Konusunu Oylayın.: Miraç kandili hutbeleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Miraç kandili hutbeleri
  1. 17.Mayıs.2013, 17:14
    1
    Misafir

    Miraç kandili hutbeleri

  2. 19.Mayıs.2013, 13:14
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Miraç kandili hutbeleri




    Miraç kandili hutbeleri

    بسم الله الرحمن الرحيم
    سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

    Muhterem Mü’minler!

    16 Haziran Cumartesi gecesi yani yarın akşam mübarek Miraç Kandili’dir. İslam âlemi olarak böyle mübarek bir geceyi idrak etmenin sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız. Miraç; insanlığın kurtuluşu için gönderilen sevgili Peygamberimizin yaptığı, mukaddes ve manevi bir yolculuktur. Birçok ilahî sırrı, hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu gece, İsrâ suresinin ilk ayetlerinde şöyle ifade edilmektedir: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını göstermek üzere kulu Muhammed’i, bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (1)

    Aziz Mü’minler!

    Miraç hadisesi, ilahî kudret ve lütfün bir tezahürü olması yönüyle mü’minler için madde ve ötesini birlikte düşünme ve algılama imkânı, Allah’a olan iman ve Hz. Peygamber’e bağlılıklarını pekiştiren bir sınav, Peygamber Efendimiz için de Yüce Mevla’nın yardım ve desteğine mazhar olarak risâlet görevinde moral kazanma vesilesi olmuştur. Yaratılanların en şereflisi olan Hz. Peygamberin, Rabbinin huzuruna kabul edilişini temsil eden İsrâ ve Miraç mucizesi bizlere; insanın, ilahî rızaya ve desteğe ulaştığında akıl ve idraki zorlayan nice üst derecelere ulaşabileceğini gösterir. Ayrıca, mana âleminde yükselip ilahî rahmet ve huzura erişmenin; öncelikle gönül ve ruh temizliğinden, ahlakî erdemlere yükselişten, her şeyin sahibi olan Yüce Allah’a bağlılık ve boyun eğmeden geçtiğini de hatırlatır.
    Miraç gecesi farz kılınan beş vakit namazın “Mü’minlerin miracı” olarak nitelendirilmesi de, namazın böyle bir yükselişte ne derece etkin ve önemli bir ibadet olduğunu gösterir. Gerçekten sadece bedeni ile değil özüyle, gönlüyle, duygu ve düşüncesiyle Allah’a yönelen ve namazda Rabbi ile baş başa kalmanın mutluluğunu yakalayan bir mü’min, daima O’nun gözetimi ve desteği altında olduğunu hatırından hiç çıkarmaz, bu bilinçle hayat çizgisini anlamlı kılar. Ahlakî ve manevî sağlığımızı tehdit eden, insanî ilişkilerimizi ve sosyal ödevlerimizi zayıflatan bunca iç ve dış etkinin altında bunaldığımız günümüzde, Kur’an-ı Kerim’in İsrâ hadisesinden ismini alan sûresinde, bizlere kurtuluş yolunu gösteren şu ilahî prensipleri hatırlayalım: “Allah’a ortak koşma, yalnız ona inanıp ona ibadet et, ana-babaya iyi davran, akrabaya yoksula, yolda kalmış kimseye haklarını ver, cimrilik yapma, müsrif ya da savurgan olma, açlık korkusu ve geçim kaygısıyla çocukları öldürme, zinaya yaklaşma, cana kıyma, yetimin malına el uzatma, verdiğin sözü yerine getir, ölçerken ve tartarken eksiklik ve noksanlık yapma, hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme, kibirlenme ve gururlanma.”

    Öyleyse Değerli Mü’minler!

    İnanç, ahlak ve maneviyat dünyamızın, barış ve huzur içinde birlikte yaşamamızın vazgeçilmez değerlerine işaret eden bu ilahî buyrukları yaşamak ve yaşatmak, bizlere miracın manevî atmosferini teneffüs etme imkânı sağlayacaktır. Miraç, Peygamberimizin şahsında insanlığın önüne açılan sınırsız bir yükseliş ufkudur. Varlığın özüne ve anlamına yolculuktur. Çünkü miracın özünde her türlü kötülükten arınma, insanlığın yararına değerler üretme, fedakârlık, paylaşma, sorumluluk, zamanın önemini kavrama ve ilahî emirlere teslimiyet göstererek yüce mertebelere erişmek vardır. Miraç gecesi duygu ve düşüncelerimizi yenileyerek ilahî rahmeti kazanacak işler yapmamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için güzel bir fırsattır. Bunun için manevî duygularımızı canlandıran, iç dünyamızı değerlendirme imkânı sağlayan, sorumluluğumuzu hatırlatan bu geceyi iyi değerlendirelim. Duyguların ve hislerin coştuğu, dua ve niyazların semaya yükseldiği, inananların huzur bulduğu bu gecede, gönüllerimizde ümit ve ilahî aşk kandillerini yakalım, miracın engin mesajını ruhlarımızda hissedelim. Bunalan ruhlara, manevî hayatın ihmaliyle daralan kalplere bu gecenin huzur getirmesi dileğiyle Miraç Kandilinizi tebrik ediyor, bu gecenin insanlığın barış, huzur ve mutluluğuna, bütün mü’minlerin de arınmasına ve affına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

    Bu hutbe D.İ.B’nın "Minberden Öğütler" adlı kitabından derlenmiştir.
    *1. İsrâ 17/1

    *سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الحَرَامِ
    إِِلى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا
    إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    [Rahmân ve rahîm Allah’ın adıyla]
    “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”

    [İsrâ sûresi, âyet 1]

    Muhterem Müslümanlar,

    5 Haziran 2014 yılı mübârek Miraç Kandilidir. Miraç Kandili, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ (s.a.v.) Efendimizin, bir gece Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya, oradan da göklere seyahat ettirildiği mübârek gecenin adıdır. Peygamberimizin hayatında önemli bir yere sahip olan Miraç, Allah’ın Hz. Muhammed (s.a.v.)’den başka hiç bir kuluna sunmadığı ilâhî bir ihsânıdır.

    Miraç, hicretten bir buçuk yıl kadar önce, kamerî takvime göre Recep ayının 27. gecesinde, Peygamberimizin amcası Ebû Tâlib ile eşi Hz. Hatice’nin vefât ettiği, müşriklerin zulüm ve baskısına dayanamayan bazı Müslümanların Habeşistan’a göç etmek zorunda kaldığı bir zamanda vukû bulmuştur. İşte böyle bir ortamda Yüce Allah, Peygamberini böylesine yüce bir mucize ile tesellî etmiştir.

    Birçok ilâhî sırrı, hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu kutsal gece hakkında, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur: “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” [1]

    İsrâ ve miraç, zaman ve mekân hudutları dışında cereyan etmiş mucizevî bir hadisedir. Mucizeler akılla izâh edilemez, onlara sadece imân edilir. Bizler de Hz. Ebu Bekir’in dediği gibi “O söylediyse doğrudur” diyerek Kur’an’ın ve Rasulullah (s.a.v.)‘in haber verdiklerine şüphe duymadan iman ederiz.

    Muhterem Müslümanlar,

    isrâ ve miraç olayının Müslümanlar için en önemli hediyelerinden birisi, hiç şüphesiz namazdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in Miraç’ta, Allah ile buluştuğu gibi, mü’min de namazda aracısız ve vasıtasız olarak, manen Rabbiyle buluşur. Yüce Allah Kur’ân’da namazın önemi ile ilgili; “Namazı kıl! Muhakkak ki namaz, (insanları) hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür.” buyurmuştur.

    Miraç gecesinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e ayrıca Bakara sûresinin son âyetleri indirildiği gibi, Allah’a şirk koşmadan ölen kimsenin günahlarının affedileceği müjdesi de verilmiştir. [3]

    Muhterem Müslümanlar,

    böyle müstesna bir gece vesilesiyle sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e vahyedilen, insanlığı mutluluğa götürecek prensipleri de hatırlamak gerekir. Bu prensipleri şöylece sıralayabiliriz; “Allah’a ortak koşulmayacak, yalnız O’na kulluk edilecek ve yalnız O’ndan yardım istenecek; anne ve babaya iyilik edilecek, onların duaları alınacak; akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkı verilecek; cimri ve müsrif olunmayacak; yoksulluk korkusuyla evlatlar öldürülmeyecek; zinaya yaklaşılmayacak; haksız olarak kimsenin canına kıyılmayacak; yetimin hakkı yenilmeyecek, ölçü ve tartıda doğruluk üzere olunacaktır; bilinmeyen bir şeyin ardından gidilmeyecektir; yeryüzünde kibir ve gurur taslayarak yürünmeyecektir.” [4]

    Değerli Mü’minler,

    bu mübârek geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, Allah’a karşı şükrân borçlarımızı ödemeliyiz. Namaz kılmalı, Kur’ân okumalı ve Allah’tan af ve bağış dilemeliyiz. Aile fertlerimize bu gecenin anlam ve önemini anlatmalıyız. Çevremizdeki yoksul ve kimsesizlere yardım elimizi uzatmalıyız. Annemizi, babamızı ve büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpmeli ve bu mümkün olmuyorsa telefonla veya uygun araçlarla arayarak dualarını almalıyız. Ahirete intikal etmiş olanlarımızı rahmetle anarak, ruhlarını şâd etmeliyiz. Herkesle tebrikleşmeli, sevgi ve saygı duygularımızı tazelemeliyiz.

    Bu vesileyle Miraç Kandilinizi tebrik ediyor, bu mübârek gecenin İslam âleminin birlik ve beraberliğine, insanlığın barış, huzur ve hidayetine vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

    [1] İsrâ, 17/1.
    [2] Ankebût, 29/45.
    [3] Müsned, I, 422; Müslim, Îmân, 279.
    [4] İsrâ, 17/22-39.

    DİTİB Köln Merkez Hutbe Komisyonu



  3. 19.Mayıs.2013, 13:14
    2
    Moderatör



    Miraç kandili hutbeleri

    بسم الله الرحمن الرحيم
    سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

    Muhterem Mü’minler!

    16 Haziran Cumartesi gecesi yani yarın akşam mübarek Miraç Kandili’dir. İslam âlemi olarak böyle mübarek bir geceyi idrak etmenin sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız. Miraç; insanlığın kurtuluşu için gönderilen sevgili Peygamberimizin yaptığı, mukaddes ve manevi bir yolculuktur. Birçok ilahî sırrı, hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu gece, İsrâ suresinin ilk ayetlerinde şöyle ifade edilmektedir: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını göstermek üzere kulu Muhammed’i, bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (1)

    Aziz Mü’minler!

    Miraç hadisesi, ilahî kudret ve lütfün bir tezahürü olması yönüyle mü’minler için madde ve ötesini birlikte düşünme ve algılama imkânı, Allah’a olan iman ve Hz. Peygamber’e bağlılıklarını pekiştiren bir sınav, Peygamber Efendimiz için de Yüce Mevla’nın yardım ve desteğine mazhar olarak risâlet görevinde moral kazanma vesilesi olmuştur. Yaratılanların en şereflisi olan Hz. Peygamberin, Rabbinin huzuruna kabul edilişini temsil eden İsrâ ve Miraç mucizesi bizlere; insanın, ilahî rızaya ve desteğe ulaştığında akıl ve idraki zorlayan nice üst derecelere ulaşabileceğini gösterir. Ayrıca, mana âleminde yükselip ilahî rahmet ve huzura erişmenin; öncelikle gönül ve ruh temizliğinden, ahlakî erdemlere yükselişten, her şeyin sahibi olan Yüce Allah’a bağlılık ve boyun eğmeden geçtiğini de hatırlatır.
    Miraç gecesi farz kılınan beş vakit namazın “Mü’minlerin miracı” olarak nitelendirilmesi de, namazın böyle bir yükselişte ne derece etkin ve önemli bir ibadet olduğunu gösterir. Gerçekten sadece bedeni ile değil özüyle, gönlüyle, duygu ve düşüncesiyle Allah’a yönelen ve namazda Rabbi ile baş başa kalmanın mutluluğunu yakalayan bir mü’min, daima O’nun gözetimi ve desteği altında olduğunu hatırından hiç çıkarmaz, bu bilinçle hayat çizgisini anlamlı kılar. Ahlakî ve manevî sağlığımızı tehdit eden, insanî ilişkilerimizi ve sosyal ödevlerimizi zayıflatan bunca iç ve dış etkinin altında bunaldığımız günümüzde, Kur’an-ı Kerim’in İsrâ hadisesinden ismini alan sûresinde, bizlere kurtuluş yolunu gösteren şu ilahî prensipleri hatırlayalım: “Allah’a ortak koşma, yalnız ona inanıp ona ibadet et, ana-babaya iyi davran, akrabaya yoksula, yolda kalmış kimseye haklarını ver, cimrilik yapma, müsrif ya da savurgan olma, açlık korkusu ve geçim kaygısıyla çocukları öldürme, zinaya yaklaşma, cana kıyma, yetimin malına el uzatma, verdiğin sözü yerine getir, ölçerken ve tartarken eksiklik ve noksanlık yapma, hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme, kibirlenme ve gururlanma.”

    Öyleyse Değerli Mü’minler!

    İnanç, ahlak ve maneviyat dünyamızın, barış ve huzur içinde birlikte yaşamamızın vazgeçilmez değerlerine işaret eden bu ilahî buyrukları yaşamak ve yaşatmak, bizlere miracın manevî atmosferini teneffüs etme imkânı sağlayacaktır. Miraç, Peygamberimizin şahsında insanlığın önüne açılan sınırsız bir yükseliş ufkudur. Varlığın özüne ve anlamına yolculuktur. Çünkü miracın özünde her türlü kötülükten arınma, insanlığın yararına değerler üretme, fedakârlık, paylaşma, sorumluluk, zamanın önemini kavrama ve ilahî emirlere teslimiyet göstererek yüce mertebelere erişmek vardır. Miraç gecesi duygu ve düşüncelerimizi yenileyerek ilahî rahmeti kazanacak işler yapmamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için güzel bir fırsattır. Bunun için manevî duygularımızı canlandıran, iç dünyamızı değerlendirme imkânı sağlayan, sorumluluğumuzu hatırlatan bu geceyi iyi değerlendirelim. Duyguların ve hislerin coştuğu, dua ve niyazların semaya yükseldiği, inananların huzur bulduğu bu gecede, gönüllerimizde ümit ve ilahî aşk kandillerini yakalım, miracın engin mesajını ruhlarımızda hissedelim. Bunalan ruhlara, manevî hayatın ihmaliyle daralan kalplere bu gecenin huzur getirmesi dileğiyle Miraç Kandilinizi tebrik ediyor, bu gecenin insanlığın barış, huzur ve mutluluğuna, bütün mü’minlerin de arınmasına ve affına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

    Bu hutbe D.İ.B’nın "Minberden Öğütler" adlı kitabından derlenmiştir.
    *1. İsrâ 17/1

    *سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الحَرَامِ
    إِِلى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا
    إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    [Rahmân ve rahîm Allah’ın adıyla]
    “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”

    [İsrâ sûresi, âyet 1]

    Muhterem Müslümanlar,

    5 Haziran 2014 yılı mübârek Miraç Kandilidir. Miraç Kandili, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ (s.a.v.) Efendimizin, bir gece Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya, oradan da göklere seyahat ettirildiği mübârek gecenin adıdır. Peygamberimizin hayatında önemli bir yere sahip olan Miraç, Allah’ın Hz. Muhammed (s.a.v.)’den başka hiç bir kuluna sunmadığı ilâhî bir ihsânıdır.

    Miraç, hicretten bir buçuk yıl kadar önce, kamerî takvime göre Recep ayının 27. gecesinde, Peygamberimizin amcası Ebû Tâlib ile eşi Hz. Hatice’nin vefât ettiği, müşriklerin zulüm ve baskısına dayanamayan bazı Müslümanların Habeşistan’a göç etmek zorunda kaldığı bir zamanda vukû bulmuştur. İşte böyle bir ortamda Yüce Allah, Peygamberini böylesine yüce bir mucize ile tesellî etmiştir.

    Birçok ilâhî sırrı, hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu kutsal gece hakkında, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur: “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” [1]

    İsrâ ve miraç, zaman ve mekân hudutları dışında cereyan etmiş mucizevî bir hadisedir. Mucizeler akılla izâh edilemez, onlara sadece imân edilir. Bizler de Hz. Ebu Bekir’in dediği gibi “O söylediyse doğrudur” diyerek Kur’an’ın ve Rasulullah (s.a.v.)‘in haber verdiklerine şüphe duymadan iman ederiz.

    Muhterem Müslümanlar,

    isrâ ve miraç olayının Müslümanlar için en önemli hediyelerinden birisi, hiç şüphesiz namazdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in Miraç’ta, Allah ile buluştuğu gibi, mü’min de namazda aracısız ve vasıtasız olarak, manen Rabbiyle buluşur. Yüce Allah Kur’ân’da namazın önemi ile ilgili; “Namazı kıl! Muhakkak ki namaz, (insanları) hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür.” buyurmuştur.

    Miraç gecesinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e ayrıca Bakara sûresinin son âyetleri indirildiği gibi, Allah’a şirk koşmadan ölen kimsenin günahlarının affedileceği müjdesi de verilmiştir. [3]

    Muhterem Müslümanlar,

    böyle müstesna bir gece vesilesiyle sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e vahyedilen, insanlığı mutluluğa götürecek prensipleri de hatırlamak gerekir. Bu prensipleri şöylece sıralayabiliriz; “Allah’a ortak koşulmayacak, yalnız O’na kulluk edilecek ve yalnız O’ndan yardım istenecek; anne ve babaya iyilik edilecek, onların duaları alınacak; akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkı verilecek; cimri ve müsrif olunmayacak; yoksulluk korkusuyla evlatlar öldürülmeyecek; zinaya yaklaşılmayacak; haksız olarak kimsenin canına kıyılmayacak; yetimin hakkı yenilmeyecek, ölçü ve tartıda doğruluk üzere olunacaktır; bilinmeyen bir şeyin ardından gidilmeyecektir; yeryüzünde kibir ve gurur taslayarak yürünmeyecektir.” [4]

    Değerli Mü’minler,

    bu mübârek geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, Allah’a karşı şükrân borçlarımızı ödemeliyiz. Namaz kılmalı, Kur’ân okumalı ve Allah’tan af ve bağış dilemeliyiz. Aile fertlerimize bu gecenin anlam ve önemini anlatmalıyız. Çevremizdeki yoksul ve kimsesizlere yardım elimizi uzatmalıyız. Annemizi, babamızı ve büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpmeli ve bu mümkün olmuyorsa telefonla veya uygun araçlarla arayarak dualarını almalıyız. Ahirete intikal etmiş olanlarımızı rahmetle anarak, ruhlarını şâd etmeliyiz. Herkesle tebrikleşmeli, sevgi ve saygı duygularımızı tazelemeliyiz.

    Bu vesileyle Miraç Kandilinizi tebrik ediyor, bu mübârek gecenin İslam âleminin birlik ve beraberliğine, insanlığın barış, huzur ve hidayetine vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

    [1] İsrâ, 17/1.
    [2] Ankebût, 29/45.
    [3] Müsned, I, 422; Müslim, Îmân, 279.
    [4] İsrâ, 17/22-39.

    DİTİB Köln Merkez Hutbe Komisyonu






+ Yorum Gönder