Konusunu Oylayın.: Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Yazı

5 üzerinden 4.96 | Toplam : 76 kişi
Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Yazı
  1. 20.Kasım.2011, 01:32
    1
    Misafir

    Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Yazı






    Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Yazı Mumsema Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Kısa Yazı Arıyorum Kutlu Doğum Haftası hakkında bilgiler paylaşabilir misiniZ ?


  2. 20.Kasım.2011, 01:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 20.Kasım.2011, 02:46
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Yazı




    Hepimizin bildiği gibi Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevi, asırlardır milletimiz tarafından ‘Mevlid Kandili’ olarak kutlanmaktadır. Mevlid Kandili ilk defa 13. asırda Erbil Atabeği Muzafferüddin Gökbörü tarafından iki ay süreyle kutlanmaya başlandı. Mevlid Kandili münasebetiyle ilim adamları bir araya gelip ilmi, fikri sohbetler yapıyor, halk sokaklarda mevlidi bir bayram havasında kutluyordu.
    Süleyman Çelebi’nin kaleme aldığı Vesiletü’n Necat isimli şiirin, Mevlid adıyla, yüzyıllardır sevinçte, tasada, doğumda, ölümde okuna gelmesi ve bu geleneğin bugün de canlı bir şekilde devam etmesi, Peygamber sevgisi etrafında teşekkül eden milli ruhun ifadesidir.
    Yüce dinimiz, huzurlu ve mutlu dünyanın en büyük hayat kaynağıdır. Bu noktadan hareketle dini tefekkürü cami dışına taşırmak, değerli ilim adamlarımızın araştırmalarını ve düşüncelerini halka aktarabilmek için Mevlid kandilini hayırlı bir vesile telakki eden Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan Mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamıştır. Bu düşünce ile Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, "Kutlu Doğum Haftası" olarak ilan etmiştir.

    Gelenek haline gelen Kutlu Doğum Haftasının amacı nedir?

    Mevlidi, Türk kültürünün sağlam bir mesnedi, milletimizi birlik ve bütünlük içinde aydınlık geleceğe taşıyacak sağlam bir gelenektir. Hafta dolayısıyla hazırlanan programlar belirlenirken gözetilen gaye hep bu olmuştur.
    Takip ettiğimiz geleneğin gücü ve bunun hâlâ milletimizin gönlünde dipdiri yaşaması, gelecek için bizleri umutlandırmaktadır. Yüzyıllardır görülmüştür ki Türk Milleti inançlıdır, hoş görülüdür, dinî inançlarını bir kavga konusu olarak değil, barış ve huzur kaynağı olarak görmektedir.
    Mevlid’le ifadesini bulan kültür atmosferi, bu geleneğin devamıdır. 1989’dan beri icra ettiğimiz programlardan devşirdiğimiz fikir ve kültür iklimi, Türkiye Diyanet Vakfı’nın hayırlı bir yolda olduğunu göstermektedir. Unutulmamalıdır ki, insanlık için en güzel rehber; bütün güzellikleri bünyesinde toplayan ve güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilen Hz. Peygamber, model ise Peygamberimizin insanlığa sunduğu modeldir. Çünkü O, tam bir anarşi ve kargaşa ortamında, insanlık için bir güneş olmuş, çirkinlikleri güzelliklere tebdil etmiştir. İnsanlık O’nun getirdiği yüce değerler ve prensipler doğrultusunda büyük medeniyetler kurmuş, kaybedilen haklarına kavuşmuş, fıtratında var olan yüce değerlerin farkına varmış, kadın erkek Allah’ın ve cemiyetin huzurunda eşit olmanın hazzını tatmıştır.
    İslam medeniyeti Kur’an ve Hz. Peygamberin sünnetinden kaynaklanan, evrensel ahlak ilkeleri ve insan hakları ile ilmi anlayış üzerine bina edilmiştir. Zira İslam Medeniyetinin esası, İslam dininin hikmet ve adaleti üzerine kurulmuş olduğundan, ilmi ve irfanı öğretmiş, zulmü ve zoru yasaklayarak, haksızlıklara karşı koymayı hedef almıştır. Şurası bir gerçektir ki Cenab-ı Hak, insanın kendisi ile olan ilişkisini iman ve ibadete bağladığı halde, insanın diğer insanlar ve eşya ile ilişkilerini ahlak ve hukuk kurallarına bağlamıştır. Kamil bir insan, bu ilişkilerini yerli yerince ve dengeli bir biçimde yapan kişidir. İşte Hz. Muhammed, bunu sağlayan ve bize örnek olan insandır.

    Türkiye Diyanet Vakfı, örnek insan Hz. Muhammed’in evrensel prensiplerini ve insanlığa getirdiği yüce değerleri, günümüz şartlarını da dikkate alarak insanlığa ulaştırmak amacıyla Kutlu Doğum Haftası’nı ihdas etmiştir.
    2010 yılı Kutlu Doğum Haftası’nda ne gibi faaliyetler gerçekleştiriliyor?

    Kutlu Doğum Haftası programlarında yer alan faaliyetler

    -"Üçüncü Bine Girerken Türkiye" konulu bir sempozyum yapılacaktır.
    — Yine her yıl olduğu gibi bu yıl da "İslâmi Araştırmalar Ödülü" yarışması gerçekleştirilecektir.
    — Türkiye genelinde "İslâm ve Çalışma" konusunda panel ve konferanslar düzenlenecektir.
    — Yine bu yıl Üniversite gençliğinin katılacağı "Açık Oturum", lise gençliğinin katılacağı
    "Münazara" ve bütün gençlerimizin katılabileceği "Şiir ve Müzik Şöleni" düzenlenecektir. Bu şölende gençlerin ilgi gösterdiği şairler şiir okuyacak, ses sanatçıları ve ozanlar da bestelerini
    Seslendireceklerdir.
    — Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Kutlu Doğum Haftası yurtdışında da çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır. Bu sene Bakü, Osh ve Aşkabat’da mahallindeki ilahiyat fakültelerinin öğretim üyelerinden 3’er kişi, Üsküp, Bahçesaray, Kosova ve Kıbrıs’ta ise Türkiye’den gönderilecek 2’şer kişilik ekiplerce, Kazan’da ise Moskova Din Hizmetleri Müşaviri ve Türkiye’den gönderilecek bir temsilcinin katılımı ile panel ve konferanslar düzenlenecektir. Ayrıca Avrupa ülkelerinde Kutlu Doğum Haftası programları icra edilecektir.
    — Çocuklara yönelik olarak, "Çocuk Şarkıları ve İlahileri Güfte Yarışması" başlattık. Bu yarışma gazete ilanlarıyla tüm yurda duyuruldu. Yarışma neticesinde çok güzel güftelerin
    Çıkacağını ümit ediyoruz.
    — Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencileri araştırmaya teşvik etmek amacıyla "İslam ve Çalışma" konulu bir yazı yarışması düzenledik. Bu yarışma için Diyanet İşleri
    Başkanlığımız ile işbirliği yapılarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencilerin yarışmaya katılmaları teşvik edilecektir.
    — İlköğretim çağındaki çocuklarımızın Kutlu Doğum Haftasına ilgilerinin çekilmesi ve çocuklarımızın dini duygularını şiirle ifade etmelerini temin amacıyla "İlköğretim Okulları Arası Dini Nitelikli Şiir Yarışması" düzenledik.
    — Balkan, Kırım ve Kıbrıs Türkleri Arasında "Dini Muhtevalı Şiir" yarışması da bu yılki faaliyetleri arasında yer almaktadır.
    Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı

    ADI GÜZEL KENDİ GÜZEL MUHAMMED

    Canım kurban olsun senin yoluna,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed,
    Şefâat eyle bu kemter kuluna,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Mü'min olanların çoktur cefâsı,
    Ahirette olur zevk-u sefâsı,
    On sekiz bin âlemin Mustafâ'sı,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Yedi kat gökleri seyrân eyleyen,
    Kûrsûn üstünde cevlân eyleyen.
    Mi'râcda ümmetin Hak’dan dileyen,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Ol çâriyâr anın gökler yâridir,
    Anı seven günahlardan beridir,
    On sekiz bin âlemin serveridir,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Aşık Yunus neyler iki cihânı sensiz,
    Sen Hak Peygambersin şeksiz, gümânsız
    Sana uymayanlar gider imânsız,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed.


    PEYGAMBER

    Sen, fikir kadar güzel;
    Ve tek, birden daha tek!
    Itrını süzmüş ezel;
    Bal sensin, varlık petek.

    Sensin ölüme hisar;
    Bakisi hep inkisar...
    Sar bizi, çepeçevre sar,
    Rahmet rüzgârı etek!

    Necip Fazıl Kısakürek

    alıntı



  4. 20.Kasım.2011, 02:46
    2
    Silent and lonely rains



    Hepimizin bildiği gibi Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevi, asırlardır milletimiz tarafından ‘Mevlid Kandili’ olarak kutlanmaktadır. Mevlid Kandili ilk defa 13. asırda Erbil Atabeği Muzafferüddin Gökbörü tarafından iki ay süreyle kutlanmaya başlandı. Mevlid Kandili münasebetiyle ilim adamları bir araya gelip ilmi, fikri sohbetler yapıyor, halk sokaklarda mevlidi bir bayram havasında kutluyordu.
    Süleyman Çelebi’nin kaleme aldığı Vesiletü’n Necat isimli şiirin, Mevlid adıyla, yüzyıllardır sevinçte, tasada, doğumda, ölümde okuna gelmesi ve bu geleneğin bugün de canlı bir şekilde devam etmesi, Peygamber sevgisi etrafında teşekkül eden milli ruhun ifadesidir.
    Yüce dinimiz, huzurlu ve mutlu dünyanın en büyük hayat kaynağıdır. Bu noktadan hareketle dini tefekkürü cami dışına taşırmak, değerli ilim adamlarımızın araştırmalarını ve düşüncelerini halka aktarabilmek için Mevlid kandilini hayırlı bir vesile telakki eden Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan Mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamıştır. Bu düşünce ile Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, "Kutlu Doğum Haftası" olarak ilan etmiştir.

    Gelenek haline gelen Kutlu Doğum Haftasının amacı nedir?

    Mevlidi, Türk kültürünün sağlam bir mesnedi, milletimizi birlik ve bütünlük içinde aydınlık geleceğe taşıyacak sağlam bir gelenektir. Hafta dolayısıyla hazırlanan programlar belirlenirken gözetilen gaye hep bu olmuştur.
    Takip ettiğimiz geleneğin gücü ve bunun hâlâ milletimizin gönlünde dipdiri yaşaması, gelecek için bizleri umutlandırmaktadır. Yüzyıllardır görülmüştür ki Türk Milleti inançlıdır, hoş görülüdür, dinî inançlarını bir kavga konusu olarak değil, barış ve huzur kaynağı olarak görmektedir.
    Mevlid’le ifadesini bulan kültür atmosferi, bu geleneğin devamıdır. 1989’dan beri icra ettiğimiz programlardan devşirdiğimiz fikir ve kültür iklimi, Türkiye Diyanet Vakfı’nın hayırlı bir yolda olduğunu göstermektedir. Unutulmamalıdır ki, insanlık için en güzel rehber; bütün güzellikleri bünyesinde toplayan ve güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilen Hz. Peygamber, model ise Peygamberimizin insanlığa sunduğu modeldir. Çünkü O, tam bir anarşi ve kargaşa ortamında, insanlık için bir güneş olmuş, çirkinlikleri güzelliklere tebdil etmiştir. İnsanlık O’nun getirdiği yüce değerler ve prensipler doğrultusunda büyük medeniyetler kurmuş, kaybedilen haklarına kavuşmuş, fıtratında var olan yüce değerlerin farkına varmış, kadın erkek Allah’ın ve cemiyetin huzurunda eşit olmanın hazzını tatmıştır.
    İslam medeniyeti Kur’an ve Hz. Peygamberin sünnetinden kaynaklanan, evrensel ahlak ilkeleri ve insan hakları ile ilmi anlayış üzerine bina edilmiştir. Zira İslam Medeniyetinin esası, İslam dininin hikmet ve adaleti üzerine kurulmuş olduğundan, ilmi ve irfanı öğretmiş, zulmü ve zoru yasaklayarak, haksızlıklara karşı koymayı hedef almıştır. Şurası bir gerçektir ki Cenab-ı Hak, insanın kendisi ile olan ilişkisini iman ve ibadete bağladığı halde, insanın diğer insanlar ve eşya ile ilişkilerini ahlak ve hukuk kurallarına bağlamıştır. Kamil bir insan, bu ilişkilerini yerli yerince ve dengeli bir biçimde yapan kişidir. İşte Hz. Muhammed, bunu sağlayan ve bize örnek olan insandır.

    Türkiye Diyanet Vakfı, örnek insan Hz. Muhammed’in evrensel prensiplerini ve insanlığa getirdiği yüce değerleri, günümüz şartlarını da dikkate alarak insanlığa ulaştırmak amacıyla Kutlu Doğum Haftası’nı ihdas etmiştir.
    2010 yılı Kutlu Doğum Haftası’nda ne gibi faaliyetler gerçekleştiriliyor?

    Kutlu Doğum Haftası programlarında yer alan faaliyetler

    -"Üçüncü Bine Girerken Türkiye" konulu bir sempozyum yapılacaktır.
    — Yine her yıl olduğu gibi bu yıl da "İslâmi Araştırmalar Ödülü" yarışması gerçekleştirilecektir.
    — Türkiye genelinde "İslâm ve Çalışma" konusunda panel ve konferanslar düzenlenecektir.
    — Yine bu yıl Üniversite gençliğinin katılacağı "Açık Oturum", lise gençliğinin katılacağı
    "Münazara" ve bütün gençlerimizin katılabileceği "Şiir ve Müzik Şöleni" düzenlenecektir. Bu şölende gençlerin ilgi gösterdiği şairler şiir okuyacak, ses sanatçıları ve ozanlar da bestelerini
    Seslendireceklerdir.
    — Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Kutlu Doğum Haftası yurtdışında da çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır. Bu sene Bakü, Osh ve Aşkabat’da mahallindeki ilahiyat fakültelerinin öğretim üyelerinden 3’er kişi, Üsküp, Bahçesaray, Kosova ve Kıbrıs’ta ise Türkiye’den gönderilecek 2’şer kişilik ekiplerce, Kazan’da ise Moskova Din Hizmetleri Müşaviri ve Türkiye’den gönderilecek bir temsilcinin katılımı ile panel ve konferanslar düzenlenecektir. Ayrıca Avrupa ülkelerinde Kutlu Doğum Haftası programları icra edilecektir.
    — Çocuklara yönelik olarak, "Çocuk Şarkıları ve İlahileri Güfte Yarışması" başlattık. Bu yarışma gazete ilanlarıyla tüm yurda duyuruldu. Yarışma neticesinde çok güzel güftelerin
    Çıkacağını ümit ediyoruz.
    — Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencileri araştırmaya teşvik etmek amacıyla "İslam ve Çalışma" konulu bir yazı yarışması düzenledik. Bu yarışma için Diyanet İşleri
    Başkanlığımız ile işbirliği yapılarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencilerin yarışmaya katılmaları teşvik edilecektir.
    — İlköğretim çağındaki çocuklarımızın Kutlu Doğum Haftasına ilgilerinin çekilmesi ve çocuklarımızın dini duygularını şiirle ifade etmelerini temin amacıyla "İlköğretim Okulları Arası Dini Nitelikli Şiir Yarışması" düzenledik.
    — Balkan, Kırım ve Kıbrıs Türkleri Arasında "Dini Muhtevalı Şiir" yarışması da bu yılki faaliyetleri arasında yer almaktadır.
    Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı

    ADI GÜZEL KENDİ GÜZEL MUHAMMED

    Canım kurban olsun senin yoluna,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed,
    Şefâat eyle bu kemter kuluna,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Mü'min olanların çoktur cefâsı,
    Ahirette olur zevk-u sefâsı,
    On sekiz bin âlemin Mustafâ'sı,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Yedi kat gökleri seyrân eyleyen,
    Kûrsûn üstünde cevlân eyleyen.
    Mi'râcda ümmetin Hak’dan dileyen,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Ol çâriyâr anın gökler yâridir,
    Anı seven günahlardan beridir,
    On sekiz bin âlemin serveridir,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Aşık Yunus neyler iki cihânı sensiz,
    Sen Hak Peygambersin şeksiz, gümânsız
    Sana uymayanlar gider imânsız,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed.


    PEYGAMBER

    Sen, fikir kadar güzel;
    Ve tek, birden daha tek!
    Itrını süzmüş ezel;
    Bal sensin, varlık petek.

    Sensin ölüme hisar;
    Bakisi hep inkisar...
    Sar bizi, çepeçevre sar,
    Rahmet rüzgârı etek!

    Necip Fazıl Kısakürek

    alıntı



  5. 18.Mart.2014, 19:28
    3
    Misafir

    Cevap: Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Yazı

    çok güzel anlatmıssınız teşekkürler


  6. 18.Mart.2014, 19:28
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    çok güzel anlatmıssınız teşekkürler


  7. 14.Nisan.2014, 20:43
    4
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Yazı

    kutlu doğum haftası ile ilgili kompozisyon yazı örnekleri

    KUTLU DOĞUM HAKKINDA



    Allahu Tealâ (c.c) insanları imtihan etmek için yaratmıştır. İnsanların, imtihanda başarılı olmaları için, bir eğiticiye ve öğreticiye sorumluluklarını bildiren ve açıklayan rehbere ihtiyaçları vardır. Allahu Tealâ, bu ihtiyacı peygamberler vasıtasıyla gidermiştir. Tarihin akışı içerisinde insanların takındığı tutum ve davranışlara göre, sayısız peygamberler gönderilmiş, toplumları doğru ve hak olana yöneltmek için tebliğ ve davette bulunmuşlardır.
    Bundan 14 asır önce peygamberlerin getirdiği öğretilerin bir değer olarak algılanmaktan vazgeçilmesi sonucu insanlık itikadi ve ahlaki bir çöküş içerisine girmişti. Kendi elleriyle yaptıkları putlara tapıyorlar, vahşette de adeta birbirleriyle yarışıyorlardı. Kız evladı olanlar, utancından onları diri diri toprağa gömüyorlardı. İşte, ahlaki değerlerin unutulduğu, insani vasıfların eskidiği, kadın ve kızların hakir görüldüğü bir zamanda milattan sonra 571 senesi Fil Yılı’nda,12 Rebiülevvel (20 Nisan) Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’de Hz. Muhammed (s.a.s) alemlere bir güneş, bir rahmet olarak doğmuştur.
    Değerli Kardeşlerim!
    Alemlere rahmet olan Efendimiz (s.a.s) ‘in dünyayı teşrifleri, her yıl ülkemizde ve yurt dışında ‘’Kutlu Doğum’’ adıyla çeşitli etkinlik ve faaliyetlerle kutlanmaktadır. Bu vesileyle bizler Peygamberimiz (s.a.s) ‘ i daha yakından tanıma imkânı sunan bu manevi iklimi daha coşkulu bir şekilde yaşamaktayız.

    Âlemlerin Rabbi Allahu Teâlâ (c.c) buyuruyor ki; ‘’Ey Resulüm! Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”(1).

    “Ey Resulüm! De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve



    günahlarınız bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir”(2).

    Bir diğer ayette de: ‘’Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır”(3)

    Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Bütün ümmetim cennet girer, istemeyenler hariç.’’Sahabe sordu: ‘’Herkes cenneti ister, kim istemez ki Ya Rasûlullah?” Hz. Peygamber (s.a.v); “Bana tabi olan cennete girer. Bana tabi olmayan cenneti istemiyor demektir(4)


    Hz. Peygamber (s.a.s) ‘in hayatı incelendiğinde görülecektir ki, O, Allah (c.c) ‘a gönülden bağlanmanın, O’nun emirlerini aşkla yaşamanın, insanların ızdırabına ortak olmanın, onlara sırf Allah rızası için yardım etmeyi bir vicdan zevki haline getirmenin, yine onlara sırf insan oldukları için sevgi ve saygı duymanın, intikamı muktedir iken affetmenin en güzel örneklerini vermiştir.

    Zulme ve kötülüğe karşı durmanın doğruluk ve adalet ölçülerinden asla ayrılmamanın en canlı örnekleri O’nun hayatındadır. Sabrın, merhametin, alçakgönüllülüğün, aile reisliğinde anlayışın, idarecilikte sorumluluk duygusunun askerlikte ileri görüşlülüğü, çocuklar, yetimler ve güçsüzlerle ilgilenmenin en eşsiz örnekleri onun hayatındandır.

    O halde gerçek bir mümin, kendisine örnek edineceği bu ideal insanı, Hz. Muhammed (s.a.s) ‘ i Yüce Allah (c.c) ‘ından sonra kendi canından, malından, her şeyden ve herkesten daha çok sevmeli ve O’nu kendisine rehber edinmelidir.


    Peygamber sevgisi ancak O’nun davetine icabet etmek, sünnetini yaşamak, sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemek suretiyle mümkündür. Ancak bu şekilde O’nun ahlakıyla ahlaklanabiliriz.

    Ne Mutlu Resulünü sevenlere ve O’nun yolundan hiç sapmadan yürüyenlere.

    HAZIRLAYANIN ADI: Ali ERDOĞAN


  8. 14.Nisan.2014, 20:43
    4
    mum
    Administrator
    kutlu doğum haftası ile ilgili kompozisyon yazı örnekleri

    KUTLU DOĞUM HAKKINDA



    Allahu Tealâ (c.c) insanları imtihan etmek için yaratmıştır. İnsanların, imtihanda başarılı olmaları için, bir eğiticiye ve öğreticiye sorumluluklarını bildiren ve açıklayan rehbere ihtiyaçları vardır. Allahu Tealâ, bu ihtiyacı peygamberler vasıtasıyla gidermiştir. Tarihin akışı içerisinde insanların takındığı tutum ve davranışlara göre, sayısız peygamberler gönderilmiş, toplumları doğru ve hak olana yöneltmek için tebliğ ve davette bulunmuşlardır.
    Bundan 14 asır önce peygamberlerin getirdiği öğretilerin bir değer olarak algılanmaktan vazgeçilmesi sonucu insanlık itikadi ve ahlaki bir çöküş içerisine girmişti. Kendi elleriyle yaptıkları putlara tapıyorlar, vahşette de adeta birbirleriyle yarışıyorlardı. Kız evladı olanlar, utancından onları diri diri toprağa gömüyorlardı. İşte, ahlaki değerlerin unutulduğu, insani vasıfların eskidiği, kadın ve kızların hakir görüldüğü bir zamanda milattan sonra 571 senesi Fil Yılı’nda,12 Rebiülevvel (20 Nisan) Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’de Hz. Muhammed (s.a.s) alemlere bir güneş, bir rahmet olarak doğmuştur.
    Değerli Kardeşlerim!
    Alemlere rahmet olan Efendimiz (s.a.s) ‘in dünyayı teşrifleri, her yıl ülkemizde ve yurt dışında ‘’Kutlu Doğum’’ adıyla çeşitli etkinlik ve faaliyetlerle kutlanmaktadır. Bu vesileyle bizler Peygamberimiz (s.a.s) ‘ i daha yakından tanıma imkânı sunan bu manevi iklimi daha coşkulu bir şekilde yaşamaktayız.

    Âlemlerin Rabbi Allahu Teâlâ (c.c) buyuruyor ki; ‘’Ey Resulüm! Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”(1).

    “Ey Resulüm! De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve



    günahlarınız bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir”(2).

    Bir diğer ayette de: ‘’Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır”(3)

    Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Bütün ümmetim cennet girer, istemeyenler hariç.’’Sahabe sordu: ‘’Herkes cenneti ister, kim istemez ki Ya Rasûlullah?” Hz. Peygamber (s.a.v); “Bana tabi olan cennete girer. Bana tabi olmayan cenneti istemiyor demektir(4)


    Hz. Peygamber (s.a.s) ‘in hayatı incelendiğinde görülecektir ki, O, Allah (c.c) ‘a gönülden bağlanmanın, O’nun emirlerini aşkla yaşamanın, insanların ızdırabına ortak olmanın, onlara sırf Allah rızası için yardım etmeyi bir vicdan zevki haline getirmenin, yine onlara sırf insan oldukları için sevgi ve saygı duymanın, intikamı muktedir iken affetmenin en güzel örneklerini vermiştir.

    Zulme ve kötülüğe karşı durmanın doğruluk ve adalet ölçülerinden asla ayrılmamanın en canlı örnekleri O’nun hayatındadır. Sabrın, merhametin, alçakgönüllülüğün, aile reisliğinde anlayışın, idarecilikte sorumluluk duygusunun askerlikte ileri görüşlülüğü, çocuklar, yetimler ve güçsüzlerle ilgilenmenin en eşsiz örnekleri onun hayatındandır.

    O halde gerçek bir mümin, kendisine örnek edineceği bu ideal insanı, Hz. Muhammed (s.a.s) ‘ i Yüce Allah (c.c) ‘ından sonra kendi canından, malından, her şeyden ve herkesten daha çok sevmeli ve O’nu kendisine rehber edinmelidir.


    Peygamber sevgisi ancak O’nun davetine icabet etmek, sünnetini yaşamak, sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemek suretiyle mümkündür. Ancak bu şekilde O’nun ahlakıyla ahlaklanabiliriz.

    Ne Mutlu Resulünü sevenlere ve O’nun yolundan hiç sapmadan yürüyenlere.

    HAZIRLAYANIN ADI: Ali ERDOĞAN


  9. 15.Nisan.2014, 17:42
    5
    Misafir

    Cevap: Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Yazı

    KUTLU DOĞUM YAZISI


    Allah Tealâ insanları imtihan etmek için yaratmıştır. Bu Kur’an’da bazı ayetlerde şu şekilde dile getirilmiştir. “İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık”(1) ; “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” (2)
    İnsanların, imtihanda başarılı olmaları için, bir eğitici ve öğreticiye, sorumluluklarını bildiren ve açıklayan rehbere ihtiyaçları vardır. Allah Teala, bu ihtiyacı ise; peygamberler vasıtasıyla gidermiştir. Tarihin akışı içerisinde, insanlığın takındığı tutum ve davranışlara göre, sayısız peygamberler gönderilmiş; toplumları, doğru ve hak olana yöneltmek için tebliğ ve davette bulunmuşlardır. Kimi zaman peygamberlere karşı tavır alınmış ve buna bağlı olarak toplu helâkler yaşanmıştır. Nuh, Salih ve Lut gibi peygamberlerin kavimlerini, toplu olarak helâk olan kavimler arasında sayabiliriz.

    Bundan 14 asır önce peygamberlerin getirdiği öğretilerin bir değer olarak algılamaktan vazgeçilmesi sonucu insanlık îtikadî ve ahlaki bir çöküş içerisine girmiş, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapmaya başlamış, zina ve kumar yaygınlaşmış, güçsüzlerin ve yetimlerin ezilmesi adeta normal bir davranış haline gelmişti.
    İşte tam bu sırada Milâddan sonra 571 senesi, Fil Yılı'nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke'de Hz. Muhammed (S.A.V)dünyaya gelmiştir. Peygamber Efendimizin dünyaya gelişi insanlık tarihi için önemli bir dönüm noktasıdır. Zira O, kendinden önceki Peygamberlerin yaptığı gibi Allah’ın emriyle insanları Allah’a, canlı-cansız çevreye ve kendi nefislerine karşı yerine getirmeleri gereken sorumlulukları tebliğ etmiş, anlatmış, öğretmiş ve uygulamalı olarak göstermiştir. Bu sayede, bunalım ve karanlık içerisinde olan insanlık derin bir nefes almış, aydınlığa kavuşmuştur.
    Peygamberimizin doğumunu her yıl mevlit kandili olarak kutlamaktayız. Peygamberimizin doğumunu anmak, kasideler okumak, ilahiler söylemek, kandil simidi ve tatlılar dağıtmaktan ibaret olmamalıdır. O’nun doğumunu anmaktan asıl gaye; evrensel olan nübüvvetini, Allah’a olan tevekkül ve itimadını, Kur’ân’a dayanan yüce ahlakını, insanlık ve merhametini, sabır ve sebatını, kerem ve cömertliğini, fazilet ve cesaretini, kısaca insanlığa sunduğu değerleri ve hayat biçimini anlamak, biz bunun neresindeyiz diye düşünmek, hatalarımızı gözden geçirme fırsatını yakalamaktır. Zira Peygamberimizin getirdiği değerlere uymadan Allah’ın sevdiği bir kul olmamız mümkün değildir. Nitekim “Habibim, de ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın”(3)âyeti, Allah’ı sevmenin peygambere uymaya bağlı olduğunu ifade etmektedir.


    Günümüzde insana verilen değerin maddeye verilenden daha az olması, kişisel ve toplumsal menfaatler için, haksızca savaşların yapılması, üretilen teknolojik değerlerin insanlığın menfaatine sunulmaktan ziyade, çoğu zaman aleyhine kullanılmaya çalışılması, Peygamberimizin getirdiği ortak insanlık değerlerinden saptığımızın önemli bir göstergesidir. Günümüzde, Peygamberimizin öğretileri insanlığın bilgisine sunulduğu ilk günkü gibi durmaktadır. Bu değerleri kendimize düstur edindiğimiz sürece huzurlu bir toplum olabiliriz.
    Kutlu Doğum münasebetiyle bu haftanın, milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini yüce Allah’tan niyaz ederim.


  10. 15.Nisan.2014, 17:42
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    KUTLU DOĞUM YAZISI


    Allah Tealâ insanları imtihan etmek için yaratmıştır. Bu Kur’an’da bazı ayetlerde şu şekilde dile getirilmiştir. “İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık”(1) ; “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” (2)
    İnsanların, imtihanda başarılı olmaları için, bir eğitici ve öğreticiye, sorumluluklarını bildiren ve açıklayan rehbere ihtiyaçları vardır. Allah Teala, bu ihtiyacı ise; peygamberler vasıtasıyla gidermiştir. Tarihin akışı içerisinde, insanlığın takındığı tutum ve davranışlara göre, sayısız peygamberler gönderilmiş; toplumları, doğru ve hak olana yöneltmek için tebliğ ve davette bulunmuşlardır. Kimi zaman peygamberlere karşı tavır alınmış ve buna bağlı olarak toplu helâkler yaşanmıştır. Nuh, Salih ve Lut gibi peygamberlerin kavimlerini, toplu olarak helâk olan kavimler arasında sayabiliriz.

    Bundan 14 asır önce peygamberlerin getirdiği öğretilerin bir değer olarak algılamaktan vazgeçilmesi sonucu insanlık îtikadî ve ahlaki bir çöküş içerisine girmiş, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapmaya başlamış, zina ve kumar yaygınlaşmış, güçsüzlerin ve yetimlerin ezilmesi adeta normal bir davranış haline gelmişti.
    İşte tam bu sırada Milâddan sonra 571 senesi, Fil Yılı'nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke'de Hz. Muhammed (S.A.V)dünyaya gelmiştir. Peygamber Efendimizin dünyaya gelişi insanlık tarihi için önemli bir dönüm noktasıdır. Zira O, kendinden önceki Peygamberlerin yaptığı gibi Allah’ın emriyle insanları Allah’a, canlı-cansız çevreye ve kendi nefislerine karşı yerine getirmeleri gereken sorumlulukları tebliğ etmiş, anlatmış, öğretmiş ve uygulamalı olarak göstermiştir. Bu sayede, bunalım ve karanlık içerisinde olan insanlık derin bir nefes almış, aydınlığa kavuşmuştur.
    Peygamberimizin doğumunu her yıl mevlit kandili olarak kutlamaktayız. Peygamberimizin doğumunu anmak, kasideler okumak, ilahiler söylemek, kandil simidi ve tatlılar dağıtmaktan ibaret olmamalıdır. O’nun doğumunu anmaktan asıl gaye; evrensel olan nübüvvetini, Allah’a olan tevekkül ve itimadını, Kur’ân’a dayanan yüce ahlakını, insanlık ve merhametini, sabır ve sebatını, kerem ve cömertliğini, fazilet ve cesaretini, kısaca insanlığa sunduğu değerleri ve hayat biçimini anlamak, biz bunun neresindeyiz diye düşünmek, hatalarımızı gözden geçirme fırsatını yakalamaktır. Zira Peygamberimizin getirdiği değerlere uymadan Allah’ın sevdiği bir kul olmamız mümkün değildir. Nitekim “Habibim, de ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın”(3)âyeti, Allah’ı sevmenin peygambere uymaya bağlı olduğunu ifade etmektedir.


    Günümüzde insana verilen değerin maddeye verilenden daha az olması, kişisel ve toplumsal menfaatler için, haksızca savaşların yapılması, üretilen teknolojik değerlerin insanlığın menfaatine sunulmaktan ziyade, çoğu zaman aleyhine kullanılmaya çalışılması, Peygamberimizin getirdiği ortak insanlık değerlerinden saptığımızın önemli bir göstergesidir. Günümüzde, Peygamberimizin öğretileri insanlığın bilgisine sunulduğu ilk günkü gibi durmaktadır. Bu değerleri kendimize düstur edindiğimiz sürece huzurlu bir toplum olabiliriz.
    Kutlu Doğum münasebetiyle bu haftanın, milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini yüce Allah’tan niyaz ederim.


  11. 01.Nisan.2015, 16:15
    6
    Misafir

    Cevap: Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Yazı

    Projemee çok yardımcı oldu tsk


  12. 01.Nisan.2015, 16:15
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Projemee çok yardımcı oldu tsk


  13. 19.Nisan.2015, 19:23
    7
    Misafir

    Cevap: Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Yazı

    Mevlit kandili ile ilgili yazı güzeldi


  14. 19.Nisan.2015, 19:23
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Mevlit kandili ile ilgili yazı güzeldi


  15. 04.Nisan.2017, 22:24
    8
    Misafir

    Yorum: Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Yazı

    Çok güzel ve detaylı olmuş çok işime yaradı yüreğinize sağlık .


  16. 04.Nisan.2017, 22:24
    8
    Obivankenobi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Obivankenobi
    Misafir
    Çok güzel ve detaylı olmuş çok işime yaradı yüreğinize sağlık .





+ Yorum Gönder