Konusunu Oylayın.: İnsanlığın Öğretmeni Peygamberler ve Eğitim Modelleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İnsanlığın Öğretmeni Peygamberler ve Eğitim Modelleri
  1. 24.Mayıs.2011, 06:50
    1
    Misafir

    İnsanlığın Öğretmeni Peygamberler ve Eğitim Modelleri






    İnsanlığın Öğretmeni Peygamberler ve Eğitim Modelleri Mumsema İnsanlığın Öğretmeni Peygamberler ve Eğitim Modelleri hakkında eğitici bilgilendirici yazı yazar mısınız ?


  2. 24.Mayıs.2011, 13:07
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İnsanlığın Öğretmeni Peygamberler ve Eğitim Modelleri




    İnsanlığın Öğretmeni Peygamberler ve Eğitim Modelleri - İdris ŞAHİN

    İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİ PEYGAMBERLER VE EĞİTİM MODELLERİ
    Doç.Dr., Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi mikrobiyoloji öğretim üyesi
    İnsanlık tarihinin başından itibaren insanlığın beşerden insan olma sürecinde, peygamberlerin çok istisnai ve vazgeçilmez rolleri olmuştur. Allah tarafından eğitici bir model olarak yetiştirilen peygamberler bir yandan da toplumun değişiminde ve mesajın topluma aktarılmasında çok önemli bir görev yapmışlardır. İnsanlık tarihi boyunca Allah’ın farklı özellikleri olan toplumlara vahiy göndermesi sürecinde, farklı özelliklere sahip olan peygamberler gelmiştir. Peygamberler, bir eğitimci olarak mesajı götürdükleri toplumlara, canları dâhil her şeylerini vermişlerdir. Peygamberlerin en temel ortak özelliği yaşadıkları topluma müjdeleyici ve uyarıcı haber taşımaları olmuştur (Nisa 4/163-165). Peygamberler insanlık tarihinin gördüğü en değerli eğitmenlerdir. Bir eğitmende bulunması gereken tüm özellikleri üzerlerinde barındırmışlardır.
    Toplumda öğretici ve eğitici rolü olan insanlar kendisinin ihtiyacı olan her şeye öğrencilerinin de ihtiyacı olduğunu bilmelidirler. Öğretmenler talebeleri için güçlü bir hayat bağıdır. Peygamberlerin hep bizler için çarpan kalpleri olmuştur. Varlığımıza büyük bir saygı duymuşlardır. Etkili eğitmen olarak en kötü olduğumuz anlarda bile bizden asla vazgeçmemişlerdir.
    En iyi öğretmenler en çok etkileyenlerdir. Ulaştıkları insanlarda varlıkları ile heyecan ve sevinç doğurmuşlardır. Öncelikle insan insana olabilmenin derinliğini taşımayan bir ilişki kendisini besleyemez ve güçlendiremez. Öğretmen öğrencisini önce insan olarak görmelidir. Peygamberler gün be gün gelişen bir insana refakat etmenin; duygu, heyecan ve sorumluluğunu fazlası ile taşımışlardır.
    Peygamberler, iletişimlerinde en önemli güç olarak kişiliklerini kullanmışlardır. Halklarına verdikleri mesajlar hep yürekten kopup gelen sözler olmuştur. Tebliğlerinde sözlerden önce yüreklerini kullanmışlardır. Peygamber, insanı anlayabilen bir bilgedir.
    Peygamberler aynı dili konuştukları kendi toplumlarına mesaj taşıdılar. Öğrencisini tanımayan bir öğretmen, onun hayatında bir faciaya dönüşebilir. Öğretmen öğrencisini çok iyi tanımalıdır. Öğrencisini tanımayan öğretmen onun için gerekli olan her şeyi yapamaz. Öğrencisini tanımayan bir öğretmen kalıcı izler bırakamayacaktır. Derin izler bırakabilen öğretmenler öğrencilerinin görünmeyen dünyalarının içerisinde dolaşabilen, onların gerçek ruhsal performansını sezebilen öğretmenlerdir. Toplumlarında gelenekselleşmiş yanlışları değiştirerek yerine kitabi doğruları yerleştirmeye çalışmışlardır (Bakara 2/170).
    Peygamberin coşkusu eğitimin kalbidir. Coşku coşkuyu, inanç inancı doğurur; sorumluluk sorumluluğu öğretir. Peygamberlerin çoşkulu tebliğleri tüm çağlara ulaşmıştır.
    Etkili öğretmen, en etkili dersin kendi hayatı ve kişiliği olduğunun şuurundadır. Hiç kimse hayatı ile konuşan bir insan kadar etkili olamaz. Peygamberler mesajlarını hayatları ile süslemişlerdir. Sundukları mesajı içselleştirmiş olan, sadece anlatan değil yaşayan eğitmenlerdir (Bakara 2/124, 143, 260).
    Kafalarına takılan hiçbir şeyi bir dogma olarak kabul edip inanma yoluna gitmemişler; Rablerinden, kalpleri mutmain olsun diye açıklama talep etmişlerdir. Gönderildikleri topluma sundukları mesajlarında da hiçbir zaman önyargı ve ön kabullerin olduğu bir anlama yöntemini kullanmamışlardır. Dinin en temel konularında bile, anlayışla konuyu izah etmişlerdir (Bakara 2/260, Al-i İmran 3/47). Vahiyle gelen dönüşüm sürecinin (hidayet) tümünün sadece tebliğ etmek olmadığını hidayet için en önemli faktörün Allahın hidayeti olduğunu bir ana ilke olarak belirlemişlerdir (Bakara 2/272).
    Öğretmen öğretmeyi ve öğrencilerini sevmelidir. Sevgi, karşılığını bulmakta en çabuk davranan duygudur. Peygamberler toplumlarına sevginin sınırsız ifade gücü ile hitap etmişlerdir. İçerisinde sevgi olmayan kelimeler hep eksik kalacaktır. Sorumluluğunu duymadığımız hiçbir şey tam olarak bize ait olmayacaktır.
    Peygamberler, kendisini yaşadıkları insanların geleceğinden ilk ve en önemli sorumlu olarak görürler. Ne kadar sorumluluk duyarsak onlar o kadar bizim öğrencilerimiz olacaktır. Yeryüzünün gördüğü en sorumlu öğretmendir peygamberler.
    Öğretmen öğrenci ilişkisi duygusal bir zemine ihtiyaç hisseder. İçerisine duygunuzdan katamadığınız hiçbir bilgi karşı tarafta yankı ve cevap bulmayacaktır. Gerçekleştirebildiklerimiz ancak inandıklarımızdır. Peygamberler kendisine güvenen saygın öğretmenlerdir. Özgüvenlerini kendilerinden değil, aşkın değerlerden alırlar. Mesaja karşı olan tepkilerde hiç pazarlık yoluna gitmemişlerdir. Mesajın eksiltilmemesi ve artırılmamasına özen göstermişlerdir (Bakara 2/54, 125-132) Mesaja tepkilere onurlu bir tavırla cevap vermişlerdir. Hiçbir zaman kendilerini mesajın önüne geçirmemişlerdir ve sürekli sadece elçi olduklarını vurgulamışlardır (Âl-i İmran 3/144). Vahyin kaynağı, tebliğ eden ve sunulan toplum arasındaki dengeyi hep korumuşlar ve anlam kaymaları konusunda sürekli uyarılarda bulunmuşlardır. Hıristiyanlar, İsa peygamberi bilginin kaynağı olarak algıladıkları için; Yahudiler ise vahyin insanlığa taşıyıcısı olan peygamberlere yaptıkları saygısızlık nedeniyle Kur’an’da uyarılmışlardır (Nisa 4/171).
    Davranışlarımız en etkili sözlerimizdir. Davranışları olumlu şekilde değiştirebilen ana kuvvet yine davranışlardır. Olumlu örneğin etkileme gücü mükemmeldir. Peygamberler örnek davranışları ile tüm insanlığa model bir yaşam sunmuşlardır.
    Peygamberler anlayışlı kimselerdir. Kusurların hayata dair olduğunu, hata-tevbe kavram ikilisinin insanlık tarihinin en başından bu yana en önemli öğrenme aracı olduğunu vurgulamışlar; mükemmeliyetçi anlayışa karşı çıkmışlardır. İş ortamından okul ve aile ortamına kadar insanın olduğu her yeri yaşanabilir yapan kimseler anlayışlı kimselerdir. Onlarda ruh özgürlüğünün tatlı esintisi ve yaşama sevincine vaadler vardır. Onların olmadığı her yerde yürekleri kanatan bir sıkıntı, bir çekilmezlik yaşanır. Eğitimde anlayışsız bir tavır, kızgın ve akışkan lavlar gibi gelişmenin üzerine çökerek onu cansız kılar. Gelişme halindeki bir insanın tepkilerine karşı gelişmesini tamamlamış bir insanın anlayışlı tepkileri şarttır. Etkili öğretmen, öğrencisine hiç ummadığı ve tamamen ümitsiz olduğu bir anda bile affedici davranmaktan büyük zevk alır. Anlayışlı öğretmen, kuralları güçlendirir. Öğrencimizin bir hatası karşısında ilk tedbir daha çok ilgi göstermektir. Peygamberler öğrencilerine hatalarını, onların karşısında durarak değil, onların yanında durarak göstermişlerdir.
    Saygının eğitici gücü büyüktür. İnsanın kendisini değerli bulması iç motivasyonun önemli şartlarındandır. Peygamberler hiçbir sınıf farkı gözetmeden ulaştıkları halklara saygı ve sevgi ile yaklaşmışlardır. Şefkati iletişimde vazgeçilmez bir unsur olarak kullanmışlardır. Karşılarındaki insanlara değer vermişlerdir. Kendisini değerli hisseden insanlar verilen eğitimde daha kolay mesafe kaydederler. Saygının terk edildiği bir ilişki o anda çöker.
    Öğrettikleri şeylerle ilgili sonuç almak isteyen eğitmenler öğrencilerine inanç vermelidirler. Ümidi ve inancı olmayan insanlar disiplinize edilemezler. Peygamberler insanlara yüreklerinden, doğrudan inanç verdiler. Allah’a, kendimize, topluma ve tüm varlığa güveni bize öğrettiler. Bizi hayata bağlayan kendimize olan inancımızdır. Kendisine inanmasını sağladığımız insanın hayatı hızla değişir.
    Öğretmenini öğrencisinin problemlerine cevap olabilmek için çırpınırken gören bir öğrenci, onu herhangi bir insandan ayırır. Peygamberler toplumlar için hep yüreklendiren bir motivasyoncu olmuşlardır (Enfal 8/65). Seçkin duygusal zenginlik göstermeyen öğretmenler öğrencilerinin yanında özel bir konum kazanamazlar. Etkili öğretmenler deniz gibidir bulanmazlar. Peygamberler tüm hayatlarını insanları için adamış örnek kişiliklerdir. Bu nedenle insanlık tarihinin en etkili insanları olmuşlardır.
    Etkili öğretmen bize büyük ve sağlam bir çift kanat verir. Ağır sevgisizlik ortamında kendine güven duygusu gelişmez. Peygamberler verdikleri mesajı hep sevgi ile yoğurarak vermişlerdir. Peygamberler her şeyden önce toplumlarına samimi bir tavır sergilediler. Samimi azarlama, samimiyetsiz sevgiden daha eğiticidir. Öğrencilerini, insanda her hatayı telafi edebilecek bir öz bulunduğuna inandırdılar. Öğrencilerin kendi hakkındaki olumsuz düşüncelerini onaylamadılar. Peygamberler hiçbir konuda alaycı bir yaklaşım içerisinde olmadılar. Kötülüğün aslen insana ait olmadığını vurgulayarak insanlığın, kötülüğü içselleştirmesini engellemeye çalıştılar. Peygamberler tepkilerini kişiye değil davranışa yöneltmişlerdir.
    Değişmesi istenen herkes tepki gösterebilir. Hepimiz için en kırıcı tepkiler, anlaşılmadan ya da yanlış anlaşılarak aldığımız tepkilerdir. Peygamberler bu tepkileri başarı ile yönetmişlerdir. Toplumun tepkilerini soğukkanlılıkla karşılamışlar; kitlenin başkaldırılarında kontrolü kaybetmemişlerdir (Bakara 2/246). Mesajlarını hep iyilikle anlatmışlardır (Bakara 2/54). Eğitimde zamanı en iyi biçimde kullanma yolu sabırdır. Gönülden gönüle iletişiminiz sağlam değilse davranış yönetiminiz ağır engellerle karşılanacaktır. Peygamberler, mesajlarının karşısında engel olan kişi veya topluluklarla iletişimde üslubu sertleştirerek, ahlaki ilkelere uygun tartışma ve mücadeleye girmişlerdir (Al-i İmran 3/61, Tevbe 9/73). Ancak hiçbir zaman diyaloğu tamamen kesmemişlerdir (Al-i İmran 3/159). İnsanlığa vahiy iniş sürecinin başlangıcında, soyut düşünce yapısı gelişmemiş toplumların; mesajı kabul etmek için sundukları somut delil istekleri, Allah tarafından eğitimde kabul edilmiş ancak Hz. Muhammed’in (s) mesajın isbatına yönelik gelen somut delil taleplerini reddetmesi gerektiği ve mesajın artık soyut delillerle anlatılması gerektiği bildirilmiştir (Maide 5/114-115).
    Eğitimde bir hocanın tepkilere bağlı olarak sınıfı terk etmesi mümkün değildir. Yunus peygamber, tebliğinde hiçbir sorudan kaçmayan, halkına dogma sunmayan, her şeyi tek tek izah eden, özgüvenle mesajı açıklayan bir peygamberdi. Ancak bu kadar duyarlı bir tebliğe rağmen insanların duyarsızlığı karşısında sınıfı terk etti ve Allah tarafından bu konuda uyarılarak tekrar eğitim verdiği sınıfına dönmüştür (Yunus 10/38). Öğretmenlerin ve vahyi anlatan model insanların şartlar ne olursa olsun, öğrencilerini yüzüstü bırakıp sorumluluktan kaçamayacağı vurgusu Kur’an’da tüm insanlığa duyurulmuştur.
    Kişilik özellikleri dikkate alınmadan yapılacak her çeşit uyarı yanlıştır. Peygamberler insan faktörünü göz ardı etmeden gerektiğinde tek tek bireylerle ilişkiye geçerek mesajı taşıdılar. Peygamberler, sadece mesajı anlatmadılar aynı zamanda iyi bir dinleyici oldular. Eğitimde tek taraflılığı değil interaktif eğitim yolunu seçtiler. Mesajları sadece sunmadılar, topluma sorular sorup cevaplarını birlikte aradılar veya sorulara doyurucu cevaplar sundular
    Eğitimde en dikkatli kullanılması gereken modellerden biri ceza uygulamasıdır. Eğitimde sık sık verilen ceza kendi değerini yok eder. Aynı zamanda, olaylara verilen ani tepkiler hiçbir zaman ceza olamaz. Peygamberler mümkün oldukça cezadan kaçındılar. Tebliğlerinde en son çarede ceza talebinde bulundular. Cezayı eğitimde bir çözüm olarak görmediler. Kitlelere ani tepkiler göstermediler. Sabırlı, anlayışlı ve genellikle yumuşak bir üslup takip ettiler. Eğitimde şiddetin çaresizlik olduğunu veya çaresizlik içinde bir çare olduğunu biliyorlardı.
    Peygamberler planlanmış ve aşama aşama ilerleyen eğitim modelleri uyguladılar. Acele etmediler ve toplumun mesajı içselleştirmesini beklediler. Öğretmede planlanmamış ders zordur. Alınan mesafeyi görebilmek, sonuçları doğru ölçmek, ancak yapılmış iyi bir planlama ile mümkün olur. Planlamalarını kitlenin sosyal yapısına bağlı olarak özgül, esnek ve değişebilir olarak uyguladılar.
    İlgiyi tebliğ süresince denetleyen peygamberler; ilgiyi konuya çekmek için vasıta olduklarını asıl olanın hatip değil mesaj olduğunu hiç unutmadılar. Coşkulu başladıkları bu görevi yine coşkulu bitirmeye özen gösterdiler.
    Etkili öğretmen kendi dersinden kendisi de bir şeyler öğrenerek çıkar. Hayatın dışına çıkıldığı duygusu öğrenme isteğini azaltır. Peygamberlerin eğitimleri hep hayata dair oldu. Toplumun en önemli sorunlarını konularına aldılar. İlgi arttıkça öğrenme kolaylaşır.
    Eğitimde, derse ve öğrenmeye karşı ilginin sağlanmasında sorular, öğretmenin en büyük yardımcılarından birisidir. İyi seçilmiş, dikkatle yöneltilmiş ve yüksek gereklilik taşıyan sorular kurgunun sağlıklı eklem yerleridir. Peygamberler, sorularla insanların duygusal zekâsını, entelektüel zekâsını ve aklını harekete geçirdiler (Enam 6/40-41). Bir eğitim biçimi olan soru sorma tekniğini, toplumu denemek veya elemek için değil, öğretme aracı olarak kullandılar. Dünyanın en şefkat dolu sorularını onlar hazırladılar. Bazen, soru sorup cevabını vererek; bazen cevabı kaçınılmaz olan ve bilinçaltı tarafından kabul zorunluluğu olan sorularla bilgiyi hipnotik bir dille toplumlara aktardılar (Enam 6/63-64). Soru sorarak ve soru sorulmasına izin vererek insanları dogma ve önyargılı bir eğitimden uzak tuttular. Mutmain olmuş ve bilgiyi içselleştirmiş bireyler oluşturmayı hedeflediler (Enam 6/46). Mantık kurgusunu kullanarak sonuca ulaşma yöntemini özellikle hazreti İbrahim başta olmak üzere birçok peygamber bir eğitim aracı olarak kullandı (Enam 6/74, 80). Peygamberlerin en önemli amaçlarından birisi; kendi kendinin öğretmeni olabilen öğrenciler oluşturmak olmuştur.
    Yukarda bahsedildiği gibi peygamberlerin eğitimde kullandıkları ortak yöntemler olmakla birlikte; özel olarak bakıldığın da ise her peygamberin geldiği topluma göre ayrı bir eğitim yöntemi kullandıklarını görüyoruz.
    İbrahim peygamberin bilgiyi içselleştirdiği, ölünün diriltilmesi kıssasında olduğu gibi mutmain olmayı insanlara mesajı daha iyi anlatabilmek için gerekli gördüğü sonucuna varabiliriz. Günümüzde en popüler eğitim modellerinden olan mantık kurgusu kurarak ispat, soru tekniğini kullanarak eğitim, interaktif eğitim yöntemleri en belirgin İbrahim peygamberin eğitim yönteminde karşımıza çıkmaktadır (Enam 6/74-80).
    Kur’an’da en tipik eğitim yöntemlerinden birisini uygulamış olan bir peygamber olarak Musa aleyhisselam örnek verilebilir. Bir eğitimci olarak güçlü, lider, yönlendirici, baskın, sert ancak şiddete başvurmayan ve soğukkanlı bir model olarak belirginleşmektedir. Mesajı iletiminde oldukça net bir duruş ve sabrı en belirgin gördüğümüz peygamber modeli. Mesajın iletildiği kitlenin zor kabul eden, inatçı ve soyut düşüncesi gelişmemiş bir toplum olması nedeniyle; zamanla sertleşen bir mesaj sunma biçiminden bahsedilebilir. Eğitimde somut delilleri ve kademeli ceza sistemi ile eğitimi en çok kullanan peygamberlerden olarak Musa peygamber en iyi örneklerden birisidir. Tarihi olayların, özellikle geçmişte verilen nimetlerin topluma pozitif motivasyon vermek ve toplum ile ‘aşkın’ (müteâl) arasında güveni sağlamak için sürekli anılması yine sık kullanılan bir eğitim biçimi olarak görülmektedir. Musa peygamber eğitimde duygusal zekâyı en belirgin kullanan peygamberlerden birisidir. Hazreti peygamber ile birlikte toplu eğitimi en yaygın kullanan peygamberdir (Araf 7/104-136, Maide 5/20-21).
    Peygamberimiz; sabrı, şefkati, azalmayan mücadelesi, organize tebliğ ve eğitim biçimi ve muhteşem bir ahlaki model olması ile dikkat çekmektedir. Diğer peygamberlerden Nuh peygamber mesajı aktarmada sabırlı, kibar, topluma çok yakın ve bir o kadar da dirençlidir. Süleyman peygamber eğitimde farklı olarak görselliği, adalet ve gücü kullanmıştır. İsa peygamber İsrailoğullarına gelen mesajlar sürecinde biraz da sertleşen mesajı yumuşatan, şefkatli, mesajı delilleri ile anlatan, görselliği eğitimde sık kullanan peygamberlerden birisidir (Âl-i İmran 49,50). Hazret-i Zekeriya, eğitimde duygusal zekâyı kullanan, kişiliği ve duruşu ile özellikle inanan toplumun (İsrailoğulları) eğitiminde rol alan örneklerdendir. Yusuf peygamber, anlatımından ziyade hayatı öğretmen olan bir peygamberdir (Yusuf Sûresi).
    Sonuç olarak peygamberler; insanlığın eğitiminde, bu uzun süreç boyunca bize bir yol haritası ve kılavuz oldular. Eğitimde tüm varlıklarını kullandılar. Müjdeleme ve uyarıyı ana ilke edindiler. Gönderildikleri toplumun içinden, onlarla ortak alanı paylaşan, saygılı, şefkatli, önyargısız, affedici, seven, tepkilere karşı sabırlı, örnek kişilikli, eğitimde tüm yöntemleri kullanan, fedakâr, etkileyici ve tutarlı tavırları ile mesajı asırlar boyunca hiç eksiltmeden ve eklemeden tüm insanlığa taşıyan öğretmenlerimizdir. Onların varisleri olan bizlerin de toplum ile iletişim kazaları ve faciaları yaşamamak için, peygamberlerin farklı eğitim modellerini kullanmamız gereklidir.
    Kaynakça
    1. İSLAMOĞLU, Mustafa, Hayat Kitabı Kur’an, Gerekçeli Meal-Tefsir, İstanbul, 2008.
    2. APUHAN, Recep Şükrü, Etkili Öğretmenin Temel Davranışları, İstanbul, 2002.
    3. Dİ, Kamp, (Ter. Fatma Akbaş), Mükemmel Eğitimci, Eğitimde NLP’yi Uygulamak, İstanbul, 2004.
    4. ÖZBEK, Abdullah, Bir Eğitimci Olarak Hazreti Muhammed, İstanbul, 1991.

    İdris ŞAHİN


  3. 24.Mayıs.2011, 13:07
    2
    Silent and lonely rains



    İnsanlığın Öğretmeni Peygamberler ve Eğitim Modelleri - İdris ŞAHİN

    İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİ PEYGAMBERLER VE EĞİTİM MODELLERİ
    Doç.Dr., Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi mikrobiyoloji öğretim üyesi
    İnsanlık tarihinin başından itibaren insanlığın beşerden insan olma sürecinde, peygamberlerin çok istisnai ve vazgeçilmez rolleri olmuştur. Allah tarafından eğitici bir model olarak yetiştirilen peygamberler bir yandan da toplumun değişiminde ve mesajın topluma aktarılmasında çok önemli bir görev yapmışlardır. İnsanlık tarihi boyunca Allah’ın farklı özellikleri olan toplumlara vahiy göndermesi sürecinde, farklı özelliklere sahip olan peygamberler gelmiştir. Peygamberler, bir eğitimci olarak mesajı götürdükleri toplumlara, canları dâhil her şeylerini vermişlerdir. Peygamberlerin en temel ortak özelliği yaşadıkları topluma müjdeleyici ve uyarıcı haber taşımaları olmuştur (Nisa 4/163-165). Peygamberler insanlık tarihinin gördüğü en değerli eğitmenlerdir. Bir eğitmende bulunması gereken tüm özellikleri üzerlerinde barındırmışlardır.
    Toplumda öğretici ve eğitici rolü olan insanlar kendisinin ihtiyacı olan her şeye öğrencilerinin de ihtiyacı olduğunu bilmelidirler. Öğretmenler talebeleri için güçlü bir hayat bağıdır. Peygamberlerin hep bizler için çarpan kalpleri olmuştur. Varlığımıza büyük bir saygı duymuşlardır. Etkili eğitmen olarak en kötü olduğumuz anlarda bile bizden asla vazgeçmemişlerdir.
    En iyi öğretmenler en çok etkileyenlerdir. Ulaştıkları insanlarda varlıkları ile heyecan ve sevinç doğurmuşlardır. Öncelikle insan insana olabilmenin derinliğini taşımayan bir ilişki kendisini besleyemez ve güçlendiremez. Öğretmen öğrencisini önce insan olarak görmelidir. Peygamberler gün be gün gelişen bir insana refakat etmenin; duygu, heyecan ve sorumluluğunu fazlası ile taşımışlardır.
    Peygamberler, iletişimlerinde en önemli güç olarak kişiliklerini kullanmışlardır. Halklarına verdikleri mesajlar hep yürekten kopup gelen sözler olmuştur. Tebliğlerinde sözlerden önce yüreklerini kullanmışlardır. Peygamber, insanı anlayabilen bir bilgedir.
    Peygamberler aynı dili konuştukları kendi toplumlarına mesaj taşıdılar. Öğrencisini tanımayan bir öğretmen, onun hayatında bir faciaya dönüşebilir. Öğretmen öğrencisini çok iyi tanımalıdır. Öğrencisini tanımayan öğretmen onun için gerekli olan her şeyi yapamaz. Öğrencisini tanımayan bir öğretmen kalıcı izler bırakamayacaktır. Derin izler bırakabilen öğretmenler öğrencilerinin görünmeyen dünyalarının içerisinde dolaşabilen, onların gerçek ruhsal performansını sezebilen öğretmenlerdir. Toplumlarında gelenekselleşmiş yanlışları değiştirerek yerine kitabi doğruları yerleştirmeye çalışmışlardır (Bakara 2/170).
    Peygamberin coşkusu eğitimin kalbidir. Coşku coşkuyu, inanç inancı doğurur; sorumluluk sorumluluğu öğretir. Peygamberlerin çoşkulu tebliğleri tüm çağlara ulaşmıştır.
    Etkili öğretmen, en etkili dersin kendi hayatı ve kişiliği olduğunun şuurundadır. Hiç kimse hayatı ile konuşan bir insan kadar etkili olamaz. Peygamberler mesajlarını hayatları ile süslemişlerdir. Sundukları mesajı içselleştirmiş olan, sadece anlatan değil yaşayan eğitmenlerdir (Bakara 2/124, 143, 260).
    Kafalarına takılan hiçbir şeyi bir dogma olarak kabul edip inanma yoluna gitmemişler; Rablerinden, kalpleri mutmain olsun diye açıklama talep etmişlerdir. Gönderildikleri topluma sundukları mesajlarında da hiçbir zaman önyargı ve ön kabullerin olduğu bir anlama yöntemini kullanmamışlardır. Dinin en temel konularında bile, anlayışla konuyu izah etmişlerdir (Bakara 2/260, Al-i İmran 3/47). Vahiyle gelen dönüşüm sürecinin (hidayet) tümünün sadece tebliğ etmek olmadığını hidayet için en önemli faktörün Allahın hidayeti olduğunu bir ana ilke olarak belirlemişlerdir (Bakara 2/272).
    Öğretmen öğretmeyi ve öğrencilerini sevmelidir. Sevgi, karşılığını bulmakta en çabuk davranan duygudur. Peygamberler toplumlarına sevginin sınırsız ifade gücü ile hitap etmişlerdir. İçerisinde sevgi olmayan kelimeler hep eksik kalacaktır. Sorumluluğunu duymadığımız hiçbir şey tam olarak bize ait olmayacaktır.
    Peygamberler, kendisini yaşadıkları insanların geleceğinden ilk ve en önemli sorumlu olarak görürler. Ne kadar sorumluluk duyarsak onlar o kadar bizim öğrencilerimiz olacaktır. Yeryüzünün gördüğü en sorumlu öğretmendir peygamberler.
    Öğretmen öğrenci ilişkisi duygusal bir zemine ihtiyaç hisseder. İçerisine duygunuzdan katamadığınız hiçbir bilgi karşı tarafta yankı ve cevap bulmayacaktır. Gerçekleştirebildiklerimiz ancak inandıklarımızdır. Peygamberler kendisine güvenen saygın öğretmenlerdir. Özgüvenlerini kendilerinden değil, aşkın değerlerden alırlar. Mesaja karşı olan tepkilerde hiç pazarlık yoluna gitmemişlerdir. Mesajın eksiltilmemesi ve artırılmamasına özen göstermişlerdir (Bakara 2/54, 125-132) Mesaja tepkilere onurlu bir tavırla cevap vermişlerdir. Hiçbir zaman kendilerini mesajın önüne geçirmemişlerdir ve sürekli sadece elçi olduklarını vurgulamışlardır (Âl-i İmran 3/144). Vahyin kaynağı, tebliğ eden ve sunulan toplum arasındaki dengeyi hep korumuşlar ve anlam kaymaları konusunda sürekli uyarılarda bulunmuşlardır. Hıristiyanlar, İsa peygamberi bilginin kaynağı olarak algıladıkları için; Yahudiler ise vahyin insanlığa taşıyıcısı olan peygamberlere yaptıkları saygısızlık nedeniyle Kur’an’da uyarılmışlardır (Nisa 4/171).
    Davranışlarımız en etkili sözlerimizdir. Davranışları olumlu şekilde değiştirebilen ana kuvvet yine davranışlardır. Olumlu örneğin etkileme gücü mükemmeldir. Peygamberler örnek davranışları ile tüm insanlığa model bir yaşam sunmuşlardır.
    Peygamberler anlayışlı kimselerdir. Kusurların hayata dair olduğunu, hata-tevbe kavram ikilisinin insanlık tarihinin en başından bu yana en önemli öğrenme aracı olduğunu vurgulamışlar; mükemmeliyetçi anlayışa karşı çıkmışlardır. İş ortamından okul ve aile ortamına kadar insanın olduğu her yeri yaşanabilir yapan kimseler anlayışlı kimselerdir. Onlarda ruh özgürlüğünün tatlı esintisi ve yaşama sevincine vaadler vardır. Onların olmadığı her yerde yürekleri kanatan bir sıkıntı, bir çekilmezlik yaşanır. Eğitimde anlayışsız bir tavır, kızgın ve akışkan lavlar gibi gelişmenin üzerine çökerek onu cansız kılar. Gelişme halindeki bir insanın tepkilerine karşı gelişmesini tamamlamış bir insanın anlayışlı tepkileri şarttır. Etkili öğretmen, öğrencisine hiç ummadığı ve tamamen ümitsiz olduğu bir anda bile affedici davranmaktan büyük zevk alır. Anlayışlı öğretmen, kuralları güçlendirir. Öğrencimizin bir hatası karşısında ilk tedbir daha çok ilgi göstermektir. Peygamberler öğrencilerine hatalarını, onların karşısında durarak değil, onların yanında durarak göstermişlerdir.
    Saygının eğitici gücü büyüktür. İnsanın kendisini değerli bulması iç motivasyonun önemli şartlarındandır. Peygamberler hiçbir sınıf farkı gözetmeden ulaştıkları halklara saygı ve sevgi ile yaklaşmışlardır. Şefkati iletişimde vazgeçilmez bir unsur olarak kullanmışlardır. Karşılarındaki insanlara değer vermişlerdir. Kendisini değerli hisseden insanlar verilen eğitimde daha kolay mesafe kaydederler. Saygının terk edildiği bir ilişki o anda çöker.
    Öğrettikleri şeylerle ilgili sonuç almak isteyen eğitmenler öğrencilerine inanç vermelidirler. Ümidi ve inancı olmayan insanlar disiplinize edilemezler. Peygamberler insanlara yüreklerinden, doğrudan inanç verdiler. Allah’a, kendimize, topluma ve tüm varlığa güveni bize öğrettiler. Bizi hayata bağlayan kendimize olan inancımızdır. Kendisine inanmasını sağladığımız insanın hayatı hızla değişir.
    Öğretmenini öğrencisinin problemlerine cevap olabilmek için çırpınırken gören bir öğrenci, onu herhangi bir insandan ayırır. Peygamberler toplumlar için hep yüreklendiren bir motivasyoncu olmuşlardır (Enfal 8/65). Seçkin duygusal zenginlik göstermeyen öğretmenler öğrencilerinin yanında özel bir konum kazanamazlar. Etkili öğretmenler deniz gibidir bulanmazlar. Peygamberler tüm hayatlarını insanları için adamış örnek kişiliklerdir. Bu nedenle insanlık tarihinin en etkili insanları olmuşlardır.
    Etkili öğretmen bize büyük ve sağlam bir çift kanat verir. Ağır sevgisizlik ortamında kendine güven duygusu gelişmez. Peygamberler verdikleri mesajı hep sevgi ile yoğurarak vermişlerdir. Peygamberler her şeyden önce toplumlarına samimi bir tavır sergilediler. Samimi azarlama, samimiyetsiz sevgiden daha eğiticidir. Öğrencilerini, insanda her hatayı telafi edebilecek bir öz bulunduğuna inandırdılar. Öğrencilerin kendi hakkındaki olumsuz düşüncelerini onaylamadılar. Peygamberler hiçbir konuda alaycı bir yaklaşım içerisinde olmadılar. Kötülüğün aslen insana ait olmadığını vurgulayarak insanlığın, kötülüğü içselleştirmesini engellemeye çalıştılar. Peygamberler tepkilerini kişiye değil davranışa yöneltmişlerdir.
    Değişmesi istenen herkes tepki gösterebilir. Hepimiz için en kırıcı tepkiler, anlaşılmadan ya da yanlış anlaşılarak aldığımız tepkilerdir. Peygamberler bu tepkileri başarı ile yönetmişlerdir. Toplumun tepkilerini soğukkanlılıkla karşılamışlar; kitlenin başkaldırılarında kontrolü kaybetmemişlerdir (Bakara 2/246). Mesajlarını hep iyilikle anlatmışlardır (Bakara 2/54). Eğitimde zamanı en iyi biçimde kullanma yolu sabırdır. Gönülden gönüle iletişiminiz sağlam değilse davranış yönetiminiz ağır engellerle karşılanacaktır. Peygamberler, mesajlarının karşısında engel olan kişi veya topluluklarla iletişimde üslubu sertleştirerek, ahlaki ilkelere uygun tartışma ve mücadeleye girmişlerdir (Al-i İmran 3/61, Tevbe 9/73). Ancak hiçbir zaman diyaloğu tamamen kesmemişlerdir (Al-i İmran 3/159). İnsanlığa vahiy iniş sürecinin başlangıcında, soyut düşünce yapısı gelişmemiş toplumların; mesajı kabul etmek için sundukları somut delil istekleri, Allah tarafından eğitimde kabul edilmiş ancak Hz. Muhammed’in (s) mesajın isbatına yönelik gelen somut delil taleplerini reddetmesi gerektiği ve mesajın artık soyut delillerle anlatılması gerektiği bildirilmiştir (Maide 5/114-115).
    Eğitimde bir hocanın tepkilere bağlı olarak sınıfı terk etmesi mümkün değildir. Yunus peygamber, tebliğinde hiçbir sorudan kaçmayan, halkına dogma sunmayan, her şeyi tek tek izah eden, özgüvenle mesajı açıklayan bir peygamberdi. Ancak bu kadar duyarlı bir tebliğe rağmen insanların duyarsızlığı karşısında sınıfı terk etti ve Allah tarafından bu konuda uyarılarak tekrar eğitim verdiği sınıfına dönmüştür (Yunus 10/38). Öğretmenlerin ve vahyi anlatan model insanların şartlar ne olursa olsun, öğrencilerini yüzüstü bırakıp sorumluluktan kaçamayacağı vurgusu Kur’an’da tüm insanlığa duyurulmuştur.
    Kişilik özellikleri dikkate alınmadan yapılacak her çeşit uyarı yanlıştır. Peygamberler insan faktörünü göz ardı etmeden gerektiğinde tek tek bireylerle ilişkiye geçerek mesajı taşıdılar. Peygamberler, sadece mesajı anlatmadılar aynı zamanda iyi bir dinleyici oldular. Eğitimde tek taraflılığı değil interaktif eğitim yolunu seçtiler. Mesajları sadece sunmadılar, topluma sorular sorup cevaplarını birlikte aradılar veya sorulara doyurucu cevaplar sundular
    Eğitimde en dikkatli kullanılması gereken modellerden biri ceza uygulamasıdır. Eğitimde sık sık verilen ceza kendi değerini yok eder. Aynı zamanda, olaylara verilen ani tepkiler hiçbir zaman ceza olamaz. Peygamberler mümkün oldukça cezadan kaçındılar. Tebliğlerinde en son çarede ceza talebinde bulundular. Cezayı eğitimde bir çözüm olarak görmediler. Kitlelere ani tepkiler göstermediler. Sabırlı, anlayışlı ve genellikle yumuşak bir üslup takip ettiler. Eğitimde şiddetin çaresizlik olduğunu veya çaresizlik içinde bir çare olduğunu biliyorlardı.
    Peygamberler planlanmış ve aşama aşama ilerleyen eğitim modelleri uyguladılar. Acele etmediler ve toplumun mesajı içselleştirmesini beklediler. Öğretmede planlanmamış ders zordur. Alınan mesafeyi görebilmek, sonuçları doğru ölçmek, ancak yapılmış iyi bir planlama ile mümkün olur. Planlamalarını kitlenin sosyal yapısına bağlı olarak özgül, esnek ve değişebilir olarak uyguladılar.
    İlgiyi tebliğ süresince denetleyen peygamberler; ilgiyi konuya çekmek için vasıta olduklarını asıl olanın hatip değil mesaj olduğunu hiç unutmadılar. Coşkulu başladıkları bu görevi yine coşkulu bitirmeye özen gösterdiler.
    Etkili öğretmen kendi dersinden kendisi de bir şeyler öğrenerek çıkar. Hayatın dışına çıkıldığı duygusu öğrenme isteğini azaltır. Peygamberlerin eğitimleri hep hayata dair oldu. Toplumun en önemli sorunlarını konularına aldılar. İlgi arttıkça öğrenme kolaylaşır.
    Eğitimde, derse ve öğrenmeye karşı ilginin sağlanmasında sorular, öğretmenin en büyük yardımcılarından birisidir. İyi seçilmiş, dikkatle yöneltilmiş ve yüksek gereklilik taşıyan sorular kurgunun sağlıklı eklem yerleridir. Peygamberler, sorularla insanların duygusal zekâsını, entelektüel zekâsını ve aklını harekete geçirdiler (Enam 6/40-41). Bir eğitim biçimi olan soru sorma tekniğini, toplumu denemek veya elemek için değil, öğretme aracı olarak kullandılar. Dünyanın en şefkat dolu sorularını onlar hazırladılar. Bazen, soru sorup cevabını vererek; bazen cevabı kaçınılmaz olan ve bilinçaltı tarafından kabul zorunluluğu olan sorularla bilgiyi hipnotik bir dille toplumlara aktardılar (Enam 6/63-64). Soru sorarak ve soru sorulmasına izin vererek insanları dogma ve önyargılı bir eğitimden uzak tuttular. Mutmain olmuş ve bilgiyi içselleştirmiş bireyler oluşturmayı hedeflediler (Enam 6/46). Mantık kurgusunu kullanarak sonuca ulaşma yöntemini özellikle hazreti İbrahim başta olmak üzere birçok peygamber bir eğitim aracı olarak kullandı (Enam 6/74, 80). Peygamberlerin en önemli amaçlarından birisi; kendi kendinin öğretmeni olabilen öğrenciler oluşturmak olmuştur.
    Yukarda bahsedildiği gibi peygamberlerin eğitimde kullandıkları ortak yöntemler olmakla birlikte; özel olarak bakıldığın da ise her peygamberin geldiği topluma göre ayrı bir eğitim yöntemi kullandıklarını görüyoruz.
    İbrahim peygamberin bilgiyi içselleştirdiği, ölünün diriltilmesi kıssasında olduğu gibi mutmain olmayı insanlara mesajı daha iyi anlatabilmek için gerekli gördüğü sonucuna varabiliriz. Günümüzde en popüler eğitim modellerinden olan mantık kurgusu kurarak ispat, soru tekniğini kullanarak eğitim, interaktif eğitim yöntemleri en belirgin İbrahim peygamberin eğitim yönteminde karşımıza çıkmaktadır (Enam 6/74-80).
    Kur’an’da en tipik eğitim yöntemlerinden birisini uygulamış olan bir peygamber olarak Musa aleyhisselam örnek verilebilir. Bir eğitimci olarak güçlü, lider, yönlendirici, baskın, sert ancak şiddete başvurmayan ve soğukkanlı bir model olarak belirginleşmektedir. Mesajı iletiminde oldukça net bir duruş ve sabrı en belirgin gördüğümüz peygamber modeli. Mesajın iletildiği kitlenin zor kabul eden, inatçı ve soyut düşüncesi gelişmemiş bir toplum olması nedeniyle; zamanla sertleşen bir mesaj sunma biçiminden bahsedilebilir. Eğitimde somut delilleri ve kademeli ceza sistemi ile eğitimi en çok kullanan peygamberlerden olarak Musa peygamber en iyi örneklerden birisidir. Tarihi olayların, özellikle geçmişte verilen nimetlerin topluma pozitif motivasyon vermek ve toplum ile ‘aşkın’ (müteâl) arasında güveni sağlamak için sürekli anılması yine sık kullanılan bir eğitim biçimi olarak görülmektedir. Musa peygamber eğitimde duygusal zekâyı en belirgin kullanan peygamberlerden birisidir. Hazreti peygamber ile birlikte toplu eğitimi en yaygın kullanan peygamberdir (Araf 7/104-136, Maide 5/20-21).
    Peygamberimiz; sabrı, şefkati, azalmayan mücadelesi, organize tebliğ ve eğitim biçimi ve muhteşem bir ahlaki model olması ile dikkat çekmektedir. Diğer peygamberlerden Nuh peygamber mesajı aktarmada sabırlı, kibar, topluma çok yakın ve bir o kadar da dirençlidir. Süleyman peygamber eğitimde farklı olarak görselliği, adalet ve gücü kullanmıştır. İsa peygamber İsrailoğullarına gelen mesajlar sürecinde biraz da sertleşen mesajı yumuşatan, şefkatli, mesajı delilleri ile anlatan, görselliği eğitimde sık kullanan peygamberlerden birisidir (Âl-i İmran 49,50). Hazret-i Zekeriya, eğitimde duygusal zekâyı kullanan, kişiliği ve duruşu ile özellikle inanan toplumun (İsrailoğulları) eğitiminde rol alan örneklerdendir. Yusuf peygamber, anlatımından ziyade hayatı öğretmen olan bir peygamberdir (Yusuf Sûresi).
    Sonuç olarak peygamberler; insanlığın eğitiminde, bu uzun süreç boyunca bize bir yol haritası ve kılavuz oldular. Eğitimde tüm varlıklarını kullandılar. Müjdeleme ve uyarıyı ana ilke edindiler. Gönderildikleri toplumun içinden, onlarla ortak alanı paylaşan, saygılı, şefkatli, önyargısız, affedici, seven, tepkilere karşı sabırlı, örnek kişilikli, eğitimde tüm yöntemleri kullanan, fedakâr, etkileyici ve tutarlı tavırları ile mesajı asırlar boyunca hiç eksiltmeden ve eklemeden tüm insanlığa taşıyan öğretmenlerimizdir. Onların varisleri olan bizlerin de toplum ile iletişim kazaları ve faciaları yaşamamak için, peygamberlerin farklı eğitim modellerini kullanmamız gereklidir.
    Kaynakça
    1. İSLAMOĞLU, Mustafa, Hayat Kitabı Kur’an, Gerekçeli Meal-Tefsir, İstanbul, 2008.
    2. APUHAN, Recep Şükrü, Etkili Öğretmenin Temel Davranışları, İstanbul, 2002.
    3. Dİ, Kamp, (Ter. Fatma Akbaş), Mükemmel Eğitimci, Eğitimde NLP’yi Uygulamak, İstanbul, 2004.
    4. ÖZBEK, Abdullah, Bir Eğitimci Olarak Hazreti Muhammed, İstanbul, 1991.

    İdris ŞAHİN





+ Yorum Gönder