Konusunu Oylayın.: Neden Müslüman kadınlar türban taşıyor?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Neden Müslüman kadınlar türban taşıyor?
  1. 14.Temmuz.2010, 01:36
    1
    Misafir

    Neden Müslüman kadınlar türban taşıyor?






    Neden Müslüman kadınlar türban taşıyor? Mumsema ben yurt disinda yasiyorum ve burda en cok sorulan soru neden müslüman kadinlar türban tasiyor lütfen onlari tatmin edecek bir cevap veririmisiniz
    hayirli günler


  2. 14.Temmuz.2010, 01:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    ben yurt disinda yasiyorum ve burda en cok sorulan soru neden müslüman kadinlar türban tasiyor lütfen onlari tatmin edecek bir cevap veririmisiniz
    hayirli günler


    Benzer Konular

    - Neden müslüman kadınlar örtünüyor?

    - Ünlü Müslüman Kadınlar

    - İslamla şereflenen ilk Müslüman Kadınlar

    - Ahzap suresi 35. ayet: Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taa

    - İslamla Şereflenen ilk Müslüman Kadınlar

  3. 14.Temmuz.2010, 23:34
    2
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: yurt disinda yasiyorum ve burda en cok sorulan soru neden müslüman kadinlar türban tasiyor?




    Örtünme Allah’ın emridir

    Başörtüsünün hükmü nedir? Başı açık gezmek insanı nasıl bir tehlikeye götürür?

    Bu hususta Kur’an-ı Kerimde iki ayet mevcuttur. Bu ayetlerde Cenab-ı Hak gayet açık bir şekilde mealen şöyle buyurmaktadır:

    “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.”(1)

    “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar, zinetlerini açmasınlar, bunlardan görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler.”(2)
    Ayetlerde mü’min kadınların nasıl örtünecekleri, hangi yerlerini açabilecekleri açıkça belirtilmiyor. Fakat şu mealdeki hadis-i şerif ayetleri tefsir ediyor. Peygamberimiz (a.s.m.) baldızı Hz. Esma’ya hitaben, “Ey Esma! Bir kadın adet görmeye başlayınca el ve yüzünden başka yerini yabancılara göstermesi caiz değildir.”(3)

    Demek ki, büluğ çağına gelmiş olan Müslüman bir hanımın başını kapatması hem Allah’ın hem de Peygamberin emridir. Yani yüz kısmı açık kalacak şekilde başın kalan kısmını, boyun ve göğüsleri örtmek farz-ı ayndır. Açmak ise bir farzın terki sayıldığından haramdır. Allah ve Resulünün emrini dinlemediği için günahkar olmakta büyük bir mes’uliyet altına girer. Günahkar olan kimse, bu günahından kurtulmak için tevbe istiğfar eder, Allah’tan affını diler.

    Ve bir günah işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı anarak günahlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günahta bile bile ısrar etmemiş olanlar. İşte onların mükafatı, Rablerinden bir mağfiret ve ağaçları altında ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükafatı ne güzeldir.”(4)
    Demek ki, bir tevbenin kabul olması, bir günahın affa liyakat kazanması için hiçbir mazeret yokken o günahta ısrar edilmemesi şartı aranmaktadır.

    Bu husustaki bir hadisin meali şöyle:

    Mü’min bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer o günahtan el çeker, Allah’tan günahının affını dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eğer günaha devam ederse, o siyahlık artar. İşte Kur’anda geçen ‘günahın kalbi kaplaması’ bu manadadır.”(5)
    Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır” sözü mühim bir gerçeği dile getiriyor. Şöyle ki, bir günahı işlemeye devam eden insan zamanla o günaha alışır, terk edemez bir hale gelir. Bu alışkanlık onu gün geçtikçe daha büyük manevi tehlikelere sürükler. Günahın uhrevi bir cezasının olmayacağına inanmaya, hatta Cehennemin bile olmaması gerektiğine kadar gider. (6)

    Böyle bir tehlikeye maruz kalmamak ve şeytanın telkinlerine kanmamak için bir an önce tövbeyi icap ettirecek günahı terk ederek insanın kendine çeki düzen vermesi gerekir.

    1) Ahzah Suresi, 59,
    2) Nur Suresi, 31,
    3) Ebu Davut, Libas 33,
    4) Al-i İmran Suresi, 135-136,
    5) İbn-i Mace Zühd 29,
    6) Lem'alar s7, Mesnev-i Nuriye s115.


  4. 14.Temmuz.2010, 23:34
    2
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙



    Örtünme Allah’ın emridir

    Başörtüsünün hükmü nedir? Başı açık gezmek insanı nasıl bir tehlikeye götürür?

    Bu hususta Kur’an-ı Kerimde iki ayet mevcuttur. Bu ayetlerde Cenab-ı Hak gayet açık bir şekilde mealen şöyle buyurmaktadır:

    “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.”(1)

    “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar, zinetlerini açmasınlar, bunlardan görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler.”(2)
    Ayetlerde mü’min kadınların nasıl örtünecekleri, hangi yerlerini açabilecekleri açıkça belirtilmiyor. Fakat şu mealdeki hadis-i şerif ayetleri tefsir ediyor. Peygamberimiz (a.s.m.) baldızı Hz. Esma’ya hitaben, “Ey Esma! Bir kadın adet görmeye başlayınca el ve yüzünden başka yerini yabancılara göstermesi caiz değildir.”(3)

    Demek ki, büluğ çağına gelmiş olan Müslüman bir hanımın başını kapatması hem Allah’ın hem de Peygamberin emridir. Yani yüz kısmı açık kalacak şekilde başın kalan kısmını, boyun ve göğüsleri örtmek farz-ı ayndır. Açmak ise bir farzın terki sayıldığından haramdır. Allah ve Resulünün emrini dinlemediği için günahkar olmakta büyük bir mes’uliyet altına girer. Günahkar olan kimse, bu günahından kurtulmak için tevbe istiğfar eder, Allah’tan affını diler.

    Ve bir günah işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı anarak günahlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günahta bile bile ısrar etmemiş olanlar. İşte onların mükafatı, Rablerinden bir mağfiret ve ağaçları altında ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükafatı ne güzeldir.”(4)
    Demek ki, bir tevbenin kabul olması, bir günahın affa liyakat kazanması için hiçbir mazeret yokken o günahta ısrar edilmemesi şartı aranmaktadır.

    Bu husustaki bir hadisin meali şöyle:

    Mü’min bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer o günahtan el çeker, Allah’tan günahının affını dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eğer günaha devam ederse, o siyahlık artar. İşte Kur’anda geçen ‘günahın kalbi kaplaması’ bu manadadır.”(5)
    Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır” sözü mühim bir gerçeği dile getiriyor. Şöyle ki, bir günahı işlemeye devam eden insan zamanla o günaha alışır, terk edemez bir hale gelir. Bu alışkanlık onu gün geçtikçe daha büyük manevi tehlikelere sürükler. Günahın uhrevi bir cezasının olmayacağına inanmaya, hatta Cehennemin bile olmaması gerektiğine kadar gider. (6)

    Böyle bir tehlikeye maruz kalmamak ve şeytanın telkinlerine kanmamak için bir an önce tövbeyi icap ettirecek günahı terk ederek insanın kendine çeki düzen vermesi gerekir.

    1) Ahzah Suresi, 59,
    2) Nur Suresi, 31,
    3) Ebu Davut, Libas 33,
    4) Al-i İmran Suresi, 135-136,
    5) İbn-i Mace Zühd 29,
    6) Lem'alar s7, Mesnev-i Nuriye s115.


  5. 14.Temmuz.2010, 23:36
    3
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: yurt disinda yasiyorum ve burda en cok sorulan soru neden müslüman kadinlar türban tasiyor?

    İslam’ın öngördüğü bir örtünme şekli var mı? Örtünmenin gayesi nedir? Takva elbisesi ne demektir? Bu zamanda tesettür olur mu?

    Örtünme yaratılışın gereğidir

    Örtünme, insanı zinaya götüren yolları kesen en önemli etkenlerden birisidir Örtünme fıtridir, yaratılışın gereğidir Bakınız Bediüzzaman Hazretleri bu meseleyi mealen nasıl izah ediyor:

    Örtünme, kadınlar için gayet tabiidir ve fıtratları bunu gerektirir Çünkü kadınların kendilerini sevdirmeye, nefret ettirmemeye ve aşağılanmaya maruz kalmamaya karşı tabii bir meyilleri vardır Sonra kadınların % 60-70’i ihtiyarlık ve çirkinlik gibi sebeplerden dolayı kendisini herkese göstermek istemez Veya kıskançlık sebebi ile kendinden daha güzellere nispetle çirkin düşmemek ister Tecavüz ve suçlamalardan korktuğundan, saldırıya maruz kalmamak ve kocası nazarında hainlikle suçlanmamak için fıtraten örtünmek isterler

    Malumdur ki, insan sevmediği kimselerin bakışından sıkılır, rahatsız olur Hem ahlaken bozulmamış güzel bir kadın nazik ve hadiselerden çabucak etkilendiğinden bakışlardan elbette sıkılır, hatta bu dikkatli bakışlardan “Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp rahatsız ediyorlar” diye şikâyette bulunan pek çok hanım vardır

    Demek ki, medeniyetin örtünmeye karşı çıkması, bir manada kadınlık âlemine ait tabii ve fıtri kanunlara karşı çıkmasıdır Halbuki Kur’an örtünmeyi emretmekle birer şefkat âbidesi, sonsuz ve kıymetli bir hayat arkadaşı olabilecek kadınları küçük düşürmekten, aşağılanmaktan, esirlik ve sefillikten kurtarıyor

    Hem kadınlarda yabancı erkeklere karşı fıtraten bir çekingenlik vardır Çekingenlik ise örtünmeyi gerektiriyor Ayrıca kadının tabiatı örtünme ile yabancı erkeklerin şehevi arzularını açmamayı ve tecavüze meydan vermemeyi emreder Bu gibi kötü düşüncelere dur diyecek aşırılıklara set çekecek olan şey, kadının kalesi hükmündeki tesettürüdür

    Günümüzde kadının içinde bulunduğu içler acısı durum, gençlerimizin içine düşmüş olduğu ahlaki bunalım ve bu durumun meydana getirmiş olduğu pek fena yan tesirler, tesettür aleyhinde olanların, örtünme emrine “esirliktir” diyenlerin yüzüne karşı şamar gibi iniyor

    Kadın ve erkek arasındaki gayet şiddetli olan muhabbet ve alaka sadece dünyaya ait bir ihtiyaçtan dolayı kaynaklanmaz Bir kadın kocasına yalnız dünya hayatına mahsus bir hayat arkadaşı değildir Ebedi hayatta da kadın yine kocasına ebedi bir hayat arkadaşı olacaktır

    Öyleyse kadının ileride kendisine ebedi bir arkadaş olarak kalmaya devam edecek kocasından başkasına ilgi, alaka ve samimiyet duymaması, kocasından başkasının bakışlarını kendi güzelliğine çekmemesi, kocasını bu hususta darıltmaması ve kıskandırmaması gerekmektedir

    Çünkü mü’min bir kocanın, kendisinde bulunan iman sebebi ile hanımıyla olan alakası yalnız dünya hayatına ve güzellik vaktine mahsus değil ve geçici bir sevgi de değildir Bu alaka kadının ahirette kocasına ebedi bir hayat arkadaşı olması yönü ile esaslı ve ciddi bir sevgi, bir hürmetle alakalıdır Hem yalnız gençlik ve güzellik vaktinde değil, belki ihtiyarlık ve çirkinlik zamanında dahi o ciddi sevgi ve hürmeti taşır Elbette buna karşılık kadının da kendi güzelliklerini kocasının nazarına has kılması ve sevgisini sadece ona göstermesi insanlık gereğidir

    Bir ailenin mutluluğu bey ve hanımın birbirine emniyet duyması, samimi bir hürmet ve sevgi göstermesi ile meydana gelir Tesettürsüzlük ve açık saçıklık ise bu emniyeti bozar, karşılıklı hürmet ve sevgiyi de kırar

    Neslin çoğalması herkesçe istenen bir şeydir Hiçbir millet ve idare bunun aksini savunmamıştır Peygamber Efendimiz, “Evlenin, çoğalın Ben kıyamette sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim” (İbn Mace, Nikâh 1) buyurmuştur Halbuki açık saçıklık evlenmeyi çoğaltmıyor, azaltıyor (Bugün için bazı Avrupa ülkelerinde evlenme primleri verilerek evlilik müessesesinin diriltilmesine çalışıldığı bir gerçektir)

    Üstelik memleketimiz Avrupa’ya kıyas edilemez Çünkü Avrupa ülkeleri soğuk tabiatlı yerlerdir Asya âlem-i İslam kıtası ise ona nispeten sıcak memleketlerdir Bilindiği gibi çevrenin insan ahlakı üzerinde tesiri vardır Hassas ve alıngan mizaçlı olan sıcak ülke insanlarının şehevi hislerini de devamlı tahrik edecek olan açık saçıklık elbette pek çok suiistimale, israflara ve neslin zayıflığına sebeptir Bir ayda veya yirmi günde olabilecek fıtri ihtiyaca karşılık her birkaç günde kendini israfa mecbur zanneder O zaman her ayda on beş gün kadar hayız gibi arızalar münasebeti ile kadına yaklaşmamaya mecbur olduğundan nefsine mağlup ise fuhşiyata da meyleder (Lem’alar, 24 Lem’a, s 318-323)

    İslam’ın öngördüğü bir örtünme şekli var mı?

    İslam’da şekil itibariyle sabit bir kıyafet tarzı olduğu söylenemez Ne Peygamber Efendimiz, ne de Sahabe-i Kiram için hususi bir kıyafet şekli yoktur Zaten İslamiyet gibi bütün insanlığı kuşatan evrensel bir dini bağlayıcı kıyafetler içinde değerlendirmek onun evrenselliğine terstir İnsanlığın İftihar Tablosu’nun hayatı boyunca giyim kuşamına bakınca tek tip bir kıyafetle karşılaşmayız Allah Resulü, bazen peştamal, bazen urba, bazen güzel bir entari giyerdi

    Abdullah b Cabir şöyle demektedir: “Vallahi ay ışığında üzerinde bir entariyle, gömleğiyle Allah Resulü’nü gördüm Bir kimse üzerindeki giysiyle ancak bu kadar güzel olabilirdi” Bir başka sahabi ise bir gün Allah Resulü’nün sırtında gördüğü güzel bir gömleği ister Allah Resulü de çıkarıp kendisine hediye eder

    Onun hayatında bir kıyafet standardına, böyle bir telkine rastlamak mümkün değildir Toplumda genelde kabul edilen kıyafet tarzı neyse Allah Resulü aynısını veya bir benzerini giyerdi Bazen bunu da değiştirerek ve geliştirerek giyerdi Bugün giyilen siyah cübbelerin Hz Peygamber’e dayandırılması da doğru değildir Allah Resulü genelde göz alıcı beyaz giyerdi Beyaz, kırmızı, bazen de yeşil giydiği olurdu

    Kostümün şekline ve rengine takılıp kalınmamalıdır Bunlar tartışma konusu haline getirilerek asla ihtilafa sebebiyet verilmemelidir İşte ecdadımız Osmanlılar, İslam’ı almış ve onu kültürümüzle kaynaştırmışlardır Kılık-kıyafeti ile değil, alması gerekenleri almış, Kayı boyu kendi ülkesinde ne giyiniyorsa onu da devam ettirmiş ve zamanla geliştirmiştir Pişdonları ve cepkenleriyle ihtişam dönemlerimize ait kıyafetimizle, deriden yapılmış kostümlerimizle de uzun zaman Avrupa’da örnek alınmıştır

    Örtünme Allah’ın emridir

    Cahiliye devrinde başını örten kadınlar, başörtülerini enselerine bağlar veya arkalarına salıverirlerdi Allah Teala, Nur Suresi’nin 30-31 ayet-i kerimeleriyle İslam’dan önceki bu âdeti kesinlikle yasaklayarak mü’min kadınların –kendiliğinden görünen hariç– ziynetlerini, ziynet yerlerini açmamalarını ve başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir

    Hz Aişe, “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye, Yüce Allah, ‘Mü’min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar’ ayetini indirince, onlar eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örttüler” (Buhari, Tefsir-u Süreti’n-Nur 13; Ebu Davud, Libas 33) der

    Bu ayet-i kerime nazil olunca, ensar ve muhacir kadınların, eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örtmeye acele etmeleri, Hz Aişe’nın ablası Hz Esma’nın, ince bir elbise ile Hz Peygamber’in huzuruna çıktığı zaman, Efendimizin, “Ergenlik çağına gelen bir kadının elleri ve yüzü dışında kalan yerlerini göstermesinin caiz olmadığını” (Ebu Davud Libas, 32) bildirmesi kadınların yukarıda sayılan ziynet yerlerini örtmekle yükümlü olduklarına işaret etmektedir

    Yine Hz Peygamber’in, bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, ergenlik çağına gelince yüzü ve şuraya kadar elleri hariç, herhangi bir yerini açması caiz değildir” (Ebu Davud, Libas 33) buyurması, söz konusu ayetteki emirlerin bağlayıcı olduğuna delildir

    Burada bir de Allah Resulü’nün “Kâsiyâtün âriyâtün” ifadesiyle anlattığı “örtülü açıklar” üzerinde bir iki cümleyle duralım Bir hanımın giyinip örtünmesinden maksat, bedenindeki cazibesini gizlemesi, bakanları tahrik etmemesidir Efendimizin bu ifadelerinden anlaşıldığına göre giyilen şey içini göstermeyecek şekilde kalın olmalı, aynı zamanda vücudun hatlarını da belli etmemeli

    Örtünmenin gayesi nedir?

    Dinimizin emrettiği örtünmeden maksat, kadının ziynetini ve ziynet yerlerini eşi veya mahremi olmayan erkeklere göstermemesi ve yabancı erkekler tarafından görülmesine meydan vermemesidir Bu itibarla örtünün; saçın, ten renginin veya ziynetlerin görünmesine engel olacak kalınlıkta, vücut hatlarını göstermeyecek nitelikte olması gerekir Bu konuda, yukarıda meali zikredilen hadis-i şerifler dışında, daha pek çok hadis-i şerif bulunmaktadır (Müslim, Libas 34, Cennet 13; Müsned, 2/356)

    Ahzap Suresi’nin 60 ayetinde de “Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: (Evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar” buyurulmaktadır

    Bu ayette Müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafetiyle sokağa çıkmamaları emredilmektedir Nur Suresi’nin 60 ayetinde ise, yaşlanmış kadınların, 31 ayette örtülmesi emredilen ziynet ve ziynet yerlerini örtmek kaydı ile (manto, pardösü, çarşaf gibi) dış elbiselerini üstlerine almadan dışarı çıkabilecekleri belirtilerek şöyle buyrulmaktadır:

    “Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların ziynetlerini, (yabancı erkeklere) göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında, kendilerine bir vebal yoktur Yine de dış elbiseli olmaları, kendileri için hayırlıdır Allah işitendir, bilendir”

    Sonuç olarak, kadınların, vücudun el, yüz ve ayakları dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlilik caiz olan erkekler yanında, vücut hatlarını ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise (örtü) ile örtmeleri, başörtülerini, saçlarını, başlarını, boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmaları, dinimizin, kitap, sünnet ve İslam âlimlerinin ittifakı ile sabit olan kesin emridir Müslümanların bu emirlere uymaları dinî bir vecibedir

    “En güzel elbise, takva elbisesidir”

    Rabbimiz bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Ey Âdem’in evlatları! Bakın size edep yerlerinizi örteceğiniz giysi, süsleneceğiniz elbise indirdik Fakat unutmayın ki en güzel elbise, takva elbisesidir İşte bunlar Allah’ın ayetlerindendir Olur ki insanlar düşünür de ders alırlar” (Araf, 7/26)

    Elbiseden de önemli olan, takva duygusu ve hayâ hissidir Örtülmesi gereken yerleri örtmek, namusu korumanın ilk şartıdır Allah’ın hikmeti, diğer pek çok canlı varlığın yapısına, hayâ ve örtünme duygusu koymayıp sağlam, güzel ve doğal bir elbise vermiştir

    Sadece hayâ duygusu verdiği insanı çıplak yaratmıştır Böylece insan, hem örtünme emrini tutmanın sevabına ermekte, hem de dünyadaki halifelik görevini ispatlamaktadır Çünkü bütün yeryüzüne yayılan hayvan ve bitkilerden ve diğer maddelerden elde ettiği giyecekleri yapıp giymekle, bütün yaratıklar üzerindeki tasarruf ve yönetme gücünü, halifeliğinin tezahürlerinden birini göstermektedir

    Örtünme bütün varlıklar içinde yalnızca insana mahsus bir özelliktir Çıplaklık, insanlığın her döneminde, vicdan ve sağduyu tarafından daima hayâsızlık ve arsızlık olarak nitelendirilmiştir

    Dinimizin örtünme emri, insanın ruh sağlığını, fıtri (yaratılıştan olan) yapı ve onurunu, toplumun genel ahlakını koruma, insanlar ve cinsler arası ilişkilerde dengeyi gözetme, ayrıca insanın haysiyetine yaraşır bir cinsi hayat ve aile hayatı kurma gibi amaçlara yöneliktir Örtünme çizgilerinin kadın ile erkek için farklı hükümlere bağlı olması, bu iki cinsin yaratılışlarındaki farklı özellikler gözetilerek yapılmış bir ayırımdır

    Peki başörtüsü takmayan iffetsiz midir? Şüphesiz başını örtmeyen kadınlarımıza iffetsiz demek mümkün değildir Ayrıca her başını örten kadına da iffetli demek isabetli olmayabilir Başını örten ve örtmeyen kadınlar arasında namuslu ve iffetli olanlar bulunduğu gibi, namus ve iffetten yoksun olanlar da bulunabilir

    Ancak meseleye İslam ahlakı ve ahkâmı açısından bakarsak, hüküm bir ölçüde değişmektedir İslam, kadın ve erkeğin vücudunda bazı yerlerin avret olduğunu, bunların yabancılara (namahrem olanlara) gösterilmemesi gerektiğini bildirmiş, insanların gözleri ve elleri ile de zina yapabileceklerine işaret etmiştir (Buhari, İstizan 12; Müslim, Kader 20)

    Toplum içinde kadının ve erkeğin avret yerlerine şehvetle bakacak insanlar her zaman ve her yerde bulunabileceğine göre, bunu bilen bir Müslüman’ın avret yerlerini açarak dışarı çıkması, İslami namus ve iffet kavramını zedeleyen bir davranış olmaktadır Başörtüsü de kadının avret yerlerinden olan başını ve boynunu kapatan bir örtü olduğuna göre mesele bu şekilde değerlendirilmelidir (Hayrettin Karaman)

    Bu zamanda tesettür olur mu?

    Zannediyorum bu soru değişik mekânlarda sizin de kulağınıza gelmiştir Bir belediye otobüsü içindeydim Tam önümde iki yaşlı insan oturuyordu Aralarında konuşuyorlardı Bu sırada otobüse iki başörtülü genç kız bindi Yer olmadığı için ön tarafta ayakta dikiliyordu Önümde oturan yaşlı hanım, yanındaki kişiye koluyla dürterek “Şunları görüyor musun?” dedi Kadın, “Evet, görüyorum ve çok üzülüyorum Yazık bu gençlere Hadi eskiden başımızı örtüyorduk Ama şimdi modern çağdayız Hiç bu asırda böyle kılık kıyafet olur mu? Bu çağ dışılıkla bir adım ileri gidemeyiz” diye cevap verdi

    Maalesef ülkemizde böyle düşünen insanlar da var Öncelikle şunu ifade edelim ki tesettürün, zamanla hiçbir alakası yoktur İnsan farklı ve acayip kılık-kıyafete girebilir, ama kafası çalışabilir Mesela Almanya’da bir dönemde kadın-erkek herkes başlarına kalpak giyiyorlardı Başına kalpak giyen Alman aptallaşmamış, sanayisi ve tekniğiyle üstün gelmiştir Düne kadar Avrupa başını kapatıyordu Onların başlarını kapatmaları, gelişmelerine mani olmamıştır Bu meselenin devirle hiç ilgisi yoktur

    Bu meseleyi medeniyetle telif etmek de mümkün değil “Medeni insan açık gezer” sözü çok anlamsız Medeniyet, eski devirlere nispeten onlardan, onların tarz-ı hayatından uzak olmak ise, vahşet devri, açıklık saçıklık olarak İslam’ın gelmesiyle terk edilmiştir İslam gelmiş, tesettürü emretmiştir Tesettür, cazip hale getirilmiş, mükemmelleştirilmiş, olgunlaştırılmış ve kadının sevdiği bir kıyafet haline getirilmiştir

    Dolayısıyla medeniyet, çok eski devirlere ait şeyleri yaşamamak ise, bugünkü çırılçıplaklık, İslam’dan evvel Cahiliye devrinde yaşanan şeylerdi Çırılçıplak, açık saçık dolaşmak şayet medeniyet ise, ormanlarda yamyamlar, tamtamlar göğüslerini de açarak gezmektedirler

    Kadının kılık kıyafetine şiddetle reaksiyon gösterenler neyi savunuyorlar? Niçin bu konuda ısrar ediyorlar? Bunu anlamak mümkün değil Zannediyoruz ki bu düşünce sahipleri, başkaları hakkında bir hüküm olarak savurdukları yobazlık içinde kendileri bocalamaktadırlar Yobazlık, delilsiz, mesnetsiz bir kısım iddialara kalkışmak demektir Mü’minin iddia ettiği şeylerde, delili çok kuvvetlidir

    (Bkz Gençliğin Cinsellik İmtihanı, M Ali Seyhan, NESİL YAYINLARI)

    SİE


  6. 14.Temmuz.2010, 23:36
    3
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙
    İslam’ın öngördüğü bir örtünme şekli var mı? Örtünmenin gayesi nedir? Takva elbisesi ne demektir? Bu zamanda tesettür olur mu?

    Örtünme yaratılışın gereğidir

    Örtünme, insanı zinaya götüren yolları kesen en önemli etkenlerden birisidir Örtünme fıtridir, yaratılışın gereğidir Bakınız Bediüzzaman Hazretleri bu meseleyi mealen nasıl izah ediyor:

    Örtünme, kadınlar için gayet tabiidir ve fıtratları bunu gerektirir Çünkü kadınların kendilerini sevdirmeye, nefret ettirmemeye ve aşağılanmaya maruz kalmamaya karşı tabii bir meyilleri vardır Sonra kadınların % 60-70’i ihtiyarlık ve çirkinlik gibi sebeplerden dolayı kendisini herkese göstermek istemez Veya kıskançlık sebebi ile kendinden daha güzellere nispetle çirkin düşmemek ister Tecavüz ve suçlamalardan korktuğundan, saldırıya maruz kalmamak ve kocası nazarında hainlikle suçlanmamak için fıtraten örtünmek isterler

    Malumdur ki, insan sevmediği kimselerin bakışından sıkılır, rahatsız olur Hem ahlaken bozulmamış güzel bir kadın nazik ve hadiselerden çabucak etkilendiğinden bakışlardan elbette sıkılır, hatta bu dikkatli bakışlardan “Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp rahatsız ediyorlar” diye şikâyette bulunan pek çok hanım vardır

    Demek ki, medeniyetin örtünmeye karşı çıkması, bir manada kadınlık âlemine ait tabii ve fıtri kanunlara karşı çıkmasıdır Halbuki Kur’an örtünmeyi emretmekle birer şefkat âbidesi, sonsuz ve kıymetli bir hayat arkadaşı olabilecek kadınları küçük düşürmekten, aşağılanmaktan, esirlik ve sefillikten kurtarıyor

    Hem kadınlarda yabancı erkeklere karşı fıtraten bir çekingenlik vardır Çekingenlik ise örtünmeyi gerektiriyor Ayrıca kadının tabiatı örtünme ile yabancı erkeklerin şehevi arzularını açmamayı ve tecavüze meydan vermemeyi emreder Bu gibi kötü düşüncelere dur diyecek aşırılıklara set çekecek olan şey, kadının kalesi hükmündeki tesettürüdür

    Günümüzde kadının içinde bulunduğu içler acısı durum, gençlerimizin içine düşmüş olduğu ahlaki bunalım ve bu durumun meydana getirmiş olduğu pek fena yan tesirler, tesettür aleyhinde olanların, örtünme emrine “esirliktir” diyenlerin yüzüne karşı şamar gibi iniyor

    Kadın ve erkek arasındaki gayet şiddetli olan muhabbet ve alaka sadece dünyaya ait bir ihtiyaçtan dolayı kaynaklanmaz Bir kadın kocasına yalnız dünya hayatına mahsus bir hayat arkadaşı değildir Ebedi hayatta da kadın yine kocasına ebedi bir hayat arkadaşı olacaktır

    Öyleyse kadının ileride kendisine ebedi bir arkadaş olarak kalmaya devam edecek kocasından başkasına ilgi, alaka ve samimiyet duymaması, kocasından başkasının bakışlarını kendi güzelliğine çekmemesi, kocasını bu hususta darıltmaması ve kıskandırmaması gerekmektedir

    Çünkü mü’min bir kocanın, kendisinde bulunan iman sebebi ile hanımıyla olan alakası yalnız dünya hayatına ve güzellik vaktine mahsus değil ve geçici bir sevgi de değildir Bu alaka kadının ahirette kocasına ebedi bir hayat arkadaşı olması yönü ile esaslı ve ciddi bir sevgi, bir hürmetle alakalıdır Hem yalnız gençlik ve güzellik vaktinde değil, belki ihtiyarlık ve çirkinlik zamanında dahi o ciddi sevgi ve hürmeti taşır Elbette buna karşılık kadının da kendi güzelliklerini kocasının nazarına has kılması ve sevgisini sadece ona göstermesi insanlık gereğidir

    Bir ailenin mutluluğu bey ve hanımın birbirine emniyet duyması, samimi bir hürmet ve sevgi göstermesi ile meydana gelir Tesettürsüzlük ve açık saçıklık ise bu emniyeti bozar, karşılıklı hürmet ve sevgiyi de kırar

    Neslin çoğalması herkesçe istenen bir şeydir Hiçbir millet ve idare bunun aksini savunmamıştır Peygamber Efendimiz, “Evlenin, çoğalın Ben kıyamette sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim” (İbn Mace, Nikâh 1) buyurmuştur Halbuki açık saçıklık evlenmeyi çoğaltmıyor, azaltıyor (Bugün için bazı Avrupa ülkelerinde evlenme primleri verilerek evlilik müessesesinin diriltilmesine çalışıldığı bir gerçektir)

    Üstelik memleketimiz Avrupa’ya kıyas edilemez Çünkü Avrupa ülkeleri soğuk tabiatlı yerlerdir Asya âlem-i İslam kıtası ise ona nispeten sıcak memleketlerdir Bilindiği gibi çevrenin insan ahlakı üzerinde tesiri vardır Hassas ve alıngan mizaçlı olan sıcak ülke insanlarının şehevi hislerini de devamlı tahrik edecek olan açık saçıklık elbette pek çok suiistimale, israflara ve neslin zayıflığına sebeptir Bir ayda veya yirmi günde olabilecek fıtri ihtiyaca karşılık her birkaç günde kendini israfa mecbur zanneder O zaman her ayda on beş gün kadar hayız gibi arızalar münasebeti ile kadına yaklaşmamaya mecbur olduğundan nefsine mağlup ise fuhşiyata da meyleder (Lem’alar, 24 Lem’a, s 318-323)

    İslam’ın öngördüğü bir örtünme şekli var mı?

    İslam’da şekil itibariyle sabit bir kıyafet tarzı olduğu söylenemez Ne Peygamber Efendimiz, ne de Sahabe-i Kiram için hususi bir kıyafet şekli yoktur Zaten İslamiyet gibi bütün insanlığı kuşatan evrensel bir dini bağlayıcı kıyafetler içinde değerlendirmek onun evrenselliğine terstir İnsanlığın İftihar Tablosu’nun hayatı boyunca giyim kuşamına bakınca tek tip bir kıyafetle karşılaşmayız Allah Resulü, bazen peştamal, bazen urba, bazen güzel bir entari giyerdi

    Abdullah b Cabir şöyle demektedir: “Vallahi ay ışığında üzerinde bir entariyle, gömleğiyle Allah Resulü’nü gördüm Bir kimse üzerindeki giysiyle ancak bu kadar güzel olabilirdi” Bir başka sahabi ise bir gün Allah Resulü’nün sırtında gördüğü güzel bir gömleği ister Allah Resulü de çıkarıp kendisine hediye eder

    Onun hayatında bir kıyafet standardına, böyle bir telkine rastlamak mümkün değildir Toplumda genelde kabul edilen kıyafet tarzı neyse Allah Resulü aynısını veya bir benzerini giyerdi Bazen bunu da değiştirerek ve geliştirerek giyerdi Bugün giyilen siyah cübbelerin Hz Peygamber’e dayandırılması da doğru değildir Allah Resulü genelde göz alıcı beyaz giyerdi Beyaz, kırmızı, bazen de yeşil giydiği olurdu

    Kostümün şekline ve rengine takılıp kalınmamalıdır Bunlar tartışma konusu haline getirilerek asla ihtilafa sebebiyet verilmemelidir İşte ecdadımız Osmanlılar, İslam’ı almış ve onu kültürümüzle kaynaştırmışlardır Kılık-kıyafeti ile değil, alması gerekenleri almış, Kayı boyu kendi ülkesinde ne giyiniyorsa onu da devam ettirmiş ve zamanla geliştirmiştir Pişdonları ve cepkenleriyle ihtişam dönemlerimize ait kıyafetimizle, deriden yapılmış kostümlerimizle de uzun zaman Avrupa’da örnek alınmıştır

    Örtünme Allah’ın emridir

    Cahiliye devrinde başını örten kadınlar, başörtülerini enselerine bağlar veya arkalarına salıverirlerdi Allah Teala, Nur Suresi’nin 30-31 ayet-i kerimeleriyle İslam’dan önceki bu âdeti kesinlikle yasaklayarak mü’min kadınların –kendiliğinden görünen hariç– ziynetlerini, ziynet yerlerini açmamalarını ve başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir

    Hz Aişe, “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye, Yüce Allah, ‘Mü’min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar’ ayetini indirince, onlar eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örttüler” (Buhari, Tefsir-u Süreti’n-Nur 13; Ebu Davud, Libas 33) der

    Bu ayet-i kerime nazil olunca, ensar ve muhacir kadınların, eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örtmeye acele etmeleri, Hz Aişe’nın ablası Hz Esma’nın, ince bir elbise ile Hz Peygamber’in huzuruna çıktığı zaman, Efendimizin, “Ergenlik çağına gelen bir kadının elleri ve yüzü dışında kalan yerlerini göstermesinin caiz olmadığını” (Ebu Davud Libas, 32) bildirmesi kadınların yukarıda sayılan ziynet yerlerini örtmekle yükümlü olduklarına işaret etmektedir

    Yine Hz Peygamber’in, bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, ergenlik çağına gelince yüzü ve şuraya kadar elleri hariç, herhangi bir yerini açması caiz değildir” (Ebu Davud, Libas 33) buyurması, söz konusu ayetteki emirlerin bağlayıcı olduğuna delildir

    Burada bir de Allah Resulü’nün “Kâsiyâtün âriyâtün” ifadesiyle anlattığı “örtülü açıklar” üzerinde bir iki cümleyle duralım Bir hanımın giyinip örtünmesinden maksat, bedenindeki cazibesini gizlemesi, bakanları tahrik etmemesidir Efendimizin bu ifadelerinden anlaşıldığına göre giyilen şey içini göstermeyecek şekilde kalın olmalı, aynı zamanda vücudun hatlarını da belli etmemeli

    Örtünmenin gayesi nedir?

    Dinimizin emrettiği örtünmeden maksat, kadının ziynetini ve ziynet yerlerini eşi veya mahremi olmayan erkeklere göstermemesi ve yabancı erkekler tarafından görülmesine meydan vermemesidir Bu itibarla örtünün; saçın, ten renginin veya ziynetlerin görünmesine engel olacak kalınlıkta, vücut hatlarını göstermeyecek nitelikte olması gerekir Bu konuda, yukarıda meali zikredilen hadis-i şerifler dışında, daha pek çok hadis-i şerif bulunmaktadır (Müslim, Libas 34, Cennet 13; Müsned, 2/356)

    Ahzap Suresi’nin 60 ayetinde de “Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: (Evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar” buyurulmaktadır

    Bu ayette Müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafetiyle sokağa çıkmamaları emredilmektedir Nur Suresi’nin 60 ayetinde ise, yaşlanmış kadınların, 31 ayette örtülmesi emredilen ziynet ve ziynet yerlerini örtmek kaydı ile (manto, pardösü, çarşaf gibi) dış elbiselerini üstlerine almadan dışarı çıkabilecekleri belirtilerek şöyle buyrulmaktadır:

    “Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların ziynetlerini, (yabancı erkeklere) göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında, kendilerine bir vebal yoktur Yine de dış elbiseli olmaları, kendileri için hayırlıdır Allah işitendir, bilendir”

    Sonuç olarak, kadınların, vücudun el, yüz ve ayakları dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlilik caiz olan erkekler yanında, vücut hatlarını ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise (örtü) ile örtmeleri, başörtülerini, saçlarını, başlarını, boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmaları, dinimizin, kitap, sünnet ve İslam âlimlerinin ittifakı ile sabit olan kesin emridir Müslümanların bu emirlere uymaları dinî bir vecibedir

    “En güzel elbise, takva elbisesidir”

    Rabbimiz bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Ey Âdem’in evlatları! Bakın size edep yerlerinizi örteceğiniz giysi, süsleneceğiniz elbise indirdik Fakat unutmayın ki en güzel elbise, takva elbisesidir İşte bunlar Allah’ın ayetlerindendir Olur ki insanlar düşünür de ders alırlar” (Araf, 7/26)

    Elbiseden de önemli olan, takva duygusu ve hayâ hissidir Örtülmesi gereken yerleri örtmek, namusu korumanın ilk şartıdır Allah’ın hikmeti, diğer pek çok canlı varlığın yapısına, hayâ ve örtünme duygusu koymayıp sağlam, güzel ve doğal bir elbise vermiştir

    Sadece hayâ duygusu verdiği insanı çıplak yaratmıştır Böylece insan, hem örtünme emrini tutmanın sevabına ermekte, hem de dünyadaki halifelik görevini ispatlamaktadır Çünkü bütün yeryüzüne yayılan hayvan ve bitkilerden ve diğer maddelerden elde ettiği giyecekleri yapıp giymekle, bütün yaratıklar üzerindeki tasarruf ve yönetme gücünü, halifeliğinin tezahürlerinden birini göstermektedir

    Örtünme bütün varlıklar içinde yalnızca insana mahsus bir özelliktir Çıplaklık, insanlığın her döneminde, vicdan ve sağduyu tarafından daima hayâsızlık ve arsızlık olarak nitelendirilmiştir

    Dinimizin örtünme emri, insanın ruh sağlığını, fıtri (yaratılıştan olan) yapı ve onurunu, toplumun genel ahlakını koruma, insanlar ve cinsler arası ilişkilerde dengeyi gözetme, ayrıca insanın haysiyetine yaraşır bir cinsi hayat ve aile hayatı kurma gibi amaçlara yöneliktir Örtünme çizgilerinin kadın ile erkek için farklı hükümlere bağlı olması, bu iki cinsin yaratılışlarındaki farklı özellikler gözetilerek yapılmış bir ayırımdır

    Peki başörtüsü takmayan iffetsiz midir? Şüphesiz başını örtmeyen kadınlarımıza iffetsiz demek mümkün değildir Ayrıca her başını örten kadına da iffetli demek isabetli olmayabilir Başını örten ve örtmeyen kadınlar arasında namuslu ve iffetli olanlar bulunduğu gibi, namus ve iffetten yoksun olanlar da bulunabilir

    Ancak meseleye İslam ahlakı ve ahkâmı açısından bakarsak, hüküm bir ölçüde değişmektedir İslam, kadın ve erkeğin vücudunda bazı yerlerin avret olduğunu, bunların yabancılara (namahrem olanlara) gösterilmemesi gerektiğini bildirmiş, insanların gözleri ve elleri ile de zina yapabileceklerine işaret etmiştir (Buhari, İstizan 12; Müslim, Kader 20)

    Toplum içinde kadının ve erkeğin avret yerlerine şehvetle bakacak insanlar her zaman ve her yerde bulunabileceğine göre, bunu bilen bir Müslüman’ın avret yerlerini açarak dışarı çıkması, İslami namus ve iffet kavramını zedeleyen bir davranış olmaktadır Başörtüsü de kadının avret yerlerinden olan başını ve boynunu kapatan bir örtü olduğuna göre mesele bu şekilde değerlendirilmelidir (Hayrettin Karaman)

    Bu zamanda tesettür olur mu?

    Zannediyorum bu soru değişik mekânlarda sizin de kulağınıza gelmiştir Bir belediye otobüsü içindeydim Tam önümde iki yaşlı insan oturuyordu Aralarında konuşuyorlardı Bu sırada otobüse iki başörtülü genç kız bindi Yer olmadığı için ön tarafta ayakta dikiliyordu Önümde oturan yaşlı hanım, yanındaki kişiye koluyla dürterek “Şunları görüyor musun?” dedi Kadın, “Evet, görüyorum ve çok üzülüyorum Yazık bu gençlere Hadi eskiden başımızı örtüyorduk Ama şimdi modern çağdayız Hiç bu asırda böyle kılık kıyafet olur mu? Bu çağ dışılıkla bir adım ileri gidemeyiz” diye cevap verdi

    Maalesef ülkemizde böyle düşünen insanlar da var Öncelikle şunu ifade edelim ki tesettürün, zamanla hiçbir alakası yoktur İnsan farklı ve acayip kılık-kıyafete girebilir, ama kafası çalışabilir Mesela Almanya’da bir dönemde kadın-erkek herkes başlarına kalpak giyiyorlardı Başına kalpak giyen Alman aptallaşmamış, sanayisi ve tekniğiyle üstün gelmiştir Düne kadar Avrupa başını kapatıyordu Onların başlarını kapatmaları, gelişmelerine mani olmamıştır Bu meselenin devirle hiç ilgisi yoktur

    Bu meseleyi medeniyetle telif etmek de mümkün değil “Medeni insan açık gezer” sözü çok anlamsız Medeniyet, eski devirlere nispeten onlardan, onların tarz-ı hayatından uzak olmak ise, vahşet devri, açıklık saçıklık olarak İslam’ın gelmesiyle terk edilmiştir İslam gelmiş, tesettürü emretmiştir Tesettür, cazip hale getirilmiş, mükemmelleştirilmiş, olgunlaştırılmış ve kadının sevdiği bir kıyafet haline getirilmiştir

    Dolayısıyla medeniyet, çok eski devirlere ait şeyleri yaşamamak ise, bugünkü çırılçıplaklık, İslam’dan evvel Cahiliye devrinde yaşanan şeylerdi Çırılçıplak, açık saçık dolaşmak şayet medeniyet ise, ormanlarda yamyamlar, tamtamlar göğüslerini de açarak gezmektedirler

    Kadının kılık kıyafetine şiddetle reaksiyon gösterenler neyi savunuyorlar? Niçin bu konuda ısrar ediyorlar? Bunu anlamak mümkün değil Zannediyoruz ki bu düşünce sahipleri, başkaları hakkında bir hüküm olarak savurdukları yobazlık içinde kendileri bocalamaktadırlar Yobazlık, delilsiz, mesnetsiz bir kısım iddialara kalkışmak demektir Mü’minin iddia ettiği şeylerde, delili çok kuvvetlidir

    (Bkz Gençliğin Cinsellik İmtihanı, M Ali Seyhan, NESİL YAYINLARI)

    SİE


  7. 15.Temmuz.2010, 00:42
    4
    DZALBAY
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Temmuz.2008
    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 2,274
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 38
    Yaş: 61

    --->: yurt disinda yasiyorum ve burda en cok sorulan soru neden müslüman kadinlar türban tasiyor?

    Detaylı ve yararlı açıklamalar için Rabbim CC razı olsun.Her şeyi anlatıyor...Yeter ki,anlamak isteyelim...


  8. 15.Temmuz.2010, 00:42
    4
    Seyirci Üye
    Detaylı ve yararlı açıklamalar için Rabbim CC razı olsun.Her şeyi anlatıyor...Yeter ki,anlamak isteyelim...





+ Yorum Gönder