Konusunu Oylayın.: İslâm'da Aklın Yeri ve Önemi Nedir? Akıl Hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslâm'da Aklın Yeri ve Önemi Nedir? Akıl Hakkında bilgi
  1. 25.Ağustos.2012, 12:29
    1
    Misafir

    İslâm'da Aklın Yeri ve Önemi Nedir? Akıl Hakkında bilgi






    İslâm'da Aklın Yeri ve Önemi Nedir? Akıl Hakkında bilgi Mumsema İslâm'da Aklın Yeri ve Önemiyle ilgili eğitici bir yazı örneği paylaşabilir misiniz ?


  2. 25.Ağustos.2012, 12:29
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 25.Ağustos.2012, 19:37
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: İslâm'da Aklın Yeri ve Önemi Nedir? Akıl Hakkında bilgi




    İslam’da mantık her isteyenin kullanabileceği, yararlanabileceği bir alettir. Her din, her sistem, her felsefe, her doktrin bir nevi mantık kullanmaya mecburdur. Çünkü insanlar akıl ve mantıkları ile dinler, araştırır, kabul veya reddederler. Akıl ve din konusundaki tartışmaları oldukça yersiz ve gereksi buluyoruz. Hayret vericidir ki bazı insanlar akıllarını dinleştirmeye, bazıları da dinlerini akıllaştırmaya çalışmaktadırlar İmam Gazali bu konuda şöyle demektedir; mantıkta müspet ve menfi cihetten dine taalluk eden bir şey yoktur. Mantık delillerin, kıyasların usulünü, delilleri ortaya koyan önceliklerin şartlarını ve bu önceliklerin nasıl düzene koyulacağını…, bunun nasıl takip edileceğini, ilmin ya varsayımdan yada onaylamadan ibaret olduğunu araştırır. Bunlarda inkar edilmesi gereken bir kısım yoktur (Bkz. İmam-ı Gazali, El-Munkızu Min-Ad-Dalâl-H.Güngör; 1960 Sf:33)
    İslam aklı ve mantığı nasıl ihmal edebilir ki, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bizlere bir çok kereler düşünmemiz, akletmemiz emredilmektedir. “Onlar, ayakta iken, otururken, yanları üstüne yatarken, hep Allah’ı hatırlayıp anarlar ve göklerin, yerin yaradılışı hakkında inceden inceye düşünürler.” (Bkz. Al-i İmran Suresi, Ayet: 191).
    Ancak akıl hem hayıra, hem de şerre alet olabilecek bir araçtır. Onu insanın yücelmesi ve mutluluğu için kullanmasını bilmek gerekmektedir. İslam insanı, Allah’a, hakka, hakikate, güzele, doğruya, iyiye, adalete, tevhide ve sonsuzluğa götürmeyen aklı sevmez. Onu reddeder. İslam diyalektiği yaratılanı Yaradan’ın, batılı Hakk’ın, ölümü ölümsüzlüğün, dünyayı ahretin, kötülüğü iyiliğin, çirkini güzelin, yanlışı doğrunun, esareti hürriyetin, zulmü adaletin, sınırlıyı sonsuzun, bölücülüğü birleştiriciliğin anahtarı kabul eder.
    Aksi halde ne kadar parlak, ne kadar güzel gözükürse gözüksün, insanı yüceltmeyen bir mantık, İslam dinine göre kötü bir mantıktır. Bu tür bir mantık insanı hedonizme, nihilizme, materyalizme mahkum eder. Bizler Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin deyimiyle bu tür bir mantığı “bataklığa saplanmış eşek” olarak görürüz. İslam’da insanı Allah’a götürmeyen mantığa “Akl-ı sakim” denir. Allah’a götüren mantığa da “Akl-ı selim” denir.
    Bu bağlamda görüyoruz ki İslam akıl dinidir. Yani Allah akılla bilinir


  4. 25.Ağustos.2012, 19:37
    2
    Editör



    İslam’da mantık her isteyenin kullanabileceği, yararlanabileceği bir alettir. Her din, her sistem, her felsefe, her doktrin bir nevi mantık kullanmaya mecburdur. Çünkü insanlar akıl ve mantıkları ile dinler, araştırır, kabul veya reddederler. Akıl ve din konusundaki tartışmaları oldukça yersiz ve gereksi buluyoruz. Hayret vericidir ki bazı insanlar akıllarını dinleştirmeye, bazıları da dinlerini akıllaştırmaya çalışmaktadırlar İmam Gazali bu konuda şöyle demektedir; mantıkta müspet ve menfi cihetten dine taalluk eden bir şey yoktur. Mantık delillerin, kıyasların usulünü, delilleri ortaya koyan önceliklerin şartlarını ve bu önceliklerin nasıl düzene koyulacağını…, bunun nasıl takip edileceğini, ilmin ya varsayımdan yada onaylamadan ibaret olduğunu araştırır. Bunlarda inkar edilmesi gereken bir kısım yoktur (Bkz. İmam-ı Gazali, El-Munkızu Min-Ad-Dalâl-H.Güngör; 1960 Sf:33)
    İslam aklı ve mantığı nasıl ihmal edebilir ki, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bizlere bir çok kereler düşünmemiz, akletmemiz emredilmektedir. “Onlar, ayakta iken, otururken, yanları üstüne yatarken, hep Allah’ı hatırlayıp anarlar ve göklerin, yerin yaradılışı hakkında inceden inceye düşünürler.” (Bkz. Al-i İmran Suresi, Ayet: 191).
    Ancak akıl hem hayıra, hem de şerre alet olabilecek bir araçtır. Onu insanın yücelmesi ve mutluluğu için kullanmasını bilmek gerekmektedir. İslam insanı, Allah’a, hakka, hakikate, güzele, doğruya, iyiye, adalete, tevhide ve sonsuzluğa götürmeyen aklı sevmez. Onu reddeder. İslam diyalektiği yaratılanı Yaradan’ın, batılı Hakk’ın, ölümü ölümsüzlüğün, dünyayı ahretin, kötülüğü iyiliğin, çirkini güzelin, yanlışı doğrunun, esareti hürriyetin, zulmü adaletin, sınırlıyı sonsuzun, bölücülüğü birleştiriciliğin anahtarı kabul eder.
    Aksi halde ne kadar parlak, ne kadar güzel gözükürse gözüksün, insanı yüceltmeyen bir mantık, İslam dinine göre kötü bir mantıktır. Bu tür bir mantık insanı hedonizme, nihilizme, materyalizme mahkum eder. Bizler Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin deyimiyle bu tür bir mantığı “bataklığa saplanmış eşek” olarak görürüz. İslam’da insanı Allah’a götürmeyen mantığa “Akl-ı sakim” denir. Allah’a götüren mantığa da “Akl-ı selim” denir.
    Bu bağlamda görüyoruz ki İslam akıl dinidir. Yani Allah akılla bilinir





+ Yorum Gönder