+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Sohbet Konuları ve Konu Dışı Başlıklar Kategorisinden Delâil-i Hayrat” da Gizlenen Salâvat .....hakkında bilgidir mutlaka alıp okuyunuz. Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. burcealtug
    Kıdemli Üye
    Reklam

    Delâil-i Hayrat” da Gizlenen Salâvat .....hakkında bilgidir mutlaka alıp okuyunuz.

    Reklam





    Delâil-i Hayrat” da Gizlenen Salâvat .....hakkında bilgidir mutlaka alıp okuyunuz. Mumsema Bu kitabı internette çok aradım ama ulaşamadım eğer alabileceğim bir yeri bana söylerseniz çok dua edeceğim sizlere.....

    Delâil-i Hayrat” da Gizlenen Salâvat Yayınlanma 18 Nisan 2008

    Süleyman el-Cezûlî başından geçen ilginç olaylar sonrasında bir takım kerametler görür. Bu kerametlerin Peygamberimiz (s.a.v.) e yapılan salâvatı şerifeleri içinde olduğunu duyup araştırmaya başlar. Araştırır ve bulduklarını bir kitapta toplar.
    “-Bu salâvatı şerifeyi açıkça söylememe müsaade edilmedi. Lâkin şuna müsaade var ki; sen bütün salâvatı şerifeleri araştır ve bulduklarını bir kitapta cem et. Şayet benim okuduğum salâvatı şerife o kitapta mevcut ise söylerim.”..
    Pek çok salâvatı şerifenin cem edildiği “Delâil-i Hayrât” ismindeki o meşhur kitabın telif edilmesiyle alâkalı olarak şöyle bir kıssa anlatılmaktadır:

    “Delâil-ii Hayrât”ın müellifi olan Süleyman el-Cezûlî Hazretleri günün birinde yolculuk esnasında abdest tazelemek ihtiyacı hissetti. Fakat yanında su yoktu, etrafta da ne bir dere, ne de bir su kaynağı görünmüyordu. Şöyle kısa bir araştırma sonunda bir su kuyusu buldu. Fakat kuyudan su çekmek için ne bir kova, ne de bir ip vardı. Ne yapacağını bilemedi, durdu. Nasıl yapayım da bu kuyudan suyu çıkarayım diye çare düşünürken, civardaki evlerden birinin önünde kendisine bakmakta olan bir kız gördü.. Hemen ona hâlini arz ederek bir kova ile ip getirmesini istedi. Evinin önünde bekleyen kız, çaresiz bir şekilde kuyunun başında bekleyen bu yaşlı pir-i fâniye kim olduğunu sordu. Zamanın âlimlerinden olan Süleyman el-Cezûlî Hazretleri kendisini tanıtınca kız hayretle:Fas’ın Merakeş şehrinde bulunan Süleyman Cezuli (K.S.)’ in Türbesi. Süleyman Cezuli (K.S.) 13.yüzyıl sufilerinden olup derlediği ve pek çok salavât- şerife’yi bir araya getiren “Delail-ül Hayrat” adlı risalesinin de yazarıdır.

    “Bütün insanlar sizin ilminizden istifade eder, sizi hayır ve kerametle överler. İnsanların bir müşkülü olduğu zaman sizden yardım beklerken, siz kuyudan bir kova su çıkarmaktan aciz kalmışsınız.” dedi. Bunun üzerine Süleyman el-Cezûlî:
    “Evladım hiç kuyudan ipsiz, kovasız su çıkarılır mı, bu nasıl olur? deyince, kız kuyunun başına gelip, bazı şeyler okuyarak kuyunun içerisine üfürmeye başladı. Mevlâ’nın hikmeti, o andan itibaren kuyunun içindeki su kabarıp yükselmeye başladı. Nihayet kuyunun suyu tamamen dolarak taştı. İmam el-Cezûlî bu işe çok taaccüp etmişti. Kuyudan taşan sudan hemen abdestini aldı sonra kıza dönüp:
    “Evladım! Sen bu keramete hangi amelin sebebiyle nail oldun?” diye sorunca, kız dedi ki:
    “Ben Peygamber Efendimize salâvatı şerifeyi çok getirip, buna devamla bu keramete nail oldum.” diye cevap verdi.
    İmam el-Cezûlî Hazretleri kızın bu apaçık kerametine şahid olunca salâvatı şerife zikrini artırdı ve daha çok salâvat getirmeye başladı. Yaşadığı bu hâdise hiç aklından çıkmıyordu. Kız bu keramete ulaşmasının sebebi olarak salâvatı şerifeye devam ettiğini söylemişti; ama acaba bu hangi salâvatı şerifeydi? Çünkü o kadar çok salâvatı şerife vardı ki. .
    Yine bir gece yatağına uzanmış yatıyordu; ama bunları düşünmekten gözüne uyku girmemişti. Derken gecenin yarısı olunca bir de baktı ki, hanımı yavaşça yanından kalktı. Abdestini aldı, elbisesini giyindi ve bütün hazırlığını yaptıktan sonra da kapıdan çıkıp gitti. Hanımının bu hâlinden şüphelenen İmam el-Cezûlî hiç belli etmeden gizlice onun arkasından nereye gittiğini takip etmeye başladı. Bir de ne görsün; hanımı evin kapısından dışarı çıkınca orada onu iki tane aslan bekliyor. Biri önünde biri de arkasında olmak üzere aslanlar hanımına refakat ederek, sahile doğru gitmeye başladılar. Süleyman el-Cezûlî heyecan ve merakla onları takip etmeye başladı. Hanımı denizin kenarına gelince, aslanlar orada beklediler. O denizin üzerinden yürüyerek sahile yakın tenha bir adacığa gitti. Orada bir müddet ibadet ettikten sonra su üzerinde yürüyerek tekrar sahile geldi. Deniz kenarında onun gelmesini bekleyen aslanlar, o gelince yine biri önünde biri arkasında eve kadar ona refakat ettiler. Tüm bu olanları hayretle izleyen İmam el-Cezûlî Hazretleri, gizlice hanımından evvel eve gelip sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi yatağına uzandı. Biraz sonra da hanımı geldi, elbiselerini değişti ve usulca yatağına yatıp uyudu.
    Süleyman el-Cezûlî Hazretleri ertesi gece yine tetikteydi. Acaba bu olay sadece o geceye mi mahsustu, yoksa ondan sonraki gecelerde de tekerrür edecek miydi?.. Ertesi gece yine aynı saatte hanımı aynı şekilde kalktı. Abdestini aldı elbisesini giyindi ve bütün hazırlığını yaptıktan sonra evden çıktı. Dün gece ki gibi dışarıda onu iki tane aslan bekliyordu. Yine biri önde biri arkasında aslanlar hanımına refakat ederek sahile geldiler. Denizi yürüyerek geçip o küçük adacığa gitti. Orada bir müddet ibadetini yaptı ve tekrar sahile yürüyerek döndü. Aynı şekilde aslanların refakatinde evine geldi. Elbiselerini değiştirip, hiçbir şey olmamış gibi yatağına girdi.
    İmam el-Cezûlî üçüncü gece hanımını tekrar takip edip, yine aynı olaylar cereyan edince artık daha fazla dayanamadı ve hanımıyla konuştu. Meseleyi ona açıp, üç gecedir kendisini takip ettiğini, ondaki keramete vakıf olduğunu anlattı. Bu kerametin sırrını öğrenmek istedi. Bunun üzerine hanımı tebessüm ederek:
    “Efendi! Demek sırrıma vakıf oldunuz. Bu benim için birkaç günlük mesele değildir; ben senelerdir böyle yaparım. Bana böyle bir kerametin ihsan edilmesine gelince, bunun sebebi Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a çok salâvat getirmektir.”
    Süleyman el-Cezûlî Hazretleri günlerden beri kafasını meşgul eden soruya galiba cevap bulabilecekti. Hemen hanımına sordu:
    “Ey Hatun! Hangi salâvata devam etmekle bu keramete nail oldun?” Hanımı kocasının bu sorusuna cevap vermek istemedi. Fakat kocası ısrarla bunu açıklamasını isteyince dedi ki:
    “Efendi! Bunu söylemeye müsaade yok. Ama madem söylemem için çok ısrar ediyorsun, o hâlde bu gece istihare yapayım, eğer müsaade olursa, o zaman söylerim.” dedi.
    O gece istihare yaptı. Ertesi sabah istihare neticesine göre kocasına durumu şöyle anlattı:
    “Bu salâvatı şerifeyi açıkça söylememe müsaade edilmedi. Lâkin şuna müsaade var ki, sen bütün salâvatı şerifeleri araştır ve bulduklarını bir kitapta cem et. Şayet benim okuduğum salâvatı şerife o kitapta mevcut ise söylerim.” dedi.
    Bunun üzerine Süleyman el-Cezûlî Hazretleri araştırma yapmaya başladı. Ne kadar salâvatı şerife ile alâkalı eser varsa, gözden geçirdi. İnceledi, tetkiklerde bulundu. Bu işin ehli olan zatlara danıştı ve sonuç itibariyle bulduğu tüm salâvatı şerifeleri bir araya cem ederek, onu “Delâil-i Hayrât” ismiyle kitaplaştırdı. Bu kitabı gözden geçirmesi için hanımına sundu. Hanımı bu kitabı baştan sona okuduktan sonra eşine dedi ki:
    “Evet, benim okuduğum salâvatı şerifeye bir kaç yerde rastladım. Sen bunu okumaya devam et.” dedi.
    İmam el-Cezûlî bunun üzerine o kitabı hem kendisi okudu hem de bütün Müslümanlara okumalarını tavsiye etti. İçinde pek çok salâvatı şerifenin bulunduğu bu “Delâil-i Hayrât” kitabı asırlardır okunmaktadır. Bu kitabı okuyan pek çok kimse maddî ve mânevî hastalıklarına şifa buldular ve Allah’ın lütfuna mazhar oldular.
    (Alıntı kaynağı: http://netpano.com)
    * * *
    Değerli okur
    Bu yazıya ulaştıktan sonra, yazıda sözkonusu edilen Delâil-i Hayrât adlı eseri internette aramamız sonucunda bulduk.. Buradan bilgisayarınıza indirebilirsiniz (Yorumsuz Blog)






  2. morueqq
    Emekli

    Cevap: Delâil-i Hayrat” da Gizlenen Salâvat .....hakkında bilgidir mutlaka alıp okuyunuz.


    Reklam


    Delâil-i Hayrât , Delâil-i Şerif


    Delâil-i şerif, Delâil-i hayrât ve Delâil diye anılan risâlenin tam adı, “Delâilu’l-hayrât ve şevâriku’l-envâr fi zikri’s-salâti ale’n-nebiyyi’l-muhtâr”dır



    Delailu Hayrat

    Ebu Abdullah bin Suleyman Ebî Bekr el-Cezûlî'dir. Fas'ta doğmuş ve 875 (1470) te orada irtihal etmiştir.

    Ömrünün kırk yılını Mekke, Medine ve Kudüs'te geçiren bu zât, tasavvufcu ve şazeliyye târikatının ileri gelenlerindendir.

    Not : İsmailağa cemaati sofi Mahmud Ustaosmanoğlu, Medine ‘de bulunan Ahmed bin Allame Rıdvan’dan Delailu’l –Hayrat okumuş ve icazet (!) almıştır.
    Bu yüzden bir başka sapkın Kadiri tarikatı Muhammediyye kolunda Delailu’l-Hayrat tarikatın virdi olarak kabul edilmekte ve muridlerin sık sık tilavet etmeleri tavsiye edilir.







    Delailu Şerif

    Şeyh Ali El-Kari, Şeyh Kutbuddin El-Huvani, Şeyh Muhammed El-Cezuli.

    Tam adı , Ebu Abdullah Muhammed bin Abdurrahman bin Ebubekir bin Süleyman bin Yali eş-Şerif el-Hüseyni el-Cezuli olup Fas’ın güneyindeki Sus Vadi’sinin Cezule bölgesinde dünyaya gelmiştir.


    Eserin Yazılış Sebebi
    Eserin yazılış sebebiyle ilgili olarak hârikulâde iki olay zikredilmektedir. Bunlardan ilki şudur:
    İmam Cezûlî, bir gün kuyu başına abdest almak için gittiğinde, kuyuda suyu çıkarmak için kova olmadığını görür. Ne yapacağını bilemez bir durumdayken, orada bulunan küçük bir kız, şeyhe sıkıntısının sebebini sorar. Şeyh de kova bulamadığını dolayısıyla da istediği suyu çekemediğini anlatır. Bunun üzerine küçük kız: “Efendim, herkes sizin kerâmetlerinizden ve nâil olduğunuz hayırlardan bahsediyor, siz ise bir kuyudan su bile çıkaramıyorsunuz!” diyerek kuyunun başına gelip kuvvetli bir şekilde içine doğru üfler. Bunun üzerine Allah’ın izniyle kuyunun suyu taşar ve İmam Cezûlî bu sudan abdest alır. Abdestten sonra İmam’ın: “Kızım, bu kerâmete nasıl nâil oldun?” diye sorması üzerine o bahtiyar kız, bu şerefe, “Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e bağlanıp O’na çok salavât getirmekle” nâil olduğunu söyler.
    (Vassâf, Hüseyin, a.g.e. I. 250; Nebhânî, Yusuf b. İsmâil, a.g.e. I. 276.)

    İkinci hâdise de birincisiyle bağlantılı gibidir:
    Nakledilir ki bu olaydan çok etkilenen İmam Cezûlî, “Acaba benim salavât-ı şerîfeye bağlılığım az mıdır?” diye endişe edip, o gece uykusu kaçmış bir vaziyette düşünüp yatarken, ayın bedir olduğu bir gecede, gece yarısından sonra karısının, yatağından kalkıp, güzel elbiselerini giyip başını örttükten sonra evden çıktığını görür. Bu vakitte nereye gider diye öfkelenerek dışarı çıktığında, hanımının önünde ve arkasında birer arslan olduğu halde deniz kenarına gittiğini görür. Merakla onu takip eder. Hanımı sahile geldiğinde aslanlar burada kalır. Kadın denizin üzerinde yürüyerek denizin ortasındaki ıssız adaya gelir. Burada abdest alıp teheccüd namazını kıldıktan sonra dua ve niyazda bulunur. Denizin üzerinden, geldiği yoldan tekrar sahile döner ve önceki gibi aslanlarla beraber yürüyerek evine gelir. Onları uzaktan izleyen İmam Cezûlî, onlardan önce eve gelip yatar.

    Aynı hadisenin üç gün tekrar ettiğini gören İmam, üçüncü günün sabahında, bu sırrı hanımına sorar. Hanımı bu durumun yıllardır devam ettiğini söyleyince, böyle bir fazilete nasıl nâil olduğunu merak eder. Hanımı: “Resûlullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) çok salavât-ı şerîfe okuyarak” şeklinde cevap verir. İmam: “En çok hangi salavâtı okuyorsun?” diye sorduğunda eşi, bunu söylemesine izin verilmediğini ancak muhtelif salavâtları topladığı takdirde içlerinde o salavâtın olup olmadığını söyleyebileceğini belirtir.

    Bunun üzerine İmam Cezûlî, muteber kitaplardan ve asrında yaşayan büyük şeyhlerden aldığı salavât ile Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in bizzat kendisinin öğrettiği salavâtı, ashâb-ı kirâm ve ulemâ-i izâmın vird edindikleri salavât-ı şerîfeleri seçip bir kitap telif eder ve eşine gösterir. Hanımı da söz konusu salâvatın bu kitapta birkaç defa geçtiğini ve bu kitabı okuyanın Allah’ın izniyle Allah’ın rahmetine ve Resûl’ün (sallallâhu aleyhi ve sellem) şefaatine nâil olacağını söyler.

    Bundan dolayı şeyh bu kitaba Delâilü’l-hayrât ve şevâriku’l-envâr adını verir.
    (Kara Dâvûd, Tevfîku muvaffiki’l-hayrât, s.1-5; Vassâf, Hüseyin a.g.e. I. 250.)


    Sözde Peygamberi Sevmek Adına Sunneti bırakıp, Bid'at Dua'lar Etmek!

    Delail'de Rasulullah (s.a.v) haber verdiği dua ve zikrin haricinde nefsinden uydurulmuş Bid'at dualar günlere hasredilmiştir .

    Misal :


    Çarşamba virdinde kırk üç salâvât bulunmaktadır. Kırk üçüncü salâvat, diğer kırk ikisinin mazmûnunu ihtivâ eden oldukça uzun bir salâvâttır. Bu günün evrâdında bulunan salâvât-ı şerîfelerden bir tanesi meâlen şöyledir: “Allah’ım! Kalbini celâlinle, gözlerini cemâlinle doldurduğun, kendisinden nusretini ve te’yîdini hiçbir zaman esirgemediğin Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve onun ehl-i beyti ve ashâbına ağaçların yaprakları ve meyveleri adedince salât ü selâm olsun. Âmîn.”

    Perşembe günü kırk ayrı salâvâtın yanı sıra ehl-i beyte geniş bir duâ da vardır. O gün okunan salâvât-ı şerîfelerden bir tanesi meâlen şöyledir: “Allah’ım! Nurların nûru, sırların sırrı, ebrârın efendisi, peygamberlerin tacı ve üzerlerine gecelerin kararıp günlerin doğduğu tüm insanların en faziletlisi Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyanın yaratıldığı ilk günden şu ana kadar yağan yağmurların damlaları ve yine o günden bugüne kadar yeşeren bitkilerin yaprakları adedince salât u selâm olsun. Âmîn.”

    Cuma virdine ise “Allah’ım! Hz. Âdem’in sana dua ederken zikrettiği isimlerin hürmetine diliyor ve dileniyorum ki..” cümlesiyle başlayıp Kur’ân’da adı geçen bütün peygamberlerin duaya başlarken zikrettikleri isimler hürmetine diye devam eden bir girişle başlanıyor ve altmış iki ayrı salâvât-ı şerîfe ile Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) senâ ediliyor. O güne ait salâvâtlardan bir tanesi meâlen şöyledir: “Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) Senin hilmin, ilmin, kelimelerin, nimetlerin adedince; göklerin ve yerin vüs’ati ve arşının azameti ölçüsünde salât ü selâm olsun. Âmîn.”

    Cumartesi günü yirmi salâvât ve uzun bir dua okunmaktadır. O salâvâtlardan bir tanesi meâlen şöyledir: “Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve onun ehl-i beytine, ilminin ihâtası, kitabının muhtevâsı ve melâikenin şehâdeti ölçüsünde salât u selâm olsun. Âmîn.”

    Pazar virdi elli dört ayrı salâvât ve uzun bir duadan oluşmaktadır. “Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) güneş her doğduğunda, her namaz kılındığında, şimşek çaktığında ve yıldırım düştüğünde salât ü selâm olsun. Âmîn.




  3. burcealtug
    Kıdemli Üye
    Delail'de Rasulullah (s.a.v) haber verdiği dua ve zikrin haricinde nefsinden uydurulmuş Bid'at dualar günlere hasredilmiştir .

    yani sapkın bir eser mi demek istiyorsunuz?almayalım inanmayalım mı?Arif pamuk İSMİNDE Kİ YAZARIN PEYGAMBERİMİZDEN DUALAR ADINDAKİ KİTAPDA YAZIYORDU ALMAK İSTEDİM.


  4. @mir
    âb ü kil
    arkadaşlar yazılarınız çok uzun
    oku(ya)madım
    kusura bakmayın ama
    birileri bu kitabı satmak için
    bir hikaye uydurup kitabın başına eklemiş
    kız kuru kuyuya tükürmüş de
    kuyu taşmış da
    bunlar masaldır itibar etmeyin

  5. burcealtug
    Kıdemli Üye
    AMA sitede araştırdım ekleyen kişi alı okunmasında sakınca yok demekte?

  6. morueqq
    Emekli
    kardeşim peygamberimizin yaptığı yapılmasını tavsiye ettiği dualar vardır bunların dışında ebced,cifr ile veya bir büyüğün söylemesiyle bunları yaparsak sünnet ne olacak mesela ben nur cemaatindeyken allah nasip ettide kurtuldum namazdan sonra salaten tüncina ve salaten tefriciye diye bir dua okurlardı normalde farzdan sonra sübhanallah elhamdulillah allahuekber herbirinden 10 veya 33 kere söylersin şimdi bu sünnet ölmüş olmadı mı soruyorum sana ?

  7. burcealtug
    Kıdemli Üye
    cemaatten kurtuldum diyorsunuz ya ne kötülüğüne şahit oldunuz?Be herhengi bir cemaat ya da tarikat üyesi değilim merakımdan soruyorum.Cevaplayıp cevaplamamanız size kalmış

  8. morueqq
    Emekli
    izleyiniz. benim gördüğüm sünneti öldürdükleri bid'at uydurmaları,insanların akidelerini zedeledikleri ,

    http://www.youtube.com/watch?v=kMyjkZ_4sKE&feature=g-hist&context=G28720e3AHT3hvNAAAAA


  9. Misafir
    Ben bu kitabı aldım Allah'a çok şükür her gün okuyorum.bu kitabı okumaya başladıktan sonra hayatımda çok güzel değişimler oldu ve okumak isteyen her kese tavsiye ederim.

  10. Misafir
    Ya bnde bu kitabi okuyorurm ama orda gosterildigi anlatildigi okuyabilirmiyim yani bi niyet tutup mu okuycam bilgilendirseniz cok sevincem ya simdiden tsekkurler

  11. Misafir
    Ne demek masal ya ne diyosun sen Allah herkese akıl vermiyor hala ibret almadinmi güneş nasıl olustu ve nasıl ayakta duruyor gezegenler sen nasıl kendi varlığını nssilt ne zaman bilmeye basladin be gafil

  12. Misafir

    Reklam


    Şeyh nazım kıbrısi(ks)'nin youtube'de kitabın faziletiyle ilgili videosu var,onu izlemenizi tavsiye ederim

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
delaili hayrat,  delâil i hayrat salavatlar,  delailül hayrat nedir,  delailül hayrat nasıl okunur,  delailül hayrat fazileti,  delailül hayrat oku,  delailül hayrat