Konusunu Oylayın.: Firavun ve adamlarına verilen ceza hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Firavun ve adamlarına verilen ceza hakkında bilgi
  1. 02.Mart.2013, 02:42
    1
    Misafir

    Firavun ve adamlarına verilen ceza hakkında bilgi






    Firavun ve adamlarına verilen ceza hakkında bilgi Mumsema Firavun ve adamlarına verilen ceza hakkında bilgi veriniz


  2. 02.Mart.2013, 02:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 07.Mart.2013, 13:30
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Firavun ve adamlarına verilen ceza hakkında bilgi




    Firavun ve Adamlarının Suda Boğulmaları

    Kuran'da, denizin yarılması olayının önemli noktaları anlatılır. Buna göre, Hz. Musa kendisine itaat eden İsrailoğullarını yanına alarak Mısır'dan ayrılmak üzere yola çıkmıştır. Ancak Firavun kendi izni olmadan yapılan bu çıkışı hazmedemez. "O ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla" (Yunus Suresi, 90) müminlerin peşlerine düşerler. Deniz kıyısına geldiklerinde Firavun ve ordusu onlara yetişir. İsrailoğulları'ndan bazıları bunu görünce Hz. Musa'ya isyan etmeye başlarlar. Tevrat'a göre Hz. Musa'ya "bizi niçin yurdumuzdan çıkardın, orada köleydik ancak yaşıyorduk, şimdi ise öleceğiz" derler. Gösterdikleri bu zaafiyet, Kuran'da da şöyle ifade edilmiştir:

    İki topluluk birbirlerini gördükleri zaman Musa'nın adamları: 'Gerçekten yakalandık' dediler. (Şuara Suresi, 61)

    Aslında İsrailoğulları'nın gösterdiği bu tevekkülsüz tavır ne ilkti ne de son olacaktı. Daha önce de kavmi Hz. Musa'ya şöyle yakınmıştı:
    Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık. (Araf Suresi, 129)

    Kavmindeki bu tevekkülsüzlüğe karşılık, Hz. Musa Allah'a karşı son derece büyük bir güven duygusu içerisindeydi. Hakkıyla Allah'a güvenmekteydi. Mücadelesinin en başından beri Allah, yardımının onunla olacağını bildirmişti:
    Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim, işitiyorum ve görüyorum. (Taha Suresi, 46)

    Firavun'un büyücüleriyle ilk karşılaştığında Hz. Musa "kendi içinde bir tür korku" duymuştu. (Taha Suresi, 67) Bunun üzerine Allah ona korkmamasını ve muhakkak üstün geleceğini ilham etmişti. (Taha Suresi, 68) Sonuçta, kendi kavminden insanlar yakalanmış olmaktan korkarlarken Hz. Musa şöyle demişti:
    Hayır... Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir, bana yol gösterecektir. (Şuara Suresi, 62)

    Allah Hz. Musa'ya asasını denize vurmasını vahyetti. Bunun üzerine "deniz hemencecik yarıldı ve her parçası kocaman bir dağ gibi oldu." (Şuara Suresi, 63) Bu durumda, Firavun'un böyle bir mucizenin gerçekleştiğini gördüğü anda ortada bir olağanüstülük olduğunu, İlahi bir müdahale ile karşı karşıya bulunduğunu anlaması gerekirdi. Deniz, Firavun'un öldürmeye çalıştığı insanların önünde açılarak onlara yol veriyordu. Üstelik onlar geçtikten sonra suların kapanmayacağından emin olunamazdı. Ancak buna rağmen İsrailoğulları'nın ardından suya girdiler. Büyük bir ihtimalle, Firavun ve ordusu, içinde bulundukları azgınlık ve düşmanlık sebebiyle sağlıklı düşünebilme yeteneğinden yoksun kaldılar ve bu durumun mucizevi niteliğini kavrayamadılar.
    Firavun'un son anlarını Allah, Kuran'da şöyle bildirir:
    Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları'nın kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi. (Yunus Suresi, 90)

    Burada Hz. Musa'nın bir mucizesini daha görmek mümkündür. Bunun için şu ayeti hatırlayalım:
    Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler. (Yunus Suresi, 88)

    Bu ayetten anlaşılmaktadır ki, Hz. Musa, Firavun'un acı azap kendisine gelince iman edeceğini önceden haber vermişti. Nitekim sular yükseldiğinde Firavun gerçekten de iman ettiğini söylemeye başladı. Ancak bu davranışın samimiyetsizliği, sahtekarlığı çok açıktı. Firavun kendisini ölümden kurtarabilmek için böyle demişti.

    Sonuç olarak Firavun'un son anda iman etmesi, bağışlanma dilemesi Allah tarafından kabul edilmemiş, Firavun ve ordusu sular altında kalarak ölmekten kurtulamamışlardır:
    Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 91-92)



    Yandaki resim Firavun II. Ramses'in mezarından çıkarılan mumyasıdır. Tarihsel kaynakların çoğunluğu bu Firavun'un Kuran'da bahsedilen Firavun olduğunu göstermektedir. Peki Kuran'a göre boğularak ölen Firavun'un mumyası nasıl olup da bir mezarda bulunmuştur? Büyük bir ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavun'un cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak önceden yapılmış olan mezarına götürülmüştür.

    Dikkat edilirse, Firavun'un yanı sıra askerleri de azaptan paylarına düşeni almışlardır. Firavun ordusunun da Firavun gibi "azgın ve düşman" (Yunus Suresi, 90) oldukları, "bir yanılgı içinde" (Kasas Suresi, 8) oldukları, "zulmettikleri" (Kasas Suresi, 40), "yeryüzünde haksız yere büyüklendikleri ve gerçekten Allah'a döndürülmeyeceklerini sandıkları" (Kasas Suresi, 39) için Allah'ın azabı onlar için de hak olmuştu. Böylece Allah hem Firavun'u hem de tüm ordusunu yakalayıp suda boğmuştu. (Kasas Suresi, 40)

    Allah onlardan intikam almış ve ayetleri yalanlamaları ve bunlardan habersizmiş gibi davranmaları nedeniyle onları suda boğmuştu. (Araf Suresi, 136)

    Firavun'un bu dehşetli ölümünün ardından olanları da Allah Kuran'da şöyle açıklamıştır:
    Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğulları'na olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). (Araf Suresi, 137)



  4. 07.Mart.2013, 13:30
    2
    Moderatör



    Firavun ve Adamlarının Suda Boğulmaları

    Kuran'da, denizin yarılması olayının önemli noktaları anlatılır. Buna göre, Hz. Musa kendisine itaat eden İsrailoğullarını yanına alarak Mısır'dan ayrılmak üzere yola çıkmıştır. Ancak Firavun kendi izni olmadan yapılan bu çıkışı hazmedemez. "O ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla" (Yunus Suresi, 90) müminlerin peşlerine düşerler. Deniz kıyısına geldiklerinde Firavun ve ordusu onlara yetişir. İsrailoğulları'ndan bazıları bunu görünce Hz. Musa'ya isyan etmeye başlarlar. Tevrat'a göre Hz. Musa'ya "bizi niçin yurdumuzdan çıkardın, orada köleydik ancak yaşıyorduk, şimdi ise öleceğiz" derler. Gösterdikleri bu zaafiyet, Kuran'da da şöyle ifade edilmiştir:

    İki topluluk birbirlerini gördükleri zaman Musa'nın adamları: 'Gerçekten yakalandık' dediler. (Şuara Suresi, 61)

    Aslında İsrailoğulları'nın gösterdiği bu tevekkülsüz tavır ne ilkti ne de son olacaktı. Daha önce de kavmi Hz. Musa'ya şöyle yakınmıştı:
    Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık. (Araf Suresi, 129)

    Kavmindeki bu tevekkülsüzlüğe karşılık, Hz. Musa Allah'a karşı son derece büyük bir güven duygusu içerisindeydi. Hakkıyla Allah'a güvenmekteydi. Mücadelesinin en başından beri Allah, yardımının onunla olacağını bildirmişti:
    Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim, işitiyorum ve görüyorum. (Taha Suresi, 46)

    Firavun'un büyücüleriyle ilk karşılaştığında Hz. Musa "kendi içinde bir tür korku" duymuştu. (Taha Suresi, 67) Bunun üzerine Allah ona korkmamasını ve muhakkak üstün geleceğini ilham etmişti. (Taha Suresi, 68) Sonuçta, kendi kavminden insanlar yakalanmış olmaktan korkarlarken Hz. Musa şöyle demişti:
    Hayır... Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir, bana yol gösterecektir. (Şuara Suresi, 62)

    Allah Hz. Musa'ya asasını denize vurmasını vahyetti. Bunun üzerine "deniz hemencecik yarıldı ve her parçası kocaman bir dağ gibi oldu." (Şuara Suresi, 63) Bu durumda, Firavun'un böyle bir mucizenin gerçekleştiğini gördüğü anda ortada bir olağanüstülük olduğunu, İlahi bir müdahale ile karşı karşıya bulunduğunu anlaması gerekirdi. Deniz, Firavun'un öldürmeye çalıştığı insanların önünde açılarak onlara yol veriyordu. Üstelik onlar geçtikten sonra suların kapanmayacağından emin olunamazdı. Ancak buna rağmen İsrailoğulları'nın ardından suya girdiler. Büyük bir ihtimalle, Firavun ve ordusu, içinde bulundukları azgınlık ve düşmanlık sebebiyle sağlıklı düşünebilme yeteneğinden yoksun kaldılar ve bu durumun mucizevi niteliğini kavrayamadılar.
    Firavun'un son anlarını Allah, Kuran'da şöyle bildirir:
    Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları'nın kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi. (Yunus Suresi, 90)

    Burada Hz. Musa'nın bir mucizesini daha görmek mümkündür. Bunun için şu ayeti hatırlayalım:
    Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler. (Yunus Suresi, 88)

    Bu ayetten anlaşılmaktadır ki, Hz. Musa, Firavun'un acı azap kendisine gelince iman edeceğini önceden haber vermişti. Nitekim sular yükseldiğinde Firavun gerçekten de iman ettiğini söylemeye başladı. Ancak bu davranışın samimiyetsizliği, sahtekarlığı çok açıktı. Firavun kendisini ölümden kurtarabilmek için böyle demişti.

    Sonuç olarak Firavun'un son anda iman etmesi, bağışlanma dilemesi Allah tarafından kabul edilmemiş, Firavun ve ordusu sular altında kalarak ölmekten kurtulamamışlardır:
    Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 91-92)



    Yandaki resim Firavun II. Ramses'in mezarından çıkarılan mumyasıdır. Tarihsel kaynakların çoğunluğu bu Firavun'un Kuran'da bahsedilen Firavun olduğunu göstermektedir. Peki Kuran'a göre boğularak ölen Firavun'un mumyası nasıl olup da bir mezarda bulunmuştur? Büyük bir ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavun'un cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak önceden yapılmış olan mezarına götürülmüştür.

    Dikkat edilirse, Firavun'un yanı sıra askerleri de azaptan paylarına düşeni almışlardır. Firavun ordusunun da Firavun gibi "azgın ve düşman" (Yunus Suresi, 90) oldukları, "bir yanılgı içinde" (Kasas Suresi, 8) oldukları, "zulmettikleri" (Kasas Suresi, 40), "yeryüzünde haksız yere büyüklendikleri ve gerçekten Allah'a döndürülmeyeceklerini sandıkları" (Kasas Suresi, 39) için Allah'ın azabı onlar için de hak olmuştu. Böylece Allah hem Firavun'u hem de tüm ordusunu yakalayıp suda boğmuştu. (Kasas Suresi, 40)

    Allah onlardan intikam almış ve ayetleri yalanlamaları ve bunlardan habersizmiş gibi davranmaları nedeniyle onları suda boğmuştu. (Araf Suresi, 136)

    Firavun'un bu dehşetli ölümünün ardından olanları da Allah Kuran'da şöyle açıklamıştır:
    Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğulları'na olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). (Araf Suresi, 137)






+ Yorum Gönder