Konusunu Oylayın.: Miraç kandili önemi ve yapılması gerekenler nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
Miraç kandili önemi ve yapılması gerekenler nelerdir?
  1. 17.Mayıs.2013, 17:45
    1
    Misafir

    Miraç kandili önemi ve yapılması gerekenler nelerdir?






    Miraç kandili önemi ve yapılması gerekenler nelerdir? Mumsema Miraç kandili önemi ve yapılması gerekenler Miraç kandilinde yapılması gerekenler hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 17.Mayıs.2013, 17:45
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 17.Mayıs.2013, 21:40
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Miraç kandili önemi ve yapılması gerekenler nelerdir?




    Miraç kandili önemi ve yapılması gerekenler nelerdir?


    16 Haziran 2012 Cumartesi’yi,17 Haziran Pazar gününe bağlayan gece, mübarek Miraç Kandilidir. Miraç Kandili, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin, gecenin bir anında Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya, oradan da göklere seyahat ettirildiği mübarek gecenin adıdır.


    Nitekim Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de;

    “Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan kendisine bir kısım ayetlerimizi
    göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı
    yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.”(İsra) buyurmuştur.

    Mîrac gecesinde, mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var… Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmiyedi kat daha sevaplı, eğer mescid ise… Cuma namazı kılınan büyük cami ise elli kat sevaplı… Bir de camiye giderken, gelirken attığın her adımdan insanın bir günahı affoluyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.

    O”nun için Mîrac gecesinde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü Hz. Osman (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

    “Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir.”

    Peygamberimizin hayatı içinde önemli bir yeri olan Miraç, Allah’ın sevgili Resülünden başka hiç kimseye sunmadığı ilahi bir ihsandır.

    Yüce Peygamberimiz için pek büyük şan ve şerefle dolu olan Miraç mucizesi, biz müslümanlar için de ilahî rahmetler ve lütuflarla doludur.

    Miraç olayının biz müslümanlar için en önemli sonuçlarından birisi hiç şüphe yok ki, dinin direği olan namazdır. Namaz, bize bir miraç hediyesidir. Onun içindir ki, namaz mü’minin miracı olmuştur. Nasıl ki, yüce Peygamberimiz Miraç’ta vasıtalardan arınmış olarak Mevlası ile karşı karşıya geldi ise, mü’min de namazda vasıtasız olarak doğrudan doğruya Rabbinin huzuruna çıkar; sadece O’na kulluk etme ve sadece O’ndan yardım isteme fırsatı bulur. Eğer mü’min,günde beş vakit namazını dikkatle ve huşu içerisinde kılacak olursa o namaz onun için bir miraç olur, kul onunla Hakka yol bulur.



    Böyle müstesna bir gece vesilesiyle sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e
    vahyedilen, insanlığı mutluluğa götürecek prensipleri de hatırlamak lazımdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Miracın ruhi hallerinden söz edilirken: “Allah kuluna vahyedeceğini etti”
    buyurulmaktadır.


    “Allah’a ortak koşulmayacak, yalnız O’na kulluk edilecek ve yalnız O’ndan yardım istenecektir.

    Anne ve babaya hürmet edilecek, onların duaları alınacaktır. Zinaya yaklaşılmayacaktır.

    Haksız olarak kimsenin canına kıyılmayacaktır. Yetimlere iyi muamele edilecektir. Ölçü ve tartıda doğruluk üzere olunacaktır.

    Bilmediğimiz bir şeyin ardından körükörüne gidilmeyecek, şuurlu hareket edilecektir. Yeryüzünde kibir ve gurur taslayarak yürünmeyecektir.”

    Bu saydığımız prensipler hiç şüphe yok ki bir toplum için gerekli bütün ahlak ve fazilet
    kurallarını ihtiva etmektedir.

    İşte Miraç gecesi böyle mübarek bir gecedir. Bu geceyi ihya ederken bu gecede vahyedilen üstün gerçeklere kulak vermeliyiz. Yalnız Yüce Mevla’ya kulluk etmeli, O’na hiç bir şeyi ortak koşmamalıyız.

    Miraç gecesi, ulvî bir gecedir. O halde bu mübarek geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli ibadetle Allah’a karşı şükran borçlarımızı ödemeliyiz; namaz kılmalı, Kur’an okumalı, ve Allah’tan af ve bağış dilemeliyiz. Çoluk çocuğumuza bu gecenin anlam ve önemini öğretmeliyiz. Çevremizdeki yoksullara ve kimsesiz çocuklara yardım ellerimizi uzatmalıyız. Annemizi, babamızı ve büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpmeli va dualarını almalıyız. Ebediyete intikal etmiş olanlarımızı rahmetle anarak ruhlarını şad etmeliyiz. Dostlarımızla tebrikleşmeli, sevgi ve saygı duygularımızı perçinlemeliyiz.

    Kandilleri birer fırsat bilmeli, bu müstesna zaman dilimlerinde Allah’a daha da yakın olmaya çalışılmalıdır. Bilelim ki, Allah’a yakınlık, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasak ettiği şeylerden kaçınmakla mümkündür.

    Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de, yani Receb ayının 26 ve 27. günlerini oruç tutalım. Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz buyuruyor:

    “Recep ayında bir gün ve gece vardır ki Receb”in 27. gecesidir. Kim o gün oruç tutar ve geceyi ibadetle geçirirse yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet yapmış gibi olur”
    Salat ü selâm okuyalım.. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize hiç olmazsa bir tesbih, salat ü selâm okumalıyız. Can ü gönülden, “Es-salatü ve”s-selamü aleyke ya Resûlellah” demeliyiz.

    Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih

    Mirac gecesini, bu derece yücelten husus: Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin en büyük mucizelerinden biri olan İsra ve Mirac mucizesinin bu gecede gerçekleşmiş olmasıdır. İsra ve Miraç, insanlığın kurtuluşu için gönderilen Sevgili Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize, ALLAH Teâlânın sonsuz kudretinin eserlerini temaşa etmesi için yaptırılan mukaddes ve manevi bir yolculuktur. Birçok hikmet ve ilahi sırları bünyesinde barındıran bu gece, Cenab-ı Hakkın sonsuz güç ve kuvvetinin gösterilmesi için Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize ALLAH Teâlâ tarafından yaptırılan, zamana ve mekana anlam kazandıran İsra ve Mirac, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz için ALLAH Teâlânın inayet ve desteğine mazhar olarak moral kazanma anlamını taşırken o günkü Müslümanların Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize bağlılığını ve ALLAH Teâlâya inancını pekiştiren bir imtihan olmuştur.

    Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin, ALLAH Teâlânın huzuruna kabul edilişini temsil eden İsra ve Mirac mucizesi bizlere, insanın, ilahi rızaya ve desteğe ulaştığında akıl ve idraki zorlayan derecede nice üst derecelere ulaşabileceğini gösterdiği gibi, mana aleminde yükselip ilahi rahmet ve huzura erişmenin, öncelikle gönül ve ruh temizliğinden, ahlâkî erdemlere yükselişten, her şeyin sahibi olan Yüce ALLAHa bağlılık ve boyun eğmeden geçtiğini de hatırlatmaktadır.

    Kelime anlamıyla gece yolculuğu manasına gelen İsra ve yükselmek, yükseğe çıkmak, yükselmeyi sağlayan vasıta anlamlarına gelen Mirac; alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize, Mekke döneminde bir gece, Yüce Yaratanın sonsuz kudretinin eserlerini temaşa etmesi için önce Mescid-i Aksaya, oradan da semaya yaptırılan hikmet yüklü yolculuğu ifade eder.

    Bu sebeple Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimizin hicretten onsekiz ay önce, bir kısım ayetlerini göstermek için şanı yüce ALLAH tarafından, bir gece Mekke-i Mükerremedeki Mescid-i Haramdan, çevresi mübarek kılınmış olan Kudüsteki Mescid-i Aksaya götürülmesi, oradan da fiziki zaman ve mekan boyutlarının aşıldığı bir yükselişe ulaştırılması kutlu hadisesinin yaşandığı İsra ve Mirac mûcizesinin yıldönümü olan bu gecenin, müminler açısından önemi çok büyüktür.

    Bu mübarek gece her yıl, İslâm dünyasının dört bir tarafında derin bir huşu ve hürmet ile karşılanır ve uğurlanır. İslâm aleminin saadet ve selâmeti, müminlerin mağfiret-i ilâhiyyeye nail olmaları için bu mübarek gecede milyonlarca Müslümanın elleri semaya açılır. Müminler, içtenlikle yüce ALLAHa yönelirler, affedilme ümitleri canlanır ve Cenab-ı Haktan feyizi, rahmeti ve affedilmeyi büyük bir heyecanla gönülden arzu ederler.

    Camilerimiz, mescidlerimiz bu gece, sabaha kadar üstlerine gökten yağan nurlar ile, kendilerini dolduran Müslümanlardan taşan nurlar arasında parıldar durur. Bu gecede camilerimizi kubbelerine kadar dolduran dualar bütün bir yıl ümmet-i Muhammed üzerinde ilahî bir rahmet olur.

    Bu gece, camilerimizde, mescidlerimizde tan ağarıncaya kadar Kuran-ı Kerîm okunur, dinlenir, namaz kılınmak ve dua-niyaz yapılmak suretiyle ihya edilir.



  4. 17.Mayıs.2013, 21:40
    2
    Devamlı Üye



    Miraç kandili önemi ve yapılması gerekenler nelerdir?


    16 Haziran 2012 Cumartesi’yi,17 Haziran Pazar gününe bağlayan gece, mübarek Miraç Kandilidir. Miraç Kandili, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin, gecenin bir anında Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya, oradan da göklere seyahat ettirildiği mübarek gecenin adıdır.


    Nitekim Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de;

    “Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan kendisine bir kısım ayetlerimizi
    göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı
    yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.”(İsra) buyurmuştur.

    Mîrac gecesinde, mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var… Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmiyedi kat daha sevaplı, eğer mescid ise… Cuma namazı kılınan büyük cami ise elli kat sevaplı… Bir de camiye giderken, gelirken attığın her adımdan insanın bir günahı affoluyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.

    O”nun için Mîrac gecesinde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü Hz. Osman (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

    “Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir.”

    Peygamberimizin hayatı içinde önemli bir yeri olan Miraç, Allah’ın sevgili Resülünden başka hiç kimseye sunmadığı ilahi bir ihsandır.

    Yüce Peygamberimiz için pek büyük şan ve şerefle dolu olan Miraç mucizesi, biz müslümanlar için de ilahî rahmetler ve lütuflarla doludur.

    Miraç olayının biz müslümanlar için en önemli sonuçlarından birisi hiç şüphe yok ki, dinin direği olan namazdır. Namaz, bize bir miraç hediyesidir. Onun içindir ki, namaz mü’minin miracı olmuştur. Nasıl ki, yüce Peygamberimiz Miraç’ta vasıtalardan arınmış olarak Mevlası ile karşı karşıya geldi ise, mü’min de namazda vasıtasız olarak doğrudan doğruya Rabbinin huzuruna çıkar; sadece O’na kulluk etme ve sadece O’ndan yardım isteme fırsatı bulur. Eğer mü’min,günde beş vakit namazını dikkatle ve huşu içerisinde kılacak olursa o namaz onun için bir miraç olur, kul onunla Hakka yol bulur.



    Böyle müstesna bir gece vesilesiyle sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e
    vahyedilen, insanlığı mutluluğa götürecek prensipleri de hatırlamak lazımdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Miracın ruhi hallerinden söz edilirken: “Allah kuluna vahyedeceğini etti”
    buyurulmaktadır.


    “Allah’a ortak koşulmayacak, yalnız O’na kulluk edilecek ve yalnız O’ndan yardım istenecektir.

    Anne ve babaya hürmet edilecek, onların duaları alınacaktır. Zinaya yaklaşılmayacaktır.

    Haksız olarak kimsenin canına kıyılmayacaktır. Yetimlere iyi muamele edilecektir. Ölçü ve tartıda doğruluk üzere olunacaktır.

    Bilmediğimiz bir şeyin ardından körükörüne gidilmeyecek, şuurlu hareket edilecektir. Yeryüzünde kibir ve gurur taslayarak yürünmeyecektir.”

    Bu saydığımız prensipler hiç şüphe yok ki bir toplum için gerekli bütün ahlak ve fazilet
    kurallarını ihtiva etmektedir.

    İşte Miraç gecesi böyle mübarek bir gecedir. Bu geceyi ihya ederken bu gecede vahyedilen üstün gerçeklere kulak vermeliyiz. Yalnız Yüce Mevla’ya kulluk etmeli, O’na hiç bir şeyi ortak koşmamalıyız.

    Miraç gecesi, ulvî bir gecedir. O halde bu mübarek geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli ibadetle Allah’a karşı şükran borçlarımızı ödemeliyiz; namaz kılmalı, Kur’an okumalı, ve Allah’tan af ve bağış dilemeliyiz. Çoluk çocuğumuza bu gecenin anlam ve önemini öğretmeliyiz. Çevremizdeki yoksullara ve kimsesiz çocuklara yardım ellerimizi uzatmalıyız. Annemizi, babamızı ve büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpmeli va dualarını almalıyız. Ebediyete intikal etmiş olanlarımızı rahmetle anarak ruhlarını şad etmeliyiz. Dostlarımızla tebrikleşmeli, sevgi ve saygı duygularımızı perçinlemeliyiz.

    Kandilleri birer fırsat bilmeli, bu müstesna zaman dilimlerinde Allah’a daha da yakın olmaya çalışılmalıdır. Bilelim ki, Allah’a yakınlık, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasak ettiği şeylerden kaçınmakla mümkündür.

    Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de, yani Receb ayının 26 ve 27. günlerini oruç tutalım. Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz buyuruyor:

    “Recep ayında bir gün ve gece vardır ki Receb”in 27. gecesidir. Kim o gün oruç tutar ve geceyi ibadetle geçirirse yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet yapmış gibi olur”
    Salat ü selâm okuyalım.. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize hiç olmazsa bir tesbih, salat ü selâm okumalıyız. Can ü gönülden, “Es-salatü ve”s-selamü aleyke ya Resûlellah” demeliyiz.

    Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih

    Mirac gecesini, bu derece yücelten husus: Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin en büyük mucizelerinden biri olan İsra ve Mirac mucizesinin bu gecede gerçekleşmiş olmasıdır. İsra ve Miraç, insanlığın kurtuluşu için gönderilen Sevgili Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize, ALLAH Teâlânın sonsuz kudretinin eserlerini temaşa etmesi için yaptırılan mukaddes ve manevi bir yolculuktur. Birçok hikmet ve ilahi sırları bünyesinde barındıran bu gece, Cenab-ı Hakkın sonsuz güç ve kuvvetinin gösterilmesi için Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize ALLAH Teâlâ tarafından yaptırılan, zamana ve mekana anlam kazandıran İsra ve Mirac, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz için ALLAH Teâlânın inayet ve desteğine mazhar olarak moral kazanma anlamını taşırken o günkü Müslümanların Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize bağlılığını ve ALLAH Teâlâya inancını pekiştiren bir imtihan olmuştur.

    Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin, ALLAH Teâlânın huzuruna kabul edilişini temsil eden İsra ve Mirac mucizesi bizlere, insanın, ilahi rızaya ve desteğe ulaştığında akıl ve idraki zorlayan derecede nice üst derecelere ulaşabileceğini gösterdiği gibi, mana aleminde yükselip ilahi rahmet ve huzura erişmenin, öncelikle gönül ve ruh temizliğinden, ahlâkî erdemlere yükselişten, her şeyin sahibi olan Yüce ALLAHa bağlılık ve boyun eğmeden geçtiğini de hatırlatmaktadır.

    Kelime anlamıyla gece yolculuğu manasına gelen İsra ve yükselmek, yükseğe çıkmak, yükselmeyi sağlayan vasıta anlamlarına gelen Mirac; alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize, Mekke döneminde bir gece, Yüce Yaratanın sonsuz kudretinin eserlerini temaşa etmesi için önce Mescid-i Aksaya, oradan da semaya yaptırılan hikmet yüklü yolculuğu ifade eder.

    Bu sebeple Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimizin hicretten onsekiz ay önce, bir kısım ayetlerini göstermek için şanı yüce ALLAH tarafından, bir gece Mekke-i Mükerremedeki Mescid-i Haramdan, çevresi mübarek kılınmış olan Kudüsteki Mescid-i Aksaya götürülmesi, oradan da fiziki zaman ve mekan boyutlarının aşıldığı bir yükselişe ulaştırılması kutlu hadisesinin yaşandığı İsra ve Mirac mûcizesinin yıldönümü olan bu gecenin, müminler açısından önemi çok büyüktür.

    Bu mübarek gece her yıl, İslâm dünyasının dört bir tarafında derin bir huşu ve hürmet ile karşılanır ve uğurlanır. İslâm aleminin saadet ve selâmeti, müminlerin mağfiret-i ilâhiyyeye nail olmaları için bu mübarek gecede milyonlarca Müslümanın elleri semaya açılır. Müminler, içtenlikle yüce ALLAHa yönelirler, affedilme ümitleri canlanır ve Cenab-ı Haktan feyizi, rahmeti ve affedilmeyi büyük bir heyecanla gönülden arzu ederler.

    Camilerimiz, mescidlerimiz bu gece, sabaha kadar üstlerine gökten yağan nurlar ile, kendilerini dolduran Müslümanlardan taşan nurlar arasında parıldar durur. Bu gecede camilerimizi kubbelerine kadar dolduran dualar bütün bir yıl ümmet-i Muhammed üzerinde ilahî bir rahmet olur.

    Bu gece, camilerimizde, mescidlerimizde tan ağarıncaya kadar Kuran-ı Kerîm okunur, dinlenir, namaz kılınmak ve dua-niyaz yapılmak suretiyle ihya edilir.






+ Yorum Gönder