Konusunu Oylayın.: Miraç kandili ile ilgili yazılar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Miraç kandili ile ilgili yazılar
  1. 11.Haziran.2011, 18:14
    1
    Misafir

    Miraç kandili ile ilgili yazılar

  2. 11.Haziran.2011, 18:32
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: miraç kandili ile ilgili yazılar




    MİRAÇ KANDİLİ

    Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir Resulullahın (asm) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur
    Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:

    “Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir” (İsra Suresi, 1)

    Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:

    “O ufkun en yukarısında idi Sonra indi ve yaklaştı Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü Sidre-i Müntehâda gördü Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü” (Necm Suresi, 7-18)

    Miraç nasıl oldu ?
    Miraç, Receb ayının 27 Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir
    Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı Miraçını kutladılar Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu
    Bir rivayette Hz İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi

    Semanın bütün tabakalarına uğradı Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz Adem, Hz Yahya ve Hz Îsa, Hz Yusuf, Hz İdris, Hz Harun, Hz Musa ve Hz İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler
    Bundan Sonra Hz Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü'l-müntehâ'ya geldiler Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret etti
    Hz Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu
    Süleyman Çelebi'nin dediği gibi

    “Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah

    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz Musa ile karşılaştı, “Allah ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50 vakit namaz” buyurdu

    Hz Musa'nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı

    Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz Cebrail'in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü, Mekke'ye döndü

    Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı Onlar Peygamberimizden delil istediler Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı

    Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e, Mescid-i Aksâ'ya uğradığını anlatınca Kureyşliler, “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i Aksâ'yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize soru yönelttiler

    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:
    “Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i bana gösterdi Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim Hatta bana, ‘Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?’ diye sordular Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım”

    Bunun üzerine müşrikler:
    “Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler, ama yine de iman etmediler

    O esnada Hz Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler Hz Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz Ebû Bekir ;Sıddîk, tereddütsüz inanan ünvanını aldı

    Peygamberimiz neden Mirac a çıktı?
    Bir padişahın iki türlü konuşması vardır Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır
    Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır Biri, özel ve cüz'i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz'i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir

    Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir

    Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır Birisi halktan Hakka, diğeri de Haktan halka Birisi mi'râcin bâtıni tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür

    Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi

    Peygamberimiz, Allah ile nasıl görüşebilir?
    Soru: Bize herşeyden daha yakın olan Cenab-ı Hakka binlerce senelik mesafeyi aşarak yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Rabbiyle görüşmesi ne demektir?”


  3. 11.Haziran.2011, 18:32
    2
    Silent and lonely rains



    MİRAÇ KANDİLİ

    Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir Resulullahın (asm) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur
    Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:

    “Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir” (İsra Suresi, 1)

    Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:

    “O ufkun en yukarısında idi Sonra indi ve yaklaştı Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü Sidre-i Müntehâda gördü Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü” (Necm Suresi, 7-18)

    Miraç nasıl oldu ?
    Miraç, Receb ayının 27 Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir
    Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı Miraçını kutladılar Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu
    Bir rivayette Hz İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi

    Semanın bütün tabakalarına uğradı Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz Adem, Hz Yahya ve Hz Îsa, Hz Yusuf, Hz İdris, Hz Harun, Hz Musa ve Hz İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler
    Bundan Sonra Hz Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü'l-müntehâ'ya geldiler Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret etti
    Hz Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu
    Süleyman Çelebi'nin dediği gibi

    “Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah

    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz Musa ile karşılaştı, “Allah ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50 vakit namaz” buyurdu

    Hz Musa'nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı

    Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz Cebrail'in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü, Mekke'ye döndü

    Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı Onlar Peygamberimizden delil istediler Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı

    Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e, Mescid-i Aksâ'ya uğradığını anlatınca Kureyşliler, “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i Aksâ'yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize soru yönelttiler

    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:
    “Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i bana gösterdi Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim Hatta bana, ‘Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?’ diye sordular Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım”

    Bunun üzerine müşrikler:
    “Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler, ama yine de iman etmediler

    O esnada Hz Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler Hz Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz Ebû Bekir ;Sıddîk, tereddütsüz inanan ünvanını aldı

    Peygamberimiz neden Mirac a çıktı?
    Bir padişahın iki türlü konuşması vardır Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır
    Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır Biri, özel ve cüz'i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz'i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir

    Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir

    Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır Birisi halktan Hakka, diğeri de Haktan halka Birisi mi'râcin bâtıni tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür

    Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi

    Peygamberimiz, Allah ile nasıl görüşebilir?
    Soru: Bize herşeyden daha yakın olan Cenab-ı Hakka binlerce senelik mesafeyi aşarak yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Rabbiyle görüşmesi ne demektir?”


  4. 11.Haziran.2011, 18:33
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: miraç kandili ile ilgili yazılar

    Cenab-ı Hak herşeye herşeyden daha yakındır, fakat herşey O’ na sonsuz şekilde uzaktır
    Meselâ, güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa, elimizdeki ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir
    Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz Oysa güneş bize 150 milyon km uzaklıkta bulunuyor, hiçbir şekilde ona yanaşamayız Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek lazım Bu da mümkün değildir
    Bu misalde olduğu gibi, gerçek anlamda Cenab-ı Hak herşeye yakındır, ama herşey ona sonsuz derece uzaktır Ancak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam, Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Miraça yükselmiş; bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır

    Bir insan nasıl göklere çıkabilir?
    Soru:Bunun bir örneği var mıdır? Bir uçak ancak 10-15 bin metre yukarı çıkabiliyor, bir uzay gemisi ancak Ay'a ve Venüs'e ulaşabiliyor Bir insan birkaç dakika gibi kısa bir sürede milyonlarca metre uzaklara nasıl gidip gelebilir?”

    Yerküremiz, yani Dünya bir yılda yaklaşık 188 saatlik bir mesafeyi bir dakikada döner, yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede alır Bu muazzam hareketi ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kudret, bir insanı Arş-ı Âlâya getiremez mi? Güneşin çevresinde o ağır cisim olan dünyayı gezdiren bir hikmet bir insan bedenini şimşek gibi Rahman'ın Arşına çıkaramaz mı?

    Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?

    Soru: "Öyleyse ise neden Miraça çıktı? Ne lüzumu var? Evliya gibi ruhu ve kalbi ile gitse yetmez miydi?"

    Cenab-ı Hak görünen ve görünmeyen âlemlerdeki güzellikleri göstermek için, kâinat fabrikasını ve merkezini gezdirmek, insanlığın amel ve ibadetlerinin âhiretteki neticesini göstermek için Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamı oralara davet etmesi gayet makuldür Sadece ruhu ve kalbi ile değil, bu seyahate bedeninin de iştirak etmesi gerekir

    Görünen âlemin anahtarı olan gözünü, işitilen âlemin anahtarı olan kulağını Arşa kadar birlikte alması gerektiği gibi, ruhunun sayısız görevlerini üstlenen âlet ve makinesi hükmünde olan mübarek bedenini Arşa kadar çıkarması akıl ve hikmet gereğidir

    Zaten Cenab-ı Hak Cennette bedeni ruha arkadaş ediyor Çünkü pekçok kulluk görevine ve sınırsız lezzetlere ve acılara beden kaynaklık etmektedir
    Öyle ise bu mübarek beden ruha arkadaşlık edecektir Cennette ruh bedenle birlikte olacaksa Cennetü'1-Me'vâ'nın gövdesi olan Sidretü'l-Müntehaya Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın zatının arkadaşlık etmesi hikmetin tâ kendisidir

    Peygamberimiz Miraça sadece ruhen çıkmış olsaydı, zaten mucize olmazdı Çünkü her veli ruhen ve kalben o âlemlere çıkabiliyor


    Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi?

    Soru: "Birkaç dakikada binlerce yıllık mesafeye gidip gelmek aklen mümkün müdür?"

    Cenab-ı Hakkın sanatında hareket ve hızın derecesi farklı farklıdır Sesin hızı ile ışığın hızı, elektriğin hızı, hatta ruhun ve hayalin hızı birbirinden bütünüyle farklıdır Gezegenlerin hızları da birbirinden farklıdır Meselâ ışığın hızı 300000 km/sn iken sesin hızı 360 km/sn'dır

    Acaba Peygamberimizin lâtif bedeninin yüce ruhuna tabi olması, ruh hızında hareketi nasıl akla ters gelebilir?

    Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki, bir yıllık iş görebilir Hatta bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, rüyada işittiği sözleri, konuştuğu kelimeleri toplansa uyanıkken bir gün, belki daha fazla bir zaman gerekir

    Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor, birisine bir gün, diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir

    İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Burak'a binerek şimşek gibi bütün kâinatı gezip İlâhi huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine ermiş, Onun cemalini görmüş, emirlerini alıp dönüp gelmiştir

    Miraçın benzeri bir olay var mıdır?

    Soru: "Peygamberimizin Miraça çıkması mümkündür Fakat her mümkün gerçekleşmiyor Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?"

    Miraçın çok örnekleri vardır:
    Bir insan, gözüyle bir saniyede Neptün gezegenine çıkabilir
    Bir bilim adamı, astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına bir dakikada gidebilir
    İman sahibi her insan, namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir çeşit Miraçla kâinata arkasına alarak İlâhî huzura girebilir
    Kalb gözü açık bir veli, İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir Hattâ Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı Âlâya kadar ruhen çıktıkları bildiriliyor
    Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa, Arştan yeryüzüne gidip geliyorlar
    Cennette, Cennet ehli mü'minler, Cennet bahçelerine kısa bir zamanda çıkabiliyorlar

    Bu kadar örnekler gösteriyor ki, bütün evliyanın sultanı, bütün mü'minlerin imamı, bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin makbulü olan Resul-i Ekrem Efendimizin bir anda Miraça çıkması, dönmesi, bütün yüce âlemleri gezip görmesi gayet makuldür ve şüphesizdir

    Miraçla gelen hediyeler

    Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz” Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular

    İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor

    Mü'minler merak ediyorlar “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık” derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir

    Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir
    Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir


    Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi


    Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun” dense ne kadar sevinir
    Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31 Söz)

    Miraç Gecesi Namazı

    Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir Her rekatte Fatihadan sonra on kere ihlas okunur Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :

    “Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur

    Ardından da yüz kere istiğfar yapılır

    Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz
    Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz kılınır
    Bu namazın;birinci rekatında Fatiha’ dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi, dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur


  5. 11.Haziran.2011, 18:33
    3
    Silent and lonely rains
    Cenab-ı Hak herşeye herşeyden daha yakındır, fakat herşey O’ na sonsuz şekilde uzaktır
    Meselâ, güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa, elimizdeki ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir
    Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz Oysa güneş bize 150 milyon km uzaklıkta bulunuyor, hiçbir şekilde ona yanaşamayız Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek lazım Bu da mümkün değildir
    Bu misalde olduğu gibi, gerçek anlamda Cenab-ı Hak herşeye yakındır, ama herşey ona sonsuz derece uzaktır Ancak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam, Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Miraça yükselmiş; bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır

    Bir insan nasıl göklere çıkabilir?
    Soru:Bunun bir örneği var mıdır? Bir uçak ancak 10-15 bin metre yukarı çıkabiliyor, bir uzay gemisi ancak Ay'a ve Venüs'e ulaşabiliyor Bir insan birkaç dakika gibi kısa bir sürede milyonlarca metre uzaklara nasıl gidip gelebilir?”

    Yerküremiz, yani Dünya bir yılda yaklaşık 188 saatlik bir mesafeyi bir dakikada döner, yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede alır Bu muazzam hareketi ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kudret, bir insanı Arş-ı Âlâya getiremez mi? Güneşin çevresinde o ağır cisim olan dünyayı gezdiren bir hikmet bir insan bedenini şimşek gibi Rahman'ın Arşına çıkaramaz mı?

    Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?

    Soru: "Öyleyse ise neden Miraça çıktı? Ne lüzumu var? Evliya gibi ruhu ve kalbi ile gitse yetmez miydi?"

    Cenab-ı Hak görünen ve görünmeyen âlemlerdeki güzellikleri göstermek için, kâinat fabrikasını ve merkezini gezdirmek, insanlığın amel ve ibadetlerinin âhiretteki neticesini göstermek için Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamı oralara davet etmesi gayet makuldür Sadece ruhu ve kalbi ile değil, bu seyahate bedeninin de iştirak etmesi gerekir

    Görünen âlemin anahtarı olan gözünü, işitilen âlemin anahtarı olan kulağını Arşa kadar birlikte alması gerektiği gibi, ruhunun sayısız görevlerini üstlenen âlet ve makinesi hükmünde olan mübarek bedenini Arşa kadar çıkarması akıl ve hikmet gereğidir

    Zaten Cenab-ı Hak Cennette bedeni ruha arkadaş ediyor Çünkü pekçok kulluk görevine ve sınırsız lezzetlere ve acılara beden kaynaklık etmektedir
    Öyle ise bu mübarek beden ruha arkadaşlık edecektir Cennette ruh bedenle birlikte olacaksa Cennetü'1-Me'vâ'nın gövdesi olan Sidretü'l-Müntehaya Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın zatının arkadaşlık etmesi hikmetin tâ kendisidir

    Peygamberimiz Miraça sadece ruhen çıkmış olsaydı, zaten mucize olmazdı Çünkü her veli ruhen ve kalben o âlemlere çıkabiliyor


    Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi?

    Soru: "Birkaç dakikada binlerce yıllık mesafeye gidip gelmek aklen mümkün müdür?"

    Cenab-ı Hakkın sanatında hareket ve hızın derecesi farklı farklıdır Sesin hızı ile ışığın hızı, elektriğin hızı, hatta ruhun ve hayalin hızı birbirinden bütünüyle farklıdır Gezegenlerin hızları da birbirinden farklıdır Meselâ ışığın hızı 300000 km/sn iken sesin hızı 360 km/sn'dır

    Acaba Peygamberimizin lâtif bedeninin yüce ruhuna tabi olması, ruh hızında hareketi nasıl akla ters gelebilir?

    Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki, bir yıllık iş görebilir Hatta bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, rüyada işittiği sözleri, konuştuğu kelimeleri toplansa uyanıkken bir gün, belki daha fazla bir zaman gerekir

    Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor, birisine bir gün, diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir

    İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Burak'a binerek şimşek gibi bütün kâinatı gezip İlâhi huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine ermiş, Onun cemalini görmüş, emirlerini alıp dönüp gelmiştir

    Miraçın benzeri bir olay var mıdır?

    Soru: "Peygamberimizin Miraça çıkması mümkündür Fakat her mümkün gerçekleşmiyor Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?"

    Miraçın çok örnekleri vardır:
    Bir insan, gözüyle bir saniyede Neptün gezegenine çıkabilir
    Bir bilim adamı, astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına bir dakikada gidebilir
    İman sahibi her insan, namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir çeşit Miraçla kâinata arkasına alarak İlâhî huzura girebilir
    Kalb gözü açık bir veli, İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir Hattâ Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı Âlâya kadar ruhen çıktıkları bildiriliyor
    Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa, Arştan yeryüzüne gidip geliyorlar
    Cennette, Cennet ehli mü'minler, Cennet bahçelerine kısa bir zamanda çıkabiliyorlar

    Bu kadar örnekler gösteriyor ki, bütün evliyanın sultanı, bütün mü'minlerin imamı, bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin makbulü olan Resul-i Ekrem Efendimizin bir anda Miraça çıkması, dönmesi, bütün yüce âlemleri gezip görmesi gayet makuldür ve şüphesizdir

    Miraçla gelen hediyeler

    Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz” Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular

    İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor

    Mü'minler merak ediyorlar “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık” derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir

    Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir
    Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir


    Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi


    Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun” dense ne kadar sevinir
    Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31 Söz)

    Miraç Gecesi Namazı

    Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir Her rekatte Fatihadan sonra on kere ihlas okunur Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :

    “Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur

    Ardından da yüz kere istiğfar yapılır

    Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz
    Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz kılınır
    Bu namazın;birinci rekatında Fatiha’ dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi, dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur





+ Yorum Gönder