Konusunu Oylayın.: Kadının şahitliği hakkında, mezheplere göre ayrıntılı bilgi verir misiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kadının şahitliği hakkında, mezheplere göre ayrıntılı bilgi verir misiniz?
  1. 06.Ocak.2013, 16:05
    1
    Misafir

    Kadının şahitliği hakkında, mezheplere göre ayrıntılı bilgi verir misiniz?






    Kadının şahitliği hakkında, mezheplere göre ayrıntılı bilgi verir misiniz? Mumsema Kadının şahitliği hakkında, mezheplere göre ayrıntılı bilgi verir misiniz?


  2. 06.Ocak.2013, 16:59
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Kadının şahitliği hakkında, mezheplere göre ayrıntılı bilgi verir misiniz?




    MEZHEBLERE GÖRE KADIN VE ERKEĞİN ŞAHİTLİĞİ:

    Erkeklerin de muttali olacağı konularda şahitlikte sayı.
    Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
    "... Erkeklerinizden de iki şahit tutun. Eğer iki şahit bulunmazsa, o halde razı olacağınız salihlerden bir erkekle iki kadın olsun..." (Bakara, 2/282).
    Bu ise hak, ister mal ile, isterse başka bir şeyle alâkalı olsun, medenî haklarda söz konusudur. Nikâh, talâk, iddet, havale, vakıf, sulh, vasiyet, hibe, ikrar, ibra, vilâdet (doğum), nesep gibi... Bu haklar Hanefilere göre iki erkeğin yahut bir erkek ve iki kadının şehadeti ile sabit olur. Burada kadının şehadetinin kabul edilmesi, kadının şehadet ehliyeti için gerekli niteliklere sahip olmasından dolayıdır. Bunlar ise şehadet, zabt ve edadır.

    İki kadının şehadette bir erkek gibi değerlendirilmesinin sebebi ise, unutma fazlalığı sebebiyle zattaki eksikliktir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
    "... Kadınlardan biri unutursa diğeri hatırlatır..." (Bakara, 2/282) (1)
    Şafiî, Malikî ve Hanbelîler şöyle demektedir:

    Erkeklerle birlikte kadınların şahitliği ancak mal ve ona tabi olan satış, icâre, hibe, vasiyet, rehin ve kefalet gibi hususlarda kabul edilir. Çünkü kadınlarda asl olan duygusallığın baskın olması, işleri tam anlamıyla tespit edememe ve eşya üzerinde velayetteki kusurları sebebiyle şahitliklerinin kabul olunmamasıdır.

    Malî olmayan, ondan mal maksadı güdülmeyen ve erkeklerin muttali olduğu nikâh, ric'at, talâk, vekâlet, kasden öldürmek, zina haddi dışındaki hadler ise, ancak iki erkek şahit ile sabit olur. Çünkü Yüce Allah ric'at (hanımını ric'î talâk ile boşamış olan kocanın dönmesi) hakkında şöyle buyurmuştur:
    "Aranızdan adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun." (Talâk, 65/2).
    Diğer taraftan İbni Mesûd (r.a.) Hz. Peygamber (a.s.)'in şöyle buyurduğunu rivayet ermektedir:
    "Velisiz ve âdil iki şahit olmaksızın nikâh olmaz." (2).
    Zührî'den ise şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (a.s)'ın döneminde ve ondan sonraki iki halife döneminde hadlerde ve kan ile ilgili davalarda kadınların şahitliğinin kabul edilmemesi şeklinde sünnet cereyan edegelmiştir."(3).
    Şafiîler şöyle demektedir: Nass ric'at, nikâh ve hadler hakkında hükmün böyle olduğunun delilidir. Kendisi ile mal kasdı güdülmeyen ve erkeklerin muttali olduğu diğer bütün hususları da bunlara kıyas etlik. (4)

    Zina haddi hususunda ilim adamları cezanın âdil, hür ve Müslüman dört erkek şahitten daha azı ile sabit olmayacağı üzerinde icma etmişlerdir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
    "Onlar buna dair dört şahit getirmeli değil miydiler? Şahitleri getirmediklerine göre onlar Allah katında yalancıların tâ kendileridir." (Nur, 24/13);
    "Kadınlarınızdan fuhşu irtikâb edenlere karşı içinizden dört şahit getirin." (Nisa, 4/15);
    "Sonra dört şahit getirmezlerse... "(Nur, 24/4).
    Hz. Peygamber (a s.)'ın de şöyle dediği sabittir:
    "Ya dört şahit getirirsin veya sırtına had vurulur."(5)
    Diğer had cezalarında ve kısasta ise cumhur bunların iki erkeğin şehadetiyle sabit olacağı üzerinde ittifak etmişlerdir. Çünkü Yüce Allah, "... Erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun...." (Bakara, 2/282) buyurmuştur. Bu hususlarda kadınların şahitliği bir erkekle birlikte de ayrı ayrı tek başlarına da kabul edilmez.

    Zahirîler de şöyle demektedir:

    Eğer kadınlar birden fazla iseler hadlerde, bir erkekle birlikte kadınların şahitliği kabul edilir. Şu ayet-i kerimenin zahiri ile amel etmek bunu gerektirir:
    "... Eğer iki erkek bulunmazsa o halde razı olacağınız şahitlerden bir erkekle iki kadın..." (Bakara, 2/282).
    Kadınlardan başkalarının muttali olamayacağı konularda şahit sayısı:

    Kadınlardan başkalarının muttali olamayacağı hususlarda ise kadınların şahitliği kabul edilir. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.)'in ebenin şehadetini kabul ettiği rivayet edilmiştir. (6) Diğer taraftan Abdürrezzak Musannef'inde ez-Zührî'den şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kadınlardan başkalarının muttali olmadığı kadınların doğumları ve onların gizli halleri gibi durumlarda, kadınların şahitliğinin caiz olduğu şeklinde sünnet cereyan edegelmiştir." (7)

    Bu hallerin tespiti hususunda ise farklı görüşler vardır.

    Hanefîler şöyle demektedir: Doğum, bekâret, erkeklerin muttali olamayacağı bir yerinde bulunan kadınların gizli durumları hakkında kadınların şahitliği kabul edilir. Ancak süt emzirme hakkında tek başına kadınların şehadeti kabul edilmez. Çünkü süt emziren kadının mahremlerinden olan erkeklerin buna muttali olmaları mümkündür.

    Ebu Hanife'ye göre miras için küçük çocuğun doğum esnasındaki ağlamasına dair kadınların şehadeti kabul edilmez. Çünkü doğum esnasında çocuğun ağlama sesi erkeklerin de muttali olduğu şeylerdendir. O bakımdan bu konuda yalnız kadınların şehadeti hüccet olmaz. Fakat doğmuş (ve ölmüş) çocuk üzerinde cenaze namazı kılındığına dair şehadetleri kabul edilir. Çünkü namaz dine dair hususlardandır ve bu konuda onların şahitlikleri Ramazan ayı hilâlinin şahitliklerinde olduğu gibi bir hüccettir.

    Ebu Yusuf ile Muhammed ise şöyle demekledir: Kadınların doğan çocuğun ağlamasına dair şehadelleri miras için dahi kabul edilir. Çünkü doğum esnasında bebeğin ağlamasına âdeten erkekler hazır bulunmazlar. O bakımdan bu da kadınlann bizatihi doğuma dair şahitlikleri gibidir. Fethu'l-Kadîr müellifinin daha tercihe şayan gördüğü görüş budur.

    Malikî, Şafiî ve Hanbelîler şöyle der: Çoğunlukla erkeklerin göremediği bekâret, dulluk, ay başı, süt emmek, istihlâl (doğum esnasında çocuğun ağlaması) gibi hallerde tek başına kadınların şahitliği kabul edilir. Kadınların yara, darlık, kemiğe benzer çıkıntı, baras, iddetin sona ermesi gibi, elbiseler altında kalan ayıpları hakkında tek başına kadınların şahitliği kabul edilir. Bu konudaki delilleri ise daha önce kaydettiğimiz Zührî'nin haberidir. Bu haberde söz konusu edilmeyenler de sözü geçen doğum ve kadınların kusurları gibi ortak ölçü sayılabilecek hususlara kıyas edilir.

    Tek başına kadınların şahitliği hakkında, şart koşulan sayı ile ilgili olarak farklı görüşler vardır. Hanefiler ve Hanbelîler âdil bir kadının şehadeti kabul edilir (8) derken Malikîler iki kadın yeterlidir, demektedirler. Şafiîler ise dört kadından daha aşağısı yeterli değildir, derler. Çünkü Yüce Allah bir erkek şahide iki kadını denk kılmıştır. Aynca erkeğin de iki kişi olmasını şart koşmuştur. (9)
    Dipnotlar:
    1. Felhu'l-Kadîr, VI/7; el-Bedâyi', VI/277; el-Kilâb ma'a'l-tiibâb, İV/55 vd.
    2. Bu hadîsi Beyhakî, ibni Hibbân ve el-Evsât'da Taberanî, İmrân b. Husayn, Hz. Aişe, Câbir ve başkalarından rivayet etmişlerdir. Süyutî bunun sahih kabul edildiğinden söz etmektedir. el-Ca-miu's-Sağir, C/204; Nasbu'r-Râye, 111/167; Mecmau'z-Zevâid, İV/286.
    3. Bunu İbni Ebu Şeybe, Musannef'inde ez-Zührî'den rivayet etmiştir. Abdürrezzak da bunu Hz. Ali'den şöylece rivayet etmektedir: "Kadınların cezalarında ve kan dökme ile ilgili hususlarda şehadetleri caiz değildir." Nasbu'r-Râye, İV/79.
    4. el-Mühezzeb, 11/333; Bidâyetul-Muclehid, 11/454; el-Muğni, IX/149 vd.; el-Turuku'1-Hükmiyye 152 vd.
    5. Bunu Ebu Yala el-Mavstlî Müsnedinde Enes b. Mâlik'den rivayet etmiştir. Buhari de ibni Ab-bas'tan şu lafızla rivayet etmektedir: "Ya delil (getirirsin) yahut da sıratına had vururum." Nasbu'r-Râye. IU7306.
    6. Bunu Darekutnî, Süneninde Huzeyfe b. el-Yemân'dan rivayet etmiştir. Senedinde meçhul birisi vardır. Taberanî de el-Evsat'da rivayet etmiştir. el-Heysemî, "Senedinde kendisini tanımadığım ravi vardır." demiştir. et-Tenkıh'de de şöyle denilmektedir: "Bu aslı bulunmayan batıl bir hadistir." Nasbu'r-Râye, IV/80; Mecmau'z-Zevâid, IV/201.
    7. Bunu İbni Ebu Şeybe de rivayet etmiştir. Nasbu'r-Râye, IV/80.
    8- Çünkü Peygamber (a.s.) ebenin şahitliğini kabul etmiştir. Bunu Darekutnî, Huzeyfe'den rivayet etmiştir. Ebu'l-Hattab'ın da İbni Ömer'den rivayetine göre Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Süt emmek hususunda tek bir kadının şehadeti yeterlidir." Ahmed ve el-Kebîr'de Taberanî İbni Ömer'den şunu rivayet etmektedirler: "İbni Ömer yahut bir adam Hz. Peygamber (a.s.)'e sormuş; "Süt emmek hususunda caiz olan şehadetin mahiyeti nedir?" Peygamber (a.s.) de, "Bir erkek yahut bir kadındır." cevabını vermiştir. Bir başka rivayette ise bir erkek ve bir kadındır, denilmektedir. Senedinde zayıf bir ravi vardır. Ancak süt emziren kadının tek başına şehadetinin kabul edileceği hususunda onu destekleyen rivayet vardır. Subülü's-Seiâm, 111/318; Mecmau'z-Zevâid, 10/201.
    9. Sözü geçen bütün bu hususlar için bk. el-Mebsût, XVI/112; Fethu'l-Kadîr, VI/6 vd.; el-Bedâyi' VI/277, 279; ed-Dürrû'l-Muhtâr, IV/386 vd.; el-Lübâb, IV/55 vd.; Bidâyetul-Müctehid, 11/45: vd.; es-Şerhu'l-Kebîr, IV/185; el-Mühezzeb, 11/332 vd.; Muğnfl-Muhtâc, IV/441 vd.; el-Muğni K/147 vd.; 155; el-Muhallâ, IX/483; el-Turuku'l-Hükmiyye, 129.

    (bk. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, VIII/314-316)


  3. 06.Ocak.2013, 16:59
    2
    Hadimul Müslimin



    MEZHEBLERE GÖRE KADIN VE ERKEĞİN ŞAHİTLİĞİ:

    Erkeklerin de muttali olacağı konularda şahitlikte sayı.
    Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
    "... Erkeklerinizden de iki şahit tutun. Eğer iki şahit bulunmazsa, o halde razı olacağınız salihlerden bir erkekle iki kadın olsun..." (Bakara, 2/282).
    Bu ise hak, ister mal ile, isterse başka bir şeyle alâkalı olsun, medenî haklarda söz konusudur. Nikâh, talâk, iddet, havale, vakıf, sulh, vasiyet, hibe, ikrar, ibra, vilâdet (doğum), nesep gibi... Bu haklar Hanefilere göre iki erkeğin yahut bir erkek ve iki kadının şehadeti ile sabit olur. Burada kadının şehadetinin kabul edilmesi, kadının şehadet ehliyeti için gerekli niteliklere sahip olmasından dolayıdır. Bunlar ise şehadet, zabt ve edadır.

    İki kadının şehadette bir erkek gibi değerlendirilmesinin sebebi ise, unutma fazlalığı sebebiyle zattaki eksikliktir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
    "... Kadınlardan biri unutursa diğeri hatırlatır..." (Bakara, 2/282) (1)
    Şafiî, Malikî ve Hanbelîler şöyle demektedir:

    Erkeklerle birlikte kadınların şahitliği ancak mal ve ona tabi olan satış, icâre, hibe, vasiyet, rehin ve kefalet gibi hususlarda kabul edilir. Çünkü kadınlarda asl olan duygusallığın baskın olması, işleri tam anlamıyla tespit edememe ve eşya üzerinde velayetteki kusurları sebebiyle şahitliklerinin kabul olunmamasıdır.

    Malî olmayan, ondan mal maksadı güdülmeyen ve erkeklerin muttali olduğu nikâh, ric'at, talâk, vekâlet, kasden öldürmek, zina haddi dışındaki hadler ise, ancak iki erkek şahit ile sabit olur. Çünkü Yüce Allah ric'at (hanımını ric'î talâk ile boşamış olan kocanın dönmesi) hakkında şöyle buyurmuştur:
    "Aranızdan adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun." (Talâk, 65/2).
    Diğer taraftan İbni Mesûd (r.a.) Hz. Peygamber (a.s.)'in şöyle buyurduğunu rivayet ermektedir:
    "Velisiz ve âdil iki şahit olmaksızın nikâh olmaz." (2).
    Zührî'den ise şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah (a.s)'ın döneminde ve ondan sonraki iki halife döneminde hadlerde ve kan ile ilgili davalarda kadınların şahitliğinin kabul edilmemesi şeklinde sünnet cereyan edegelmiştir."(3).
    Şafiîler şöyle demektedir: Nass ric'at, nikâh ve hadler hakkında hükmün böyle olduğunun delilidir. Kendisi ile mal kasdı güdülmeyen ve erkeklerin muttali olduğu diğer bütün hususları da bunlara kıyas etlik. (4)

    Zina haddi hususunda ilim adamları cezanın âdil, hür ve Müslüman dört erkek şahitten daha azı ile sabit olmayacağı üzerinde icma etmişlerdir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
    "Onlar buna dair dört şahit getirmeli değil miydiler? Şahitleri getirmediklerine göre onlar Allah katında yalancıların tâ kendileridir." (Nur, 24/13);
    "Kadınlarınızdan fuhşu irtikâb edenlere karşı içinizden dört şahit getirin." (Nisa, 4/15);
    "Sonra dört şahit getirmezlerse... "(Nur, 24/4).
    Hz. Peygamber (a s.)'ın de şöyle dediği sabittir:
    "Ya dört şahit getirirsin veya sırtına had vurulur."(5)
    Diğer had cezalarında ve kısasta ise cumhur bunların iki erkeğin şehadetiyle sabit olacağı üzerinde ittifak etmişlerdir. Çünkü Yüce Allah, "... Erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun...." (Bakara, 2/282) buyurmuştur. Bu hususlarda kadınların şahitliği bir erkekle birlikte de ayrı ayrı tek başlarına da kabul edilmez.

    Zahirîler de şöyle demektedir:

    Eğer kadınlar birden fazla iseler hadlerde, bir erkekle birlikte kadınların şahitliği kabul edilir. Şu ayet-i kerimenin zahiri ile amel etmek bunu gerektirir:
    "... Eğer iki erkek bulunmazsa o halde razı olacağınız şahitlerden bir erkekle iki kadın..." (Bakara, 2/282).
    Kadınlardan başkalarının muttali olamayacağı konularda şahit sayısı:

    Kadınlardan başkalarının muttali olamayacağı hususlarda ise kadınların şahitliği kabul edilir. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.)'in ebenin şehadetini kabul ettiği rivayet edilmiştir. (6) Diğer taraftan Abdürrezzak Musannef'inde ez-Zührî'den şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kadınlardan başkalarının muttali olmadığı kadınların doğumları ve onların gizli halleri gibi durumlarda, kadınların şahitliğinin caiz olduğu şeklinde sünnet cereyan edegelmiştir." (7)

    Bu hallerin tespiti hususunda ise farklı görüşler vardır.

    Hanefîler şöyle demektedir: Doğum, bekâret, erkeklerin muttali olamayacağı bir yerinde bulunan kadınların gizli durumları hakkında kadınların şahitliği kabul edilir. Ancak süt emzirme hakkında tek başına kadınların şehadeti kabul edilmez. Çünkü süt emziren kadının mahremlerinden olan erkeklerin buna muttali olmaları mümkündür.

    Ebu Hanife'ye göre miras için küçük çocuğun doğum esnasındaki ağlamasına dair kadınların şehadeti kabul edilmez. Çünkü doğum esnasında çocuğun ağlama sesi erkeklerin de muttali olduğu şeylerdendir. O bakımdan bu konuda yalnız kadınların şehadeti hüccet olmaz. Fakat doğmuş (ve ölmüş) çocuk üzerinde cenaze namazı kılındığına dair şehadetleri kabul edilir. Çünkü namaz dine dair hususlardandır ve bu konuda onların şahitlikleri Ramazan ayı hilâlinin şahitliklerinde olduğu gibi bir hüccettir.

    Ebu Yusuf ile Muhammed ise şöyle demekledir: Kadınların doğan çocuğun ağlamasına dair şehadelleri miras için dahi kabul edilir. Çünkü doğum esnasında bebeğin ağlamasına âdeten erkekler hazır bulunmazlar. O bakımdan bu da kadınlann bizatihi doğuma dair şahitlikleri gibidir. Fethu'l-Kadîr müellifinin daha tercihe şayan gördüğü görüş budur.

    Malikî, Şafiî ve Hanbelîler şöyle der: Çoğunlukla erkeklerin göremediği bekâret, dulluk, ay başı, süt emmek, istihlâl (doğum esnasında çocuğun ağlaması) gibi hallerde tek başına kadınların şahitliği kabul edilir. Kadınların yara, darlık, kemiğe benzer çıkıntı, baras, iddetin sona ermesi gibi, elbiseler altında kalan ayıpları hakkında tek başına kadınların şahitliği kabul edilir. Bu konudaki delilleri ise daha önce kaydettiğimiz Zührî'nin haberidir. Bu haberde söz konusu edilmeyenler de sözü geçen doğum ve kadınların kusurları gibi ortak ölçü sayılabilecek hususlara kıyas edilir.

    Tek başına kadınların şahitliği hakkında, şart koşulan sayı ile ilgili olarak farklı görüşler vardır. Hanefiler ve Hanbelîler âdil bir kadının şehadeti kabul edilir (8) derken Malikîler iki kadın yeterlidir, demektedirler. Şafiîler ise dört kadından daha aşağısı yeterli değildir, derler. Çünkü Yüce Allah bir erkek şahide iki kadını denk kılmıştır. Aynca erkeğin de iki kişi olmasını şart koşmuştur. (9)
    Dipnotlar:
    1. Felhu'l-Kadîr, VI/7; el-Bedâyi', VI/277; el-Kilâb ma'a'l-tiibâb, İV/55 vd.
    2. Bu hadîsi Beyhakî, ibni Hibbân ve el-Evsât'da Taberanî, İmrân b. Husayn, Hz. Aişe, Câbir ve başkalarından rivayet etmişlerdir. Süyutî bunun sahih kabul edildiğinden söz etmektedir. el-Ca-miu's-Sağir, C/204; Nasbu'r-Râye, 111/167; Mecmau'z-Zevâid, İV/286.
    3. Bunu İbni Ebu Şeybe, Musannef'inde ez-Zührî'den rivayet etmiştir. Abdürrezzak da bunu Hz. Ali'den şöylece rivayet etmektedir: "Kadınların cezalarında ve kan dökme ile ilgili hususlarda şehadetleri caiz değildir." Nasbu'r-Râye, İV/79.
    4. el-Mühezzeb, 11/333; Bidâyetul-Muclehid, 11/454; el-Muğni, IX/149 vd.; el-Turuku'1-Hükmiyye 152 vd.
    5. Bunu Ebu Yala el-Mavstlî Müsnedinde Enes b. Mâlik'den rivayet etmiştir. Buhari de ibni Ab-bas'tan şu lafızla rivayet etmektedir: "Ya delil (getirirsin) yahut da sıratına had vururum." Nasbu'r-Râye. IU7306.
    6. Bunu Darekutnî, Süneninde Huzeyfe b. el-Yemân'dan rivayet etmiştir. Senedinde meçhul birisi vardır. Taberanî de el-Evsat'da rivayet etmiştir. el-Heysemî, "Senedinde kendisini tanımadığım ravi vardır." demiştir. et-Tenkıh'de de şöyle denilmektedir: "Bu aslı bulunmayan batıl bir hadistir." Nasbu'r-Râye, IV/80; Mecmau'z-Zevâid, IV/201.
    7. Bunu İbni Ebu Şeybe de rivayet etmiştir. Nasbu'r-Râye, IV/80.
    8- Çünkü Peygamber (a.s.) ebenin şahitliğini kabul etmiştir. Bunu Darekutnî, Huzeyfe'den rivayet etmiştir. Ebu'l-Hattab'ın da İbni Ömer'den rivayetine göre Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Süt emmek hususunda tek bir kadının şehadeti yeterlidir." Ahmed ve el-Kebîr'de Taberanî İbni Ömer'den şunu rivayet etmektedirler: "İbni Ömer yahut bir adam Hz. Peygamber (a.s.)'e sormuş; "Süt emmek hususunda caiz olan şehadetin mahiyeti nedir?" Peygamber (a.s.) de, "Bir erkek yahut bir kadındır." cevabını vermiştir. Bir başka rivayette ise bir erkek ve bir kadındır, denilmektedir. Senedinde zayıf bir ravi vardır. Ancak süt emziren kadının tek başına şehadetinin kabul edileceği hususunda onu destekleyen rivayet vardır. Subülü's-Seiâm, 111/318; Mecmau'z-Zevâid, 10/201.
    9. Sözü geçen bütün bu hususlar için bk. el-Mebsût, XVI/112; Fethu'l-Kadîr, VI/6 vd.; el-Bedâyi' VI/277, 279; ed-Dürrû'l-Muhtâr, IV/386 vd.; el-Lübâb, IV/55 vd.; Bidâyetul-Müctehid, 11/45: vd.; es-Şerhu'l-Kebîr, IV/185; el-Mühezzeb, 11/332 vd.; Muğnfl-Muhtâc, IV/441 vd.; el-Muğni K/147 vd.; 155; el-Muhallâ, IX/483; el-Turuku'l-Hükmiyye, 129.

    (bk. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, VIII/314-316)





+ Yorum Gönder