Konusunu Oylayın.: Miraç kandili neden kutlanır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Miraç kandili neden kutlanır
  1. 11.Haziran.2011, 17:47
    1
    Misafir

    Miraç kandili neden kutlanır






    Miraç kandili neden kutlanır Mumsema Miraç kandili neden kutlanır Miraç kandilinin ne için kutlandığını açıklar mısınız ?


  2. 11.Haziran.2011, 17:47
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Miraç kandili neden kutlanır Miraç kandilinin ne için kutlandığını açıklar mısınız ?


    Benzer Konular

    - Mevlid Kandili Neden Kutlanır?

    - Miraç kandili ne zaman ve niçin kutlanır?

    - Miraç kandili nasıl kutlanır

    - Miraç kandili niçin kutlanır

    - Miraç kandili ne zaman kutlanır

  3. 11.Haziran.2011, 17:52
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: miraç kandili neden kutlanır




    Miraç Kandili, İslam dininde kutsal sayılan gecelerden biridir. Recep ayının 27. gecesidir. Müslümanlar bu gecede peygamberleri Muhammed’in, Mekke´deki Mescid-i Haram´dan, Kudüs´teki Mescid-i Aksa´ya götürüldüğüne, oradan da gökleri aşarak, Cebrail’in bile giremediği Sidretül Münteha’yı geçerek Allah´ın katına ulaştığına inanırlar. Bu olaya miraç ya da göğe çıkış denir.

    Miraç gecesindeki yolculuğun ruhsal bir deneyim olduğu tezine karşı Schimmel gibi bazı araştırmacılar ayette kulunun ruhuyla değil, ‘kuluyla birlikte’ seyahat ettiği belirtilmesini sunmuştur. Bazı İslam âlimleri de Burak adlı bineğin kullanılmasını Miraç’ın tamamen ruhsal bir deneyim olamayacağına kanıt olarak göstermişlerdir.

    Miraç’ta kendisine sunulan şarap, bal ve süt dolu üç bardaktan süt bardağını tercih ederek sütü içmiştir. Bu sebeple Anadolu’da çoğu yerde bu gecede süt içme ve dağıtma geleneği olduğu ifade edilmektedir. Bazı yerlerde tatlı da yapılır ve dağıtırlır. Konya’da bu geceye “süt gecesi” de denilmektedir.

    Beş vakit namaz, bu gecede farz kılınmış, Bakara suresinin iman esaslarını ve dua cümleleri içeren son 2 ayeti tebliğ edilmiş ve şirk koşmayan herkesin cennete gireceği müjdesi verilmiştir. Bu günde genelde Müslümanlar dua eder, tesbih çeker ve Yasin suresini okurlar. Veya Camilerdeki Programlarda yer alirlar.

    Bu olayın bahsi İslam’ın kutsal kitabı Kuran-ı Kerim’de İsra ve Necm surelerinde geçer. “Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsra :1)

    Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biridir Miraç Gecesi. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.
    Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur.


  4. 11.Haziran.2011, 17:52
    2
    Silent and lonely rains



    Miraç Kandili, İslam dininde kutsal sayılan gecelerden biridir. Recep ayının 27. gecesidir. Müslümanlar bu gecede peygamberleri Muhammed’in, Mekke´deki Mescid-i Haram´dan, Kudüs´teki Mescid-i Aksa´ya götürüldüğüne, oradan da gökleri aşarak, Cebrail’in bile giremediği Sidretül Münteha’yı geçerek Allah´ın katına ulaştığına inanırlar. Bu olaya miraç ya da göğe çıkış denir.

    Miraç gecesindeki yolculuğun ruhsal bir deneyim olduğu tezine karşı Schimmel gibi bazı araştırmacılar ayette kulunun ruhuyla değil, ‘kuluyla birlikte’ seyahat ettiği belirtilmesini sunmuştur. Bazı İslam âlimleri de Burak adlı bineğin kullanılmasını Miraç’ın tamamen ruhsal bir deneyim olamayacağına kanıt olarak göstermişlerdir.

    Miraç’ta kendisine sunulan şarap, bal ve süt dolu üç bardaktan süt bardağını tercih ederek sütü içmiştir. Bu sebeple Anadolu’da çoğu yerde bu gecede süt içme ve dağıtma geleneği olduğu ifade edilmektedir. Bazı yerlerde tatlı da yapılır ve dağıtırlır. Konya’da bu geceye “süt gecesi” de denilmektedir.

    Beş vakit namaz, bu gecede farz kılınmış, Bakara suresinin iman esaslarını ve dua cümleleri içeren son 2 ayeti tebliğ edilmiş ve şirk koşmayan herkesin cennete gireceği müjdesi verilmiştir. Bu günde genelde Müslümanlar dua eder, tesbih çeker ve Yasin suresini okurlar. Veya Camilerdeki Programlarda yer alirlar.

    Bu olayın bahsi İslam’ın kutsal kitabı Kuran-ı Kerim’de İsra ve Necm surelerinde geçer. “Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsra :1)

    Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biridir Miraç Gecesi. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.
    Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur.


  5. 12.Haziran.2012, 14:25
    3
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: miraç kandili neden kutlanır

    26 Receb’i 27’ye bağlayan gece (16 Haziran Cumartesi) inşaallah İsrâ ve Mîrâc’ın yaşandığı gecedir.
    İsrâ ve Miraç hadisesinin, Peygamberimizin (s.) Medine’ye hicretinden 19 ay önce gerçekleştiği kabul edilir. Mîrâç’ta Cenab-ı Hakk, kulu ve rasûlü Muhammed’e (s.) nice âlemler ve deliller gösterip vahyedeceğini vâsıtasız vahyetmiştir. Bu mucize İsra 17/1. ve Necm 53/1-18. âyetleriyle sâbittir.

    “Kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya bir kısım ayetlerimizi gösterelim diye götüren o Allah'ın şanı yücedir. Şüphesiz O, işitendir, görendir.” (İsra 17/1)

    Risaletin 11. yılı Recep ayının 27. gecesi, II. Akabe görüşmesinden sonra, (Hicret’ten 17 ay önce) Peygamberimizin (s.) İsrâ ve Mîrâc mûcizesi gerçekleşti. İsrâ, gece yolculuğu/yürüyüşü; Mîrâc ise, yükseğe çıkmak ve yükselme âleti demektir. İsra mucizesi İsra 17/1. ve Necm 53/1-18. âyetlerle anılırken, Mirac olayı Kur'ân'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadiste ayrıntılı biçimde anlatılır.
    Üstad Mevdudî, Tefhimu’l-Kur’an’da, İsrâ/1.âyetin tefsiri sadedinde bu rivayetleri şöyle toparlar:

    Rasûlüllah (s.) bir gece Kâbe'nin ‘Hatîm’ kısmında iken Kudüs’teki Mescid-i Aksâ'ya getirilip burada namaz kıldı. Oradan semâya yükseltildi; birçok peygamberle görüştü; sonra da Sidretü'l-Müntehâ’ya çıkarıldı. Buradan ötesi sözle anlatılması mümkün olmayan bir âlemdi. Yanında bulunan Cebrâil (a.s) buradan öteye geçemedi; "benim için burası sınırdır, parmak ucu kadar daha ilerlersem, yanarım..." dedi. Mîrâc’da Allah (c.c), kulu Muhammed’e (s.) nice âlemler gösterdi ve vahyedeceğini vahyetti.

    Ve Mîrac’da beş vakit namaz emredildi; ayrıca Rasûlüllah’a (s.) cennet ve cehennem de gösterildi. Daha sonra Hz. Peygamber (s.) Mescid-i Haram'a geldi. Ertesi gün bu olayı anlattığında Mekkeli müşrikler onunla alay ettiler; bazı müminler de şüpheye düştüler. Hz. Ebu Bekir (r.a) ise, “o söylüyorsa doğrudur” diyerek sadakatini ispatladı ve “Sıddîk” unvanını aldı.

    Mîrac hakkındaki farklı görüşleri zikreden Mevdûdî, kanaatini şöyle özetler: Bazıları bunun rüyada meydana geldiği, bazıları olay sırasında Hz. Peygamber'in (s.) tamamen uyanık olduğu ve bedeni ile birlikte yolculuk ettiği, bazıları ise bunun sadece mistik bir görüntü olduğu görüşündedirler. Fakat bu âyetin başlangıç sözleri ("Kulunu... götüren o Allah yücedir"), bunun Allah'ın sınırsız gücü ile meydana gelmiş olan doğa-üstü bir olay olduğunu gösterir. Eğer olay sadece mistik bir görüntüden ibaret olsaydı ayet, bu olayı meydana getiren varlığın her tür zayıflık ve eksiklikten uzak olduğunu gösteren "subhâne" ifadesi ile başlamazdı. Yine "Kulunu bir gece... götüren" sözleri, bunun sadece bir görüntü veya rüya olmadığını, bilakis Allah'ın Peygamberi'ne (s.) ayetlerini gösterdiği fiziki ve bedeni bir yolculuk olduğunu gösterir. O halde, miracın sadece ruhsal bir deneyim olmayıp, Allah'ın Peygamber'i (s.) için hazırladığı fiziki bir yolculuk ve bir gözlem olduğu kabul edilmelidir.

    Beş vakit namazla özdeşleşen bu geceyi; huşû dolu namazlarla geçirmek ve namazı bir ömür boyu ikâme etme yani dosdoğru kılma konusunda bir vesile olarak değerlendirmek ve “Namaz müminin mîracıdır” hadis-i nebevisi uyarınca her namazı bir “mîrac” yani Rab Teâlâ ile sohbet kılmak gerekir. Zira Mîrac, Rasûlüllah’ın (s.) Rabbimizle doğrudan ve aracısız konuşmasıdır. Müminin her namazı da, doğrudan Allah’ın huzuruna çıkıp O’nunla aracısız sohbet etmesi, halini O’na arzetmesidir. Tahiyyat duasında bütün salâtı, selâmı, tesbihatı, övgüleri, senaları, güzellikleri Allah’a arzeden kutlu Peygamberimize (s.), Yüce Rabbimiz, “Es-Selamü aleyke yâ eyyühe’n-Nebiyyü” diyerek cevap vermiş; Peygamberimiz de bu selamı kendisi ve salih kullar adına almıştır. Melekler de kelime-i şehadet getirerek Tevhîd inancını ebedileştirmişlerdir. İşte Müslümanlar, her namazlarında ve özellikle de Tahiyyat’ta miracı, bu anlamı ile tekrar tekrar yaşarlar. Günde beş kez Allah’ın katına yücelirler.

    Kâbe’de sık sık namaz kılan Peygamberimiz, Kâbe ile Mescid-i Aksa’ya aynı hizaya getirip yönelirdi. Medine’ye gidince de Peygamberimizin yaklaşık birbuçuk yıl Kudüs’e yönelerek namaz kıldığı malumdur. İsra/1’deki “çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa” ifadesi, Rabbimizin kelimeleriyle Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün kutsallığını, mübarekliğini tescil eder. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’den sonra en mübarek yer Mescid-i Aksa’dır ve onun mübarek çevresi olan Kudüs’tür. Dolayısıyla, Müslümanlar, Kudüs’ü her türlü saldırılara karşı göz bebekleri gibi korumakla yükümlüdürler. Ama bugün Kudüs ve Mescid-i Aksa işgal altındadır. Dolayısıyla, her Mirac Gecesi, Kudüs’ün özgürlüğü için dualara ve çabalara da vesile olmalıdır.
    Her namazınız mîrâc; her kıyam, rükû, secde ve Tahiyyatınız Allah’a yükselme vesilesi olsun. Amin

    Abdullah yıldız
    .



  6. 12.Haziran.2012, 14:25
    3
    Moderatör
    26 Receb’i 27’ye bağlayan gece (16 Haziran Cumartesi) inşaallah İsrâ ve Mîrâc’ın yaşandığı gecedir.
    İsrâ ve Miraç hadisesinin, Peygamberimizin (s.) Medine’ye hicretinden 19 ay önce gerçekleştiği kabul edilir. Mîrâç’ta Cenab-ı Hakk, kulu ve rasûlü Muhammed’e (s.) nice âlemler ve deliller gösterip vahyedeceğini vâsıtasız vahyetmiştir. Bu mucize İsra 17/1. ve Necm 53/1-18. âyetleriyle sâbittir.

    “Kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya bir kısım ayetlerimizi gösterelim diye götüren o Allah'ın şanı yücedir. Şüphesiz O, işitendir, görendir.” (İsra 17/1)

    Risaletin 11. yılı Recep ayının 27. gecesi, II. Akabe görüşmesinden sonra, (Hicret’ten 17 ay önce) Peygamberimizin (s.) İsrâ ve Mîrâc mûcizesi gerçekleşti. İsrâ, gece yolculuğu/yürüyüşü; Mîrâc ise, yükseğe çıkmak ve yükselme âleti demektir. İsra mucizesi İsra 17/1. ve Necm 53/1-18. âyetlerle anılırken, Mirac olayı Kur'ân'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadiste ayrıntılı biçimde anlatılır.
    Üstad Mevdudî, Tefhimu’l-Kur’an’da, İsrâ/1.âyetin tefsiri sadedinde bu rivayetleri şöyle toparlar:

    Rasûlüllah (s.) bir gece Kâbe'nin ‘Hatîm’ kısmında iken Kudüs’teki Mescid-i Aksâ'ya getirilip burada namaz kıldı. Oradan semâya yükseltildi; birçok peygamberle görüştü; sonra da Sidretü'l-Müntehâ’ya çıkarıldı. Buradan ötesi sözle anlatılması mümkün olmayan bir âlemdi. Yanında bulunan Cebrâil (a.s) buradan öteye geçemedi; "benim için burası sınırdır, parmak ucu kadar daha ilerlersem, yanarım..." dedi. Mîrâc’da Allah (c.c), kulu Muhammed’e (s.) nice âlemler gösterdi ve vahyedeceğini vahyetti.

    Ve Mîrac’da beş vakit namaz emredildi; ayrıca Rasûlüllah’a (s.) cennet ve cehennem de gösterildi. Daha sonra Hz. Peygamber (s.) Mescid-i Haram'a geldi. Ertesi gün bu olayı anlattığında Mekkeli müşrikler onunla alay ettiler; bazı müminler de şüpheye düştüler. Hz. Ebu Bekir (r.a) ise, “o söylüyorsa doğrudur” diyerek sadakatini ispatladı ve “Sıddîk” unvanını aldı.

    Mîrac hakkındaki farklı görüşleri zikreden Mevdûdî, kanaatini şöyle özetler: Bazıları bunun rüyada meydana geldiği, bazıları olay sırasında Hz. Peygamber'in (s.) tamamen uyanık olduğu ve bedeni ile birlikte yolculuk ettiği, bazıları ise bunun sadece mistik bir görüntü olduğu görüşündedirler. Fakat bu âyetin başlangıç sözleri ("Kulunu... götüren o Allah yücedir"), bunun Allah'ın sınırsız gücü ile meydana gelmiş olan doğa-üstü bir olay olduğunu gösterir. Eğer olay sadece mistik bir görüntüden ibaret olsaydı ayet, bu olayı meydana getiren varlığın her tür zayıflık ve eksiklikten uzak olduğunu gösteren "subhâne" ifadesi ile başlamazdı. Yine "Kulunu bir gece... götüren" sözleri, bunun sadece bir görüntü veya rüya olmadığını, bilakis Allah'ın Peygamberi'ne (s.) ayetlerini gösterdiği fiziki ve bedeni bir yolculuk olduğunu gösterir. O halde, miracın sadece ruhsal bir deneyim olmayıp, Allah'ın Peygamber'i (s.) için hazırladığı fiziki bir yolculuk ve bir gözlem olduğu kabul edilmelidir.

    Beş vakit namazla özdeşleşen bu geceyi; huşû dolu namazlarla geçirmek ve namazı bir ömür boyu ikâme etme yani dosdoğru kılma konusunda bir vesile olarak değerlendirmek ve “Namaz müminin mîracıdır” hadis-i nebevisi uyarınca her namazı bir “mîrac” yani Rab Teâlâ ile sohbet kılmak gerekir. Zira Mîrac, Rasûlüllah’ın (s.) Rabbimizle doğrudan ve aracısız konuşmasıdır. Müminin her namazı da, doğrudan Allah’ın huzuruna çıkıp O’nunla aracısız sohbet etmesi, halini O’na arzetmesidir. Tahiyyat duasında bütün salâtı, selâmı, tesbihatı, övgüleri, senaları, güzellikleri Allah’a arzeden kutlu Peygamberimize (s.), Yüce Rabbimiz, “Es-Selamü aleyke yâ eyyühe’n-Nebiyyü” diyerek cevap vermiş; Peygamberimiz de bu selamı kendisi ve salih kullar adına almıştır. Melekler de kelime-i şehadet getirerek Tevhîd inancını ebedileştirmişlerdir. İşte Müslümanlar, her namazlarında ve özellikle de Tahiyyat’ta miracı, bu anlamı ile tekrar tekrar yaşarlar. Günde beş kez Allah’ın katına yücelirler.

    Kâbe’de sık sık namaz kılan Peygamberimiz, Kâbe ile Mescid-i Aksa’ya aynı hizaya getirip yönelirdi. Medine’ye gidince de Peygamberimizin yaklaşık birbuçuk yıl Kudüs’e yönelerek namaz kıldığı malumdur. İsra/1’deki “çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa” ifadesi, Rabbimizin kelimeleriyle Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün kutsallığını, mübarekliğini tescil eder. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’den sonra en mübarek yer Mescid-i Aksa’dır ve onun mübarek çevresi olan Kudüs’tür. Dolayısıyla, Müslümanlar, Kudüs’ü her türlü saldırılara karşı göz bebekleri gibi korumakla yükümlüdürler. Ama bugün Kudüs ve Mescid-i Aksa işgal altındadır. Dolayısıyla, her Mirac Gecesi, Kudüs’ün özgürlüğü için dualara ve çabalara da vesile olmalıdır.
    Her namazınız mîrâc; her kıyam, rükû, secde ve Tahiyyatınız Allah’a yükselme vesilesi olsun. Amin

    Abdullah yıldız
    .






+ Yorum Gönder