+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... SonuncuSonuncu
Soru - Cevap İslamiyet ve İman soru ve cevapları Kategorisinden Büyü nasıl anlaşılır, büyüden kurtulmak için ne yapmalıdır? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Engin
    Devamlı Üye
    Reklam

    Büyü nasıl anlaşılır, büyüden kurtulmak için ne yapmalıdır?

    Reklam





    Büyü nasıl anlaşılır, büyüden kurtulmak için ne yapmalıdır? Mumsema Bu konuda olur olmaz herkese müracaat etmek doğru olmaz. İlmine ve takvasına güvenilen ve hiç bir maddi menfaat beklemeden Allah rızası için isanlara yardım eden ilim sahibi kişilerin tavsiyelerine göre de hareket edilebilir. Durum psikolojik bir rahatsızlıkta olabilir. Önecelikle dindar bir psikoloğa müracaat etmeyi tavsiye ederiz. Eğer büyü yapıldığı tesbit edilirse okunması gereken bazı sure ve dualar vardır. Bunları okumaya devam etmek faydalı olur.

    Kişinin Allah'a sığınması, iman ve ibadet konusundaki titizliği ile, büyünün tesir etmesinde etkili olan şeytanın insana yaptığı telkinlere kulak asmaması, şeytanın insanlar üzerindeki etkisini azaltır ve büyünün tesirinden de korunmuş olur. Çünkü şeytanın yaptığı, sadece telkin yoluyla korkutmak, şüpheye düşürmek, vesvese vermekten ve temelsiz kuruntulardan, neticesi olmayan vaatlerden başka bir şey değildir. Nitekim, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle denir: "(Şeytan) onlara söz verir ve onları ümitlendirir; halbuki şeytanın onlara söz vermesi, aldatmacadan başka bir şey değildir." (Nisa suresi, 120)

    Ayette geçen "ümitlendirme" ve "söz verme", bilindiği gibi geneldir. Ancak konumuzla ilgili olması da söz konusudur. Çünkü insan, pek çok şey umar. Hatta kendini umduğu şeylere, yani beklenti ve ümitlerine öylesine kaptırır ki, bazen kendi kendisini bile büyüler ve olmasını istediği şeyler için büyücülere gider. Bu da, yanlış olduğunu bile bile bu yola gitmesi ve şeytanın bu konuda kendisine teminat vermesiyle olur. Bu, genellikle haramlarda olur. Yani bir bakıma insan kendisinde büyü olduğunu, birilerinin bu işle ilgilendiğini düşünerek, hastalığı davet eder. Oysa, gerçek öyle olmayabilir.

    Nitekim ayetlerde, "İman edip yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde şeytanın bir hakimiyeti olmayacağı"ndan, "Ancak onu dost edinip Allah'a ortak koşanlar üzerinde hakimiyet kurabileceğinden söz edilir. (Nahl suresi, 99-100) Hakimiyet kurma konusunda insanın, inanmanın yanı sıra ihlaslı olması da söz konusudur. Şeytanın, ihlaslı kimseler üzerinde bir hakimiyeti söz konusu olamayacağı, bu kimseleri Allah'ın koruyacağı belirtiliyor. Ancak "İhlassız ve tevekkülsüz kimselerden gücünün yettiklerini kandıracağı, davetiyle şaşırtacağı; süvarileri ve yayaları ile onları yaygaraya boğup; mallarına, evlâtlarına ortak olabileceği, kendilerine vaatlerde bulunarak aldatabileceği" konusunda şeytana izin verilmiştir. (İsra suresi, 63-65) Bu da, yaşamakta olduğumuz hayatın bir imtihan olmasından kaynaklanmaktadır. Yoksa tam bir yetki değildir. Zaten şeytan, insana boş kuruntulardan başka bir şey telkin etmez.

    Açıkça anlaşılan odur ki, şeytanın, etkisi altına alıp rahatsız ettiği kimseler, onun kendisine sokulmasına zemin hazırlayan ve bu işe meydan veren kimselerdir. Zira şeytanın, Allah'ın halis kulları üzerinde kesin bir etkisi yoktur. Bunu yapmaya çalışsa bile onlar, dua ve ibadetlerle, Allah'ın kitabını okumakla bu işin üstesinden gelirler. Zaten büyü ve büyücülük yapanlar hakkında indirilen ayetin sonunda da ", Ama onlar, Allah'ın izni olmadan, büyü ile hiç kimseye zarar veremez." (Bakara suresi, 102) buyurulmaktadır.

    Büyünün hakikat olduğu kabul edilince, herkese tesir etmesi de tartışılmaz. Ancak daha fazla tesir ettiği kimseler de mevcuttur. Bunlar da şeytanın vesvese ve evhamlarına önem veren ve bu tür şeylere açık olan kimselerdir. Böyle kimseler, daha çok kendi kendilerini bir saat gibi kurup hasta eder. Çünkü şeytan, insana sadece vesvese verir ve yanlışı doğru olarak göstermek ister. Aslında hiç de önemli olmayan ses veya görüntüleri kendince değişik şekillere ve seslere benzetenler evhamlı, itikadı zayıf, ibadeti ve zikri olmayan, Allah'a olan görevleri konusunda gevşek davranan ve ibadetlerini ihmal eden kimselerdir. Nitekim, ayette, bu hususlara işaret edilmektedir. (Hac suresi, 52-55)

    Bütün bu saydıklarımızın dışında, büyünün tesir ettiği takva sahibi kimseler de yok değildir. Ancak, yüce Allah'a teslimiyet gösterilip tevekkül edildiği ve tam anlamıyla sığınıldığı, günlük evrad-ü ezkarlar okunduğu, günlük ibadetlere titizlikle devam edildiği, her gün birkaç sayfa Kur'ân-ı Kerim ve Kur'ân-ı Kerim'de Hz. Peygamber'in (a.s.m.) okunmasını tavsiye buyurduğu sure ve dualar okunduğu takdirde büyünün tesiri önlenebilir. Çünkü kötü niyetli kimseler büyü yapsalar bile, herkesin ve her şeyin üstünde mutlak güç ve kuvvet sahibi Allah vardır ki, O'nun gücü dünyanın bütün sihirbazlarının ve kendilerine yardımcı olan cinlerin ve şeytanların gücünden üstündür. Zira, kendisinde güç bulunduğunu iddia edenleri de yaratan Allah'tır. O dilemezse hiç bir şey olmaz. Nitekim, Hz. Peygambere yapılan büyü konusunda Cenab-ı Hak (c.c.) "Felâk" ve "Nas" surelerini indirip bunlarla dua edip kendisine sığınmasını istemiştir. Hz. Peygamber de öyle yaparak şifa bulmuştur. Böylece Peygamberimiz, büyücülerin gayretlerini neticesiz bırakmış ve arzularını kursaklarına tıkamıştır.

    Nitekim, "Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler." (A'raf suresi, 201) Ayette işaret edildiği gibi, şeytani bir etki altına giren kimsenin ilk yapacağı şey, Allah'a sığınmak olmalıdır. Allah'ın emrettiği hususlar kısaca, kişinin helâl ve haramları gözetmesi, dua ve ibadetlerine dikkat etmesi, maddî ve manevî olarak temiz, duygu ve düşünceler içerisinde, halis bir niyetle Allah'a müteveccih olmasıdır. Zira şeytan, kıyamet günü vaatlerinin birer aldatmaca, gerçek gibi gösterdiği şeylerin birer kuru yalandan başka bir şey olmadığını söyleyip işin içerisinden çıkacak ve büyücülerin ve peşinden gidenlerin hepsini yüzüstü bırakacaktır. (İbrahim suresi, 14:22)

    Bakara Sûresi'nin 102. ayetinden de anlaşılan odur ki, sihirlerin en büyük tesiri, ruhlar üzerindedir; fikirleri bozar, kalpleri çeler, ahlâkı perişan eder, toplumların altını üstüne getirir. Şu halde, 'sihrin aslı yoktur' diye aldanmamalıdır. Ve böyle sihirbazlardan sakınmalıdır.

    Bununla beraber bunları yapanlar, Allah'ın izni olmadıkça kimseye bir zarar veremez. Çünkü gerçek tesir ne sihirde, ne sihirbazda, ne tabiatta, ne ruhta, ne yerde, ne gökte, ne şeytanda, ne de melektedir. Hakiki müessir, ancak ve ancak Allah'tır. Fayda ve zarar denilen şey de ancak O'nun izni ile meydana gelir. O halde, her şeyden önce Allah'tan korkmalı ve Allah'a sığınmalıdır ve bunlara karşı koymak için de Allah'ın kitabına sarılmalıdır.

    NÂS SURESİ'NİN KARANLIK GÜÇLERE VE BÜYÜYE KARŞI OKUNMASI

    "De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
    İnsanların hükümdarına, insanların ilahına,
    O sinsi vesvesecilerin şerrinden.
    O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.
    Gerek cinlerden, gerek insanlardan." (Nas suresi, 1-6.)

    Gerek görünüp bilinen, gerekse görünüp bilinmeyen gizli düşmanlarımıza karşı okunan ve kendisiyle Allah'a sığınılan dua makamında bulunan ve "Muavvizat" denilen, Kur'ân-ı Kerim'in son üç suresi, yani "İhlas, Felâk ve Nas" sureleri, her derde deva niteliğindedir ve (deyim yerindeyse) bu üç sure, "Kur'ân eczanesinin aspirinleri"dir. Bu sebeple, bunlarla Allah'a sığınmalı ve gecenin karanlığından, şeytanların, cinlerin, büyücülerin, vesvesecilerin şerrinden bunlarla korunmalıdır.

    Malumdur ki, büyünün tesir etmesi, kişinin içinde bulunduğu psikolojik durumlarla, karamsarlık, evham ve şüphelerle de yakından ilgilidir. Felâk ve Nas Sûresi'nde ise bu noktalara işaretle, normal durumlarda olduğu gibi, insanın başına böyle bir hal geldiğinde de yine sadece Allah'a sığınması istenmektedir. Nitekim, Kur'ân-ı Kerimde, "Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar" buyuruluyor. (En'am suresi, 112.)

    Mealini verdiğimiz, bu ayete göre; insanın her türlü tehlikeye açık olduğu, cinlerden ve insanlardan olan düşmanlarının gerek muhatap olduğu yaldızlı ve sihirli sözlerle, gerekse kitaplara dökülen ve asıl niyetlerinin ne olduğu bilinmeyen kurgu dolu yazılarla rahatça kandırılabileceğini görmekteyiz. Bütün bunlara karşı da, dinlediği kimseyi Allah adına dinlemesi ve işine O'nun adıyla, "Euzü-Besmele" ile başlaması gerekliğini, okuduğu kitapları da hak namına okuyup, hakikate dair mesajlar almak kaydıyla ve yine "Euzü-Besmele" çekerek okuması gerektiğini anlıyoruz. Çünkü şeytan, Allah namına başlanılıp bitirilen işlerde çok rahat parmak oynatamaz. Büyücülerin ve insanı kandırmak amacı güden bir kısım edebiyatçı ve felsefecinin kötü niyetleri de ancak bu yolla akim kalır. Yoksa bunların bu yollarla insanları aldatması, okuyucularını veya dinleyicilerini konunun ritmine kaptırıp büyülemeleri mümkündür. Zaten sapıtanların çoğu da böyle saptırılmaktadır. İşte, buna binaen, bu üç surede, önce İhlas Sûresi ile "Tevhid İnancı" telkin edilerek başlanması, Felâk ve Nâs Sûresi ile de Allah'a sığınılması istenmektedir.

    Nitekim, Yazır, bu sureyi genişçe tefsir etmiş ve bu surenin tefsirini yaparken Kurtubi'nin Ebu Zer'den naklettiği ilginç bir hadis-i şerifi de nakletmiştir. Ki, bu hadiste Hz. Peygamber (a.s.m.), "insan şeytanlarına" dikkat çekerek; "Sen insan şeytanından Allah'a sığındın mı?" (Hak Dini Kuran Dili, X. 191 ) buyurmuştur.

    Kısacası, günlük hayatımızda dua ve ibadetlerimize dikkat eder, dualarla Allah'a sığınır ve gerektiği gibi yakın olursak, O’nun himayesine girer, büyüden ve büyüyü uygulayabilecek büyücülerden, habis ruhlardan korunmuş oluruz.

    Bu çalışmayı yaptığım sırada, daha önceleri de merak ettiğim bir medyumla tanıştım. Arkadaşlarımın da ısrarıyla, bana bir bakmasını istemiştim. Suya baktı, cinlerini çağırdı ve onlara, bende büyü olup olmadığını sordu. Sonra, birkaç defa bir suya bir de bana baktı ve "Ne ile korunuyorsun?" diye sordu. Ben de "Nasıl yani?" diye karşılık verince, merakla, "Her gün ne okuyorsun?" dedi. Bunun üzerine, "Ne oldu ki?" deyince, bana, "Size pek çok kere büyü yapılmış ama tutturamamışlar. Eğer bunları özel bir dua ile korunmayan, normal bir insana yapmış olsalardı, şimdiye çoktan işi biterdi!" dedi. Ben de her gün mutlaka "Cevşen'ül-Kebir" okuduğumu ve namazlardan sonra da sünnete uygun dua ve tesbihatlarımı yaptığımı söyledim.

    Bu durumda, tedavi olmak için, habis ruhlarla ilişki kurup yanlış işler de yaptığını bildiğimiz büyücüler yerine, doktorlara ve tıbba müracaat etmek gerekir. Dua ile yapılacak tedavilerde de, Resulullah'ın (a.s.m.) tavsiye ettiği dualara, ayrıca, Kur'ân'dan örneklerini verdiğimiz dualara başvurmak gerekir. Efendimizin (a.s.m.) kendisinin de yaptığı, Hz. Âişe'den (r.a.) rivayet edilen şu tavsiyeye uymak da en doğru davranış olur; "Hz. Peygamber (a.s.m.), yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Muavvizeteyn'i ( Felak ve Nas sureleri) ve Kul Hüvallahu Ehad'i okur, ellerini, yüzüne ve vücuduna sürer, bunu da üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman, aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi." (Buhari, Fedail-ul Kur’an, 14, Tıbb,39)

    Hz. Peygamber (a.s.m.), hastaları, tedavi etmek için büyücülere göndermemiştir. Ya tıbba havale edip hekimlere göndermiş, ya da Kur'ân ve Sünnet eczahanesine göndermiştir. Böylece evrensel şifalardan faydalanmasını istemiştir. Hem zaten Yüce Allah, Kur'ân'ın, müminler için bir —rahmet ve bir şifa olduğunu bildirmiş (İsra Suresi,82), manevi dertlerimiz için başvuru kaynağı olarak da Kur'ân'ı göstermiştir.

    Arif ARSLAN, Büyü Fal Ve Kehanet






  2. irem naz
    Devamlı Üye

    --->: Büyü nasıl anlaşılır, büyüden kurtulmak için ne yapmalıdır?


    Reklam


    islamı tam anlamıyla yaşarsak hiç bir şey zarar veremez
    Allah razı olsun

  3. mazi
    Üye
    inançlı fakat çok yaşamayan bir arkadaş evinde büyü bulmuş ,bizden yardım istedi ,ona ne tavsiye edelim ,bezin içine diklmiş katlanmış ot kumaş vs bu yakılsa olurmu
    yazı güzel teşekkür ederiz fakat ne yazıkki islamı yaşayan insan az ve böyle sorunlar çıkabiliyor yardım ederseniz teşekkür ederiz

  4. meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙
    Allah celle celaluhu razı olsun

  5. imamhatipli42
    Moderatör
    Maalesef günümüzde en çok rastlanan bir sorundur bu. Medyumlar, cinci hocalar efendi babalar vb. bu işten fevkalade para kazanıyorlar. İnsanların eğitimsiz olmasından faydalanıp rant elde etmeye çalışıyorlar. İnsanlar Kur'ana ve sünnete uygun yaşasa hiçbir sorun kalmaz. Etrafımızdaki birçok insan geliyor bildiğin bir hoca var mı. Genellikle de yeni evli çiftler. Hayırdır dediğimizde hanıma büyü yapmışlar bana soğuk davranıyor. Ben de (özür dileyerek söylüyorum) kardeş sen onun hem kocası hem hocası ol bildiğin duaları oku diyorum ne diyelim başka. Evet insanın yeni evlendiği sıralarda gaflette olduğu anlar çoktur ama dikkat edilirse Allah (cc)nün izni ile hiçbirşey olmaz.

  6. halil akyaz
    Üye
    ben yeni bir dostum
    bir yanlışlığın olmasın . bizim bildiğimiz dost . anlaşılır olur.

  7. Desert Rose
    Silent and lonely rains
    Halil abisi daha çok küçük 13 yaşında baksana oyun yapıyor aklısıra belliki canı sıkılmış
    ya bu form üyeliklerinde yaş sınırlaması yok herhalde yaşı çok küçüklerin kaydı sakıncalı değilmi diye düşünüyorum hani bazen okadar çok saçmalayan üyeler oluyorki bu çocukların kafaları karışabilir

  8. barış89
    Üye
    slm benim şöyle bi sorunum var.benim kız arkadaşıma büyü yapılmış adıda bağlama büyüsü. ben bunu bi şekilde öğrendim. ve kız sürekli içimde bi şeytan var bana hükmediyor diyor. bu kız benim namusum falan diil yani kolundan tutup bilgili bir hocaya götüremiyorum karşısına geçip sure okuyamıyorum. aileside bu konuda bana yanaşmıyo naapıcaamı bilmiyorum. bana öle bi yardım gerekki önce allahtan sora sizden yardıma ihtiyacım var. kız her geçen gün çürüyor.

  9. İslam
    Kur'an Hadimi
    Büyü nasıl anlaşılır, büyüden kurtulmak için ne yapmalıdır?
    Allah razı olsun
    slm benim şöyle bi sorunum var.benim kız arkadaşıma büyü yapılmış adıda bağlama büyüsü. ben bunu bi şekilde öğrendim. ve kız sürekli içimde bi şeytan var bana hükmediyor diyor. bu kız benim namusum falan diil yani kolundan tutup bilgili bir hocaya götüremiyorum karşısına geçip sure okuyamıyorum. aileside bu konuda bana yanaşmıyo naapıcaamı bilmiyorum. bana öle bi yardım gerekki önce allahtan sora sizden yardıma ihtiyacım var. kız her geçen gün çürüyor.
    felak ve nas sürelerini okusun. yada ayetelküsi ayetini

  10. Berât1
    ÖZLENEN GÜN GELECEKTİR
    Bu durumda, tedavi olmak için, habis ruhlarla ilişki kurup yanlış işler de yaptığını bildiğimiz büyücüler yerine, doktorlara ve tıbba müracaat etmek gerekir. Dua ile yapılacak tedavilerde de, Resulullah'ın (a.s.m.) tavsiye ettiği dualara, ayrıca, Kur'ân'dan örneklerini verdiğimiz dualara başvurmak gerekir. Efendimizin (a.s.m.) kendisinin de yaptığı, Hz. Âişe'den (r.a.) rivayet edilen şu tavsiyeye uymak da en doğru davranış olur; "Hz. Peygamber (a.s.m.), yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Muavvizeteyn'i ( Felak ve Nas sureleri) ve Kul Hüvallahu Ehad'i okur, ellerini, yüzüne ve vücuduna sürer, bunu da üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman, aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi." (Buhari, Fedail-ul Kur’an, 14, Tıbb,39)
    Allah(c.c.) görünen grünmeyen ve bilinen bilinmeye tüm şerlerden Allah(c.c.) sığınıyorum

  11. Güler Gökgöz
    Üye
    Selamun Aleykum,
    ben ve esim dinimize bagli, namazimizda niyazimizda, onbes senelik evli, dörtk kiz cocugu olan aslinda mutlu bir ciftiz. Fakat su son bir sene icerisinde esim babasini kaybettikten sonra ve ayni sene (yaz 2009) kayinvalide yine bana yapacagini yaptiktan sonra esim cok degisti. Annesinin eziyetlerine artik tahammülüm kalmamisti, bende gerekeni yaptim. Bu yazda yine benim yapmadigim bir seyi zanda bulunarak benim yaptigimi düsünerek kardesine, kizlarina daha sonrada esime anlatmis. Benim en son haberim oldu, esim söyledi.
    Cok basit bir sey olmasina ragmen esim buna inandi. Su an bana inanmasina ragmen bana karsi cok sogut davraniyor, annesini tercih ediyor, sürekli kavga ediyoruz,vs. Aslinda ayetlerdede söylendigi gibi inancli insanlara büyü tehsir etmez ama ben yinede kayinvalidem tarafindan aramiza sogukluk sokmak icin büyü yaptigini düsünüyorum. Cünkü her konuda hakli olmama ragmen, ayetlerle hadislerle ispat etmeme ragmen esimin cevabi olabilirden fazlasi olmuyor. Büyü olup olmadigini nasil anlaya bilirim?


    Tesekkürler

  12. saliha82
    Üye

    Reklam


    İki aylık evliyim. Dinimizde de büyünün var olduğu söylendiği için büyüye inanıyorum. Çocukluğumda da evimizde bir sürü muska, değişik nesneler ve yağlar bulup bu tür kötülüklerle mücadele için çokça uğraştığımızdan oldukça tedirgin yaşarım bu konuda..
    Kayınvalidem (normalde anne derim sadece burda kendi annemle karışmasın diye kayınvalidem diye yazıyorum) iyi bir insan fakat ne yapsam yemek olsun, ev işi olsun, dolap yerleştirmesi gibi basit şeyler olsun yaranamıyorum. İlla kendi düzenini benim evimde de istiyor. Oğlunu kıskanıyor, bazen beni yalancı çıkarmaya çalışıyor, onlara gidip evimize geldikten sonra eşimle aramızda kavgalar çıkıyor vs..
    Eşim iş seyahatinde olduğu için 2 gündür onlarda kalıyordum. Bugün sabah evlerinden ayrılırken atkıma bakıp "ip varsa versene" dedi sonra kendisi aldı ve atkımın üzerindeki güllerden bir tüy yumağı kopardı "bu bana lazım birşeye bakacağım" dedi ve Kur'an-ı Kerim okumaya başladı bende birşey soramadan ordan çıktım, kendi evime geldim. Sabahtan beri kafamın içinde aynı düşünce ne yapmak istiyor, ne düşünüyor, neden bana birşey açıklamadı, benim giydiğim bir giysiden aldığı parçayla ne yapacak. Kendisi Umreye gidip gelmiş ve namazında niyazında Kur'an-ı Kerim okuyan bir kadın.
    Kafayı yemek üzereyim nolur bir fikir verin.

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... SonuncuSonuncu
büyüden kurtulmak,  büyüden kurtulma,  büyüden kurtulmak için,  büyü nasıl anlaşılır büyüden kurtulmak,  büyüden kurtulmak için dua,  büyüden kurtulma duası,  büyüden korunmak için