Konusunu Oylayın.: Kalpleri birbirine ısındıran ancak Allahtır

5 üzerinden 3.16 | Toplam : 19 kişi
Kalpleri birbirine ısındıran ancak Allahtır
  1. 28.Şubat.2008, 17:53
    1
    Hesna
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Şubat.2008
    Üye No: 9589
    Mesaj Sayısı: 755
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: istanbul

    Kalpleri birbirine ısındıran ancak Allahtır






    Kalpleri birbirine ısındıran ancak Allahtır Mumsema Sizi Sevsin mi İstiyorsunuz?

    Bir dünya dolusu mülkü bağışlasanız da,bir başkasının kalbini kalbinize ısındıramazsınız.
    Kalpleri birbirine ısındıran ancak Allah'tır...


    Enfal 63...

    Üzerinde derin tefekkürle düşündüğüm bir ayeti paylaşmak istedim...


  2. 28.Şubat.2008, 17:53
    1
    Kıdemli Üye



    Sizi Sevsin mi İstiyorsunuz?

    Bir dünya dolusu mülkü bağışlasanız da,bir başkasının kalbini kalbinize ısındıramazsınız.
    Kalpleri birbirine ısındıran ancak Allah'tır...


    Enfal 63...

    Üzerinde derin tefekkürle düşündüğüm bir ayeti paylaşmak istedim...


    Benzer Konular

    - Mevcut alemlerin ve ahiret aleminin hükümdarı o Allahtır

    - Tevbe suresi 45. ayet: Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp, kuşkuları i

    - Ahlakın kaynağı Allahtır

    - Kaynaşmamız için bize kendi cinsimizden eşler yaratan, aramıza sevgi koyan Allahtır

    - Allah (cc) Kalpleri Mühürler mi ?

  3. 28.Şubat.2008, 17:59
    2
    sitare
    ...demincek

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Ocak.2008
    Üye No: 8019
    Mesaj Sayısı: 502
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 34

    --->: Sizi Sevsin mi İstiyorsunuz?




    O'nun adıyla O'nun rızasına uygn O'nun rızasını kazanabilmek için sevmek..sevebilmek..
    Rabbim kendisine yaklaştırana yar kılsın gönüllerimizi...

    Allah razı olsun..düşünebilene ne mutlu


  4. 28.Şubat.2008, 17:59
    2
    ...demincek



    O'nun adıyla O'nun rızasına uygn O'nun rızasını kazanabilmek için sevmek..sevebilmek..
    Rabbim kendisine yaklaştırana yar kılsın gönüllerimizi...

    Allah razı olsun..düşünebilene ne mutlu


  5. 24.Şubat.2009, 01:22
    3
    mümin
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Aralık.2008
    Üye No: 42446
    Mesaj Sayısı: 252
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    --->: Sizi Sevsin mi İstiyorsunuz?

    “Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a güven. O, şüphesiz işitir ve bilir. Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalplerini uzlaştıran O’-dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarf etsen bile, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın, ama Allah onların kalplerini uzlaştırdı. Doğrusu O güçlüdür, hakimdir.”

    Eğer o kâfirler size karşı yaptıkları haince anlaşmayı bozma niyetlerinden sonra sizin de onlara anlaşmayı bozma ilânınızdan korkarak tekrar sizinle bir anlaşmaya yönelirlerse sen de barıştan yana ol. Zira savaş değil, barış esastır.

    Evet onlar senden barış isterlerse sen de onlarla barışa meylet ve Allah’a tevekkül et. Evet Rabbimizin bu yasaları mutlaka Müslümanların emiri tarafından göz önünde bulundurulacak, değerlendirilmeye alınacaktır. Onlarda gerçekten barışa bir meyil görülmüşse bu mutlaka değerlendirilecektir. Ama onlar gerçekten barış taraftarı değil de yine bir başka hainlik düşünüyorlarsa bu güzel bir şekilde araştırılıp karar verilecektir. Ve verilen bu barış kararıyla da Müslümanlar sırtlarını Allah’a dayayacaklar korkmayacaklardır. Rabbimizin bu ifadesini bir de şöyle anlıyoruz: Yâni eğer onlar bir barıştan söz ederlerse sizler hemen bunu kabul edin, acaba bu adamlar hinliğine mi barıştan söz ediyorlar? diye bir korku içine girmeyin, Allah’a güvenip dayanın. Onların niyetlerini bilen Allah elbette sizi onların komplolarından koruyacaktır.

    Tabii Rasulullah efendimiz hayattayken onların niyetlerini, gizli planlarını Rabbimiz Cebrâil vasıtasıyla haber vermiştir. Ama artık vahiy kesildiğine göre bizim bunu kesinlikle bilmemiz mümkün değildir. Bilmesek de elbette değerlendirilecek ve bir karar verilecektir. Müslümanlar baktılar ve gördüler ki adamların niyeti barıştan yanadır barışa karar verecekler. Eğer bu kâfirler içlerinde kimseye hissettirmedikleri bir plan düşünüyorlarsa o zaman da artık korkmayacağız, Allah’ın bize yeteceğine güveneceğiz. Evet Müslümanların diğer insanlarla, diğer toplumlarla ilişkileri Allah’a güven esasına dayanır. Allah her konuda Müslümanlara yetecektir. En olumsuz şartlar içinde bile tüm hainliklere rağmen Rabbimiz mü’minleri yardımıyla destekleyecek ve zafere ulaştıracaktır. İşte bu konuda da temel yasa budur. O halde bize düşen her şart altında Allah yasalarına sahip çıkmaktır. Gerisi Allah’a aittir. Allah’ın bize yüklemediği derin hesapların içine de girmeyeceğiz.
    Allah işlerin tamamen kendisinin elinde olduğunu anlatmıştı. İşte bakın burada da insanların kalplerine iman koyarak onları kardeşler haline getirdiğini anlatıyor. Allah onların kalplerini uzlaştırıp hepsini kardeşler yaptı. Allah onların kalplerine ülfet verdi. Onları birbirlerine ısındırıverdi. Yüz yıllardır birbirlerini yiyecek kadar aralarında kin, nefret ve düşmanlık bulunan Arap kabilelerini birleştirerek, birbirlerine gönülden bağlı insanlar haline getirivermiştir. Daha önce bu insanlar birbirleriyle menfaat kavgaları içindeyken, birbirlerini öldürürlerken, kabile savaşları, anarşi, terör içerisinde bir hayatı sürdürüp giderlerken Rabbimiz onların bu durumlarını bitirivermiştir.

    Saldırganlıkta, vahşette sırtlanları yüz kere geride bırakmış bu insanlar sahâbe toplumu oluverdiler. Çünkü Rabbimiz onların kalplerine bir ülfet koydu da gönülleri birbirlerine bağlanıverdi. Birbirlerini Allah için sever oldular. Allah için, din için bir araya gelmeyi, Allah için ölmeyi, Allah için ve birbirleri için ölmeyi şiar haline getirdiler.

    Bunu Allah yapmıştır. Ezelî düşman Evs ve Hazreci kardeş yaptı. Bunu bir insanın başarması mümkün değildir. Bakın buyuruyor ki Rabbimiz, ey peygamberim eğer sen yeryüzündekilerin tamamını harcamış olsaydın onların kalpleri arasına böyle bir ülfet verip onları birleştiremezdin. Tüm dünyayı harcasan onları böyle kardeşler yapamazdın. Gerçi Rabbimiz yasaları içerisinde müellefe-i kulûb diye bir statü de tespit buyurmuştur. Bizlere böyle bir statüyü de emretmiştir.

    Kalpleri İslâm’a ısındırılmak üzere, kalplerinde bir ülfet sağlamak üzere kendilerine maddî şeyler verilen insanlar bu verilenlerle İslâm’a ısındırılacaktır.

    Ancak bu ısındırma ile buradaki ülfet, ısındırma birbirinden farklıdır. Elbette İslâm’ın dünyevî hayırları da olacaktır. Yâni mü’min olanlara Rabbimiz elbette dünyevî bereketler de sunacaktır. Onların kendisine şükretmeleri, kendisine daha çok bağlanmaları için bir takım nîmetlerle de onları elbette imtihan edecektir. O mânâda mal mülk de ülfet için bir sebeptir. Ancak sahâbe-i kirâm efendilerimizin birbirlerine bağlandığı gibi, onların Allah için birbirlerini sevdikleri gibi bir sevgi düzeyine, bir ülfet düzeyine ulaşabilmek ancak ortak pay-laşmalarla mümkün olacaktır.

    Aynı Allah’a inanan, Allah’ı aynı derecede seven, Allah’tan başka hiçbir ilâh kabul etmeyen, gönülleri Allah’a bağlı olan, Rasu-lullah (a.s) ve diğer peygamberlerden başka hiç bir önder kabul et-meyen, aynı imanı, aynı teslimiyeti, aynı nümune-i imtisâlı kabul e-den insanlar, aynı paylaşım içinde olan insanlardır. Çünkü onları gö-nüllerinde başka önderler yoktur. Farklı örnekler yoktur. Kimisi şunu, kimisi bunu seviyor değillerdir. İbrahim, Mûsâ, Îsâ ve Muhammed (a.s) ların hepsi de aynı yolun önderleri, aynı yolun dâvetçileridirler. İşte onları aynı önder kabul eden bu insanların arasında değişiklikler olmayacaktır ki birbirlerine buğz edip düşman olsunlar.

    Çünkü paylaşımları ortak olacaktır. Aynı kitaba yönelmişler hayatlarında bunu bilfiil gerçekleştirmişlerdir. Böyle olduğu için zaten kalpler birbirine binlerce noktadan bağlıdır. Aynı şeyleri seviyorlar, aynı şeye inanıyorlar, aynı şeyi düşünüyorlar, aynı şeylerden korkuyorlar, aynı şeyler uğrunda savaş veriyorlar, aynı gayelerle infak ediyorlar, aynı safta bulunuyorlar, aynı mescid de, aynı Allah’a birlikte ibadet ediyorlardır. Aynı önderin, aynı önderlerin ümmetidirler. Böyle olduğu için onları birbirlerine bağlayan sadece mal mülk olmayacağından 6 bin küsur âyet, bir o kadar ve daha fazla hadisle birbirlerine bağlanmış olan bu insanları sadece mal mülk ile aynı düzeyde birbirlerine bağımlı hale getirebilmek elbette mümkün olmayacaktır. Mal-mülk ortaklığı biter bitmez, o bağın kopmasıyla birbirimizi diğerlerimize bağlayacak başka hangi bağ kalacaktır?



    Sahâbe-i kirâm efendilerimiz böyle değildi tabii. Yüz binlerce bağla birbirlerine bağlıydılar onlar.

    Evet Allah onların kalplerine ülfet vermiştir. 6 bin küsûr âyet ve binlerce hadis-i şeriflerdeki esaslarla birbirlerine bağlanmaya çalışan bu insanların ayrıca gönüllerinin birbirlerine daha bağımlı bir hale gelmeleri için Rabbimizin ayrı bir müdahalesi de söz konusu olacaktır. Hidâyete talip olan insanlara Allah ayrıca bir hidâyet daha sunmaktadır. Onları şeytanlara karşı koruyacak, kalplerine itminan ve inşirah verecek, kalplerindeki ülfeti daha bir artıracaktır. Rahmetiyle kalplerine göndereceği bilinmeyen tesirlerle, hissedilen fakat adı konamayan tesirlerle bir ümmeti gerçekten top yekun bağımlı hale getirecektir. Çünkü Allah Azîzdir, asla yenilmeyendir ve en yücedir, hakimdir, her yaptığı işi bir hikmetle yapmaktadır. Hüküm Onundur, hükümranlık Ona aittir.


  6. 24.Şubat.2009, 01:22
    3
    Devamlı Üye
    “Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a güven. O, şüphesiz işitir ve bilir. Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalplerini uzlaştıran O’-dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarf etsen bile, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın, ama Allah onların kalplerini uzlaştırdı. Doğrusu O güçlüdür, hakimdir.”

    Eğer o kâfirler size karşı yaptıkları haince anlaşmayı bozma niyetlerinden sonra sizin de onlara anlaşmayı bozma ilânınızdan korkarak tekrar sizinle bir anlaşmaya yönelirlerse sen de barıştan yana ol. Zira savaş değil, barış esastır.

    Evet onlar senden barış isterlerse sen de onlarla barışa meylet ve Allah’a tevekkül et. Evet Rabbimizin bu yasaları mutlaka Müslümanların emiri tarafından göz önünde bulundurulacak, değerlendirilmeye alınacaktır. Onlarda gerçekten barışa bir meyil görülmüşse bu mutlaka değerlendirilecektir. Ama onlar gerçekten barış taraftarı değil de yine bir başka hainlik düşünüyorlarsa bu güzel bir şekilde araştırılıp karar verilecektir. Ve verilen bu barış kararıyla da Müslümanlar sırtlarını Allah’a dayayacaklar korkmayacaklardır. Rabbimizin bu ifadesini bir de şöyle anlıyoruz: Yâni eğer onlar bir barıştan söz ederlerse sizler hemen bunu kabul edin, acaba bu adamlar hinliğine mi barıştan söz ediyorlar? diye bir korku içine girmeyin, Allah’a güvenip dayanın. Onların niyetlerini bilen Allah elbette sizi onların komplolarından koruyacaktır.

    Tabii Rasulullah efendimiz hayattayken onların niyetlerini, gizli planlarını Rabbimiz Cebrâil vasıtasıyla haber vermiştir. Ama artık vahiy kesildiğine göre bizim bunu kesinlikle bilmemiz mümkün değildir. Bilmesek de elbette değerlendirilecek ve bir karar verilecektir. Müslümanlar baktılar ve gördüler ki adamların niyeti barıştan yanadır barışa karar verecekler. Eğer bu kâfirler içlerinde kimseye hissettirmedikleri bir plan düşünüyorlarsa o zaman da artık korkmayacağız, Allah’ın bize yeteceğine güveneceğiz. Evet Müslümanların diğer insanlarla, diğer toplumlarla ilişkileri Allah’a güven esasına dayanır. Allah her konuda Müslümanlara yetecektir. En olumsuz şartlar içinde bile tüm hainliklere rağmen Rabbimiz mü’minleri yardımıyla destekleyecek ve zafere ulaştıracaktır. İşte bu konuda da temel yasa budur. O halde bize düşen her şart altında Allah yasalarına sahip çıkmaktır. Gerisi Allah’a aittir. Allah’ın bize yüklemediği derin hesapların içine de girmeyeceğiz.
    Allah işlerin tamamen kendisinin elinde olduğunu anlatmıştı. İşte bakın burada da insanların kalplerine iman koyarak onları kardeşler haline getirdiğini anlatıyor. Allah onların kalplerini uzlaştırıp hepsini kardeşler yaptı. Allah onların kalplerine ülfet verdi. Onları birbirlerine ısındırıverdi. Yüz yıllardır birbirlerini yiyecek kadar aralarında kin, nefret ve düşmanlık bulunan Arap kabilelerini birleştirerek, birbirlerine gönülden bağlı insanlar haline getirivermiştir. Daha önce bu insanlar birbirleriyle menfaat kavgaları içindeyken, birbirlerini öldürürlerken, kabile savaşları, anarşi, terör içerisinde bir hayatı sürdürüp giderlerken Rabbimiz onların bu durumlarını bitirivermiştir.

    Saldırganlıkta, vahşette sırtlanları yüz kere geride bırakmış bu insanlar sahâbe toplumu oluverdiler. Çünkü Rabbimiz onların kalplerine bir ülfet koydu da gönülleri birbirlerine bağlanıverdi. Birbirlerini Allah için sever oldular. Allah için, din için bir araya gelmeyi, Allah için ölmeyi, Allah için ve birbirleri için ölmeyi şiar haline getirdiler.

    Bunu Allah yapmıştır. Ezelî düşman Evs ve Hazreci kardeş yaptı. Bunu bir insanın başarması mümkün değildir. Bakın buyuruyor ki Rabbimiz, ey peygamberim eğer sen yeryüzündekilerin tamamını harcamış olsaydın onların kalpleri arasına böyle bir ülfet verip onları birleştiremezdin. Tüm dünyayı harcasan onları böyle kardeşler yapamazdın. Gerçi Rabbimiz yasaları içerisinde müellefe-i kulûb diye bir statü de tespit buyurmuştur. Bizlere böyle bir statüyü de emretmiştir.

    Kalpleri İslâm’a ısındırılmak üzere, kalplerinde bir ülfet sağlamak üzere kendilerine maddî şeyler verilen insanlar bu verilenlerle İslâm’a ısındırılacaktır.

    Ancak bu ısındırma ile buradaki ülfet, ısındırma birbirinden farklıdır. Elbette İslâm’ın dünyevî hayırları da olacaktır. Yâni mü’min olanlara Rabbimiz elbette dünyevî bereketler de sunacaktır. Onların kendisine şükretmeleri, kendisine daha çok bağlanmaları için bir takım nîmetlerle de onları elbette imtihan edecektir. O mânâda mal mülk de ülfet için bir sebeptir. Ancak sahâbe-i kirâm efendilerimizin birbirlerine bağlandığı gibi, onların Allah için birbirlerini sevdikleri gibi bir sevgi düzeyine, bir ülfet düzeyine ulaşabilmek ancak ortak pay-laşmalarla mümkün olacaktır.

    Aynı Allah’a inanan, Allah’ı aynı derecede seven, Allah’tan başka hiçbir ilâh kabul etmeyen, gönülleri Allah’a bağlı olan, Rasu-lullah (a.s) ve diğer peygamberlerden başka hiç bir önder kabul et-meyen, aynı imanı, aynı teslimiyeti, aynı nümune-i imtisâlı kabul e-den insanlar, aynı paylaşım içinde olan insanlardır. Çünkü onları gö-nüllerinde başka önderler yoktur. Farklı örnekler yoktur. Kimisi şunu, kimisi bunu seviyor değillerdir. İbrahim, Mûsâ, Îsâ ve Muhammed (a.s) ların hepsi de aynı yolun önderleri, aynı yolun dâvetçileridirler. İşte onları aynı önder kabul eden bu insanların arasında değişiklikler olmayacaktır ki birbirlerine buğz edip düşman olsunlar.

    Çünkü paylaşımları ortak olacaktır. Aynı kitaba yönelmişler hayatlarında bunu bilfiil gerçekleştirmişlerdir. Böyle olduğu için zaten kalpler birbirine binlerce noktadan bağlıdır. Aynı şeyleri seviyorlar, aynı şeye inanıyorlar, aynı şeyi düşünüyorlar, aynı şeylerden korkuyorlar, aynı şeyler uğrunda savaş veriyorlar, aynı gayelerle infak ediyorlar, aynı safta bulunuyorlar, aynı mescid de, aynı Allah’a birlikte ibadet ediyorlardır. Aynı önderin, aynı önderlerin ümmetidirler. Böyle olduğu için onları birbirlerine bağlayan sadece mal mülk olmayacağından 6 bin küsur âyet, bir o kadar ve daha fazla hadisle birbirlerine bağlanmış olan bu insanları sadece mal mülk ile aynı düzeyde birbirlerine bağımlı hale getirebilmek elbette mümkün olmayacaktır. Mal-mülk ortaklığı biter bitmez, o bağın kopmasıyla birbirimizi diğerlerimize bağlayacak başka hangi bağ kalacaktır?



    Sahâbe-i kirâm efendilerimiz böyle değildi tabii. Yüz binlerce bağla birbirlerine bağlıydılar onlar.

    Evet Allah onların kalplerine ülfet vermiştir. 6 bin küsûr âyet ve binlerce hadis-i şeriflerdeki esaslarla birbirlerine bağlanmaya çalışan bu insanların ayrıca gönüllerinin birbirlerine daha bağımlı bir hale gelmeleri için Rabbimizin ayrı bir müdahalesi de söz konusu olacaktır. Hidâyete talip olan insanlara Allah ayrıca bir hidâyet daha sunmaktadır. Onları şeytanlara karşı koruyacak, kalplerine itminan ve inşirah verecek, kalplerindeki ülfeti daha bir artıracaktır. Rahmetiyle kalplerine göndereceği bilinmeyen tesirlerle, hissedilen fakat adı konamayan tesirlerle bir ümmeti gerçekten top yekun bağımlı hale getirecektir. Çünkü Allah Azîzdir, asla yenilmeyendir ve en yücedir, hakimdir, her yaptığı işi bir hikmetle yapmaktadır. Hüküm Onundur, hükümranlık Ona aittir.


  7. 09.Aralık.2014, 11:34
    4
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,412
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: Sizi Sevsin mi İstiyorsunuz?

    Ve (Allah), onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.


  8. 09.Aralık.2014, 11:34
    4
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    Ve (Allah), onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.


  9. 11.Haziran.2015, 19:21
    5
    Misafir

    Cevap: Sizi Sevsin mi İstiyorsunuz?

    Yersiz olmaz insallah, size haddim olmayarak bi dua istiyecegim kisaca anlatayim derdimi derdimin dermanini ariyorum kendimce. Bundan yaklasik 5 ay once biri beni farketmis bir dugun de ve benim kim oldugumu bilmeden arastirmis ve beni buldu bana acildi reddettim ilk basta sadece ailemi sormak istedigini soyledi kabul ettim ilk defa icimden evet demek geldi. Ve hayatimda gormedigim biri karsilastik ve ortak yonlerimiz oldugunu farkettim. Beni ilk gordugunde esi olacagimi hissettigi icin aradigini soyledi bende ayni seyleri hissetmistim ama soyliyemedim utancimdan. Ve ona iki sene onceden sozlenip ayrildigimi soyleyince ailesi sicak bakmadigini soledi ve bitti. Ama kalbim hayla onda kaldi isin tuaf yani hayatimda ilk defa asik oldum ve onun benim esim olacagina gercekten inaniyorum ben herseye olumsuz bakan biri olmama ragmen ve dua etmeye baslayacagim bildiginiz dua varsa paylasirmisiniz ve dualarinizi birkerede olsa eksik etmeyin.


  10. 11.Haziran.2015, 19:21
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Yersiz olmaz insallah, size haddim olmayarak bi dua istiyecegim kisaca anlatayim derdimi derdimin dermanini ariyorum kendimce. Bundan yaklasik 5 ay once biri beni farketmis bir dugun de ve benim kim oldugumu bilmeden arastirmis ve beni buldu bana acildi reddettim ilk basta sadece ailemi sormak istedigini soyledi kabul ettim ilk defa icimden evet demek geldi. Ve hayatimda gormedigim biri karsilastik ve ortak yonlerimiz oldugunu farkettim. Beni ilk gordugunde esi olacagimi hissettigi icin aradigini soyledi bende ayni seyleri hissetmistim ama soyliyemedim utancimdan. Ve ona iki sene onceden sozlenip ayrildigimi soyleyince ailesi sicak bakmadigini soledi ve bitti. Ama kalbim hayla onda kaldi isin tuaf yani hayatimda ilk defa asik oldum ve onun benim esim olacagina gercekten inaniyorum ben herseye olumsuz bakan biri olmama ragmen ve dua etmeye baslayacagim bildiginiz dua varsa paylasirmisiniz ve dualarinizi birkerede olsa eksik etmeyin.


  11. 24.Aralık.2015, 21:24
    6
    Misafir

    Cevap: Sizi Sevsin mi İstiyorsunuz?

    Erkekler önceye bakar ve sen istersen hic dokunma bile ona ama ne yazıkki ole dusunemezler kafaya kurt girdi bi kere...


  12. 24.Aralık.2015, 21:24
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Erkekler önceye bakar ve sen istersen hic dokunma bile ona ama ne yazıkki ole dusunemezler kafaya kurt girdi bi kere...


  13. 06.Mart.2016, 17:36
    7
    Misafir

    Cevap: Sizi Sevsin mi İstiyorsunuz?

    Kardeşim öncelikle Rabbim Gönlünde ne Muradın varsa Hayirlisini Nasip etsin inşaAllah amin, anlamadiğim bişey var Ailesi neden kabul etmemiş, Sen Nişanlanmamissin, Evlenip ayrilmamissin, Sadece sözlenmişsin, Kendi Kızlarinin başina böyle bişey gelmiyeceğine garantilerimi var acaba ? Insan kendini karşindakinin yerine koymali, derler ya kendine yapilmasini istemediğin birşeyi başkasina yapma.
    yazdiklarindan anladiğim kadariyla çok terbiyeli bi Kızsın ve dürüstsün. Rabbim Sizi Birbirinize yazmişsa zaten kimse engel olamaz, eğer yazmamissa bir bildiği muhakkak vardir, belki daha iyi bir İnsan karşina çikaracak. Herşey Nasip Kısmet, Rabbim Hakkinda ne Hayirliysa onu Nasip etsin inşaAllah amin.


  14. 06.Mart.2016, 17:36
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Kardeşim öncelikle Rabbim Gönlünde ne Muradın varsa Hayirlisini Nasip etsin inşaAllah amin, anlamadiğim bişey var Ailesi neden kabul etmemiş, Sen Nişanlanmamissin, Evlenip ayrilmamissin, Sadece sözlenmişsin, Kendi Kızlarinin başina böyle bişey gelmiyeceğine garantilerimi var acaba ? Insan kendini karşindakinin yerine koymali, derler ya kendine yapilmasini istemediğin birşeyi başkasina yapma.
    yazdiklarindan anladiğim kadariyla çok terbiyeli bi Kızsın ve dürüstsün. Rabbim Sizi Birbirinize yazmişsa zaten kimse engel olamaz, eğer yazmamissa bir bildiği muhakkak vardir, belki daha iyi bir İnsan karşina çikaracak. Herşey Nasip Kısmet, Rabbim Hakkinda ne Hayirliysa onu Nasip etsin inşaAllah amin.


  15. 16.Aralık.2016, 20:34
    8
    Misafir

    Yorum: Kalpleri birbirine ısındıran ancak Allahtır

    Selâmün aleyküm şuan ki durumunuz ne acaba çok merak ettim ben de sözlendim ayrıldım da sorunlarınızı halledebilirsiniz mi


  16. 16.Aralık.2016, 20:34
    8
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Selâmün aleyküm şuan ki durumunuz ne acaba çok merak ettim ben de sözlendim ayrıldım da sorunlarınızı halledebilirsiniz mi





+ Yorum Gönder