Konusunu Oylayın.: Hz.Ümmehani hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz.Ümmehani hakkında bilgi
  1. 31.Ağustos.2012, 23:28
    1
    Misafir

    Hz.Ümmehani hakkında bilgi

  2. 01.Eylül.2012, 00:00
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hz.Ümmehani hakkında bilgi




    Resulullah Efendimizin amcası Ebu Tâlib'in kızı.
    BABASI:
    Ebu Tâlib bin Abdulmuttalib.
    ANNESİ:
    Hz. Fâtıma Binti Esed (r.anha).
    NESEBİ:
    Ümmü Hâni Binti Ebi Tâlib bin Abdülmuttalib, bin Hâşim, bin Abdimenaf, bin Kusayy, bin Kilâb, bin Murre, bin Kâ'b, bin Lüeyy, bin Gâlib, bin Fehr, bin Malik, bin Nadr, bin Kinâne, bin Huzeyme, bin Müdrike, bin İlyâs, bin Mudar, bin Nizâr, bin Ma'd, bin Adnan, bin Aded, bin el-Mukavvim, bin Sârih, bin Yeşcüb, bin Ya'rub, bin Sâbit, bin İsmail, bin İbrahim.
    KÜNYE VE LAKABLARI:
    Eşi Hübeyre'den olan Hâni adındaki çocuğuna izafeten kendisine Ümmü Hâni denilmiştir.
    BAZI ÖZELLİKLERİ:
    v Mevlid-i Nebevî menkıbelerinin miraç bölümünde adı geçer. Bazı rivayetlere göre Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) miraca Ümmü Hâni'nin evinden çıkmıştır.
    v Resûlullah Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) birçok kez O'nun evine teşrif etmiştir.
    v Mekke'nin fethi günü Resûl-i Zîşan (sallallahu aleyhi ve sellem), Ümmü Hâni'nin evine gidip 8 rekât Fetih namazı kılmıştır.
    HAYATI:
    Ümmü Hâni (r.anha), Resûlullah'ın (aleyhissalatu vesselam) amcası Ebu Tâlib'in kızı ve Hz. Ali'nin (r.a) kız kardeşidir. Ümmü Hâni'nin asıl adının Fâhite yahut Hind veyahut Fâtıma olduğu üzerine ihtilaf edilmiştir.
    Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam), Hz. Hatice (r.anha) Validemiz ile evlenmeden önce, amcasının kızı Ümmü Hâni ile evlenmek istemişti fakat Ebu Talib o sıralar Ümmü Hâni'ye talip olan bir başkasına yani Hübeyre b. Amr el-Mahzûmî'ye söz vermiş verdiği söz üzere de kızı Ümmü Hâni'yi Hübeyre'ye nikâhlamıştı. Amcasına gücenen Resulullah Efendimiz'e Ebu Tâlib: "Ey kardeşimin oğlu! Biz kız vererek akrabalık kurduk. Kerîm, kerîme denk olur."
    Ümmü Hâni (r.anha) Hübeyre ile evlenir ve bu evlilikten bize ulaştığına göre; Amr, Hâni, Yusuf ve Cu'de adında 4 çocuğu olur.
    Hz. Ümmü Hâni, hicretin sekizinci yılında Mekke'nin fethinde Müslüman olmuştur. Fakat eşi Hübeyre İslâm'a intisab etmemişti çünkü azılı bir müşrikti. Hübeyre, arkadaşı Abdullah b. Ziba'râ ile birlikte Necran taraflarına firar eder ve daha sonra belki de kendini haklı göstermek bahanesiyle şu şiiri gönderir:
    "Yemin ederim ki Muhammed ve arkadaşlarına sırtımı ne korkaklıktan ve de öldürülmek korkusundan döndüm. Fakat durumumu düşündüm ve kılıcıma ihtiyaç olmadığını gördüm. Hâlbuki kılıcımı vursaydım elbette kesmemezlik etmezdi. Durdum ve durumumun zorluğundan korkarak döndüm ama bir arslan yavrusuna doğru dönermiş gibi."
    Hübeyre Necran'da müşrik olarak ölür. Arkadaşı Abdullah b. Ziba'râ ise bir müddet Necran'da kaldıktan sonra pişman olup Medine'ye gelir, Resûlullah Efendimiz'den af dileyip Müslüman olur.
    Ümmü Hâni'nin İslâm'a girmesiyle evliliğinin bitmesi bir olmuştur. Daha sonra Allah Resûlü (aleyhissalatu vesselam) Ümmü Hâni'ye talip olur. Ümmü Hâni ise:"Vallahi ben seni cahiliyede iken de severdim. İslâm'da nasıl sevmeyeyim? Fakat ben çocukları olan bir kadınım. Çocuklarımın seni rahatsız etmelerini istemiyorum." Resûlullah da (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdu: "Deveye binen kadınların en hayırlısı, Kureyş kadınlarıdır. Onlar çocuklarına çok şefkatli, kocalarına karşı da çok itaatkârdırlar…"
    Ümmü Hâni (r.anha), Resûlullah'dan (aleyhissalatu vesselam) 46 hadis rivayet etmiştir.
    Ümmü Hâni'nin vefat senesi belli değildir. el-İsabe'deki bir rivayete göre, Hz. Ali'den (r.a) sonra da yaşamıştır.
    Mi'râc Gecesi Hakkında
    Bir meseleyi vuzuha kavuşturmakta fayda görüyoruz. Değişik rivayetlerde Resûl-i Ekrem Efendimizin Mi'râc'a Ümmü Hâni'nin evinden yükseldiği yazılıdır. Bazı rivayetlerde ise Hatîm'den Mi'râc'a yükseldiği kayıtlıdır. Konu çok uzayacağından bu rivayetleri buraya almıyoruz. Bu konu hakkında Mevlânâ Şiblî'nin Asr-ı Saadet'inde çok güzel ve yerinde tespitler var. Onları buraya aktarıyoruz:
    "Resûl-i Ekrem'in mi'râc gecesinde nerede istirahat etmekte olduğu ihtilaflı bir meseledir. Malik ile Enes'in Buharî ve Müslim'deki rivayetlerine göre Resûl-i Ekrem "Hatîm" de idi. Ümmü Hâni'ye dayanan ve daha az muteber olan bir rivayete göre mi'râc, Ümmü Hâni'nin evinden vuku bulmuştur. Ümmü Hâni'nin evi, Ebu Tâlib kesiminde idi. Bu rivayet, meşhur yalancılardan olan Kelbî'ye istinad ediyor ve birçok acayip ve tuhaf tafsilat taşıyor. Ebû Ya'la'nın Müsned'inde Ümmü Hâni'nin bu rivayeti kayıtlıdır:
    "Resûl-i Ekrem, yatsı namazını kıldıktan sonra evimde istirahat ediyordu. Geceleyin uyandım, Resûl-i Ekrem'i yatağında bulamadım, Kureyş'in Peygamber'e düşmanlık dolayısıyla derin bir endişe duydum ve uyuyamadım. Sabahleyin Resûl-i Ekrem, mi'râc'ı anlatarak bu hâdiseyi Kureyş büyüklerine anlatacağını söyledi. Peygamber'in eteğine yapışarak "Allah aşkına bunu onlara anlatma; çünkü seni tekzip ve sana taarruz ederler!" dedim. Fakat Resûl-i Ekrem beni dinlemedi ve dışarı çıktı."
    Bu rivayette Resûl-i Ekrem'in yatsı namazını kıldığından bahsedilmesi manasızdır. Çünkü namaz, mi'râc'dan sonra farz kılınmıştır. Esasen Buharî ve Müslim'in rivayetleri yanında bu gibi rivayetlerin kıymeti yoktur. Resûl-i Ekrem'in mi'râc gecesi Harem'de Hatîm makamında bulunduğu şüphe götürmez. Yalnız Ebû Zerr'in rivayetinde Resûl-i Ekrem'in oturduğu yerin tavanı ayrıldığından bahsediliyor. Bize kalırsa Resûl-i Ekrem, Hatîm'de bulunduğu halde bu müşahedeyi kendi evinde imiş gibi görmüştür."
    HAKKINDAKİ HADİSLER:
    v Resulûllah (aleyhissalatu vesselam) Ümmü Hani'nin evine girdi onu sabah namazını kılarken gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Ümmü Hani sabah namazını kıldığın zaman Allah'ı yüz defa tesbih et (subhanellah de) Yüz tesbih, kurbanlık yüz deve gibidir. Yüz defa da tehlil getir (Lâ ilahe illallah de) O tehlillerle ne önceki ne sonraki günahlar kalır. Hiçbir amel Lâ ilahe illallah'ın önüne geçemez ve o hiçbir günahı bırakmaz."
    v Ümmü Hâni (r.anha) anlatıyor: "Resulûllah (aleyhissalatu vesselam) beni istemişti. Kendisine özür beyan ettim, özrümü kabul etti. Sonra Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi:
    "Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin zevcelerini ve Allah'ın sana ganimet (olarak nasib) ettiklerinden sağ elinin malik olduğu kadınları, seninle beraber (Medine'ye) hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını, bir de eğer mü'min bir kadın kendisini Peygamber'e bağışlayıp da eğer Peygamber de nikâhla almak isterse onu (fakat bu sonuncusunu) diğer mü'minlere değil, yalınız sana has olmak üzere senin için helal kıldık." (Ahzab, 50). Ümmü Hani (r.anha) devamla der ki: "Bu ayet üzerine (kendi kendime): "Ben Resulullah'a (aleyhissalatu vesselam) helal kılınmadım, çünkü hicret etmedim, ben Fetih günü hürriyeti bağışlananlardanım" dedim." [Tirmizi, Tefsir, Ahzab (3211).]
    Hadis Hakkında Açıklama:
    "Resûlullah (s.a.s) amcasının kızı Ümmü Hâni bintu Ebu Talib'i cahiliye devrinde istetmişti. Ancak Ebu Talib, Ümmü Hâni'yi (r.anha) diğer taliblisi olan Hübeyre İbnu Ebi Vehb'e verdi. Bilâhare, Ümmü Hâni Müslüman olunca Hübeyre'den ayrıldı. Resûlullah (s.a.s) Ümmü Hâni'ye talebini yeniledi. Ümmü Hâni bu sefer de: "Ben çok çocuğu olan bir kadınım" diye özür beyan etti. Resûlullah da (aleyhissalatu vesselam) ısrar etmedi. Rivayette kabul edildiği belirtilen özür bu olsa gerektir."

    v Ümmü Hâni Bintu Ebî Tâlib (r.anha) anlatıyor: "(Mekke'nin) Fethi gününde Resulullah'ın (aleyhissalatu vesselam) yanına gittim. O'nu yıkanır buldum. Kızı Fatıma da bir giyecekle ona perde yapıyordu." [Müslim, Hayz 70, (336).]
    v Ümmü Hâni (r.anha) anlatıyor: "Ben evimin damında otururken Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın kıraatini işitirdim."
    v Ümmü Hâni (r.anha) anlatıyor: "Ben kocamın akrabalarından iki kişiye civar (himaye) vermiştim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Senin civar verdiğine biz de civar verdik" buyurdu." [Buhari, Cizye 9, Salât 4, Edeb 94; Müslim, Hayz 70, (336), Müsafirin 80; Muvatta, Sefer 27, (1, 152); Tirmizi, İst'izan 24, (2735); Ebu Davud, Salât 30, (1290), Cihad 167, (2763).]
    Hadis Hakkında Açıklama:
    "Arabçada civâr vermek, emân vermektir. Yani bir müslümanın bir kâfire "Senin hayat hakkını ben garantiliyorum, sana kimse dokunamaz" manasında garanti vermesidir. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), amcasının kızı Ümmü Hâni'nin Mekke'nin fethedildiği gün iki müşrike verdiği emânı muteber addetmiş: "Sen kime emân verdi isen bu akdi biz de tanıyoruz, o, bizden de emân almış gibi, emniyet altına girmiştir" manasında beyanda bulunmuştur."

    v Ümmü Hâni (r.anha) anlatıyor: "Mekke'nin fethinde Peygamber Efendimiz'in (aleyhissalatu vesselam), şehre girdiğinde kendi mübarek evlerine geldiklerini duydum. Ben de o anda kardeşim Ali ile tartışıyordum. Mesele şu idi: Kocam Hübeyre b. Vehb el-Mahzûmî'nin eski zevcesinden bir oğlu vardı. Kocam Hübeyre iman etmeyip kaçınca Ali, bari oğlunu bulup öldüreyim, diye oğlumu arıyordu. Ben Ali'ye: "Kardeşim! O çocuk Müslümanlığa meyillidir, Müslümanlığı sever. Bunun için ben ona garanti verdim" dediysem de Ali, "bulursam mutlaka öldüreceğim" diye iddia ve ısrar ediyordu. Ben de kalkıp doğruca Peygamber Efendimiz'in (aleyhissalatu vesselam) evlerine gittim. Baktım ki, evin bir köşesinde Fâtıma-i Zehra bir perde tutmuş, arkasında Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) guslediyordu. Ben kapıdan içeri girerken selam verdim. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Kimsin?" diye sordular. Ben de: "Amcanız Ebu Tâlib'in kızı Ümmü Hâni!" dedim. Ben bir kenara çekilip, Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) guslünün sonunu bekledim. Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselam), guslünü tamamlayınca kurulanıp, ihramına sarılmış olarak geldi ve tam 8 rekât duh⠖kuşluk- namazı kıldı, sonra dönüp benim hâlimi-hatırımı sordu. Ben uygun bir yerinde meseleyi arz ettim, "Yâ Resûlallah! Anamın oğlu Ali b. Tâlib, üvey oğlum İbni Hübeyre'yi öldürmek istiyor. Hâlbuki ben ona garanti verdim" dedim. Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) bana: "Ey Ümmü Hâni! Senin garanti verdiğin kimseye biz garanti verdik" diye cevap verdiler.
    HAKKINDA SÖYLENENLER:
    v Büyük Türk edebiyatçısı merhum Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif'te O'ndan şu şekilde bahseder:
    "O hûmâyûn bahtı, ol kadri yüce,
    Ümmü Hâni evine vardı gece.
    Hakk'ın emri ile ol Sultân-ı Dîn,
    Ümmü Hâni evine geldi hemîn."

    KAYNAKLAR
    1- İbnu Deybe, Teysiru'l-Vüsûl ilâ Câmii'l-Usûl, trc. İbrahim Canan, Akçağ Yayınevi, İstanbul, 1993, III.
    2- İbnu Deybe, Teysiru'l-Vüsûl ilâ Câmii'l-Usûl, trc. İbrahim Canan, Akçağ Yayınevi, İstanbul, 1993, IV.
    3- İbnu Deybe, Teysiru'l-Vüsûl ilâ Câmii'l-Usûl, trc. İbrahim Canan, Akçağ Yayınevi, İstanbul, 1993, X.
    4- Abdulaziz eş-Şennavî, Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabeler), trc. Tâceddin Uzun, Uysal Kitabevi, Ankara, 1991.
    5- İbnu Hacer el-Askalânî, el-İsabe Seçkin Sahabeler, trc. Seyfullah Erdoğmuş, Sağlam Yayınevi, İstanbul, 2008.
    6- H. Mehmed Zihni Efendi, Meşâhîru'n-Nisâ, sdl. Bedreddin Çetiner, Şâmil Yayınevi, İstanbul, 1982, I.
    7- Hacı M. Cemal Öğüt, Gül'ün Gül'ü Fâtımâtü'z-Zehra, Mavi Yayıncılık, İstanbul, 2006.
    8- Mevlânâ Şiblî, Asr-ı Saadet, trc. Ömer Rıza Doğrul, Eser Neşriyat, İstanbul, 1977, I.
    9- Mevlânâ Şiblî, Asr-ı Saadet, trc. Ömer Rıza Doğrul, Eser Neşriyat, İstanbul, 1977, II.
    10- Mevlanâ Niyaz, Kadın Sahabiler, trc. Ali Genceli, Toker Yayınları, İstanbul, 1971.
    11- Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Çağ Yayınları, İstanbul, 1992, I.
    12- İbn Hazm, Cevâmiu's-Sîre, trc. M. Salih Arı, Çıra Yayınları, İstanbul, 2004.
    13- Ebu'l-Hasen Ali Nedvî, Rahmet Peygamberi, trc. Abdülkerim Özaydın İz Yayıncılık, İstanbul, 2008.




  3. 01.Eylül.2012, 00:00
    2
    Silent and lonely rains



    Resulullah Efendimizin amcası Ebu Tâlib'in kızı.
    BABASI:
    Ebu Tâlib bin Abdulmuttalib.
    ANNESİ:
    Hz. Fâtıma Binti Esed (r.anha).
    NESEBİ:
    Ümmü Hâni Binti Ebi Tâlib bin Abdülmuttalib, bin Hâşim, bin Abdimenaf, bin Kusayy, bin Kilâb, bin Murre, bin Kâ'b, bin Lüeyy, bin Gâlib, bin Fehr, bin Malik, bin Nadr, bin Kinâne, bin Huzeyme, bin Müdrike, bin İlyâs, bin Mudar, bin Nizâr, bin Ma'd, bin Adnan, bin Aded, bin el-Mukavvim, bin Sârih, bin Yeşcüb, bin Ya'rub, bin Sâbit, bin İsmail, bin İbrahim.
    KÜNYE VE LAKABLARI:
    Eşi Hübeyre'den olan Hâni adındaki çocuğuna izafeten kendisine Ümmü Hâni denilmiştir.
    BAZI ÖZELLİKLERİ:
    v Mevlid-i Nebevî menkıbelerinin miraç bölümünde adı geçer. Bazı rivayetlere göre Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) miraca Ümmü Hâni'nin evinden çıkmıştır.
    v Resûlullah Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) birçok kez O'nun evine teşrif etmiştir.
    v Mekke'nin fethi günü Resûl-i Zîşan (sallallahu aleyhi ve sellem), Ümmü Hâni'nin evine gidip 8 rekât Fetih namazı kılmıştır.
    HAYATI:
    Ümmü Hâni (r.anha), Resûlullah'ın (aleyhissalatu vesselam) amcası Ebu Tâlib'in kızı ve Hz. Ali'nin (r.a) kız kardeşidir. Ümmü Hâni'nin asıl adının Fâhite yahut Hind veyahut Fâtıma olduğu üzerine ihtilaf edilmiştir.
    Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam), Hz. Hatice (r.anha) Validemiz ile evlenmeden önce, amcasının kızı Ümmü Hâni ile evlenmek istemişti fakat Ebu Talib o sıralar Ümmü Hâni'ye talip olan bir başkasına yani Hübeyre b. Amr el-Mahzûmî'ye söz vermiş verdiği söz üzere de kızı Ümmü Hâni'yi Hübeyre'ye nikâhlamıştı. Amcasına gücenen Resulullah Efendimiz'e Ebu Tâlib: "Ey kardeşimin oğlu! Biz kız vererek akrabalık kurduk. Kerîm, kerîme denk olur."
    Ümmü Hâni (r.anha) Hübeyre ile evlenir ve bu evlilikten bize ulaştığına göre; Amr, Hâni, Yusuf ve Cu'de adında 4 çocuğu olur.
    Hz. Ümmü Hâni, hicretin sekizinci yılında Mekke'nin fethinde Müslüman olmuştur. Fakat eşi Hübeyre İslâm'a intisab etmemişti çünkü azılı bir müşrikti. Hübeyre, arkadaşı Abdullah b. Ziba'râ ile birlikte Necran taraflarına firar eder ve daha sonra belki de kendini haklı göstermek bahanesiyle şu şiiri gönderir:
    "Yemin ederim ki Muhammed ve arkadaşlarına sırtımı ne korkaklıktan ve de öldürülmek korkusundan döndüm. Fakat durumumu düşündüm ve kılıcıma ihtiyaç olmadığını gördüm. Hâlbuki kılıcımı vursaydım elbette kesmemezlik etmezdi. Durdum ve durumumun zorluğundan korkarak döndüm ama bir arslan yavrusuna doğru dönermiş gibi."
    Hübeyre Necran'da müşrik olarak ölür. Arkadaşı Abdullah b. Ziba'râ ise bir müddet Necran'da kaldıktan sonra pişman olup Medine'ye gelir, Resûlullah Efendimiz'den af dileyip Müslüman olur.
    Ümmü Hâni'nin İslâm'a girmesiyle evliliğinin bitmesi bir olmuştur. Daha sonra Allah Resûlü (aleyhissalatu vesselam) Ümmü Hâni'ye talip olur. Ümmü Hâni ise:"Vallahi ben seni cahiliyede iken de severdim. İslâm'da nasıl sevmeyeyim? Fakat ben çocukları olan bir kadınım. Çocuklarımın seni rahatsız etmelerini istemiyorum." Resûlullah da (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdu: "Deveye binen kadınların en hayırlısı, Kureyş kadınlarıdır. Onlar çocuklarına çok şefkatli, kocalarına karşı da çok itaatkârdırlar…"
    Ümmü Hâni (r.anha), Resûlullah'dan (aleyhissalatu vesselam) 46 hadis rivayet etmiştir.
    Ümmü Hâni'nin vefat senesi belli değildir. el-İsabe'deki bir rivayete göre, Hz. Ali'den (r.a) sonra da yaşamıştır.
    Mi'râc Gecesi Hakkında
    Bir meseleyi vuzuha kavuşturmakta fayda görüyoruz. Değişik rivayetlerde Resûl-i Ekrem Efendimizin Mi'râc'a Ümmü Hâni'nin evinden yükseldiği yazılıdır. Bazı rivayetlerde ise Hatîm'den Mi'râc'a yükseldiği kayıtlıdır. Konu çok uzayacağından bu rivayetleri buraya almıyoruz. Bu konu hakkında Mevlânâ Şiblî'nin Asr-ı Saadet'inde çok güzel ve yerinde tespitler var. Onları buraya aktarıyoruz:
    "Resûl-i Ekrem'in mi'râc gecesinde nerede istirahat etmekte olduğu ihtilaflı bir meseledir. Malik ile Enes'in Buharî ve Müslim'deki rivayetlerine göre Resûl-i Ekrem "Hatîm" de idi. Ümmü Hâni'ye dayanan ve daha az muteber olan bir rivayete göre mi'râc, Ümmü Hâni'nin evinden vuku bulmuştur. Ümmü Hâni'nin evi, Ebu Tâlib kesiminde idi. Bu rivayet, meşhur yalancılardan olan Kelbî'ye istinad ediyor ve birçok acayip ve tuhaf tafsilat taşıyor. Ebû Ya'la'nın Müsned'inde Ümmü Hâni'nin bu rivayeti kayıtlıdır:
    "Resûl-i Ekrem, yatsı namazını kıldıktan sonra evimde istirahat ediyordu. Geceleyin uyandım, Resûl-i Ekrem'i yatağında bulamadım, Kureyş'in Peygamber'e düşmanlık dolayısıyla derin bir endişe duydum ve uyuyamadım. Sabahleyin Resûl-i Ekrem, mi'râc'ı anlatarak bu hâdiseyi Kureyş büyüklerine anlatacağını söyledi. Peygamber'in eteğine yapışarak "Allah aşkına bunu onlara anlatma; çünkü seni tekzip ve sana taarruz ederler!" dedim. Fakat Resûl-i Ekrem beni dinlemedi ve dışarı çıktı."
    Bu rivayette Resûl-i Ekrem'in yatsı namazını kıldığından bahsedilmesi manasızdır. Çünkü namaz, mi'râc'dan sonra farz kılınmıştır. Esasen Buharî ve Müslim'in rivayetleri yanında bu gibi rivayetlerin kıymeti yoktur. Resûl-i Ekrem'in mi'râc gecesi Harem'de Hatîm makamında bulunduğu şüphe götürmez. Yalnız Ebû Zerr'in rivayetinde Resûl-i Ekrem'in oturduğu yerin tavanı ayrıldığından bahsediliyor. Bize kalırsa Resûl-i Ekrem, Hatîm'de bulunduğu halde bu müşahedeyi kendi evinde imiş gibi görmüştür."
    HAKKINDAKİ HADİSLER:
    v Resulûllah (aleyhissalatu vesselam) Ümmü Hani'nin evine girdi onu sabah namazını kılarken gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Ümmü Hani sabah namazını kıldığın zaman Allah'ı yüz defa tesbih et (subhanellah de) Yüz tesbih, kurbanlık yüz deve gibidir. Yüz defa da tehlil getir (Lâ ilahe illallah de) O tehlillerle ne önceki ne sonraki günahlar kalır. Hiçbir amel Lâ ilahe illallah'ın önüne geçemez ve o hiçbir günahı bırakmaz."
    v Ümmü Hâni (r.anha) anlatıyor: "Resulûllah (aleyhissalatu vesselam) beni istemişti. Kendisine özür beyan ettim, özrümü kabul etti. Sonra Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi:
    "Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin zevcelerini ve Allah'ın sana ganimet (olarak nasib) ettiklerinden sağ elinin malik olduğu kadınları, seninle beraber (Medine'ye) hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını, bir de eğer mü'min bir kadın kendisini Peygamber'e bağışlayıp da eğer Peygamber de nikâhla almak isterse onu (fakat bu sonuncusunu) diğer mü'minlere değil, yalınız sana has olmak üzere senin için helal kıldık." (Ahzab, 50). Ümmü Hani (r.anha) devamla der ki: "Bu ayet üzerine (kendi kendime): "Ben Resulullah'a (aleyhissalatu vesselam) helal kılınmadım, çünkü hicret etmedim, ben Fetih günü hürriyeti bağışlananlardanım" dedim." [Tirmizi, Tefsir, Ahzab (3211).]
    Hadis Hakkında Açıklama:
    "Resûlullah (s.a.s) amcasının kızı Ümmü Hâni bintu Ebu Talib'i cahiliye devrinde istetmişti. Ancak Ebu Talib, Ümmü Hâni'yi (r.anha) diğer taliblisi olan Hübeyre İbnu Ebi Vehb'e verdi. Bilâhare, Ümmü Hâni Müslüman olunca Hübeyre'den ayrıldı. Resûlullah (s.a.s) Ümmü Hâni'ye talebini yeniledi. Ümmü Hâni bu sefer de: "Ben çok çocuğu olan bir kadınım" diye özür beyan etti. Resûlullah da (aleyhissalatu vesselam) ısrar etmedi. Rivayette kabul edildiği belirtilen özür bu olsa gerektir."

    v Ümmü Hâni Bintu Ebî Tâlib (r.anha) anlatıyor: "(Mekke'nin) Fethi gününde Resulullah'ın (aleyhissalatu vesselam) yanına gittim. O'nu yıkanır buldum. Kızı Fatıma da bir giyecekle ona perde yapıyordu." [Müslim, Hayz 70, (336).]
    v Ümmü Hâni (r.anha) anlatıyor: "Ben evimin damında otururken Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın kıraatini işitirdim."
    v Ümmü Hâni (r.anha) anlatıyor: "Ben kocamın akrabalarından iki kişiye civar (himaye) vermiştim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Senin civar verdiğine biz de civar verdik" buyurdu." [Buhari, Cizye 9, Salât 4, Edeb 94; Müslim, Hayz 70, (336), Müsafirin 80; Muvatta, Sefer 27, (1, 152); Tirmizi, İst'izan 24, (2735); Ebu Davud, Salât 30, (1290), Cihad 167, (2763).]
    Hadis Hakkında Açıklama:
    "Arabçada civâr vermek, emân vermektir. Yani bir müslümanın bir kâfire "Senin hayat hakkını ben garantiliyorum, sana kimse dokunamaz" manasında garanti vermesidir. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), amcasının kızı Ümmü Hâni'nin Mekke'nin fethedildiği gün iki müşrike verdiği emânı muteber addetmiş: "Sen kime emân verdi isen bu akdi biz de tanıyoruz, o, bizden de emân almış gibi, emniyet altına girmiştir" manasında beyanda bulunmuştur."

    v Ümmü Hâni (r.anha) anlatıyor: "Mekke'nin fethinde Peygamber Efendimiz'in (aleyhissalatu vesselam), şehre girdiğinde kendi mübarek evlerine geldiklerini duydum. Ben de o anda kardeşim Ali ile tartışıyordum. Mesele şu idi: Kocam Hübeyre b. Vehb el-Mahzûmî'nin eski zevcesinden bir oğlu vardı. Kocam Hübeyre iman etmeyip kaçınca Ali, bari oğlunu bulup öldüreyim, diye oğlumu arıyordu. Ben Ali'ye: "Kardeşim! O çocuk Müslümanlığa meyillidir, Müslümanlığı sever. Bunun için ben ona garanti verdim" dediysem de Ali, "bulursam mutlaka öldüreceğim" diye iddia ve ısrar ediyordu. Ben de kalkıp doğruca Peygamber Efendimiz'in (aleyhissalatu vesselam) evlerine gittim. Baktım ki, evin bir köşesinde Fâtıma-i Zehra bir perde tutmuş, arkasında Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) guslediyordu. Ben kapıdan içeri girerken selam verdim. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Kimsin?" diye sordular. Ben de: "Amcanız Ebu Tâlib'in kızı Ümmü Hâni!" dedim. Ben bir kenara çekilip, Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) guslünün sonunu bekledim. Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselam), guslünü tamamlayınca kurulanıp, ihramına sarılmış olarak geldi ve tam 8 rekât duh⠖kuşluk- namazı kıldı, sonra dönüp benim hâlimi-hatırımı sordu. Ben uygun bir yerinde meseleyi arz ettim, "Yâ Resûlallah! Anamın oğlu Ali b. Tâlib, üvey oğlum İbni Hübeyre'yi öldürmek istiyor. Hâlbuki ben ona garanti verdim" dedim. Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) bana: "Ey Ümmü Hâni! Senin garanti verdiğin kimseye biz garanti verdik" diye cevap verdiler.
    HAKKINDA SÖYLENENLER:
    v Büyük Türk edebiyatçısı merhum Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif'te O'ndan şu şekilde bahseder:
    "O hûmâyûn bahtı, ol kadri yüce,
    Ümmü Hâni evine vardı gece.
    Hakk'ın emri ile ol Sultân-ı Dîn,
    Ümmü Hâni evine geldi hemîn."

    KAYNAKLAR
    1- İbnu Deybe, Teysiru'l-Vüsûl ilâ Câmii'l-Usûl, trc. İbrahim Canan, Akçağ Yayınevi, İstanbul, 1993, III.
    2- İbnu Deybe, Teysiru'l-Vüsûl ilâ Câmii'l-Usûl, trc. İbrahim Canan, Akçağ Yayınevi, İstanbul, 1993, IV.
    3- İbnu Deybe, Teysiru'l-Vüsûl ilâ Câmii'l-Usûl, trc. İbrahim Canan, Akçağ Yayınevi, İstanbul, 1993, X.
    4- Abdulaziz eş-Şennavî, Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabeler), trc. Tâceddin Uzun, Uysal Kitabevi, Ankara, 1991.
    5- İbnu Hacer el-Askalânî, el-İsabe Seçkin Sahabeler, trc. Seyfullah Erdoğmuş, Sağlam Yayınevi, İstanbul, 2008.
    6- H. Mehmed Zihni Efendi, Meşâhîru'n-Nisâ, sdl. Bedreddin Çetiner, Şâmil Yayınevi, İstanbul, 1982, I.
    7- Hacı M. Cemal Öğüt, Gül'ün Gül'ü Fâtımâtü'z-Zehra, Mavi Yayıncılık, İstanbul, 2006.
    8- Mevlânâ Şiblî, Asr-ı Saadet, trc. Ömer Rıza Doğrul, Eser Neşriyat, İstanbul, 1977, I.
    9- Mevlânâ Şiblî, Asr-ı Saadet, trc. Ömer Rıza Doğrul, Eser Neşriyat, İstanbul, 1977, II.
    10- Mevlanâ Niyaz, Kadın Sahabiler, trc. Ali Genceli, Toker Yayınları, İstanbul, 1971.
    11- Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Çağ Yayınları, İstanbul, 1992, I.
    12- İbn Hazm, Cevâmiu's-Sîre, trc. M. Salih Arı, Çıra Yayınları, İstanbul, 2004.
    13- Ebu'l-Hasen Ali Nedvî, Rahmet Peygamberi, trc. Abdülkerim Özaydın İz Yayıncılık, İstanbul, 2008.




  4. 01.Eylül.2012, 00:02
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hz.Ümmehani hakkında bilgi

    Adı; Fahite binti Ebi Talib’tir. Haşimim neslinden olup fazilet sahibi bir hanımdır. Ümmü Hani lakabıyla meşhurdur. Babası; Ebu Talib b. Abdülmuttalib’tir. Annesi; Fatıma binti Esed’dir. Kocası; Mermukin oğullarının eşrafından Hübeyre b. Amr el Mahzumi el Kureşi’dir. Ondan dört çocuk dünyaya getirdi. Onlar da; Amr, Ca’de, Hani ve Yusuf’tur.
    Ümmü Hani (radıyallahu anha) Mekke’nin feth edildiği gün müslüman oldu. Kocası Hübeyre ise müslüman olduktan sonra küfre döndüğü için Yemen’e kaçtı. Necran’da tek başına perişan bir hayat yaşadı. Şairdi. Ümmü Hani Müslüman olduğunda şöyle bir şiiri söylemişti:
    Gece boyu azarlyayıcı beni azarladı.
    Gece boyu haddi aştı da söylendi durdu.
    Zannediyor ki aşiretime tabi olursam eğer,
    Helak olurum, asıl helakim o aşiretimin helakidir.
    Hübeyre, Necran’da kaldı ve orada küfür üzere öldü.
    Ümmü Hani çocuklarıyla ilgileniyor ve onları en iyi şekilde yetiştirmeye çalışıyordu. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz ona evlilik teklifinde bulundu. O bu teklife:
    “Ya Rasulullah! Ben çoluk çocuk sahibi bir kadınım. Sonların seni üzmesinden korkarım” cevabıyla karşılık verdi. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’de ısrarcı olmadı ve bu konuyu bir daha açmadı.
    Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor:
    Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ümmü Hani binti Ebi Talib’e evlenme teklifinde bulundu da o:
    “Ya Rasulullah! Ben, çoluk çocuk sahibi yaşlı bir kadınım” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
    “Kureyş kadınları deveye binen kadınların en hayırlılarıdır” buyurdu.1
    Mekke’nin feth edildiği gün Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ümmü Hani’nin evine gitti. Ona:
    “Yanınızda yenecek yemek var mı?” diye sordu. Ümmü Hani:
    “Ya Rasulullah! Yanımızda sadece az bir sirke var” dedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
    “Onu getir. İçinde sirke olan ev katık yönünden fakir değildir” buyurdu.2
    ……..
    1 Müslim 3329
    2 Tirmizi rivayet etmiş, Elbani de hadisin sahih olduğunu doğrulamıştır. Sahihu’l Cami’ 4387
    …….
    Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu evinde ziyaret eder ve onun evinde kaylule uykusu uyurdu. Onunla istişare eder ve görüşüne muhalefet etmezdi.
    Ümmü Hani (radıyallahu anha) analtıyor:
    Mekke’nin feth edildiği gün Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına gitmiştim. Yıkanıyordu. Fatıma ona perde tutuyordu. Selam verdim.
    “Kim o?” diye sordu.
    “Ben Ümmü Hani” dedim.
    “Hoş geldin, Ümmü Hani” dedi. Yıkanma işi bitince kalktı tek bir elbise içinde sekiz rekat namaz kıldı.
    “Ya Rasulullah! Ali benim eman verdiğim iki kişiyi öldürmek istiyor”1 dedim. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
    “Senin eman verdiğine biz de eman verdik ey Ümmü Hani” buyurdu. Bu namaz kuşluk namazıydı.
    Kalleş İbni Mülcem, onun sevgili kardeşi Ali b. Ebi Talib (ra)’ı şehit ettiğinde Ümmü Hani hüznünün şiddetinden yataklara düştü ve bir daha da kalkamadı. Sonunda Rabbine kavuştu.
    Allah’ın rahmeti üzerine olsun.2
    ……
    1 Buhari, Cizye 9, Salat 4, Edeb 94; Müslim, Hayz 70
    22 Ümmü Hani (ra) yaşadığı şu hadiseyi de burada zikretmeden geçmeyelim:
    Peygamber Efendimiz hicretten bir yıl önce tabliğ maksadıyla Taif halkından hiç kimsenin iman etmemesi ve kendisine işkence yapmaları üzerine Rasulullah (sav) Mekke’ye geri döndü.
    Çok üzgündü ve her taraf düşman doluydu. Bir gece Mekke’de Ümmü Haninin Ebu Talib mahallesinde bulunan evine geldi. Ümmü Hani o zaman henüz iman etmemişti. Peygamber Efendimiz kapısını çaldı. İçeriden Ümmü Hani’nin sesi duyuldu.
    “Kim o?” Rasulullah (sav):
    “Amcanın oğlu Muhammedim, kabul edersen, misafir olarak geldim.” dedi. Ümmü Hani:
    “Senin gibi doğru sözlü, emin, asil, şerefli misafire can feda olsun. Yalnız, teşrif edeceğinizi önceden bildirseydiniz bir şeyler hazırlardım. Şimdi yedirecek bir şeyim yok” dedi.
    “Yiyecek içecek istemem. Hiçbiri gözümde yok. Rabbime ibadet etmek ve yalvarmak için bir yer bana yetişir” dedi.
    Ümmü Hani, Rasulullah (sav)’i içeri alıp bir hası bir leğen ve bir ibrik verdi. Gelen misafire ikram etmek ve onu düşmandan korumak Araplar için en şerefli vazife sayılırdı. Bir evdeki misafire zarar gelmesi ev sahibi için büyük yüzkarası olurdu.
    Ümmü Hani amcasının oğlunun Mekke’de düşmanlarının çok olduğunu, hatta onu öldürmek isteyenlerin olduğunu bildiği için sabaha kadar onun için nöbet tutmaya karar verdi. Babasının kılıcını alıp, evin etrafında dolaşmaya başladı.
    Rasulullah (sav) efendimiz, o gün çok incinmişti. Abdest alıp, yalvarmaya, af dilemeye, kulların imana gelmesi, saadete kavuşmaları için duaya başladı. Çok yorgundu, açtı ve üzüntülüydü. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi.
    Sonra Cebrail (as) gelip ayağının altından öperek uyandırdı. Bundan sonra Rasulullah (sav) uyanıkken ruh ve bedeniyle Miraca çıkarıldı.
    Ertesi sabah Peygamber Efendimiz Ümmü Hani’ye gece miraca çıktığını anlattı. Ümmü Hani:
    “Ey amcamın oğlu! Sakın bunu Kureyş’lilere söyleme. Onlar seni yalanlarlar ve seni üzerler” dedi. Rasulullah (sav):
    “Vallahi ben bunu onlara söyleyeceğim” dedi.

    Hayatü’s Sahabe



  5. 01.Eylül.2012, 00:02
    3
    Silent and lonely rains
    Adı; Fahite binti Ebi Talib’tir. Haşimim neslinden olup fazilet sahibi bir hanımdır. Ümmü Hani lakabıyla meşhurdur. Babası; Ebu Talib b. Abdülmuttalib’tir. Annesi; Fatıma binti Esed’dir. Kocası; Mermukin oğullarının eşrafından Hübeyre b. Amr el Mahzumi el Kureşi’dir. Ondan dört çocuk dünyaya getirdi. Onlar da; Amr, Ca’de, Hani ve Yusuf’tur.
    Ümmü Hani (radıyallahu anha) Mekke’nin feth edildiği gün müslüman oldu. Kocası Hübeyre ise müslüman olduktan sonra küfre döndüğü için Yemen’e kaçtı. Necran’da tek başına perişan bir hayat yaşadı. Şairdi. Ümmü Hani Müslüman olduğunda şöyle bir şiiri söylemişti:
    Gece boyu azarlyayıcı beni azarladı.
    Gece boyu haddi aştı da söylendi durdu.
    Zannediyor ki aşiretime tabi olursam eğer,
    Helak olurum, asıl helakim o aşiretimin helakidir.
    Hübeyre, Necran’da kaldı ve orada küfür üzere öldü.
    Ümmü Hani çocuklarıyla ilgileniyor ve onları en iyi şekilde yetiştirmeye çalışıyordu. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz ona evlilik teklifinde bulundu. O bu teklife:
    “Ya Rasulullah! Ben çoluk çocuk sahibi bir kadınım. Sonların seni üzmesinden korkarım” cevabıyla karşılık verdi. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’de ısrarcı olmadı ve bu konuyu bir daha açmadı.
    Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor:
    Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ümmü Hani binti Ebi Talib’e evlenme teklifinde bulundu da o:
    “Ya Rasulullah! Ben, çoluk çocuk sahibi yaşlı bir kadınım” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
    “Kureyş kadınları deveye binen kadınların en hayırlılarıdır” buyurdu.1
    Mekke’nin feth edildiği gün Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ümmü Hani’nin evine gitti. Ona:
    “Yanınızda yenecek yemek var mı?” diye sordu. Ümmü Hani:
    “Ya Rasulullah! Yanımızda sadece az bir sirke var” dedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
    “Onu getir. İçinde sirke olan ev katık yönünden fakir değildir” buyurdu.2
    ……..
    1 Müslim 3329
    2 Tirmizi rivayet etmiş, Elbani de hadisin sahih olduğunu doğrulamıştır. Sahihu’l Cami’ 4387
    …….
    Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu evinde ziyaret eder ve onun evinde kaylule uykusu uyurdu. Onunla istişare eder ve görüşüne muhalefet etmezdi.
    Ümmü Hani (radıyallahu anha) analtıyor:
    Mekke’nin feth edildiği gün Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına gitmiştim. Yıkanıyordu. Fatıma ona perde tutuyordu. Selam verdim.
    “Kim o?” diye sordu.
    “Ben Ümmü Hani” dedim.
    “Hoş geldin, Ümmü Hani” dedi. Yıkanma işi bitince kalktı tek bir elbise içinde sekiz rekat namaz kıldı.
    “Ya Rasulullah! Ali benim eman verdiğim iki kişiyi öldürmek istiyor”1 dedim. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
    “Senin eman verdiğine biz de eman verdik ey Ümmü Hani” buyurdu. Bu namaz kuşluk namazıydı.
    Kalleş İbni Mülcem, onun sevgili kardeşi Ali b. Ebi Talib (ra)’ı şehit ettiğinde Ümmü Hani hüznünün şiddetinden yataklara düştü ve bir daha da kalkamadı. Sonunda Rabbine kavuştu.
    Allah’ın rahmeti üzerine olsun.2
    ……
    1 Buhari, Cizye 9, Salat 4, Edeb 94; Müslim, Hayz 70
    22 Ümmü Hani (ra) yaşadığı şu hadiseyi de burada zikretmeden geçmeyelim:
    Peygamber Efendimiz hicretten bir yıl önce tabliğ maksadıyla Taif halkından hiç kimsenin iman etmemesi ve kendisine işkence yapmaları üzerine Rasulullah (sav) Mekke’ye geri döndü.
    Çok üzgündü ve her taraf düşman doluydu. Bir gece Mekke’de Ümmü Haninin Ebu Talib mahallesinde bulunan evine geldi. Ümmü Hani o zaman henüz iman etmemişti. Peygamber Efendimiz kapısını çaldı. İçeriden Ümmü Hani’nin sesi duyuldu.
    “Kim o?” Rasulullah (sav):
    “Amcanın oğlu Muhammedim, kabul edersen, misafir olarak geldim.” dedi. Ümmü Hani:
    “Senin gibi doğru sözlü, emin, asil, şerefli misafire can feda olsun. Yalnız, teşrif edeceğinizi önceden bildirseydiniz bir şeyler hazırlardım. Şimdi yedirecek bir şeyim yok” dedi.
    “Yiyecek içecek istemem. Hiçbiri gözümde yok. Rabbime ibadet etmek ve yalvarmak için bir yer bana yetişir” dedi.
    Ümmü Hani, Rasulullah (sav)’i içeri alıp bir hası bir leğen ve bir ibrik verdi. Gelen misafire ikram etmek ve onu düşmandan korumak Araplar için en şerefli vazife sayılırdı. Bir evdeki misafire zarar gelmesi ev sahibi için büyük yüzkarası olurdu.
    Ümmü Hani amcasının oğlunun Mekke’de düşmanlarının çok olduğunu, hatta onu öldürmek isteyenlerin olduğunu bildiği için sabaha kadar onun için nöbet tutmaya karar verdi. Babasının kılıcını alıp, evin etrafında dolaşmaya başladı.
    Rasulullah (sav) efendimiz, o gün çok incinmişti. Abdest alıp, yalvarmaya, af dilemeye, kulların imana gelmesi, saadete kavuşmaları için duaya başladı. Çok yorgundu, açtı ve üzüntülüydü. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi.
    Sonra Cebrail (as) gelip ayağının altından öperek uyandırdı. Bundan sonra Rasulullah (sav) uyanıkken ruh ve bedeniyle Miraca çıkarıldı.
    Ertesi sabah Peygamber Efendimiz Ümmü Hani’ye gece miraca çıktığını anlattı. Ümmü Hani:
    “Ey amcamın oğlu! Sakın bunu Kureyş’lilere söyleme. Onlar seni yalanlarlar ve seni üzerler” dedi. Rasulullah (sav):
    “Vallahi ben bunu onlara söyleyeceğim” dedi.

    Hayatü’s Sahabe






+ Yorum Gönder