Konusunu Oylayın.: Üç Aylar'dan Şaban ayı nasıl bir aydır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Üç Aylar'dan Şaban ayı nasıl bir aydır?
  1. 20.Haziran.2011, 05:58
    1
    Misafir

    Üç Aylar'dan Şaban ayı nasıl bir aydır?






    Üç Aylar'dan Şaban ayı nasıl bir aydır? Mumsema Üç Aylar'dan Şaban ayı nasıl bir aydır? Şaban ayının önemi hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 20.Haziran.2011, 05:58
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 20.Haziran.2011, 10:51
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Üç Aylar'dan Şaban ayı nasıl bir aydır?




    Şaban-ı Şerîf
    * Mübarek üç ayların ikincisidir.
    “Allâhümme bârik lenâ fî Şaban ve belliğnâ Ramazan”
    duasını her gün en az bir defa okumalı.
    * Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
    ” Şaban benim ayım, Receb Allah Teâlâ’nın ayı, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurmuştur.
    * Rasûl-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Ramazan’dan sonra en fazla bu ayda oruç tutarlardı.
    * Ashâb-ı Kiram, Şaban hilâlini görünce, kendilerini Kur’ân okumaya verirlerdi. Bu ayda manasını düşünerek, bol bol Kur’ân-ı Kerîm okumalıyız.
    * Bu ayda yapılacak her hayırlı işin sevabı kat kat verilir.
    * Geçmiş günahlarımıza tevbe etmeliyiz.
    * Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e salât ü selâmı çoğaltmalıyız.
    * Bu ayda bir yıl içinde ölecek olanların isimleri, diriler defterinden, ölüler defterine geçirilir.
    * Bu ayın ortasında Beraat gecesi vardır. Gündüzünde oruçlu bulunmalı, gecesini ibâdetle ve uyanık olarak geçirmeli. Bu gecede yüz rekat namaz kılınması tavsiye edilmektedir.
    * Bu ayda hayır kapıları açılır, günahlar silinir.
    * Son Pazartesi günü oruçlu geçirilirse günahların bağışlanacağı hadîs-i şerîfte müjdelenmiştir.
    * Müslümanların mallarının zekatlarını fakirlere, Rama-zan’da tutacakları oruca kuvvet ve destek olması bakımından, bu ayda vermeleri hayırlı ve güzel olur.
    * Kısacası bu aylar, değerlendirilmesi gereken kıymetli zamanlardır.
    Şaban Ayı ve Oruç
    Âişe-i Sıddîka -radıyallâhu anhâ- Ebû Seleme’ye tahdîs edip, şöyle demiştir:
    “Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hiçbir ayda Şaban’dakinden daha çok nafile oruç tutmazdı. Çünkü Ne-biyy-i Zişan, Şaban ayının çoğunu oruçlu geçirirdi. Ve:
    «Amellerden (devam etmeye) gücünüzün yeteceği miktarı alınız. Çünkü Allah, sizlerden (amelden) bıkmadıkça (se-vâb vermekten) bıkmaz.» buyururdu.
    “Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimize en sevimli namaz, az olsa bile devamlı kılınan namazdı.
    Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, herhangi bir (nafile) namazı kılmaya başlayınca ona devam ederdi.” (Sahîh-i Buhâri, Kitâbu’s-Savm 1836)
    Gunyetü’t-Tâlibîyn’de Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin -kuddîse sirrûh- Şaban ayı ile ilgili olarak naklettiği hadîs-i şerifler meâlen şöyledir:
    Âişe-i Sıddîka -radıyallâhu anha- şöyle demiştir:
    “Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- öyle oruç tutardı ki; biz, artık orucu bırakmayacak, derdik. Peşpeşe günlerce oruç tutmadığını görünce de, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- artık oruç tutmayacak, derdik. Şaban ayında oruç tutmak, O’na daha sevgili idi. Ben:
    «-Ey Allah’ın Resulü!.. Şaban’da senin (çok) oruç tuttuğunu görüyorum. (Bunun hikmeti nedir?)» diye sordum.
    Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
    -Ya ÂişeL Bir sene içinde ölecek olan kimselerin isimleri bu ayda (yaşayanların) defterinden silinip, Azrail -aley-hisselâm-’a teslîm edilir. Ben de oruçlu olduğum halde, ismimin defterden silinip, (diğer deftere kaydedilmesini) arzu ederim, buyurdu.
    Ümmü Seleme -radıyallâhu anhâ- ise şöyle anlatmaktadır:
    “Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Ramazan’dan sonra en fazla orucu Şaban (ayın)da tutardı. Bunun sebebi, o sene içinde ölecek olanların isimlerinin, Şaban’da diriler defterinden, ölüler defterine geçirilmesidir. Bir kimse yolculuğa çıkar (halbuki onun ismi yaşayanlar defterinden çıkarılıp) o sene ölecek olanların defterine yazılır.” (Gunye 1 /186-187)
    Enes -radıyallâhu anh- der ki:
    “Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e en faziletli oruç soruldu. Nebiyy-i Zîşân: /
    « Ramazan-ı şerifi tazim için tutulan, Şaban orucudur.» buyurdular.
    Âişe -radıyallâhu anhâ- ise:
    «-Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e ayların en sevgilisi, kendisini Ramazan ayına kavuşturan Şaban ayıydı.» demiştir…” (Gunye, 1 /187)
    Şaban Ayının Son Pazartesi Günü Orucu
    Abdullah -radıyallâhu anh-’dan nakledilen bir hadîs-i şerîfte, Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
    “Bir kimse Şaban (ayının) son Pazartesi günü oruç tutarsa, günahları bağışlanır.” (Gunye, 1 /187)
    Burada son Pazartesi gününden maksad, Şaban’in son günü değildir. Zira Ramazan7 karşılamak niyetiyle Ramazan’a bir iki gün kala oruç tutmak men’ edilmiştir. (Gunye, 1 /187)
    Seçilen Dört Şeyin En Faziletlisi
    Allah Teâlâ buyuruyor:
    “Rabbin dilediğini yaratır ve seçer.” (Kasas sûresi 28 / 68)
    Allâhü Zü’l-Celâl, her çeşit nesneden dört tanesini, onların içinden de birisini seçmiştir:
    Meleklerinden; Cebrail, Mikâil, israfil ve Azrail -aleyhimüs-selâm-’i seçmiş, onlardan da Cebrail -aleyhisselâm-’ı,
    Nebilerden; Hazret-i ibrahim, Hazret-i Mûsâ, Hazret-i îsâ ve Hazret-i Muhammed -aleyhimüsselâm-’ı, onlardan da Mu-hammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i,
    Sahabe -radıyallâhu anhüm-’den; Hazret-i Ebû Bekir, Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali’yi -radıyallâhu anhüm-, onlardan da Ebû Bekir -radıyallâhu anh-’ı,
    Mescidlerden; Mescidü’l-Harâm, Mescidü’l-Aksâ, Mesci-dü’l-Medîne ve Mescid-i Tûr-i Sînâ, onlardan da Mescidü’l- Ha-râm’ı (yani Kabe’yi),
    Günlerden; Ramazan bayramı, Kurban bayramı, Arefe günü, Aşure günü, onlardan da Arefe gününü seçmiştir.
    Gecelerden; Beraat gecesi, Kadir gecesi, Cuma gecesi ve Bayram gecesi. Onlardan da Kadir gecesini seçmiştir.
    Şehirlerden; Mekke-i Mükerreme, Medîne-i Münevvere, Beyti’i-Makdîs ve Mesâcidi’l-Aşâir, sonra onlardan da Mekke-i Mükerremeyi seçmiştir.
    Dağlardan; Uhud, Sînâ, Likam ve Lübnan dağlarını, bu dağlar arasından da, Tûr-i Sînâ’yı seçmiştir.
    Nehirlerden; Ceyhun, Seyhûn, Fırat ve Nil nehrini, onlardan da Fırat’ı seçmiştir.
    Aylardan; Receb, Şaban, Ramazan ve Muharremi, onlardan da Şaban’ı seçmiştir. Ve Şaban ayını, Rasûluliâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ayı kılmıştır. Nebiyy-i ZTşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, nebîlerin efdali olduğu gibi, O’nun ayı olan Şaban da ayların efdali olmuştur.” (Gunye 1 /187) “Şaban benim ayım, Receb Allah Teâlâ’nın ayı ve Ramazan ümmetimin ayıdır. Şaban günahları siler, Ramazan ise (oruç tutan müslümanları) temizler.” (Gunye, 1 /187)
    Başka bir hadîs-i şerîfte:
    “Şaban, Receb ile Ramazan arasında bir aydır. Fakat insanlar on(un fazîletin)den gafildir. Halbuki onda kulların amelleri, Rabbü’l-Alemîn’e yükselir. Ben de oruçlu olduğum halde amelimin Allah’a yükselmesini severim.” buyurulmuştur. (Gunye, 1/187)
    Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh-’ın rivayet etmiş olduğu bir hadiste Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
    “Receb ayının diğer aylar üzerine fazîleti, Kur’ân-ı Kerimin diğer kitaplar üzerine üstünlüğü gibidir. Şaban’ın diğer aylar üzerine üstünlüğü, benim diğer peygamberler üzerine fazlım gibidir. Ramazan’ın diğer aylar üzerine fazîleti, Allah Teâlâ’nın, yarattığı varlıklar üzerine fazlı gibidir.” buyurmuşlardır. (Gunye, 1 /187)
    Şaban Ayının Diğer Faziletleri
    Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh- şöyle anlatıyor:
    “Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in Ashâb-ı kiramı, Şaban’ın hilalini görünce, kendilerini Kur’ân-ı Kerîm okumaya verirler, adetâ Kur’an üzerine kapanırlardı. Zengin müslümanlar, mallarının zekatlarını ayırırlardı. Zayıflar ve yoksulların Ramazan ayına hazırlanmaları için (onlara verirlerdi).
    Vâlîler de mahpuslarını huzurlarına çağırır, hadd-i şer’i gerekenlere hükmü tatbîk ederler, kendisine hadd gerekmeyenleri de serbest bırakırlardı. Tüccarlar borçlarını öderler ve alacaklarını isteyip, tahsil ederlerdi. Ramazan hilâlini görünce, güzelce temizlik yaparlar, boy abdesti alırlar ve itikâfa girerlerdi.” (Gunye, 1 /188)
    Bu Ay, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-Efendimize Salât ü Selâm Ayı
    “..Bu ay, hayır kapılarının açıldığı aydır. Bu ayda bereketler iner. Bu ayda hatalar işlenmez olur. Bu ayda günahlar silinir. Bu ayda yaratılmışların hayırlısı Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem- üzerine pek çok salât ü selâm getirilmelidir. Nitekim Allah Teâlâ yüce Kitabında:
    “Gerçekten Allah ve melekleri, Peygambere salât ederler (onun şeref ve şanını yüceltirler). Ey imân edenler!.. Siz de O’na salât edin (Allâhümme salli ala Muhammed, deyin) ve gönülden teslim olun.” (Ahzâb suresi 33 / 56) buyuruyor.
    Sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz de:
    “Bana bir defa salavât-ı şerife okuyana, Allah Teâlâ on kere salavât okur (yani, ona on defa rahmet eder)” buyurmuştur.
    Hiçbir akıllı mümin, bu ayı gafletle geçirmemelidir. Bilakis günahlardan tevbe ederek, temizlenmek suretiyle Ramazan ayına hazırlanmalıdır. Allah Teala’ya Şaban ayında daha fazla yalvarıp yakarmalı ve bu ayın sahibi (şefaat sahibi) ile tevessülde bulunarak, Allah’a duâ etmelidir. Tâ ki kalbinin bozuk hâli düzele!… Sırrın hastalığını tedavi etmeli, tevbe ve ibâdetleri yarına bırakmamalı, te’hîr etmemelidir.
    Çünkü günler üçtür:
    a) Dünkü gündür; geçip gitmiştir.
    b) Bugünkü gündür; hâlen işlemektedir.
    c) Yarınki gündür; bu da bir ümîttir. O güne çıkılır mı, çıkılmaz mı bilinmez!
    Geçen gün(den) ibret (almalı), bugünü bir ganîmet (bilmeli). Yarın muhataradır (tehlike) ki, yetişip yetişmeyeceğini bilmiyorsun.
    Recep ayı geçti. Bir daha geri gelmez. (Diğeri), Ramazan ayı ise beklenmektedir. Buna da erişip erişemeyeceğimizi bilmiyoruz. (İçinde bulunduğumuz) Şaban ayına gelince, bu iki ay arasında bir vâsıtadır, onda ibâdeti bir ganîmet bilmelidir.
    Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- nasihat ettiği bir adama (o adamın, Ömer bin El-Hattâb’ın oğlu Abdullah olduğu söylenmiştir.):
    «Beş şey gelmeden evvel, beş şeyin kıymetini bil!..
    İhtiyarlığından önce gençliğinin, hastalığından önce sağlığının, fakir olmadan önce zenginliğinin, meşguliyetinden önce boş zamanının, ölmeden önce hayâtının…» buyurmuştur. (Gunye 1 /188)
    Beraat Gecesi
    “Hâ mim. (Helal ile haramı vesâir hükümleri) açıkça bildiren (bu) Kitâb’a yemin ederim ki, hakîkat, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Gerçek, biz (onunla kâfirlerin uğrayacakla-rı azabı) haber vericileriz.
    (O, bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizde bir emir ile, o zaman ayrılır. Hakikat, biz Rabbinden bir (eser-i) rahmet (rahmet eseri) olarak (Peygamberler) gönderenleriz. Şüphe yok ki, O, hakkıyla işitenin, (her şeyi) kemâliyle bilenin tâ
    kendisidir.” (Duhân Sûresi 44 /1 -6)
    Gunyetü’t- Tâlibîn’de İbn Abbâs -radıyallâhu anh-’ın bu âyetlerin tefsiri ile ilgili olarak şu açıklamaları zikredilmektedir:
    “/-/a, mim: yani, Allah Teâlâ kıyamet gününe kadar olacak şeyler hakkında hükmünü vermiştir.
    el-Kitâbü’l-Mübîn, Kur’ân-ı Kerîm’dir. Mübarek geceden mu-rad, Şaban ayının ortasındaki gecedir (yani, onbeşinci gecesi-dir). O gece, Beraat gecesidir.” (Gunye 1 /189)
    Hasan Basri Çantay -rahimehullah-’ın Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîminin mübarek gece ile ilgili açıklaması ise şöyledir:
    “Kadir gecesi, yahut Şaban ayının yarısı olan Berâet gecesi.. Celâleyn’de: “O gece Kur’ân-ı Kerîm, Levh-i mahfûz’dan, yedinci gökten, dünya göğüne inmiştir.” denilmektedir.
    Beydâvî ve Medârik’e göre: “Kur’ân o gece Levh-i mahfûz’dan bir bütün hâlinde dünya semâsına, sonra oradan kısım kısım Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e indirildi. O gecenin mübarek olması bundandır. Zîrâ Kur’ân’ın inmesi dinî ve dünyevî bir çok faydalara sebeptir. Yahut bu mübâreklik, o gece meleklerin inmesinden, ilâhî rahmetin coşup taşmasından, duaların kabul ve icabet bulmasından, nimetlerin taksîm ve ilâhî kaza ve takdirlerin birbirinden ayrılmasındandır.”
    Müfessirler bu mübarek gece hakkında ihtilâf ettiler. Ekseriyet, bunun Kadir gecesi, İkrime ile bir grup da Berâet gecesi olduğunu söylemişlerdir. Ekseriyetin dayandığı hususlar şunlardır: Cenâb-ı Hak, el-Kadr sûresinde Kur’ân’ı, Kadir gecesinde, bu âyeti de mübarek bir gecede indirdiğini beyân buyurmuştur. Eğer bu iki geceden murat tek birgece olmasaydı tenakuz lâzım gelirdi. Allah Teâlâ içinde Kur’ân indirilen ayın Ramazan ayı olduğunu diğer iki âyette de açıkça ifâde etmiştir (bkz. ei-Bakara: 185). Buna göre mübarek gecenin Şaban gecelerinden değil, Ramazan gecelerinden biri olması îcâb eder. Cenâb-ı Hak, mübarek geceyi «Onda her hikmetli iş ayrılır.» diye vasıflandırmış, Kadir gecesi hakkında da, onda melekler ve rûh, her emirden dolayı Rablerinin izniyle inmekte olduğunu beyân buyurmuştur ki, bu emir o seneden gelecek seneye kadar olan amel, rızık, hayat, ölüm gibi Allah’ın kazasıdır.
    İbni Abbâs -radıyallâhu anhümâ- der ki:
    “Cenâb-ı Hakk’ın bütün kazaları Şaban’ın nısf (yarı) gecesinde memur meleklere tesiîm edilir.”
    Bazılarına göre, Beraat gecesinde emirler Levh-i mahfuzdan istinsahına başlanır, kâtipler bu geceden gelecek senedeki aynı geceye kadar olan vak’aları yazar ve bu, Kadir gecesi bitirilir de rızıklara âit nüsha Mîkâil -aleyhisselâm-’a, harplere, zel-zelere, saikalara, çöküntülere âit nüsha Cebrail -aleyhisselâm-’a, ameller ile ilgili nüsha dünya göğünün sahibi ve büyük melek olan İsrafil -aleyhisselâm-’a, musîbetlere âit nüsha da Azrail -aleyhisselâm-’a tesiîm olunur.
    Denildi ki, Berâet gecesine has, beş haslet vardır:
    1- Her mühim iş o gece tefrîk edilir.
    2- O geceki ibâdetin fazîleti büyüktür.
    3- Rahmet-i ilâhiyye feyezan eder.
    4- Mağfiret gecesidir.
    5- O gece Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e şefaat hakkının tamâmı verilmiştir.
    Çünkü Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Şaban’ın 13. gecesi ümmeti hakkında şefaat istemiş, bu şefaatin üçte biri verilmiş, 14. gecesi yine istemiş, üçte biri daha verilmiş, 15. gecesi talep etmiş, bu gece şefaatin tamamı ihsan buyurulmuş. Bu şefaatten mahrum olanlar Allah’tan, devenin ürküp kaçtığı gibi kaçanlardır. Âdât-ı ilahiyyedendir ki, bu gece Zemzem kuyusunun suyu artar. Şaban’ın nısf (yarı) gecesine “Mübarek, Be-râet, Sak (berat, ferman), Rahmet” isimleri verilmiştir (Şeyhzâde, Râzî, Ebussuûd). (Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i kerîm 3 / 55)
    Gunyetü’t-Tâlibîyn’de Kur’ân-ı Kerîm’den âyet-i kerîmelerle îzah edildiği üzere:
    “Allah Teâlâ yağmura, zeytine, Hazret-i îsâ -aleyhisselâm’a, Kabe-i muazzama’ya vs. mübarek vasfını vermiştir.
    Berâet gecesine de mübarek gece denmiştir. Çünkü o gecede yeryüzü sakinlerine (müslümanlara) rahmet, bereket, hayır, afv ve mağfiret iner.” (Gunye 1 /189)
    Ali bin Ebî Tâlib -kerremellâhu vecheh-’den rivayet edilen hadîs-i şerîfte Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:
    “Allah Teâlâ Hazretleri, Şaban’ın onbeşinci gecesi dünya semâsına nüzul eder, şunlardan maâdâ bütün müslüman-ların günahlarını afv eder: Müşrik veya münafık veya akrabası ile münâsebetini kesen veya zinâkâr kadın..”
    Urve -radıyallâhu anh-, Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ-’dan rivayet ediyor:
    “Şaban’ın onbeşinci gecesinde Nebiyy-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanımdan ayrılıp gitmişti…
    Ben, -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in diğer hanımlarına gittiğini sandım. Kalktım, eVde onu aramaya başladım. Ararken ellerim ayaklarına değdi. Secde hâlinde idi. Şu duayı okuyordu, hemen ezberledim:
    “Yâ Rabbi!.. Sana kendimden geçerek secde ediyorum. Kalbim sana inandı. Nimetini ikrar, günahımı îtirâf ederim. Nefsime zulmettim, beni bağışla!.. Çünkü Senden başka günahları bağışlayan yoktur. Yâ Rabbi!.. Cezandan afvına, intikamından rahmetine, gadabından rızâna sığındım. Ve Senden Sana sığındım. Seni hakkı ile -Senin kendi nefsini sena ettiğin gibi- övmekten âcizim.”
    İşte bu suretle -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz sabaha kadar ayakta ve oturarak ibâdet ve (duasına) devam etti. Mübarek ayaklan şişip ağrımıştı. Ben bir yandan ayaklarını ovuyor, bir yandan da şöyle diyordum:
    -Anam babam sana feda olsun! Allah Teâlâ senin geçmiş ve gelecek günahlarını mağfiret etmedi mi? Seni geçmişte ve gelecekte günah işlemekten muhafaza buyurmadı mı? Öyle değil mi? Öyle değil mi?
    Sallâllâhu aley hi ve sellem Efendimiz şöyle buyurdular:
    -Ya Âişe!.. Ben Rabbimin bunca nîmetine şükreden bir kul olmayayım mı? Hem sen bu gecede neler olduğunu biliyor musun? dedi. Ben de:
    -Bu gecede ne var ki? dedim. Şöyle buyurdular:
    «-Bu sene içinde doğacak ve ölecek olanlar bu gecede yazılırlar. Bu gecede canlıların azıkları tayın ve taksim olunur. Kulların amelleri yine bu gece Allah’a yükseltilir. » Ben:
    -Yâ Rasûlâllâh! Allah’ın rahmeti olmadan Cennete girilmeyecek mi? dedim. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
    -Allah’ın rahmeti olmadan hiçbir kimse Cennet’e giremez, buyurdular. Ben:
    Sen de mi? dedim. -Sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
    -Ben de. Allah Teâlâ beni de ancak rahmet-i ilâhiyyesine gark etmiş olarak Cennetine koyar, dedi. Ve elleri ile başını ve yüzünü mesh etti.” (Gunye 1/190)


  4. 20.Haziran.2011, 10:51
    2
    Silent and lonely rains



    Şaban-ı Şerîf
    * Mübarek üç ayların ikincisidir.
    “Allâhümme bârik lenâ fî Şaban ve belliğnâ Ramazan”
    duasını her gün en az bir defa okumalı.
    * Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
    ” Şaban benim ayım, Receb Allah Teâlâ’nın ayı, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurmuştur.
    * Rasûl-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Ramazan’dan sonra en fazla bu ayda oruç tutarlardı.
    * Ashâb-ı Kiram, Şaban hilâlini görünce, kendilerini Kur’ân okumaya verirlerdi. Bu ayda manasını düşünerek, bol bol Kur’ân-ı Kerîm okumalıyız.
    * Bu ayda yapılacak her hayırlı işin sevabı kat kat verilir.
    * Geçmiş günahlarımıza tevbe etmeliyiz.
    * Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e salât ü selâmı çoğaltmalıyız.
    * Bu ayda bir yıl içinde ölecek olanların isimleri, diriler defterinden, ölüler defterine geçirilir.
    * Bu ayın ortasında Beraat gecesi vardır. Gündüzünde oruçlu bulunmalı, gecesini ibâdetle ve uyanık olarak geçirmeli. Bu gecede yüz rekat namaz kılınması tavsiye edilmektedir.
    * Bu ayda hayır kapıları açılır, günahlar silinir.
    * Son Pazartesi günü oruçlu geçirilirse günahların bağışlanacağı hadîs-i şerîfte müjdelenmiştir.
    * Müslümanların mallarının zekatlarını fakirlere, Rama-zan’da tutacakları oruca kuvvet ve destek olması bakımından, bu ayda vermeleri hayırlı ve güzel olur.
    * Kısacası bu aylar, değerlendirilmesi gereken kıymetli zamanlardır.
    Şaban Ayı ve Oruç
    Âişe-i Sıddîka -radıyallâhu anhâ- Ebû Seleme’ye tahdîs edip, şöyle demiştir:
    “Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hiçbir ayda Şaban’dakinden daha çok nafile oruç tutmazdı. Çünkü Ne-biyy-i Zişan, Şaban ayının çoğunu oruçlu geçirirdi. Ve:
    «Amellerden (devam etmeye) gücünüzün yeteceği miktarı alınız. Çünkü Allah, sizlerden (amelden) bıkmadıkça (se-vâb vermekten) bıkmaz.» buyururdu.
    “Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimize en sevimli namaz, az olsa bile devamlı kılınan namazdı.
    Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, herhangi bir (nafile) namazı kılmaya başlayınca ona devam ederdi.” (Sahîh-i Buhâri, Kitâbu’s-Savm 1836)
    Gunyetü’t-Tâlibîyn’de Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin -kuddîse sirrûh- Şaban ayı ile ilgili olarak naklettiği hadîs-i şerifler meâlen şöyledir:
    Âişe-i Sıddîka -radıyallâhu anha- şöyle demiştir:
    “Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- öyle oruç tutardı ki; biz, artık orucu bırakmayacak, derdik. Peşpeşe günlerce oruç tutmadığını görünce de, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- artık oruç tutmayacak, derdik. Şaban ayında oruç tutmak, O’na daha sevgili idi. Ben:
    «-Ey Allah’ın Resulü!.. Şaban’da senin (çok) oruç tuttuğunu görüyorum. (Bunun hikmeti nedir?)» diye sordum.
    Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
    -Ya ÂişeL Bir sene içinde ölecek olan kimselerin isimleri bu ayda (yaşayanların) defterinden silinip, Azrail -aley-hisselâm-’a teslîm edilir. Ben de oruçlu olduğum halde, ismimin defterden silinip, (diğer deftere kaydedilmesini) arzu ederim, buyurdu.
    Ümmü Seleme -radıyallâhu anhâ- ise şöyle anlatmaktadır:
    “Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Ramazan’dan sonra en fazla orucu Şaban (ayın)da tutardı. Bunun sebebi, o sene içinde ölecek olanların isimlerinin, Şaban’da diriler defterinden, ölüler defterine geçirilmesidir. Bir kimse yolculuğa çıkar (halbuki onun ismi yaşayanlar defterinden çıkarılıp) o sene ölecek olanların defterine yazılır.” (Gunye 1 /186-187)
    Enes -radıyallâhu anh- der ki:
    “Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e en faziletli oruç soruldu. Nebiyy-i Zîşân: /
    « Ramazan-ı şerifi tazim için tutulan, Şaban orucudur.» buyurdular.
    Âişe -radıyallâhu anhâ- ise:
    «-Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e ayların en sevgilisi, kendisini Ramazan ayına kavuşturan Şaban ayıydı.» demiştir…” (Gunye, 1 /187)
    Şaban Ayının Son Pazartesi Günü Orucu
    Abdullah -radıyallâhu anh-’dan nakledilen bir hadîs-i şerîfte, Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
    “Bir kimse Şaban (ayının) son Pazartesi günü oruç tutarsa, günahları bağışlanır.” (Gunye, 1 /187)
    Burada son Pazartesi gününden maksad, Şaban’in son günü değildir. Zira Ramazan7 karşılamak niyetiyle Ramazan’a bir iki gün kala oruç tutmak men’ edilmiştir. (Gunye, 1 /187)
    Seçilen Dört Şeyin En Faziletlisi
    Allah Teâlâ buyuruyor:
    “Rabbin dilediğini yaratır ve seçer.” (Kasas sûresi 28 / 68)
    Allâhü Zü’l-Celâl, her çeşit nesneden dört tanesini, onların içinden de birisini seçmiştir:
    Meleklerinden; Cebrail, Mikâil, israfil ve Azrail -aleyhimüs-selâm-’i seçmiş, onlardan da Cebrail -aleyhisselâm-’ı,
    Nebilerden; Hazret-i ibrahim, Hazret-i Mûsâ, Hazret-i îsâ ve Hazret-i Muhammed -aleyhimüsselâm-’ı, onlardan da Mu-hammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i,
    Sahabe -radıyallâhu anhüm-’den; Hazret-i Ebû Bekir, Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali’yi -radıyallâhu anhüm-, onlardan da Ebû Bekir -radıyallâhu anh-’ı,
    Mescidlerden; Mescidü’l-Harâm, Mescidü’l-Aksâ, Mesci-dü’l-Medîne ve Mescid-i Tûr-i Sînâ, onlardan da Mescidü’l- Ha-râm’ı (yani Kabe’yi),
    Günlerden; Ramazan bayramı, Kurban bayramı, Arefe günü, Aşure günü, onlardan da Arefe gününü seçmiştir.
    Gecelerden; Beraat gecesi, Kadir gecesi, Cuma gecesi ve Bayram gecesi. Onlardan da Kadir gecesini seçmiştir.
    Şehirlerden; Mekke-i Mükerreme, Medîne-i Münevvere, Beyti’i-Makdîs ve Mesâcidi’l-Aşâir, sonra onlardan da Mekke-i Mükerremeyi seçmiştir.
    Dağlardan; Uhud, Sînâ, Likam ve Lübnan dağlarını, bu dağlar arasından da, Tûr-i Sînâ’yı seçmiştir.
    Nehirlerden; Ceyhun, Seyhûn, Fırat ve Nil nehrini, onlardan da Fırat’ı seçmiştir.
    Aylardan; Receb, Şaban, Ramazan ve Muharremi, onlardan da Şaban’ı seçmiştir. Ve Şaban ayını, Rasûluliâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ayı kılmıştır. Nebiyy-i ZTşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, nebîlerin efdali olduğu gibi, O’nun ayı olan Şaban da ayların efdali olmuştur.” (Gunye 1 /187) “Şaban benim ayım, Receb Allah Teâlâ’nın ayı ve Ramazan ümmetimin ayıdır. Şaban günahları siler, Ramazan ise (oruç tutan müslümanları) temizler.” (Gunye, 1 /187)
    Başka bir hadîs-i şerîfte:
    “Şaban, Receb ile Ramazan arasında bir aydır. Fakat insanlar on(un fazîletin)den gafildir. Halbuki onda kulların amelleri, Rabbü’l-Alemîn’e yükselir. Ben de oruçlu olduğum halde amelimin Allah’a yükselmesini severim.” buyurulmuştur. (Gunye, 1/187)
    Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh-’ın rivayet etmiş olduğu bir hadiste Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
    “Receb ayının diğer aylar üzerine fazîleti, Kur’ân-ı Kerimin diğer kitaplar üzerine üstünlüğü gibidir. Şaban’ın diğer aylar üzerine üstünlüğü, benim diğer peygamberler üzerine fazlım gibidir. Ramazan’ın diğer aylar üzerine fazîleti, Allah Teâlâ’nın, yarattığı varlıklar üzerine fazlı gibidir.” buyurmuşlardır. (Gunye, 1 /187)
    Şaban Ayının Diğer Faziletleri
    Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh- şöyle anlatıyor:
    “Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in Ashâb-ı kiramı, Şaban’ın hilalini görünce, kendilerini Kur’ân-ı Kerîm okumaya verirler, adetâ Kur’an üzerine kapanırlardı. Zengin müslümanlar, mallarının zekatlarını ayırırlardı. Zayıflar ve yoksulların Ramazan ayına hazırlanmaları için (onlara verirlerdi).
    Vâlîler de mahpuslarını huzurlarına çağırır, hadd-i şer’i gerekenlere hükmü tatbîk ederler, kendisine hadd gerekmeyenleri de serbest bırakırlardı. Tüccarlar borçlarını öderler ve alacaklarını isteyip, tahsil ederlerdi. Ramazan hilâlini görünce, güzelce temizlik yaparlar, boy abdesti alırlar ve itikâfa girerlerdi.” (Gunye, 1 /188)
    Bu Ay, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-Efendimize Salât ü Selâm Ayı
    “..Bu ay, hayır kapılarının açıldığı aydır. Bu ayda bereketler iner. Bu ayda hatalar işlenmez olur. Bu ayda günahlar silinir. Bu ayda yaratılmışların hayırlısı Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem- üzerine pek çok salât ü selâm getirilmelidir. Nitekim Allah Teâlâ yüce Kitabında:
    “Gerçekten Allah ve melekleri, Peygambere salât ederler (onun şeref ve şanını yüceltirler). Ey imân edenler!.. Siz de O’na salât edin (Allâhümme salli ala Muhammed, deyin) ve gönülden teslim olun.” (Ahzâb suresi 33 / 56) buyuruyor.
    Sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz de:
    “Bana bir defa salavât-ı şerife okuyana, Allah Teâlâ on kere salavât okur (yani, ona on defa rahmet eder)” buyurmuştur.
    Hiçbir akıllı mümin, bu ayı gafletle geçirmemelidir. Bilakis günahlardan tevbe ederek, temizlenmek suretiyle Ramazan ayına hazırlanmalıdır. Allah Teala’ya Şaban ayında daha fazla yalvarıp yakarmalı ve bu ayın sahibi (şefaat sahibi) ile tevessülde bulunarak, Allah’a duâ etmelidir. Tâ ki kalbinin bozuk hâli düzele!… Sırrın hastalığını tedavi etmeli, tevbe ve ibâdetleri yarına bırakmamalı, te’hîr etmemelidir.
    Çünkü günler üçtür:
    a) Dünkü gündür; geçip gitmiştir.
    b) Bugünkü gündür; hâlen işlemektedir.
    c) Yarınki gündür; bu da bir ümîttir. O güne çıkılır mı, çıkılmaz mı bilinmez!
    Geçen gün(den) ibret (almalı), bugünü bir ganîmet (bilmeli). Yarın muhataradır (tehlike) ki, yetişip yetişmeyeceğini bilmiyorsun.
    Recep ayı geçti. Bir daha geri gelmez. (Diğeri), Ramazan ayı ise beklenmektedir. Buna da erişip erişemeyeceğimizi bilmiyoruz. (İçinde bulunduğumuz) Şaban ayına gelince, bu iki ay arasında bir vâsıtadır, onda ibâdeti bir ganîmet bilmelidir.
    Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- nasihat ettiği bir adama (o adamın, Ömer bin El-Hattâb’ın oğlu Abdullah olduğu söylenmiştir.):
    «Beş şey gelmeden evvel, beş şeyin kıymetini bil!..
    İhtiyarlığından önce gençliğinin, hastalığından önce sağlığının, fakir olmadan önce zenginliğinin, meşguliyetinden önce boş zamanının, ölmeden önce hayâtının…» buyurmuştur. (Gunye 1 /188)
    Beraat Gecesi
    “Hâ mim. (Helal ile haramı vesâir hükümleri) açıkça bildiren (bu) Kitâb’a yemin ederim ki, hakîkat, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Gerçek, biz (onunla kâfirlerin uğrayacakla-rı azabı) haber vericileriz.
    (O, bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizde bir emir ile, o zaman ayrılır. Hakikat, biz Rabbinden bir (eser-i) rahmet (rahmet eseri) olarak (Peygamberler) gönderenleriz. Şüphe yok ki, O, hakkıyla işitenin, (her şeyi) kemâliyle bilenin tâ
    kendisidir.” (Duhân Sûresi 44 /1 -6)
    Gunyetü’t- Tâlibîn’de İbn Abbâs -radıyallâhu anh-’ın bu âyetlerin tefsiri ile ilgili olarak şu açıklamaları zikredilmektedir:
    “/-/a, mim: yani, Allah Teâlâ kıyamet gününe kadar olacak şeyler hakkında hükmünü vermiştir.
    el-Kitâbü’l-Mübîn, Kur’ân-ı Kerîm’dir. Mübarek geceden mu-rad, Şaban ayının ortasındaki gecedir (yani, onbeşinci gecesi-dir). O gece, Beraat gecesidir.” (Gunye 1 /189)
    Hasan Basri Çantay -rahimehullah-’ın Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîminin mübarek gece ile ilgili açıklaması ise şöyledir:
    “Kadir gecesi, yahut Şaban ayının yarısı olan Berâet gecesi.. Celâleyn’de: “O gece Kur’ân-ı Kerîm, Levh-i mahfûz’dan, yedinci gökten, dünya göğüne inmiştir.” denilmektedir.
    Beydâvî ve Medârik’e göre: “Kur’ân o gece Levh-i mahfûz’dan bir bütün hâlinde dünya semâsına, sonra oradan kısım kısım Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e indirildi. O gecenin mübarek olması bundandır. Zîrâ Kur’ân’ın inmesi dinî ve dünyevî bir çok faydalara sebeptir. Yahut bu mübâreklik, o gece meleklerin inmesinden, ilâhî rahmetin coşup taşmasından, duaların kabul ve icabet bulmasından, nimetlerin taksîm ve ilâhî kaza ve takdirlerin birbirinden ayrılmasındandır.”
    Müfessirler bu mübarek gece hakkında ihtilâf ettiler. Ekseriyet, bunun Kadir gecesi, İkrime ile bir grup da Berâet gecesi olduğunu söylemişlerdir. Ekseriyetin dayandığı hususlar şunlardır: Cenâb-ı Hak, el-Kadr sûresinde Kur’ân’ı, Kadir gecesinde, bu âyeti de mübarek bir gecede indirdiğini beyân buyurmuştur. Eğer bu iki geceden murat tek birgece olmasaydı tenakuz lâzım gelirdi. Allah Teâlâ içinde Kur’ân indirilen ayın Ramazan ayı olduğunu diğer iki âyette de açıkça ifâde etmiştir (bkz. ei-Bakara: 185). Buna göre mübarek gecenin Şaban gecelerinden değil, Ramazan gecelerinden biri olması îcâb eder. Cenâb-ı Hak, mübarek geceyi «Onda her hikmetli iş ayrılır.» diye vasıflandırmış, Kadir gecesi hakkında da, onda melekler ve rûh, her emirden dolayı Rablerinin izniyle inmekte olduğunu beyân buyurmuştur ki, bu emir o seneden gelecek seneye kadar olan amel, rızık, hayat, ölüm gibi Allah’ın kazasıdır.
    İbni Abbâs -radıyallâhu anhümâ- der ki:
    “Cenâb-ı Hakk’ın bütün kazaları Şaban’ın nısf (yarı) gecesinde memur meleklere tesiîm edilir.”
    Bazılarına göre, Beraat gecesinde emirler Levh-i mahfuzdan istinsahına başlanır, kâtipler bu geceden gelecek senedeki aynı geceye kadar olan vak’aları yazar ve bu, Kadir gecesi bitirilir de rızıklara âit nüsha Mîkâil -aleyhisselâm-’a, harplere, zel-zelere, saikalara, çöküntülere âit nüsha Cebrail -aleyhisselâm-’a, ameller ile ilgili nüsha dünya göğünün sahibi ve büyük melek olan İsrafil -aleyhisselâm-’a, musîbetlere âit nüsha da Azrail -aleyhisselâm-’a tesiîm olunur.
    Denildi ki, Berâet gecesine has, beş haslet vardır:
    1- Her mühim iş o gece tefrîk edilir.
    2- O geceki ibâdetin fazîleti büyüktür.
    3- Rahmet-i ilâhiyye feyezan eder.
    4- Mağfiret gecesidir.
    5- O gece Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e şefaat hakkının tamâmı verilmiştir.
    Çünkü Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Şaban’ın 13. gecesi ümmeti hakkında şefaat istemiş, bu şefaatin üçte biri verilmiş, 14. gecesi yine istemiş, üçte biri daha verilmiş, 15. gecesi talep etmiş, bu gece şefaatin tamamı ihsan buyurulmuş. Bu şefaatten mahrum olanlar Allah’tan, devenin ürküp kaçtığı gibi kaçanlardır. Âdât-ı ilahiyyedendir ki, bu gece Zemzem kuyusunun suyu artar. Şaban’ın nısf (yarı) gecesine “Mübarek, Be-râet, Sak (berat, ferman), Rahmet” isimleri verilmiştir (Şeyhzâde, Râzî, Ebussuûd). (Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i kerîm 3 / 55)
    Gunyetü’t-Tâlibîyn’de Kur’ân-ı Kerîm’den âyet-i kerîmelerle îzah edildiği üzere:
    “Allah Teâlâ yağmura, zeytine, Hazret-i îsâ -aleyhisselâm’a, Kabe-i muazzama’ya vs. mübarek vasfını vermiştir.
    Berâet gecesine de mübarek gece denmiştir. Çünkü o gecede yeryüzü sakinlerine (müslümanlara) rahmet, bereket, hayır, afv ve mağfiret iner.” (Gunye 1 /189)
    Ali bin Ebî Tâlib -kerremellâhu vecheh-’den rivayet edilen hadîs-i şerîfte Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:
    “Allah Teâlâ Hazretleri, Şaban’ın onbeşinci gecesi dünya semâsına nüzul eder, şunlardan maâdâ bütün müslüman-ların günahlarını afv eder: Müşrik veya münafık veya akrabası ile münâsebetini kesen veya zinâkâr kadın..”
    Urve -radıyallâhu anh-, Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ-’dan rivayet ediyor:
    “Şaban’ın onbeşinci gecesinde Nebiyy-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanımdan ayrılıp gitmişti…
    Ben, -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in diğer hanımlarına gittiğini sandım. Kalktım, eVde onu aramaya başladım. Ararken ellerim ayaklarına değdi. Secde hâlinde idi. Şu duayı okuyordu, hemen ezberledim:
    “Yâ Rabbi!.. Sana kendimden geçerek secde ediyorum. Kalbim sana inandı. Nimetini ikrar, günahımı îtirâf ederim. Nefsime zulmettim, beni bağışla!.. Çünkü Senden başka günahları bağışlayan yoktur. Yâ Rabbi!.. Cezandan afvına, intikamından rahmetine, gadabından rızâna sığındım. Ve Senden Sana sığındım. Seni hakkı ile -Senin kendi nefsini sena ettiğin gibi- övmekten âcizim.”
    İşte bu suretle -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz sabaha kadar ayakta ve oturarak ibâdet ve (duasına) devam etti. Mübarek ayaklan şişip ağrımıştı. Ben bir yandan ayaklarını ovuyor, bir yandan da şöyle diyordum:
    -Anam babam sana feda olsun! Allah Teâlâ senin geçmiş ve gelecek günahlarını mağfiret etmedi mi? Seni geçmişte ve gelecekte günah işlemekten muhafaza buyurmadı mı? Öyle değil mi? Öyle değil mi?
    Sallâllâhu aley hi ve sellem Efendimiz şöyle buyurdular:
    -Ya Âişe!.. Ben Rabbimin bunca nîmetine şükreden bir kul olmayayım mı? Hem sen bu gecede neler olduğunu biliyor musun? dedi. Ben de:
    -Bu gecede ne var ki? dedim. Şöyle buyurdular:
    «-Bu sene içinde doğacak ve ölecek olanlar bu gecede yazılırlar. Bu gecede canlıların azıkları tayın ve taksim olunur. Kulların amelleri yine bu gece Allah’a yükseltilir. » Ben:
    -Yâ Rasûlâllâh! Allah’ın rahmeti olmadan Cennete girilmeyecek mi? dedim. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
    -Allah’ın rahmeti olmadan hiçbir kimse Cennet’e giremez, buyurdular. Ben:
    Sen de mi? dedim. -Sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
    -Ben de. Allah Teâlâ beni de ancak rahmet-i ilâhiyyesine gark etmiş olarak Cennetine koyar, dedi. Ve elleri ile başını ve yüzünü mesh etti.” (Gunye 1/190)





+ Yorum Gönder