Konusunu Oylayın.: Mirac'dan bize gelen hediyeler nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mirac'dan bize gelen hediyeler nelerdir?
  1. 18.Mayıs.2013, 08:39
    1
    Misafir

    Mirac'dan bize gelen hediyeler nelerdir?






    Mirac'dan bize gelen hediyeler nelerdir? Mumsema Mirac'dan bize gelen hediyeler nelerdir? Miraç kandilinde insanlığa verilen hediyeler nelerdir ?


  2. 18.Mayıs.2013, 08:39
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Mirac'dan bize gelen hediyeler nelerdir? Miraç kandilinde insanlığa verilen hediyeler nelerdir ?


    Benzer Konular

    - Mirac Gecesinde Peygamberimize Verilen Hediyeler

    - Miraç tan gelen hediyeler nelerdir

    - Miraçla Gelen Hediyeler

    - Tahiyyat bize Mirac’ı anlatır

    - Miraç gecesinde Mü'minlere verilen hediyeler

  3. 18.Mayıs.2013, 15:01
    2
    NuN
    Üye

    Profili:
    NuN
    Üyelik Tarihi: 16.Ağustos.2007
    Üye No: 1953
    Mesaj Sayısı: 2,081
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Mirac'dan bize gelen hediyeler nelerdir?




    Mirac gecesi hediyeleri ve miracın meyveleri hakkında bilgi verir misiniz?


    MİRAC GECESİNDE HZ.PEYGAMBER EFENDİMİZE TEBLİĞ EDİLEN TÜM AYETLERİ EMİRLERİ AÇIKLAMALARI İLE RİCA EDİYORUM



    Mirac günü peygamber efendimiz (S.A.V) hediye olarak üç sey verilmisti:

    Bunlar; Beş Vakit Namaz, Bakara Suresinin Son Ayetleri, Ve Sirk Koşmamak sartı ile ''La ilahe illallah" diyen her Müslümanin imanla ölmesi durumunda cennete girebilecegi müjdesi.

    Miraç, insanlık tarihinin eşi, emsali görülmemiş ve asla da görülmeyecek olan yüksek hakikatli bir hadisesidir.

    Her bir safhası hikmetlerle dolu olan miraç hakikati, Kur'an'daki beyan ediliş şekliyle sadece ve yalnız Allah'ın Yüce Peygamberine (sas) nasip olmuştur. Hz. Musa (as) gibi bazı peygamberlere de yerel ve oldukça sınırlı miraçlar verilmiştir.

    Miraç olayı irade edildiği ve gerçekleştirildiği şekliyle baştan sona insanlık ve onun saadeti adına yapılmış Allah'ın sonsuz bir ikramıdır.

    Mescid-i Haram'dan alınan peygamber (sas) Mescid-i Aksa'ya götürülmüş, orada Hz. Süleyman (as)'ın harabe olmuş tapınağına (orada Bizans İmparatoru Jüstinianus'un inşa ettiği bir kilise de vardır.) girdiğinde, Hz. Âdem'den kendi dönemine kadar gönderilmiş bütün peygamberler ayağa kalktılar, saf tuttular, birinin imam olmasını bekliyorlardı. Hz. Cebrail (as) Hz. Peygamberin elinden tutup önlerine geçirdi. O da peygamberlere namaz kıldırdı, onların imamı olarak onlarla tanıştı ve semaya yükselirken de her peygamberi yerlerinde bizzat ziyaret etti. Miraçtan dönüşte de aynı yolu izleyerek Kudüs'e inen Resulullah, yine peygamberlere muhtemelen sabah namazını kıldırdı.

    Burada maksadımız detaylı bir şekilde miracı anlatmak değildir. Bu yazımızda miraç vasıtasıyla insanlara ve meleklere yani, yer ve gök sekenelerine verilen mesaj ve yeryüzünün en kıymetli varlığı insana Resulullah (sas)'ın Rabbimizden getirdiği gök hediyelerini ve ilahi ikramları tattırabilmektir.

    Miraçtan getirilen ve hediye tabir ettiğimiz olgular insanın dünya ve ahiretini yakından ilgilendirmektedir. Hatta Medine-i Münevvere'de kurulacak İslam devletinin kuruluş ve devamına yarayışlı her önlem zikredilmiştir.

    Ezel ve Ebed Sultanının Allah'ın rızasına uygun olan İslamiyetin, başta namaz olarak, esasatını cin ve inse hediye getirmiştir ki, o marziyatı anlamak o kadar saadetlidir ki, tarif edilemez. Çünkü çok meraklı olan insan, merak ettiği her şeyin iç yüzünü anlamak ve onunla muhabere kurmak ve sürekli konuşmak ister. İşte bu merakını Allah'ın yüce peygamberi (sas) ile gidermiştir. Yani miraç insanoğlunun merakını gideren bir olgudur.

    Resulullah (sas) yetmiş bin perde arkasından Allah'ın marziyatını bir hakikat ve miracın bir semeresi olarak hakkalyakin (en kesin bilgi ile) işitip, beşere hediye getirmiştir. İşte başını her secdeye koyduğu zaman, kıyamda dururken bütün bir kâinatın ibadet nevilerini ihtiva eden namazla Allah'ı hissederek, bilerek ve sonsuz ihtiramını göstererek kemal merdivenlerinde tırmanabilmektedir.

    Erkan-ı İmaniyenin hakaikını (hakikatlerini) göz ile görüp, melaikeyi, cenneti, ahireti hatta Zat-ı Zülcelali göz ile müşahede etmek, kainata ve beşere öyle bir hazine ve bir nur-u ezeli ve ebedi bir hediye getirmiştir ki; şu kainatı perişan ve fani ve karma karışık bir vaziyet-i mevhumeden (olmadığı halde var sayılan durum) çıkarıp, o nur ve o meyve ile, o kainatı kutsi mektubat-ı Samedaniye, güzel ayine-i Cemal-i Zat-ı Ehadiye vaziyeti olan hakikatını göstermiş, kainatı ve bütün zişuuru sevindirip mesrur etmiştir. Böylece o nur ve o meyve ile, beşeri müşevveş, perişan, aciz, fakir, hacatı hadsiz, adası (düşmanları) nihayetsiz ve fani, bekasız bir vaziyet-i dalaletkaraneden (küfür halinden), o insanı, o nur, o meyvey-i kudsiye ile ahsen-i takvimde cennet-i bakiyesine namzet bir misafir-i azizi sureti hakikisinde göstermiştir.

    Saadet-i ebediyenin definesini görüp, anahtarını alıp getirmiş, cin ve inse hediye etmiştir. Evet, miraç vasıtasıyla ve kendi gözüyle Cenneti görmüş ve Rahman-ı Zülcemalin rahmetinin baki cilvelerini müşahede etmiş ve saadet-i ebediyeyi katiyen, hakkalyakin anlamış, saadet-i ebediyenin vücudunun müjdesini cin ve inse hediye etmiştir. Bu sayede öldükten sonra yokluk denizine dökülüp gittiği düşüncesinden insanlar kurtulmuştur. Çünkü ahiret, Cennet, Cehennem, melek gibi hakikatler Sem'i'dir, Kur'an ve sünnet söylediği için inanıyoruz; bu da binlerce insanın“görmediğim şeye inanmam” düşüncesine zehap etmesine sebep olmaktadır. Miraç hadisesinde Allah'ın yüce peygamberi (sas) dünya gözleriyle bütün ahireti ve aksamını görmekle Kur'an ve sünnet söyledi diye inandığımız bir olgu, görsel hale gelmiş, bu konular mevcut olan imanın taklitten kurtulup tahkik kazanmasına sebep olmuştur.

    Rüyet-i Cemalullah (Allah'ın Cemalini görme) meyvesini kendi aldığı gibi, o meyvenin her mümine dahi mümkün olduğunu (ahirette), cin ve inse hediye getirmiştir ki, o meyve ne derece leziz, hoş ve güzel bir meyve olduğunu bununla kıyas edebilirisin. Bu hâdise, Allah'a olan muhabbeti arttırıp, insanları daha fazla nimete, ihsana, bunların en güzeli olan Cennete, Cemalullaha mazhar olmak için ibadet ve genel itaate teşvik eder, etmiş ve etmeye de devam edecektir.

    İnsan, kâinatın kıymettar bir meyvesi ve sanii kâinatın nazdar sevgilisi olduğu, miraç ile anlaşılmış ve o meyveyi, cin ve inse getirmiştir. Bu hadise insanı kâinat üstünde en yüksek bir Fahir makamına çıkarmıştır. Bu uğurdaki sevinci tarif edilemez. Bir ere generallik rütbesi verilse, nasıl ki sevinci tarif edilemez, aynen bunun gibi kâinata halife yapılan şu insanın sevinci, fahri anlatılamaz.

    Öte yandan İsra Suresinin 239. ayetlerinde beyan edilen, zikrettiğimiz Miraç hediyesi ve mesajlarının dışında daha birçok mesajlar ve hediyeler vardır ki, bunlar insanın her alanda ihtiyaç duyduğu hususlardır.

    Tek Allah inancını esas alıp, şirke savaş açmayı, ana-baba haklarına riayet etmeyi,

    Toplumsal yaşantıda işbirliği, yardımlaşma, sevgi, şefkat, saygı, hakkı bilme ve tanıma, herkesin hakkını verme gibi erdemlerin canlı tutulması,

    Serveti çarçur etmeden, kötü yollarda harcamadan paylaşımcı ve fakir-fukaraya yardım edilmesini öğütleyen,

    Ne cimri ne de savurgan olup, malın ellerde dolaşmasını sağlamayı, böylece bütün toplumun huzur ve saadetini esas almayı,

    Servetin azalacağı, açlık olacağı korkusuyla kız çocuklarının öldürülmemesini,

    Toplumun temellerini sarsan zina, içki, kumar ve haramların her türünün geçersizliğini,

    Yetimlerin menfaatlerinin gözetilmesini, mal ve haklarının çarçur edilmemesini,

    Söz ister fert ve isterse toplum tarafından verilmiş olsun mutlaka yerine getirilmesinin lüzumunu,

    Ölçü ve tartının, yani günlük hukukun tam ve eksiksiz yerine getirilmesini,

    İnsanların doğru bildikleri bir şeyin ya da kimsenin peşinden gitmeleri gerçeğini,

    İnsanların yeryüzünde zalim, gaddar, despot ve mağrur olmamaları gerektiği gerçeğini,

    İslam toplumunun temelini oluşturan aileyi korumayı ve bunun dini, hukuki ve insani bir vecibe olduğunu, İmanı, insanın amellerinin karşılıklarını göreceği gerçeğini ve en önemlisi varlıkta değer almamızın sebebi olan dua gibi üç ana kavramı ifade eden BAKARA SURESİNİN son ayetlerini Miraç hediyesi ve mesajı olarak getirip cin ve inse hediye etmiştir. Bu ayetlerin böylesine ulvi bir yolla verilişinde mutlaka büyük hikmetler vardır.Bütün zamanlarda ve özellikle Miraç gecesi bu ayetlerle dua etmek arzuların kabulüne şayandır. Bilinmelidir ki bu hediyelere iltifat etmeyenlerin dünyada da ahirette de nasipleri yoktur.

    Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Resulullah (sas) eski ve yenidünyanın arasında durmuş, eskiyi kurduğu için geçmişe; yeniye, kardeşlerim dediği modern nesillerin hayatların özüne hitab ettiği ve yorum getirdiği için bugüne ait bir peygamberdir. İşte Miraç hadisesiyle dünya ve ahiretin ortasında durmuş, ahiretin ahvalini, orayı kazanmak için dünyada nelerin yapılması gerektiğini 23 sene boyunca beyan eden Yüce Peygamber (sas), iki dünyanın da rehberi, olmazsa olmazıdır. Buna göre bu hükümler gözden geçirildiğinde; İslam hukukunun temel taşlarını oluşturan hükümler oldukları hemen görülür. Bu durumda miraç, her yönüyle hikmet, fazilet ve mucizelerle dolu eşi bulunmaz, iki dünyanın da saadetine vesile olan ikramlar serisidir.


  4. 18.Mayıs.2013, 15:01
    2
    NuN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    NuN
    Üye



    Mirac gecesi hediyeleri ve miracın meyveleri hakkında bilgi verir misiniz?


    MİRAC GECESİNDE HZ.PEYGAMBER EFENDİMİZE TEBLİĞ EDİLEN TÜM AYETLERİ EMİRLERİ AÇIKLAMALARI İLE RİCA EDİYORUM



    Mirac günü peygamber efendimiz (S.A.V) hediye olarak üç sey verilmisti:

    Bunlar; Beş Vakit Namaz, Bakara Suresinin Son Ayetleri, Ve Sirk Koşmamak sartı ile ''La ilahe illallah" diyen her Müslümanin imanla ölmesi durumunda cennete girebilecegi müjdesi.

    Miraç, insanlık tarihinin eşi, emsali görülmemiş ve asla da görülmeyecek olan yüksek hakikatli bir hadisesidir.

    Her bir safhası hikmetlerle dolu olan miraç hakikati, Kur'an'daki beyan ediliş şekliyle sadece ve yalnız Allah'ın Yüce Peygamberine (sas) nasip olmuştur. Hz. Musa (as) gibi bazı peygamberlere de yerel ve oldukça sınırlı miraçlar verilmiştir.

    Miraç olayı irade edildiği ve gerçekleştirildiği şekliyle baştan sona insanlık ve onun saadeti adına yapılmış Allah'ın sonsuz bir ikramıdır.

    Mescid-i Haram'dan alınan peygamber (sas) Mescid-i Aksa'ya götürülmüş, orada Hz. Süleyman (as)'ın harabe olmuş tapınağına (orada Bizans İmparatoru Jüstinianus'un inşa ettiği bir kilise de vardır.) girdiğinde, Hz. Âdem'den kendi dönemine kadar gönderilmiş bütün peygamberler ayağa kalktılar, saf tuttular, birinin imam olmasını bekliyorlardı. Hz. Cebrail (as) Hz. Peygamberin elinden tutup önlerine geçirdi. O da peygamberlere namaz kıldırdı, onların imamı olarak onlarla tanıştı ve semaya yükselirken de her peygamberi yerlerinde bizzat ziyaret etti. Miraçtan dönüşte de aynı yolu izleyerek Kudüs'e inen Resulullah, yine peygamberlere muhtemelen sabah namazını kıldırdı.

    Burada maksadımız detaylı bir şekilde miracı anlatmak değildir. Bu yazımızda miraç vasıtasıyla insanlara ve meleklere yani, yer ve gök sekenelerine verilen mesaj ve yeryüzünün en kıymetli varlığı insana Resulullah (sas)'ın Rabbimizden getirdiği gök hediyelerini ve ilahi ikramları tattırabilmektir.

    Miraçtan getirilen ve hediye tabir ettiğimiz olgular insanın dünya ve ahiretini yakından ilgilendirmektedir. Hatta Medine-i Münevvere'de kurulacak İslam devletinin kuruluş ve devamına yarayışlı her önlem zikredilmiştir.

    Ezel ve Ebed Sultanının Allah'ın rızasına uygun olan İslamiyetin, başta namaz olarak, esasatını cin ve inse hediye getirmiştir ki, o marziyatı anlamak o kadar saadetlidir ki, tarif edilemez. Çünkü çok meraklı olan insan, merak ettiği her şeyin iç yüzünü anlamak ve onunla muhabere kurmak ve sürekli konuşmak ister. İşte bu merakını Allah'ın yüce peygamberi (sas) ile gidermiştir. Yani miraç insanoğlunun merakını gideren bir olgudur.

    Resulullah (sas) yetmiş bin perde arkasından Allah'ın marziyatını bir hakikat ve miracın bir semeresi olarak hakkalyakin (en kesin bilgi ile) işitip, beşere hediye getirmiştir. İşte başını her secdeye koyduğu zaman, kıyamda dururken bütün bir kâinatın ibadet nevilerini ihtiva eden namazla Allah'ı hissederek, bilerek ve sonsuz ihtiramını göstererek kemal merdivenlerinde tırmanabilmektedir.

    Erkan-ı İmaniyenin hakaikını (hakikatlerini) göz ile görüp, melaikeyi, cenneti, ahireti hatta Zat-ı Zülcelali göz ile müşahede etmek, kainata ve beşere öyle bir hazine ve bir nur-u ezeli ve ebedi bir hediye getirmiştir ki; şu kainatı perişan ve fani ve karma karışık bir vaziyet-i mevhumeden (olmadığı halde var sayılan durum) çıkarıp, o nur ve o meyve ile, o kainatı kutsi mektubat-ı Samedaniye, güzel ayine-i Cemal-i Zat-ı Ehadiye vaziyeti olan hakikatını göstermiş, kainatı ve bütün zişuuru sevindirip mesrur etmiştir. Böylece o nur ve o meyve ile, beşeri müşevveş, perişan, aciz, fakir, hacatı hadsiz, adası (düşmanları) nihayetsiz ve fani, bekasız bir vaziyet-i dalaletkaraneden (küfür halinden), o insanı, o nur, o meyvey-i kudsiye ile ahsen-i takvimde cennet-i bakiyesine namzet bir misafir-i azizi sureti hakikisinde göstermiştir.

    Saadet-i ebediyenin definesini görüp, anahtarını alıp getirmiş, cin ve inse hediye etmiştir. Evet, miraç vasıtasıyla ve kendi gözüyle Cenneti görmüş ve Rahman-ı Zülcemalin rahmetinin baki cilvelerini müşahede etmiş ve saadet-i ebediyeyi katiyen, hakkalyakin anlamış, saadet-i ebediyenin vücudunun müjdesini cin ve inse hediye etmiştir. Bu sayede öldükten sonra yokluk denizine dökülüp gittiği düşüncesinden insanlar kurtulmuştur. Çünkü ahiret, Cennet, Cehennem, melek gibi hakikatler Sem'i'dir, Kur'an ve sünnet söylediği için inanıyoruz; bu da binlerce insanın“görmediğim şeye inanmam” düşüncesine zehap etmesine sebep olmaktadır. Miraç hadisesinde Allah'ın yüce peygamberi (sas) dünya gözleriyle bütün ahireti ve aksamını görmekle Kur'an ve sünnet söyledi diye inandığımız bir olgu, görsel hale gelmiş, bu konular mevcut olan imanın taklitten kurtulup tahkik kazanmasına sebep olmuştur.

    Rüyet-i Cemalullah (Allah'ın Cemalini görme) meyvesini kendi aldığı gibi, o meyvenin her mümine dahi mümkün olduğunu (ahirette), cin ve inse hediye getirmiştir ki, o meyve ne derece leziz, hoş ve güzel bir meyve olduğunu bununla kıyas edebilirisin. Bu hâdise, Allah'a olan muhabbeti arttırıp, insanları daha fazla nimete, ihsana, bunların en güzeli olan Cennete, Cemalullaha mazhar olmak için ibadet ve genel itaate teşvik eder, etmiş ve etmeye de devam edecektir.

    İnsan, kâinatın kıymettar bir meyvesi ve sanii kâinatın nazdar sevgilisi olduğu, miraç ile anlaşılmış ve o meyveyi, cin ve inse getirmiştir. Bu hadise insanı kâinat üstünde en yüksek bir Fahir makamına çıkarmıştır. Bu uğurdaki sevinci tarif edilemez. Bir ere generallik rütbesi verilse, nasıl ki sevinci tarif edilemez, aynen bunun gibi kâinata halife yapılan şu insanın sevinci, fahri anlatılamaz.

    Öte yandan İsra Suresinin 239. ayetlerinde beyan edilen, zikrettiğimiz Miraç hediyesi ve mesajlarının dışında daha birçok mesajlar ve hediyeler vardır ki, bunlar insanın her alanda ihtiyaç duyduğu hususlardır.

    Tek Allah inancını esas alıp, şirke savaş açmayı, ana-baba haklarına riayet etmeyi,

    Toplumsal yaşantıda işbirliği, yardımlaşma, sevgi, şefkat, saygı, hakkı bilme ve tanıma, herkesin hakkını verme gibi erdemlerin canlı tutulması,

    Serveti çarçur etmeden, kötü yollarda harcamadan paylaşımcı ve fakir-fukaraya yardım edilmesini öğütleyen,

    Ne cimri ne de savurgan olup, malın ellerde dolaşmasını sağlamayı, böylece bütün toplumun huzur ve saadetini esas almayı,

    Servetin azalacağı, açlık olacağı korkusuyla kız çocuklarının öldürülmemesini,

    Toplumun temellerini sarsan zina, içki, kumar ve haramların her türünün geçersizliğini,

    Yetimlerin menfaatlerinin gözetilmesini, mal ve haklarının çarçur edilmemesini,

    Söz ister fert ve isterse toplum tarafından verilmiş olsun mutlaka yerine getirilmesinin lüzumunu,

    Ölçü ve tartının, yani günlük hukukun tam ve eksiksiz yerine getirilmesini,

    İnsanların doğru bildikleri bir şeyin ya da kimsenin peşinden gitmeleri gerçeğini,

    İnsanların yeryüzünde zalim, gaddar, despot ve mağrur olmamaları gerektiği gerçeğini,

    İslam toplumunun temelini oluşturan aileyi korumayı ve bunun dini, hukuki ve insani bir vecibe olduğunu, İmanı, insanın amellerinin karşılıklarını göreceği gerçeğini ve en önemlisi varlıkta değer almamızın sebebi olan dua gibi üç ana kavramı ifade eden BAKARA SURESİNİN son ayetlerini Miraç hediyesi ve mesajı olarak getirip cin ve inse hediye etmiştir. Bu ayetlerin böylesine ulvi bir yolla verilişinde mutlaka büyük hikmetler vardır.Bütün zamanlarda ve özellikle Miraç gecesi bu ayetlerle dua etmek arzuların kabulüne şayandır. Bilinmelidir ki bu hediyelere iltifat etmeyenlerin dünyada da ahirette de nasipleri yoktur.

    Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Resulullah (sas) eski ve yenidünyanın arasında durmuş, eskiyi kurduğu için geçmişe; yeniye, kardeşlerim dediği modern nesillerin hayatların özüne hitab ettiği ve yorum getirdiği için bugüne ait bir peygamberdir. İşte Miraç hadisesiyle dünya ve ahiretin ortasında durmuş, ahiretin ahvalini, orayı kazanmak için dünyada nelerin yapılması gerektiğini 23 sene boyunca beyan eden Yüce Peygamber (sas), iki dünyanın da rehberi, olmazsa olmazıdır. Buna göre bu hükümler gözden geçirildiğinde; İslam hukukunun temel taşlarını oluşturan hükümler oldukları hemen görülür. Bu durumda miraç, her yönüyle hikmet, fazilet ve mucizelerle dolu eşi bulunmaz, iki dünyanın da saadetine vesile olan ikramlar serisidir.





+ Yorum Gönder