Konusunu Oylayın.: En güzel kutlu doğum piyesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
En güzel kutlu doğum piyesi
  1. 22.Şubat.2012, 22:41
    1
    Misafir

    En güzel kutlu doğum piyesi






    En güzel kutlu doğum piyesi Mumsema En güzel kutlu doğum piyesini istiyorum bana Kutlu doğum haftası hakkında piyes örneği verir misiniz ?


  2. 22.Şubat.2012, 22:41
    1
    hjmn hh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    hjmn hh
    Misafir



  3. 08.Mart.2012, 09:14
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: en güzel kutlu doğum piyesi




    En güzel mi bilmem bunu buldum.İnşallah İşine yarar...

    HZ: VAHŞİ (RA)

    Sunucu Konuşması: Bütün dünyayı müthiş bir şekilde dikenler istila etmişti insanlık dikenler içinde kala kala dikenleşmiş, güller hoyratça koparılıp atılmıştı
    Dikenler içinde bocalayan insanoğlu, gülleri görecek incelik ve gözlerin de kaybetmişti bundan dolayı güle hasret gönüller de sivri dikenlerin istilasına uğramış, sürekli kanayıp duruyordu
    Mekke müşriklerinin intikam hazırlığı tam bir sene sürdü bedir savaşının intikamını almak, Peygamber Efendimiz başta olmak üzere bütün Müslümanları kılıçtan geçirmek için yemin üzerine yemin ederek ilerliyorlardı
    Cübeyr, Ebu Süfyan, İkrime bin Ebu Cehil gibi önde gelen müşriklerin ilk hedefleri Peygamberimiz (sav) ve ahzreti Hamza idi… Peki neden Hz Hamza (ra)? Neydi onun suçu?
    Bedir savaşında Mekke müşriklerinin en önde gelen adamlarını öldürmüştü Hz Hamza (Ra)… Cübeyr’in amcası, Hint’in babası, kardeşi ve amcası da bunların arasındaydı Bu yüzden Cübeyr ve Hint’in intikam ateşi herkesten daha alevliydi peki kim yapabilirdi? Kim gözünü kırpmadan öldürebilirdi Hz Hamza’yı?
    Adı Vahşi’ydi onun, Vahşi bin Harp!
    En zalim müşriklerden Cübeyr’in kölesi… Canavar adam, canavar zihniyet içinde, Vahşi’yi de canavar gibi yetiştirmiş, İslam düşmanı yapmıştı…
    Müşrikler bedir yenilgisini ve önde gelen adamların kaybetmenin intikam hırsıyla ordu oluşturmuş, bütün güçleriyle Müslümanların üzerine gelmişlerdi
    İşte Vahşi en belirgin yönüyle ilk defa o zaman çıkmıştı sahneye… Müşrikler intikam peşindeydiler ve Vahşi2nin payına da Hz Hamza düşüyordu Hz Hamza, Vahşi’nin hürriyetinin bedeli olarak konmuştu önüne… ve Uhud savaşında mızrağıyla Hz Hamza’yı şehid ederek kavuşmuştu hürriyetine…
    Peygamber Efendimiz (sav) tarafından hakkında ölüm emri verilen Vahşi uzun yıllar saklanmıştı Mekke’nin fethine kadar Taif’te saklanmış, Taif halkının müslüman olmasıyla yaşayacak yer kalmamıştı onun için yeryüzünde… Müslüman olan eski arkadaşları Vahşi2yi de İslam’a davet etmişlerdi Şimdiye kadar hep dikenler içinde yetişmiş, kan ile büyümüş, güle ulaşmamıştı hiç… Kin ve intikam ile büyümüştü Ama dikenlerinde zamanla güle döndüğünü görüyordu şimdi…Öyleyse o da yönelmeliydi güle…
    1 SAHNE
    Hz Vahşi: Müslüman olmak… benim için de böyle bir şey mümkün mü? Ben de müslüman olabilir miyim? Bana Hamza’yı öldürtenler, onun şehit olmuş vücudunu parçalayanlar bile müslüman olduktan sonra ben neden olmayayım? beni de affeder mi acaba? Bıktım vahşet içinde bocalamaktan, kandan, kinden, öfkeden, intikamdan bıktım! Aşka yönelmek istiyorum, aşka! Sevdaya yönelmek, sevdalanmak istiyorum! Sana yönelmek istiyorum Ya Resulallah!
    Fakat Peygamberle karşı karşıya gelmek, göz göze gelmek… Ah, bu benim için nasıl zor! Hz Hamza’nın hayali Uhud gününden beri gözümün önünden hiç gitmedi O, Peygamber (sav)’in en sevdiği amcası…Ve… ben onu öldürdüm…
    Ne yüzle geleceğim sana ey Nebi! Ama geleceğim… “geldim, insan olmaya geldim” diyeceğimYoruldum, bittim, tükendim, düştüm işte yollarına!
    Geliyorum ya Rasullah! Sana geliyorum Bıktım bu kaçıştan, şeytana kölelikten bıktımSalat ve selam sana olsun ey ’ın Resulü… Gelip mübarek huzuruna çıkmaya yüzüm yok! Bu yüzden önce salat ve selamlarımı gönderiyorum…
    Es- selat-ü ve’sselam-u aleyke Ya Rasulallah!
    ( Oyuncu salavatı söylerken sahnenin arkasına gerilemeye başlar ve perde kapanır)
    2 SAHNE
    Sunucu Konuşması Mescitte, peygamber Efendimiz (sav) ve oturmuş olan sahabeler sohbet etmektedir ( Peygamber Efendimiz (sav) için hazırlanan yeri perde kapatır Sadece rahle görünür)
    ( kapı çalar ve sahabelerden biri kapıya yönelir)
    1 Sahabe: Kim o?
    Hz Vahşi: (Yumuşak bir sesle) Yaptıklarıma pişman olarak tövbe etmeye geldimizinleri olursa Peygamber (sav)’in huzurunda iman etmeye geldim
    1 Sahabe: ( Peygamberimiz (sav) için hazırlanan yönde bulunan rahleye eğilip) Efendim, huzurunuzda iman etmek istediğini söyleyen biri var kapıda ( Sahabe tekrar kapıya yönelir, gelen kişiye Peygamber (sav)2in bulunduğu yeri işaret ederek) Buyrun, (der)
    Hz Vahşi: ( Başıyla kapıyı açan sahabeye selam verirPeygamberimiz (sav)’ e doğru ilerlerkapalı olan yüzünü bir yandan açmaktadır) Eşhedü en lailahe illallah, ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasulüh Ben Vahşi, Ya Resulallah!
    1Sahabe: Demek Vahşi sensin! ( Yerinden kalkıp, eline kılıcını alır) ne yüzle geldin Peygamberimiz( sav)’in karşısına?
    2 sahabe: ( arkadaşının elini tutarak) Sakin ol kardeşim
    ( Sahabelerden biri Peygamberimiz (sav)’in oturduğu yere eğilerek O’nun söylediklerini dinler)
    2 sahabe: Efendimiz, amcalarını nasıl şehit ettiğini bir de bize anlatmanı istiyor Ey Vahşi!
    Hz Vahşi: ( Mahzun bir sesle) Savaş esnasında bir kayayı kendime siper edindim Onu gözetlemeye başladım savaştığı için o beni fark etmedi Bir ara bana iyice yaklaştığını gördüm O sırada mızrağımı…
    1 Sahabe: ( Hz Vahşi’nin sözünü keserek) Peygamber Efendimiz’i çok üzdün Vahşi! Sus artık, sus! Eğer yaşamak istiyorsan, kalkıp git buradan, haydi!
    2 Sahabe: Dur, ey kardeşim! Rasulullah onu rahat bırakmamızı istiyor
    1 sahabe: Anam, babam, canım sana feda olsun Ya Rasulallah!
    2 sahabe: ( Peygamberimiz (sav)’i dinledikten sonra) Ey Vahşi, Efendimiz (sav) seni gördükçe amcasının parçalanmış mübarek vücudu gözlerini önüne geldiği için, mümkün oldukça seninle yüzyüze gelmek istemiyor ona görünmemeni ve mübarek yüzlerine bakmamanı istiyor
    Hz Vahşi: ( Boynu bükük, ağlayan bir sesle, kalkıp geriye doğru yürür) Olur Ey ’ın Resulü! Gül yüzünüze bakamam artık! Gül yüzünüze bakamam!
    ( Yakma ey can ilahisi söylenir)
    Firkatin narıyla gönlüm yan olur püryan olur
    Varliğin zevku sefadır yokluğun giryan olur
    Ay yüzün gören gözlerim mest olur hayran olur
    Yakma ey can yakma kalbim ateş-i suzan olur
    Dem bu demdir dem bu demdir
    Dem bu demdir dem bu dem
    Ahi aşka düşen aşık bülbül-i nalan olur
    Cani bülbül ol gülşende aşk ile devran olur
    Gül yüzün gören gözlerim mest olur hayran olur
    Yakma ey can yakma kalbim ah ile efgan olur

    Dem bu demdir dem bu demdir
    Dem bu demdir dem bu dem
    Vuslatın aşkıyle gönlüm şad olur şadan olur
    Derd-i aşkın neyleyim ki derdime derman olur
    Nur yüzün gören gözlerim mest olur hayran olur
    Yakma ey can yakma kalbim ateş-i niran olur
    3 SAHNE
    (Gül yüzünüze bakamam Ya Rasulallah! Hiç bakamam artık diyerek gelen Vahşi (ra) sahneye gelir Birkaç adım attıktan sonra bayılır)
    3 Sahabe: Biri yatıyor yerde! (seslenir) Kardeşim! Kardeşim! Aaa, bayılmış galiba!
    4 Sahabe: ( yerde yatanın yüzünü görür ve) Efendimiz’i can evinden vuran Vahşi değil mi bu? ( Kılıcını eline alır)
    2 Sahabe: Durun! Dokunmayın ona!(kılıçlı olan eli tutar)
    4 Sahabe: Ama… Bu Vahşi…
    2 Sahabe: Evet, odur!
    4 Sahabe: Hakkında ölüm emri verilmemiş miydi?
    2 Sahabe: Evet verilmişti…
    4 Sahabe: Eee…
    2 Sahabe: Fakat şimdi o kardeşimiz oldu
    4 Sahabe: Neee?
    2 Sahabe: efendimiz (sav)’in huzurunda iman edip müslüman oldu
    4 Sahabe: Vahşi mi?
    2 Sahabe: Evet, Vahşi müslüman oldu
    4 Sahabe: vahşi haa?
    3 ve 4 Sahabeler: Allahu ekber!
    (diğer iki sahabe Hz Vahşi’yi ayıltır)
    3 Sahabe: ( Hz Vahşi’nin üzerini silkeleyerek) Aramıza hoş geldin ey Vahşi! İslam’a girişin, müslüman oluşun hayırlı, mübarek olsun
    4 Sahabe: Artık kardeş olduk, gelin bize gidelim
    Hz Vahşi: Ben bunlara layık değilim O’nun nur cemalini hiç seyredemeyeceğim ( Sahabeler koluna girer, birlikte yürürler)
    (Ezan sesi duyulur)
    Hz Vahşi: Allahu ekber! Bilal’in sesi değil mi bu?Bu ses…
    3 Sahabe: Evet ama nerden tanısın bu sesi?
    Hz Vahşi: Bir keresinde üç günlük umre için Mekke’ye gelmiştiniz O zamanlar daha müslüman olmamıştım O zaman yine bu ses nasıl da doldurmuştu Mekke semasını… Ve sizler bus esle daha bir yaklaşmıştınız birbirinize… Ne kadar güzel görünüyordunuz Biz de dağlardan size hayranlıkla bakıyorduk… İyi ama nedir bu okunan?
    2 Sahabe: Ezan…
    Hz Vahşi: Ezan demek? Peki neye yarar?
    4 Sahabe: Namaza çağırır
    Hz Vahşi: Öyleyse gidelim
    3Sahabe: Peki, Haydi Efendimiz(sav)’in arkasında saf tutup namazımızı eda edelim inşallah!
    Hz Vahşi: ( Bunu duyunca mahzunlaşır, başı eğilir, sesi titrer) Efendimizle namaz kılmak mı? Bakamam, gül yüzüne bakamam, yasaklandı! Nasıl giderim ben şimdi oraya? Fakat, anlatın bana, madem müslüman oldum, anlatın her şeyi!( Sahnenin arkasına doğru yürürler) Ne yapmam gerek, ne yapmam yasak öğretin nolur!Dinime dair her şeyi öğrenmek istiyorum!
    (Uyan ey gözlerim gafletten uyan ilahisi söylenir)
    Uyan ey gözlerim gafletten uyan
    uyan uykusu çok gözlerim uyan
    Azrail’in kastı canadır inan
    uyan ey gözlerim gafletten uyan
    Uyan uykusu çok gözlerim inan
    Semavatın kapıları açarlar
    Alemlere rahmet suyu saçarlar
    Seherde kalkana hulle biçerler
    Uyan ey gözlerim gafletten uyan
    Uyan uykusu çok gözlerim uyan
    4 SAHNE
    Sunucu Konuşması: Vahşi, kardeşleriyle beraber mescide gider başı önde, gözleri yaşlı bir kenara çakilip, siper edindiği bir direğin arkasında ilk namazına dururSünneti kılıp Hz Bilal kamet getirince cemaatte bir kıpırdanma olur Başını fazla kaldırmadan ne olduğuna bakar Peygamber Efendimiz (sav) odasından çıkıp mihraba doğru yürümektedirHz Vahşi’nin kalbi duracak gibi olur Mübarek yüzüne bakamamıştır ama mihraba bakıp namaza durumca gönül gözüyle bakmıştır arkasındanHayatının ilk namazını Efendimiz’e tabi olup hıçkırıklarla kılmıştır
    İslam’a yeni girmiş olmasına rağmen Rasulullah’ın sevgisi bütün ruhunu sarmıştı Sevmişti onu, hem de herkesten çok sevmişti Hep onun yanında olanlara, onsan istifade edenlere gıpta ile bakıyordu Onun yanında olmak, ona dokunmak, onun gül yüzüne doyasıya bakmak acaba mümkün olacak mıydı?
    Günler geçip gidiyordu Birgün yolda eski efendisi Cübeyr ile karşılaştı Cübeyr oydu amasanki bu o Cübeyr değildi Güler yüzlü, candan, samimi…
    Cübeyr: Selamun aleyküm ey Vahşi
    Hz Vahşi: Ve aleyküm selam
    Cübeyr: Bilesin ki müslüman olmana çok sevindim kardeşim
    Hz Vahşi: Kardeşim mi dediniz?
    Cübeyr: Evet, kardeşim dedim Müslümanlar birbirlerinin din kardeşidirler ey Vahşi! Büyük bir samimiyetle söylemeliyim ki müslüman oluşun beni çok sevindirdi
    Hz Vahşi: ( Fısıltıyla)Kulaklarıma inanamıyorum! Bu, o Cübeyr mi? İslam nuruyla nasıl da nurlanmış! (Cübeyr’in duyacağı şekilde) Aman ’ım! Siz o Cübeyr misiniz?
    Cübeyr: Bu kadar şaşırmakta haklısın kardeşim affetsin, onca yıl boşu boşuna boğuşup durmuşuz
    Hz Vahşi: Boşu boşuna mı dediniz?
    Cübeyr: Evet, boşu boşuna dedim Keşke daha ilk günlerde gözlerimiz açılsa, gönüllerimiz idrak etseydi!
    Hz Vahşi: Bunları siz mi söylüyorsunuz?
    Cübeyr: Yakında sen beni geçeceksin ey Vahşi!
    Hz Vahşi: Ahh! Ben Efendimiz (sav)in gül yüzüne bakamıyorum ki!
    Cübeyr: Biliyorum Amam şuna inanıyorum ki o gül yüze bakacağın günler de gelecek
    Hz Vahşi: (Boynu bükük) İnşallah!
    Cübeyr: Yine görüşelim kardeşim, şimdilik bana müsaade
    Hz Vahşi: Güle güle kardeşim
    ( Cübeyr biraz uzaklaştıktan sonra)
    Hz Vahşi: Kardeşim! Kardeşim! Kardeşim!Evet, yalnızca bu kelime bile binlerce hürriyet kelimesinden daha anlamlı, daha dolu, daha samimiHürriyet! Ah Hürriyet! ne işler açtın başıma! Günlerim gül yüze bakamamanın ızdırabıyla geçiyor!Bir çare, bir yol, bir çıkış! Öyle bir şey yapmalıyım ki Efendimiz(sav)’şn yüzüne bakabileyimYol göster Rabbim! Bir fırsat ver ’ım! ( perde kapanır)
    5 SAHNE
    Sunucu Konuşması: Ölmüştü… daha doğrusu Vahşi ölmüş, yerine Hz Vahşi (ra) doğmuştu Fakat ne yaparsa yapsın Rasulullah’ın gül yüzüne bakabilecek bir dereceye gelememişti Onunla ama onsuz, onsuz ama onunlaydı Hz Vahşi’nin hayatı Veda Haccıyla bir kere daha değişmişti Hacc ibadeti boyunca da onun yüzüne bakabilecek bir amel nasip etmesi için ’a yalvarırken, Rasulullah ile yüz yüze gelmemek için olağan üstü çaba sarf ediyordu
    Veda hutbesinden sonra tekrar Medine’ye dönülür Rasulullah Efendimiz rahatsızlanmışlardır hastalanma haberi bütün sahabeleri oluğu gibi hz Vahşi(ra)’ı da büyük üzüntüye sevk etmiştir hastalığını bahane ederek ziyaretine gitmek istemiş ama buna da cesaret edememiştir
    Hz Bilal: Selamun aleyküm kardeşim
    Hz Vahşi: Ve aleyküm selam
    Hz Bilal: Yine çok üzgünsün ey Vahşi
    Hz Vahşi: ben üzülmeyeyim de kim üzülsün ey Bilal!
    Hz Bilal: Üzüntünü görüyor, arzunu da anlamaya çalışıyorum kardeşim Fakat inan ki elimden bir şey gelmiyor
    Hz Vahşi: Bilmiyorsun kardeşim, hala o gül yüze bakamadım! Ne olacak benim halim?
    Hz Bilal: (cc) bir çıkış yolu gösterecektir, biraz sabır
    Hz Vahşi: belki sizler bilirsiniz, İslam’ın ilklerindensiniz ne olur bir yol gösterin bana!
    Hz Bilal: Dedim ya kardeşim, sana yardımcı olamamanın üzüntüsünü yaşıyorum
    Hz Vahşi: Onu sevindirebileceğim, onu razı edebileceğim bir amel işlemek istiyorum ne olur, eğer böyle ameli biliyorsanız veya tahmin ediyorsanız söyleyin bana!
    Hz Bilal: Bilemiyorum kardeşim… Ama… Bugünlerde Müseylime adlı bir sahtekar peygamber olduğunu iddia ediyormuş Hatta Rasulullah’a bir mektup göndermiş
    Hz Vahşi: Niye mektup göndermiş?
    Hz Bilal: kendi peygamberliğinin de kabul edilmesi için… Üstelik de dünyanın yarısı senin yarısı da benim demiş
    Hz Vahşi: , ! Rasulullah ne dedi peki?
    Hz Bilal: ne diyecek, öfkelendi tabi Onu hiç böyle öfkeli görmemiştim
    Hz Vahşi: Kızar tabii Hiç kimse kendi kendine peygamberlik iddia edemez Peygamberi gönderir
    Hz Bilal: Müseylime’nin mektubuna sert bi şekilde cevap veren Rasulullah, onun üzerine sefer hazırlayacaktı ki biliyorsun rahatsızlandı
    Hz Vahşi Yani Müseylime’nin üzerine ordu gönderecekti, öyle mi?
    Hz Bilal: Evet, üstelik ordunun başında da kendileri bulunacaktı
    Hz Vahşi: Kim bilir belki de…
    ( O sırada bir sahabe telaşla yanlarından geçer)
    Hz Bilal: ne bu telaşın kardeşim, bir şey mi oldu?
    Sahabe: Rasulullah rahatsızlanmış!
    Hz Vahşi: Nee!
    ( Koşarak sahneden çıkarlar)
    Yalan dünya ilahisi söylenirve bitmesine yakın Hz Vahşi sahneye gelir)
    Hz Vahşi: (Ağlamaktadır) Gül yüzüne bakamadan, nur cemalini doyasıya seyredemeden göçüp gittin Ya Rasulallah! Peygamberim, efendim, canım,ahh! Ne yapacağım ben şimdi? Sensiz nasıl ayakta duracağım?Ama bakmayacağım! Onu razı edene kadar o mübarek kabre de bakmayacağım!
    Hz İkrime: Neredesin ey Vahşi?
    Hz Vahşi: Buradayım
    Hzİkrime: Sana çok sevineceğim bir haberim var
    Hz Vahşi: (Yerinden doğrulur, yüzü güler) Gül yüzlü Peygamberim (sav)’in kabrine bakabileceğim bir amel mi yoksa?
    Hz İkrime: Evet
    Hz Vahşi: Nedir o? Ne olur çabuk söyle!
    Hz İkrime: Rasulullah beni bir birliğin başına tayin edilmemi istiyormuş halifesi , beni Yemame tarafına yani Müseylime’nin üzerine gitmem için görevlendirdi
    Hz Vahşi: Aman ’ım! Ben de sizinle geliyorum
    Hz İkrime: Evet! Sen de bizimle geliyorsun!
    Hz Vahşi: Müseylime’yi öldürünce Rasulullah’ın gül yüzüne bakabileceğim inşallah!
    Hz İkrime: Fakat Rasulullah yaşamıyor ki…
    Hz Vahşi: (sözünü keserek) Sus! Sakın onun için öldü deme!
    Hz İkrime: Fakat sen de biliyorsun ki…
    Hz Vahşi: ( Bağırarak) Ben de biliyorum ki o ölmedi Ebedi aleme intikal etti Orda bizi bekliyor ( sesi gittikçe incelir, ağlar) Ona öldü denilmesine yüreğim dayanmıyor, anlıyor musun İkrime?
    Hz İkrime: Haklısın kardeşim Peki , ebedi aleme göçüp gittiğine göre gül yüzüne nasıl bakacaksın?
    Hz Vahşi: O gül yüze bakabilmeyi hak etmek istiyorum sadece O zaman onun mübarek kabrine de bakabilecek, kabrini rahatça ziyaret edebileceğim
    Hz İkrime: Haydi hazırlan! Yemame üzerine gidiyoruz
    6 SAHNE
    Sunucu Konuşması: Bütün hazırlıklar çabucak yapılmış, İkrime kumandasındaki ordu Yemame’ye doğru yola koyulmuştu Hz Vahşi de bu ordunun içindeydi
    Hz Vahşi bütün dikkatiyle Müseylime’yi arıyordu Kale duvarında “ Bana bir şey olmaz, silah tesir etmez, çünkü ben peygamberim” diyen Müseylime’yi Hz Vahşi’ye gösterdiler Savaş öyle kızışmıştı ki herkes kendi derdine düşmüştü Hz Vahşi mızrağını okşadı, gül yüzlünün önündeki engel üzerine “Bismillahi Ya ” diyerek fırlattı Mızrak hedefi bulduğunda, artık hiçbir engel kalmamıştı gül yüzlünün önünde…
    ( Sahabeler kendi aralarında konuşurlar)
    Hz İkrime: Çok şükür Rasulullah’ın yapmak istediği bir şeyi yapmak bizlere nasip oldu
    Hz Vahşi: (Heyecanla ve koşarak) Gördüm, onu gördüm!
    Hz İkrime: Kimi gördün ey Vahşi?
    Hz Vahşi: Gül yüzüne kurban olduğum Efendimi!
    Sahabeler: Allahu ekber!
    Hz Vahşi: Yanında kim vardı, biliyor musun?
    Hz Vahşi: Kim mi? Hz Hamza vardı!
    Sahabeler: Allahu ekber!
    Hz Vahşi: O’nun mübarek yüzüne yine bakamadan başım eğik “artık gülyüzünüze bakabilir miyim Ya Rasulallah?” dedim
    Hz İkrime: Ne dedi? Cevap verdi mi?
    Hz Vahşi: Verdi ,elbette! Bakabilirsin dedi, anlıyor musun, bakabilirsin dedi! Geliyorum ya Rasulallah! Gülyüzüne bakabileceğim artık! Yıllarca aşkının bedelimiydi ödenen? Artık senden aldığım izinle senin gül yüzüne bakabilecek miyim? (der ve bayılır az sonra kendine gelirken) Duydunuz mu, benim duyduğumu siz de duydunuz mu?
    Hz İkrime: Neyi ey Vahşi?
    Hz Vahşi: Siz duymadınız mı yoksa? Gül yüzüne kurban olduğum Rasulllah’ın mübarek sesini siz duymadınız mı?
    (Sahabeler birbirlerine bakarlar)
    Hz Vahşi: Geliyorum Ya Rasulallah! Gül yüzüne bakmak ve mübarek kabrine kapanmak için geliyorum işte!
    (Salavat-ı şerifeler okunurken sahabeler çıkar, sadece Hz Vahşi kalır)
    Esselatu vesselamu aleyke ya Rasulallah!
    Esselatu vesselamu aleyke ya Habiballah!
    Esselatu vesselamu aleyke ya Şefiallah!
    Esselamu aleyküm Ya Rasulallah! Geldim ya Rasulallah, ben geldim!Gül yüzüne kurban olayım Ey ’ın Rasulü!
    Sahabeler: Bu kadarı doğru değil ey Vahşi!
    Hz Vahşi: Pişmanlıkta doğru yanlış olur mu? Gül yüze hasrette doğru yanlış olur mu? Bunca yılın birikimi var içimde! Şuanda bütün doğru ve yanlışlar hükümsüz kaldı! Tek doğru var şimdi! Ben Vahşi, Peygamberim (sav)’in gül yüzüne bakmayı hak ettim Bırakin kabrine olsun doyasıya bakayım, ağlayayım!


  4. 08.Mart.2012, 09:14
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    En güzel mi bilmem bunu buldum.İnşallah İşine yarar...

    HZ: VAHŞİ (RA)

    Sunucu Konuşması: Bütün dünyayı müthiş bir şekilde dikenler istila etmişti insanlık dikenler içinde kala kala dikenleşmiş, güller hoyratça koparılıp atılmıştı
    Dikenler içinde bocalayan insanoğlu, gülleri görecek incelik ve gözlerin de kaybetmişti bundan dolayı güle hasret gönüller de sivri dikenlerin istilasına uğramış, sürekli kanayıp duruyordu
    Mekke müşriklerinin intikam hazırlığı tam bir sene sürdü bedir savaşının intikamını almak, Peygamber Efendimiz başta olmak üzere bütün Müslümanları kılıçtan geçirmek için yemin üzerine yemin ederek ilerliyorlardı
    Cübeyr, Ebu Süfyan, İkrime bin Ebu Cehil gibi önde gelen müşriklerin ilk hedefleri Peygamberimiz (sav) ve ahzreti Hamza idi… Peki neden Hz Hamza (ra)? Neydi onun suçu?
    Bedir savaşında Mekke müşriklerinin en önde gelen adamlarını öldürmüştü Hz Hamza (Ra)… Cübeyr’in amcası, Hint’in babası, kardeşi ve amcası da bunların arasındaydı Bu yüzden Cübeyr ve Hint’in intikam ateşi herkesten daha alevliydi peki kim yapabilirdi? Kim gözünü kırpmadan öldürebilirdi Hz Hamza’yı?
    Adı Vahşi’ydi onun, Vahşi bin Harp!
    En zalim müşriklerden Cübeyr’in kölesi… Canavar adam, canavar zihniyet içinde, Vahşi’yi de canavar gibi yetiştirmiş, İslam düşmanı yapmıştı…
    Müşrikler bedir yenilgisini ve önde gelen adamların kaybetmenin intikam hırsıyla ordu oluşturmuş, bütün güçleriyle Müslümanların üzerine gelmişlerdi
    İşte Vahşi en belirgin yönüyle ilk defa o zaman çıkmıştı sahneye… Müşrikler intikam peşindeydiler ve Vahşi2nin payına da Hz Hamza düşüyordu Hz Hamza, Vahşi’nin hürriyetinin bedeli olarak konmuştu önüne… ve Uhud savaşında mızrağıyla Hz Hamza’yı şehid ederek kavuşmuştu hürriyetine…
    Peygamber Efendimiz (sav) tarafından hakkında ölüm emri verilen Vahşi uzun yıllar saklanmıştı Mekke’nin fethine kadar Taif’te saklanmış, Taif halkının müslüman olmasıyla yaşayacak yer kalmamıştı onun için yeryüzünde… Müslüman olan eski arkadaşları Vahşi2yi de İslam’a davet etmişlerdi Şimdiye kadar hep dikenler içinde yetişmiş, kan ile büyümüş, güle ulaşmamıştı hiç… Kin ve intikam ile büyümüştü Ama dikenlerinde zamanla güle döndüğünü görüyordu şimdi…Öyleyse o da yönelmeliydi güle…
    1 SAHNE
    Hz Vahşi: Müslüman olmak… benim için de böyle bir şey mümkün mü? Ben de müslüman olabilir miyim? Bana Hamza’yı öldürtenler, onun şehit olmuş vücudunu parçalayanlar bile müslüman olduktan sonra ben neden olmayayım? beni de affeder mi acaba? Bıktım vahşet içinde bocalamaktan, kandan, kinden, öfkeden, intikamdan bıktım! Aşka yönelmek istiyorum, aşka! Sevdaya yönelmek, sevdalanmak istiyorum! Sana yönelmek istiyorum Ya Resulallah!
    Fakat Peygamberle karşı karşıya gelmek, göz göze gelmek… Ah, bu benim için nasıl zor! Hz Hamza’nın hayali Uhud gününden beri gözümün önünden hiç gitmedi O, Peygamber (sav)’in en sevdiği amcası…Ve… ben onu öldürdüm…
    Ne yüzle geleceğim sana ey Nebi! Ama geleceğim… “geldim, insan olmaya geldim” diyeceğimYoruldum, bittim, tükendim, düştüm işte yollarına!
    Geliyorum ya Rasullah! Sana geliyorum Bıktım bu kaçıştan, şeytana kölelikten bıktımSalat ve selam sana olsun ey ’ın Resulü… Gelip mübarek huzuruna çıkmaya yüzüm yok! Bu yüzden önce salat ve selamlarımı gönderiyorum…
    Es- selat-ü ve’sselam-u aleyke Ya Rasulallah!
    ( Oyuncu salavatı söylerken sahnenin arkasına gerilemeye başlar ve perde kapanır)
    2 SAHNE
    Sunucu Konuşması Mescitte, peygamber Efendimiz (sav) ve oturmuş olan sahabeler sohbet etmektedir ( Peygamber Efendimiz (sav) için hazırlanan yeri perde kapatır Sadece rahle görünür)
    ( kapı çalar ve sahabelerden biri kapıya yönelir)
    1 Sahabe: Kim o?
    Hz Vahşi: (Yumuşak bir sesle) Yaptıklarıma pişman olarak tövbe etmeye geldimizinleri olursa Peygamber (sav)’in huzurunda iman etmeye geldim
    1 Sahabe: ( Peygamberimiz (sav) için hazırlanan yönde bulunan rahleye eğilip) Efendim, huzurunuzda iman etmek istediğini söyleyen biri var kapıda ( Sahabe tekrar kapıya yönelir, gelen kişiye Peygamber (sav)2in bulunduğu yeri işaret ederek) Buyrun, (der)
    Hz Vahşi: ( Başıyla kapıyı açan sahabeye selam verirPeygamberimiz (sav)’ e doğru ilerlerkapalı olan yüzünü bir yandan açmaktadır) Eşhedü en lailahe illallah, ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasulüh Ben Vahşi, Ya Resulallah!
    1Sahabe: Demek Vahşi sensin! ( Yerinden kalkıp, eline kılıcını alır) ne yüzle geldin Peygamberimiz( sav)’in karşısına?
    2 sahabe: ( arkadaşının elini tutarak) Sakin ol kardeşim
    ( Sahabelerden biri Peygamberimiz (sav)’in oturduğu yere eğilerek O’nun söylediklerini dinler)
    2 sahabe: Efendimiz, amcalarını nasıl şehit ettiğini bir de bize anlatmanı istiyor Ey Vahşi!
    Hz Vahşi: ( Mahzun bir sesle) Savaş esnasında bir kayayı kendime siper edindim Onu gözetlemeye başladım savaştığı için o beni fark etmedi Bir ara bana iyice yaklaştığını gördüm O sırada mızrağımı…
    1 Sahabe: ( Hz Vahşi’nin sözünü keserek) Peygamber Efendimiz’i çok üzdün Vahşi! Sus artık, sus! Eğer yaşamak istiyorsan, kalkıp git buradan, haydi!
    2 Sahabe: Dur, ey kardeşim! Rasulullah onu rahat bırakmamızı istiyor
    1 sahabe: Anam, babam, canım sana feda olsun Ya Rasulallah!
    2 sahabe: ( Peygamberimiz (sav)’i dinledikten sonra) Ey Vahşi, Efendimiz (sav) seni gördükçe amcasının parçalanmış mübarek vücudu gözlerini önüne geldiği için, mümkün oldukça seninle yüzyüze gelmek istemiyor ona görünmemeni ve mübarek yüzlerine bakmamanı istiyor
    Hz Vahşi: ( Boynu bükük, ağlayan bir sesle, kalkıp geriye doğru yürür) Olur Ey ’ın Resulü! Gül yüzünüze bakamam artık! Gül yüzünüze bakamam!
    ( Yakma ey can ilahisi söylenir)
    Firkatin narıyla gönlüm yan olur püryan olur
    Varliğin zevku sefadır yokluğun giryan olur
    Ay yüzün gören gözlerim mest olur hayran olur
    Yakma ey can yakma kalbim ateş-i suzan olur
    Dem bu demdir dem bu demdir
    Dem bu demdir dem bu dem
    Ahi aşka düşen aşık bülbül-i nalan olur
    Cani bülbül ol gülşende aşk ile devran olur
    Gül yüzün gören gözlerim mest olur hayran olur
    Yakma ey can yakma kalbim ah ile efgan olur

    Dem bu demdir dem bu demdir
    Dem bu demdir dem bu dem
    Vuslatın aşkıyle gönlüm şad olur şadan olur
    Derd-i aşkın neyleyim ki derdime derman olur
    Nur yüzün gören gözlerim mest olur hayran olur
    Yakma ey can yakma kalbim ateş-i niran olur
    3 SAHNE
    (Gül yüzünüze bakamam Ya Rasulallah! Hiç bakamam artık diyerek gelen Vahşi (ra) sahneye gelir Birkaç adım attıktan sonra bayılır)
    3 Sahabe: Biri yatıyor yerde! (seslenir) Kardeşim! Kardeşim! Aaa, bayılmış galiba!
    4 Sahabe: ( yerde yatanın yüzünü görür ve) Efendimiz’i can evinden vuran Vahşi değil mi bu? ( Kılıcını eline alır)
    2 Sahabe: Durun! Dokunmayın ona!(kılıçlı olan eli tutar)
    4 Sahabe: Ama… Bu Vahşi…
    2 Sahabe: Evet, odur!
    4 Sahabe: Hakkında ölüm emri verilmemiş miydi?
    2 Sahabe: Evet verilmişti…
    4 Sahabe: Eee…
    2 Sahabe: Fakat şimdi o kardeşimiz oldu
    4 Sahabe: Neee?
    2 Sahabe: efendimiz (sav)’in huzurunda iman edip müslüman oldu
    4 Sahabe: Vahşi mi?
    2 Sahabe: Evet, Vahşi müslüman oldu
    4 Sahabe: vahşi haa?
    3 ve 4 Sahabeler: Allahu ekber!
    (diğer iki sahabe Hz Vahşi’yi ayıltır)
    3 Sahabe: ( Hz Vahşi’nin üzerini silkeleyerek) Aramıza hoş geldin ey Vahşi! İslam’a girişin, müslüman oluşun hayırlı, mübarek olsun
    4 Sahabe: Artık kardeş olduk, gelin bize gidelim
    Hz Vahşi: Ben bunlara layık değilim O’nun nur cemalini hiç seyredemeyeceğim ( Sahabeler koluna girer, birlikte yürürler)
    (Ezan sesi duyulur)
    Hz Vahşi: Allahu ekber! Bilal’in sesi değil mi bu?Bu ses…
    3 Sahabe: Evet ama nerden tanısın bu sesi?
    Hz Vahşi: Bir keresinde üç günlük umre için Mekke’ye gelmiştiniz O zamanlar daha müslüman olmamıştım O zaman yine bu ses nasıl da doldurmuştu Mekke semasını… Ve sizler bus esle daha bir yaklaşmıştınız birbirinize… Ne kadar güzel görünüyordunuz Biz de dağlardan size hayranlıkla bakıyorduk… İyi ama nedir bu okunan?
    2 Sahabe: Ezan…
    Hz Vahşi: Ezan demek? Peki neye yarar?
    4 Sahabe: Namaza çağırır
    Hz Vahşi: Öyleyse gidelim
    3Sahabe: Peki, Haydi Efendimiz(sav)’in arkasında saf tutup namazımızı eda edelim inşallah!
    Hz Vahşi: ( Bunu duyunca mahzunlaşır, başı eğilir, sesi titrer) Efendimizle namaz kılmak mı? Bakamam, gül yüzüne bakamam, yasaklandı! Nasıl giderim ben şimdi oraya? Fakat, anlatın bana, madem müslüman oldum, anlatın her şeyi!( Sahnenin arkasına doğru yürürler) Ne yapmam gerek, ne yapmam yasak öğretin nolur!Dinime dair her şeyi öğrenmek istiyorum!
    (Uyan ey gözlerim gafletten uyan ilahisi söylenir)
    Uyan ey gözlerim gafletten uyan
    uyan uykusu çok gözlerim uyan
    Azrail’in kastı canadır inan
    uyan ey gözlerim gafletten uyan
    Uyan uykusu çok gözlerim inan
    Semavatın kapıları açarlar
    Alemlere rahmet suyu saçarlar
    Seherde kalkana hulle biçerler
    Uyan ey gözlerim gafletten uyan
    Uyan uykusu çok gözlerim uyan
    4 SAHNE
    Sunucu Konuşması: Vahşi, kardeşleriyle beraber mescide gider başı önde, gözleri yaşlı bir kenara çakilip, siper edindiği bir direğin arkasında ilk namazına dururSünneti kılıp Hz Bilal kamet getirince cemaatte bir kıpırdanma olur Başını fazla kaldırmadan ne olduğuna bakar Peygamber Efendimiz (sav) odasından çıkıp mihraba doğru yürümektedirHz Vahşi’nin kalbi duracak gibi olur Mübarek yüzüne bakamamıştır ama mihraba bakıp namaza durumca gönül gözüyle bakmıştır arkasındanHayatının ilk namazını Efendimiz’e tabi olup hıçkırıklarla kılmıştır
    İslam’a yeni girmiş olmasına rağmen Rasulullah’ın sevgisi bütün ruhunu sarmıştı Sevmişti onu, hem de herkesten çok sevmişti Hep onun yanında olanlara, onsan istifade edenlere gıpta ile bakıyordu Onun yanında olmak, ona dokunmak, onun gül yüzüne doyasıya bakmak acaba mümkün olacak mıydı?
    Günler geçip gidiyordu Birgün yolda eski efendisi Cübeyr ile karşılaştı Cübeyr oydu amasanki bu o Cübeyr değildi Güler yüzlü, candan, samimi…
    Cübeyr: Selamun aleyküm ey Vahşi
    Hz Vahşi: Ve aleyküm selam
    Cübeyr: Bilesin ki müslüman olmana çok sevindim kardeşim
    Hz Vahşi: Kardeşim mi dediniz?
    Cübeyr: Evet, kardeşim dedim Müslümanlar birbirlerinin din kardeşidirler ey Vahşi! Büyük bir samimiyetle söylemeliyim ki müslüman oluşun beni çok sevindirdi
    Hz Vahşi: ( Fısıltıyla)Kulaklarıma inanamıyorum! Bu, o Cübeyr mi? İslam nuruyla nasıl da nurlanmış! (Cübeyr’in duyacağı şekilde) Aman ’ım! Siz o Cübeyr misiniz?
    Cübeyr: Bu kadar şaşırmakta haklısın kardeşim affetsin, onca yıl boşu boşuna boğuşup durmuşuz
    Hz Vahşi: Boşu boşuna mı dediniz?
    Cübeyr: Evet, boşu boşuna dedim Keşke daha ilk günlerde gözlerimiz açılsa, gönüllerimiz idrak etseydi!
    Hz Vahşi: Bunları siz mi söylüyorsunuz?
    Cübeyr: Yakında sen beni geçeceksin ey Vahşi!
    Hz Vahşi: Ahh! Ben Efendimiz (sav)in gül yüzüne bakamıyorum ki!
    Cübeyr: Biliyorum Amam şuna inanıyorum ki o gül yüze bakacağın günler de gelecek
    Hz Vahşi: (Boynu bükük) İnşallah!
    Cübeyr: Yine görüşelim kardeşim, şimdilik bana müsaade
    Hz Vahşi: Güle güle kardeşim
    ( Cübeyr biraz uzaklaştıktan sonra)
    Hz Vahşi: Kardeşim! Kardeşim! Kardeşim!Evet, yalnızca bu kelime bile binlerce hürriyet kelimesinden daha anlamlı, daha dolu, daha samimiHürriyet! Ah Hürriyet! ne işler açtın başıma! Günlerim gül yüze bakamamanın ızdırabıyla geçiyor!Bir çare, bir yol, bir çıkış! Öyle bir şey yapmalıyım ki Efendimiz(sav)’şn yüzüne bakabileyimYol göster Rabbim! Bir fırsat ver ’ım! ( perde kapanır)
    5 SAHNE
    Sunucu Konuşması: Ölmüştü… daha doğrusu Vahşi ölmüş, yerine Hz Vahşi (ra) doğmuştu Fakat ne yaparsa yapsın Rasulullah’ın gül yüzüne bakabilecek bir dereceye gelememişti Onunla ama onsuz, onsuz ama onunlaydı Hz Vahşi’nin hayatı Veda Haccıyla bir kere daha değişmişti Hacc ibadeti boyunca da onun yüzüne bakabilecek bir amel nasip etmesi için ’a yalvarırken, Rasulullah ile yüz yüze gelmemek için olağan üstü çaba sarf ediyordu
    Veda hutbesinden sonra tekrar Medine’ye dönülür Rasulullah Efendimiz rahatsızlanmışlardır hastalanma haberi bütün sahabeleri oluğu gibi hz Vahşi(ra)’ı da büyük üzüntüye sevk etmiştir hastalığını bahane ederek ziyaretine gitmek istemiş ama buna da cesaret edememiştir
    Hz Bilal: Selamun aleyküm kardeşim
    Hz Vahşi: Ve aleyküm selam
    Hz Bilal: Yine çok üzgünsün ey Vahşi
    Hz Vahşi: ben üzülmeyeyim de kim üzülsün ey Bilal!
    Hz Bilal: Üzüntünü görüyor, arzunu da anlamaya çalışıyorum kardeşim Fakat inan ki elimden bir şey gelmiyor
    Hz Vahşi: Bilmiyorsun kardeşim, hala o gül yüze bakamadım! Ne olacak benim halim?
    Hz Bilal: (cc) bir çıkış yolu gösterecektir, biraz sabır
    Hz Vahşi: belki sizler bilirsiniz, İslam’ın ilklerindensiniz ne olur bir yol gösterin bana!
    Hz Bilal: Dedim ya kardeşim, sana yardımcı olamamanın üzüntüsünü yaşıyorum
    Hz Vahşi: Onu sevindirebileceğim, onu razı edebileceğim bir amel işlemek istiyorum ne olur, eğer böyle ameli biliyorsanız veya tahmin ediyorsanız söyleyin bana!
    Hz Bilal: Bilemiyorum kardeşim… Ama… Bugünlerde Müseylime adlı bir sahtekar peygamber olduğunu iddia ediyormuş Hatta Rasulullah’a bir mektup göndermiş
    Hz Vahşi: Niye mektup göndermiş?
    Hz Bilal: kendi peygamberliğinin de kabul edilmesi için… Üstelik de dünyanın yarısı senin yarısı da benim demiş
    Hz Vahşi: , ! Rasulullah ne dedi peki?
    Hz Bilal: ne diyecek, öfkelendi tabi Onu hiç böyle öfkeli görmemiştim
    Hz Vahşi: Kızar tabii Hiç kimse kendi kendine peygamberlik iddia edemez Peygamberi gönderir
    Hz Bilal: Müseylime’nin mektubuna sert bi şekilde cevap veren Rasulullah, onun üzerine sefer hazırlayacaktı ki biliyorsun rahatsızlandı
    Hz Vahşi Yani Müseylime’nin üzerine ordu gönderecekti, öyle mi?
    Hz Bilal: Evet, üstelik ordunun başında da kendileri bulunacaktı
    Hz Vahşi: Kim bilir belki de…
    ( O sırada bir sahabe telaşla yanlarından geçer)
    Hz Bilal: ne bu telaşın kardeşim, bir şey mi oldu?
    Sahabe: Rasulullah rahatsızlanmış!
    Hz Vahşi: Nee!
    ( Koşarak sahneden çıkarlar)
    Yalan dünya ilahisi söylenirve bitmesine yakın Hz Vahşi sahneye gelir)
    Hz Vahşi: (Ağlamaktadır) Gül yüzüne bakamadan, nur cemalini doyasıya seyredemeden göçüp gittin Ya Rasulallah! Peygamberim, efendim, canım,ahh! Ne yapacağım ben şimdi? Sensiz nasıl ayakta duracağım?Ama bakmayacağım! Onu razı edene kadar o mübarek kabre de bakmayacağım!
    Hz İkrime: Neredesin ey Vahşi?
    Hz Vahşi: Buradayım
    Hzİkrime: Sana çok sevineceğim bir haberim var
    Hz Vahşi: (Yerinden doğrulur, yüzü güler) Gül yüzlü Peygamberim (sav)’in kabrine bakabileceğim bir amel mi yoksa?
    Hz İkrime: Evet
    Hz Vahşi: Nedir o? Ne olur çabuk söyle!
    Hz İkrime: Rasulullah beni bir birliğin başına tayin edilmemi istiyormuş halifesi , beni Yemame tarafına yani Müseylime’nin üzerine gitmem için görevlendirdi
    Hz Vahşi: Aman ’ım! Ben de sizinle geliyorum
    Hz İkrime: Evet! Sen de bizimle geliyorsun!
    Hz Vahşi: Müseylime’yi öldürünce Rasulullah’ın gül yüzüne bakabileceğim inşallah!
    Hz İkrime: Fakat Rasulullah yaşamıyor ki…
    Hz Vahşi: (sözünü keserek) Sus! Sakın onun için öldü deme!
    Hz İkrime: Fakat sen de biliyorsun ki…
    Hz Vahşi: ( Bağırarak) Ben de biliyorum ki o ölmedi Ebedi aleme intikal etti Orda bizi bekliyor ( sesi gittikçe incelir, ağlar) Ona öldü denilmesine yüreğim dayanmıyor, anlıyor musun İkrime?
    Hz İkrime: Haklısın kardeşim Peki , ebedi aleme göçüp gittiğine göre gül yüzüne nasıl bakacaksın?
    Hz Vahşi: O gül yüze bakabilmeyi hak etmek istiyorum sadece O zaman onun mübarek kabrine de bakabilecek, kabrini rahatça ziyaret edebileceğim
    Hz İkrime: Haydi hazırlan! Yemame üzerine gidiyoruz
    6 SAHNE
    Sunucu Konuşması: Bütün hazırlıklar çabucak yapılmış, İkrime kumandasındaki ordu Yemame’ye doğru yola koyulmuştu Hz Vahşi de bu ordunun içindeydi
    Hz Vahşi bütün dikkatiyle Müseylime’yi arıyordu Kale duvarında “ Bana bir şey olmaz, silah tesir etmez, çünkü ben peygamberim” diyen Müseylime’yi Hz Vahşi’ye gösterdiler Savaş öyle kızışmıştı ki herkes kendi derdine düşmüştü Hz Vahşi mızrağını okşadı, gül yüzlünün önündeki engel üzerine “Bismillahi Ya ” diyerek fırlattı Mızrak hedefi bulduğunda, artık hiçbir engel kalmamıştı gül yüzlünün önünde…
    ( Sahabeler kendi aralarında konuşurlar)
    Hz İkrime: Çok şükür Rasulullah’ın yapmak istediği bir şeyi yapmak bizlere nasip oldu
    Hz Vahşi: (Heyecanla ve koşarak) Gördüm, onu gördüm!
    Hz İkrime: Kimi gördün ey Vahşi?
    Hz Vahşi: Gül yüzüne kurban olduğum Efendimi!
    Sahabeler: Allahu ekber!
    Hz Vahşi: Yanında kim vardı, biliyor musun?
    Hz Vahşi: Kim mi? Hz Hamza vardı!
    Sahabeler: Allahu ekber!
    Hz Vahşi: O’nun mübarek yüzüne yine bakamadan başım eğik “artık gülyüzünüze bakabilir miyim Ya Rasulallah?” dedim
    Hz İkrime: Ne dedi? Cevap verdi mi?
    Hz Vahşi: Verdi ,elbette! Bakabilirsin dedi, anlıyor musun, bakabilirsin dedi! Geliyorum ya Rasulallah! Gülyüzüne bakabileceğim artık! Yıllarca aşkının bedelimiydi ödenen? Artık senden aldığım izinle senin gül yüzüne bakabilecek miyim? (der ve bayılır az sonra kendine gelirken) Duydunuz mu, benim duyduğumu siz de duydunuz mu?
    Hz İkrime: Neyi ey Vahşi?
    Hz Vahşi: Siz duymadınız mı yoksa? Gül yüzüne kurban olduğum Rasulllah’ın mübarek sesini siz duymadınız mı?
    (Sahabeler birbirlerine bakarlar)
    Hz Vahşi: Geliyorum Ya Rasulallah! Gül yüzüne bakmak ve mübarek kabrine kapanmak için geliyorum işte!
    (Salavat-ı şerifeler okunurken sahabeler çıkar, sadece Hz Vahşi kalır)
    Esselatu vesselamu aleyke ya Rasulallah!
    Esselatu vesselamu aleyke ya Habiballah!
    Esselatu vesselamu aleyke ya Şefiallah!
    Esselamu aleyküm Ya Rasulallah! Geldim ya Rasulallah, ben geldim!Gül yüzüne kurban olayım Ey ’ın Rasulü!
    Sahabeler: Bu kadarı doğru değil ey Vahşi!
    Hz Vahşi: Pişmanlıkta doğru yanlış olur mu? Gül yüze hasrette doğru yanlış olur mu? Bunca yılın birikimi var içimde! Şuanda bütün doğru ve yanlışlar hükümsüz kaldı! Tek doğru var şimdi! Ben Vahşi, Peygamberim (sav)’in gül yüzüne bakmayı hak ettim Bırakin kabrine olsun doyasıya bakayım, ağlayayım!





+ Yorum Gönder