şeyin , inançlı insanlar üzerinde nasıl etki edebileceğini, onların itikadlarını menfi yönde nasıl etkileyeceğini düşünmeden yazılan her şey , niyyet ne olursa olsun ,masumiyyetini kaybeder. Çünkü sonuçta , ebedi cehenneme sebebiyyet vermek var..

    Bizim hepimizin ibadet ve kulluğumuzda sayısız noksanlıklar vardır amma itikadımız düzgün ve sağlam olduktan sonra bunların telafisi her zaman mümkün olabilir.
    Amma itikadda, İslam Akaidine aykırı en küçük bir bozukluk dahi , imanın yok olmasına. ebedi cehenneme gitmeye sebep olabilir.. Onun için uyanık olalım..Cehennem kapılarına bizi sürkleyebilecek çok küçük dahi olsa itkadi hatalara düşmekten ve düşürülmekten son derece korkalım, itikadımızı, inancımızı, Büyük İslam Alimleri’nin, eserlerinden öğrenelim..Aktüalitenin yönlendirmesine göre, kendimize bir yeni bir din oluşturmayalım.
    Ve ayrıca , yabancı ve yerli kaynaklarda yaptığımız uzun araştırmalar ve incelemeler sonucu şu kanaate verdık ki;



    “Dinlerarası Diyalog” fikrinin mimarları ve hizmetçileri, bütün eserlerinde aynı uslubu kullanıyor, ağdalı ve elastiki çok manalara çekilebilecek cümleler serd ediyorlar ve İslam’ın Tek Hak Din olduğu hükmünü yumuşatarak , İslam’ı Hristiyanlık ve Yahudilikle eşdeğer hale sokup, İbrahimi Dinler, Üç Büyük Din, Dinlerin Kardeşliği fikirlerini işleyerek, Alem-i İslam’da, İslam dışı inançların yayılmasına olan tepkiyi azaltmak veya tamamı ile yok etmek ve kendi İnançlarının yayılmasının önündeki fikri engelleri ortadan kaldırarak, boş bir fikri saha yakalayıp, amaçlarını gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Halbuki onların amaçları bellidir. O da, Evangilizasyon’u yeryüzünde hakim kılmaktır.”


  3. 21.Ekim.2016, 21:03
    14
    Misafir

    Yorum: İnneddîne ındallâhil islam Allah katında din islamdır

    reklam


    Yine şu mübarek ayet-i celilelere nazar edelim.

    “Hiç şüphe yok ki Kur’an’ı biz indirdik . Ve muhakkak onu biz koruyacağız.”
    (Hicr- 9)

    “Eğer Kulumuza (Muhammede(as))indirdiğimiz Kur’an’dan şüphe ediyorsanız, siz de Onun benzeri bir sure getirin.! Allah’tan (cc) başka şahitlerinizi de getirin!Eğer samimi iseniz.Bunu yapamazsınız ki asla yapamayacaksınız. O halde kafirler için hazırlanan ve yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının.!”
    (Bakara-23-24)

    “Meryem oğlu İsa (as) da ‘ey İsrail oğulları ! ben size Allah’ın (cc) elçisiyim.Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı, ve benden sonra gelecek Ahmed (as) adında bir peygamberi müjdeleyici olarak geldim ‘ demişti. Fakat İsa’nın (as) müjdelediği elçi apaçık delillerle gelince ‘Bu apaçık bir büyüdür ‘ dediler.”
    (Saf –6)

    “De ki ‘ Eğer Allah’ı (cc) seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah(cc) da sizi sevsin “
    (Ali İmran-31)

    “Ve biz seni başka değil ancak Alemlere Rahmet olarak göndermişizdir”
    (Enbiya-107)

    “Kur’an bütün alemler için uyarıcı bir zikirdir. “
    (Kalem 52)

    “Şüphesiz Allah (cc) ve Melekleri , O Nebi Muhammed’e (sas), salat ve selam ederler. Ey iman edenler! O halde siz de , O’na, salat ve selam ediniz !”
    (Ahzab-56)

    “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım, size din olarak İslam’a razı oldum”
    (Maide -3)

    “Her kim İslam’dan başka bir din ararsa bilsin ki O din kendisinden asla kabul edilmeyecektir.Ahirette de o kimse zarar çekenlerden olacaktır.“
    (Ali İmran-85)

    “O (cc) , Odur ki Peygamberini hidayet ve Hak dinle gönderdi. Ta ki O’nu bütün dinlere üstün kılsın”.
    (Fetih- 28)

    “ Ve biz seni başka değil ancak Alemlere Rahmet olarak göndermişizdir”
    (Enbiya- 107)

    “Sana Kur’an’ı indirdik. Ta ki insanlara kendilerine indirilen emri ve nehyi anlatasın ve ta ki tefekkür etsinler.”
    (Nahl–44)

    "Dinini her dinin üstüne çıkarmak için peygamberini hidayet ve Hak Din’le gönderen odur.İsterse müşrikler hoşlanmasınlar."
    (Saf-9)

    "Ey iman edenler! Düşmanlarımı ve düşmanlarınızı dostlar edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz.Halbuki onlar Haktan size geleni (Kur’an’ı) inkar ettiler."
    (Mümtehine-1)
    “Şüphesiz ki Allahü Teala indinde hak din İslam dinidir.Kendilerine kitap verilenler ancak hakikatı bildikten sonra , hased ve ihtirasları yüzünden ihtilafa düştüler.Kim Allah’ın (cc) ayetlerine küfrederse şüphe yok ki Allahü Teala tez hesap görücüdür.”
    (Ali İmran –19)

    “Ey iman edenler Allahü Teala’ya Resulü Muhammed Aleyhisalam’a, O’na indirdiği Kur’an’a ve ondan önce inzal ettiği kitaplara imanınızda sabit ve daim olun. Her kim Allahu Teala’ya, Meleklerine,Kitaplarına , Peygamberlerine, Ahiret gününe,( veya bunlardan birine) inanmazsa Hak’tan uzak bir sapıklıkla sapmış gitmiştir”.
    (Nisa-136)

    "Rabbinin yoluna,hikmetle ve güzel öğütle davet et! Onlarla en güzel şekilde mücadele yap!" (Nahl- 125)

    " Ya Muhammed (as)! Din hususunda Yahudiler ve Nasara seninle mücadele ederlerse de ki, " Ben bana tabi olanlarla birlikte kendimi Allah’a (cc) teslim etmişimdir.Ya Muhammed (as)! , Kitap verilenlere ve Arabın müşriklerine de ki, " Siz İslam’ı kabul ettiniz mi?" Eğer tevhidde ve Muhammed (as) 'ı tasdikte ihlas ederlerse , dalaletten çıkmış, hidayete ermişlerdir.Eğer İslam’dan yüz çevirirlerse sana vacib olan, ancak risaleti tebliğdir.Allahü Teala , kullarının tasdik ve tekzibini görücüdür."
    (Ali İmran -20)


    Şimdi de, Rasulullah Aleyhisselam’ın İslam’a davet mektuplarına göz atalım.
    Ve bakalım ki , dinlerarası diyalog çağrısı mı yapıyor.!

    Resulullah (As), Bizans İmparatoru Heraklius'a gönderdiği mektupta ,

    " Seni tam bir İslam daveti ile İslam’a çağırıyorum. İslam’a gir, sonunda emniyet ve selamet içinde olursun.Ve Allah(cc) sana iki defa sevap verecektir. Şayet bundan kaçınacak olursan emrinin altındakilerin günahı da senin üzerinde toplanacaktır.",


    Yemen 'de Hemdan Kabilesine gönderdiği mektupta,
    " Sizler Allah’tan (cc) başka ilah olmadığına , Muhammed’in (as) Allah’ın (cc) elçisi olduğuna şehadet ettiniz,namazı kıldınız, zekatı eda ettiniz mi Allah(cc) ve Resulü’nün (as) üzerinizde garantisi vardır.”

    İran Kisrası’na gönderdiği mektupta,
    "Ben kim olursa olsun ,can taşıyan herkese belli bir tehlikeyi haber verip bunları uyandırmak ve inanmayanlar üzerinde Allah’ın (cc) sözünü gerçekleştirmek için istisnasız bütün insanlara gönderilmiş bir Allah Resuluyüm. O halde sen İslam’a gir ! Sonunda emniyet ve selamet içinde olursun."

    Mısır kralı Mukavkıs’a gönderdiği mektupta,
    "Seni tam bir İslam daveti ile İslam’a çağırıyorum. İslam’a gir, sonunda emniyet ve selamet içinde olursun."

    buyurmuştur.

    Rasulullah Efendimiz’in şu mübarek cümlesi , bu makalenin başından beri anlatmak istediğimiz şey için yeterli bir delildir.

    “Seni tam bir İslam daveti ile İslam’a çağırıyorum. İslam’a gir, sonunda emniyet ve selamet içinde olursun.”

    Bizim vazifemiz bu tebliği, bütün insanlara ulaştırmaktır. Yoksa hidayet verecek olan sadece ve sadece Allahu Sübhanehu ve Teala’dır. Biz şimdi bu tebliği bırakıp da , İslam’a girmeniz şart değil, siz de Kurtulmuşlardansınız, siz de cennete gireceksiniz dersek, Rasulullah Efendimiz’e, Kur’an-ı Kerim’e ters düşmez miyiz ?
    Sonra, bizim böyle bir tavır içinde bulunmamız, herşeyden önce müslüman olmayan o arkadaşımıza karşı bir insafsızlık bir acımasızlıktır. O ateşler içinde yanıyor, sen onu o ateşten kurtaracak tebliği yapmıyorsun, onu ikaz etmiyorsun..ve sanki ona şöyle diyorsun... ”Ateşte yanmak ne güzel, yanmana devam et !”
    Sen, onun iki cihanda da ateş içinde kalmasına göz yumuyorsun..Onu kurtarmak için bir gayretin yok, bir caban yok.. Arkadaşlık, dostluk böyle mi olur ? Belki Cenab-ı Hak, bizim lisanımızdan , O’na hidayet verecek, biz de o da bahtiyar olacağız. Amma senin dinin de haktır , sen de kurtulmuşsun, sen de cennetliksin dersen , onu da mahvettin kendini de...İki dünyanız da berbat oldu....hafezanallah

    49
    Papalık Dinler arası Diyalog Kurulu Başkanı Kardinal Tauran, “Kuran –ı Kerim var oldukça,
    Müslümanlarla diyalog zor, İslamiyet Kuran – ı Kerim’i Allah’ın Kelamı olarak
    Kabul ettiği için Kuran üzerinde derinlemesine tartışma yapılamıyor, Kuran olduğu sürece diyalog olmaz” dedi.

    Teşekkürler Sayın Kardinal Tauran.. Biz de 20 yıldır bunu anlatmaya çalışıyoruz, anlatamıyoruz. Neyse ki şimdi anlaşıldı…Çok şükür..Diyanet İşleri Başkanımız da aynı şeyi ifade ettiler.


  4. 21.Ekim.2016, 21:03
    14
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    reklam


    Yine şu mübarek ayet-i celilelere nazar edelim.

    “Hiç şüphe yok ki Kur’an’ı biz indirdik . Ve muhakkak onu biz koruyacağız.”
    (Hicr- 9)

    “Eğer Kulumuza (Muhammede(as))indirdiğimiz Kur’an’dan şüphe ediyorsanız, siz de Onun benzeri bir sure getirin.! Allah’tan (cc) başka şahitlerinizi de getirin!Eğer samimi iseniz.Bunu yapamazsınız ki asla yapamayacaksınız. O halde kafirler için hazırlanan ve yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının.!”
    (Bakara-23-24)

    “Meryem oğlu İsa (as) da ‘ey İsrail oğulları ! ben size Allah’ın (cc) elçisiyim.Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı, ve benden sonra gelecek Ahmed (as) adında bir peygamberi müjdeleyici olarak geldim ‘ demişti. Fakat İsa’nın (as) müjdelediği elçi apaçık delillerle gelince ‘Bu apaçık bir büyüdür ‘ dediler.”
    (Saf –6)

    “De ki ‘ Eğer Allah’ı (cc) seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah(cc) da sizi sevsin “
    (Ali İmran-31)

    “Ve biz seni başka değil ancak Alemlere Rahmet olarak göndermişizdir”
    (Enbiya-107)

    “Kur’an bütün alemler için uyarıcı bir zikirdir. “
    (Kalem 52)

    “Şüphesiz Allah (cc) ve Melekleri , O Nebi Muhammed’e (sas), salat ve selam ederler. Ey iman edenler! O halde siz de , O’na, salat ve selam ediniz !”
    (Ahzab-56)

    “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım, size din olarak İslam’a razı oldum”
    (Maide -3)

    “Her kim İslam’dan başka bir din ararsa bilsin ki O din kendisinden asla kabul edilmeyecektir.Ahirette de o kimse zarar çekenlerden olacaktır.“
    (Ali İmran-85)

    “O (cc) , Odur ki Peygamberini hidayet ve Hak dinle gönderdi. Ta ki O’nu bütün dinlere üstün kılsın”.
    (Fetih- 28)

    “ Ve biz seni başka değil ancak Alemlere Rahmet olarak göndermişizdir”
    (Enbiya- 107)

    “Sana Kur’an’ı indirdik. Ta ki insanlara kendilerine indirilen emri ve nehyi anlatasın ve ta ki tefekkür etsinler.”
    (Nahl–44)

    "Dinini her dinin üstüne çıkarmak için peygamberini hidayet ve Hak Din’le gönderen odur.İsterse müşrikler hoşlanmasınlar."
    (Saf-9)

    "Ey iman edenler! Düşmanlarımı ve düşmanlarınızı dostlar edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz.Halbuki onlar Haktan size geleni (Kur’an’ı) inkar ettiler."
    (Mümtehine-1)
    “Şüphesiz ki Allahü Teala indinde hak din İslam dinidir.Kendilerine kitap verilenler ancak hakikatı bildikten sonra , hased ve ihtirasları yüzünden ihtilafa düştüler.Kim Allah’ın (cc) ayetlerine küfrederse şüphe yok ki Allahü Teala tez hesap görücüdür.”
    (Ali İmran –19)

    “Ey iman edenler Allahü Teala’ya Resulü Muhammed Aleyhisalam’a, O’na indirdiği Kur’an’a ve ondan önce inzal ettiği kitaplara imanınızda sabit ve daim olun. Her kim Allahu Teala’ya, Meleklerine,Kitaplarına , Peygamberlerine, Ahiret gününe,( veya bunlardan birine) inanmazsa Hak’tan uzak bir sapıklıkla sapmış gitmiştir”.
    (Nisa-136)

    "Rabbinin yoluna,hikmetle ve güzel öğütle davet et! Onlarla en güzel şekilde mücadele yap!" (Nahl- 125)

    " Ya Muhammed (as)! Din hususunda Yahudiler ve Nasara seninle mücadele ederlerse de ki, " Ben bana tabi olanlarla birlikte kendimi Allah’a (cc) teslim etmişimdir.Ya Muhammed (as)! , Kitap verilenlere ve Arabın müşriklerine de ki, " Siz İslam’ı kabul ettiniz mi?" Eğer tevhidde ve Muhammed (as) 'ı tasdikte ihlas ederlerse , dalaletten çıkmış, hidayete ermişlerdir.Eğer İslam’dan yüz çevirirlerse sana vacib olan, ancak risaleti tebliğdir.Allahü Teala , kullarının tasdik ve tekzibini görücüdür."
    (Ali İmran -20)


    Şimdi de, Rasulullah Aleyhisselam’ın İslam’a davet mektuplarına göz atalım.
    Ve bakalım ki , dinlerarası diyalog çağrısı mı yapıyor.!

    Resulullah (As), Bizans İmparatoru Heraklius'a gönderdiği mektupta ,

    " Seni tam bir İslam daveti ile İslam’a çağırıyorum. İslam’a gir, sonunda emniyet ve selamet içinde olursun.Ve Allah(cc) sana iki defa sevap verecektir. Şayet bundan kaçınacak olursan emrinin altındakilerin günahı da senin üzerinde toplanacaktır.",


    Yemen 'de Hemdan Kabilesine gönderdiği mektupta,
    " Sizler Allah’tan (cc) başka ilah olmadığına , Muhammed’in (as) Allah’ın (cc) elçisi olduğuna şehadet ettiniz,namazı kıldınız, zekatı eda ettiniz mi Allah(cc) ve Resulü’nün (as) üzerinizde garantisi vardır.”

    İran Kisrası’na gönderdiği mektupta,
    "Ben kim olursa olsun ,can taşıyan herkese belli bir tehlikeyi haber verip bunları uyandırmak ve inanmayanlar üzerinde Allah’ın (cc) sözünü gerçekleştirmek için istisnasız bütün insanlara gönderilmiş bir Allah Resuluyüm. O halde sen İslam’a gir ! Sonunda emniyet ve selamet içinde olursun."

    Mısır kralı Mukavkıs’a gönderdiği mektupta,
    "Seni tam bir İslam daveti ile İslam’a çağırıyorum. İslam’a gir, sonunda emniyet ve selamet içinde olursun."

    buyurmuştur.

    Rasulullah Efendimiz’in şu mübarek cümlesi , bu makalenin başından beri anlatmak istediğimiz şey için yeterli bir delildir.

    “Seni tam bir İslam daveti ile İslam’a çağırıyorum. İslam’a gir, sonunda emniyet ve selamet içinde olursun.”

    Bizim vazifemiz bu tebliği, bütün insanlara ulaştırmaktır. Yoksa hidayet verecek olan sadece ve sadece Allahu Sübhanehu ve Teala’dır. Biz şimdi bu tebliği bırakıp da , İslam’a girmeniz şart değil, siz de Kurtulmuşlardansınız, siz de cennete gireceksiniz dersek, Rasulullah Efendimiz’e, Kur’an-ı Kerim’e ters düşmez miyiz ?
    Sonra, bizim böyle bir tavır içinde bulunmamız, herşeyden önce müslüman olmayan o arkadaşımıza karşı bir insafsızlık bir acımasızlıktır. O ateşler içinde yanıyor, sen onu o ateşten kurtaracak tebliği yapmıyorsun, onu ikaz etmiyorsun..ve sanki ona şöyle diyorsun... ”Ateşte yanmak ne güzel, yanmana devam et !”
    Sen, onun iki cihanda da ateş içinde kalmasına göz yumuyorsun..Onu kurtarmak için bir gayretin yok, bir caban yok.. Arkadaşlık, dostluk böyle mi olur ? Belki Cenab-ı Hak, bizim lisanımızdan , O’na hidayet verecek, biz de o da bahtiyar olacağız. Amma senin dinin de haktır , sen de kurtulmuşsun, sen de cennetliksin dersen , onu da mahvettin kendini de...İki dünyanız da berbat oldu....hafezanallah

    49
    Papalık Dinler arası Diyalog Kurulu Başkanı Kardinal Tauran, “Kuran –ı Kerim var oldukça,
    Müslümanlarla diyalog zor, İslamiyet Kuran – ı Kerim’i Allah’ın Kelamı olarak
    Kabul ettiği için Kuran üzerinde derinlemesine tartışma yapılamıyor, Kuran olduğu sürece diyalog olmaz” dedi.

    Teşekkürler Sayın Kardinal Tauran.. Biz de 20 yıldır bunu anlatmaya çalışıyoruz, anlatamıyoruz. Neyse ki şimdi anlaşıldı…Çok şükür..Diyanet İşleri Başkanımız da aynı şeyi ifade ettiler.


  5. 21.Ekim.2016, 21:03
    15
    Misafir

    Yorum: İnneddîne ındallâhil islam Allah katında din islamdır

    Üstad Necip Fazıl’ın şu makalesi de fevkalade bir öneme haizdir.

    KOVADİS ?
    Türk Ocağı merkezine Patrik Athenagoras’ı davet eden Hamdullah Suphi Tanrıöver… Başlığının altında “doğruya doğru, eğriye eğri” ölçüsünü taşıyan, fakat hakikatte doğruya eğri, eğriye doğru demekten başka bir şiar taşımayan (Vatan) gazetesinin geçen Pazar günkü sayısında, baş sahifenin başköşesini süslettiği şekilde, sözde memleket münevverlerini Patrik cenaplarının mihrevi etrafında halkalandıktan sonra, aynı (Vatan) gazetesine göre aynen şöyle hareket buyurmuşlardır:

    “Hamdullah Suphi Tanrıöver, bundan sonra, Patrik Athenagoras’ın gösterdiği yakınlıktan bahisle, Türk milletinin dinler ve milletler arasında yakınlık istediğini, Patrikhane’nin Osmanlı İmparatorluğundan da eski bulunduğunu, Bizansın bir yadigârı olduğunu ve aramızda konuşulan eğlencenin yabancı gelmediğini, tek emelin Türkiye topraklarında müşterek bir kültür kurulması olduğunu, her iki milletin tarih bakımından çok eski olduklarını belirtmiş ve büyük mazinin mahfuz kalacağını söyleyerek şöyle devam etmiştir:

    -Kendilerinin işgal ettikleri makam çok büyüktür. İnandıkları ve inandığımız yolda bütün Ortadoks âleminin faaliyette bulunması için, manevi nüfuzları en büyük amil olacaktır!”


    Heeeeey, heeeeey, heeeeey, Müslüman Türk Topluluğu! “Türk Ocağı” gibi bir yaftanın altında veya maskenin arkasında, bu sözler senin yüzüne nasıl söylenebilir? Cedlerinin raşedar şahadet parmakları halinde göklere uzattığı minarelerle çevrili, İslamın Bizansa karşı tarihi zafer beldesinde, bir Hamdullah Suphi Tanrıöver, resmen ve alenen, Patriğin manevi sahabetine nasıl sığınır, Patrikhane’nin Osmanlı İmparatorluğundan eski olduğunu niçin söyler, Bizansın bir yadigarı olduğunu ne yüzle telaffuz eder, aramızda konuşulan eğlencenin yabancı olmadığını, yani ana dilimiz gibi bizden olduğunu ne cesaretle iddia eder ve tek emelinin Türkiye topraklarında müşterek bir kültür kurulması olduğu lafı ile acaba neyi kasdeder?

    Patriklik makamını “çok büyük” sözüyle tazim eden Tanrıövmez, farkında mıdır ki, bu sözleri o da harp ve düşmanlık mevsiminde bulunmak şartı ile, ancak Türk düşmanı bir Yunanlı söyleyebilir?

    Amerika’daki dinler arası kongreye iştirak vesilesi ile patriği tanıyan Hamdullah Suphi, yoksa Patriğin maiyetinde, Peygamber ve Şeriat farkı ihtilafını kaldırıp, sadece Allah’ın varlığı ve birliği üzerine müesses yeni bir din sevdasında mıdır ve bunun için mi eski ve malum Türk Ocakları Reisi cübbesine bürünmeye lüzum görmüştür?

    Bütün maskeleri, bütün nesepleri ve iç yüzleri ile beraber çekip göstermek için, taraflarından tek bir karşılık bekliyoruz!

    Tanrıövmez’in evinde, böyle bir beynelmilelcilik cereyanının ilk kadrosunu çizen toplantının (Vatan) sütunlarında gördüğümüz fotoğrafında, meşhur avdeti Ahmet Emin Yalman’ın da manevi Bizans İmparatoru Haşmetli 1. Athenagoras’ın solunda yer aldığını kaydetmek, davanın renk tonunu belirtmek bakımından faydalıdır!
    Kovadis Tanrıövmez! Hiç olmazsa “Türk Milleti dinler arası yakınlık istiyor!” tarzında bir iftira salahiyetinden ve (Türk Ocağı) oyunundan vazgeç de, git dilersen kendine “Tanrıöver” in eğlence karşılığını ruhanilik ismi olarak seç ve Türklük, Türkçülük iddiasını başkalarına bırak!

    Yunanlılar, asılları kendilerinden olduğu halde, başımızda tuttuğumuz ve temsilciliğine göz yumduğumuz sizin gibi insanlar yüzünden mi yoksa Türk çocuklarını hakir görmeye yeltendiler?


    (Necip Fazıl Kısakürek 27 mayıs 1949 Hücum ve Polemik – Büyük Doğu yayınları, Eylül 1992 baskısı sf:115-117


  6. 21.Ekim.2016, 21:03
    15
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Üstad Necip Fazıl’ın şu makalesi de fevkalade bir öneme haizdir.

    KOVADİS ?
    Türk Ocağı merkezine Patrik Athenagoras’ı davet eden Hamdullah Suphi Tanrıöver… Başlığının altında “doğruya doğru, eğriye eğri” ölçüsünü taşıyan, fakat hakikatte doğruya eğri, eğriye doğru demekten başka bir şiar taşımayan (Vatan) gazetesinin geçen Pazar günkü sayısında, baş sahifenin başköşesini süslettiği şekilde, sözde memleket münevverlerini Patrik cenaplarının mihrevi etrafında halkalandıktan sonra, aynı (Vatan) gazetesine göre aynen şöyle hareket buyurmuşlardır:

    “Hamdullah Suphi Tanrıöver, bundan sonra, Patrik Athenagoras’ın gösterdiği yakınlıktan bahisle, Türk milletinin dinler ve milletler arasında yakınlık istediğini, Patrikhane’nin Osmanlı İmparatorluğundan da eski bulunduğunu, Bizansın bir yadigârı olduğunu ve aramızda konuşulan eğlencenin yabancı gelmediğini, tek emelin Türkiye topraklarında müşterek bir kültür kurulması olduğunu, her iki milletin tarih bakımından çok eski olduklarını belirtmiş ve büyük mazinin mahfuz kalacağını söyleyerek şöyle devam etmiştir:

    -Kendilerinin işgal ettikleri makam çok büyüktür. İnandıkları ve inandığımız yolda bütün Ortadoks âleminin faaliyette bulunması için, manevi nüfuzları en büyük amil olacaktır!”


    Heeeeey, heeeeey, heeeeey, Müslüman Türk Topluluğu! “Türk Ocağı” gibi bir yaftanın altında veya maskenin arkasında, bu sözler senin yüzüne nasıl söylenebilir? Cedlerinin raşedar şahadet parmakları halinde göklere uzattığı minarelerle çevrili, İslamın Bizansa karşı tarihi zafer beldesinde, bir Hamdullah Suphi Tanrıöver, resmen ve alenen, Patriğin manevi sahabetine nasıl sığınır, Patrikhane’nin Osmanlı İmparatorluğundan eski olduğunu niçin söyler, Bizansın bir yadigarı olduğunu ne yüzle telaffuz eder, aramızda konuşulan eğlencenin yabancı olmadığını, yani ana dilimiz gibi bizden olduğunu ne cesaretle iddia eder ve tek emelinin Türkiye topraklarında müşterek bir kültür kurulması olduğu lafı ile acaba neyi kasdeder?

    Patriklik makamını “çok büyük” sözüyle tazim eden Tanrıövmez, farkında mıdır ki, bu sözleri o da harp ve düşmanlık mevsiminde bulunmak şartı ile, ancak Türk düşmanı bir Yunanlı söyleyebilir?

    Amerika’daki dinler arası kongreye iştirak vesilesi ile patriği tanıyan Hamdullah Suphi, yoksa Patriğin maiyetinde, Peygamber ve Şeriat farkı ihtilafını kaldırıp, sadece Allah’ın varlığı ve birliği üzerine müesses yeni bir din sevdasında mıdır ve bunun için mi eski ve malum Türk Ocakları Reisi cübbesine bürünmeye lüzum görmüştür?

    Bütün maskeleri, bütün nesepleri ve iç yüzleri ile beraber çekip göstermek için, taraflarından tek bir karşılık bekliyoruz!

    Tanrıövmez’in evinde, böyle bir beynelmilelcilik cereyanının ilk kadrosunu çizen toplantının (Vatan) sütunlarında gördüğümüz fotoğrafında, meşhur avdeti Ahmet Emin Yalman’ın da manevi Bizans İmparatoru Haşmetli 1. Athenagoras’ın solunda yer aldığını kaydetmek, davanın renk tonunu belirtmek bakımından faydalıdır!
    Kovadis Tanrıövmez! Hiç olmazsa “Türk Milleti dinler arası yakınlık istiyor!” tarzında bir iftira salahiyetinden ve (Türk Ocağı) oyunundan vazgeç de, git dilersen kendine “Tanrıöver” in eğlence karşılığını ruhanilik ismi olarak seç ve Türklük, Türkçülük iddiasını başkalarına bırak!

    Yunanlılar, asılları kendilerinden olduğu halde, başımızda tuttuğumuz ve temsilciliğine göz yumduğumuz sizin gibi insanlar yüzünden mi yoksa Türk çocuklarını hakir görmeye yeltendiler?


    (Necip Fazıl Kısakürek 27 mayıs 1949 Hücum ve Polemik – Büyük Doğu yayınları, Eylül 1992 baskısı sf:115-117


  7. 21.Ekim.2016, 21:05
    16
    Misafir

    Yorum: İnneddîne ındallâhil islam Allah katında din islamdır

    “TEK HAK DİN İSLÂM’DIR”

    Dinler arası diyaloğun yıllardan beri tartışılan bir konu olduğunu hatırlatan Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Akpınar, “İslâm dinini herkese doğru bir şekilde anlatmak her Müslüman’ın görevidir. Ama diyalogdan kastımız karşılıklı herhangi iki dinin tarafları kendilerini birbirlerine anlatmaları dışında dinler arasında ‘biz dinimizde şu konuda feragat edelim, sizin bu doğrunuzu biz kabul edelim, göz yumalım’ şeklinde bir diyalog söz konusu olamaz” dedi. Hak dinler kavramının yanlış anlaşıldığına da değinen Akpınar, diğer semavi dinlerin tahrif edildiğini bu yüzden hak din kavramına uymadığını dile getirdi. Semavi dinlerin dışında diğer dinlerin de köken itibariyle ilahi tarafları olabileceğini söyleyen Akpınar,

    “Şu an tek bir hak din vardır, o da İslam’dır. Dolayısıyla hak dinler ifadesi yanlış bir ifadedir. Hak dinler denilip bunun altına İslâm, Yahudilik, Hıristiyanlık dinlerini eklerseniz zaten baştan İslâm’ı yok saymışız demektir. Diğer dinlerin ilahi kökenli olması onların hak din olduğu anlamına gelmez, tek hak din vardır, o da İslâm’dır”
    şeklinde konuştu.









    Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez, Evrensel Dinler Kongresindeki konuşmasında , 20 yıldan beri anlatmaya çalıştığımız, fakat , kelime oyunları, akademik gevezelik, İslam Tarihini anlayamama, Ayet-i Celilelere , şahsi yanlış yorumlar getirme , din alimi geçinen ancak ne olduğu 20 yıl sonra ortaya çıkan zevat-ı dallenin kişiliğinin sorgulanamaz olduğu, her ne yaparsa ve söylerse ,hakikat olduğu, onun söz ve davranışlarına muhalefetin müstehil olduğu düşüncelerinin bizi engellemesi nedeni ile anlatmakta çok güçlük çektiğimiz dinlerarası diyalog konusuna, “TEVHİDLE TESLİS ARASINDA DİYALOG OLMAZ" diyerek tek bir cümle ile nokta koydu. Bizi, 20 yıldır taşıdığımız ancak bir türlü sırtımızdan atamadığımız bu ağır yükten ,bu ızdırabdan kurtardığı için zat-ı alilerine en kalbi şükranlarımızı ve saygılarımızı arz ederiz. Ömrün uzun olsun sayın başkanım, ağzın dert görmesin.


    Kütüb-i Sitte’de yer alan şu Hadis-i Şeriflerde , Resulullah Aleyhisselam şöyle buyurmuştur.

    “İman, Allah’a (cc), Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, Ahiret gününe,Kadere yani hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmaktır”

    “Allah’tan (cc) başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın (cc) kulu ve elçisi olduğuma, bütün insanlara Hak’la gönderilmiş bulunduğuma şahadet etmedikçe, ölüme tekrar dirilmeye ve Kadere inanmadıkça kişi mümin sayılmaz”
    Sonuç olarak şunu deriz ki , biz herkesin inancına saygı duyarız, kimsenin inancını küçümsemeyiz ve inancını yaşamasına hoşgörüsüz olamayız velev ki mecusi olsun..
    Bu kişinin kendi tercihidir... Ancak kendi Hak ve Biricik olan Dinimizi de muharref Dinlerle aynı masaya oturtamayız., diyalog yaptıramayız.
    Sakın yanlış anlaşılmasın, bu insanların birbirleri ile karşılıklı insan ilişkilerinin reddi anlamına gelmez.. Bu başka bir şeydir.. Dinlerin ortaklığı, birleştirilmesi, tek çatı altında toplanması, tevhid ile teslisin dyaloğu, İslam Dini’nin Muharref Dinlerle eş tutulması, can ile ezanın aynı anda terennümü, Müslüman kızla , Hristiyan erkeğin nikahlanması Allahu Teala’nın Cehennemlik olarak tavsif ettiği Müslümanlığı kabul etmeyen Papaz ve Hahamların Sırattan geçirilerek Cennetlik olduklarının ilan edilmesi, ve bunun gibi insanı İslam Dairesinin dışına çıkaran itikad ve davranışlar, başka bir şeydir. Ludfen aradaki farkı anlamaya çalışalım.


    Haaa..Şunu da unutmadan ifade edelim..
    Müslüman İseviler, hem Müslüman hem Hristiyan olanlar yani çift dinliler ve bunun gibi ne idüğü belirsiz saçma sapan kavramların şemsiyesi altında , Hristiyanlar da , Yahudiler de kurtulmuştur, Cennete gideceklerdir, dolayısı ile onları sırattan geçirmek, hatta onlarla beraber sırattan geçmekte bir sakınca yoktur gibi insanı İslam dairesinden dışarı çıkaran nevzuhur (yeni ortaya çıkan) , efkar-ı fasideye (bozucu, yıkıcı fikirlere) de itibar etmeyelim..Maazallah ..İmanımız gider..İki cihanda da elim ve ebedi azaba dücar oluruz ve ebedi saadetten mahrum kalırız.

    Bir başka mühim mevzu da Ayet-i Celilelerden ve Hadis-i Şeriflerden , kendi ürettiğimiz şeytani ve gayri İslami fikir ve inançlara delil getirmek…Allah…Allah…el-hazer..el-hazer..
    Bu mübarek nasları kendi yanlış düşüncelerimiz için delil olarak getirmek uygun olur mu?

    Bu şuna benziyor..Hariciler, Kur’an_ı Kerim’den kendi akıllarına göre delil getirerek , Ayet-i Celileleri kendi alçakça fikirleri için , malzeme yaparak,Hz.Ali Efendimiz gibi bir Zat-ı Şerifin katline fetva vermeleri ve O’nu bu fetva ile alçakça katletmeleri..Ayet_i Celile aynı, Kur’an-ı Kerim aynı..O halde bu cinayetin dayanağı ne ? Onu yanlış yorumlayan , O’nu kendi emelleri için alet olarak kullanması….Her şey bunun gibi..Ludfen, Ayet-i Celileleri ve Hadis-i Şerifleri , fasid fikirler için dayanak yapmayalım.
    Ayet-i Celilelerden ve Hadis-i Şeriflerden hüküm çıkarmak , onları delil olarak kullanmak kimin işi ve vazifesidir..Müctehid alimlerin işi ve vazifesidir. Senin benim vazifem ve harcım değil…Biz bunun için , Hanefi mezhebine bağlıyız, Şafi Mezhebine bağlıyız, Maliki Mezhebine bağlıyız, Hanbeli Mezhebine bağlıyız..Niçin ? Bu Mezheblerin sahipleri olan , İmam Azam Ebu Hanife, İmam Şafi, İmam Malik, İmam Ahmed Bin Hanbel müctehiddirler yani Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerden hüküm çıkarma yetkisine, istidadına sahiptirler, ve bununla vazifelidirler.
    Bu husus bütün İslam Ulemasınca kabul edilmiş, asırlardır bu zatların verdikleri fetvalar , İslam’ı Yaşamak için dayanak kabul edilmiştir. Bu gün hiçbir Müslüman yoktur ki , kabul etse de etmese de ,farkında olsa da olmasa da yaptığı ibadetlerin şekli, tarzı, tavrı bu zevat-ı kiramın ictihadlarına müsteniddir.
    Bu konu gayet uzun bir konu olup, bu sayfalara sığmayacak kadar geniştir.



    O halde , biz bir konunun , bir fikrin, bir akımın ,İslam’a uygun mu değil mi diye araştırmasını yapacaksak öncelikle, bu zatların süzgecinden geçirmemiz gerekir. Ebu Hanife bu konuda ne dedi, Şafi ne dedi, Malik ne dedi, Ahmed ne dedi..Maturidi ne dedi, Eşari ne dedi.. Aksi halde , fikrimiz isabetli, yolumuz müstekıym olmaz.



    Sadece , Kur’an-ı Kerim’i ,Rasulullah Aeyhisselam’ı güzel öğütle, hikmetle ,Ona anlatmakla yükümlüyüz.

    Bunun için de ,Rasulullah Aleyhisselam’ın, Sahabe-i Kiramın, Tabiinin, Tebe-i Tabiinin, Eimme-i Müctehidiynin, İmam Azam Ebu Hanife’nin, İmam Malik’in, İmam Şafi’nin, İmam Ahmed Bin Hanbe’lin , İmam Gazali’nin, Seyyid Abdülkadir Geylani’nin ve nice bin Ekabir-i Ulema-yı İslam’ın ve Evliyaullah Hazeratının davet ve tebliğ metodları bize yeter de artar bile....


    Bizler, İslam’dan başka Allah indinde makbul olan hiçbir dinin bulunmadığını bütün kalbimizle itikad ederek ve son nefesimize kadar bu itikad ile yaşayarak, son nefesimizde de o güzel kelime ki buyurun , “Eşhedü ellailahe illelah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve rasuluhu “ mübarek kelimesini söyleyerek Allahu Sübhanehu ve Teala’nın huzuruna varabilmek için gece gündüz dua ederiz.

    En büyük saadet budur. Ne olur ! Bu saadete erişebilmek için , ayık olalım, uyanık olalım, imanımızı, itikatımızı, zedeleyecek, sulandıracak, asli safiyetinden ayıracak fikir ve cereyanlara karşı bilgili ve zihnen diri olalım.

    Değerli Arkadaşlar, ne olur, İslam’a davet edeceğiz derken , kendi imanımızdan olmayalım. Bizim rehberlerimiz bellidir. Mezheb İmamlarımız bellidir. Onların görüş ve düşünceleri bizim yolumuzu aydınlatacak, Kur’an-ı Kerimi ve Sünnet-i Seniyye’yi anlamamızı sağlayacak en önemli kaynaklarımızdır.

    Bizler, tüm insanlığı, Rasulullah Aleyhisselam gibi, güzel öğütle , hikmetle, ilimle tek biricik Hak Din olan İslam’a davet edelim.
    Gerisini Allahu Teala’ya bırakalım. Çünkü hidayeti verecek olan Ondan başkası değildir.

    AllahuTealanın Selamı Üzerinize olsun...


  8. 21.Ekim.2016, 21:05
    16
    hiç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    hiç
    Misafir
    “TEK HAK DİN İSLÂM’DIR”

    Dinler arası diyaloğun yıllardan beri tartışılan bir konu olduğunu hatırlatan Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Akpınar, “İslâm dinini herkese doğru bir şekilde anlatmak her Müslüman’ın görevidir. Ama diyalogdan kastımız karşılıklı herhangi iki dinin tarafları kendilerini birbirlerine anlatmaları dışında dinler arasında ‘biz dinimizde şu konuda feragat edelim, sizin bu doğrunuzu biz kabul edelim, göz yumalım’ şeklinde bir diyalog söz konusu olamaz” dedi. Hak dinler kavramının yanlış anlaşıldığına da değinen Akpınar, diğer semavi dinlerin tahrif edildiğini bu yüzden hak din kavramına uymadığını dile getirdi. Semavi dinlerin dışında diğer dinlerin de köken itibariyle ilahi tarafları olabileceğini söyleyen Akpınar,

    “Şu an tek bir hak din vardır, o da İslam’dır. Dolayısıyla hak dinler ifadesi yanlış bir ifadedir. Hak dinler denilip bunun altına İslâm, Yahudilik, Hıristiyanlık dinlerini eklerseniz zaten baştan İslâm’ı yok saymışız demektir. Diğer dinlerin ilahi kökenli olması onların hak din olduğu anlamına gelmez, tek hak din vardır, o da İslâm’dır”
    şeklinde konuştu.









    Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez, Evrensel Dinler Kongresindeki konuşmasında , 20 yıldan beri anlatmaya çalıştığımız, fakat , kelime oyunları, akademik gevezelik, İslam Tarihini anlayamama, Ayet-i Celilelere , şahsi yanlış yorumlar getirme , din alimi geçinen ancak ne olduğu 20 yıl sonra ortaya çıkan zevat-ı dallenin kişiliğinin sorgulanamaz olduğu, her ne yaparsa ve söylerse ,hakikat olduğu, onun söz ve davranışlarına muhalefetin müstehil olduğu düşüncelerinin bizi engellemesi nedeni ile anlatmakta çok güçlük çektiğimiz dinlerarası diyalog konusuna, “TEVHİDLE TESLİS ARASINDA DİYALOG OLMAZ" diyerek tek bir cümle ile nokta koydu. Bizi, 20 yıldır taşıdığımız ancak bir türlü sırtımızdan atamadığımız bu ağır yükten ,bu ızdırabdan kurtardığı için zat-ı alilerine en kalbi şükranlarımızı ve saygılarımızı arz ederiz. Ömrün uzun olsun sayın başkanım, ağzın dert görmesin.


    Kütüb-i Sitte’de yer alan şu Hadis-i Şeriflerde , Resulullah Aleyhisselam şöyle buyurmuştur.

    “İman, Allah’a (cc), Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, Ahiret gününe,Kadere yani hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmaktır”

    “Allah’tan (cc) başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın (cc) kulu ve elçisi olduğuma, bütün insanlara Hak’la gönderilmiş bulunduğuma şahadet etmedikçe, ölüme tekrar dirilmeye ve Kadere inanmadıkça kişi mümin sayılmaz”
    Sonuç olarak şunu deriz ki , biz herkesin inancına saygı duyarız, kimsenin inancını küçümsemeyiz ve inancını yaşamasına hoşgörüsüz olamayız velev ki mecusi olsun..
    Bu kişinin kendi tercihidir... Ancak kendi Hak ve Biricik olan Dinimizi de muharref Dinlerle aynı masaya oturtamayız., diyalog yaptıramayız.
    Sakın yanlış anlaşılmasın, bu insanların birbirleri ile karşılıklı insan ilişkilerinin reddi anlamına gelmez.. Bu başka bir şeydir.. Dinlerin ortaklığı, birleştirilmesi, tek çatı altında toplanması, tevhid ile teslisin dyaloğu, İslam Dini’nin Muharref Dinlerle eş tutulması, can ile ezanın aynı anda terennümü, Müslüman kızla , Hristiyan erkeğin nikahlanması Allahu Teala’nın Cehennemlik olarak tavsif ettiği Müslümanlığı kabul etmeyen Papaz ve Hahamların Sırattan geçirilerek Cennetlik olduklarının ilan edilmesi, ve bunun gibi insanı İslam Dairesinin dışına çıkaran itikad ve davranışlar, başka bir şeydir. Ludfen aradaki farkı anlamaya çalışalım.


    Haaa..Şunu da unutmadan ifade edelim..
    Müslüman İseviler, hem Müslüman hem Hristiyan olanlar yani çift dinliler ve bunun gibi ne idüğü belirsiz saçma sapan kavramların şemsiyesi altında , Hristiyanlar da , Yahudiler de kurtulmuştur, Cennete gideceklerdir, dolayısı ile onları sırattan geçirmek, hatta onlarla beraber sırattan geçmekte bir sakınca yoktur gibi insanı İslam dairesinden dışarı çıkaran nevzuhur (yeni ortaya çıkan) , efkar-ı fasideye (bozucu, yıkıcı fikirlere) de itibar etmeyelim..Maazallah ..İmanımız gider..İki cihanda da elim ve ebedi azaba dücar oluruz ve ebedi saadetten mahrum kalırız.

    Bir başka mühim mevzu da Ayet-i Celilelerden ve Hadis-i Şeriflerden , kendi ürettiğimiz şeytani ve gayri İslami fikir ve inançlara delil getirmek…Allah…Allah…el-hazer..el-hazer..
    Bu mübarek nasları kendi yanlış düşüncelerimiz için delil olarak getirmek uygun olur mu?

    Bu şuna benziyor..Hariciler, Kur’an_ı Kerim’den kendi akıllarına göre delil getirerek , Ayet-i Celileleri kendi alçakça fikirleri için , malzeme yaparak,Hz.Ali Efendimiz gibi bir Zat-ı Şerifin katline fetva vermeleri ve O’nu bu fetva ile alçakça katletmeleri..Ayet_i Celile aynı, Kur’an-ı Kerim aynı..O halde bu cinayetin dayanağı ne ? Onu yanlış yorumlayan , O’nu kendi emelleri için alet olarak kullanması….Her şey bunun gibi..Ludfen, Ayet-i Celileleri ve Hadis-i Şerifleri , fasid fikirler için dayanak yapmayalım.
    Ayet-i Celilelerden ve Hadis-i Şeriflerden hüküm çıkarmak , onları delil olarak kullanmak kimin işi ve vazifesidir..Müctehid alimlerin işi ve vazifesidir. Senin benim vazifem ve harcım değil…Biz bunun için , Hanefi mezhebine bağlıyız, Şafi Mezhebine bağlıyız, Maliki Mezhebine bağlıyız, Hanbeli Mezhebine bağlıyız..Niçin ? Bu Mezheblerin sahipleri olan , İmam Azam Ebu Hanife, İmam Şafi, İmam Malik, İmam Ahmed Bin Hanbel müctehiddirler yani Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerden hüküm çıkarma yetkisine, istidadına sahiptirler, ve bununla vazifelidirler.
    Bu husus bütün İslam Ulemasınca kabul edilmiş, asırlardır bu zatların verdikleri fetvalar , İslam’ı Yaşamak için dayanak kabul edilmiştir. Bu gün hiçbir Müslüman yoktur ki , kabul etse de etmese de ,farkında olsa da olmasa da yaptığı ibadetlerin şekli, tarzı, tavrı bu zevat-ı kiramın ictihadlarına müsteniddir.
    Bu konu gayet uzun bir konu olup, bu sayfalara sığmayacak kadar geniştir.



    O halde , biz bir konunun , bir fikrin, bir akımın ,İslam’a uygun mu değil mi diye araştırmasını yapacaksak öncelikle, bu zatların süzgecinden geçirmemiz gerekir. Ebu Hanife bu konuda ne dedi, Şafi ne dedi, Malik ne dedi, Ahmed ne dedi..Maturidi ne dedi, Eşari ne dedi.. Aksi halde , fikrimiz isabetli, yolumuz müstekıym olmaz.



    Sadece , Kur’an-ı Kerim’i ,Rasulullah Aeyhisselam’ı güzel öğütle, hikmetle ,Ona anlatmakla yükümlüyüz.

    Bunun için de ,Rasulullah Aleyhisselam’ın, Sahabe-i Kiramın, Tabiinin, Tebe-i Tabiinin, Eimme-i Müctehidiynin, İmam Azam Ebu Hanife’nin, İmam Malik’in, İmam Şafi’nin, İmam Ahmed Bin Hanbe’lin , İmam Gazali’nin, Seyyid Abdülkadir Geylani’nin ve nice bin Ekabir-i Ulema-yı İslam’ın ve Evliyaullah Hazeratının davet ve tebliğ metodları bize yeter de artar bile....


    Bizler, İslam’dan başka Allah indinde makbul olan hiçbir dinin bulunmadığını bütün kalbimizle itikad ederek ve son nefesimize kadar bu itikad ile yaşayarak, son nefesimizde de o güzel kelime ki buyurun , “Eşhedü ellailahe illelah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve rasuluhu “ mübarek kelimesini söyleyerek Allahu Sübhanehu ve Teala’nın huzuruna varabilmek için gece gündüz dua ederiz.

    En büyük saadet budur. Ne olur ! Bu saadete erişebilmek için , ayık olalım, uyanık olalım, imanımızı, itikatımızı, zedeleyecek, sulandıracak, asli safiyetinden ayıracak fikir ve cereyanlara karşı bilgili ve zihnen diri olalım.

    Değerli Arkadaşlar, ne olur, İslam’a davet edeceğiz derken , kendi imanımızdan olmayalım. Bizim rehberlerimiz bellidir. Mezheb İmamlarımız bellidir. Onların görüş ve düşünceleri bizim yolumuzu aydınlatacak, Kur’an-ı Kerimi ve Sünnet-i Seniyye’yi anlamamızı sağlayacak en önemli kaynaklarımızdır.

    Bizler, tüm insanlığı, Rasulullah Aleyhisselam gibi, güzel öğütle , hikmetle, ilimle tek biricik Hak Din olan İslam’a davet edelim.
    Gerisini Allahu Teala’ya bırakalım. Çünkü hidayeti verecek olan Ondan başkası değildir.

    AllahuTealanın Selamı Üzerinize olsun...


  9. 01.Ocak.2017, 15:36
    17
    Misafir

    Yorum: İnneddîne ındallâhil islam Allah katında din islamdır

    Mesajımın anlaşılabilmesi için detaylı yazmam tavsiye ediliyor...
    Oyda ayet zaten yeterince detaylı.
    İslâm barış, huzur, selamet demektir.
    Dolayısı ile ayette kast edilen Muhammedi, İsevî veya Musevî olmak değildir.
    Allah katında geçerli olan, kabul görecek din, yani inanış ve davranış disiplini, barıştır!
    Bunu anlamadığı müddetçe insanlık hüsrandadır...


  10. 01.Ocak.2017, 15:36
    17
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Mesajımın anlaşılabilmesi için detaylı yazmam tavsiye ediliyor...
    Oyda ayet zaten yeterince detaylı.
    İslâm barış, huzur, selamet demektir.
    Dolayısı ile ayette kast edilen Muhammedi, İsevî veya Musevî olmak değildir.
    Allah katında geçerli olan, kabul görecek din, yani inanış ve davranış disiplini, barıştır!
    Bunu anlamadığı müddetçe insanlık hüsrandadır...


  11. 06.Mayıs.2017, 00:28
    18
    Misafir

    Yorum: İnneddîne ındallâhil islam Allah katında din islamdır

    Kim uyduruyo boyle bir seyi her cuma hutbesinde okunuyor uyumak yerine kulaginizi hocaya acarsaniz sizde duyarsiniz


  12. 06.Mayıs.2017, 00:28
    18
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Kim uyduruyo boyle bir seyi her cuma hutbesinde okunuyor uyumak yerine kulaginizi hocaya acarsaniz sizde duyarsiniz


  13. 25.Mayıs.2017, 11:39
    19
    Misafir

    Yorum: İnneddîne ındallâhil islam Allah katında din islamdır

    dini konuları bilmeyenler,hiristiyanlık ve yahidliğide ilahi din zanneder.gerçek din islamdır.tek din vardır tek yaratan vardır.çakma dinlerin kitabı da yoktur peygamberide yoktur.kuran dışında olan ancak lağvedilmiş 3 kitap da islemı yaymakiçin gelmiştir..hiristiyanların ALLAHIYLA ,MÜSLÜMANLARIN aLLAHI AYNI DEĞİLDİR..çakma dinlerr inanan şirke girer.İslam dininin kuranın HZ.muhammedin varlığını bilipde inanmayan(gayrimüslimler) cehennemliktir(mahmut demirkollllu)


  14. 25.Mayıs.2017, 11:39
    19
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    dini konuları bilmeyenler,hiristiyanlık ve yahidliğide ilahi din zanneder.gerçek din islamdır.tek din vardır tek yaratan vardır.çakma dinlerin kitabı da yoktur peygamberide yoktur.kuran dışında olan ancak lağvedilmiş 3 kitap da islemı yaymakiçin gelmiştir..hiristiyanların ALLAHIYLA ,MÜSLÜMANLARIN aLLAHI AYNI DEĞİLDİR..çakma dinlerr inanan şirke girer.İslam dininin kuranın HZ.muhammedin varlığını bilipde inanmayan(gayrimüslimler) cehennemliktir(mahmut demirkollllu)





+ Yorum Gönder
Git İlk 12