Konusunu Oylayın.: İsra ve Miracın Keyfiyeti

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İsra ve Miracın Keyfiyeti
  1. 26.Haziran.2011, 16:31
    1
    Misafir

    İsra ve Miracın Keyfiyeti






    İsra ve Miracın Keyfiyeti Mumsema İsra ve Miracın Keyfiyeti nasıl olması gerekmektedir İsra ve Miracın Keyfiyeti hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 26.Haziran.2011, 16:31
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 26.Haziran.2011, 17:58
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: İsra ve Miracın Keyfiyeti




    İsra ve Miracın Keyfiyeti

    Cenab-ı Hâk şöyle buyurmaktadır:
    Bismillahirrahmanirrahim
    ‘Bir gece kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye, kulunu Mescid-î Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, gözetendir’. İsra sur. Ayet:1

    Mirac’ın Hikmetleri:
    İsra ve Miracın hakikati nedir? Peygamberimizin s.a.v. Miraca giderken Kudüs’e uğramadan direk Mekke’den semalara niçin yükselmedi de, Kudüs’ü şeriften uruç ettiler. Bu cihetten Miraca çıkışının keyfiyeti nedir? Bir hadisi şerifte: ‘Kâbe-i Muazzama Beytül Mamur’un hizasındadır’ buyrulmuştur.

    1-Resûlü Ekrem’in s.a.v. Kudüs’ten miraca gidişinin hikmeti ise: Hz. Muhammed’din Risaletinin evrensel oluşudur.
    Mübarek şehirde (Kudüs) o gece cem olup gelen peygamberler Mescid’i Aksada Hatemül enbiyayı imam seçip arkasında saf tuttular namaz kıldılar. İçlerinden hiç biri ben öne geçip imam olayım demedi îma bile etmedi. Bütün peygamberler O Resûlü sıkaleyne cemaat oldular. Arkasında namaz kılmakla Risaletini tastik ettiler. Burada ki mana ve hikmet şudur:
    Ey insanlar ey kavimler ahir zaman peygamberine uyun, O’nun Risaletini kabullenin. Size getirdiği Kur’ana şeksiz inanın. O sadece Arap yarım adası için gelmedi. Sizlere gönderilen peygamberler bile O Resûlü Erkeme o feyizli gecede tabi oldular. Sizlerinde Hz. Muhammed’e iman edip peygamberliğini kabullenmeniz aklın ve hikmetin gereğidir. Onun peygamberliği ins ve cin alemine şamildir. Bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
    ‘’Her peygamber yalnız kendi kavmine geldi, ben ise bütün insanlara gönderildim.’’ Buhari, Müslim, Tirmizi,
    Peygamberlerin, Resûlü Ekrem’in arkasında namaz kılmaları çok anlamlıdır. Hikmetini, sebebini ve sırrını
    kavrayamadığımız güzellikler ve doğruluklar vardır. Allah burada ne murat etti diye biraz düşünmek gerek, insana yakışanda budur.

    2- Miraç’la Allah’u Teâlanın kuvvet ve kudretinin büyüklüğüne işaret buyrulmuştur:
    Allah için İmkansızlık düşünülemez bu olaya karşı tavır konulamaz. Evet yerlerde ve göklerde ne varsa hepsi Allah’a boyun eğmişlerdir isteseler de istemeseler de. Peygamber efendimiz s.a.v. mirac gecesi meleklerin ulaşamadığı yüce makamlara çıkarıldı. O’na ne vahyetti ise vahyetmiş. Bu durum ve değişim, O’nun güç ve kuvvetinin delili açık beyanıdır.Yerler gökler ve her ikisinin arasında veya ötesinde hiçbir şey Allah’ın kuvvet ve kudretine engel olamamıştır. Mülk O’nundur. Mahlukatı O ihata eder. Nerde olurlarsa olsunlar insanlardan ve cinlerden hiç biri bu yolculuğa mani olamadılar.O’nun elçisi yine Resûl olarak, yine beşer olarak kalmıştır. Allah’ı hiçbir şey aciz bırakamaz. hiçbir şey emrine muhalif edemez, kafa kaldıramaz, diklik yapamaz. Allah yürü derse yürür, Allah dur derse duruverir.
    Al-i İmran sûresi, ayet: 96; Bakara sûresi, ayet:127... O tektir. Ortağı yoktur. Mülk onundur. Hamd ona mahsustur. O her şeye gücü yetendir....

    3- Bu cihetten gökler üstü yolculuğa çıkışın keyfiyet ise: Muayyen Bir Hudut Yoktur …
    Yüce Mevlâ’dan gelen davet üzerine Peygamber efendimiz s.a.v. Cibril a.s. sohbetinde Burak adı verilen binekle Kudüs’ deki Mescidi Aksa’ya getirildi.Bu cihetten gökler üstü yolculuğa çıkışın keyfiyet ise:
    Kudüs o yıllarda Roma devletinin sınırları içinde kalıyordu Allah’u Teâla isra ve miraç hadisesiyle o yerlerin fethedileceğine işaret buyurmuş. Yer yüzünde muayyen denen bir hudut yoktur. Yerler Gökler Allah’ın mirasıdır. Arz Bütün yönleriyle Allah’ın mülküdür, Allah’a layıkıyla kulluk edenler Allah’ın mülküne onlardan daha layıktır.Top yekün arz İslam’ındır.
    Tenzili Hakim’de Allah Şöyle buyuruyor: ‘’Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nundur. O çok yücedir, çok büyüktür. ‘’ 42:4
    Miraç Hadisesinin Mekke’de ki Akisleri:
    Sahih rivayetlere göre, Resûlüllah s.a.v. buyurdular ki:
    «Bey tül-Makdis'e gecenin az bir bölümünde yolculuk yaptığımı duyan Kureyş kabilesi beni yalanladılar. Bunun üzerine Hicir'de ayağa kalktım. Allah, Beytül-Makdis'i getirip önüme koydu. Ona bakarak oradaki alâmetleri bir bîr onlara haber verdim.»
    Deve ile en az 2 ay sürmesi gereken bu yolculuğu, Resulullah’ın gecenin kısa bir vaktinde tamamlayıp dönmesine müşrikler inanmadılar. Diğer bir rivayette ise:
    Ebu Hureyre'nin r.a anlattığına göre:
    Allah Resulü s.a.v. şöyle buyurdu: 'Yemin ederim ki bir ara kendimi Hicr'de buldum. Kureyş bana seyahatimden soruyordu. Bilhassa Beytü'l-Makdis'e dair öyle şeyler sormuştu ki, ben İsra gecesi onlarla ilgilenip tespit etmemiştim. Bu cihetle o kadar müşkül bir vaziyete düştüm ki hiç bir zaman öyle sıkılmamıştım. Bunun üzerine Allah benimle Beytü'l-Makdis arasındaki mesafeyi kaldırdı. Ben orayı görüyor ve ne sorarlarsa muhakkak ona bakarak cevap veriyordum...' S.Müslim
    Olayın cereyan ettiğine dair haber halk arasında duyulunca, Mekkelilerden bazı önemli kişiler soluğu Ebû Bekir Sıddîk'ın r.a. yanında aldılar ve: «Ya Ebâ Bekir! Arkadaşın Muhammed hakkında ne dersin? O bir gece içinde Beytül-Makdis'e gidip geldiğini iddia ediyormuş! » Ebû Bekir r.a. onlara: «Bunu Hz. Muhammed mi s.a.v. söyledi? » diye sordu. Onlar da: «Evet, o dedi» diye cevap verdiklerinde; Ebû Bekir r.a: «Eğer O söylemişse, mutlaka doğrudur ve ben de şahadet ederim..» diyerek Peygamber'e olan inancının şüphe götürmez olduğunu ortaya koydu. «Nasıl olur? » diyerek şaşkınlık gösterenlere: «O, bundan fazlasını da söylese yine de Onu gök haberlerinden dolayı tasdîk ederim! » diye cevap verdi. ‘’Sıddık’’unvanını bu olaydan aldı.
    Resulullah s.a.v. Ebû Bekir Sıddık r.a. faziletini şöyle anlatıyor: ‘’İslâm’ı kime anlattım ise, önce düşündü, sonra terettüt etti, ancak Ebû Bekir böyle değildir, eğer halis dost edinmek isteseydim, Ebû Bekir’i dost edinirdim.’’ Buyurdu.



  4. 26.Haziran.2011, 17:58
    2
    Editör



    İsra ve Miracın Keyfiyeti

    Cenab-ı Hâk şöyle buyurmaktadır:
    Bismillahirrahmanirrahim
    ‘Bir gece kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye, kulunu Mescid-î Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, gözetendir’. İsra sur. Ayet:1

    Mirac’ın Hikmetleri:
    İsra ve Miracın hakikati nedir? Peygamberimizin s.a.v. Miraca giderken Kudüs’e uğramadan direk Mekke’den semalara niçin yükselmedi de, Kudüs’ü şeriften uruç ettiler. Bu cihetten Miraca çıkışının keyfiyeti nedir? Bir hadisi şerifte: ‘Kâbe-i Muazzama Beytül Mamur’un hizasındadır’ buyrulmuştur.

    1-Resûlü Ekrem’in s.a.v. Kudüs’ten miraca gidişinin hikmeti ise: Hz. Muhammed’din Risaletinin evrensel oluşudur.
    Mübarek şehirde (Kudüs) o gece cem olup gelen peygamberler Mescid’i Aksada Hatemül enbiyayı imam seçip arkasında saf tuttular namaz kıldılar. İçlerinden hiç biri ben öne geçip imam olayım demedi îma bile etmedi. Bütün peygamberler O Resûlü sıkaleyne cemaat oldular. Arkasında namaz kılmakla Risaletini tastik ettiler. Burada ki mana ve hikmet şudur:
    Ey insanlar ey kavimler ahir zaman peygamberine uyun, O’nun Risaletini kabullenin. Size getirdiği Kur’ana şeksiz inanın. O sadece Arap yarım adası için gelmedi. Sizlere gönderilen peygamberler bile O Resûlü Erkeme o feyizli gecede tabi oldular. Sizlerinde Hz. Muhammed’e iman edip peygamberliğini kabullenmeniz aklın ve hikmetin gereğidir. Onun peygamberliği ins ve cin alemine şamildir. Bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
    ‘’Her peygamber yalnız kendi kavmine geldi, ben ise bütün insanlara gönderildim.’’ Buhari, Müslim, Tirmizi,
    Peygamberlerin, Resûlü Ekrem’in arkasında namaz kılmaları çok anlamlıdır. Hikmetini, sebebini ve sırrını
    kavrayamadığımız güzellikler ve doğruluklar vardır. Allah burada ne murat etti diye biraz düşünmek gerek, insana yakışanda budur.

    2- Miraç’la Allah’u Teâlanın kuvvet ve kudretinin büyüklüğüne işaret buyrulmuştur:
    Allah için İmkansızlık düşünülemez bu olaya karşı tavır konulamaz. Evet yerlerde ve göklerde ne varsa hepsi Allah’a boyun eğmişlerdir isteseler de istemeseler de. Peygamber efendimiz s.a.v. mirac gecesi meleklerin ulaşamadığı yüce makamlara çıkarıldı. O’na ne vahyetti ise vahyetmiş. Bu durum ve değişim, O’nun güç ve kuvvetinin delili açık beyanıdır.Yerler gökler ve her ikisinin arasında veya ötesinde hiçbir şey Allah’ın kuvvet ve kudretine engel olamamıştır. Mülk O’nundur. Mahlukatı O ihata eder. Nerde olurlarsa olsunlar insanlardan ve cinlerden hiç biri bu yolculuğa mani olamadılar.O’nun elçisi yine Resûl olarak, yine beşer olarak kalmıştır. Allah’ı hiçbir şey aciz bırakamaz. hiçbir şey emrine muhalif edemez, kafa kaldıramaz, diklik yapamaz. Allah yürü derse yürür, Allah dur derse duruverir.
    Al-i İmran sûresi, ayet: 96; Bakara sûresi, ayet:127... O tektir. Ortağı yoktur. Mülk onundur. Hamd ona mahsustur. O her şeye gücü yetendir....

    3- Bu cihetten gökler üstü yolculuğa çıkışın keyfiyet ise: Muayyen Bir Hudut Yoktur …
    Yüce Mevlâ’dan gelen davet üzerine Peygamber efendimiz s.a.v. Cibril a.s. sohbetinde Burak adı verilen binekle Kudüs’ deki Mescidi Aksa’ya getirildi.Bu cihetten gökler üstü yolculuğa çıkışın keyfiyet ise:
    Kudüs o yıllarda Roma devletinin sınırları içinde kalıyordu Allah’u Teâla isra ve miraç hadisesiyle o yerlerin fethedileceğine işaret buyurmuş. Yer yüzünde muayyen denen bir hudut yoktur. Yerler Gökler Allah’ın mirasıdır. Arz Bütün yönleriyle Allah’ın mülküdür, Allah’a layıkıyla kulluk edenler Allah’ın mülküne onlardan daha layıktır.Top yekün arz İslam’ındır.
    Tenzili Hakim’de Allah Şöyle buyuruyor: ‘’Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nundur. O çok yücedir, çok büyüktür. ‘’ 42:4
    Miraç Hadisesinin Mekke’de ki Akisleri:
    Sahih rivayetlere göre, Resûlüllah s.a.v. buyurdular ki:
    «Bey tül-Makdis'e gecenin az bir bölümünde yolculuk yaptığımı duyan Kureyş kabilesi beni yalanladılar. Bunun üzerine Hicir'de ayağa kalktım. Allah, Beytül-Makdis'i getirip önüme koydu. Ona bakarak oradaki alâmetleri bir bîr onlara haber verdim.»
    Deve ile en az 2 ay sürmesi gereken bu yolculuğu, Resulullah’ın gecenin kısa bir vaktinde tamamlayıp dönmesine müşrikler inanmadılar. Diğer bir rivayette ise:
    Ebu Hureyre'nin r.a anlattığına göre:
    Allah Resulü s.a.v. şöyle buyurdu: 'Yemin ederim ki bir ara kendimi Hicr'de buldum. Kureyş bana seyahatimden soruyordu. Bilhassa Beytü'l-Makdis'e dair öyle şeyler sormuştu ki, ben İsra gecesi onlarla ilgilenip tespit etmemiştim. Bu cihetle o kadar müşkül bir vaziyete düştüm ki hiç bir zaman öyle sıkılmamıştım. Bunun üzerine Allah benimle Beytü'l-Makdis arasındaki mesafeyi kaldırdı. Ben orayı görüyor ve ne sorarlarsa muhakkak ona bakarak cevap veriyordum...' S.Müslim
    Olayın cereyan ettiğine dair haber halk arasında duyulunca, Mekkelilerden bazı önemli kişiler soluğu Ebû Bekir Sıddîk'ın r.a. yanında aldılar ve: «Ya Ebâ Bekir! Arkadaşın Muhammed hakkında ne dersin? O bir gece içinde Beytül-Makdis'e gidip geldiğini iddia ediyormuş! » Ebû Bekir r.a. onlara: «Bunu Hz. Muhammed mi s.a.v. söyledi? » diye sordu. Onlar da: «Evet, o dedi» diye cevap verdiklerinde; Ebû Bekir r.a: «Eğer O söylemişse, mutlaka doğrudur ve ben de şahadet ederim..» diyerek Peygamber'e olan inancının şüphe götürmez olduğunu ortaya koydu. «Nasıl olur? » diyerek şaşkınlık gösterenlere: «O, bundan fazlasını da söylese yine de Onu gök haberlerinden dolayı tasdîk ederim! » diye cevap verdi. ‘’Sıddık’’unvanını bu olaydan aldı.
    Resulullah s.a.v. Ebû Bekir Sıddık r.a. faziletini şöyle anlatıyor: ‘’İslâm’ı kime anlattım ise, önce düşündü, sonra terettüt etti, ancak Ebû Bekir böyle değildir, eğer halis dost edinmek isteseydim, Ebû Bekir’i dost edinirdim.’’ Buyurdu.



  5. 26.Haziran.2011, 17:59
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: İsra ve Miracın Keyfiyeti

    İki cihan güneşi Peygamber Efendimizin, morallerini yıkmak için müşrikler, çarpık sorular sormaya devam ediyorlardı:
    ‘Biz sana Şam’dan gelmekte olan develerimizi soracağız, bize onlardan haber ver’ dediler. Peygamberimiz şöyle cevap verdi: ‘Evet falan kimselerin kervanına rastladım.Revha isimli mevkide idi. Bir deve yitirmişler, onu arıyorlardı.Yükleri arasında bir su kabı vardı. Susadım o kabı alıp su içtim ve kabı yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakalım, suyu bulabilmişler mi? ’ O anda kervan, Peygamberimize gösterildi. O da kervanın kemiyet ve keyfiyetine dair haber verdi. Ve şöyle buyurdu:
    ‘İçlerinden Cemel-i Evrak (yani karamtırak beyaz bir deve) önde olarak, falan gün güneşin doğmasıyla beraber gelecekler.’ Peygamberimizin haber vermiş olduğu o gün, müşrikler sabahın erken saatlerinde Seniyye tepesine doğru çıktılar. Güneş ne zaman doğacak da Muhammed’i s.a.v. yalancı çıkaracağız diye bekliyorlardı. Derken, içlerinden birisi, güneş doğdu diye haykırdı.Tam o sırada bir diğeri de, işte kervan geliyor, önlerinde Cemel-i Evrak, tıpkı söylediği gibi diye bağırdı. Bu ayrı bir mucize daha olmuştu. Hal böyle iken, müşrikler yine iman etmediler. Bu apaçık bir sihirdir dediler.
    Bu hadiseyi müşrikler ve yoldaşları inkar ettiler. Bir aylık mesafeye ve ötelerin ötesine ruh ve bedeniyle nasıl gidebilir? Dediler, inanmadılar. Maddiyat sahasına saplanıp kaldılar. Krizlere tutulup deli divane oldular, Kimileri ellerini çırpıyordu. İmanı zayıf olanlar dinden dönüyordu. İşte orada onlar Yüce Resûlün mübarek yüzüne bakarak O’nu alaya alıyorlardı…
    Ebû Cehl, «Muhammed, taşları bile yakacak bir ateşle bizi korkutuyor ve sonra da o ateşin içinde zakkum ağacı yeşerdiğini söylüyor. Oysa zakkum sadece hurma ve üstündeki kaymaktır» dedi ve sonra cariyesine seslenerek: «Ey Cariyem! Bana biraz zakkum getir de yiyeyim» diyerek Kur'ân ile alay etti. Bunun üzerine cariyesi ona bir miktar hurma ve hurma kaymağı getirdi. Ebû Cehl, arkadaşlarına «haydi zakkumlanın. Çünkü Muhammed sizi bununla korkutuyor» dedi. O sebeple İsra suresinin 60. âyeti indirildi:
    ‘Hani biz sana, Rabbin gerçekten bütün insanları (ilmiyle, kudretiyle, saltanatıyla, tedbir ve tasarrufuyla) kuşatmıştır, demiştik. Sana gösterdiğimiz görüntüyü ve Kurân’da lanetlenmiş ağacı sadece insanlara bir fitne (imtihan) kıldık ve onları (böylece) korkuturuz; bu da onlarda büyük bir taşkınlık ve azgınlıktan başka bir şey artırmaz.’
    Mirac gecesi Peygamber efendimize temsîlî ve gayr-i temsilî birçok hakikatler gösterilmiş ve bu büyük olay insanlar için ciddi bir imtihan, ayıklanma ve süzülme olmuştu. Nitekim Resûlüllah s.a.v. Miracı ve gördüğü esrar ve hikmetlerin bir kısmını haber verince, doğru yoldan sapmış inkarcıların inkârını; inanmışların ise, imân ve irfanını artırmıştı. Yukarıdaki âyetin son kısmında buna işaret edilerek, «Sana gösterdiğimiz görüntüyü ve lanetlenmiş ağacı sadece insanlara bir fitne (imtihan) kıldık..» buyrulmaktadır.
    Ebu Cehil: “Olmaz öyle şey” derken, Hz. Ebu Bekir r.a.: “O söylemişse doğrudur” demiş.
    Ravi, rivayet ediyor, Resulullah s.a.v. Ebu Zer’le konuşurlarken: ‘’ Ya Ebû Zer yedi kat gök ile yedi kat yer Kûrsî’nin yanında ne kadardır?
    - Ebû Zer, Allah ve Resûlü bilir dedi.
    - Resûl-i Ekrem s.a.v. “Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a kasem ederim ki, yedi sema ve yedi arz, Kürsî'nin yanında, çöle atılmış bir demir halkadan baka bir şey değildir. Arş'ın Kürsî'ye olan üstünlüğü de, tıpkı bu çölün o halkaya üstünlüğü gibidir.” buyurmuştur.” Buhari.
    Su adına evinde ki testiden başka bir şey görmemiş kişiye denizi nasıl anlatırsınız? Yer ile gök arasını bir adamın boyu kadar gören zihniyete, bu hadisi şerifi nasıl beyan edebilirsiniz? miraç’ı anlatabilirmisiniz? Akıllara durgunluk veren ilmi aciz bırakan semaları ve fizik ötesini tanımadıkça, gecenin bir kesitinde vuku bulan İsra ve Miraç olayının esrarı, daima eksik kalacaktır.
    Allah sözün doğrusunu söyler sen anlamaya çalışırsın sana yakışanda budur. Bak baka bildiğin kadar semalar ötesine o zaman anlarsın zerre ile küre arasındaki farkı. Ama gözler yorgun ve bitkin sahibine döner.Fahri kainat efendimizin s.a.v. ilahi davete icabetinin sır ve hikmetlerini, atlas döşeklerde tatlı rüyalara dalanlar anlamazlar. Mutezile fırkası, Rasulullah efendimizin bir anda, Cenneti, Cehennemi ve daha bir çok yerleri gezip gelmesine akıl erdirememiş Miraçı kabul etmek Allah’a mekan ittihaz etmek olur diyerek Miracı inkar etmiştir.
    Varlığı yalnız bu evrene mıhlayıp çakmak ne bedbaht görüştür. Peygamberimizin dünya üzerinde ki yolculuğundan semalara doğru yolculuğunu, dar tabiat ve zerre içinde sıkıştırmak bilgisizlikten başka nedir. Bir anda Mekke’den Kudüs’e götüren Allah’u Teâla, neden daha uzaklara götüremesin? Allah ın kudretinden ancak kâfirler şüphe eder.
    Bu mucizeyle iman edenlerin şevkleri, heyecanları ve Peygamberimiz 'e olan bağlılıkları bir kat daha güçlenmiş,
    Ancak düşünmekten beyni çatlayan bu olaya şeksiz şüphesiz iman edenler ve gözleri aşina olanlar inanır ve anlar. Çünkü İsra ve Miracın esrarı ihtişamı, fezanın derinlikleri ve fizik ötesi öyle üç beş yarım yamalak tefekkürle, şekli bakmakla kavranacak cinsten değildir.



  6. 26.Haziran.2011, 17:59
    3
    Editör
    İki cihan güneşi Peygamber Efendimizin, morallerini yıkmak için müşrikler, çarpık sorular sormaya devam ediyorlardı:
    ‘Biz sana Şam’dan gelmekte olan develerimizi soracağız, bize onlardan haber ver’ dediler. Peygamberimiz şöyle cevap verdi: ‘Evet falan kimselerin kervanına rastladım.Revha isimli mevkide idi. Bir deve yitirmişler, onu arıyorlardı.Yükleri arasında bir su kabı vardı. Susadım o kabı alıp su içtim ve kabı yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakalım, suyu bulabilmişler mi? ’ O anda kervan, Peygamberimize gösterildi. O da kervanın kemiyet ve keyfiyetine dair haber verdi. Ve şöyle buyurdu:
    ‘İçlerinden Cemel-i Evrak (yani karamtırak beyaz bir deve) önde olarak, falan gün güneşin doğmasıyla beraber gelecekler.’ Peygamberimizin haber vermiş olduğu o gün, müşrikler sabahın erken saatlerinde Seniyye tepesine doğru çıktılar. Güneş ne zaman doğacak da Muhammed’i s.a.v. yalancı çıkaracağız diye bekliyorlardı. Derken, içlerinden birisi, güneş doğdu diye haykırdı.Tam o sırada bir diğeri de, işte kervan geliyor, önlerinde Cemel-i Evrak, tıpkı söylediği gibi diye bağırdı. Bu ayrı bir mucize daha olmuştu. Hal böyle iken, müşrikler yine iman etmediler. Bu apaçık bir sihirdir dediler.
    Bu hadiseyi müşrikler ve yoldaşları inkar ettiler. Bir aylık mesafeye ve ötelerin ötesine ruh ve bedeniyle nasıl gidebilir? Dediler, inanmadılar. Maddiyat sahasına saplanıp kaldılar. Krizlere tutulup deli divane oldular, Kimileri ellerini çırpıyordu. İmanı zayıf olanlar dinden dönüyordu. İşte orada onlar Yüce Resûlün mübarek yüzüne bakarak O’nu alaya alıyorlardı…
    Ebû Cehl, «Muhammed, taşları bile yakacak bir ateşle bizi korkutuyor ve sonra da o ateşin içinde zakkum ağacı yeşerdiğini söylüyor. Oysa zakkum sadece hurma ve üstündeki kaymaktır» dedi ve sonra cariyesine seslenerek: «Ey Cariyem! Bana biraz zakkum getir de yiyeyim» diyerek Kur'ân ile alay etti. Bunun üzerine cariyesi ona bir miktar hurma ve hurma kaymağı getirdi. Ebû Cehl, arkadaşlarına «haydi zakkumlanın. Çünkü Muhammed sizi bununla korkutuyor» dedi. O sebeple İsra suresinin 60. âyeti indirildi:
    ‘Hani biz sana, Rabbin gerçekten bütün insanları (ilmiyle, kudretiyle, saltanatıyla, tedbir ve tasarrufuyla) kuşatmıştır, demiştik. Sana gösterdiğimiz görüntüyü ve Kurân’da lanetlenmiş ağacı sadece insanlara bir fitne (imtihan) kıldık ve onları (böylece) korkuturuz; bu da onlarda büyük bir taşkınlık ve azgınlıktan başka bir şey artırmaz.’
    Mirac gecesi Peygamber efendimize temsîlî ve gayr-i temsilî birçok hakikatler gösterilmiş ve bu büyük olay insanlar için ciddi bir imtihan, ayıklanma ve süzülme olmuştu. Nitekim Resûlüllah s.a.v. Miracı ve gördüğü esrar ve hikmetlerin bir kısmını haber verince, doğru yoldan sapmış inkarcıların inkârını; inanmışların ise, imân ve irfanını artırmıştı. Yukarıdaki âyetin son kısmında buna işaret edilerek, «Sana gösterdiğimiz görüntüyü ve lanetlenmiş ağacı sadece insanlara bir fitne (imtihan) kıldık..» buyrulmaktadır.
    Ebu Cehil: “Olmaz öyle şey” derken, Hz. Ebu Bekir r.a.: “O söylemişse doğrudur” demiş.
    Ravi, rivayet ediyor, Resulullah s.a.v. Ebu Zer’le konuşurlarken: ‘’ Ya Ebû Zer yedi kat gök ile yedi kat yer Kûrsî’nin yanında ne kadardır?
    - Ebû Zer, Allah ve Resûlü bilir dedi.
    - Resûl-i Ekrem s.a.v. “Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a kasem ederim ki, yedi sema ve yedi arz, Kürsî'nin yanında, çöle atılmış bir demir halkadan baka bir şey değildir. Arş'ın Kürsî'ye olan üstünlüğü de, tıpkı bu çölün o halkaya üstünlüğü gibidir.” buyurmuştur.” Buhari.
    Su adına evinde ki testiden başka bir şey görmemiş kişiye denizi nasıl anlatırsınız? Yer ile gök arasını bir adamın boyu kadar gören zihniyete, bu hadisi şerifi nasıl beyan edebilirsiniz? miraç’ı anlatabilirmisiniz? Akıllara durgunluk veren ilmi aciz bırakan semaları ve fizik ötesini tanımadıkça, gecenin bir kesitinde vuku bulan İsra ve Miraç olayının esrarı, daima eksik kalacaktır.
    Allah sözün doğrusunu söyler sen anlamaya çalışırsın sana yakışanda budur. Bak baka bildiğin kadar semalar ötesine o zaman anlarsın zerre ile küre arasındaki farkı. Ama gözler yorgun ve bitkin sahibine döner.Fahri kainat efendimizin s.a.v. ilahi davete icabetinin sır ve hikmetlerini, atlas döşeklerde tatlı rüyalara dalanlar anlamazlar. Mutezile fırkası, Rasulullah efendimizin bir anda, Cenneti, Cehennemi ve daha bir çok yerleri gezip gelmesine akıl erdirememiş Miraçı kabul etmek Allah’a mekan ittihaz etmek olur diyerek Miracı inkar etmiştir.
    Varlığı yalnız bu evrene mıhlayıp çakmak ne bedbaht görüştür. Peygamberimizin dünya üzerinde ki yolculuğundan semalara doğru yolculuğunu, dar tabiat ve zerre içinde sıkıştırmak bilgisizlikten başka nedir. Bir anda Mekke’den Kudüs’e götüren Allah’u Teâla, neden daha uzaklara götüremesin? Allah ın kudretinden ancak kâfirler şüphe eder.
    Bu mucizeyle iman edenlerin şevkleri, heyecanları ve Peygamberimiz 'e olan bağlılıkları bir kat daha güçlenmiş,
    Ancak düşünmekten beyni çatlayan bu olaya şeksiz şüphesiz iman edenler ve gözleri aşina olanlar inanır ve anlar. Çünkü İsra ve Miracın esrarı ihtişamı, fezanın derinlikleri ve fizik ötesi öyle üç beş yarım yamalak tefekkürle, şekli bakmakla kavranacak cinsten değildir.






+ Yorum Gönder