Konusunu Oylayın.: Mutezile mezhebi hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mutezile mezhebi hakkında bilgi
  1. 08.Ocak.2013, 19:44
    1
    Misafir

    Mutezile mezhebi hakkında bilgi






    Mutezile mezhebi hakkında bilgi Mumsema Mutezile mezhebi nedir Mutezile mezhebi hakkında eğitici bilgiler paylaşabilir misiniz ?


  2. 08.Ocak.2013, 19:44
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 08.Ocak.2013, 23:29
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: mutezile mezhebi hakkında bilgi




    Mutezile Mezhebi

    İslam dininde kelam ilmini ilk vaz eden ilahiyat ekolü. Aynı zamanda İslam düşün­cesindeki ilk akılcı akım. Ehl-i sünnet dı­şında sayılmakla beraber Ehl-i sünnetin iti-kadî mezheplerinin teşekkül ve teessüsün­de rol oynamıştır. Mutezile itizal akidesini yani ‘Menzile beyne’l-Menzileteyn’ akidesini ileri süren kimselerdir. Rivayete göre vasıl b. Ata el-Gazzâl (öl. H. 13l/M 748) in Hasan el-Basrî (öl. H. 110/M. 728)nin meclisinden ayrılması (İtizal) ile başlamıştır. Mezhebin doğuşunu bu olaydan daha öncelere götü­rüp Mutezilc’nin başlangıçta siyasî bir te­şekkül olduğu ve Şii ve Harici hareketleri gibi aynı şartlar çerçevesinde doğduğu da ileri sürülmüştür. Kendilerine has yorumla­rıyla tevhid ve adalet, Mutezile’nin temel il­keleri olup bunun için Mutezile bilginleri kendileri için Ashabü’1-adl, Ehl-i tevhid ve’l-adl tabirlerini benimsemişlerdir.
    Temelleri Vasıl b. Ata ve Amr b. Ubeyd tarafından atılan Mutezile’nin Abbasî hali­fesi Memun tarafından benimsenerek resmî öğreti durumuna getirilmesi Mutezile alim­leri arasında ayrılığa yol açtı. Bağdat’ta ya­şayanlar, yönetimle uzlaşma ve işbirliği yo­luna gittiler. Memun, Mutezile karşıtı gö­rüşleri dolayısıyla bir çok alimi işkence, sürgün ve katletti. Buna karşılık ilk guruba nisbeten az da olsa yönetimi gayr-i meşru sayan Basra Mutezilîleri de vardı. Kelam
    alanında hakimiyeti iki yüzyıl süren Mute­zile, Eşarî’nin (öl. 942) ayrılmasıyla zayıf­ladı ve gittikçe güçlenen Sünnî kelam karşı­sında Önemini kaybetti.
    Mutezüe’nin karakteristik özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür.
    a) Her şeyden Önce öğretileri bir müda­faayı hedef tutar; yani vahyi -nassı müdafaa eder
    . b) Dolayasıyla Kuran’a dayanır. Al­lah’ın vasıfları, isimleri ve dinin ahkamında sadece Kuran’a dayanırlar,
    c) Fikirlerini mücadeleci bir şekilde -cedel üslubuyla-müdafaa ederler. Diğer fırkaları ve İslam karşıtı fırkaları bu üslubla ilzam etmeye gayret sarfederler.
    d) Nazarî ve akılcıdır. Hasımlarını susturmak naslan müdafaa et­mek için felsefe’den istifade ederler, din meselelerini akıl ölçütüyle değerlendirir­ler.
    Mutezile Mezhebi kurulduktan bir müd­det sonra çok sayıda kola ayrıldı. Fakat bu kollar arasında Mutezile’nin Kelama dair akidesinini toplandığı bes esas (usul) üze­rinde bîr ihtilaf yoktur. Bu beş esas şunlar­dır.
    1- el-Menzile beyn el-Menzileteyn (îki menzile arasında orta bir menzile veya ma­kam). Yani büyük günâh işleyenler ne kâfir, ne de mü’mindirlcr. Onlar kâfirle mü’min arasında mânevi bir dereceye sahiptirler. Bir kelimeyle onlar fâsıktırlar. Allah onla­rın günâhlarını affetmez. Tevbe etmeden ölürlerse Cehenneme giderler Ölmeden ön­ce tövbe ederlerse mü’min sayılırlar.
    2- Mutezile’nin ikinci prensibi Tev~ hicfd’iT. Bu sebeple onlara Ehl-i Tevhid ve­ya al-Muvahhİd de denir. Onlara göre kı­dem Allah’a mahsus yegâne sıfattır. Onlar Allah’ın Zatı ile kaim olan diğer ezelî sıfat­lan nefyeUiler. İddialarına göre Allah’ın zati ile kaim veya zatına ilâveten sıfatlar kabul etmek, birçok kadîmlerin var olduğuna (ta-addüd-i kudemâ) inanmak demektir. Allah, zâtı ile Âlimdir, Kadirdir ve Hayydır. İlim, kudret ve hayatla değil. Allah’ın ilmi vardır demek o âlimdir demektir. Sem, basar, ira­de ve kelâm sıfatlan hakkındaki düşüncele­ri de buna benzer. Onun kudreti var sözü de O kadirdir demektir.
    3- Adalet meselesi: Mutezile’nin bir di­ğer ad! Ua Ashabü’l- Adl’dır. Bu isim onla­rın şu anlayışının neticesi olmuştun
    İnsan kendi fiilinin hâlikidir. Allah insa­na bir işi yapıp yapmamak kudretini ver­miştir. Eğer böyle olmasaydı, insan yaptığı işlerden sorumlu olmazdı. İnsanın âhirette sorumlu tutulması, tam hareket hürriyetine sahip olmasındandır. Bir kimseye ihtiyarı olmadan yaptığı bir işten dolayı ceza veril­mesi, Allah’ın adaletine aykırı düşer. Oysa ki Allah kimseye zulmetmez ve kimsenin hakkına tecâvüz etmez. Bu husus Kur’anda-ki birçok âyetlere de tebliğ edilmiştir. Bu âyetlerin bazıları şunlardır Nisa, 40, Tevbe 70, Rum 9 Yunus 44.
    Diğer taraftan siyasî başka bir sebep de onları bu prensibi benimsemeye zorladı. Bu da devlet adamlarının zulmünden kurtul­maktı. Eğer insan kendi fiilinin hâl İki ol­mazsa, yaptığı zulümden Allah İndinde so­rumlu olmaz diye düşünülebilirdi. Bu dü­şünce de idarecileri zorbalığa yöneltebilir­di. Halbuki insanın kendi fiilinin hâliki ol­duğu kabul edilirse, hükümdarların yaptık­ları zulümlerin cezasını çekmekten korka­rak idarede adalet üzerine davranmaları dü­şünülebilirdi. Hâsılı Mutezile’nin bu pren­sipten beklediği sonuç bu idi.
    Onlara bu iddiaları yani kaderi inkâr et­meleri sebebiyle Kaderiye adı da verilir.


  4. 08.Ocak.2013, 23:29
    2
    Editör



    Mutezile Mezhebi

    İslam dininde kelam ilmini ilk vaz eden ilahiyat ekolü. Aynı zamanda İslam düşün­cesindeki ilk akılcı akım. Ehl-i sünnet dı­şında sayılmakla beraber Ehl-i sünnetin iti-kadî mezheplerinin teşekkül ve teessüsün­de rol oynamıştır. Mutezile itizal akidesini yani ‘Menzile beyne’l-Menzileteyn’ akidesini ileri süren kimselerdir. Rivayete göre vasıl b. Ata el-Gazzâl (öl. H. 13l/M 748) in Hasan el-Basrî (öl. H. 110/M. 728)nin meclisinden ayrılması (İtizal) ile başlamıştır. Mezhebin doğuşunu bu olaydan daha öncelere götü­rüp Mutezilc’nin başlangıçta siyasî bir te­şekkül olduğu ve Şii ve Harici hareketleri gibi aynı şartlar çerçevesinde doğduğu da ileri sürülmüştür. Kendilerine has yorumla­rıyla tevhid ve adalet, Mutezile’nin temel il­keleri olup bunun için Mutezile bilginleri kendileri için Ashabü’1-adl, Ehl-i tevhid ve’l-adl tabirlerini benimsemişlerdir.
    Temelleri Vasıl b. Ata ve Amr b. Ubeyd tarafından atılan Mutezile’nin Abbasî hali­fesi Memun tarafından benimsenerek resmî öğreti durumuna getirilmesi Mutezile alim­leri arasında ayrılığa yol açtı. Bağdat’ta ya­şayanlar, yönetimle uzlaşma ve işbirliği yo­luna gittiler. Memun, Mutezile karşıtı gö­rüşleri dolayısıyla bir çok alimi işkence, sürgün ve katletti. Buna karşılık ilk guruba nisbeten az da olsa yönetimi gayr-i meşru sayan Basra Mutezilîleri de vardı. Kelam
    alanında hakimiyeti iki yüzyıl süren Mute­zile, Eşarî’nin (öl. 942) ayrılmasıyla zayıf­ladı ve gittikçe güçlenen Sünnî kelam karşı­sında Önemini kaybetti.
    Mutezüe’nin karakteristik özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür.
    a) Her şeyden Önce öğretileri bir müda­faayı hedef tutar; yani vahyi -nassı müdafaa eder
    . b) Dolayasıyla Kuran’a dayanır. Al­lah’ın vasıfları, isimleri ve dinin ahkamında sadece Kuran’a dayanırlar,
    c) Fikirlerini mücadeleci bir şekilde -cedel üslubuyla-müdafaa ederler. Diğer fırkaları ve İslam karşıtı fırkaları bu üslubla ilzam etmeye gayret sarfederler.
    d) Nazarî ve akılcıdır. Hasımlarını susturmak naslan müdafaa et­mek için felsefe’den istifade ederler, din meselelerini akıl ölçütüyle değerlendirir­ler.
    Mutezile Mezhebi kurulduktan bir müd­det sonra çok sayıda kola ayrıldı. Fakat bu kollar arasında Mutezile’nin Kelama dair akidesinini toplandığı bes esas (usul) üze­rinde bîr ihtilaf yoktur. Bu beş esas şunlar­dır.
    1- el-Menzile beyn el-Menzileteyn (îki menzile arasında orta bir menzile veya ma­kam). Yani büyük günâh işleyenler ne kâfir, ne de mü’mindirlcr. Onlar kâfirle mü’min arasında mânevi bir dereceye sahiptirler. Bir kelimeyle onlar fâsıktırlar. Allah onla­rın günâhlarını affetmez. Tevbe etmeden ölürlerse Cehenneme giderler Ölmeden ön­ce tövbe ederlerse mü’min sayılırlar.
    2- Mutezile’nin ikinci prensibi Tev~ hicfd’iT. Bu sebeple onlara Ehl-i Tevhid ve­ya al-Muvahhİd de denir. Onlara göre kı­dem Allah’a mahsus yegâne sıfattır. Onlar Allah’ın Zatı ile kaim olan diğer ezelî sıfat­lan nefyeUiler. İddialarına göre Allah’ın zati ile kaim veya zatına ilâveten sıfatlar kabul etmek, birçok kadîmlerin var olduğuna (ta-addüd-i kudemâ) inanmak demektir. Allah, zâtı ile Âlimdir, Kadirdir ve Hayydır. İlim, kudret ve hayatla değil. Allah’ın ilmi vardır demek o âlimdir demektir. Sem, basar, ira­de ve kelâm sıfatlan hakkındaki düşüncele­ri de buna benzer. Onun kudreti var sözü de O kadirdir demektir.
    3- Adalet meselesi: Mutezile’nin bir di­ğer ad! Ua Ashabü’l- Adl’dır. Bu isim onla­rın şu anlayışının neticesi olmuştun
    İnsan kendi fiilinin hâlikidir. Allah insa­na bir işi yapıp yapmamak kudretini ver­miştir. Eğer böyle olmasaydı, insan yaptığı işlerden sorumlu olmazdı. İnsanın âhirette sorumlu tutulması, tam hareket hürriyetine sahip olmasındandır. Bir kimseye ihtiyarı olmadan yaptığı bir işten dolayı ceza veril­mesi, Allah’ın adaletine aykırı düşer. Oysa ki Allah kimseye zulmetmez ve kimsenin hakkına tecâvüz etmez. Bu husus Kur’anda-ki birçok âyetlere de tebliğ edilmiştir. Bu âyetlerin bazıları şunlardır Nisa, 40, Tevbe 70, Rum 9 Yunus 44.
    Diğer taraftan siyasî başka bir sebep de onları bu prensibi benimsemeye zorladı. Bu da devlet adamlarının zulmünden kurtul­maktı. Eğer insan kendi fiilinin hâl İki ol­mazsa, yaptığı zulümden Allah İndinde so­rumlu olmaz diye düşünülebilirdi. Bu dü­şünce de idarecileri zorbalığa yöneltebilir­di. Halbuki insanın kendi fiilinin hâliki ol­duğu kabul edilirse, hükümdarların yaptık­ları zulümlerin cezasını çekmekten korka­rak idarede adalet üzerine davranmaları dü­şünülebilirdi. Hâsılı Mutezile’nin bu pren­sipten beklediği sonuç bu idi.
    Onlara bu iddiaları yani kaderi inkâr et­meleri sebebiyle Kaderiye adı da verilir.





+ Yorum Gönder