Konusunu Oylayın.: Kadir gecesinde ayın şekli

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kadir gecesinde ayın şekli
  1. 13.Ağustos.2012, 04:01
    1
    Misafir

    Kadir gecesinde ayın şekli

  2. 13.Ağustos.2012, 04:01
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 05.Eylül.2012, 00:06
    2
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: kadir gecesinde ayın şekli




    Kadir gecesi, açık ve sakin olur, ne sıcak, ne de soğuk olur. Ertesi sabah güneş, kızıl olup, şuasız doğar. Kadir Gecesinde köpek sesi duyulmaz diyen âlimler de olmuştur. Ubeyd bin Ömer hazretleri anlatır: Kadir gecesi denizde idim, denizin suyunu içtim, tuzlu değildi, tatlı ve hoş idi.
    Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Kadir gecesi açık ve mülayim olur. Soğuk ve sıcak değildir, sabahında da güneş zaif ve kızıl olarak doğar.) [Taberani]

    (Kadir gecesi açık olur, sıcak ve soğuk değildir. Bulut yoktur. Yağmur ve rüzgar yoktur. O gecenin sabahının alameti güneşin şuasız doğmasıdır.) [Taberani]

    (Kadir gecesi sabahı güneş şuasız olarak doğar. Yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir.) [Müslim]

    Ebu Hureyre’nin [r.a] rivayet ettiği bir hadis şöyledir:

    “Resul-i Ekrem [sav] ”Bu aydan kaç gün geçti?” diye sordu. Biz yirmi iki gün geçti, sekiz gün kaldı dedik. Bunun üzerine Resul-i Ekrem [sav]:

    “ Hayır! Bilakis bu aydan yirmi iki gün geçti, yedi gün kaldı. Kadir gecesini bu günde arayın!” [Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/251; İbn Mace, Sıyam, No:1656] buyurdu.


    Kimileri Ramazan ayından geçen günlere, kimileri de kalan günlere göre hesaplamaktadır.

    Şöyle denilmektedir: Son on gün Ramazan ayından yirmi gün geçtikten sonradır. Ramazan ayı tam olsun, noksan olsun fark etmez.

    Kadir gecesinin hangi gün olduğu konusunda birçok farklı görüş vardır. Bazıları Kadir gecesinin kaldırıldığını söylemişler. Hanefi imamlarından imam-ı Muhammed’e [rah] göre Kadir gecesi yedi senede bir kere olmaktadır. Fakat bu isnatta zayıflık vardır. Bazıları da Kadir gecesinin her sene tekrarlandığını söylemektedirler. İbni Mesud [r.a], İmam-ı Azam [rah] ve Küfelilerden bir grup bu görüşü savunmaktadırlar. Cumhur da, Kadir gecesinin her sene gerçekleştiğini söylemişler. Cumhurdan kimileri, Kadir gecesinin Ramazan ayının ilk gecesi olduğunu, kimileri ayın tam ortası olduğunu, kimileri ayın on yedisi, kimileri de on dokuzu olduğunu söylemiştir.

    Cumhur, Kadir gecesinin Ramazan’ın son on gününden birinde olduğunu söylemiştir. Ama hangi gece olduğu hususunda görüş ayrıkları vardır. Hasan [rah] ve Malik [rah], Ramazan son on gecelerinin hem tek, hem de çift olanlarında aranması gerektiği söylemişlerdir. Bu görüşlerine de Resul-i Ekrem [sav]’in şu hadisini delil olarak getirmişler:

    “ Onu [Kadir gecesini] Ramazan ayının bitimine ya dokuz, ya yedi ya da beş gün kala arayın!”

    Bu hadiste geçen günler, Ramazan’ı otuz gün olarak hesaplarsak çift günlere denk gelmektedir. Ramazan’ı otuz gün değil de yirmi dokuz gün olarak hesaplarsak hadiste geçen bu günler, tek günlere rastlamaktadır.

    Alimlerin geneli ise, bazı günlerin tercih hususunda diğerlerinden daha önde olduğunu söylemişler. Hangi gecenin tercihte önde olduğu konusunda ortaya farklı görüşler sunmuşlar. Kimileri ayın yirmi birinci gecesi olduğunu söylemiş. İmam-ı Şafii’den [rah] rivayet edilen en meşhur görüş budur. İmam-ı Şafii’den rivayet edilen diğer görüş de ayın yirmi üçüncü gecesidir. İmam-ı Şafii, el-Kadim adlı eserinde şöyle demiştir: “Ben -Allah en iyisini bilir- Kadir gecesi hakkındaki rivayetlerin en kuvvetlilerini ayın yirmi bir ve yirmi üçüncü geceleri hakkında olduğunu görüyorum.

    Kadir gecesinin ayın on yedi, yirmi dört ve yirmi yedinci geceleri olduğuna dair de görüşler vardır.

    İmam-ı Şafii’den ayın yirmi üçü dediğine dair rivayet vardır. Bu aynı zamanda Medinelilerin de savunduğu görüştür. Sufyan es-Sevri [rah]’nin görüşü hem Mekkelilerden hem de Medinelilerden rivayet etmiştir.

    Zühre b. Mabed [rah] diyor ki: “Biz düşman beldelerinde iken bir gün ihtilam oldum. Ramazan ayının yirmi üçüncü gecesiydi. gusül almak için denizin kenarına gittim. Ayağım kaydı denize düştüm. Bir de baktım ki denizin suyu tatlı! Sonra arkadaşlarıma tatlı bir suyun içinde olduğumu bildirmek için bağırdım.”

    Hasan el- Basri [rah] ve Basralılar Kadir gecesinin ayın yirmi dördüncü gecesi olduğunu söylemişlerdir.

    Bir grup da Kadir gecesinin Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olduğunu savunmuşlardır. Süfyan es-Sevri [rah] bunu Küfelilerden rivayet etmiştir.

    Kanan b. Abdullah en-Nehmi’den [rah] şöyle rivayet edilmiştir: “Zirr’e [r.a] Kadir gecesinin hangi günde olduğunu sordum. O da: “Ömer, Huzeyfe ve daha ashabdan birçokları Kadir gecesinin ayın yirmi yedisi olduğu hususunda şüphe bile etmiyorlardı.” [İbn Hıbban, Tehzibu et-Tezhib,1/384.]

    Kadir gecesinin ayın yirmi yedinci gecesi olduğunu söyleyenlerin delillerinden biri de Übeyye b. Kaab’ın [r.a] bu gece üzerine yemin etmesidir. O şöyle diyordu: “Resul-i Ekrem [sav] bize açıkça bildirdi ki, o günün [yirmi, yedinci gecenin] sabahında güneş ışıksız doğar!” [Müslim, Misafirin namazı,NO:762.]

    Kadir gecesinin ayın yirmi yedinci gecesi olduğuna dair İbni Ömer’den [r.a] rivayet edilen bir hadis şöyledir: “Resul-i Ekrem [sav] şöyle söyledi:

    “Kim Kadir gecesini araştırıyorsa, onu yirmi yedinci gecede arasın!” [Ahmed b. Hanbel, Müsned,1/240; Heysemi, Mecmauz-Zevaid,3/176]

    Hz. Ömer [r.a] ashabı topladı ve onlara Kadir gecesinin ne zaman olduğunu sordu. Ashabın hepsi Ramazan’ın son on günü içinde olduğu konusunda görüş birliğine vardılar.

    İbn Abbas [r.a] diyor ki: “Ben Ömer’e [r.a] dedim ki:

    -Ben Kadir gecesinin hangi gece olduğunu biliyorum! Ömer [r.a]:

    -Hangi gece, diye sordu. Ben de:

    -Ramazan’ın bitimine ya yedi gün kala, ya da Ramazan’ın son on gününden yedi gün geçtikten sonra, dedim. O da:

    -Bunu nerden anladın, dedi. Ben de:

    -Muhakkak ki Yüce Allah, yedi kat gök, yedi kat yer ve yedi gün yarattı. Ve zaman, yedi günün üzerinde akıp gitmekte. İnsanı yedi merhalede yarattı. İnsan yedi şeyden yer, yedi uzvu üzerine secde eder. Beytullah’ı tavaf yedi şavttan oluşur. Şeytan taşlamada yedi taş atılır. İşte bunlardan anladım, dedim. O da:

    -Bizim farkında olamadığımız bir konuda bizi aydınlattın, dedi.”

    İbn Abbas’ın [r.a] “yedi şeyden yer” sözünden maksat ayette geçen şu şeyleri kastettiği içindir: “Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.” [Abese,80/26-32.]

    Müteahhirin alimlerden bir kısmı, iki değişik yorumla Kadir gecesinin Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olduğunu, Kur’an’dan çıkarmışlar.

    Birinci yorum şu: Yüce Allah “kadir gecesi” kelimesini Kadir suresinde üç kere zikretmiştir. Arapça “kadir gecesi” manasını ifade eden kelimelerdeki harflerin sayısı da dokuzdur. Bu iki rakamı çarptığımızda sonuç yirmiyedi çıkmaktadır.

    İkinci yorum ise şudur: Yüce Allah “O gece esenlik doludur” buyurmuştur. “O” kelimesi yirmiyedinci kelimedir. Kadir suresindeki kelimelerin tamamı ise otuz tanedir.

    İbn Atiye [rah] demiştir ki: “Bu yöntem tefsir ilminin tadı tuzudur. İlmi bir durum söz konusu değildir.”

    Kadir gecesinin alametleri ile ilgili selefi salihin ve daha sonradan yaşamış salih insanlardan birçok rivayet vardır. O gecenin özelliklerinden biri, bu gecede yapılan duaların reddedilmemesidir.

    Resul-i Ekrem [sav], bir hadisi şerifte:

    “ Kadir gecesi aydınlık bir gecedir, sıcak değildir, soğuk da değildir. Bulutsuz ve yağmursuzdur. O gecede [şeytanlar] yıldızla kovulmaz. Güneşin ışıksız doğması o gecenin açık alametlerindendir.” [Taberani, Rumuz el-Ahadis] buyurmuştur.

    Bazıları Kadir gecesinde köpek sesi duyulmaz demişlerdir. Seleften biri Ramazan ayının yirmi yedinci gecesinde Kabe’yi tavaf ediyordu. Bir de baktı ki, melekler de insanların üzerinde Kabe’yi tavaf etmekteler.

    Ferkad [rah] anlatıyor: “Sahabeden bir grup mescitte oturuyorlardı. Gökten gelen bir ses duydular ve göğe baktıklarında bir nur ve kapı gördüler. Bu olay Ramazan ayında olmuştu. Sonra bunu Resul-i Ekrem [sav]’e bildirdiler. Resul-i Ekrem [sav] şöyle buyurdu:

    “Nur, izzet sahibi olan Rabbin nuruydu. Kapı, semanın kapısıydı.Ses, Peygamber(sas)lere aitti. Her sene Ramazan ayının durumu böyledir. Fakat bu gece bu sırlara açtı.” [Seleme b. Şubeyb, Fedail el-Ramazan]
    ALINTI


  4. 05.Eylül.2012, 00:06
    2
    Devamlı Üye



    Kadir gecesi, açık ve sakin olur, ne sıcak, ne de soğuk olur. Ertesi sabah güneş, kızıl olup, şuasız doğar. Kadir Gecesinde köpek sesi duyulmaz diyen âlimler de olmuştur. Ubeyd bin Ömer hazretleri anlatır: Kadir gecesi denizde idim, denizin suyunu içtim, tuzlu değildi, tatlı ve hoş idi.
    Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Kadir gecesi açık ve mülayim olur. Soğuk ve sıcak değildir, sabahında da güneş zaif ve kızıl olarak doğar.) [Taberani]

    (Kadir gecesi açık olur, sıcak ve soğuk değildir. Bulut yoktur. Yağmur ve rüzgar yoktur. O gecenin sabahının alameti güneşin şuasız doğmasıdır.) [Taberani]

    (Kadir gecesi sabahı güneş şuasız olarak doğar. Yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir.) [Müslim]

    Ebu Hureyre’nin [r.a] rivayet ettiği bir hadis şöyledir:

    “Resul-i Ekrem [sav] ”Bu aydan kaç gün geçti?” diye sordu. Biz yirmi iki gün geçti, sekiz gün kaldı dedik. Bunun üzerine Resul-i Ekrem [sav]:

    “ Hayır! Bilakis bu aydan yirmi iki gün geçti, yedi gün kaldı. Kadir gecesini bu günde arayın!” [Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/251; İbn Mace, Sıyam, No:1656] buyurdu.


    Kimileri Ramazan ayından geçen günlere, kimileri de kalan günlere göre hesaplamaktadır.

    Şöyle denilmektedir: Son on gün Ramazan ayından yirmi gün geçtikten sonradır. Ramazan ayı tam olsun, noksan olsun fark etmez.

    Kadir gecesinin hangi gün olduğu konusunda birçok farklı görüş vardır. Bazıları Kadir gecesinin kaldırıldığını söylemişler. Hanefi imamlarından imam-ı Muhammed’e [rah] göre Kadir gecesi yedi senede bir kere olmaktadır. Fakat bu isnatta zayıflık vardır. Bazıları da Kadir gecesinin her sene tekrarlandığını söylemektedirler. İbni Mesud [r.a], İmam-ı Azam [rah] ve Küfelilerden bir grup bu görüşü savunmaktadırlar. Cumhur da, Kadir gecesinin her sene gerçekleştiğini söylemişler. Cumhurdan kimileri, Kadir gecesinin Ramazan ayının ilk gecesi olduğunu, kimileri ayın tam ortası olduğunu, kimileri ayın on yedisi, kimileri de on dokuzu olduğunu söylemiştir.

    Cumhur, Kadir gecesinin Ramazan’ın son on gününden birinde olduğunu söylemiştir. Ama hangi gece olduğu hususunda görüş ayrıkları vardır. Hasan [rah] ve Malik [rah], Ramazan son on gecelerinin hem tek, hem de çift olanlarında aranması gerektiği söylemişlerdir. Bu görüşlerine de Resul-i Ekrem [sav]’in şu hadisini delil olarak getirmişler:

    “ Onu [Kadir gecesini] Ramazan ayının bitimine ya dokuz, ya yedi ya da beş gün kala arayın!”

    Bu hadiste geçen günler, Ramazan’ı otuz gün olarak hesaplarsak çift günlere denk gelmektedir. Ramazan’ı otuz gün değil de yirmi dokuz gün olarak hesaplarsak hadiste geçen bu günler, tek günlere rastlamaktadır.

    Alimlerin geneli ise, bazı günlerin tercih hususunda diğerlerinden daha önde olduğunu söylemişler. Hangi gecenin tercihte önde olduğu konusunda ortaya farklı görüşler sunmuşlar. Kimileri ayın yirmi birinci gecesi olduğunu söylemiş. İmam-ı Şafii’den [rah] rivayet edilen en meşhur görüş budur. İmam-ı Şafii’den rivayet edilen diğer görüş de ayın yirmi üçüncü gecesidir. İmam-ı Şafii, el-Kadim adlı eserinde şöyle demiştir: “Ben -Allah en iyisini bilir- Kadir gecesi hakkındaki rivayetlerin en kuvvetlilerini ayın yirmi bir ve yirmi üçüncü geceleri hakkında olduğunu görüyorum.

    Kadir gecesinin ayın on yedi, yirmi dört ve yirmi yedinci geceleri olduğuna dair de görüşler vardır.

    İmam-ı Şafii’den ayın yirmi üçü dediğine dair rivayet vardır. Bu aynı zamanda Medinelilerin de savunduğu görüştür. Sufyan es-Sevri [rah]’nin görüşü hem Mekkelilerden hem de Medinelilerden rivayet etmiştir.

    Zühre b. Mabed [rah] diyor ki: “Biz düşman beldelerinde iken bir gün ihtilam oldum. Ramazan ayının yirmi üçüncü gecesiydi. gusül almak için denizin kenarına gittim. Ayağım kaydı denize düştüm. Bir de baktım ki denizin suyu tatlı! Sonra arkadaşlarıma tatlı bir suyun içinde olduğumu bildirmek için bağırdım.”

    Hasan el- Basri [rah] ve Basralılar Kadir gecesinin ayın yirmi dördüncü gecesi olduğunu söylemişlerdir.

    Bir grup da Kadir gecesinin Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olduğunu savunmuşlardır. Süfyan es-Sevri [rah] bunu Küfelilerden rivayet etmiştir.

    Kanan b. Abdullah en-Nehmi’den [rah] şöyle rivayet edilmiştir: “Zirr’e [r.a] Kadir gecesinin hangi günde olduğunu sordum. O da: “Ömer, Huzeyfe ve daha ashabdan birçokları Kadir gecesinin ayın yirmi yedisi olduğu hususunda şüphe bile etmiyorlardı.” [İbn Hıbban, Tehzibu et-Tezhib,1/384.]

    Kadir gecesinin ayın yirmi yedinci gecesi olduğunu söyleyenlerin delillerinden biri de Übeyye b. Kaab’ın [r.a] bu gece üzerine yemin etmesidir. O şöyle diyordu: “Resul-i Ekrem [sav] bize açıkça bildirdi ki, o günün [yirmi, yedinci gecenin] sabahında güneş ışıksız doğar!” [Müslim, Misafirin namazı,NO:762.]

    Kadir gecesinin ayın yirmi yedinci gecesi olduğuna dair İbni Ömer’den [r.a] rivayet edilen bir hadis şöyledir: “Resul-i Ekrem [sav] şöyle söyledi:

    “Kim Kadir gecesini araştırıyorsa, onu yirmi yedinci gecede arasın!” [Ahmed b. Hanbel, Müsned,1/240; Heysemi, Mecmauz-Zevaid,3/176]

    Hz. Ömer [r.a] ashabı topladı ve onlara Kadir gecesinin ne zaman olduğunu sordu. Ashabın hepsi Ramazan’ın son on günü içinde olduğu konusunda görüş birliğine vardılar.

    İbn Abbas [r.a] diyor ki: “Ben Ömer’e [r.a] dedim ki:

    -Ben Kadir gecesinin hangi gece olduğunu biliyorum! Ömer [r.a]:

    -Hangi gece, diye sordu. Ben de:

    -Ramazan’ın bitimine ya yedi gün kala, ya da Ramazan’ın son on gününden yedi gün geçtikten sonra, dedim. O da:

    -Bunu nerden anladın, dedi. Ben de:

    -Muhakkak ki Yüce Allah, yedi kat gök, yedi kat yer ve yedi gün yarattı. Ve zaman, yedi günün üzerinde akıp gitmekte. İnsanı yedi merhalede yarattı. İnsan yedi şeyden yer, yedi uzvu üzerine secde eder. Beytullah’ı tavaf yedi şavttan oluşur. Şeytan taşlamada yedi taş atılır. İşte bunlardan anladım, dedim. O da:

    -Bizim farkında olamadığımız bir konuda bizi aydınlattın, dedi.”

    İbn Abbas’ın [r.a] “yedi şeyden yer” sözünden maksat ayette geçen şu şeyleri kastettiği içindir: “Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.” [Abese,80/26-32.]

    Müteahhirin alimlerden bir kısmı, iki değişik yorumla Kadir gecesinin Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olduğunu, Kur’an’dan çıkarmışlar.

    Birinci yorum şu: Yüce Allah “kadir gecesi” kelimesini Kadir suresinde üç kere zikretmiştir. Arapça “kadir gecesi” manasını ifade eden kelimelerdeki harflerin sayısı da dokuzdur. Bu iki rakamı çarptığımızda sonuç yirmiyedi çıkmaktadır.

    İkinci yorum ise şudur: Yüce Allah “O gece esenlik doludur” buyurmuştur. “O” kelimesi yirmiyedinci kelimedir. Kadir suresindeki kelimelerin tamamı ise otuz tanedir.

    İbn Atiye [rah] demiştir ki: “Bu yöntem tefsir ilminin tadı tuzudur. İlmi bir durum söz konusu değildir.”

    Kadir gecesinin alametleri ile ilgili selefi salihin ve daha sonradan yaşamış salih insanlardan birçok rivayet vardır. O gecenin özelliklerinden biri, bu gecede yapılan duaların reddedilmemesidir.

    Resul-i Ekrem [sav], bir hadisi şerifte:

    “ Kadir gecesi aydınlık bir gecedir, sıcak değildir, soğuk da değildir. Bulutsuz ve yağmursuzdur. O gecede [şeytanlar] yıldızla kovulmaz. Güneşin ışıksız doğması o gecenin açık alametlerindendir.” [Taberani, Rumuz el-Ahadis] buyurmuştur.

    Bazıları Kadir gecesinde köpek sesi duyulmaz demişlerdir. Seleften biri Ramazan ayının yirmi yedinci gecesinde Kabe’yi tavaf ediyordu. Bir de baktı ki, melekler de insanların üzerinde Kabe’yi tavaf etmekteler.

    Ferkad [rah] anlatıyor: “Sahabeden bir grup mescitte oturuyorlardı. Gökten gelen bir ses duydular ve göğe baktıklarında bir nur ve kapı gördüler. Bu olay Ramazan ayında olmuştu. Sonra bunu Resul-i Ekrem [sav]’e bildirdiler. Resul-i Ekrem [sav] şöyle buyurdu:

    “Nur, izzet sahibi olan Rabbin nuruydu. Kapı, semanın kapısıydı.Ses, Peygamber(sas)lere aitti. Her sene Ramazan ayının durumu böyledir. Fakat bu gece bu sırlara açtı.” [Seleme b. Şubeyb, Fedail el-Ramazan]
    ALINTI





+ Yorum Gönder