Konusunu Oylayın.: Cebriyye hakkında ansiklopedik bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Cebriyye hakkında ansiklopedik bilgi
  1. 08.Ocak.2013, 19:48
    1
    Misafir

    Cebriyye hakkında ansiklopedik bilgi






    Cebriyye hakkında ansiklopedik bilgi Mumsema Cebriyye nedir Cebriyye ne anlama gelmektedir Cebriyye hakkında ansiklopedik bilgiler yazar mısınız ?


  2. 08.Ocak.2013, 19:48
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 09.Ocak.2013, 01:43
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Cebriyye hakkında ansiklopedik bilgi




    Cebriyye bir İslam dini itikad mezhebi. Cehm bin Safvân tarafından kurulmuş bu nedenle de bazen "Cehmiyye" olarak da anılmıştır. Görüş olarak Mütezile mezhebinin karşıtıdır.

    İnsanların bir işi, bir eylemi yapıp yapma­makta özgür olduğunu kabul eden ve dolayı­sıyla insanların yaptıklarından sorumlu ol­dukları fikrini savunan Kaderiye mezhebinin karşısında yer alan Cebriye mezhebine göre, iyi ve kötü doğrudan doğruya Allah’tan gelir; olayların ortaya çıkışı ve meydana gelişi, in­sanın iradesine bağlı değildir, zira her şey Allah tarafından önceden, değişmezcesine belirlenmiştir.

    İnsanın ya da kulun seçme özgürlüğü ol­madığı
    için, iyi ve kötü işlerin Tanrı’dan oldu­ğuna inanan Cebriye mezhebi, iki gruba ayrı­lır. Cehm bin Sahva’nın öncülüğünü yaptığı ve tam cebriler olarak bilinen birinci gruba göre, insanlarda irade bulunmamaktadır ve in­sanla cansız varlıklar arasında bu bakımdan hiçbir fark yoktur. Buna karşın, daha ılımlı bir yazgıcılığı savunan ikinci gruba göre ise, kulun yaptığı işi Tanrı takdir etmekle birlikte, kül işin yapılması için, belli bir çaba ve güç harcar.

    Cehm bin Safvân, Allah'ın kelâmının hâdis (yaratılmış) olduğunu ilk olarak öne süren ve çok itikadî esası inkâr ettiği
    için öldürülen Ca'd bin Dirhem'in öğrencisiydi. Uzun süre kâtiplik yapmış, kendi görüşlerini yaymaya çalıştığı için 741 yılın da öldürülmüştür.

    Her ne kadar en çok "kader ve kaza" konusundaki görüşleri ile ses duyurmuş olsa da birçok farklı konuda da ehl-i sünnet mezheplerinden ayrılır. Bunlardan bazıları: Allah'ın kelâmının hâdis (yaratılmış) olması, Cennet ve Cehennemin de Dünya gibi fâni oluşu, ve Ahirette Allah'ın gözlerle görülemeyeceğidir.

    Kaza ve Kader

    Cebriyye, kişinin kader ve fiileri konusunda söz sahibi
    olmadığı, hür iradenin var olmadığını, ve her türlü fiili yaratan ve yaptıranın
    Tanrı'nın kendisi olduğunu ileri sürerler. Cebriyye'ye göre insan, aynen
    rüzgârın emrindeki kuru bir yaprak gibidir, yaptığı işleri mecburen yapar. Bu
    görüş, Mütezile ve Kaderiyye'nin "fiili işleyen ve yaratan
    kişinin kendisidir - kişi fiili Tanrı'nın ona bağışladığı bir yaratma kudretiyle
    kendisi yaratır, fiillerin yaratılmasında ve olmasında Tanrı'nın hiçbir
    müdahalesi yoktur" görüşünün tam tersidir.

    Kader ve irade konusunda
    Kaderiye firkasinin tam aksine görüsler ileri sürmüstür. Islâm âleminde kader
    konusunu tartisma gündemine getiren ilk sahsin Ma'bed b. Hâlid el-Cühenî (öl.
    85/704) oldugu nakledilir. Onu Geylân ed-Dimaskî takip etmis ve kaderle ilgili
    görüslerini daha da gelistirmistir. Ma'bed, Allah tarafindan önceden tayin
    edilmis bir kaderin bulunmadigini, insanin fiil ve tavirlarinda tamamen serbest
    oldugunu savunmustur.

    Muhtemelen o, Emevîlerin zulüm ve haksizliklarina
    karsi kaderci bir tevekküle saplanmis kimselere bakarak, Emevî zulmünün bir
    kader olmadigini söylemekle ise baslamis ve nihayet kaderi inkâr etmeye kadar
    varmistir. Nitekim Emevî iktidarina muhalefeti sebebiyle Haccac tarafindan
    öldürülmüstür. Ne var ki ifrat tefriti dognrur. Onun kaderi nefyetmesine karsi,
    bir reaksiyon olarak Cehm b. Safvan (öl. 128/745) da cebr akidesini, yani
    insanin yaptigi islerde bir ihtiyarinin olmadigi; yaptigi isleri zorunlu olarak
    yaptigi görüsünü ileri sürmüstür. Cehm'in ileri sürdügü bu akîdeye göre insan
    mecburdur; ihtiyari ve kudreti yoktur. Yaptigindan baskasini yapmaya asla gücü
    olmaz. Kul, rüzgârin önünde sürüklenen yaprak gibidir. Yapragin yönünü kendisi
    degil, rüzgâr belirler. Onun için insanin yaptigi isleri Allah takdir etmistir.
    Allah gelecegi bildiginden, meydana gelecek olaylari da tamamen ve önceden kendi
    iradesine göre tespit etmistir. Allah, cansiz bitkinin hareketlerini yarattigi
    gibi, insanin fiillerini de yaratir. Yukariya firlatilan bir tas nasil düsmege
    mahkûmsa, insan da yaptigini yapmaga mahkûmdur. Kul ibadeti de günahi da, elinde
    olmaksizin isler. Bu görüste olan Cebriyye'ye cebriye-i hâlisa denir ve zümrenin
    mümessili Cehm b. Safvân oldugundan Cehmiyye' diye de isimlendirilir. Cebriye-i
    mutavassita diye adlandirilan ikinci zümreye gelince, bunlar, kulda bir kudretin
    oldugunu kabul etmekle birlikte, bu kudretin insanin fiilleri üzerinde bir
    etkisinin bulunmadigini kabul ederler. (Sehristânî, el-Milel ve'n-Nihal, Beyrut
    1975, I, 85).


    Kaza ve Kader



    Cebriye, kişinin kader ve fiileri konusunda söz
    sahibi olmadığı, hür iradenin var olmadığını, ve her türlü fiili yaratan ve
    yaptıranın Tanrı'nın kendisi olduğunu ileri sürerler. Cebriyye'ye göre insan,
    aynen rüzgârın emrindeki kuru bir yaprak gibidir, yaptığı işleri mecburen yapar.
    Bu görüş, Mutezile ve Kaderiye'nin "fiili işleyen ve yaratan kişinin
    kendisidir - kişi fiili Tanrı'nın ona bağışladığı bir yaratma kudretiyle kendisi
    yaratır, fiillerin yaratılmasında ve olmasında Tanrı'nın hiçbir müdahalesi
    yoktur" görüşünün tam tersidir.

    Batı düşünce sisteminde bu mezhebin
    görüşlerine yakın olan akım fatalizmdir.



  4. 09.Ocak.2013, 01:43
    2
    Editör



    Cebriyye bir İslam dini itikad mezhebi. Cehm bin Safvân tarafından kurulmuş bu nedenle de bazen "Cehmiyye" olarak da anılmıştır. Görüş olarak Mütezile mezhebinin karşıtıdır.

    İnsanların bir işi, bir eylemi yapıp yapma­makta özgür olduğunu kabul eden ve dolayı­sıyla insanların yaptıklarından sorumlu ol­dukları fikrini savunan Kaderiye mezhebinin karşısında yer alan Cebriye mezhebine göre, iyi ve kötü doğrudan doğruya Allah’tan gelir; olayların ortaya çıkışı ve meydana gelişi, in­sanın iradesine bağlı değildir, zira her şey Allah tarafından önceden, değişmezcesine belirlenmiştir.

    İnsanın ya da kulun seçme özgürlüğü ol­madığı
    için, iyi ve kötü işlerin Tanrı’dan oldu­ğuna inanan Cebriye mezhebi, iki gruba ayrı­lır. Cehm bin Sahva’nın öncülüğünü yaptığı ve tam cebriler olarak bilinen birinci gruba göre, insanlarda irade bulunmamaktadır ve in­sanla cansız varlıklar arasında bu bakımdan hiçbir fark yoktur. Buna karşın, daha ılımlı bir yazgıcılığı savunan ikinci gruba göre ise, kulun yaptığı işi Tanrı takdir etmekle birlikte, kül işin yapılması için, belli bir çaba ve güç harcar.

    Cehm bin Safvân, Allah'ın kelâmının hâdis (yaratılmış) olduğunu ilk olarak öne süren ve çok itikadî esası inkâr ettiği
    için öldürülen Ca'd bin Dirhem'in öğrencisiydi. Uzun süre kâtiplik yapmış, kendi görüşlerini yaymaya çalıştığı için 741 yılın da öldürülmüştür.

    Her ne kadar en çok "kader ve kaza" konusundaki görüşleri ile ses duyurmuş olsa da birçok farklı konuda da ehl-i sünnet mezheplerinden ayrılır. Bunlardan bazıları: Allah'ın kelâmının hâdis (yaratılmış) olması, Cennet ve Cehennemin de Dünya gibi fâni oluşu, ve Ahirette Allah'ın gözlerle görülemeyeceğidir.

    Kaza ve Kader

    Cebriyye, kişinin kader ve fiileri konusunda söz sahibi
    olmadığı, hür iradenin var olmadığını, ve her türlü fiili yaratan ve yaptıranın
    Tanrı'nın kendisi olduğunu ileri sürerler. Cebriyye'ye göre insan, aynen
    rüzgârın emrindeki kuru bir yaprak gibidir, yaptığı işleri mecburen yapar. Bu
    görüş, Mütezile ve Kaderiyye'nin "fiili işleyen ve yaratan
    kişinin kendisidir - kişi fiili Tanrı'nın ona bağışladığı bir yaratma kudretiyle
    kendisi yaratır, fiillerin yaratılmasında ve olmasında Tanrı'nın hiçbir
    müdahalesi yoktur" görüşünün tam tersidir.

    Kader ve irade konusunda
    Kaderiye firkasinin tam aksine görüsler ileri sürmüstür. Islâm âleminde kader
    konusunu tartisma gündemine getiren ilk sahsin Ma'bed b. Hâlid el-Cühenî (öl.
    85/704) oldugu nakledilir. Onu Geylân ed-Dimaskî takip etmis ve kaderle ilgili
    görüslerini daha da gelistirmistir. Ma'bed, Allah tarafindan önceden tayin
    edilmis bir kaderin bulunmadigini, insanin fiil ve tavirlarinda tamamen serbest
    oldugunu savunmustur.

    Muhtemelen o, Emevîlerin zulüm ve haksizliklarina
    karsi kaderci bir tevekküle saplanmis kimselere bakarak, Emevî zulmünün bir
    kader olmadigini söylemekle ise baslamis ve nihayet kaderi inkâr etmeye kadar
    varmistir. Nitekim Emevî iktidarina muhalefeti sebebiyle Haccac tarafindan
    öldürülmüstür. Ne var ki ifrat tefriti dognrur. Onun kaderi nefyetmesine karsi,
    bir reaksiyon olarak Cehm b. Safvan (öl. 128/745) da cebr akidesini, yani
    insanin yaptigi islerde bir ihtiyarinin olmadigi; yaptigi isleri zorunlu olarak
    yaptigi görüsünü ileri sürmüstür. Cehm'in ileri sürdügü bu akîdeye göre insan
    mecburdur; ihtiyari ve kudreti yoktur. Yaptigindan baskasini yapmaya asla gücü
    olmaz. Kul, rüzgârin önünde sürüklenen yaprak gibidir. Yapragin yönünü kendisi
    degil, rüzgâr belirler. Onun için insanin yaptigi isleri Allah takdir etmistir.
    Allah gelecegi bildiginden, meydana gelecek olaylari da tamamen ve önceden kendi
    iradesine göre tespit etmistir. Allah, cansiz bitkinin hareketlerini yarattigi
    gibi, insanin fiillerini de yaratir. Yukariya firlatilan bir tas nasil düsmege
    mahkûmsa, insan da yaptigini yapmaga mahkûmdur. Kul ibadeti de günahi da, elinde
    olmaksizin isler. Bu görüste olan Cebriyye'ye cebriye-i hâlisa denir ve zümrenin
    mümessili Cehm b. Safvân oldugundan Cehmiyye' diye de isimlendirilir. Cebriye-i
    mutavassita diye adlandirilan ikinci zümreye gelince, bunlar, kulda bir kudretin
    oldugunu kabul etmekle birlikte, bu kudretin insanin fiilleri üzerinde bir
    etkisinin bulunmadigini kabul ederler. (Sehristânî, el-Milel ve'n-Nihal, Beyrut
    1975, I, 85).


    Kaza ve Kader



    Cebriye, kişinin kader ve fiileri konusunda söz
    sahibi olmadığı, hür iradenin var olmadığını, ve her türlü fiili yaratan ve
    yaptıranın Tanrı'nın kendisi olduğunu ileri sürerler. Cebriyye'ye göre insan,
    aynen rüzgârın emrindeki kuru bir yaprak gibidir, yaptığı işleri mecburen yapar.
    Bu görüş, Mutezile ve Kaderiye'nin "fiili işleyen ve yaratan kişinin
    kendisidir - kişi fiili Tanrı'nın ona bağışladığı bir yaratma kudretiyle kendisi
    yaratır, fiillerin yaratılmasında ve olmasında Tanrı'nın hiçbir müdahalesi
    yoktur" görüşünün tam tersidir.

    Batı düşünce sisteminde bu mezhebin
    görüşlerine yakın olan akım fatalizmdir.



  5. 09.Ocak.2013, 01:44
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Cebriyye hakkında ansiklopedik bilgi

    Cebriyenin belli başlı kelami görüşleri;

    1- iman Allahı bilmek, küfür ise onu bilmemektir, buna göre iman, ilim ve marifetten ibarettir,

    2- Allahın zati sıfatlarından başka sıfatları yoktur, kuranda adı geçen semi, basar gibi sıfatları gerçekte zahir değildirler , bu yüzden onlar te’vil edilip yorumlanırlar. Allahı yarattıklarının sıfatıyla nitelemek doğru değildir.

    3- Allahın kelam sıfatıda kadim değil, hadistir. Bu yüzden kuranı kerim mahluktur, yani yaratılmıştır.

    4- Allahın ilmide ezeli değildir, hadistir. Bu yüzden Allah bir şeyi meydana gelmesinden önce bilmez.

    5- Cennet ve cehennem geçicidir ebedi değildir. Çünkü hiçbir şey ebedi olarak kalmayacaktır, kuranı kerimde bazı ayetlerde geçen ebedilikten maksat uzun süre kalmaktır.

    6- Ahirette Allahı görmek, mümkün değildir,

    7- Kabir azabı yoktur.

    8- Ahirette şefaat söz konusu değildir,

    √ cehmiyye diğer adıyla cebriyye denmesinin asıl nedeni, insan eliyle gerçekleşen fiillerin gerçekte Allaha ait olduğu ve insanın işlediği fiili yapmaya ve mahkum olduğu görüşüdür.



  6. 09.Ocak.2013, 01:44
    3
    Editör
    Cebriyenin belli başlı kelami görüşleri;

    1- iman Allahı bilmek, küfür ise onu bilmemektir, buna göre iman, ilim ve marifetten ibarettir,

    2- Allahın zati sıfatlarından başka sıfatları yoktur, kuranda adı geçen semi, basar gibi sıfatları gerçekte zahir değildirler , bu yüzden onlar te’vil edilip yorumlanırlar. Allahı yarattıklarının sıfatıyla nitelemek doğru değildir.

    3- Allahın kelam sıfatıda kadim değil, hadistir. Bu yüzden kuranı kerim mahluktur, yani yaratılmıştır.

    4- Allahın ilmide ezeli değildir, hadistir. Bu yüzden Allah bir şeyi meydana gelmesinden önce bilmez.

    5- Cennet ve cehennem geçicidir ebedi değildir. Çünkü hiçbir şey ebedi olarak kalmayacaktır, kuranı kerimde bazı ayetlerde geçen ebedilikten maksat uzun süre kalmaktır.

    6- Ahirette Allahı görmek, mümkün değildir,

    7- Kabir azabı yoktur.

    8- Ahirette şefaat söz konusu değildir,

    √ cehmiyye diğer adıyla cebriyye denmesinin asıl nedeni, insan eliyle gerçekleşen fiillerin gerçekte Allaha ait olduğu ve insanın işlediği fiili yapmaya ve mahkum olduğu görüşüdür.






+ Yorum Gönder