Konusunu Oylayın.: Tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası

5 üzerinden 4.86 | Toplam: 14 kişi oyladı.

Tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası
  1. 17.Mart.2012, 20:37
    1
    SALİH1990
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Mart.2012
    Üye No: 95060
    Mesaj Sayısı: 50
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 26

    Tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası






    Tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası Mumsema Evet arkadaşlar çoğu insan bu kitap hakkında 5-6 satırı diline dolamış söylenip duruyor bu satılarlarla eleştirip duruyor okumak isteyen arkadaşlara engel oluyor kafalarını çeliyor bu kitabın yazarı Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretleri gibi bir büyük alimin kıymetli talebesidir camiden çıkarken kendisine gelip küçük efendi ben seni sevdim bizim evimizi şurdadır istediğinde gel sohbet edelim demiştir kendisine tercüme yaptırmış ve yaptığı tercümenin doğru olduğunu görmüştür bu olay 60 70 sene önce olmuştur daha o zamanlar gençti birde Hüseyin Hilmi Işık Efendi şimdi gelmişler karalama kapmanyasında bunları tecüme etcek iradeye sahipmidi diye eleştirip duruyorlar 60 70 80 yıl önce tercüme edebilen ileriki yaşlarında dahada ilim örendikten sonramı tercüme edemiyecek neden bunlar çoğunun işine gelmediği için bunların sözlerine bakmayın biraz kendiniz araştırın kendi mensuplarının yanlışlarını söyledikleri için karşılar çoğu kendi çıkarlarına uyuşmadığı için hüseyin hilmi ışık efendi bütün parasını kitaplara yatırırmış parası olmayana bedava dağıırmış rahmetli vefat etti peki hakikat kitabevi hala bu yöndemi geçenlerde dini bir kitap okumak istiyorum diye mesaj attım bna gelen cevap şuydu tam ilmihal saadedi ebediyeyi okuyablriniz size ücretsiz göndeririz işte bu işi para için yapmadıkların en büyük örneği mektubat tercümesi var yine İmam-I Rabbani hazretlerinin kitabının çevirisi 12.50 kuruşa satıyorlar 515 sayfa başka kişilere baktım 8 cilt yapmışlar fiyatı ne kadar peki? 190 lira biraz insaf fakir garip insanlar ilim öğrenemicekmi 190 lira nasıl versin gidip o kitaba yine aynı kendi gruplarının kitapları yüksek miktarlarda satılmakta hakikat kitab evi 400 500 600 sayfa kitabı 1 2 3 liraya sattığı için işine gelmiyor 1230 sayfa kitaptan 5 -6 satı diline dolamışlar bahanele söyleyip duruyorlar okumayın aman diyip korkutuyolar insanları Hüseyin Hilmi Işık Efendi Kimmidir Bu Kitapları yazıcak iradeye sahip değilmidir şimdi görelim Seyyid Abdülhakîm Arvâsî'nin büyük oğlu Seyyid Ahmet Mekki Efendide bu kitap için:Seyyid Ahmet Mekki Efendi, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyyekitabına yazdığı takrizde buyuruyor ki:
    (Asrımızın fadıllarından, zamanımızın bir tanesinin yazmış olduğu Seadet-i Ebediyye kitabına göz gezdirdim. Bu kitapta, kelâm, fıkıh ve tasavvuf bilgilerini buldum. Bunların hepsinin, bilgilerini nübüvvet kaynağından almış olanların kitaplarından toplanmış olduğunu gördüm. Bu kitapta, Ehl-i sünnet itikadına uygun olmayan hiçbir bilgi, hiçbir söz yoktur. Ey Temiz gençler, dini ve milli bilgilerinizi, bu latif, benzeri bulunmayan, belki de, ileride bir benzeri yazılamayacak olan, bu kitaptan alın!) kitabın sahibi kimdir o büyük aliminin kıymetli talebesidir kitabı tavsiye eden gençlere okuyun diyen kim büyük oğlu peki kitabı karalaynalar kim? bu kişilerden daha fazlamı ilim sahibiler arkadaşlar kimseye inanmayın karalama kampanyasına aldırmayın ilimöğrencekseniz gidin kendi mantığınızla aklınızla öğrenin bazı mensuplar kendi çıkarları için karşı taraftaki görüşler doru olsa bile karşı çıkıyorlar işlerine gelmediği için KANMAYIN! Hüseyin Hilmi Işık Efendi:1
    4 Türkçe, 60 Arapça ve 25 Farsça ve bunlardan tercüme edilen, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça ve diğer dillerdeki yüzlerce kitabın yazarıdır. karalayanların kaç kitabı var bide tercüme etmek için itikadı yok derler adam senelerini verdi belkide bunlara sırf birşeyler öğrenin diye yazık çok yazık insanda biraz saygı olur 1280 sayfalık kitabın 5 -6 satırını getirip bakın okumayın demez kendi mensupları hata yapsa göz yumar bağnazlık yapar savunur Hüseyin Hilmi Işık Efendinin HAYATI:Din bilgilerinde derin âlim ve tasavvuf marifetlerinde kâmil ve mükemmil olan kerametler, harikalar sahibi Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin yetiştirdiği yetkili bir âlimdir. Kitapları bütün ülkelerde okunmaktadır. Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye başta olmak üzere, 14 Türkçe, 60 Arapça ve 25 Farsça ve bunlardan tercüme edilen, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça ve diğer dillerdeki yüzlerce kitabın yazarıdır. 8 Mart 1911’de, Eyüp Sultan’da doğdu, 26 Ekim 2001’de vefat etti. Çok sayıda insanın katıldığı cenaze namazından sonra Eyüp Sultan’daki aile kabristanına defnedildi.

    Von Mises’den yüksek matematik, Prager’den mekanik, Dember’den fizik, Goss’dan teknik kimya okudu. Kimya profesörü Arndt’ın yanında çalıştı, takdirlerini kazandı. Arndt’ın yanında altı ay travay yaptı ve İstanbul Üniversitesi’nde çalışarak, Phenyl-cyan-nitromethancisminin sentezini yaptı ve formülünü tespit etti. 1936 senesi sonunda 1/1 sayılı Kimya Yüksek Mühendisliği diplomasını aldı. Albaylığa kadar Türk ordusunda zehirli gazlar mütehassıslığı ve kimya öğretmenliği yapmıştır.

    Siyasete hiç karışmadı, hiçbir partiye bağlanmadı. Bölücülüğe ve kanunlara karşı gelmeye karşı idi. Bunu eserlerinde açıkça bildirmiştir. Dünyanın her yerine gönderdiği çeşitli dillerdeki kitaplarında, İslam dininin doğru olarak anlaşılması, İslam ahkâmının ve ahlakının yayılması için çalıştı. Bunun için, dini dünya çıkarlarına alet edenlerin ve mezhepsizlerin iftira oklarına hedef oldu. (Eczacı, kimyager, dinden ne anlar? O mesleğinde çalışsın, bizim işimize karışmasın) diyenler oldu. Evet, bu zat, eczacı ve kimya yüksek mühendisi olarak milletine 30 yıldan fazla hizmet etti. Fakat din tahsili de yaparak ve geceli gündüzlü çalışarak, büyük İslam âliminden icazet almakla da şereflendi. Hiçbir zaman kendi görüşünü, kendi fikrini yazmayıp, daima Ehl-i sünnet âlimlerinin, anlayabilenleri hayran eden kıymetli yazılarını Arapça ve Farsça’dan tercüme ederek kitaplarında yayınlamıştır.

    Seyyid Ahmet Mekki Efendi, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyyekitabına yazdığı takrizde buyuruyor ki:
    (Asrımızın fadıllarından, zamanımızın bir tanesinin yazmış olduğu Seadet-i Ebediyye kitabına göz gezdirdim. Bu kitapta, kelâm, fıkıh ve tasavvuf bilgilerini buldum. Bunların hepsinin, bilgilerini nübüvvet kaynağından almış olanların kitaplarından toplanmış olduğunu gördüm. Bu kitapta, Ehl-i sünnet itikadına uygun olmayan hiçbir bilgi, hiçbir söz yoktur. Ey Temiz gençler, dini ve milli bilgilerinizi, bu latif, benzeri bulunmayan, belki de, ileride bir benzeri yazılamayacak olan, bu kitaptan alın!)

    Hüseyin Hilmi Işık Efendi, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyup anlayabilecek salih kimselerin azaldığını ve cahil kimselerin din adamları arasına karışarak, bozuk kitaplar yazıldığını görerek üzülmüş, (Fitne yayıldığı zaman, hakikati bilen, başkalarına bildirsin! Bildirmezse, Allah’ın ve bütün insanların laneti ona olsun) hadis-i şerifinde bildirilen tehditten dehşet duymuştur. İnsanlara olan şefkat ve merhameti de, O’nu hizmete zorlayarak, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından seçtiği yazıları tercüme etmiş ve herkesin anlayabileceği şekilde açıklamaya çalışmıştır. Aldığı sayısız tebrik ve takdir yazılarının yanı sıra, tek tük cahilin serzeniş ve iftiralarına da hedef olmuştur. Rabbine ve vicdanına karşı ihlâsında ve sadakatinde bir şüphesi olmadığı için, Allahü teâlâya tevekkül ve Resulünün ve salih kullarının mübarek ruhlarına tevessül ederek, hizmete devam etmiştir. Bütün bu hizmetlerin, İslâm âlimlerine olan aşırı sevgi ve saygısının bereketi ile olduğunu söylerdi. Her sohbetinde İslâm âlimlerinin kitaplarından okur, İmam-ı Rabbani ve Abdülhakim Arvasi hazretlerinin sözlerini aktarırken gözleri yaşarır ve (Kelâm-ı kibâr, kibâr-ı kelâmest), yani büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür buyururdu.

    İstanbul Evliyaları kitabında deniyor ki:
    Hüseyin Hilmi Efendi, maddî ve manevî, dünyevî, uhrevî ve bilhassa fen, tıp ve eczacılık ilimlerinde zamanın ileri gelenlerinden idi. Her sözü ilme, fenne ve tecrübeye dayanan ve bu bilgilerini, tecrübelerini dinin temel miyarlarıyla karşılaştırıp tartarak söylediğinden, hikmet konuşan yani her sözünde dünyevi veya uhrevî faydalar bulunan, belki eşi bir daha zor bulunabilecek, âlim bir zat idi.

    En kıymetli kitaplardan tercüme ve derlemelerle, telif eserler vücuda getirdi. Akaid hususunda, bilhassa Ehl-i sünnet vel-cemaat inancını sade bir dille açıklayıp, bu inancın yayılmasında, öncülük etti. Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheplerinden birinde bulunmanın Ehl-i sünnetin alameti olduğunu, herkesin kendi mezhebine göre amel etmesinin şart olduğunu, zaruret ve ihtiyaç halindeyse, hak olan dört mezhepten birinin taklit edilebileceğini, Ehl-i sünnet kitaplarından alarak açıkladı. Seadet-i Ebediyye ve diğer kitaplarında, binlerce mesele yazdı. Unutulmuş ilimleri ihya etti. (Ümmetim bozulduğu zaman bir sünnetimi ihya edene yüz şehid sevâbı verilir) hadis-i şerifini hep göz önünde tutarak, farzları, vacibleri, sünnetleri, hatta müstehabları uzun uzun yazdı.

    Dünyanın her tarafındaki insanlara İslamiyet’i doğru olarak tanıttı. Ehl-i sünnet âlimlerince tasvip edilen ve övülen, yüzlerce Arabî ve Fârisî eseri, Hakîkat Kitabevi vasıtasıyla yedi iklim, dört bucağa yaydı. Vehhabi, Hurufi, Kadiyani gibi bozuk fırkaların doğru yoldan ayrıldıkları noktaları, bütün dünyaya vesikalarla tanıttı. Ehl-i sünnet itikadı canlanmaya, kıpırdamaya ve yeşermeye başladı. Bu bakımdan yaptıkları işi, dini tecdid ile isimlendiren zatlar oldu. Tecdid, dini yenileyip kuvvetlendirmek demektir.

    Başarılarının sebeplerini soranlara, "(Helekel müsevvifun) yani(Sonra yaparım diyenler helak oldu), hadis-i şerifine uyarak bugünün işini yarına bırakmadım ve kendi işimi kendim gördüm, yapamadığım işi bir başkasına havale ettiğim zaman neticesini takip ettim" cevabını verirdi. (Bu zamanda İslamiyet'e hizmeti başarıyla yapabilmek için muhatabın anlayacağı gibi konuşmalı ve herkese tatlı dilli güler yüzlü olmalıdır) buyururdu. Gerçek bir tevazuya sahipti. Kendisini asla başkalarından üstün görmezdi. Kendisinden büyüklerin yanında konuşmaz, kimseyle münakaşa etmez, edebi gözetir, ekseriya iki dizi üzerine otururdu. Bursa’da, eski müderrislerden Ali Haydar Efendiyi ziyaretinde, saatlerce iki dizi üzerinde oturunca, Ali Haydar Efendi talebelerine, (Hilmi Beyden edeb öğrenin, edeb!) demişti. Hüseyin Hilmi Işık Efendi, ailesinden Osmanlı terbiyesi, Abdülhakim Arvasi hazretlerinden de tasavvuf edebi almıştı...
    Hayatı hakkında geniş bilgi için tıklayınız:



  2. 17.Mart.2012, 20:37
    1
    SALİH1990 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Evet arkadaşlar çoğu insan bu kitap hakkında 5-6 satırı diline dolamış söylenip duruyor bu satılarlarla eleştirip duruyor okumak isteyen arkadaşlara engel oluyor kafalarını çeliyor bu kitabın yazarı Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretleri gibi bir büyük alimin kıymetli talebesidir camiden çıkarken kendisine gelip küçük efendi ben seni sevdim bizim evimizi şurdadır istediğinde gel sohbet edelim demiştir kendisine tercüme yaptırmış ve yaptığı tercümenin doğru olduğunu görmüştür bu olay 60 70 sene önce olmuştur daha o zamanlar gençti birde Hüseyin Hilmi Işık Efendi şimdi gelmişler karalama kapmanyasında bunları tecüme etcek iradeye sahipmidi diye eleştirip duruyorlar 60 70 80 yıl önce tercüme edebilen ileriki yaşlarında dahada ilim örendikten sonramı tercüme edemiyecek neden bunlar çoğunun işine gelmediği için bunların sözlerine bakmayın biraz kendiniz araştırın kendi mensuplarının yanlışlarını söyledikleri için karşılar çoğu kendi çıkarlarına uyuşmadığı için hüseyin hilmi ışık efendi bütün parasını kitaplara yatırırmış parası olmayana bedava dağıırmış rahmetli vefat etti peki hakikat kitabevi hala bu yöndemi geçenlerde dini bir kitap okumak istiyorum diye mesaj attım bna gelen cevap şuydu tam ilmihal saadedi ebediyeyi okuyablriniz size ücretsiz göndeririz işte bu işi para için yapmadıkların en büyük örneği mektubat tercümesi var yine İmam-I Rabbani hazretlerinin kitabının çevirisi 12.50 kuruşa satıyorlar 515 sayfa başka kişilere baktım 8 cilt yapmışlar fiyatı ne kadar peki? 190 lira biraz insaf fakir garip insanlar ilim öğrenemicekmi 190 lira nasıl versin gidip o kitaba yine aynı kendi gruplarının kitapları yüksek miktarlarda satılmakta hakikat kitab evi 400 500 600 sayfa kitabı 1 2 3 liraya sattığı için işine gelmiyor 1230 sayfa kitaptan 5 -6 satı diline dolamışlar bahanele söyleyip duruyorlar okumayın aman diyip korkutuyolar insanları Hüseyin Hilmi Işık Efendi Kimmidir Bu Kitapları yazıcak iradeye sahip değilmidir şimdi görelim Seyyid Abdülhakîm Arvâsî'nin büyük oğlu Seyyid Ahmet Mekki Efendide bu kitap için:Seyyid Ahmet Mekki Efendi, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyyekitabına yazdığı takrizde buyuruyor ki:
    (Asrımızın fadıllarından, zamanımızın bir tanesinin yazmış olduğu Seadet-i Ebediyye kitabına göz gezdirdim. Bu kitapta, kelâm, fıkıh ve tasavvuf bilgilerini buldum. Bunların hepsinin, bilgilerini nübüvvet kaynağından almış olanların kitaplarından toplanmış olduğunu gördüm. Bu kitapta, Ehl-i sünnet itikadına uygun olmayan hiçbir bilgi, hiçbir söz yoktur. Ey Temiz gençler, dini ve milli bilgilerinizi, bu latif, benzeri bulunmayan, belki de, ileride bir benzeri yazılamayacak olan, bu kitaptan alın!) kitabın sahibi kimdir o büyük aliminin kıymetli talebesidir kitabı tavsiye eden gençlere okuyun diyen kim büyük oğlu peki kitabı karalaynalar kim? bu kişilerden daha fazlamı ilim sahibiler arkadaşlar kimseye inanmayın karalama kampanyasına aldırmayın ilimöğrencekseniz gidin kendi mantığınızla aklınızla öğrenin bazı mensuplar kendi çıkarları için karşı taraftaki görüşler doru olsa bile karşı çıkıyorlar işlerine gelmediği için KANMAYIN! Hüseyin Hilmi Işık Efendi:1
    4 Türkçe, 60 Arapça ve 25 Farsça ve bunlardan tercüme edilen, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça ve diğer dillerdeki yüzlerce kitabın yazarıdır. karalayanların kaç kitabı var bide tercüme etmek için itikadı yok derler adam senelerini verdi belkide bunlara sırf birşeyler öğrenin diye yazık çok yazık insanda biraz saygı olur 1280 sayfalık kitabın 5 -6 satırını getirip bakın okumayın demez kendi mensupları hata yapsa göz yumar bağnazlık yapar savunur Hüseyin Hilmi Işık Efendinin HAYATI:Din bilgilerinde derin âlim ve tasavvuf marifetlerinde kâmil ve mükemmil olan kerametler, harikalar sahibi Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin yetiştirdiği yetkili bir âlimdir. Kitapları bütün ülkelerde okunmaktadır. Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye başta olmak üzere, 14 Türkçe, 60 Arapça ve 25 Farsça ve bunlardan tercüme edilen, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça ve diğer dillerdeki yüzlerce kitabın yazarıdır. 8 Mart 1911’de, Eyüp Sultan’da doğdu, 26 Ekim 2001’de vefat etti. Çok sayıda insanın katıldığı cenaze namazından sonra Eyüp Sultan’daki aile kabristanına defnedildi.

    Von Mises’den yüksek matematik, Prager’den mekanik, Dember’den fizik, Goss’dan teknik kimya okudu. Kimya profesörü Arndt’ın yanında çalıştı, takdirlerini kazandı. Arndt’ın yanında altı ay travay yaptı ve İstanbul Üniversitesi’nde çalışarak, Phenyl-cyan-nitromethancisminin sentezini yaptı ve formülünü tespit etti. 1936 senesi sonunda 1/1 sayılı Kimya Yüksek Mühendisliği diplomasını aldı. Albaylığa kadar Türk ordusunda zehirli gazlar mütehassıslığı ve kimya öğretmenliği yapmıştır.

    Siyasete hiç karışmadı, hiçbir partiye bağlanmadı. Bölücülüğe ve kanunlara karşı gelmeye karşı idi. Bunu eserlerinde açıkça bildirmiştir. Dünyanın her yerine gönderdiği çeşitli dillerdeki kitaplarında, İslam dininin doğru olarak anlaşılması, İslam ahkâmının ve ahlakının yayılması için çalıştı. Bunun için, dini dünya çıkarlarına alet edenlerin ve mezhepsizlerin iftira oklarına hedef oldu. (Eczacı, kimyager, dinden ne anlar? O mesleğinde çalışsın, bizim işimize karışmasın) diyenler oldu. Evet, bu zat, eczacı ve kimya yüksek mühendisi olarak milletine 30 yıldan fazla hizmet etti. Fakat din tahsili de yaparak ve geceli gündüzlü çalışarak, büyük İslam âliminden icazet almakla da şereflendi. Hiçbir zaman kendi görüşünü, kendi fikrini yazmayıp, daima Ehl-i sünnet âlimlerinin, anlayabilenleri hayran eden kıymetli yazılarını Arapça ve Farsça’dan tercüme ederek kitaplarında yayınlamıştır.

    Seyyid Ahmet Mekki Efendi, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyyekitabına yazdığı takrizde buyuruyor ki:
    (Asrımızın fadıllarından, zamanımızın bir tanesinin yazmış olduğu Seadet-i Ebediyye kitabına göz gezdirdim. Bu kitapta, kelâm, fıkıh ve tasavvuf bilgilerini buldum. Bunların hepsinin, bilgilerini nübüvvet kaynağından almış olanların kitaplarından toplanmış olduğunu gördüm. Bu kitapta, Ehl-i sünnet itikadına uygun olmayan hiçbir bilgi, hiçbir söz yoktur. Ey Temiz gençler, dini ve milli bilgilerinizi, bu latif, benzeri bulunmayan, belki de, ileride bir benzeri yazılamayacak olan, bu kitaptan alın!)

    Hüseyin Hilmi Işık Efendi, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyup anlayabilecek salih kimselerin azaldığını ve cahil kimselerin din adamları arasına karışarak, bozuk kitaplar yazıldığını görerek üzülmüş, (Fitne yayıldığı zaman, hakikati bilen, başkalarına bildirsin! Bildirmezse, Allah’ın ve bütün insanların laneti ona olsun) hadis-i şerifinde bildirilen tehditten dehşet duymuştur. İnsanlara olan şefkat ve merhameti de, O’nu hizmete zorlayarak, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından seçtiği yazıları tercüme etmiş ve herkesin anlayabileceği şekilde açıklamaya çalışmıştır. Aldığı sayısız tebrik ve takdir yazılarının yanı sıra, tek tük cahilin serzeniş ve iftiralarına da hedef olmuştur. Rabbine ve vicdanına karşı ihlâsında ve sadakatinde bir şüphesi olmadığı için, Allahü teâlâya tevekkül ve Resulünün ve salih kullarının mübarek ruhlarına tevessül ederek, hizmete devam etmiştir. Bütün bu hizmetlerin, İslâm âlimlerine olan aşırı sevgi ve saygısının bereketi ile olduğunu söylerdi. Her sohbetinde İslâm âlimlerinin kitaplarından okur, İmam-ı Rabbani ve Abdülhakim Arvasi hazretlerinin sözlerini aktarırken gözleri yaşarır ve (Kelâm-ı kibâr, kibâr-ı kelâmest), yani büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür buyururdu.

    İstanbul Evliyaları kitabında deniyor ki:
    Hüseyin Hilmi Efendi, maddî ve manevî, dünyevî, uhrevî ve bilhassa fen, tıp ve eczacılık ilimlerinde zamanın ileri gelenlerinden idi. Her sözü ilme, fenne ve tecrübeye dayanan ve bu bilgilerini, tecrübelerini dinin temel miyarlarıyla karşılaştırıp tartarak söylediğinden, hikmet konuşan yani her sözünde dünyevi veya uhrevî faydalar bulunan, belki eşi bir daha zor bulunabilecek, âlim bir zat idi.

    En kıymetli kitaplardan tercüme ve derlemelerle, telif eserler vücuda getirdi. Akaid hususunda, bilhassa Ehl-i sünnet vel-cemaat inancını sade bir dille açıklayıp, bu inancın yayılmasında, öncülük etti. Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheplerinden birinde bulunmanın Ehl-i sünnetin alameti olduğunu, herkesin kendi mezhebine göre amel etmesinin şart olduğunu, zaruret ve ihtiyaç halindeyse, hak olan dört mezhepten birinin taklit edilebileceğini, Ehl-i sünnet kitaplarından alarak açıkladı. Seadet-i Ebediyye ve diğer kitaplarında, binlerce mesele yazdı. Unutulmuş ilimleri ihya etti. (Ümmetim bozulduğu zaman bir sünnetimi ihya edene yüz şehid sevâbı verilir) hadis-i şerifini hep göz önünde tutarak, farzları, vacibleri, sünnetleri, hatta müstehabları uzun uzun yazdı.

    Dünyanın her tarafındaki insanlara İslamiyet’i doğru olarak tanıttı. Ehl-i sünnet âlimlerince tasvip edilen ve övülen, yüzlerce Arabî ve Fârisî eseri, Hakîkat Kitabevi vasıtasıyla yedi iklim, dört bucağa yaydı. Vehhabi, Hurufi, Kadiyani gibi bozuk fırkaların doğru yoldan ayrıldıkları noktaları, bütün dünyaya vesikalarla tanıttı. Ehl-i sünnet itikadı canlanmaya, kıpırdamaya ve yeşermeye başladı. Bu bakımdan yaptıkları işi, dini tecdid ile isimlendiren zatlar oldu. Tecdid, dini yenileyip kuvvetlendirmek demektir.

    Başarılarının sebeplerini soranlara, "(Helekel müsevvifun) yani(Sonra yaparım diyenler helak oldu), hadis-i şerifine uyarak bugünün işini yarına bırakmadım ve kendi işimi kendim gördüm, yapamadığım işi bir başkasına havale ettiğim zaman neticesini takip ettim" cevabını verirdi. (Bu zamanda İslamiyet'e hizmeti başarıyla yapabilmek için muhatabın anlayacağı gibi konuşmalı ve herkese tatlı dilli güler yüzlü olmalıdır) buyururdu. Gerçek bir tevazuya sahipti. Kendisini asla başkalarından üstün görmezdi. Kendisinden büyüklerin yanında konuşmaz, kimseyle münakaşa etmez, edebi gözetir, ekseriya iki dizi üzerine otururdu. Bursa’da, eski müderrislerden Ali Haydar Efendiyi ziyaretinde, saatlerce iki dizi üzerinde oturunca, Ali Haydar Efendi talebelerine, (Hilmi Beyden edeb öğrenin, edeb!) demişti. Hüseyin Hilmi Işık Efendi, ailesinden Osmanlı terbiyesi, Abdülhakim Arvasi hazretlerinden de tasavvuf edebi almıştı...
    Hayatı hakkında geniş bilgi için tıklayınız:



    Benzer Konular

    - Tam ilmihal Saadeti Ebediyye! hakkında - Ebubekir Sifil Tespitleri

    - Asrı seadet nedir?

    - Sıraları karalama ve kul hakkı

    - Hilye-i Seadet (şiir)

    - Ailede Seâdet Prensipleri

  3. 17.Mart.2012, 21:40
    2
    Hoca
    erimeye devam...

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 28,644
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 326
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası




    Saadet-i ebediyye / Dr.Ebubekir Sifil
    Saadeti Ebediyye


    Gelen bir soruya, aşağıda Dr. Ebubekir Sifil hocamızın Milli Gazete'de 10 Haziran 2004 tarihinde vermiş olduğu cevapla cevap vermiş olalım.İşte o makale: SAADET-İ EBEDİYYE / Ebubekir Sifil


    Okuyucu soruları içinde hakkında bilgi istenen kitapların başında gelen "Saadet-i Ebediyye" isimli eserin benim elimde bulunan son baskısı 2001 tarihli ve yaklaşık 1250 sayfa. Bu hacimdeki bir kitabın bir yazı çerçevesinde detaylı bir değerlendirmesini yapmak takdir edersiniz ki mümkün değil. Bununla birlikte, piyasaya ilk çıktığı tarihten bu yana hacmi durmadan kabaran ve muhtevasında değişiklikler yapıldığı görülen bu eserin baştan sona zararlı olduğunu söylemek insaf ve adaletle bağdaşmaz.
    Eserde Ehl-i Sünnet'e yapılan yoğun vurgu ve genel olarak Ehl-i Sünnet ulemanın eserlerinden istifade edilmiş olması, ona ayrı bir hususiyet vermektedir. Ancak mütekaddimun ulemanın eserlerinden yok denecek kadar az istifade edilmiş olması ve Hadis'le ilgili hususlarda temel Hadis musannefatına hemen hiç başvurulmaması, eserin önsözünde "ilim kitabı" olarak tevsif edilmesiyle örtüşmemektedir.
    Bununla birlikte eserin şu yönlerine dikkat etmek gerekir:
    1. Eserde bol miktarda zayıf –ve hatta bazen uydurma– rivayetlere rastlanmaktadır. Mesela Hz. Peygamber (s.a.v)'in, Hz. Ali (r.a)'ye, "Benden sonra halife Ebû Bekr olacaktır. Ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman, ondan sonra da sen" buyurduğunun söylenmesi (69) böyledir.
    2. Eserde yer alan birtakım fıkhî hükümler muteber değildir. Mesela hoparlörle ezan ve radyoda Kur'an okunmasının caiz olmadığının söylenmesi (206) böyledir. Hatta "Saadet-i Ebediyye" yazarı bu meselede o denli ileri gitmiştir ki, belirttiğim sayfada şöyle demektedir: "Görülüyor ki, radyo (mizyâ') ile ve minarede hoparlör (mükebbirussavt) ile ezan okumak (...) ve bunları ezan diye dinlemek caiz olmaz. Bunlar hem kabul olmaz, hem de günah olur. (...) Küçük günaha devam, büyük günah olmaktadır."
    "... İbadetlerde değişiklik yapmanın bid'at olduğunu, büyük günah olduğunu biliyoruz. Resulullah'ın (sallallahu aleyhi ve selem) kabul etmediği, red ettiği bir şeyi ibadete karıştırmak ise, bid'atten daha büyük, ondan daha çirkin günah olur..." (722)
    "... Radyodan ve hoparlörden çıkan sesler, şimdi Hıristiyanların ve Yahudilerin ellerinde bulunan İncil ve Tevratlar gibi kelamı değildir... (724)
    3. "... Yani mü'min namaz kılar, kâfir kılmaz. Münafıklar ise bazen kılar, bazen kılmaz. (...) Hadis imamları söz birliği ile bildiriyor ki, bir namazı vaktinde, amden kılmayan, yani namaz vakti geçerken namaz kılmadığı için üzülmeyen kâfir olur veya ölürken imansız gider..." (210)
    Oysa bu konuda Hadis imamlarının söz birliği ettiğini söylemek mümkün değildir. Daha önce (2003 Ekim'inde) bu köşede, yine bizzat Ehl-i Hadis'ten birisinden, İmam el-Buhârî'nin çağdaşı Muhammed b. Nasr el-Mervezî'den, Ehl-i Hadis'in bu konuda ikiyi ayrıldığını nakletmiştim.
    4. "İmam-ı Şafiî hazretleri, İmam-ı a'zamın içtihadının inceliğinden az bir şey anlayabildiği içindir ki, "Bütün müçtehidler, İmam-ı a'zam Ebû Hanîfe'nin çocuklarıdır" demiştir." (49)
    Oysa İmam eş-Şâfi'î'nin bu sözü, İmam Ebû Hanîfe'nin içtihadlarından ancak az bir şeyi anlayabildiğini değil, hüküm istinbat metotlarının, özellikle de Kıyas'ın inceliklerini sistemli bir şekilde ilk önce ortaya koyan kişinin İmam Ebû Hanîfe olduğunu tesbit ve itiraf ettiğini gösterir. Aksi halde İmam eş-Şâfi'î'nin İmam Ebû Hanîfe'ye ve onun talebelerine muhalefet etmesini açıklamak mümkün olmaz. Daha da önemlisi, bu durumda İmam eş-Şâfi'î'nin mezhebinin "yüzeysel" ve "daha az değerli" olduğu gibi bir garabet ortaya çıkar ki, aklı başında bir kimsenin böyle bir iddiada bulunması mümkün değildir.
    Bir de İmam Ebû Hanîfe'nin, "Sünnet'e ittibada herkesten ileri gittiği"nin söylenmesi (49), "diğer mezheplerin Sünnet'e daha az ittiba ettiği"nin tersinden ifade edilmesidir ve oldukça düşündürücüdür.
    5. Bir diğer tesbit hatası da, Sahabe'nin tümünün müçtehid olduğunun söylenmesidir (50). Oysa muhakkık ulema, Sahabe'den içtihad seviyesine yükselenlerin sayısının 20 civarında olduğunu söylemiştir.
    6. Bir kısım Hadis alimlerinin (es-Sehâvî, Ali el-Kârî gibi), sırf mevzu hadis konusunda eser verip, mevzu hadisleri diğerlerinden ayırdıkları için hedef tahtasına oturtulduğu görülmektedir ki, "Din kitaplarında uydurma hadis olmaz" diyen "âllame"nin buradan beslendiği açık. İmam el-Gazzâlî ve İmam es-Süyûtî'nin eserlerinde hiç uydurma hadis bulunmadığı iddiasında da öyle...
    Bir takım kitaplarda uydurma hadis bulunduğu gerçeğinin savunulacak yanının kalmadığı görüldüğü zaman da "O kitaplar dinin temel bilgilerini bildiren kitaplar değildir" denerek güya çıkış yolu bulunuyor!...
    7. Bir "garib hadis" tarifi: "Yalnız bir kimsenin bildirdiği hadis-i sahihdir." (423)
    Demek ki Usul-i Hadis ilminde ya bütün garip hadisler sahih kabul ediliyor veya uydurma hadisler arasında, garib hadisler gibi tek kişi kanalıyla nakledileni yok!!
    Mezkûr kitap hakkında elbette daha fazla şey söylenebilir. Ancak muhtelif konulardan seçtiğim bu örnekler, kitabın, tam anlamıyla güvenilerek okunamayacağını göstermeye yeterlidir.
    Ebubekir Sifil


    Aynen imzamı atarım



  4. 17.Mart.2012, 21:40
    2
    erimeye devam...



    Saadet-i ebediyye / Dr.Ebubekir Sifil
    Saadeti Ebediyye


    Gelen bir soruya, aşağıda Dr. Ebubekir Sifil hocamızın Milli Gazete'de 10 Haziran 2004 tarihinde vermiş olduğu cevapla cevap vermiş olalım.İşte o makale: SAADET-İ EBEDİYYE / Ebubekir Sifil


    Okuyucu soruları içinde hakkında bilgi istenen kitapların başında gelen "Saadet-i Ebediyye" isimli eserin benim elimde bulunan son baskısı 2001 tarihli ve yaklaşık 1250 sayfa. Bu hacimdeki bir kitabın bir yazı çerçevesinde detaylı bir değerlendirmesini yapmak takdir edersiniz ki mümkün değil. Bununla birlikte, piyasaya ilk çıktığı tarihten bu yana hacmi durmadan kabaran ve muhtevasında değişiklikler yapıldığı görülen bu eserin baştan sona zararlı olduğunu söylemek insaf ve adaletle bağdaşmaz.
    Eserde Ehl-i Sünnet'e yapılan yoğun vurgu ve genel olarak Ehl-i Sünnet ulemanın eserlerinden istifade edilmiş olması, ona ayrı bir hususiyet vermektedir. Ancak mütekaddimun ulemanın eserlerinden yok denecek kadar az istifade edilmiş olması ve Hadis'le ilgili hususlarda temel Hadis musannefatına hemen hiç başvurulmaması, eserin önsözünde "ilim kitabı" olarak tevsif edilmesiyle örtüşmemektedir.
    Bununla birlikte eserin şu yönlerine dikkat etmek gerekir:
    1. Eserde bol miktarda zayıf –ve hatta bazen uydurma– rivayetlere rastlanmaktadır. Mesela Hz. Peygamber (s.a.v)'in, Hz. Ali (r.a)'ye, "Benden sonra halife Ebû Bekr olacaktır. Ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman, ondan sonra da sen" buyurduğunun söylenmesi (69) böyledir.
    2. Eserde yer alan birtakım fıkhî hükümler muteber değildir. Mesela hoparlörle ezan ve radyoda Kur'an okunmasının caiz olmadığının söylenmesi (206) böyledir. Hatta "Saadet-i Ebediyye" yazarı bu meselede o denli ileri gitmiştir ki, belirttiğim sayfada şöyle demektedir: "Görülüyor ki, radyo (mizyâ') ile ve minarede hoparlör (mükebbirussavt) ile ezan okumak (...) ve bunları ezan diye dinlemek caiz olmaz. Bunlar hem kabul olmaz, hem de günah olur. (...) Küçük günaha devam, büyük günah olmaktadır."
    "... İbadetlerde değişiklik yapmanın bid'at olduğunu, büyük günah olduğunu biliyoruz. Resulullah'ın (sallallahu aleyhi ve selem) kabul etmediği, red ettiği bir şeyi ibadete karıştırmak ise, bid'atten daha büyük, ondan daha çirkin günah olur..." (722)
    "... Radyodan ve hoparlörden çıkan sesler, şimdi Hıristiyanların ve Yahudilerin ellerinde bulunan İncil ve Tevratlar gibi kelamı değildir... (724)
    3. "... Yani mü'min namaz kılar, kâfir kılmaz. Münafıklar ise bazen kılar, bazen kılmaz. (...) Hadis imamları söz birliği ile bildiriyor ki, bir namazı vaktinde, amden kılmayan, yani namaz vakti geçerken namaz kılmadığı için üzülmeyen kâfir olur veya ölürken imansız gider..." (210)
    Oysa bu konuda Hadis imamlarının söz birliği ettiğini söylemek mümkün değildir. Daha önce (2003 Ekim'inde) bu köşede, yine bizzat Ehl-i Hadis'ten birisinden, İmam el-Buhârî'nin çağdaşı Muhammed b. Nasr el-Mervezî'den, Ehl-i Hadis'in bu konuda ikiyi ayrıldığını nakletmiştim.
    4. "İmam-ı Şafiî hazretleri, İmam-ı a'zamın içtihadının inceliğinden az bir şey anlayabildiği içindir ki, "Bütün müçtehidler, İmam-ı a'zam Ebû Hanîfe'nin çocuklarıdır" demiştir." (49)
    Oysa İmam eş-Şâfi'î'nin bu sözü, İmam Ebû Hanîfe'nin içtihadlarından ancak az bir şeyi anlayabildiğini değil, hüküm istinbat metotlarının, özellikle de Kıyas'ın inceliklerini sistemli bir şekilde ilk önce ortaya koyan kişinin İmam Ebû Hanîfe olduğunu tesbit ve itiraf ettiğini gösterir. Aksi halde İmam eş-Şâfi'î'nin İmam Ebû Hanîfe'ye ve onun talebelerine muhalefet etmesini açıklamak mümkün olmaz. Daha da önemlisi, bu durumda İmam eş-Şâfi'î'nin mezhebinin "yüzeysel" ve "daha az değerli" olduğu gibi bir garabet ortaya çıkar ki, aklı başında bir kimsenin böyle bir iddiada bulunması mümkün değildir.
    Bir de İmam Ebû Hanîfe'nin, "Sünnet'e ittibada herkesten ileri gittiği"nin söylenmesi (49), "diğer mezheplerin Sünnet'e daha az ittiba ettiği"nin tersinden ifade edilmesidir ve oldukça düşündürücüdür.
    5. Bir diğer tesbit hatası da, Sahabe'nin tümünün müçtehid olduğunun söylenmesidir (50). Oysa muhakkık ulema, Sahabe'den içtihad seviyesine yükselenlerin sayısının 20 civarında olduğunu söylemiştir.
    6. Bir kısım Hadis alimlerinin (es-Sehâvî, Ali el-Kârî gibi), sırf mevzu hadis konusunda eser verip, mevzu hadisleri diğerlerinden ayırdıkları için hedef tahtasına oturtulduğu görülmektedir ki, "Din kitaplarında uydurma hadis olmaz" diyen "âllame"nin buradan beslendiği açık. İmam el-Gazzâlî ve İmam es-Süyûtî'nin eserlerinde hiç uydurma hadis bulunmadığı iddiasında da öyle...
    Bir takım kitaplarda uydurma hadis bulunduğu gerçeğinin savunulacak yanının kalmadığı görüldüğü zaman da "O kitaplar dinin temel bilgilerini bildiren kitaplar değildir" denerek güya çıkış yolu bulunuyor!...
    7. Bir "garib hadis" tarifi: "Yalnız bir kimsenin bildirdiği hadis-i sahihdir." (423)
    Demek ki Usul-i Hadis ilminde ya bütün garip hadisler sahih kabul ediliyor veya uydurma hadisler arasında, garib hadisler gibi tek kişi kanalıyla nakledileni yok!!
    Mezkûr kitap hakkında elbette daha fazla şey söylenebilir. Ancak muhtelif konulardan seçtiğim bu örnekler, kitabın, tam anlamıyla güvenilerek okunamayacağını göstermeye yeterlidir.
    Ebubekir Sifil


    Aynen imzamı atarım



  5. 17.Mart.2012, 22:21
    3
    Ufkuaçık
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2008
    Üye No: 35628
    Mesaj Sayısı: 704
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Yaş: 57

    Cevap: tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası

    Saadet-i Ebediyye kitabı ben de vardır.Gayet güzel şeyler yazılmaktadır.Ehli sünnete çok önem vermektedir.Hatta, İmam-ı Rabbani Hz.lerinin "MEKTUBAT" adlı eserinden çok alıntılar bile mevcuttur.SAADDET-İ EBEDİYYE KİTABININ OKUNMASINDA SAKINCA GÖRMÜYORUM..


  6. 17.Mart.2012, 22:21
    3
    Devamlı Üye
    Saadet-i Ebediyye kitabı ben de vardır.Gayet güzel şeyler yazılmaktadır.Ehli sünnete çok önem vermektedir.Hatta, İmam-ı Rabbani Hz.lerinin "MEKTUBAT" adlı eserinden çok alıntılar bile mevcuttur.SAADDET-İ EBEDİYYE KİTABININ OKUNMASINDA SAKINCA GÖRMÜYORUM..


  7. 17.Mart.2012, 22:24
    4
    SALİH1990
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Mart.2012
    Üye No: 95060
    Mesaj Sayısı: 50
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 26

    Cevap: tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası

    bu cevabı aynen aktardım gerekli yerlere cevabınıda aynen göndereceğim bu arada bu eser diğer ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarının tercümeleridir büyük ihtimalde bu sözler o alimlerin kitaplarından tercüme olabilir karşı çıkıyosanız o alimlerin sözlerinemi karşı çıkmış olcaksınız bunun altınada imzanızı atarmısınız 7 madde var burada yukardaki yazımdaki gibi 6-7 satırlık kelimeler 1280 sayfalık kitabı silip atın demekmi oluyo bu kadar basitmi hem diyelim bunlar hata insan hata yapmazmı 1280 sayfa kitap yazcaksınız 0 hata ki ben bunlarında açıklaması olduğunu düşünüyorum bu kitabı Seyyid Ahmet Mekki Efendi onaylamıştır bu kitabın yazarı Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretlerinin kıymetli talebesidir söylenenlere göre namazınıda Hüseyin Hilmi Işık kıldırmıştır Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretleri kerametlerle dolu büyük bir alimdir araştırınız öyle bir alim yanlış birini severmi.


  8. 17.Mart.2012, 22:24
    4
    SALİH1990 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    bu cevabı aynen aktardım gerekli yerlere cevabınıda aynen göndereceğim bu arada bu eser diğer ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarının tercümeleridir büyük ihtimalde bu sözler o alimlerin kitaplarından tercüme olabilir karşı çıkıyosanız o alimlerin sözlerinemi karşı çıkmış olcaksınız bunun altınada imzanızı atarmısınız 7 madde var burada yukardaki yazımdaki gibi 6-7 satırlık kelimeler 1280 sayfalık kitabı silip atın demekmi oluyo bu kadar basitmi hem diyelim bunlar hata insan hata yapmazmı 1280 sayfa kitap yazcaksınız 0 hata ki ben bunlarında açıklaması olduğunu düşünüyorum bu kitabı Seyyid Ahmet Mekki Efendi onaylamıştır bu kitabın yazarı Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretlerinin kıymetli talebesidir söylenenlere göre namazınıda Hüseyin Hilmi Işık kıldırmıştır Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretleri kerametlerle dolu büyük bir alimdir araştırınız öyle bir alim yanlış birini severmi.


  9. 17.Mart.2012, 22:33
    5
    Hoca
    erimeye devam...

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 28,644
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 326
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası

    Alıntı
    bu cevabı aynen aktardım gerekli yerlere cevabınıda aynen göndereceğim bu arada bu eser diğer ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarının tercümeleridir büyük ihtimalde bu sözler o alimlerin kitaplarından tercüme olabilir karşı çıkıyosanız o alimlerin sözlerinemi karşı çıkmış olcaksınız bunun altınada imzanızı atarmısınız 7 madde var burada yukardaki yazımdaki gibi 6-7 satırlık kelimeler 1280 sayfalık kitabı silip atın demekmi oluyo bu kadar basitmi hem diyelim bunlar hata insan hata yapmazmı 1280 sayfa kitap yazcaksınız 0 hata ki ben bunlarında açıklaması olduğunu düşünüyorum bu kitabı Seyyid Ahmet Mekki Efendi onaylamıştır bu kitabın yazarı Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretlerinin kıymetli talebesidir söylenenlere göre namazınıda Hüseyin Hilmi Işık kıldırmıştır Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretleri kerametlerle dolu büyük bir alimdir araştırınız öyle bir alim yanlış birini severmi.
    Kardeş ben hayatını okudum.
    Alimler hata yapmaz diye bir kural yok. ilmihalde bazı hatalar var ondan ne okuyor nede tavsiye ediyoruz.

    Ömer nasuhi bilmen ve diyanet islam ilmihalini tavsiye ederiz.


  10. 17.Mart.2012, 22:33
    5
    erimeye devam...
    Alıntı
    bu cevabı aynen aktardım gerekli yerlere cevabınıda aynen göndereceğim bu arada bu eser diğer ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarının tercümeleridir büyük ihtimalde bu sözler o alimlerin kitaplarından tercüme olabilir karşı çıkıyosanız o alimlerin sözlerinemi karşı çıkmış olcaksınız bunun altınada imzanızı atarmısınız 7 madde var burada yukardaki yazımdaki gibi 6-7 satırlık kelimeler 1280 sayfalık kitabı silip atın demekmi oluyo bu kadar basitmi hem diyelim bunlar hata insan hata yapmazmı 1280 sayfa kitap yazcaksınız 0 hata ki ben bunlarında açıklaması olduğunu düşünüyorum bu kitabı Seyyid Ahmet Mekki Efendi onaylamıştır bu kitabın yazarı Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretlerinin kıymetli talebesidir söylenenlere göre namazınıda Hüseyin Hilmi Işık kıldırmıştır Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretleri kerametlerle dolu büyük bir alimdir araştırınız öyle bir alim yanlış birini severmi.
    Kardeş ben hayatını okudum.
    Alimler hata yapmaz diye bir kural yok. ilmihalde bazı hatalar var ondan ne okuyor nede tavsiye ediyoruz.

    Ömer nasuhi bilmen ve diyanet islam ilmihalini tavsiye ederiz.


  11. 18.Mart.2012, 15:18
    6
    nisan21
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Aralık.2009
    Üye No: 71128
    Mesaj Sayısı: 150
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İzmir

    Cevap: tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası

    saadeti ebediyye bende de var hata var mı yok mu bunu bilemem ne yazık ki ilmi bilgim yok ama kitabın dili biraz ağır bana göre anlamak biraz zor oluyor daha


  12. 18.Mart.2012, 15:18
    6
    Devamlı Üye
    saadeti ebediyye bende de var hata var mı yok mu bunu bilemem ne yazık ki ilmi bilgim yok ama kitabın dili biraz ağır bana göre anlamak biraz zor oluyor daha


  13. 18.Mart.2012, 15:34
    7
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,363
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 42
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası

    söz konusu kitap ellerinde olanlar bakabilirler mi
    aşağıdaki bilgiler gerçekten o kitapta yazıyor mu?

    Alıntı
    Tam İlmihal, Saadet-i Ebediye

    Osman Ünlü’nün her fırsatta reklamını yaptığı KİTAPTAN ALINTILAR
    (Hakîkat Kitâbevi / 98. Baskı)

    ...

    İMAM-I AZAM BU DİNİN ASIL PEYGAMBERİDİR. (s.467)

    Ebû Hanîfenin kıyâsı doğru değildir diyen kâfir olur.

    HZ. İSA DA HANEFİ MEZHEBİNDENDİR.(s.106)

    Îs⠓alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” gökden inip, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe mezhebine uygun ictihâd edecek, onun halâl dediğine halâl diyecek, harâm dediğine harâm diyecekdir.

    RAMAZAN ORUCU 32 GÜNE ÇIKTI. (s.316)
    Ramezânın takvîmlere veyâ mezhebsiz memleketlere uyarak başlatıldığı yerlerde, bayramdan sonra, iki gün kazâ orucu tutmak lâzımdır.

    MEZHEBE GİRMEYEN KAFİR GİBİ BİŞEYDİR MUTLAKA CEHENNEME GİRECEKTİR. (s.445)

    Dört mezhebden birinde olmıyan kimsenin îmânı bozulur. Yâ, (bid’at sâhibi), ya’nî sapık müslimândır. Yâhud, mürted olur. Bunun her ikisi de, tevbe etmeden ölürse, muhakkak Cehenneme girecek, ateşde yanacakdır.
    eğer bunlar yazıyorsa
    hazır soğuklar hala devam ederken atın sobaya yakın da
    bari bir kerecik olsun iyi bir işe yarasın



  14. 18.Mart.2012, 15:34
    7
    âb ü kil
    söz konusu kitap ellerinde olanlar bakabilirler mi
    aşağıdaki bilgiler gerçekten o kitapta yazıyor mu?

    Alıntı
    Tam İlmihal, Saadet-i Ebediye

    Osman Ünlü’nün her fırsatta reklamını yaptığı KİTAPTAN ALINTILAR
    (Hakîkat Kitâbevi / 98. Baskı)

    ...

    İMAM-I AZAM BU DİNİN ASIL PEYGAMBERİDİR. (s.467)

    Ebû Hanîfenin kıyâsı doğru değildir diyen kâfir olur.

    HZ. İSA DA HANEFİ MEZHEBİNDENDİR.(s.106)

    Îs⠓alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” gökden inip, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe mezhebine uygun ictihâd edecek, onun halâl dediğine halâl diyecek, harâm dediğine harâm diyecekdir.

    RAMAZAN ORUCU 32 GÜNE ÇIKTI. (s.316)
    Ramezânın takvîmlere veyâ mezhebsiz memleketlere uyarak başlatıldığı yerlerde, bayramdan sonra, iki gün kazâ orucu tutmak lâzımdır.

    MEZHEBE GİRMEYEN KAFİR GİBİ BİŞEYDİR MUTLAKA CEHENNEME GİRECEKTİR. (s.445)

    Dört mezhebden birinde olmıyan kimsenin îmânı bozulur. Yâ, (bid’at sâhibi), ya’nî sapık müslimândır. Yâhud, mürted olur. Bunun her ikisi de, tevbe etmeden ölürse, muhakkak Cehenneme girecek, ateşde yanacakdır.
    eğer bunlar yazıyorsa
    hazır soğuklar hala devam ederken atın sobaya yakın da
    bari bir kerecik olsun iyi bir işe yarasın



  15. 18.Mart.2012, 22:50
    8
    nisan21
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Aralık.2009
    Üye No: 71128
    Mesaj Sayısı: 150
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İzmir

    Cevap: tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası

    sırayla cevap yazayım kitaba baktım ve ilgili yerleri yazıyorum.

    İMAM-I AZAM BU DİNİN ASIL PEYGAMBERİDİR. (s.467)

    Ebû Hanîfenin kıyâsı doğru değildir diyen kâfir olur.

    mezhep imamlarımız " rahmetullahi aleyhim ecmain" en büyük din alimleridir. (Alimler Peygamberlerin varisleridir) hadisi şerifi ( buharide) yazılıdır. Peygamberimizin s.a.v. yolu akıl ile hayal ile rüya ile anlaşılmaz.Din alimlerinden öğrenilir. Din alimlerinden herhangi birine uymak Peygamberimize uymak olur. Ehi Çelebi ( Hediyye) kitabında diyor ki ( Ebu Hanife'nin kıyası doğru değildir diyen kafir olur) Bu kitabı ( hakikat kitabevi) basdırmıştır.

    HZ. İSA DA HANEFİ MEZHEBİNDENDİR.(s.106)

    Îs⠓alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” gökden inip, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe mezhebine uygun ictihâd edecek, onun halâl dediğine halâl diyecek, harâm dediğine harâm diyecekdir.



    Evliyanın büyüğü tasavvuf deryasının dalgıcı Muhammed behaeddin buhari hz. yetiştirdiği evliyanın büyüklerinden olan hace Muhammed Parisa hz. ( Fusul-i sitte) kitabında buyuruyor ki ( İsa ala nebiyyina ve aleyhissalatü vesselam gökten inip İmam-ı Azam Ebu Hanife mezhebine uygun içtihat edecek, onun helal dediğine helal diyecek, haram dediğine haram diyecekdir.

    RAMAZAN ORUCU 32 GÜNE ÇIKTI. (s.316)
    Ramezânın takvîmlere veyâ mezhebsiz memleketlere uyarak başlatıldığı yerlerde, bayramdan sonra, iki gün kazâ orucu tutmak lâzımdır.


    Ramazanın ve bayramın semada hilali görülmekle değilde takvime göre başladığı yerlerde oruca ve bayrama hakiki zamanlarından birgün önce veya bir gün sonra başlanılmış olabilir.oruç tutulan birinci ve sonuncu günleri hakiki ramazana rastlamış olsalar bile ramazan olup olmadıkları şüpheli olur. İbni Abidin rahmöetullahi aleyh ramazan bahsinde diyor ki ramazan olup olmadığı şüpheli olan günlerde ramazan orucu tutmak tahrimen mekruhdur. müslüman memleketinde olupta ibadetleri bilmemek özür olmaz. bunun için takvimlere veya mezhepsiz memleketlere uyarak başlatıldığı yerlerde bayramdan sonra iki gün kaza orucu tutmak lazımdır. islam düşmanları ehli sünnet alimlerinin kitaplarına saldırıyorlar . mesela ramazandan sonra iki gün kaza orucu tutmakta nereden çıktı hiç bir kitapta böyle birşey yoktur diyorlar. kitaplarda yazılı değildir sözü yanlıştı. çünkü her asırda her yerde ramazan ayı hilali görmekle başlardı.iki gün kaza orucuna küzum yoktu. şimdi ramazan ayı hilalin doğma zamanını hesap etmekle başlatılıyor. ramazanın başlaması ahkamı islamiyyeye uygun olmuyor. bu hatayı düzeltmek için bayramdan sonra iki gün kaza orucu tutmak lazım olduğu Tahtavinin (Merakıl Felah) haşiyesinde yazılıdır.

    MEZHEBE GİRMEYEN KAFİR GİBİ BİŞEYDİR MUTLAKA CEHENNEME GİRECEKTİR. (s.445)

    Dört mezhebden birinde olmıyan kimsenin îmânı bozulur. Yâ, (bid’at sâhibi), ya’nî sapık müslimândır. Yâhud, mürted olur. Bunun her ikisi de, tevbe etmeden ölürse, muhakkak Cehenneme girecek, ateşde yanacakdır.

    Ehli sünnetin dört mezhebinden birinin kitaplarında yazılı olan fıkıh bilgilerini yani islamın 5 şartını helal haram olan şeyleri öğrenmesi ve bunlara inanması ve bunlara uygun yaşaması lazımdır. Bunları öğrenmek ve uymak lazım olduğuna inanmayan ehemmiyet vermeyen mürted olur. Yani kelime-i şehadet getirerek müslüman olduktan sonra yeniden kafir olur. Dört mezhebin itikatı birbirinin aynıdır. Dört mezhebden birinin iman ve fıkıh bilgilerine tabi olan bir müslümana ehli sünnet veya sünni denir. Dört mezhebten birinde olmayan kimsenin imanı bozulur. Ya bidat sahibi yani sapık müslümandır. yahud mürted olur. bunun her ikiside tevbe etmeden ölürse muhakkak cehenneme girecek. ateşde yanacaktır.



  16. 18.Mart.2012, 22:50
    8
    Devamlı Üye
    sırayla cevap yazayım kitaba baktım ve ilgili yerleri yazıyorum.

    İMAM-I AZAM BU DİNİN ASIL PEYGAMBERİDİR. (s.467)

    Ebû Hanîfenin kıyâsı doğru değildir diyen kâfir olur.

    mezhep imamlarımız " rahmetullahi aleyhim ecmain" en büyük din alimleridir. (Alimler Peygamberlerin varisleridir) hadisi şerifi ( buharide) yazılıdır. Peygamberimizin s.a.v. yolu akıl ile hayal ile rüya ile anlaşılmaz.Din alimlerinden öğrenilir. Din alimlerinden herhangi birine uymak Peygamberimize uymak olur. Ehi Çelebi ( Hediyye) kitabında diyor ki ( Ebu Hanife'nin kıyası doğru değildir diyen kafir olur) Bu kitabı ( hakikat kitabevi) basdırmıştır.

    HZ. İSA DA HANEFİ MEZHEBİNDENDİR.(s.106)

    Îs⠓alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” gökden inip, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe mezhebine uygun ictihâd edecek, onun halâl dediğine halâl diyecek, harâm dediğine harâm diyecekdir.



    Evliyanın büyüğü tasavvuf deryasının dalgıcı Muhammed behaeddin buhari hz. yetiştirdiği evliyanın büyüklerinden olan hace Muhammed Parisa hz. ( Fusul-i sitte) kitabında buyuruyor ki ( İsa ala nebiyyina ve aleyhissalatü vesselam gökten inip İmam-ı Azam Ebu Hanife mezhebine uygun içtihat edecek, onun helal dediğine helal diyecek, haram dediğine haram diyecekdir.

    RAMAZAN ORUCU 32 GÜNE ÇIKTI. (s.316)
    Ramezânın takvîmlere veyâ mezhebsiz memleketlere uyarak başlatıldığı yerlerde, bayramdan sonra, iki gün kazâ orucu tutmak lâzımdır.


    Ramazanın ve bayramın semada hilali görülmekle değilde takvime göre başladığı yerlerde oruca ve bayrama hakiki zamanlarından birgün önce veya bir gün sonra başlanılmış olabilir.oruç tutulan birinci ve sonuncu günleri hakiki ramazana rastlamış olsalar bile ramazan olup olmadıkları şüpheli olur. İbni Abidin rahmöetullahi aleyh ramazan bahsinde diyor ki ramazan olup olmadığı şüpheli olan günlerde ramazan orucu tutmak tahrimen mekruhdur. müslüman memleketinde olupta ibadetleri bilmemek özür olmaz. bunun için takvimlere veya mezhepsiz memleketlere uyarak başlatıldığı yerlerde bayramdan sonra iki gün kaza orucu tutmak lazımdır. islam düşmanları ehli sünnet alimlerinin kitaplarına saldırıyorlar . mesela ramazandan sonra iki gün kaza orucu tutmakta nereden çıktı hiç bir kitapta böyle birşey yoktur diyorlar. kitaplarda yazılı değildir sözü yanlıştı. çünkü her asırda her yerde ramazan ayı hilali görmekle başlardı.iki gün kaza orucuna küzum yoktu. şimdi ramazan ayı hilalin doğma zamanını hesap etmekle başlatılıyor. ramazanın başlaması ahkamı islamiyyeye uygun olmuyor. bu hatayı düzeltmek için bayramdan sonra iki gün kaza orucu tutmak lazım olduğu Tahtavinin (Merakıl Felah) haşiyesinde yazılıdır.

    MEZHEBE GİRMEYEN KAFİR GİBİ BİŞEYDİR MUTLAKA CEHENNEME GİRECEKTİR. (s.445)

    Dört mezhebden birinde olmıyan kimsenin îmânı bozulur. Yâ, (bid’at sâhibi), ya’nî sapık müslimândır. Yâhud, mürted olur. Bunun her ikisi de, tevbe etmeden ölürse, muhakkak Cehenneme girecek, ateşde yanacakdır.

    Ehli sünnetin dört mezhebinden birinin kitaplarında yazılı olan fıkıh bilgilerini yani islamın 5 şartını helal haram olan şeyleri öğrenmesi ve bunlara inanması ve bunlara uygun yaşaması lazımdır. Bunları öğrenmek ve uymak lazım olduğuna inanmayan ehemmiyet vermeyen mürted olur. Yani kelime-i şehadet getirerek müslüman olduktan sonra yeniden kafir olur. Dört mezhebin itikatı birbirinin aynıdır. Dört mezhebden birinin iman ve fıkıh bilgilerine tabi olan bir müslümana ehli sünnet veya sünni denir. Dört mezhebten birinde olmayan kimsenin imanı bozulur. Ya bidat sahibi yani sapık müslümandır. yahud mürted olur. bunun her ikiside tevbe etmeden ölürse muhakkak cehenneme girecek. ateşde yanacaktır.



  17. 19.Mart.2012, 00:40
    9
    Eşrefoğlu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ağustos.2010
    Üye No: 78342
    Mesaj Sayısı: 196
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Bulunduğu yer: Kahramanmaraş

    Cevap: tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası

    Alıntı
    Dört mezhebden birinde olmıyan kimsenin îmânı bozulur. Yâ, (bid’at sâhibi), ya’nî sapık müslimândır. Yâhud, mürted olur. Bunun her ikisi de, tevbe etmeden ölürse, muhakkak Cehenneme girecek, ateşde yanacakdır.
    Dört mezhebin dışında ''mezhepsizler'' denen küçük bir grupçuk var, onlar mı kasd ediliyor acaba?


  18. 19.Mart.2012, 00:40
    9
    Eşrefoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Dört mezhebden birinde olmıyan kimsenin îmânı bozulur. Yâ, (bid’at sâhibi), ya’nî sapık müslimândır. Yâhud, mürted olur. Bunun her ikisi de, tevbe etmeden ölürse, muhakkak Cehenneme girecek, ateşde yanacakdır.
    Dört mezhebin dışında ''mezhepsizler'' denen küçük bir grupçuk var, onlar mı kasd ediliyor acaba?


  19. 19.Mart.2012, 01:20
    10
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,363
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 42
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası

    nisan 21 kardeşim
    anlamadım
    ilgili kitapta gerçekten de İmamı Azam'ın asıl peygamber olduğu
    İsa as'ın Hanefi mezhebinden olduğu yazıyor mu?

    mezhebe girmeyenlerin kafir olmasına gelince
    desene mezhebler kurulmadan önce yaşayanlar helak oldular
    yazık oldu Ebu Bekir Ömer Osman ve Ali ra'ya
    ve ashabın tamamına ve Resulullah'a -haşa-
    sahi yazara göre onlar da Hanefi miydiler?


  20. 19.Mart.2012, 01:20
    10
    âb ü kil
    nisan 21 kardeşim
    anlamadım
    ilgili kitapta gerçekten de İmamı Azam'ın asıl peygamber olduğu
    İsa as'ın Hanefi mezhebinden olduğu yazıyor mu?

    mezhebe girmeyenlerin kafir olmasına gelince
    desene mezhebler kurulmadan önce yaşayanlar helak oldular
    yazık oldu Ebu Bekir Ömer Osman ve Ali ra'ya
    ve ashabın tamamına ve Resulullah'a -haşa-
    sahi yazara göre onlar da Hanefi miydiler?


  21. 19.Mart.2012, 11:12
    11
    nisan21
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Aralık.2009
    Üye No: 71128
    Mesaj Sayısı: 150
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İzmir

    Cevap: tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası

    @mir kardeşim kitapta yazılan şekilde size yazdım ben ne yazık ki fazla anlayamadığımdan sadece yazıldığı gibi aktardım. İmamı azam peygamberdir diye bir yazıya rastlamadım. Tekrar okuyacağım önceki sonraki sayfaları okuyacağım yazarım tekrar.


  22. 19.Mart.2012, 11:12
    11
    Devamlı Üye
    @mir kardeşim kitapta yazılan şekilde size yazdım ben ne yazık ki fazla anlayamadığımdan sadece yazıldığı gibi aktardım. İmamı azam peygamberdir diye bir yazıya rastlamadım. Tekrar okuyacağım önceki sonraki sayfaları okuyacağım yazarım tekrar.


  23. 19.Mart.2012, 11:22
    12
    Ufkuaçık
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2008
    Üye No: 35628
    Mesaj Sayısı: 704
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Yaş: 57

    Cevap: tam ilmihal seadet-i ebediyye yi karalama kapmanyası

    nisan21 kardeşim.Senin bu bütün yazdıklarının hiçbirisi yok.Asıl yalanları sen uyduruyorsun.Kanaatimce sen İbn-i Teymiyye fikrindesin.Yalanın kesin ortaya çıkmıştır.


    Alıntı
    İMAM-I AZAM BU DİNİN ASIL PEYGAMBERİDİR.(s.467)

    Ebû Hanîfenin kıyâsı doğru değildir diyen kâfir olur.

    mezhep imamlarımız " rahmetullahi aleyhim ecmain" en büyük din alimleridir. (Alimler Peygamberlerin varisleridir) hadisi şerifi ( buharide) yazılıdır. Peygamberimizin s.a.v. yolu akıl ile hayal ile rüya ile anlaşılmaz.Din alimlerinden öğrenilir. Din alimlerinden herhangi birine uymak Peygamberimize uymak olur. Ehi Çelebi ( Hediyye) kitabında diyor ki ( Ebu Hanife'nin kıyası doğru değildir diyen kafir olur) Bu kitabı ( hakikat kitabevi) basdırmıştır.

    HZ. İSA DA HANEFİ MEZHEBİNDENDİR.(s.106)

    Îs⠓alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” gökden inip, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe mezhebine uygun ictihâd edecek, onun halâl dediğine halâl diyecek, harâm dediğine harâm diyecekdir.

    Ve diğer yazdıkların Külliyen bunlarin hepsi yalandır.Böyle cümleler hiç geçmemektedir.Benim elimde ki Saadet-i Ebediyye kitabı 1985 baskılı olup Hakikat Kitabevinin baskısıdır.

    Asıl sen elinde ki kitabı çöpe at onu yazan her kim ise müfteridir.Ben kitapta ki asıl cümleleri yazmadım.Şimdi sen kadfa karıştırmada ehli sünnete iftira etmesakın.Vallahi bunun hesabı çoktur.


    -----------------------------


    Şu anda Seadet-i Ebediyye kitabını inceliyorum.Biraz sonra içindekilerini buraya aktaracağım.Bakalım iftira mı değil mi her şey belli olacaktır.


  24. 19.Mart.2012, 11:22
    12
    Devamlı Üye
    nisan21 kardeşim.Senin bu bütün yazdıklarının hiçbirisi yok.Asıl yalanları sen uyduruyorsun.Kanaatimce sen İbn-i Teymiyye fikrindesin.Yalanın kesin ortaya çıkmıştır.


    Alıntı
    İMAM-I AZAM BU DİNİN ASIL PEYGAMBERİDİR.(s.467)

    Ebû Hanîfenin kıyâsı doğru değildir diyen kâfir olur.

    mezhep imamlarımız " rahmetullahi aleyhim ecmain" en büyük din alimleridir. (Alimler Peygamberlerin varisleridir) hadisi şerifi ( buharide) yazılıdır. Peygamberimizin s.a.v. yolu akıl ile hayal ile rüya ile anlaşılmaz.Din alimlerinden öğrenilir. Din alimlerinden herhangi birine uymak Peygamberimize uymak olur. Ehi Çelebi ( Hediyye) kitabında diyor ki ( Ebu Hanife'nin kıyası doğru değildir diyen kafir olur) Bu kitabı ( hakikat kitabevi) basdırmıştır.

    HZ. İSA DA HANEFİ MEZHEBİNDENDİR.(s.106)

    Îs⠓alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” gökden inip, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe mezhebine uygun ictihâd edecek, onun halâl dediğine halâl diyecek, harâm dediğine harâm diyecekdir.

    Ve diğer yazdıkların Külliyen bunlarin hepsi yalandır.Böyle cümleler hiç geçmemektedir.Benim elimde ki Saadet-i Ebediyye kitabı 1985 baskılı olup Hakikat Kitabevinin baskısıdır.

    Asıl sen elinde ki kitabı çöpe at onu yazan her kim ise müfteridir.Ben kitapta ki asıl cümleleri yazmadım.Şimdi sen kadfa karıştırmada ehli sünnete iftira etmesakın.Vallahi bunun hesabı çoktur.


    -----------------------------


    Şu anda Seadet-i Ebediyye kitabını inceliyorum.Biraz sonra içindekilerini buraya aktaracağım.Bakalım iftira mı değil mi her şey belli olacaktır.





+ Yorum Gönder
Git 124 Son