Konusunu Oylayın.: Kutlu Doğum Mevlit Kandili ile ilgili Cuma Hutbeleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kutlu Doğum Mevlit Kandili ile ilgili Cuma Hutbeleri
  1. 18.Ocak.2013, 16:33
    1
    Misafir

    Kutlu Doğum Mevlit Kandili ile ilgili Cuma Hutbeleri






    Kutlu Doğum Mevlit Kandili ile ilgili Cuma Hutbeleri Mumsema Kutlu Doğum Mevlit Kandili ile ilgili Cuma Hutbeleri hakkında hutbeler paylaşabilir misiniz ?


  2. 18.Ocak.2013, 16:33
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 20.Ocak.2013, 02:45
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Kutlu Doğum Mevlit Kandili ile ilgili Cuma Hutbeleri




    İL: BATMAN
    AY-YIL: ŞUBAT -2014
    TARİH: 19.02.2010 ( 3.HAFTA )
    1 Enbiya Sûresi, 107


    MEVLİD KANDİLİ



    Zorunda kalmış ve yaşadığı sıkıntılar, ömrünün sonuna kadar devam etmiştir

    AZİZ CEMAAT!

    O Rahmet Peygamberi, insanlığın doğru yolu bulabilmesi için yorulmadan, bıkmadan, çabalamış ve insanüstü bir gayret göstermiştir. Bizlere düşen görev, O’nun yaşadığı gibi yaşamaya çalışmak, Allah’ı sevmenin bir gereği olarak O’na uymaktır.(3)
    Mevlid Kandilinizi şimdiden tebrik ediyor, hutbemi bir şiirle (4) bitiriyorum:

    Neler duydu şu dünyada Mevlidine hayran kulaklarımız;
    Ne adlar ezberledi ey Nebi! Adına alışkın dudaklarımız..
    Artık yolunu bilmiyor, artık yolunu unuttu
    ayaklarımız…
    Kâbe’ne siyahlar yakışmamıştır ya Muhammed! Bugünkü kadar!
    …
    Hatice’nin goncası Aişe’nin gülüydün..
    Ümmetin göz bebeği, göklerin Resulüydün..
    Elçi geldin, elçiler gönderdin;
    Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin,
    Beşiğin, yurdun, yuvan Mekke’de bunalırsan;
    Medine’ye göçerdin. Biz, bu dünyadan nereye
    Göçelim ya Muhammed! Yeryüzünde riya, İnkâr, hıyanet altın devrini yaşıyor...
    …
    Konsun – yine - pervazlara güvercinler,
    “Hu hu” lara karışsın âminler...
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey fatihalar, yasinler...


    MUHTEREM MÜSLÜMANLAR!

    ᠠ ᠠ Kâinatın ve bizlerin yegâne sahi٢i olanᠠYüce Allah (c.c.), Kâinatı bizlerin emrine vererek sonsuz nimetlerine k͡rşılık O’na kul olmamızı istemektedir. Biz kullara düşen,ᠠsonsuzᠠkudretᠠve merhamete s͡hipᠠyar͡tıcımızıᠠt͡nımak ve O’na hakkıyla kul olmaktır.
    Rabbimiz bu dünya imtihanında, kullarını yalnız bırakmamış, doğru yolu bulabilmeleri için akıl ve vahiy göndermiştir. Akıl; doğru yolu bulmada tek başına yetmediği için vahyi, Peygamberler göndererek izah etmiştir. Peygamberler dini yaşama, anlatma görevlerini bütün zorluklara rağmen, en iyi şekilde yerine getirmişlerdir.

    AZİZ CEMAAT!

    Önümüzdeki 25 Şubat Perşembe gününü 26 Şubat Cuma gününe bağlayan gece Mevlit Kandili’dir. Takvimler 571 yılını gösterdiğinde son Peygamber Hz. Muhammed (s.͡.s.)ᠠMekke’nin bağrında “İnsanlığa sevgi ve rahmet olarak”(1) dünyaya teşrif etmiş; karanlıklar içerisinde bunalan, haksızlıᡫl͡rın kol gezdiği, yetim h͡kkının yendiği, kız çocukl͡rın͡ ve kadınlara ikinci sınıf insanᠠmu͡melesi yapıldığı, her türlü ahlaksızlığın olduğu yeryüzüne bir güneş gibi doğuyordu. Ve Yüce Yaratıcı, insanlığın yüz akını, umudunu bizlere “En güzel örnek”(2) olarak gösterdi.

    MUHTEREM MÜMİNLER!

    Bir insanın hayatı boyunca yaşayabileceği birçok sıkıntıyı Peygamberimiz (s.a.v.) yaşadı: Doğmadan 2 ay önce babasını, 6 yaşında biricik annesini, 8 yaşına geldiğinde en büyük destekçisi dedesini kaybetmiş, yetim ve öksüz kalmıştı.
    Peygamberlikle görevlendirildikten sonra 23 yıl boyunca, dini yaşama ve anlatma uğrunda baskı, işkence ve gurbetlere katlanmış, öz yurdundan ayrı yaşamak




    KAYNAKLARᠠ ᠠ〠 ᠠ〠ᠠ :
    1 Enbiya Sûresi, 107
    2 Ahzab Sûresi, 21
    3 Al-i İmran Suresi, 31
    4 Arif Nihat Asya, Naat


  4. 20.Ocak.2013, 02:45
    2
    Üye



    İL: BATMAN
    AY-YIL: ŞUBAT -2014
    TARİH: 19.02.2010 ( 3.HAFTA )
    1 Enbiya Sûresi, 107


    MEVLİD KANDİLİ



    Zorunda kalmış ve yaşadığı sıkıntılar, ömrünün sonuna kadar devam etmiştir

    AZİZ CEMAAT!

    O Rahmet Peygamberi, insanlığın doğru yolu bulabilmesi için yorulmadan, bıkmadan, çabalamış ve insanüstü bir gayret göstermiştir. Bizlere düşen görev, O’nun yaşadığı gibi yaşamaya çalışmak, Allah’ı sevmenin bir gereği olarak O’na uymaktır.(3)
    Mevlid Kandilinizi şimdiden tebrik ediyor, hutbemi bir şiirle (4) bitiriyorum:

    Neler duydu şu dünyada Mevlidine hayran kulaklarımız;
    Ne adlar ezberledi ey Nebi! Adına alışkın dudaklarımız..
    Artık yolunu bilmiyor, artık yolunu unuttu
    ayaklarımız…
    Kâbe’ne siyahlar yakışmamıştır ya Muhammed! Bugünkü kadar!
    …
    Hatice’nin goncası Aişe’nin gülüydün..
    Ümmetin göz bebeği, göklerin Resulüydün..
    Elçi geldin, elçiler gönderdin;
    Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin,
    Beşiğin, yurdun, yuvan Mekke’de bunalırsan;
    Medine’ye göçerdin. Biz, bu dünyadan nereye
    Göçelim ya Muhammed! Yeryüzünde riya, İnkâr, hıyanet altın devrini yaşıyor...
    …
    Konsun – yine - pervazlara güvercinler,
    “Hu hu” lara karışsın âminler...
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey fatihalar, yasinler...


    MUHTEREM MÜSLÜMANLAR!

    ᠠ ᠠ Kâinatın ve bizlerin yegâne sahi٢i olanᠠYüce Allah (c.c.), Kâinatı bizlerin emrine vererek sonsuz nimetlerine k͡rşılık O’na kul olmamızı istemektedir. Biz kullara düşen,ᠠsonsuzᠠkudretᠠve merhamete s͡hipᠠyar͡tıcımızıᠠt͡nımak ve O’na hakkıyla kul olmaktır.
    Rabbimiz bu dünya imtihanında, kullarını yalnız bırakmamış, doğru yolu bulabilmeleri için akıl ve vahiy göndermiştir. Akıl; doğru yolu bulmada tek başına yetmediği için vahyi, Peygamberler göndererek izah etmiştir. Peygamberler dini yaşama, anlatma görevlerini bütün zorluklara rağmen, en iyi şekilde yerine getirmişlerdir.

    AZİZ CEMAAT!

    Önümüzdeki 25 Şubat Perşembe gününü 26 Şubat Cuma gününe bağlayan gece Mevlit Kandili’dir. Takvimler 571 yılını gösterdiğinde son Peygamber Hz. Muhammed (s.͡.s.)ᠠMekke’nin bağrında “İnsanlığa sevgi ve rahmet olarak”(1) dünyaya teşrif etmiş; karanlıklar içerisinde bunalan, haksızlıᡫl͡rın kol gezdiği, yetim h͡kkının yendiği, kız çocukl͡rın͡ ve kadınlara ikinci sınıf insanᠠmu͡melesi yapıldığı, her türlü ahlaksızlığın olduğu yeryüzüne bir güneş gibi doğuyordu. Ve Yüce Yaratıcı, insanlığın yüz akını, umudunu bizlere “En güzel örnek”(2) olarak gösterdi.

    MUHTEREM MÜMİNLER!

    Bir insanın hayatı boyunca yaşayabileceği birçok sıkıntıyı Peygamberimiz (s.a.v.) yaşadı: Doğmadan 2 ay önce babasını, 6 yaşında biricik annesini, 8 yaşına geldiğinde en büyük destekçisi dedesini kaybetmiş, yetim ve öksüz kalmıştı.
    Peygamberlikle görevlendirildikten sonra 23 yıl boyunca, dini yaşama ve anlatma uğrunda baskı, işkence ve gurbetlere katlanmış, öz yurdundan ayrı yaşamak




    KAYNAKLARᠠ ᠠ〠 ᠠ〠ᠠ :
    1 Enbiya Sûresi, 107
    2 Ahzab Sûresi, 21
    3 Al-i İmran Suresi, 31
    4 Arif Nihat Asya, Naat


  5. 20.Ocak.2013, 02:46
    3
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Kutlu Doğum Mevlit Kandili ile ilgili Cuma Hutbeleri

    İL : İSTANBUL
    TARİH: 06. 03. 2014 (1. HAFTA)
    KONU: MEVLİD KANDİLİ

    بسم الله الرحمن الرحيم
    وماارسلناك الا رحمة للعا لمين
    وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم:
    بُعِثْتُ ِلاُتَمِّمَ حُسْنَ اْلاَخْلاَقِ

    Muhterem Müslümanlar!
    8 Mart Pazar akşamı gönüller sultanımızın doğum yıldönümünün sevincini hep birlikte yaşayacağız. Hiç şüphesiz, Peygamber Efendimizin dünyayı teşrifleri, insanlık tarihinin en müstesna hadisesidir.
    Kur’ân-ı Kerîm, onun kâinatı kuşatan özelliğini şöyle dile getirir: “(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” O, başta insanlığa ve bütün varlıklara Allah’ın bir rahmeti ve bereketidir.
    Kur’ân’da onun ahlâkı “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin” şeklinde övülmüştür. Onun üstün bir model şahsiyet olduğu da şöyle bildirilmiştir: “Andolsun, Resûlüllah’ta sizin için güzel bir örnek vardır” Fahr-i kâinat Efendimiz de bu hususta şöyle buyurmuştur: “Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”
    Resûlullah Efendimiz, Kur’ân’ın canlı şahidi idi. Nitekim bu konuda Âişe validemiz, onun ahlâkını öğrenmek isteyen bir sahâbîye “Sen, Kur’ân okuyorsun değil mi” diye sormuş “Evet okuyorum” cevabını verince, Hz. Âişe “İşte Peygamber’in (s.a.v.) ahlakı Kurân’dır.” buyurmuştur .”
    Peygamber Efendimizin risâleti, müminler için büyük bir lütuftur. Kur’ân-ı Kerim, bu nimet ve ihsanı şöyle anlatır: ”Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan (kötülüklerden ve inkardan) onları temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir dalâlet içinde idiler.”
    Âyet-i Kerîmede açıkça belirtildiği gibi o, ümmetini tertemiz yapmış ve onları yüceltmiştir. Fikir ve gönül dünyalarını arıtmış, birey, aile, toplum, millet ve devlet hayatlarını tanzim etmiş, evlerini, eşyalarını, sosyal yapılarını düzene koymuştur. Eğitim, ahlak, ticaret ve iktisat hayatlarına yeni bir kavrayış kazandırmıştır. Pakistan’ın ünlü düşünürü Muhammed İkbal, bu gerçeği şöyle dile getirir: “Ey zuhuru ile hayata gençlik getiren (Hazreti Muhammed)! Cihanda hayat mumunu sen yaktın, köleleri efendilik mertebesine yükselttin...” “Müslüman’ın kalbinde Mustafa’nın (a.s.v.) makamı vardır. Siz onun adı ile şeref kazanırsınız. Din anahtarı ile dünya kapısını o açtı. Dünya anası, ona benzer bir evlât doğurmadı. Mahşer gününde bizim şeref ve itibarımız odur. Mustafa’nın dini, hayat dinidir.
    Kültür tarihimizin büyük düşünürü Yusuf Hashacib’in Kutadgu Bilig adlı eserinde Peygamber Efendimiz hakkında dikkate şayan bir değerlendirme yapılır. Bin yıl önce yazılmış şu güzel ifadelerle hutbemizi bitirmek istiyorum:
    “Esirgeyen Rabbim, halkın en seçkini ve insanların en iyisi olan sevgili Peygamberi gönderdi. O, karanlık gecede halka meş’ale idi; etrafa ışık saçtı ve seni aydınlattı. O, sana Allah tarafından gönderilen davetçi idi, sen bu sayede doğru yola girdin ey yiğit!.. Tek dileği ümmeti idi, ona yol gösterdi… Şimdi sen onu öv ve rızasını al. Bütün kaygısı ümmeti idi… Atadan ve anadan merhametli id… O, güzel tavırlı, dürüst ve güvenilir bir tabiatta idi. Alçak gönüllü, hayâ sahibi, şefkatli ve cömert idi. O, bütün rehberlerin önünde baş idi; sonra da bütün resullerin hâtemi oldu. Onun yoluna şimdi gönül bağladım; bütün dediklerine inandım ve severek sözünü tutum. Ey Allah’ım! Benim gönlümü gözet; kıyamette beni sevgili Peygamber ile birlikte haşret. Kıyâmette dolun ay gibi yüzünü göster; ey Allah’ım! Onu bana şefaatçi kıl.”



    Dr. Kerim Buladı/ Vaiz
    Zeytinburnu-İstanbul


  6. 20.Ocak.2013, 02:46
    3
    Üye
    İL : İSTANBUL
    TARİH: 06. 03. 2014 (1. HAFTA)
    KONU: MEVLİD KANDİLİ

    بسم الله الرحمن الرحيم
    وماارسلناك الا رحمة للعا لمين
    وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم:
    بُعِثْتُ ِلاُتَمِّمَ حُسْنَ اْلاَخْلاَقِ

    Muhterem Müslümanlar!
    8 Mart Pazar akşamı gönüller sultanımızın doğum yıldönümünün sevincini hep birlikte yaşayacağız. Hiç şüphesiz, Peygamber Efendimizin dünyayı teşrifleri, insanlık tarihinin en müstesna hadisesidir.
    Kur’ân-ı Kerîm, onun kâinatı kuşatan özelliğini şöyle dile getirir: “(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” O, başta insanlığa ve bütün varlıklara Allah’ın bir rahmeti ve bereketidir.
    Kur’ân’da onun ahlâkı “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin” şeklinde övülmüştür. Onun üstün bir model şahsiyet olduğu da şöyle bildirilmiştir: “Andolsun, Resûlüllah’ta sizin için güzel bir örnek vardır” Fahr-i kâinat Efendimiz de bu hususta şöyle buyurmuştur: “Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”
    Resûlullah Efendimiz, Kur’ân’ın canlı şahidi idi. Nitekim bu konuda Âişe validemiz, onun ahlâkını öğrenmek isteyen bir sahâbîye “Sen, Kur’ân okuyorsun değil mi” diye sormuş “Evet okuyorum” cevabını verince, Hz. Âişe “İşte Peygamber’in (s.a.v.) ahlakı Kurân’dır.” buyurmuştur .”
    Peygamber Efendimizin risâleti, müminler için büyük bir lütuftur. Kur’ân-ı Kerim, bu nimet ve ihsanı şöyle anlatır: ”Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan (kötülüklerden ve inkardan) onları temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir dalâlet içinde idiler.”
    Âyet-i Kerîmede açıkça belirtildiği gibi o, ümmetini tertemiz yapmış ve onları yüceltmiştir. Fikir ve gönül dünyalarını arıtmış, birey, aile, toplum, millet ve devlet hayatlarını tanzim etmiş, evlerini, eşyalarını, sosyal yapılarını düzene koymuştur. Eğitim, ahlak, ticaret ve iktisat hayatlarına yeni bir kavrayış kazandırmıştır. Pakistan’ın ünlü düşünürü Muhammed İkbal, bu gerçeği şöyle dile getirir: “Ey zuhuru ile hayata gençlik getiren (Hazreti Muhammed)! Cihanda hayat mumunu sen yaktın, köleleri efendilik mertebesine yükselttin...” “Müslüman’ın kalbinde Mustafa’nın (a.s.v.) makamı vardır. Siz onun adı ile şeref kazanırsınız. Din anahtarı ile dünya kapısını o açtı. Dünya anası, ona benzer bir evlât doğurmadı. Mahşer gününde bizim şeref ve itibarımız odur. Mustafa’nın dini, hayat dinidir.
    Kültür tarihimizin büyük düşünürü Yusuf Hashacib’in Kutadgu Bilig adlı eserinde Peygamber Efendimiz hakkında dikkate şayan bir değerlendirme yapılır. Bin yıl önce yazılmış şu güzel ifadelerle hutbemizi bitirmek istiyorum:
    “Esirgeyen Rabbim, halkın en seçkini ve insanların en iyisi olan sevgili Peygamberi gönderdi. O, karanlık gecede halka meş’ale idi; etrafa ışık saçtı ve seni aydınlattı. O, sana Allah tarafından gönderilen davetçi idi, sen bu sayede doğru yola girdin ey yiğit!.. Tek dileği ümmeti idi, ona yol gösterdi… Şimdi sen onu öv ve rızasını al. Bütün kaygısı ümmeti idi… Atadan ve anadan merhametli id… O, güzel tavırlı, dürüst ve güvenilir bir tabiatta idi. Alçak gönüllü, hayâ sahibi, şefkatli ve cömert idi. O, bütün rehberlerin önünde baş idi; sonra da bütün resullerin hâtemi oldu. Onun yoluna şimdi gönül bağladım; bütün dediklerine inandım ve severek sözünü tutum. Ey Allah’ım! Benim gönlümü gözet; kıyamette beni sevgili Peygamber ile birlikte haşret. Kıyâmette dolun ay gibi yüzünü göster; ey Allah’ım! Onu bana şefaatçi kıl.”



    Dr. Kerim Buladı/ Vaiz
    Zeytinburnu-İstanbul


  7. 11.Nisan.2014, 10:50
    4
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Kutlu Doğum Mevlit Kandili ile ilgili Cuma Hutbeleri

    kutlu doğum haftası cuma hutbesi


    KUTLU DOĞUM 2014

    Aziz Kardeşlerim!
    Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Andolsun ki Allah, müminlere kendi içlerinden bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. O peygamber ki, onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları arındırır, onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir dalalet içinde bulunuyorlardı.”
    Okuduğum hadis-i şerifte ise Allah Rasulü (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Benimle ümmetimin durumu (geceleyin) ateş yakan kimsenin hâline benzer. Böcekler ve kelebekler o ateşe düşmeye başlar. İşte ben de sizler ateşe girerken kuşaklarınızdan tutup engellemeye çalışıyorum.”
    Kardeşlerim!
    Peygamberler zincirinin son halkası, hâtemü’l-enbiya Ahmed-i Mahmud Muhammed Mustafa’ya, onun ehl-i beytine ve ashabına salât ve selâm olsun!
    Rahmet Peygamberi (s.a.s), insanlık değerlerinin aşındığı bir zaman aralığında yeryüzünü şereflendirdi. Hayatın anlamının hızla kaybolmaya başladığı bir asırda dünyamızı anlamlandırdı. Fıtratın bozulmaya yüz tuttuğu, kula kulluğun sınır tanımadığı, cehaletin kol gezdiği bir çağda insanlığı hak, hakikat, adalet, fazilet ve yüksek ahlaki değerlerle buluşturdu. Peygamberimiz, rahmet çağrısıyla tarihin akışını değiştirdi. İnsanlığın kalbini ve aklını aydınlattı. Kur’an-ı Kerim’i beyan etti. İlahi mesajı, yaşayan bir hayata dönüştürdü. Rabbimizin varlığını, birliğini ve ebediyet ülkesine seyahatimizi öğretti. Hayatı ve ahlakıyla çağlar üstü örnek oldu. Efendimiz, bütün zamanlarda aklın, ilmin, ahlâkın, sabır ve vefanın, sadakat ve samimiyetin, güçlü iken müşfik olmanın, haklı iken özveride bulunmanın, haksızlığa karşı gür sedanın, akıl ve imanın önündeki engellere karşı yüreğini ortaya koymanın adı oldu. Tüm insanlığa, gecesi gündüz gibi apaydınlık bir yol bıraktı.
    Onun hikmetli sözleri, örnek davranışları sünnet oldu, hadis oldu, insanlığa yol gösterdi. İnsanlık gerçek medeniyeti onunla tanıdı. Müslümanların ürettiği yüksek kültür ve medeniyet, hep onun öğretileri üzerinde yükseldi.

    Kardeşlerim!
    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in Mekke’de yaktığı İslâm meşalesi tutuşup öyle büyüdü ki tüm zamanları aydınlattı. İman, teslimiyet, sadakat ve samimiyetle atılan tohumlar yeşerdi, filizlendi, büyüdü. Bütün çağlarda meyvelerini verdi. İmanla tutuşan gönüller birbirlerine ısındı. Irk, renk, dil, bölge ve coğrafya farkları gibi engeller bir bir aşıldı. Müslümanlar kardeş oldular, tek vücut oldular. Aynı bütünün parçaları, aynı binanın tuğlaları, aynı “Bir”in yansımaları, tevhid ile gelen vahdetin temsilcileri oldular. Aynı inanca bağlı bir ümmet olmanın huzur ve mutluluğunu yaşadılar. Namazda kıbleye dönerken, Kâbe’de tavaf ederken, Arafat’ta vakfeye dururken ümmet olmanın, bir ve beraber olmanın en güzel örneklerini sergilediler.
    Kardeşlerim!
    Bugün içinde yaşadığımız çağın, doğumunu kutladığımız Sevgili Peygamberimizin örnekliğine, önderliğine ve rehberliğine her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Bugün onu okumaya, onu anlamaya, dahası yaşamaya ihtiyacımız var. Onu tanımanın, onu sevmenin sağlayacağı güven ortamına ihtiyacımız var…
    Aziz Kardeşlerim!
    Sizler, Peygamberimiz (s.a.s)’in gönlünden hiç eksik olmadınız. O, sizlerden hep “kardeşlerim” diye söz etti. Rabbimden niyazım odur ki, sizlerin gönlünden de Peygamberimiz hiçbir zaman eksik olmasın! Onun kutlu doğumunu, âlem-i İslâm ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.


  8. 11.Nisan.2014, 10:50
    4
    mum
    Administrator
    kutlu doğum haftası cuma hutbesi


    KUTLU DOĞUM 2014

    Aziz Kardeşlerim!
    Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Andolsun ki Allah, müminlere kendi içlerinden bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. O peygamber ki, onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları arındırır, onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir dalalet içinde bulunuyorlardı.”
    Okuduğum hadis-i şerifte ise Allah Rasulü (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Benimle ümmetimin durumu (geceleyin) ateş yakan kimsenin hâline benzer. Böcekler ve kelebekler o ateşe düşmeye başlar. İşte ben de sizler ateşe girerken kuşaklarınızdan tutup engellemeye çalışıyorum.”
    Kardeşlerim!
    Peygamberler zincirinin son halkası, hâtemü’l-enbiya Ahmed-i Mahmud Muhammed Mustafa’ya, onun ehl-i beytine ve ashabına salât ve selâm olsun!
    Rahmet Peygamberi (s.a.s), insanlık değerlerinin aşındığı bir zaman aralığında yeryüzünü şereflendirdi. Hayatın anlamının hızla kaybolmaya başladığı bir asırda dünyamızı anlamlandırdı. Fıtratın bozulmaya yüz tuttuğu, kula kulluğun sınır tanımadığı, cehaletin kol gezdiği bir çağda insanlığı hak, hakikat, adalet, fazilet ve yüksek ahlaki değerlerle buluşturdu. Peygamberimiz, rahmet çağrısıyla tarihin akışını değiştirdi. İnsanlığın kalbini ve aklını aydınlattı. Kur’an-ı Kerim’i beyan etti. İlahi mesajı, yaşayan bir hayata dönüştürdü. Rabbimizin varlığını, birliğini ve ebediyet ülkesine seyahatimizi öğretti. Hayatı ve ahlakıyla çağlar üstü örnek oldu. Efendimiz, bütün zamanlarda aklın, ilmin, ahlâkın, sabır ve vefanın, sadakat ve samimiyetin, güçlü iken müşfik olmanın, haklı iken özveride bulunmanın, haksızlığa karşı gür sedanın, akıl ve imanın önündeki engellere karşı yüreğini ortaya koymanın adı oldu. Tüm insanlığa, gecesi gündüz gibi apaydınlık bir yol bıraktı.
    Onun hikmetli sözleri, örnek davranışları sünnet oldu, hadis oldu, insanlığa yol gösterdi. İnsanlık gerçek medeniyeti onunla tanıdı. Müslümanların ürettiği yüksek kültür ve medeniyet, hep onun öğretileri üzerinde yükseldi.

    Kardeşlerim!
    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in Mekke’de yaktığı İslâm meşalesi tutuşup öyle büyüdü ki tüm zamanları aydınlattı. İman, teslimiyet, sadakat ve samimiyetle atılan tohumlar yeşerdi, filizlendi, büyüdü. Bütün çağlarda meyvelerini verdi. İmanla tutuşan gönüller birbirlerine ısındı. Irk, renk, dil, bölge ve coğrafya farkları gibi engeller bir bir aşıldı. Müslümanlar kardeş oldular, tek vücut oldular. Aynı bütünün parçaları, aynı binanın tuğlaları, aynı “Bir”in yansımaları, tevhid ile gelen vahdetin temsilcileri oldular. Aynı inanca bağlı bir ümmet olmanın huzur ve mutluluğunu yaşadılar. Namazda kıbleye dönerken, Kâbe’de tavaf ederken, Arafat’ta vakfeye dururken ümmet olmanın, bir ve beraber olmanın en güzel örneklerini sergilediler.
    Kardeşlerim!
    Bugün içinde yaşadığımız çağın, doğumunu kutladığımız Sevgili Peygamberimizin örnekliğine, önderliğine ve rehberliğine her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Bugün onu okumaya, onu anlamaya, dahası yaşamaya ihtiyacımız var. Onu tanımanın, onu sevmenin sağlayacağı güven ortamına ihtiyacımız var…
    Aziz Kardeşlerim!
    Sizler, Peygamberimiz (s.a.s)’in gönlünden hiç eksik olmadınız. O, sizlerden hep “kardeşlerim” diye söz etti. Rabbimden niyazım odur ki, sizlerin gönlünden de Peygamberimiz hiçbir zaman eksik olmasın! Onun kutlu doğumunu, âlem-i İslâm ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.





+ Yorum Gönder