Konusunu Oylayın.: Miraç kandili nasıl kutlanır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Miraç kandili nasıl kutlanır
  1. 11.Haziran.2011, 17:46
    1
    Misafir

    Miraç kandili nasıl kutlanır






    Miraç kandili nasıl kutlanır Mumsema Miraç kandili nasıl kutlanır Miraç kandilinin nasıl kutlanması gerektiği hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 11.Haziran.2011, 17:46
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Miraç kandili nasıl kutlanır Miraç kandilinin nasıl kutlanması gerektiği hakkında bilgiler verir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Miraç kandili ne zaman ve niçin kutlanır?

    - Miraç kandili niçin kutlanır

    - Miraç kandili neden kutlanır

    - Miraç kandili ne zaman kutlanır

    - Miraç Kandili Duaları? Miraç Kandilinde Nasıl Dua Edilir?

  3. 11.Haziran.2011, 18:19
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: miraç kandili nasıl kutlanır




    Mirac gecesini ibadetle gündüzünü de oruçla geçirmelidir. Bu konudaki birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Bu gece iyi amel eden için yüz yıllık mükafat vardır.) [İ.Gazali, Ebu Musa el Medeni]
    (Recebin 27. günü oruç tutana, 60 yıllık oruç sevabı verilir.) [İ.Gazali, Ebu Musa el Medeni]

    Bu gece kaza namazı kılmalı, Kur'an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölülere de göndermelidir!

    Her zaman doğru iman sahibi olmaya, farzları yapıp haramlardan kaçmaya, tevbe edip farz borçlarını ödemeye çalışmalıdır! Bütün bunları yapmak ise ilimle olur. İlmihal bilgileri en kıymetli ilimdir.
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Geceleyin bir müddet ilim ile meşgul olmak, bütün gece sabaha kadar ibadet etmekten daha kıymetlidir.) [Ebu Nuaym]


    1- Mirac gecesinde,mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var... Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmiyedi kat daha sevaplı, eğer mescid ise... Cuma namazı kılınan büyük cami ise elli kat sevaplı... Bir de camiye giderken, gelirken attığın her adımdan insanın bir günahı affoluyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.

    O'nun için Mîrac gecesinde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü Hz. Osman (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:


    “Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir.”


    Bu mükafatı kaçırmamak lazım!

    2- Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de, yani Receb ayının 26 ve 27. günlerini oruç tutalım.


    Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz buyuruyor:


    “Recep ayında bir gün ve gece vardır ki Receb'in 27. gecesidir. Kim o gün oruç tutar ve geceyi ibadetle geçirirse yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet yapmış gibi olur”


    3- Salat ü selam okuyalım.. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize hiç olmazsa bir tesbih, salat ü selam okumalıyız. Can ü gönülden, “Es-salatü ve's-selamü aleyke ya Resûlellah” demeliyiz.
    4- Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih “Estağfirullah” demeliyiz.


    5- Namaz kılalım.. Bu geceyi namaz kılarak ibadetle geçirmenin sevabı çok büyüktür. Mîrac gecesi ve gündüzündeki namazları cemaatle kılmaya son derece gayret göstermelidir. Kaza namazı bulunan kimseler, bu namazlarını kaza etmeye çalışmalıdırlar.



  4. 11.Haziran.2011, 18:19
    2
    Silent and lonely rains



    Mirac gecesini ibadetle gündüzünü de oruçla geçirmelidir. Bu konudaki birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Bu gece iyi amel eden için yüz yıllık mükafat vardır.) [İ.Gazali, Ebu Musa el Medeni]
    (Recebin 27. günü oruç tutana, 60 yıllık oruç sevabı verilir.) [İ.Gazali, Ebu Musa el Medeni]

    Bu gece kaza namazı kılmalı, Kur'an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölülere de göndermelidir!

    Her zaman doğru iman sahibi olmaya, farzları yapıp haramlardan kaçmaya, tevbe edip farz borçlarını ödemeye çalışmalıdır! Bütün bunları yapmak ise ilimle olur. İlmihal bilgileri en kıymetli ilimdir.
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Geceleyin bir müddet ilim ile meşgul olmak, bütün gece sabaha kadar ibadet etmekten daha kıymetlidir.) [Ebu Nuaym]


    1- Mirac gecesinde,mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var... Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmiyedi kat daha sevaplı, eğer mescid ise... Cuma namazı kılınan büyük cami ise elli kat sevaplı... Bir de camiye giderken, gelirken attığın her adımdan insanın bir günahı affoluyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.

    O'nun için Mîrac gecesinde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü Hz. Osman (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:


    “Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir.”


    Bu mükafatı kaçırmamak lazım!

    2- Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de, yani Receb ayının 26 ve 27. günlerini oruç tutalım.


    Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz buyuruyor:


    “Recep ayında bir gün ve gece vardır ki Receb'in 27. gecesidir. Kim o gün oruç tutar ve geceyi ibadetle geçirirse yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet yapmış gibi olur”


    3- Salat ü selam okuyalım.. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize hiç olmazsa bir tesbih, salat ü selam okumalıyız. Can ü gönülden, “Es-salatü ve's-selamü aleyke ya Resûlellah” demeliyiz.
    4- Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih “Estağfirullah” demeliyiz.


    5- Namaz kılalım.. Bu geceyi namaz kılarak ibadetle geçirmenin sevabı çok büyüktür. Mîrac gecesi ve gündüzündeki namazları cemaatle kılmaya son derece gayret göstermelidir. Kaza namazı bulunan kimseler, bu namazlarını kaza etmeye çalışmalıdırlar.



  5. 12.Haziran.2012, 14:25
    3
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: miraç kandili nasıl kutlanır

    26 Receb’i 27’ye bağlayan gece (16 Haziran Cumartesi) inşaallah İsrâ ve Mîrâc’ın yaşandığı gecedir.
    İsrâ ve Miraç hadisesinin, Peygamberimizin (s.) Medine’ye hicretinden 19 ay önce gerçekleştiği kabul edilir. Mîrâç’ta Cenab-ı Hakk, kulu ve rasûlü Muhammed’e (s.) nice âlemler ve deliller gösterip vahyedeceğini vâsıtasız vahyetmiştir. Bu mucize İsra 17/1. ve Necm 53/1-18. âyetleriyle sâbittir.

    “Kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya bir kısım ayetlerimizi gösterelim diye götüren o Allah'ın şanı yücedir. Şüphesiz O, işitendir, görendir.” (İsra 17/1)

    Risaletin 11. yılı Recep ayının 27. gecesi, II. Akabe görüşmesinden sonra, (Hicret’ten 17 ay önce) Peygamberimizin (s.) İsrâ ve Mîrâc mûcizesi gerçekleşti. İsrâ, gece yolculuğu/yürüyüşü; Mîrâc ise, yükseğe çıkmak ve yükselme âleti demektir. İsra mucizesi İsra 17/1. ve Necm 53/1-18. âyetlerle anılırken, Mirac olayı Kur'ân'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadiste ayrıntılı biçimde anlatılır.
    Üstad Mevdudî, Tefhimu’l-Kur’an’da, İsrâ/1.âyetin tefsiri sadedinde bu rivayetleri şöyle toparlar:

    Rasûlüllah (s.) bir gece Kâbe'nin ‘Hatîm’ kısmında iken Kudüs’teki Mescid-i Aksâ'ya getirilip burada namaz kıldı. Oradan semâya yükseltildi; birçok peygamberle görüştü; sonra da Sidretü'l-Müntehâ’ya çıkarıldı. Buradan ötesi sözle anlatılması mümkün olmayan bir âlemdi. Yanında bulunan Cebrâil (a.s) buradan öteye geçemedi; "benim için burası sınırdır, parmak ucu kadar daha ilerlersem, yanarım..." dedi. Mîrâc’da Allah (c.c), kulu Muhammed’e (s.) nice âlemler gösterdi ve vahyedeceğini vahyetti.

    Ve Mîrac’da beş vakit namaz emredildi; ayrıca Rasûlüllah’a (s.) cennet ve cehennem de gösterildi. Daha sonra Hz. Peygamber (s.) Mescid-i Haram'a geldi. Ertesi gün bu olayı anlattığında Mekkeli müşrikler onunla alay ettiler; bazı müminler de şüpheye düştüler. Hz. Ebu Bekir (r.a) ise, “o söylüyorsa doğrudur” diyerek sadakatini ispatladı ve “Sıddîk” unvanını aldı.

    Mîrac hakkındaki farklı görüşleri zikreden Mevdûdî, kanaatini şöyle özetler: Bazıları bunun rüyada meydana geldiği, bazıları olay sırasında Hz. Peygamber'in (s.) tamamen uyanık olduğu ve bedeni ile birlikte yolculuk ettiği, bazıları ise bunun sadece mistik bir görüntü olduğu görüşündedirler. Fakat bu âyetin başlangıç sözleri ("Kulunu... götüren o Allah yücedir"), bunun Allah'ın sınırsız gücü ile meydana gelmiş olan doğa-üstü bir olay olduğunu gösterir. Eğer olay sadece mistik bir görüntüden ibaret olsaydı ayet, bu olayı meydana getiren varlığın her tür zayıflık ve eksiklikten uzak olduğunu gösteren "subhâne" ifadesi ile başlamazdı. Yine "Kulunu bir gece... götüren" sözleri, bunun sadece bir görüntü veya rüya olmadığını, bilakis Allah'ın Peygamberi'ne (s.) ayetlerini gösterdiği fiziki ve bedeni bir yolculuk olduğunu gösterir. O halde, miracın sadece ruhsal bir deneyim olmayıp, Allah'ın Peygamber'i (s.) için hazırladığı fiziki bir yolculuk ve bir gözlem olduğu kabul edilmelidir.

    Beş vakit namazla özdeşleşen bu geceyi; huşû dolu namazlarla geçirmek ve namazı bir ömür boyu ikâme etme yani dosdoğru kılma konusunda bir vesile olarak değerlendirmek ve “Namaz müminin mîracıdır” hadis-i nebevisi uyarınca her namazı bir “mîrac” yani Rab Teâlâ ile sohbet kılmak gerekir. Zira Mîrac, Rasûlüllah’ın (s.) Rabbimizle doğrudan ve aracısız konuşmasıdır. Müminin her namazı da, doğrudan Allah’ın huzuruna çıkıp O’nunla aracısız sohbet etmesi, halini O’na arzetmesidir. Tahiyyat duasında bütün salâtı, selâmı, tesbihatı, övgüleri, senaları, güzellikleri Allah’a arzeden kutlu Peygamberimize (s.), Yüce Rabbimiz, “Es-Selamü aleyke yâ eyyühe’n-Nebiyyü” diyerek cevap vermiş; Peygamberimiz de bu selamı kendisi ve salih kullar adına almıştır. Melekler de kelime-i şehadet getirerek Tevhîd inancını ebedileştirmişlerdir. İşte Müslümanlar, her namazlarında ve özellikle de Tahiyyat’ta miracı, bu anlamı ile tekrar tekrar yaşarlar. Günde beş kez Allah’ın katına yücelirler.

    Kâbe’de sık sık namaz kılan Peygamberimiz, Kâbe ile Mescid-i Aksa’ya aynı hizaya getirip yönelirdi. Medine’ye gidince de Peygamberimizin yaklaşık birbuçuk yıl Kudüs’e yönelerek namaz kıldığı malumdur. İsra/1’deki “çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa” ifadesi, Rabbimizin kelimeleriyle Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün kutsallığını, mübarekliğini tescil eder. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’den sonra en mübarek yer Mescid-i Aksa’dır ve onun mübarek çevresi olan Kudüs’tür. Dolayısıyla, Müslümanlar, Kudüs’ü her türlü saldırılara karşı göz bebekleri gibi korumakla yükümlüdürler. Ama bugün Kudüs ve Mescid-i Aksa işgal altındadır. Dolayısıyla, her Mirac Gecesi, Kudüs’ün özgürlüğü için dualara ve çabalara da vesile olmalıdır.
    Her namazınız mîrâc; her kıyam, rükû, secde ve Tahiyyatınız Allah’a yükselme vesilesi olsun. Amin

    Abdullah yıldız
    .



  6. 12.Haziran.2012, 14:25
    3
    Moderatör
    26 Receb’i 27’ye bağlayan gece (16 Haziran Cumartesi) inşaallah İsrâ ve Mîrâc’ın yaşandığı gecedir.
    İsrâ ve Miraç hadisesinin, Peygamberimizin (s.) Medine’ye hicretinden 19 ay önce gerçekleştiği kabul edilir. Mîrâç’ta Cenab-ı Hakk, kulu ve rasûlü Muhammed’e (s.) nice âlemler ve deliller gösterip vahyedeceğini vâsıtasız vahyetmiştir. Bu mucize İsra 17/1. ve Necm 53/1-18. âyetleriyle sâbittir.

    “Kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya bir kısım ayetlerimizi gösterelim diye götüren o Allah'ın şanı yücedir. Şüphesiz O, işitendir, görendir.” (İsra 17/1)

    Risaletin 11. yılı Recep ayının 27. gecesi, II. Akabe görüşmesinden sonra, (Hicret’ten 17 ay önce) Peygamberimizin (s.) İsrâ ve Mîrâc mûcizesi gerçekleşti. İsrâ, gece yolculuğu/yürüyüşü; Mîrâc ise, yükseğe çıkmak ve yükselme âleti demektir. İsra mucizesi İsra 17/1. ve Necm 53/1-18. âyetlerle anılırken, Mirac olayı Kur'ân'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadiste ayrıntılı biçimde anlatılır.
    Üstad Mevdudî, Tefhimu’l-Kur’an’da, İsrâ/1.âyetin tefsiri sadedinde bu rivayetleri şöyle toparlar:

    Rasûlüllah (s.) bir gece Kâbe'nin ‘Hatîm’ kısmında iken Kudüs’teki Mescid-i Aksâ'ya getirilip burada namaz kıldı. Oradan semâya yükseltildi; birçok peygamberle görüştü; sonra da Sidretü'l-Müntehâ’ya çıkarıldı. Buradan ötesi sözle anlatılması mümkün olmayan bir âlemdi. Yanında bulunan Cebrâil (a.s) buradan öteye geçemedi; "benim için burası sınırdır, parmak ucu kadar daha ilerlersem, yanarım..." dedi. Mîrâc’da Allah (c.c), kulu Muhammed’e (s.) nice âlemler gösterdi ve vahyedeceğini vahyetti.

    Ve Mîrac’da beş vakit namaz emredildi; ayrıca Rasûlüllah’a (s.) cennet ve cehennem de gösterildi. Daha sonra Hz. Peygamber (s.) Mescid-i Haram'a geldi. Ertesi gün bu olayı anlattığında Mekkeli müşrikler onunla alay ettiler; bazı müminler de şüpheye düştüler. Hz. Ebu Bekir (r.a) ise, “o söylüyorsa doğrudur” diyerek sadakatini ispatladı ve “Sıddîk” unvanını aldı.

    Mîrac hakkındaki farklı görüşleri zikreden Mevdûdî, kanaatini şöyle özetler: Bazıları bunun rüyada meydana geldiği, bazıları olay sırasında Hz. Peygamber'in (s.) tamamen uyanık olduğu ve bedeni ile birlikte yolculuk ettiği, bazıları ise bunun sadece mistik bir görüntü olduğu görüşündedirler. Fakat bu âyetin başlangıç sözleri ("Kulunu... götüren o Allah yücedir"), bunun Allah'ın sınırsız gücü ile meydana gelmiş olan doğa-üstü bir olay olduğunu gösterir. Eğer olay sadece mistik bir görüntüden ibaret olsaydı ayet, bu olayı meydana getiren varlığın her tür zayıflık ve eksiklikten uzak olduğunu gösteren "subhâne" ifadesi ile başlamazdı. Yine "Kulunu bir gece... götüren" sözleri, bunun sadece bir görüntü veya rüya olmadığını, bilakis Allah'ın Peygamberi'ne (s.) ayetlerini gösterdiği fiziki ve bedeni bir yolculuk olduğunu gösterir. O halde, miracın sadece ruhsal bir deneyim olmayıp, Allah'ın Peygamber'i (s.) için hazırladığı fiziki bir yolculuk ve bir gözlem olduğu kabul edilmelidir.

    Beş vakit namazla özdeşleşen bu geceyi; huşû dolu namazlarla geçirmek ve namazı bir ömür boyu ikâme etme yani dosdoğru kılma konusunda bir vesile olarak değerlendirmek ve “Namaz müminin mîracıdır” hadis-i nebevisi uyarınca her namazı bir “mîrac” yani Rab Teâlâ ile sohbet kılmak gerekir. Zira Mîrac, Rasûlüllah’ın (s.) Rabbimizle doğrudan ve aracısız konuşmasıdır. Müminin her namazı da, doğrudan Allah’ın huzuruna çıkıp O’nunla aracısız sohbet etmesi, halini O’na arzetmesidir. Tahiyyat duasında bütün salâtı, selâmı, tesbihatı, övgüleri, senaları, güzellikleri Allah’a arzeden kutlu Peygamberimize (s.), Yüce Rabbimiz, “Es-Selamü aleyke yâ eyyühe’n-Nebiyyü” diyerek cevap vermiş; Peygamberimiz de bu selamı kendisi ve salih kullar adına almıştır. Melekler de kelime-i şehadet getirerek Tevhîd inancını ebedileştirmişlerdir. İşte Müslümanlar, her namazlarında ve özellikle de Tahiyyat’ta miracı, bu anlamı ile tekrar tekrar yaşarlar. Günde beş kez Allah’ın katına yücelirler.

    Kâbe’de sık sık namaz kılan Peygamberimiz, Kâbe ile Mescid-i Aksa’ya aynı hizaya getirip yönelirdi. Medine’ye gidince de Peygamberimizin yaklaşık birbuçuk yıl Kudüs’e yönelerek namaz kıldığı malumdur. İsra/1’deki “çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa” ifadesi, Rabbimizin kelimeleriyle Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün kutsallığını, mübarekliğini tescil eder. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’den sonra en mübarek yer Mescid-i Aksa’dır ve onun mübarek çevresi olan Kudüs’tür. Dolayısıyla, Müslümanlar, Kudüs’ü her türlü saldırılara karşı göz bebekleri gibi korumakla yükümlüdürler. Ama bugün Kudüs ve Mescid-i Aksa işgal altındadır. Dolayısıyla, her Mirac Gecesi, Kudüs’ün özgürlüğü için dualara ve çabalara da vesile olmalıdır.
    Her namazınız mîrâc; her kıyam, rükû, secde ve Tahiyyatınız Allah’a yükselme vesilesi olsun. Amin

    Abdullah yıldız
    .






+ Yorum Gönder