Konusunu Oylayın.: Ezan ve Kamet ile ilgili bütün bilgiler (4 mezhep görüşleri ve deliller)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
Ezan ve Kamet ile ilgili bütün bilgiler (4 mezhep görüşleri ve deliller)
  1. 08.Haziran.2012, 06:59
    1
    Misafir

    Ezan ve Kamet ile ilgili bütün bilgiler (4 mezhep görüşleri ve deliller)






    Ezan ve Kamet ile ilgili bütün bilgiler (4 mezhep görüşleri ve deliller) Mumsema İslamda Kamet ile ilgili geniş bilgi istiyorumAllah razı olsun kardeş


  2. 08.Haziran.2012, 07:03
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Ezan ve Kamet ile ilgili bütün bilgiler (4 mezhep görüşleri ve deliller)




    EZAN VE KAMET_____________________________________________ ______423_


    Buhârî'nin El-Câmiu's-Sahîh'indeki ezanla ilgili rivayetlerin hadisleri

    Hanefflere göre, cünüp kimselerin ezan ve kameti tahrimen mekruhtur. Hanefîlerle Hanbelîlere göre böyle kimselerin okudu*ğu ezan iade edilir. Hanefî mezhebinde fetva verilen görüşe göre, abdestsiz kimse*nin okuduğu ezan mekruh değildir. Taharetli bulunmanın mendup olmasının delili: "Ancak abdestli kişi ezan okur."^ hadisidir. Otutarak, kıbleye sırtını çevirerek ezan okumak mekruhtur. Ezan esnasında konuşmak da mekruhtur.

    Malikî, Hanefî, Şafiî ve Hanbelîlere göre, ezanı okuyan kimsenin kameti de üstlenmesi sünnettir, f2) Fakat ezam okuyandan başkasının kamet getirmesi de caiz*dir. Çünkü Bilâl Hz. Peygamber'in emriyle ezan okudu, ve rüyada ezanın şeklini görmüş bulunan Abdullah b. Zeyd kamet getirdi/3) Bu şartlarda, mürted olmak, sarhoş olmak, bayılmak, uzun süreli uyku uyumak, delirmek, ezan ve kametin keli*melerinden birini terketmek, sükût, yahut konuşma sebebiyle-kelimeler arasında uzun fasıla vermekle ezan batıl olur. Şafiî mezhebinde tercih edilen görüşe göre, bir kimse ezan okurken mürted olsa, sonra hemen İslama dönse, kaldığı yerden ezana devam eder.

    3. Ezanın Keyfiyet ve Şekli:



    Fakihler tevatür yoluyla eksiksiz ve fazlasız olarak, bilinen ezanın sözleri üze*rinde ittifak etmişlerdir. Bu sözler ikişer kere tekrarlanır. Nitekim fakihler yine sa*bah ezanında tesvîb'Ğe yani "Hayye alel-felâh"tan sonra ezana ilâvede bulunulma*sında ittifak etmişlerdir. Bu ilâve de: "Esselâtü hayrun minennevm" ifadesidir. Bu ifade iki kere tekrarlanır. Bunun dayandığı delil sünnette sabit olduğu şekilde Bilâl'den nakledilmiş rivayettir. (4) Hz. Peygamber (a.s.) de, Ahmed ve Ebu Davud'un rivayet ettiklerine göre, Ebu Mahzure'ye: "Sabah ezanı olduğu zaman iki kere "Essalâtü hayrun minennevm" de" buyurmuştur." Fakihler terci' konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Terci', ezandaki şehadet kelimelerini açıktan okumadan önce iki kere gizli olarak söylemektir. Malikîler ile Şafıîler bunu kabul etmişler, Hanefîler ile Hanbeliler ise reddetmişlerdir. Fakat, Hanbeliler bir kimse terci1 getirecek olsa bu mekruh olmaz demişlerdir.

    Tercih edilen görüşe göre/5) Hanefîler ile Hanbeliler şöyle demişlerdir: Ezan on beş kelimeden ibarettir. Ezanda terci1 yoktur. Nitekim daha Önce geçen Abdullah

    1 - Bu hadisi Tirmizî Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir. Nasbu'r-Râye, I, 292. Bu hadis zayıftır. Sübü

    lü's-Selâm, I, 129.

    2 - Tirmizi Ziyad b. Haris es-Sudâî'den şu hadisi rivayet etmiştir. "Sudanın kardeşi ezan okudu. Ezan

    okuyan kameti de getirir." Bu hadis zayıftır. Esrem de Ebu Mahzure'nin ezan okuyup sonra kamel getirdiğini rivayet etmiştir. SUbUlü's-Selâm, I, 129; ei-Muğnî, 1,416.

    3 - Bu hadisi Ahmed ile Ebu Dâvud rivayet ettiler. Fakat, Hâkim şöyle demiştir: Bu hadisin metninde

    zayıflık vardır. Sübülü's-Selâm, 1,129; Neylu'l-Evtâr, II, 57; el-Muğnî, 1,415-416.

    4 - Bu hadisi Taberanî ve diğerleri rivayet etmişlerdir. Nasbu'r-Râye, I, 264.

    5 - el-Lübâb Şerhü'i-Kitab, I, 62; el-Bedâyi', 1,147, Fethu'l-Kadir, 1,167; ed-Durrü'l-Muhtâr, 1,35

    vd; el-Muğnî, 1,404; Keşşâfu'l-Kınâ', I, 273.

    424____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    b. Zeyd hadisinde de böyle gelmiştir, (*) Bu kelimeler de şunlardır:

    el-Beda'yi' ve Meraki'l-Felâh'ta geldiği üzere, ezan tekbirlerinde "Ra" harfi cezimli, ezanın kelimeleri de sakindir. Kamet de ezan gibidir. Malikîler de ayni şeyi söylemişlerdir. ed-Dürrü'l-Muhtâr'Ğa "Ekber" sözü "Ra" 'nın fethi ile zikredilmiş*tir. W Nitekim Şafiîler de aynı görüşü benimsemişlerdir. Yani, ezan okuyan kişi iki tekbiri bir nefeste alır ve birinci tekbirdeki "Ra" 'yi fetha ile "Allahu Ekberallahu Ekber." tarzında okur. İkincide "Ra" 'yi sakin okur. Bazı Safîler şöyle demişlerdir: "Ezan da kelimelerin sonunda durmak sünnettir." Çünkü böyle okunması mevkuf olarak rivayet edilmiştir. Maliki ve Şafıflere göre^3) ezanın kelimeleri meşhur olup terci' ile beraber sayılan on dokuzdur. Bunun dayanağı sünnette gelen Ebu Mahzu-re hadisidir/4) Bu hadiste terci' de vardır. Yani şehadet kelimelerinin iki kere ayn olarak zikredilmesidir.

    Ezan Kelimelerinin Manaları:

    Ezanın sözlerinin manaları; "Allahu Ekber" sözü "Allah her şeyden büyüktür" yahut "O'nun yüceliğine yakışmayıp kendisine nisbet edilen her şeyden büyüktür yahut "kebîr" manasına gelmektedir.

    "Eşhedü" sözü "biliyorum" demektir. "Hayye alessalâh" sözü "Namaza yöne*lin, namaza koşun" demektir. Felah, "kurtuluş, basan ve ebedî kalış" demektir. Çünkü namaz kılan kişi, inşallah, cennete girecektir. Ve burada ebedî olarak kala*caktır. Kurtuluşa çağırmanın manası, kurtuluşun sebeplerine gelin, demektir. Tev-hid ve Allah'ın adı ile sona ermesi için ezan "Lâ İlahe İllallah" sözleri ile tamamla*nır. Nitekim ezan bu kelimelerle başlamaktadır/5)

    1 - Bu, gökten inen meleğin okuduğu ezanla ilgili hadistir. Ebu Dâvud bunu Gönen'inde rivayet etmiş-

    tir. Nasbu'r-Râye, I, 259.

    2 - aslında "Ra" sakin olup Allah'ın isminin başındaki elif fetha İle harekelendi, ikinci lâfızda. Çünkü

    ondan önceki "R" sakindir.

    3 - es-Şerhü's's-Sağîr, I, 248-250; et-Kavânînü'I-Fıkhiyye, 47; Muğni'I-Muhtaç, I, 135 vd.; el-ML

    hezzeb, I, 55 vd.; et-Mecmû', TU, 97.

    4 - Bu hadisi cemaat Ebu Mahzûre'den rivayet etmişlerdir. Bazı lafızlarda şöyle gelmiştir: Ezanı ona

    ondokuz kelime olarak öğretmiştir. Tekbirleri dörder kere okuduğu gibi, Şehadet kelimelerini de dörder kere okumuştur. Nasbu'r-Râye, I, 263; Neylü't- Evtâr, II, 43.

    5 - Keşşcfû'l-Kınâ 1,273.

    EZAN VE KAMET_____________________________________________ ______425

    5. Ezanın Sünnetleri: O)

    1- Müezzinin sesi gür ve güzel olmalıdır. Ezan okurken sesini yükseltmelidir. Mescidin yakınında yüksek bir yere çıkmalıdır. Çünkü daha önce geçen Abdullah b. Zeyd hadisinde Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Bu sözleri Bilâl'e öğ*ret. Çünkü onun sesi senden daha gürdür." Yani onun sesi senin sesinden daha uzaklara gidebilecek güçtedir.

    Ezan okuyanın sesinin gür olmasının hikmeti, daha kuvvetli bir tebliğde bu*lunmak ve işitenin kalbini yumuşatmak, ezandaki daveti kabul etmesini kolaylaş*tırmaktır. Çünkü çağrıda bulunan kimsenin sözlerinin tatlı olması gerekir. Dârimî ile İbni Huzeyme, Hz. Peygamber (a.s.)'den şunu rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s.) yirmi kişiye ezan okumalarını emretti, onlar da okudular. Ebu Mahzâre'nin sesi ise hoşuna gitti ve ona ezanı güzelce öğretti."

    Ezanda sesi yükseltmenin sebebi, daha geniş bir çevrede duyulmasını sağla*maktır. Bu şekilde okunan ezanın sevabı daha büyüktür. Nitekim Ebu Saîd elr Hudrî'den rivayet edilen: "Koyunlarının arasında bulunduğun zaman..." ile baş*layan hadiste böyle zikredilmiştir. Ayrıca Tirraizî dışında beş hadis imamının Ebu Hureyre'den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte şöyle Duyurulmuştur": "Sesinin uza*ması ölçüsünde müezzinin günahları örtülür ve yaş kuru her şey onun için şahitlik*te bulunur." Fakat, müezzinlik yapan kişi sesini yükseltmek için gücünün üzerinde kendisini zorlamamalıdır ki, kendisine zarar vermesin, sesi kısılmasın. Yalnız başı*na namaz kılacak kimsenin de ezan okurken sesini yükseltmesi sünnettir. Bunun gi*bi, bir topluluk için ezan okuyacak kimsenin, sesini onlardan birine işittirecek ka*dardan fazla yükseltmesi de sünnettir. Bir cemaatin namaz kılıp aynldıklan bir yer*de namaz kılan kimsenin ise ezanda sesini alçaltması gerekir.

    Ezanın sünnetlerinden biri, ezan okuyanın kişinin yüksek bir yerde durması*dır. Bu durum, müezzinin sesi duyurmaya elverişlidir. Ebu Davud'un Urve b. Zü-beyr yolu ile Benu Neccar'dan olan hanımından rivayet ettiğine göre bu kadın şöyle demiştir: "Benim evim, mescidin civarındaki en yüksek ev idi. Bilâl sabah ezanını bu evin üzerinde okurdu. Bilâl seher vaktinde gelip evin üzerinde oturur sabah vaktini gözetlerdi. Fecrin doğuşunu gördüğü zaman doğrulur sonra da ezan okur-

    Ezan okuyan kişinin mescide yakın bir yerde bulunması da ezanın sünnetlerin-

    1 - el-Bedâyi", 1,149-152; ed-Dürrü'l-Muhtâr, 1,359-361; F et hu't-Kadir, 1,170-176; el-Lübâb, I, 6: Merakı'l-Felâh, 32; eş-Şerhu's-Sağîr, 1,252 vd.; eş-Şerhu'l-Kebir, I, 195-198; el-Kavânînü'l-Fık hıyye, 47 vd.; Muğni'l-Muhlâc, I, 138; el-Mühezzeb, I, 57, 59; el-Muğnî, I, 407, 412, 415, 422 426, 429; Keşşâfu't-Kınâ', I, 270-282; el-Mecmû', III, 105-117, 126, 129 vd.; el-Hadramiyye 35

    2-Nasbu'r-Râye,l, 292.

    426____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    den biridir. Çünkü ezan cemaate çağırmadır. Mescitte cemaat olmak ise daha fazi*letlidir/1)

    2- Ezan sesinin duyurulması için yüksek bir duvar yahut minare üzerinde okunmalıdır. İbni Münzir şöyle demiştir: "Kendilerinden ilim aldığım âlimler mü*ezzinin ezanı ayakta okumasının sünnet olduğu hususunda ittifak etmişlerdir." Katâde hadisinde geldiği üzere Hz. Peygamber (a.s.) BilâTe: "Kalk ezan oku."®) buyurdu. Hz. Peygamber (a.s.)'in bütün müezzinleri ezanı ayakta okurlardı. Eğer müezzinin hastalık ve benzeri özrü bulunursa o takdirde oturarak ezan okuyabilir. Bunun gibi kametin de ayakta getirilmesi sünnettir.

    3- Müezzin hür, bulûğa ermiş, salih, namaz vakitlerini bilen biri olmalıdır. Daha önce de geçen İbni Abbas hadisinde şöyle gelmiştir: "Sizin için aranızdan en hayırlınız ezan okusun, en iyi Kur'an okuyanınız imam olsun." Malikfler dışındaki cumhura göre bunlar sünnettir. Malikte adaletli olmayı da şart koşuyorlar. Nite*kim Şafiîler de ezan okumakla görevli bulunan kişinin vakti bilen bir kimse olması*nı şart koşuyorlar.

    4- Ezan okuyan kişi abdestli ve temiz olmalıdır. Daha önce de geçen hadiste: "Ancak abdestli olan kişi ezan okuyabilir." buyurulmuştur. İbni Abbas hadisinde ise şöyle gelmiştir: "Ezan namaza bitişiktir. Sizden biri ancak temiz olduğu hâlde ezan okusun."'(3)

    5- Müezzin kör olmamalıdır. Çünkü kör olan kişi vaktin girdiğini bilemez. Ço*ğu zaman yanılır. Eğer âmâ kişi ezan okursa bu ezan sahih olur. Çünkü İbni Ümmü Mektûm, Hz. Peygamber (a.s.) için ezan okurdu. İmam Buharî'nin rivayet ettiğine göre, İbni Ömer onun hakkında şöyle demiştir: "İbni Ümmü Mektûm kör idi. Ken*disine " "Sabah vakti oldu, sabah vakti oldu" denilinceye kadar ezan okumazdı" Maliküere göre, kör olanın okuduğu ezan başkasına bağlı olarak okunmuşsa yahut güvenilir bir kimseyi taklit ederek okunmuşsa caizdir.

    6- Müezzin birer parmağını kulaklarına sokmalıdır. Zira bu durum sesi yük*seltir. Ebu Cuhayfe'den rivayet edildiğine göre: "Bilâl-i Habeşî ezan okurken ve iki parmağını iki kulağının deliğine soktu."^ Resulullah (a.s.)'ın müezzini olan Sa'd'dan rivayet edildiğine göre: "Resulullah (a.s.) Bilâl'e iki parmağını iki kulağı-

    1 - İbni Sa'd, Zeyd b. Sabit'in anasına isnat ederek şöyle demiştir Benim evim mescidin civarındaki en yüksek ev idi. Bilâl bu evin Üzerine çıkarak ezan okurdu. îlk ezanından Hz. peygamber (a.s.)'in mescidi inşa edilinceye kadar burada ezan okudu. Mescid inşa edildikten sonra mescidin duvan üzerinde ezan okudu. Bilâlin ezan okuması için Mescidin üstünde ona mahsus bir yüksek yer yapıl*mıştı.

    Mısır minarelerinde ilk ezan okuyan zat Şurahbîyl b. Amir el-Muradîdir. Seleme Muaviye'nin em*ri ile minare yaptırmıştır. Bundan önce minare yoktu. Reddü'l-Muhlâr, 1,360.

    2 - Buharî ve Müslim Nasbu'r-Râye, I, 292.

    3 - Sübüiü's-Setâm, I, 129.

    4 - Buharî ve Müslim

    EZAN VE KAMET_____________________________________________ ______427

    nın deliğine sokmasını emretti ve söyle buyurdu: "Bu durum sesini daha çok yük*seltir." (D

    7- Ezan okurken iki kelime arasında durarak uzatmalı, kamet getirirken iki ke*limeyi birleştirmek suretiyle süratli okumalıdır. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) Bilâl'e şöyle buyurdu: "Ezan okuduğun zaman kelimeleri uzatarak yavaş yavaş oku, kamet getirdiğin zaman da süratli oku." t2) Ezan aynı zamanda orada bulun*mayanlara vaktin girdiğini bildirmek içindir. Kelimeleri yavaş yavaş okumak sure*tiyle vakti bildirmek daha faydalı olur. Kamette ise toplanmış bulunan cemaate na*mazın başladığını bildirmek söz konusudur. Çabuk okumakla da bu maksat hasıl olur.

    8- Ezan ve kamette kıbleye yönelmeli. Hz. Peygamber (a.s.)'in müezzinleri kıbleye yönelerek ezan okurlardı. Ezanda Allah'a karşı yakarış ve münacat vardır. Böyle bir durumda kıbleye dönülür.

    "Hayye alessalâh" ve "Hayye alel-felâh"larda yüzünü sağa ve sola çevirmek; birincisinde sağa, ikincisinde sola çevirmek müstehaptır. Ancak ayaklar döndürül-memelidir. Çünkü bu sözlerde cemaata seslenme vardır, dolayısıyla bunları okur*ken sağa ve sola dönülmelidir. Ebu Cuhayfe de şu rivayeti nakletmiştir: "Bilâl'ın ezan okuduğunu gördüm. O yüzünü sağa ve sola çeviriyordu. Hayye alesssalâh, hayye alel-felâh diyordu. İki parmağı da iki kulağında idi. "(*) Bir lafza göre de şöy*le demiştir: "Hz. Peygamber (a.s.)'e gelmiştim. O deriden yapılmış kırmızı bir ça*dırdaydı. Bilâl çıkıp ezan okudu. Hayye elas-salâh, hayye alel-felâh'a geldiği za*man sağa ve sola doğru yöneldi, fakat dönmedi."^ Şafiîlere göre, minarede hem dönmek hem de ihtiyaç olursa kıbleye sırt çevirmek caizdir. Hanbelüere göre, İmam Ahmed'den bu konuda iki türlü rivayet vardır: Bir rivayete göre, minarede müezzin dönmez. Bunun delili daha önce geçen hadistir. Diğer bir rivayete göre ise minarenin çevresi boyunca döner. Çünkü dönmeksizin vaktin ilânı gerçekleşmez. İkinci rivayet daha doğrudur.

    Ezan bittikten sonra, ezan ile kametin arası, namaz kılacakların gelecekleri ka*dar bir zamanla ayrılır. Ancak müstehap olan vakte de dikkat edilip, kaçınlmaz. Akşam ezanından sonra kısa üç ayet okunacak kadar ara verilir. Bunun dayandığı delil, Hz. Peygamber (a.s.)'in: "Ey Bilâl! Ezanın ile kametin arasında, yemek ye*mekte olan birinin yemeğini normal bir şekilde bitirip normal bir şekil de ihtiyacını giderecek kadar mühlet ver. "@)

    1 - Ibni Mace, Hâkim, Taberanî ve Ibni Adiy rivayet ettiler. Nasbu'r-Râye, I, 278.

    2 - Tirmizî tahric etmiştir. Nasbu'r-Râye, I, 275.

    3 - Bu hadisin aslı üzerinde Sahİhayn'du ittifak edilmiştir. Bunu Ahmed ile Tirmizî de rivayet etmiş

    olup Tirmizî sahih demiştir. Sübülü's-Selâm, 1,122: Neylü'l-Evtâr, II, 46.

    4 - Ebu Dâvud (a.g.e.)

    5 - Bu hadisi Ahmed Ubcy b. Kâ'b'dan rivayet etmiştir. Ebu Dâvud ile Tirmizî, Cabir (r.a.)'den Hz.

    Peygamber (a.s.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ey Bilâl! Ezanın ile kametin arasında yemekte olan birinin yemeğini bitireceği, içmekte olanın İçmesini bitireceği, tuvalete giren kimse*nin ihtiyacını gidereceği kadar bir zaman aralığı bırak."

    428____________________________________ÎSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    Abdullah b. Zeyd'in rüyasında ezan okuduğunu gördüğü melek, ezan okuduk*tan sonra oturup cemaati beklemişti. Böyle yapılırsa insanları namaza davet etmek*teki maksat hasıl olmuş olur.

    HanefTlere göre ezandan sonra bütün vakitlerde "Essalâh! Essalâh! Ya musal-lin!" (Ey namaz kılanlar! Namaza, namaza) diye seslenerek tesviptt bulunmak müstehaptır. Çünkü dinî işlerde gevşeklik ortaya çıkmıştır.

    Şafiîlere göre, müezzinin ezandan sonra yahut yağmurlu, rüzgârlı veya karan*lık gecelerde "Hayyeale"lerden sonra "Ey namaz kılanlar! Evlerinizde kılın" deme*si de sünnettir.

    9- Müezzin, ecrini Allah'tan isteyerek ezan okumalıdır. Bütün âlimlerin ittifa*kı ile ezan ve kametten ötürü ücret almak caiz değildir.

    Hanefi'lere göre, bu görevlerden ötürü ücret almak caiz değildir. Mezhepte kuvvetli olan görüşe göre Hanbelîlerde de ücret almak caiz değildir. Çünkü bunlar*dan ötürü ücret almak Allah'a taat ve ibadetten ötürü ücret almak olur. İnsan taat ve ibadette bulunurken kendisi için çalışır. İmamlık ve diğer dinî görevlerde olduğu gibi, bunlardan ötürü ücret almak caiz değildir. Hz. Peygamber (a.s.) de Osman b. Ebi'1-As'a şöyle buyurdu: "Müezzinlik yaptığın zaman ezandan ötürü ücret al~ ma.'<»

    Esah olan görüşe göre, Malikîlerle Şafiîler ezandan ötürü ücret almayı caiz görmüşlerdir. Diğer amellerde olduğu gibi, bu da belirli bir iştir. Hanefîlerin müte-ahhir âlimleri ve diğerleri -İcare bahsinde de geleceği üzere- dinî ibadetlerden ötürü ücret almanın caiz olduğuna fetva vermişlerdir. Bu fetvanın dayanağı, ilim adamla*rına Beytül-maldan tahsis edilen maaşların kesilmesi sebebiyle, bu gibi görevlerin yürütülmesini sağlamaktır.

    Nitekim Hanbelîler de şöyle demişlerdir: Ezan ve kameti kendiliğinden ücret*siz olarak yapacak kimseler bulunmazsa halkın ortak ihtiyaçlarının giderilmesi için ayrılan fey (ganimet) malından bu gibi görevleri yerine getirecek olan kimselere ücret verilebilir.

    10- Hanefîler dışındaki cumhura göre mescitte iki müezzin bulunması müste-hap olup daha çok bulunman müsîehap değildir. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.)'in iki müezzini vardı: Bilâl ile İbni Ümmü Mektûm/2)

    Bir mescitte bir müezzin ile yetinmek de caizdir. En iyisi bir mescitte iki müez*zinin bulunmasıdır. Bunun dayandığı delil yukarıdaki hadistir. Eğer ihtiyaç hasıl olursa dörde kadar müezzinin görevlendirilmesi caizdir. Çünkü Hz. Osman (r.a.)'m dört tane müezzini vardı. Hanbelîlerle Şafiîlere göre, maslahat ve ihtiyaç gereği

    ----------.-------------------------_

    1 - Ebu Dâvud, İbni Macc, Tirmizî rivayet etmiş olup Tirmizî Hasen demiştir.

    2 - Hadis sahih olup, Buhari ile Müslim rivayet etmişlerdir.


  3. 08.Haziran.2012, 07:03
    2
    Moderatör



    EZAN VE KAMET_____________________________________________ ______423_


    Buhârî'nin El-Câmiu's-Sahîh'indeki ezanla ilgili rivayetlerin hadisleri

    Hanefflere göre, cünüp kimselerin ezan ve kameti tahrimen mekruhtur. Hanefîlerle Hanbelîlere göre böyle kimselerin okudu*ğu ezan iade edilir. Hanefî mezhebinde fetva verilen görüşe göre, abdestsiz kimse*nin okuduğu ezan mekruh değildir. Taharetli bulunmanın mendup olmasının delili: "Ancak abdestli kişi ezan okur."^ hadisidir. Otutarak, kıbleye sırtını çevirerek ezan okumak mekruhtur. Ezan esnasında konuşmak da mekruhtur.

    Malikî, Hanefî, Şafiî ve Hanbelîlere göre, ezanı okuyan kimsenin kameti de üstlenmesi sünnettir, f2) Fakat ezam okuyandan başkasının kamet getirmesi de caiz*dir. Çünkü Bilâl Hz. Peygamber'in emriyle ezan okudu, ve rüyada ezanın şeklini görmüş bulunan Abdullah b. Zeyd kamet getirdi/3) Bu şartlarda, mürted olmak, sarhoş olmak, bayılmak, uzun süreli uyku uyumak, delirmek, ezan ve kametin keli*melerinden birini terketmek, sükût, yahut konuşma sebebiyle-kelimeler arasında uzun fasıla vermekle ezan batıl olur. Şafiî mezhebinde tercih edilen görüşe göre, bir kimse ezan okurken mürted olsa, sonra hemen İslama dönse, kaldığı yerden ezana devam eder.

    3. Ezanın Keyfiyet ve Şekli:



    Fakihler tevatür yoluyla eksiksiz ve fazlasız olarak, bilinen ezanın sözleri üze*rinde ittifak etmişlerdir. Bu sözler ikişer kere tekrarlanır. Nitekim fakihler yine sa*bah ezanında tesvîb'Ğe yani "Hayye alel-felâh"tan sonra ezana ilâvede bulunulma*sında ittifak etmişlerdir. Bu ilâve de: "Esselâtü hayrun minennevm" ifadesidir. Bu ifade iki kere tekrarlanır. Bunun dayandığı delil sünnette sabit olduğu şekilde Bilâl'den nakledilmiş rivayettir. (4) Hz. Peygamber (a.s.) de, Ahmed ve Ebu Davud'un rivayet ettiklerine göre, Ebu Mahzure'ye: "Sabah ezanı olduğu zaman iki kere "Essalâtü hayrun minennevm" de" buyurmuştur." Fakihler terci' konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Terci', ezandaki şehadet kelimelerini açıktan okumadan önce iki kere gizli olarak söylemektir. Malikîler ile Şafıîler bunu kabul etmişler, Hanefîler ile Hanbeliler ise reddetmişlerdir. Fakat, Hanbeliler bir kimse terci1 getirecek olsa bu mekruh olmaz demişlerdir.

    Tercih edilen görüşe göre/5) Hanefîler ile Hanbeliler şöyle demişlerdir: Ezan on beş kelimeden ibarettir. Ezanda terci1 yoktur. Nitekim daha Önce geçen Abdullah

    1 - Bu hadisi Tirmizî Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir. Nasbu'r-Râye, I, 292. Bu hadis zayıftır. Sübü

    lü's-Selâm, I, 129.

    2 - Tirmizi Ziyad b. Haris es-Sudâî'den şu hadisi rivayet etmiştir. "Sudanın kardeşi ezan okudu. Ezan

    okuyan kameti de getirir." Bu hadis zayıftır. Esrem de Ebu Mahzure'nin ezan okuyup sonra kamel getirdiğini rivayet etmiştir. SUbUlü's-Selâm, I, 129; ei-Muğnî, 1,416.

    3 - Bu hadisi Ahmed ile Ebu Dâvud rivayet ettiler. Fakat, Hâkim şöyle demiştir: Bu hadisin metninde

    zayıflık vardır. Sübülü's-Selâm, 1,129; Neylu'l-Evtâr, II, 57; el-Muğnî, 1,415-416.

    4 - Bu hadisi Taberanî ve diğerleri rivayet etmişlerdir. Nasbu'r-Râye, I, 264.

    5 - el-Lübâb Şerhü'i-Kitab, I, 62; el-Bedâyi', 1,147, Fethu'l-Kadir, 1,167; ed-Durrü'l-Muhtâr, 1,35

    vd; el-Muğnî, 1,404; Keşşâfu'l-Kınâ', I, 273.

    424____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    b. Zeyd hadisinde de böyle gelmiştir, (*) Bu kelimeler de şunlardır:

    el-Beda'yi' ve Meraki'l-Felâh'ta geldiği üzere, ezan tekbirlerinde "Ra" harfi cezimli, ezanın kelimeleri de sakindir. Kamet de ezan gibidir. Malikîler de ayni şeyi söylemişlerdir. ed-Dürrü'l-Muhtâr'Ğa "Ekber" sözü "Ra" 'nın fethi ile zikredilmiş*tir. W Nitekim Şafiîler de aynı görüşü benimsemişlerdir. Yani, ezan okuyan kişi iki tekbiri bir nefeste alır ve birinci tekbirdeki "Ra" 'yi fetha ile "Allahu Ekberallahu Ekber." tarzında okur. İkincide "Ra" 'yi sakin okur. Bazı Safîler şöyle demişlerdir: "Ezan da kelimelerin sonunda durmak sünnettir." Çünkü böyle okunması mevkuf olarak rivayet edilmiştir. Maliki ve Şafıflere göre^3) ezanın kelimeleri meşhur olup terci' ile beraber sayılan on dokuzdur. Bunun dayanağı sünnette gelen Ebu Mahzu-re hadisidir/4) Bu hadiste terci' de vardır. Yani şehadet kelimelerinin iki kere ayn olarak zikredilmesidir.

    Ezan Kelimelerinin Manaları:

    Ezanın sözlerinin manaları; "Allahu Ekber" sözü "Allah her şeyden büyüktür" yahut "O'nun yüceliğine yakışmayıp kendisine nisbet edilen her şeyden büyüktür yahut "kebîr" manasına gelmektedir.

    "Eşhedü" sözü "biliyorum" demektir. "Hayye alessalâh" sözü "Namaza yöne*lin, namaza koşun" demektir. Felah, "kurtuluş, basan ve ebedî kalış" demektir. Çünkü namaz kılan kişi, inşallah, cennete girecektir. Ve burada ebedî olarak kala*caktır. Kurtuluşa çağırmanın manası, kurtuluşun sebeplerine gelin, demektir. Tev-hid ve Allah'ın adı ile sona ermesi için ezan "Lâ İlahe İllallah" sözleri ile tamamla*nır. Nitekim ezan bu kelimelerle başlamaktadır/5)

    1 - Bu, gökten inen meleğin okuduğu ezanla ilgili hadistir. Ebu Dâvud bunu Gönen'inde rivayet etmiş-

    tir. Nasbu'r-Râye, I, 259.

    2 - aslında "Ra" sakin olup Allah'ın isminin başındaki elif fetha İle harekelendi, ikinci lâfızda. Çünkü

    ondan önceki "R" sakindir.

    3 - es-Şerhü's's-Sağîr, I, 248-250; et-Kavânînü'I-Fıkhiyye, 47; Muğni'I-Muhtaç, I, 135 vd.; el-ML

    hezzeb, I, 55 vd.; et-Mecmû', TU, 97.

    4 - Bu hadisi cemaat Ebu Mahzûre'den rivayet etmişlerdir. Bazı lafızlarda şöyle gelmiştir: Ezanı ona

    ondokuz kelime olarak öğretmiştir. Tekbirleri dörder kere okuduğu gibi, Şehadet kelimelerini de dörder kere okumuştur. Nasbu'r-Râye, I, 263; Neylü't- Evtâr, II, 43.

    5 - Keşşcfû'l-Kınâ 1,273.

    EZAN VE KAMET_____________________________________________ ______425

    5. Ezanın Sünnetleri: O)

    1- Müezzinin sesi gür ve güzel olmalıdır. Ezan okurken sesini yükseltmelidir. Mescidin yakınında yüksek bir yere çıkmalıdır. Çünkü daha önce geçen Abdullah b. Zeyd hadisinde Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Bu sözleri Bilâl'e öğ*ret. Çünkü onun sesi senden daha gürdür." Yani onun sesi senin sesinden daha uzaklara gidebilecek güçtedir.

    Ezan okuyanın sesinin gür olmasının hikmeti, daha kuvvetli bir tebliğde bu*lunmak ve işitenin kalbini yumuşatmak, ezandaki daveti kabul etmesini kolaylaş*tırmaktır. Çünkü çağrıda bulunan kimsenin sözlerinin tatlı olması gerekir. Dârimî ile İbni Huzeyme, Hz. Peygamber (a.s.)'den şunu rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s.) yirmi kişiye ezan okumalarını emretti, onlar da okudular. Ebu Mahzâre'nin sesi ise hoşuna gitti ve ona ezanı güzelce öğretti."

    Ezanda sesi yükseltmenin sebebi, daha geniş bir çevrede duyulmasını sağla*maktır. Bu şekilde okunan ezanın sevabı daha büyüktür. Nitekim Ebu Saîd elr Hudrî'den rivayet edilen: "Koyunlarının arasında bulunduğun zaman..." ile baş*layan hadiste böyle zikredilmiştir. Ayrıca Tirraizî dışında beş hadis imamının Ebu Hureyre'den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte şöyle Duyurulmuştur": "Sesinin uza*ması ölçüsünde müezzinin günahları örtülür ve yaş kuru her şey onun için şahitlik*te bulunur." Fakat, müezzinlik yapan kişi sesini yükseltmek için gücünün üzerinde kendisini zorlamamalıdır ki, kendisine zarar vermesin, sesi kısılmasın. Yalnız başı*na namaz kılacak kimsenin de ezan okurken sesini yükseltmesi sünnettir. Bunun gi*bi, bir topluluk için ezan okuyacak kimsenin, sesini onlardan birine işittirecek ka*dardan fazla yükseltmesi de sünnettir. Bir cemaatin namaz kılıp aynldıklan bir yer*de namaz kılan kimsenin ise ezanda sesini alçaltması gerekir.

    Ezanın sünnetlerinden biri, ezan okuyanın kişinin yüksek bir yerde durması*dır. Bu durum, müezzinin sesi duyurmaya elverişlidir. Ebu Davud'un Urve b. Zü-beyr yolu ile Benu Neccar'dan olan hanımından rivayet ettiğine göre bu kadın şöyle demiştir: "Benim evim, mescidin civarındaki en yüksek ev idi. Bilâl sabah ezanını bu evin üzerinde okurdu. Bilâl seher vaktinde gelip evin üzerinde oturur sabah vaktini gözetlerdi. Fecrin doğuşunu gördüğü zaman doğrulur sonra da ezan okur-

    Ezan okuyan kişinin mescide yakın bir yerde bulunması da ezanın sünnetlerin-

    1 - el-Bedâyi", 1,149-152; ed-Dürrü'l-Muhtâr, 1,359-361; F et hu't-Kadir, 1,170-176; el-Lübâb, I, 6: Merakı'l-Felâh, 32; eş-Şerhu's-Sağîr, 1,252 vd.; eş-Şerhu'l-Kebir, I, 195-198; el-Kavânînü'l-Fık hıyye, 47 vd.; Muğni'l-Muhlâc, I, 138; el-Mühezzeb, I, 57, 59; el-Muğnî, I, 407, 412, 415, 422 426, 429; Keşşâfu't-Kınâ', I, 270-282; el-Mecmû', III, 105-117, 126, 129 vd.; el-Hadramiyye 35

    2-Nasbu'r-Râye,l, 292.

    426____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    den biridir. Çünkü ezan cemaate çağırmadır. Mescitte cemaat olmak ise daha fazi*letlidir/1)

    2- Ezan sesinin duyurulması için yüksek bir duvar yahut minare üzerinde okunmalıdır. İbni Münzir şöyle demiştir: "Kendilerinden ilim aldığım âlimler mü*ezzinin ezanı ayakta okumasının sünnet olduğu hususunda ittifak etmişlerdir." Katâde hadisinde geldiği üzere Hz. Peygamber (a.s.) BilâTe: "Kalk ezan oku."®) buyurdu. Hz. Peygamber (a.s.)'in bütün müezzinleri ezanı ayakta okurlardı. Eğer müezzinin hastalık ve benzeri özrü bulunursa o takdirde oturarak ezan okuyabilir. Bunun gibi kametin de ayakta getirilmesi sünnettir.

    3- Müezzin hür, bulûğa ermiş, salih, namaz vakitlerini bilen biri olmalıdır. Daha önce de geçen İbni Abbas hadisinde şöyle gelmiştir: "Sizin için aranızdan en hayırlınız ezan okusun, en iyi Kur'an okuyanınız imam olsun." Malikfler dışındaki cumhura göre bunlar sünnettir. Malikte adaletli olmayı da şart koşuyorlar. Nite*kim Şafiîler de ezan okumakla görevli bulunan kişinin vakti bilen bir kimse olması*nı şart koşuyorlar.

    4- Ezan okuyan kişi abdestli ve temiz olmalıdır. Daha önce de geçen hadiste: "Ancak abdestli olan kişi ezan okuyabilir." buyurulmuştur. İbni Abbas hadisinde ise şöyle gelmiştir: "Ezan namaza bitişiktir. Sizden biri ancak temiz olduğu hâlde ezan okusun."'(3)

    5- Müezzin kör olmamalıdır. Çünkü kör olan kişi vaktin girdiğini bilemez. Ço*ğu zaman yanılır. Eğer âmâ kişi ezan okursa bu ezan sahih olur. Çünkü İbni Ümmü Mektûm, Hz. Peygamber (a.s.) için ezan okurdu. İmam Buharî'nin rivayet ettiğine göre, İbni Ömer onun hakkında şöyle demiştir: "İbni Ümmü Mektûm kör idi. Ken*disine " "Sabah vakti oldu, sabah vakti oldu" denilinceye kadar ezan okumazdı" Maliküere göre, kör olanın okuduğu ezan başkasına bağlı olarak okunmuşsa yahut güvenilir bir kimseyi taklit ederek okunmuşsa caizdir.

    6- Müezzin birer parmağını kulaklarına sokmalıdır. Zira bu durum sesi yük*seltir. Ebu Cuhayfe'den rivayet edildiğine göre: "Bilâl-i Habeşî ezan okurken ve iki parmağını iki kulağının deliğine soktu."^ Resulullah (a.s.)'ın müezzini olan Sa'd'dan rivayet edildiğine göre: "Resulullah (a.s.) Bilâl'e iki parmağını iki kulağı-

    1 - İbni Sa'd, Zeyd b. Sabit'in anasına isnat ederek şöyle demiştir Benim evim mescidin civarındaki en yüksek ev idi. Bilâl bu evin Üzerine çıkarak ezan okurdu. îlk ezanından Hz. peygamber (a.s.)'in mescidi inşa edilinceye kadar burada ezan okudu. Mescid inşa edildikten sonra mescidin duvan üzerinde ezan okudu. Bilâlin ezan okuması için Mescidin üstünde ona mahsus bir yüksek yer yapıl*mıştı.

    Mısır minarelerinde ilk ezan okuyan zat Şurahbîyl b. Amir el-Muradîdir. Seleme Muaviye'nin em*ri ile minare yaptırmıştır. Bundan önce minare yoktu. Reddü'l-Muhlâr, 1,360.

    2 - Buharî ve Müslim Nasbu'r-Râye, I, 292.

    3 - Sübüiü's-Setâm, I, 129.

    4 - Buharî ve Müslim

    EZAN VE KAMET_____________________________________________ ______427

    nın deliğine sokmasını emretti ve söyle buyurdu: "Bu durum sesini daha çok yük*seltir." (D

    7- Ezan okurken iki kelime arasında durarak uzatmalı, kamet getirirken iki ke*limeyi birleştirmek suretiyle süratli okumalıdır. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) Bilâl'e şöyle buyurdu: "Ezan okuduğun zaman kelimeleri uzatarak yavaş yavaş oku, kamet getirdiğin zaman da süratli oku." t2) Ezan aynı zamanda orada bulun*mayanlara vaktin girdiğini bildirmek içindir. Kelimeleri yavaş yavaş okumak sure*tiyle vakti bildirmek daha faydalı olur. Kamette ise toplanmış bulunan cemaate na*mazın başladığını bildirmek söz konusudur. Çabuk okumakla da bu maksat hasıl olur.

    8- Ezan ve kamette kıbleye yönelmeli. Hz. Peygamber (a.s.)'in müezzinleri kıbleye yönelerek ezan okurlardı. Ezanda Allah'a karşı yakarış ve münacat vardır. Böyle bir durumda kıbleye dönülür.

    "Hayye alessalâh" ve "Hayye alel-felâh"larda yüzünü sağa ve sola çevirmek; birincisinde sağa, ikincisinde sola çevirmek müstehaptır. Ancak ayaklar döndürül-memelidir. Çünkü bu sözlerde cemaata seslenme vardır, dolayısıyla bunları okur*ken sağa ve sola dönülmelidir. Ebu Cuhayfe de şu rivayeti nakletmiştir: "Bilâl'ın ezan okuduğunu gördüm. O yüzünü sağa ve sola çeviriyordu. Hayye alesssalâh, hayye alel-felâh diyordu. İki parmağı da iki kulağında idi. "(*) Bir lafza göre de şöy*le demiştir: "Hz. Peygamber (a.s.)'e gelmiştim. O deriden yapılmış kırmızı bir ça*dırdaydı. Bilâl çıkıp ezan okudu. Hayye elas-salâh, hayye alel-felâh'a geldiği za*man sağa ve sola doğru yöneldi, fakat dönmedi."^ Şafiîlere göre, minarede hem dönmek hem de ihtiyaç olursa kıbleye sırt çevirmek caizdir. Hanbelüere göre, İmam Ahmed'den bu konuda iki türlü rivayet vardır: Bir rivayete göre, minarede müezzin dönmez. Bunun delili daha önce geçen hadistir. Diğer bir rivayete göre ise minarenin çevresi boyunca döner. Çünkü dönmeksizin vaktin ilânı gerçekleşmez. İkinci rivayet daha doğrudur.

    Ezan bittikten sonra, ezan ile kametin arası, namaz kılacakların gelecekleri ka*dar bir zamanla ayrılır. Ancak müstehap olan vakte de dikkat edilip, kaçınlmaz. Akşam ezanından sonra kısa üç ayet okunacak kadar ara verilir. Bunun dayandığı delil, Hz. Peygamber (a.s.)'in: "Ey Bilâl! Ezanın ile kametin arasında, yemek ye*mekte olan birinin yemeğini normal bir şekilde bitirip normal bir şekil de ihtiyacını giderecek kadar mühlet ver. "@)

    1 - Ibni Mace, Hâkim, Taberanî ve Ibni Adiy rivayet ettiler. Nasbu'r-Râye, I, 278.

    2 - Tirmizî tahric etmiştir. Nasbu'r-Râye, I, 275.

    3 - Bu hadisin aslı üzerinde Sahİhayn'du ittifak edilmiştir. Bunu Ahmed ile Tirmizî de rivayet etmiş

    olup Tirmizî sahih demiştir. Sübülü's-Selâm, 1,122: Neylü'l-Evtâr, II, 46.

    4 - Ebu Dâvud (a.g.e.)

    5 - Bu hadisi Ahmed Ubcy b. Kâ'b'dan rivayet etmiştir. Ebu Dâvud ile Tirmizî, Cabir (r.a.)'den Hz.

    Peygamber (a.s.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ey Bilâl! Ezanın ile kametin arasında yemekte olan birinin yemeğini bitireceği, içmekte olanın İçmesini bitireceği, tuvalete giren kimse*nin ihtiyacını gidereceği kadar bir zaman aralığı bırak."

    428____________________________________ÎSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    Abdullah b. Zeyd'in rüyasında ezan okuduğunu gördüğü melek, ezan okuduk*tan sonra oturup cemaati beklemişti. Böyle yapılırsa insanları namaza davet etmek*teki maksat hasıl olmuş olur.

    HanefTlere göre ezandan sonra bütün vakitlerde "Essalâh! Essalâh! Ya musal-lin!" (Ey namaz kılanlar! Namaza, namaza) diye seslenerek tesviptt bulunmak müstehaptır. Çünkü dinî işlerde gevşeklik ortaya çıkmıştır.

    Şafiîlere göre, müezzinin ezandan sonra yahut yağmurlu, rüzgârlı veya karan*lık gecelerde "Hayyeale"lerden sonra "Ey namaz kılanlar! Evlerinizde kılın" deme*si de sünnettir.

    9- Müezzin, ecrini Allah'tan isteyerek ezan okumalıdır. Bütün âlimlerin ittifa*kı ile ezan ve kametten ötürü ücret almak caiz değildir.

    Hanefi'lere göre, bu görevlerden ötürü ücret almak caiz değildir. Mezhepte kuvvetli olan görüşe göre Hanbelîlerde de ücret almak caiz değildir. Çünkü bunlar*dan ötürü ücret almak Allah'a taat ve ibadetten ötürü ücret almak olur. İnsan taat ve ibadette bulunurken kendisi için çalışır. İmamlık ve diğer dinî görevlerde olduğu gibi, bunlardan ötürü ücret almak caiz değildir. Hz. Peygamber (a.s.) de Osman b. Ebi'1-As'a şöyle buyurdu: "Müezzinlik yaptığın zaman ezandan ötürü ücret al~ ma.'<»

    Esah olan görüşe göre, Malikîlerle Şafiîler ezandan ötürü ücret almayı caiz görmüşlerdir. Diğer amellerde olduğu gibi, bu da belirli bir iştir. Hanefîlerin müte-ahhir âlimleri ve diğerleri -İcare bahsinde de geleceği üzere- dinî ibadetlerden ötürü ücret almanın caiz olduğuna fetva vermişlerdir. Bu fetvanın dayanağı, ilim adamla*rına Beytül-maldan tahsis edilen maaşların kesilmesi sebebiyle, bu gibi görevlerin yürütülmesini sağlamaktır.

    Nitekim Hanbelîler de şöyle demişlerdir: Ezan ve kameti kendiliğinden ücret*siz olarak yapacak kimseler bulunmazsa halkın ortak ihtiyaçlarının giderilmesi için ayrılan fey (ganimet) malından bu gibi görevleri yerine getirecek olan kimselere ücret verilebilir.

    10- Hanefîler dışındaki cumhura göre mescitte iki müezzin bulunması müste-hap olup daha çok bulunman müsîehap değildir. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.)'in iki müezzini vardı: Bilâl ile İbni Ümmü Mektûm/2)

    Bir mescitte bir müezzin ile yetinmek de caizdir. En iyisi bir mescitte iki müez*zinin bulunmasıdır. Bunun dayandığı delil yukarıdaki hadistir. Eğer ihtiyaç hasıl olursa dörde kadar müezzinin görevlendirilmesi caizdir. Çünkü Hz. Osman (r.a.)'m dört tane müezzini vardı. Hanbelîlerle Şafiîlere göre, maslahat ve ihtiyaç gereği

    ----------.-------------------------_

    1 - Ebu Dâvud, İbni Macc, Tirmizî rivayet etmiş olup Tirmizî Hasen demiştir.

    2 - Hadis sahih olup, Buhari ile Müslim rivayet etmişlerdir.


  4. 08.Haziran.2012, 07:04
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Ezan ve Kamet ile ilgili bütün bilgiler (4 mezhep görüşleri ve deliller)

    EZAN VE KAMET_____________________________________________ _429

    dört müezzinden fazlasının bulundurulması da caizdir.

    Müezzinler bir kaç tane olduğu zaman, müstehap olan bunlann vakitlerde peş-peşe nöbeüeşerek görev yapmalarıdır. Nitekim Bilâl ile îbni Ümmü Mcktûm böyle yapmışlardır. Bunlardan biri diğerinden sonra ezan okuyorlardı. Bu durum, ezanın daha çok duyurulmasına sebeptir.

    Müezzinlerin bir kaç tane olması durumunda bunlardan her biri ya bir minare*de yahut bir köşede ezan okumalı yahut bir yerde hepsi birden ezan okumalıdır.

    11- Müezzinin halkın namaza hazırlanması ve vakti öğrenmeleri için ezanı vaktin evvelinde okuması müstehaptır. Cabir b. Semure'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bilâl ezanı vaktinden hiç tehir etmez, fakat çoğu kez kameti bir müddet tehir ederdi." W Başka bir rivayette şöyle gelmiştir: "Bilâl, güneş meylettiği zaman ezan okur, hiç tehir etmez; sonra Hz. Peygamber (a.s.) mescide çıkıncaya kadar kamet getirmezdi. Hz. Peygamber (a.s.) namaza çıkınca onu gördüğü zaman kamet getirirdi."^

    12- Devlet adamlarını namaza hususî olarak çağırmak caizdir. Çünkü Hz. Ai-şe'den rivayet edildiğine göre Bilâl gelip: "Esselâmu Aleyke yâ Resulellah ve rah-metullahi ve berekâtühû! Esselâh! Yerhamukellah!" diyerek seslenirdi. Hz. Pey*gamber (a.s.): "Ebu Bekir'e söyleyin, namazı kıldırsın." buyurdu. Hz. Bilâl, Ebu Bekir ile Ömer'e Hz. Peygamber (a.s.)'e verdiği gibi selâm vererek onları namaza çağırırdı." Çünkü onlar devamlı Müslümanların işleriyle meşgul olurlardı. Cema*atin toplandığı haber verilince namazı da kıldırırlardı.

    13- Müezzin ezanını tamamlamadan insanların kalkmamalan, belki biraz sab*rederek ezanı bitirmesini beklemeleri yahut ezanın sonuna yaklaşmasını bekleme*leri müstehaptır. Çünkü ezanı duyunca hemen hareket etmekte şeytana benzemek sözkonusudur.

    5. Ezanın Mekruhları:

    Aşağıda zikredildiği üzere ezanın bazı mekruhları vardır:^)

    1- Daha Önce zikredilen sünnetler yerine getirilmediği zaman, ezan okumak mekruhtur. Hanefîler sünnetleri bulunmadığı zaman ezandaki mekruhları sayarak şöyle demişlerdir: Cünüp kimsenin ezan ve kameti mekruhtur. Böyle bir kişinin ezanı iade edilir. Mezhebe göre, abdestsiz kimsenin kameti de iade edilir. Delinin, bunağın, âkil olmayan çocuğun, kadının, hünsânın, fasığın, sarhoşun, oturanın, bi*nek üzerinde olanın ezan okuması tahrimen mekruhtur. Ancak kişi kendisi için

    1 - Ibni Mace.

    2 - Ahmed Müsned'inde rivayet etmiştir.

    3 - Fethu'l-Kadir, I, 167; ed-Dürrü'l-Muhlâr, I, 364 vd; Meraki'l-Felâh, 32; el-Kavânînü'l-Fıkhıyye

    48; eş-Şerhu's-Sağîr, I, 248; eş-Şerhu'l-Kebir, I, 194, 196, 198; Muğni'l-Muhtâc, I, 138; el-ML hezzeb, 1,57 vd.; el-Muğnî, 1,408,411,414,424,428,430; Keşşâfül-Kınâ1,1, 276, 279,281, 283.

    430____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    ezan okuyacağı zaman oturması veya seferî olanın binek üzerinde okumasında bir kerahet yoktur.

    2- Ezanda telhîn, kelimeleri değiştirmeye sebep olacak tarzda uzatarak yahut kelimelere ilâve yahut çıkartma olacak tarzda teğanni ile okumak mekruhtur. Fa*kat teğanni olmaksızın sesi güzelleştirmekte bir beis yoktur, belki bunu yapmak matluptur. Hanbelîlerde tercih edilen görüşe göre, teğanni ile okunan ezan sahihtir. Çünkü teğannisiz okunan ezanda olduğu gibi, ilâm maksadı hasıl olmaktadır. Na*hiv ve irap kaideleri bakımından hatalı şekilde ezan okumak ise mekruhtur.

    3- Ezan okurken yürümek mekruhtur. Çünkü yürümek ilâma engel olur. Ezan okurken konuşmak da mekruhtur; hatta selâm almak bile mekruhtur. Bunun gibi ezan okuyan kimseye selâm vermek de mekruhtur/1) Ezan okumakta olan kimseye selâm verilmişse ezan bittikten sonra bu selâmı almak vaciptir. Az bir konuşma ezanı bozmaz. Uzun konuşma bozar. Çünkü Hanefîler dışındaki cumhura göre, ezanda şart olan müvalât (peşpeşelik) uzun konuşma ile kesintiye uğrar. Hanbeiner şu hususa işaret etmişlerdir: Ezan ve kamet esnasında selâm almak caizdir.

    4- Sabah namazının dışındaki ezanlarda tesvip mekruhtur. Tesvip ister ezan esnasında olsun ister ezan bittikten sonra, fark etmez. Çünkü Hz. Bilâl'ın şöyle de*diği rivayet edilmiştir: "Resulullah (a.s.) sabah ezanında tesvibi bana emretmiş, yatsıda ise yasaklamıştır."^2) Tesvip sabah namazına münasiptir, çünkü insanlar bu vakitte uykudadırlar. Onları uyandırıp namaza kaldırmak gerekir.

    5- Hanbelîlere göre ezandan sonra özürsüz olarak mescitten dışarı çıkmak haramdır. Çünkü sahabenin ameli böyledir. Ebu'ş-Şa'sâ şöyle demiştir: "Ebu Hu-reyre ile beraber mescitte oturuyorduk. Müezzin ezan okudu. Bir adam kalkıp mes*citten dışarı çıkmak üzere yürümeye başladı. Adam mescitten çıkıncaya kadar Ebu Hureyre onu gözüyle takip ettikten sonra şöyle dedi: İşte bu adam Ebu'l-Kasım'a asi olmuştur,"®) Osman b. Affan da şöyle demiştir: "Mescitte iken kim ezanı dinler de sonra dışarı çıkarsa -bu eğer bir ihtiyacı için olmazsa- ve geri dönmek niyetinde değilse bu kişi münafıktır." (4)

    Fakat bir özür sebebiyle mescitten dışarıya çıkmak mubahtır. Çünkü İbni Ömer tesvip için mescitten dışarı çıkmıştır.

    1 - Malikîlere göre, hacda telbiye getiren kimseye selâm vermek de mekruhtur. Bunun gibi tabiî ihtiya-

    cını gidermekle olana, cinsel ilişkide bulunana, bidatçılara, eğlence ile meşgul olana, günah işle*mekte olana, genç kadınlara selâm vermek mekruhtur. Eğer günahkâr, kişiler günah işleme duru*munda iseler, yahut genç kadınlara selâm vermekten fitne doğacaksa selâm vermek o takdirde ha*ramdır. Namaz kılan, Kur'an okuyan, yemek yiyen, taharetlenen, abdest ve gusül alan kimselere selâm vermek mekruh değildir. eg-Şerhü'l-Kebir, I, 198.

    2 - tbni Mace.

    3 - Ebu Dâvud ve Tirmizî. Tirmizî hasen sahih demiştir.

    4 - Ibni Mace.

    EZAN VE KAMET_____________________________________________ _431

    Şafiîlere göre, ezandan sonra namazı kılmadan Özürsüz olarak mescitten dışarı çıkmak mekruhtur.

    6- Hanbelîlere göre Ramazan ayında sabah vaktinden önce ezan okumak mek*ruhtur. Bunun hikmeti insanların aldanıp sahuru terketmelerini önlemektir. Gece ezan okunması âdetini bilen kimseler için ezan okunmasının mekruh olmaması ih*timali vardır. Çünkü Bilâl (r.a.) bunu yapardı. Dayandığı delil Hz. Peygamber (a.s.)'in: "Bilal gece ezan okur. İbni Ümmü Mektûm ezan okuyuncaya kadar yeyin, için." sözüdür. Yine Hz. Peygamber (a.s.) başka bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuş*tur: "Bilâl'ın ezan okuması sahur yemeği yemenize mani olmasın. Çünkü Bilâl uy*kuda bulunanlarınızın uyanması, ibadet etmekte olanınızın, ibadeti bırakıp sahura dönmesi için gece ezan okur." Hanbelîlere göre, kametten önce: "Allahümme salli alâ Muhammedin" demek mekruhtur. Kametten önce öksürmekte bir beis yoktur. Ayrıca Hanbelîlere göre, ezandan sonra çarşılarda ve diğer iş yerlerinde namazın başlamakta olduğunu yüksek sesle duyurmak da mekruhtur. Meselâ, "Esselâh, el-ikameh, esselâh, rahimekümüllah!" gibi sözler söylemek mekruhtur. Nevevîye gö*re kametten önce Hz. Peygamber (a.s.)'e salavat getirmek sünnettir.

    Ezan ve Kamet Getirene İcabet etmek:

    Hanefîlerde racih olan görüşe göre, ezanı işiten kimsenin buna icabet etmesi vacip, kameti işiten kimsenin icabet etmesi menduptur. Haneffler dışındaki fakih-lere göre, müezzinlik eden veya kamet getiren kimsenin sesini işiten kimselerin her bir cümlenin sonunda ikişer kere bu kelimeleri tekrarlamaları sünnettir. Ancak "hayyeala'larda şöyle demelidir: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh." Bunun manası İbni Mesud (r.a.)'un dediği gibi şudur: "Allah'a isyandan ancak Allah'ın kuvveti ile, koruması ile korunulur. Allah'ın taatlanna karşı ancak Allah'ın yardımı ve kuvveti ile başarı elde edilir."

    Ezan okunurken tesvipte de şöyle denilir: "Sadakte ve berarte". Müzzine ica*bet etmek dil iledir. Hanefîlerde zahir olan görüş budur/1)

    Bazı Hanefîlere göre, müezzine hemen namaza giderek icabet edilir. Fakat bu*nu yapmak müşküldür. Çünkü böyle yapınca namazı hemen vaktin ilk cüzlerinde eda etmek gerekir.

    Malikîler ezanı işiten kimsenin nafile namazda olsa bile kelime-i şehadetlerin sonuna kadar icabet etmesini yeterli görmüşlerdir. Böyle bir kimse racih, meşhur ve mutemet olan görüşe göre ezanın diğer kelimelerinde müezzinin dediklerini tek*rarlamaz. Müezzinin "Essalâtü hayrun minennevm" sözünü tekrar etmediği gibi "Sadakte ve berarte" sözünü de söylemez. Ancak, işiten kişi kametten sonra: "Eka-

    1 - el-Bedâyi', I, 155; Fethu'l-Kadİr, I, 173; ed-Dürrü'l-Muhtâr, I, 367 vd.; eş-Şerhü's-Sağîr, I, 25: eş-Şerhü'l-Kebir, 1,196; et-Kavânînü'l-Fıkhiyye, 48; el-Mecmû", III, 124; Muğni'l-Muhtâc, '. 140 vd.; el-Mühezzeb, 1,58; Keşşâfü'l-Kınâ', I, 284; el-Muğnî, I, 426-428.

    432____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    mehellah ve edamehâ" der.

    Müezzine icabet etmenin gerekli olduğunun delili, Ebu Saîd'den rivayet edilen hadis-i şeriftir: "Resıdullah (a.s.) şöyle buyurdu: "Ezanı işittiğiniz zaman, müezzi*nin söylediklerini siz de aynen söyleyin."^ Fakat, Malikîler şöyle demişlerdir: "Hz. Peygamber (a.s.)'in: "İşittiğiniz zaman" sözünden ilk akla gelen mana "bazısı*nı da işitseniz"dir. Özellikle şöyle buyurmuştur: "Müezzinin söylediği gibi söyle*yin. "Dediği gibi söyleyin, dememiştir. Bana göre bu, tevilde açıkça zorlanmaktır. Doğrusu bazı Malikîlerin de dediği gibi, ezanı işiten kimse bütün ezanı tekrar etme*lidir. Hanefîlere göre bu hadisteki emir, vacip olmayı gerektirir. Başkalarına göre mendup olma manasını ifade eder. Bu, namazların sonunda dua etmeye benzer.

    "Hayye alessalâh" ve "hayye alel-felâh"lar dışında müezzinin söylediği keli*melerin aynısını söyleme konusunda, Müslim'in Hz. Ömer'den rivayet ettiğine gö*re işiten kimse şöyle demelidir: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billah."^2) İbni Huzey-me'nin Enes'ten rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: "Sabah ezanında müezzin "Hayye alel-felâh" dediği zaman, işiten kimsenin "Essalâtü hayrun minennevm" demesi sünnettir."®) Ebu Davud'un Hz. Peygamber (a.s.)'in ashabından bazıların*dan rivayet ettiğine göre: "Bilâl kamete başladı. "Kad kametissalâh" dediği za*man, Hz. Peygamber (a.s.): "Allah namazı ikame etsin ve devam ettirsin." buyur-du"(4) Tesvip konusunda da yine hadis gelmiştir. İbni Rifa da böyle söylemiştir. Fakat, bunu kimin söylediği bilinmemektedir.

    Kur'an da olsa, ezan okunurken okumakta olan kimsenin okumasını kesmesi müstehaptır. Bunun sebebi müezzinin yahut kamet getirenin söylediklerinin ben*zerini söylemektir. Çünkü ezan ile kamet kaçar, fakat okumak kaçmaz. Ancak bir kimse namazda iken ezan ve kamet sözlerini işitse, onun söylediklerinin benzerini söylemez ki, namaz içinde namazdan olmayan şeylerle meşgul olmasın. Bir hadiste şöyle rivayet edilmiştir: "Namazda elbette kendisine mahsus bir meşguliyet var*dır." Yani insan namaz esnasında hariçten bir şeyle meşgul olmamalıdır.

    Buna göre, Hanelîlerce ezan ve kamet okunurken kişinin hiç bir şey ile meşgul olmaması gerekir.

    Cumhura göre, ezan ve kamete icabet etmek'cünüp, ay başı ve lohusa olan ya*hut farz veya nafile tavafla meşgul bulunan ve işiten herkes için geçerlidir. Cima

    1 - Bu hadis muttefekun aleyhtir. Cemaat, hadisi bir grup sahabeden nakletmelerdir. Ebu Hureyre,

    Amr b. As, onun oğlu, Ümmü Habibe bunlardandır. Müslim ile Ebu Dâvud müezzine icabet etme*nin nasıl olacağını zikretmişlerdir. Neylii'l-Evtâr, II, 51-53.

    2 - Sübütü's-Selâm, I, 126,

    3 - a.g.e., 1,120.

    4 - a.g.e. 1,127. Ebu Dâvud'da zayıf 'bir senetle rivayet edilen başka bir haberde şöyle gelmiştir: "Gök-

    ler ve yer devam ettikçe Allah bu namazı kıldırsın ve devam ettirsin." Yine Hz. Peygamber (a.s.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Allah'ım! Namazı kıldın, devam ettir ve beni namaz kılan iyi kullardan et!"

    EZAN VE KAMET__________________________________________ 433

    eden, helada bulunan ve namaz kılan kimse bu işlerden sonra ezan ile araya uzun sü*re girmemişse yine icabet eder.

    Hanefîlere göre müezzine icabet etmek cünüp olan kimselerede şamildir, fakat ay başı ve lohusa olanlara şamil değildir. Bunun gibi hutbeyi dinlemekte olan kim*selerle cenaze namazı kılmakta olanlara, cima hâlinde bulunanlara, helâdakilere, yemek yiyenlere, ilim öğrenen ve öğretenlere şamil değildir. Fakat kişi Kur'an okurken müezzine icabet eder. Çünkü ezan kaçar, Kur'an okumak kaçmaz. Kıraat ecir için tekrarlanır.

    Hanefîlere göre ezan işitildiği zaman ayağa kalkmak menduptur. En faziletlisi yürümekte olan kimse ezana icabet etmek için durmalıdır. Müezzinin okuduğu eza*nın ister tamamını işitsin, ister bir kısmını işitsin, kişi buna icabet etmelidir. Eğer uzak olmak yahut sağır olmak sebebiyle ezanı işitmezse icabet etmek sünnet değil*dir.

    Eğer arada uzun bir zaman aralığı yoksa müezzinin ezanına cevap vermedeki eksikliği telâfi etmek gerekir. Eğer uzun bir zaman geçerse gerekmez/1)

    Ezan tekrarlanınca -ed-Dürrü'l-Muhtâr'da zikredildiğine göre- birincisine ce*vap verilir. Bu tekrarlanma işi ister kişinin kendi mahallesinin mescidinde olsun, is*ter başka mescitte okunmak suretiyle olsun fark etmez. Fakat İbni Abidin şöyle de*miştir: "Sebep olan işitme keyfiyeti gerçekleştiği için, bu okunan ezanların hepsine cevap vermek daha uygun olur, kanaatindeyim." Nitekim bazı Şafıîler de bu görüşe dayanmışlardır. Nevevî, el-Mecmû'"6a şöyle demiştir: "Bir kimse bir müezzinden sonra diğerinin ezanını işitirse tercih edilen görüşe göre, cevap vermedeki faziletin aslı hepsini içine almaktadır. Ancak birincisi kuvvetli olup terk edilmesi mek*ruhtur/2)

    Şafiîlere göre, kişi mescide girdiği zaman müezzin ezana başlamışsa tahiyye namazına ve başka namazlara başlamaz. Belki durarak müezzine icabet eder ki ica*bet etme sevabı ile tahiyye namazı kılmanın sevabına beraber nail olur.

    Hanefi'ler ile Hanbelîlere göre, müezzin kamet getirmekte iken mescide giren kişi, imam mihraba geçinceye kadar oturup bekler.

    Ezandan Sonra Müstehap Olan Hususlar:

    Ezan ve kametten sonra aşağıdaki hususları yerine getirmek müstahaptır/3)

    1- Hz. Peygamber (a.s.)'e salavat getirmek. Şafiî ve Hanbclilerc göre ezan bit*tikten sonra hem müezzinin hem de dinleyenlerin salavat getirmesi sünnettir. Bu-

    1 - Reddü'l-Muhtâr, I, 368; Muğni'l-Muhtâc, 1,140.

    2 - a.g.e., 1369, Muğni't-Muhtâc, 1,140.

    3 - Fethu'lKadir, I, 74 vd.; ed-Dürrü'l-Muhtâr, I, 362; Merah'l-Felâh, 33; el-Kavânînü'l-Fıkhiyye

    48; Muğni'l-Muhtâc, 1,141; elMühezzeb, I, 58; el-Muğnî, I, 427; Keşşafu'l-Kınâ', I, 286.


  5. 08.Haziran.2012, 07:04
    3
    Moderatör
    EZAN VE KAMET_____________________________________________ _429

    dört müezzinden fazlasının bulundurulması da caizdir.

    Müezzinler bir kaç tane olduğu zaman, müstehap olan bunlann vakitlerde peş-peşe nöbeüeşerek görev yapmalarıdır. Nitekim Bilâl ile îbni Ümmü Mcktûm böyle yapmışlardır. Bunlardan biri diğerinden sonra ezan okuyorlardı. Bu durum, ezanın daha çok duyurulmasına sebeptir.

    Müezzinlerin bir kaç tane olması durumunda bunlardan her biri ya bir minare*de yahut bir köşede ezan okumalı yahut bir yerde hepsi birden ezan okumalıdır.

    11- Müezzinin halkın namaza hazırlanması ve vakti öğrenmeleri için ezanı vaktin evvelinde okuması müstehaptır. Cabir b. Semure'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bilâl ezanı vaktinden hiç tehir etmez, fakat çoğu kez kameti bir müddet tehir ederdi." W Başka bir rivayette şöyle gelmiştir: "Bilâl, güneş meylettiği zaman ezan okur, hiç tehir etmez; sonra Hz. Peygamber (a.s.) mescide çıkıncaya kadar kamet getirmezdi. Hz. Peygamber (a.s.) namaza çıkınca onu gördüğü zaman kamet getirirdi."^

    12- Devlet adamlarını namaza hususî olarak çağırmak caizdir. Çünkü Hz. Ai-şe'den rivayet edildiğine göre Bilâl gelip: "Esselâmu Aleyke yâ Resulellah ve rah-metullahi ve berekâtühû! Esselâh! Yerhamukellah!" diyerek seslenirdi. Hz. Pey*gamber (a.s.): "Ebu Bekir'e söyleyin, namazı kıldırsın." buyurdu. Hz. Bilâl, Ebu Bekir ile Ömer'e Hz. Peygamber (a.s.)'e verdiği gibi selâm vererek onları namaza çağırırdı." Çünkü onlar devamlı Müslümanların işleriyle meşgul olurlardı. Cema*atin toplandığı haber verilince namazı da kıldırırlardı.

    13- Müezzin ezanını tamamlamadan insanların kalkmamalan, belki biraz sab*rederek ezanı bitirmesini beklemeleri yahut ezanın sonuna yaklaşmasını bekleme*leri müstehaptır. Çünkü ezanı duyunca hemen hareket etmekte şeytana benzemek sözkonusudur.

    5. Ezanın Mekruhları:

    Aşağıda zikredildiği üzere ezanın bazı mekruhları vardır:^)

    1- Daha Önce zikredilen sünnetler yerine getirilmediği zaman, ezan okumak mekruhtur. Hanefîler sünnetleri bulunmadığı zaman ezandaki mekruhları sayarak şöyle demişlerdir: Cünüp kimsenin ezan ve kameti mekruhtur. Böyle bir kişinin ezanı iade edilir. Mezhebe göre, abdestsiz kimsenin kameti de iade edilir. Delinin, bunağın, âkil olmayan çocuğun, kadının, hünsânın, fasığın, sarhoşun, oturanın, bi*nek üzerinde olanın ezan okuması tahrimen mekruhtur. Ancak kişi kendisi için

    1 - Ibni Mace.

    2 - Ahmed Müsned'inde rivayet etmiştir.

    3 - Fethu'l-Kadir, I, 167; ed-Dürrü'l-Muhlâr, I, 364 vd; Meraki'l-Felâh, 32; el-Kavânînü'l-Fıkhıyye

    48; eş-Şerhu's-Sağîr, I, 248; eş-Şerhu'l-Kebir, I, 194, 196, 198; Muğni'l-Muhtâc, I, 138; el-ML hezzeb, 1,57 vd.; el-Muğnî, 1,408,411,414,424,428,430; Keşşâfül-Kınâ1,1, 276, 279,281, 283.

    430____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    ezan okuyacağı zaman oturması veya seferî olanın binek üzerinde okumasında bir kerahet yoktur.

    2- Ezanda telhîn, kelimeleri değiştirmeye sebep olacak tarzda uzatarak yahut kelimelere ilâve yahut çıkartma olacak tarzda teğanni ile okumak mekruhtur. Fa*kat teğanni olmaksızın sesi güzelleştirmekte bir beis yoktur, belki bunu yapmak matluptur. Hanbelîlerde tercih edilen görüşe göre, teğanni ile okunan ezan sahihtir. Çünkü teğannisiz okunan ezanda olduğu gibi, ilâm maksadı hasıl olmaktadır. Na*hiv ve irap kaideleri bakımından hatalı şekilde ezan okumak ise mekruhtur.

    3- Ezan okurken yürümek mekruhtur. Çünkü yürümek ilâma engel olur. Ezan okurken konuşmak da mekruhtur; hatta selâm almak bile mekruhtur. Bunun gibi ezan okuyan kimseye selâm vermek de mekruhtur/1) Ezan okumakta olan kimseye selâm verilmişse ezan bittikten sonra bu selâmı almak vaciptir. Az bir konuşma ezanı bozmaz. Uzun konuşma bozar. Çünkü Hanefîler dışındaki cumhura göre, ezanda şart olan müvalât (peşpeşelik) uzun konuşma ile kesintiye uğrar. Hanbeiner şu hususa işaret etmişlerdir: Ezan ve kamet esnasında selâm almak caizdir.

    4- Sabah namazının dışındaki ezanlarda tesvip mekruhtur. Tesvip ister ezan esnasında olsun ister ezan bittikten sonra, fark etmez. Çünkü Hz. Bilâl'ın şöyle de*diği rivayet edilmiştir: "Resulullah (a.s.) sabah ezanında tesvibi bana emretmiş, yatsıda ise yasaklamıştır."^2) Tesvip sabah namazına münasiptir, çünkü insanlar bu vakitte uykudadırlar. Onları uyandırıp namaza kaldırmak gerekir.

    5- Hanbelîlere göre ezandan sonra özürsüz olarak mescitten dışarı çıkmak haramdır. Çünkü sahabenin ameli böyledir. Ebu'ş-Şa'sâ şöyle demiştir: "Ebu Hu-reyre ile beraber mescitte oturuyorduk. Müezzin ezan okudu. Bir adam kalkıp mes*citten dışarı çıkmak üzere yürümeye başladı. Adam mescitten çıkıncaya kadar Ebu Hureyre onu gözüyle takip ettikten sonra şöyle dedi: İşte bu adam Ebu'l-Kasım'a asi olmuştur,"®) Osman b. Affan da şöyle demiştir: "Mescitte iken kim ezanı dinler de sonra dışarı çıkarsa -bu eğer bir ihtiyacı için olmazsa- ve geri dönmek niyetinde değilse bu kişi münafıktır." (4)

    Fakat bir özür sebebiyle mescitten dışarıya çıkmak mubahtır. Çünkü İbni Ömer tesvip için mescitten dışarı çıkmıştır.

    1 - Malikîlere göre, hacda telbiye getiren kimseye selâm vermek de mekruhtur. Bunun gibi tabiî ihtiya-

    cını gidermekle olana, cinsel ilişkide bulunana, bidatçılara, eğlence ile meşgul olana, günah işle*mekte olana, genç kadınlara selâm vermek mekruhtur. Eğer günahkâr, kişiler günah işleme duru*munda iseler, yahut genç kadınlara selâm vermekten fitne doğacaksa selâm vermek o takdirde ha*ramdır. Namaz kılan, Kur'an okuyan, yemek yiyen, taharetlenen, abdest ve gusül alan kimselere selâm vermek mekruh değildir. eg-Şerhü'l-Kebir, I, 198.

    2 - tbni Mace.

    3 - Ebu Dâvud ve Tirmizî. Tirmizî hasen sahih demiştir.

    4 - Ibni Mace.

    EZAN VE KAMET_____________________________________________ _431

    Şafiîlere göre, ezandan sonra namazı kılmadan Özürsüz olarak mescitten dışarı çıkmak mekruhtur.

    6- Hanbelîlere göre Ramazan ayında sabah vaktinden önce ezan okumak mek*ruhtur. Bunun hikmeti insanların aldanıp sahuru terketmelerini önlemektir. Gece ezan okunması âdetini bilen kimseler için ezan okunmasının mekruh olmaması ih*timali vardır. Çünkü Bilâl (r.a.) bunu yapardı. Dayandığı delil Hz. Peygamber (a.s.)'in: "Bilal gece ezan okur. İbni Ümmü Mektûm ezan okuyuncaya kadar yeyin, için." sözüdür. Yine Hz. Peygamber (a.s.) başka bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuş*tur: "Bilâl'ın ezan okuması sahur yemeği yemenize mani olmasın. Çünkü Bilâl uy*kuda bulunanlarınızın uyanması, ibadet etmekte olanınızın, ibadeti bırakıp sahura dönmesi için gece ezan okur." Hanbelîlere göre, kametten önce: "Allahümme salli alâ Muhammedin" demek mekruhtur. Kametten önce öksürmekte bir beis yoktur. Ayrıca Hanbelîlere göre, ezandan sonra çarşılarda ve diğer iş yerlerinde namazın başlamakta olduğunu yüksek sesle duyurmak da mekruhtur. Meselâ, "Esselâh, el-ikameh, esselâh, rahimekümüllah!" gibi sözler söylemek mekruhtur. Nevevîye gö*re kametten önce Hz. Peygamber (a.s.)'e salavat getirmek sünnettir.

    Ezan ve Kamet Getirene İcabet etmek:

    Hanefîlerde racih olan görüşe göre, ezanı işiten kimsenin buna icabet etmesi vacip, kameti işiten kimsenin icabet etmesi menduptur. Haneffler dışındaki fakih-lere göre, müezzinlik eden veya kamet getiren kimsenin sesini işiten kimselerin her bir cümlenin sonunda ikişer kere bu kelimeleri tekrarlamaları sünnettir. Ancak "hayyeala'larda şöyle demelidir: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh." Bunun manası İbni Mesud (r.a.)'un dediği gibi şudur: "Allah'a isyandan ancak Allah'ın kuvveti ile, koruması ile korunulur. Allah'ın taatlanna karşı ancak Allah'ın yardımı ve kuvveti ile başarı elde edilir."

    Ezan okunurken tesvipte de şöyle denilir: "Sadakte ve berarte". Müzzine ica*bet etmek dil iledir. Hanefîlerde zahir olan görüş budur/1)

    Bazı Hanefîlere göre, müezzine hemen namaza giderek icabet edilir. Fakat bu*nu yapmak müşküldür. Çünkü böyle yapınca namazı hemen vaktin ilk cüzlerinde eda etmek gerekir.

    Malikîler ezanı işiten kimsenin nafile namazda olsa bile kelime-i şehadetlerin sonuna kadar icabet etmesini yeterli görmüşlerdir. Böyle bir kimse racih, meşhur ve mutemet olan görüşe göre ezanın diğer kelimelerinde müezzinin dediklerini tek*rarlamaz. Müezzinin "Essalâtü hayrun minennevm" sözünü tekrar etmediği gibi "Sadakte ve berarte" sözünü de söylemez. Ancak, işiten kişi kametten sonra: "Eka-

    1 - el-Bedâyi', I, 155; Fethu'l-Kadİr, I, 173; ed-Dürrü'l-Muhtâr, I, 367 vd.; eş-Şerhü's-Sağîr, I, 25: eş-Şerhü'l-Kebir, 1,196; et-Kavânînü'l-Fıkhiyye, 48; el-Mecmû", III, 124; Muğni'l-Muhtâc, '. 140 vd.; el-Mühezzeb, 1,58; Keşşâfü'l-Kınâ', I, 284; el-Muğnî, I, 426-428.

    432____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    mehellah ve edamehâ" der.

    Müezzine icabet etmenin gerekli olduğunun delili, Ebu Saîd'den rivayet edilen hadis-i şeriftir: "Resıdullah (a.s.) şöyle buyurdu: "Ezanı işittiğiniz zaman, müezzi*nin söylediklerini siz de aynen söyleyin."^ Fakat, Malikîler şöyle demişlerdir: "Hz. Peygamber (a.s.)'in: "İşittiğiniz zaman" sözünden ilk akla gelen mana "bazısı*nı da işitseniz"dir. Özellikle şöyle buyurmuştur: "Müezzinin söylediği gibi söyle*yin. "Dediği gibi söyleyin, dememiştir. Bana göre bu, tevilde açıkça zorlanmaktır. Doğrusu bazı Malikîlerin de dediği gibi, ezanı işiten kimse bütün ezanı tekrar etme*lidir. Hanefîlere göre bu hadisteki emir, vacip olmayı gerektirir. Başkalarına göre mendup olma manasını ifade eder. Bu, namazların sonunda dua etmeye benzer.

    "Hayye alessalâh" ve "hayye alel-felâh"lar dışında müezzinin söylediği keli*melerin aynısını söyleme konusunda, Müslim'in Hz. Ömer'den rivayet ettiğine gö*re işiten kimse şöyle demelidir: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billah."^2) İbni Huzey-me'nin Enes'ten rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: "Sabah ezanında müezzin "Hayye alel-felâh" dediği zaman, işiten kimsenin "Essalâtü hayrun minennevm" demesi sünnettir."®) Ebu Davud'un Hz. Peygamber (a.s.)'in ashabından bazıların*dan rivayet ettiğine göre: "Bilâl kamete başladı. "Kad kametissalâh" dediği za*man, Hz. Peygamber (a.s.): "Allah namazı ikame etsin ve devam ettirsin." buyur-du"(4) Tesvip konusunda da yine hadis gelmiştir. İbni Rifa da böyle söylemiştir. Fakat, bunu kimin söylediği bilinmemektedir.

    Kur'an da olsa, ezan okunurken okumakta olan kimsenin okumasını kesmesi müstehaptır. Bunun sebebi müezzinin yahut kamet getirenin söylediklerinin ben*zerini söylemektir. Çünkü ezan ile kamet kaçar, fakat okumak kaçmaz. Ancak bir kimse namazda iken ezan ve kamet sözlerini işitse, onun söylediklerinin benzerini söylemez ki, namaz içinde namazdan olmayan şeylerle meşgul olmasın. Bir hadiste şöyle rivayet edilmiştir: "Namazda elbette kendisine mahsus bir meşguliyet var*dır." Yani insan namaz esnasında hariçten bir şeyle meşgul olmamalıdır.

    Buna göre, Hanelîlerce ezan ve kamet okunurken kişinin hiç bir şey ile meşgul olmaması gerekir.

    Cumhura göre, ezan ve kamete icabet etmek'cünüp, ay başı ve lohusa olan ya*hut farz veya nafile tavafla meşgul bulunan ve işiten herkes için geçerlidir. Cima

    1 - Bu hadis muttefekun aleyhtir. Cemaat, hadisi bir grup sahabeden nakletmelerdir. Ebu Hureyre,

    Amr b. As, onun oğlu, Ümmü Habibe bunlardandır. Müslim ile Ebu Dâvud müezzine icabet etme*nin nasıl olacağını zikretmişlerdir. Neylii'l-Evtâr, II, 51-53.

    2 - Sübütü's-Selâm, I, 126,

    3 - a.g.e., 1,120.

    4 - a.g.e. 1,127. Ebu Dâvud'da zayıf 'bir senetle rivayet edilen başka bir haberde şöyle gelmiştir: "Gök-

    ler ve yer devam ettikçe Allah bu namazı kıldırsın ve devam ettirsin." Yine Hz. Peygamber (a.s.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Allah'ım! Namazı kıldın, devam ettir ve beni namaz kılan iyi kullardan et!"

    EZAN VE KAMET__________________________________________ 433

    eden, helada bulunan ve namaz kılan kimse bu işlerden sonra ezan ile araya uzun sü*re girmemişse yine icabet eder.

    Hanefîlere göre müezzine icabet etmek cünüp olan kimselerede şamildir, fakat ay başı ve lohusa olanlara şamil değildir. Bunun gibi hutbeyi dinlemekte olan kim*selerle cenaze namazı kılmakta olanlara, cima hâlinde bulunanlara, helâdakilere, yemek yiyenlere, ilim öğrenen ve öğretenlere şamil değildir. Fakat kişi Kur'an okurken müezzine icabet eder. Çünkü ezan kaçar, Kur'an okumak kaçmaz. Kıraat ecir için tekrarlanır.

    Hanefîlere göre ezan işitildiği zaman ayağa kalkmak menduptur. En faziletlisi yürümekte olan kimse ezana icabet etmek için durmalıdır. Müezzinin okuduğu eza*nın ister tamamını işitsin, ister bir kısmını işitsin, kişi buna icabet etmelidir. Eğer uzak olmak yahut sağır olmak sebebiyle ezanı işitmezse icabet etmek sünnet değil*dir.

    Eğer arada uzun bir zaman aralığı yoksa müezzinin ezanına cevap vermedeki eksikliği telâfi etmek gerekir. Eğer uzun bir zaman geçerse gerekmez/1)

    Ezan tekrarlanınca -ed-Dürrü'l-Muhtâr'da zikredildiğine göre- birincisine ce*vap verilir. Bu tekrarlanma işi ister kişinin kendi mahallesinin mescidinde olsun, is*ter başka mescitte okunmak suretiyle olsun fark etmez. Fakat İbni Abidin şöyle de*miştir: "Sebep olan işitme keyfiyeti gerçekleştiği için, bu okunan ezanların hepsine cevap vermek daha uygun olur, kanaatindeyim." Nitekim bazı Şafıîler de bu görüşe dayanmışlardır. Nevevî, el-Mecmû'"6a şöyle demiştir: "Bir kimse bir müezzinden sonra diğerinin ezanını işitirse tercih edilen görüşe göre, cevap vermedeki faziletin aslı hepsini içine almaktadır. Ancak birincisi kuvvetli olup terk edilmesi mek*ruhtur/2)

    Şafiîlere göre, kişi mescide girdiği zaman müezzin ezana başlamışsa tahiyye namazına ve başka namazlara başlamaz. Belki durarak müezzine icabet eder ki ica*bet etme sevabı ile tahiyye namazı kılmanın sevabına beraber nail olur.

    Hanefi'ler ile Hanbelîlere göre, müezzin kamet getirmekte iken mescide giren kişi, imam mihraba geçinceye kadar oturup bekler.

    Ezandan Sonra Müstehap Olan Hususlar:

    Ezan ve kametten sonra aşağıdaki hususları yerine getirmek müstahaptır/3)

    1- Hz. Peygamber (a.s.)'e salavat getirmek. Şafiî ve Hanbclilerc göre ezan bit*tikten sonra hem müezzinin hem de dinleyenlerin salavat getirmesi sünnettir. Bu-

    1 - Reddü'l-Muhtâr, I, 368; Muğni'l-Muhtâc, 1,140.

    2 - a.g.e., 1369, Muğni't-Muhtâc, 1,140.

    3 - Fethu'lKadir, I, 74 vd.; ed-Dürrü'l-Muhtâr, I, 362; Merah'l-Felâh, 33; el-Kavânînü'l-Fıkhiyye

    48; Muğni'l-Muhtâc, 1,141; elMühezzeb, I, 58; el-Muğnî, I, 427; Keşşafu'l-Kınâ', I, 286.


  6. 08.Haziran.2012, 07:05
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Ezan ve Kamet ile ilgili bütün bilgiler (4 mezhep görüşleri ve deliller)

    434____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    nun dayandığı delil ileride zikredilecek olan hadistir. H. 78 l'de Salahaddin Eyyubî zamanında pazartesi geceleri ezandan sonra Hz. Peygamber (a.s.)'e salat ve selam okumak âdeti ihdas olunmuştur. On sene kadar sonra da cuma günü akşam hariç bü*tün vakitlerde salavat okumak âdeti cari olmuştur.

    2- Ezandan sonra şu me'sur (hadiste bildirilen) dua okunmalıdır:"

    "Ey bu tam olan davetin ve kılınmakta olan namazın rabbi olan Allah! Mu-hammed'e vesile ve fazilet ver ve onu vaad etmiş bulunduğun övülmüş makama gönder." Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Müezzinin sesini işitti*ğiniz zaman onun söylediği sözlerin benzerini siz de söyleyin. Sonra bana salavat getirin. Çünkü bana bir kere salavat getirene Allah on kere rahmet eder. Sonra be*nim için Allah katında vesile isteyin, çünkü vesile cennete bir mertebedir. Bu ma*kam sadece Allah'ın kullarından birine verilecektir. Bu kulun ben olmasını uma*rım. Bunu kim yaparsa ona şefaat helâl olacaktır. "(*)

    Sa'd b. Ebu Vakkas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (a.s.)'in şöy*le buyurduğunu duydum: "Ezanı işittiği zaman:"

    1 - Bu hadisi Buharı ile Ibni Mace dışında cemaat Ibni Ömer'den merfu olarak rivayet etmişlerdir. Ha*disin manası şudur "Allahumme" Bu kelimenin aslı "Yâ Allah'tır." Yâ harfi ondan hazf edildi, bu*nun yerine sonuna "mim" getirildi. Bu sebeple ikisi bir arada bulunmaz "ed-dâveti't-tammeli"tam olan çağn, tevhid çağnsidır. Çünkü tevhid çağrısına değişmeler girmeyecektir, bu çağrı bozulma*yacaktır. Belki bu çağn Kıyamete kadar bakidir. Yahut bu çağrı ezan ve kametteki çağrıdır. Tam adını almasının sebebi mükemmel oluşundan ve mevki itibarıyla büyük oluşundan ve kendisine arız olacak olan noksanlıklardan beri olduğundandır, "es-salâti'1-kâimeti:" kılınacak ve az sonra yerine getirilecek olan namaz, demektir. "Vesile": Allah tealâ'ya yakınlık demektir. Bir rivayete göre, vesile, cennette bir mevkinin adıdır. Nitekim Müslim'de öyle gelmiştir. "Fazilet": Diğer ah*lakî değerler üzerine ilâve olan mertebe demektir. "Makam-ı Mahmud": Kıyamet günündeki bü*yük şefaat olayıdır. Çünkü burada Hz. Peygamber (a.s.)'i ilk ve sonradan gelen herkes övecektir. Çünkü Allah tealâ: "Allah seni yalanda Makam-i Mahmuda (öğütmüş olana makama) göndere*cektir." buyurmuştur. Hz. Peygamber (a.s.)'in bu makamı istemesinin hikmeli-vuku' bulması ge rekli ve vacip olmasına rağmen-keramet ve üstünlüğünü göstermek ve bu makamın mertebesinin büyüklüğünü ortaya koymaktır. Neytü'l-Evtâr, II, 54.

    EZAN VE KAMET_____________________________________________ ______435

    diye dua ederse bu kişinin günahları bağışlanır. "O)

    Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Ezanı işittiği zaman:

    duasını okuyana, Kıyamet gününde benim şefaatim helâl olur." (2) Akşam ezanı olunca ezanı duyan kişi şöyle der:

    d J y&M tiİJbljJu* jj-^-j tiİJlpj oljUlj t^İjl^i j^'îK tüp Jul Jufc

    Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) Ümmü Selcme'ye bu duayı okumasını emretmiş*tir. <3> Kişi sabah ezanından sonra şu duayı okur:

    cj jipIi (İLipj oipij tiu3 Jblij tSijljJ Jİ3J İÜ l^îlî

    3- Ezan bitince ezan ile kamet arasında dua edip Allah tealâ'dan dünya ve ahi-rette af ve afiyet dilemelidir. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Ezan ile kamet arasında edilen dua geri çevrilmez. Sahabe: "Yâ Resulullah! Biz ne diyelim?" dediler. Hz, Peygamber (a.s.) de: "Allah'tan dünyada ve ahirette af ve afiyet isteyin" buyurdu."^

    Müstehap olan, müezzinin ezan ile kamet arasında cemaatın toplanmasını sağ*layacak kadar bir zaman beklemesidir. Nitekim bu hususu ezanın sünnetleri bah*sinde açıkladık.

    KAMET 1. Kametin Nasıl Yapılacağı:

    Vakte ait farz namazlar ile kaza namazlan için yalnız veya cemaat hâlinde iken kamet getirmek sünnet-i müekkededir. Hanbelîler dışındaki cumhura göre, vakitle*re bağlı farz namazlarla kaza namazlarında yalnız başına namaz kılan erkek ve ka*dınlar içinde kamet getirmek sünnet-i müekkededir. Hanbelîlere göre ise kadınlar için ezan ve kamet getirmek yoktur.

    1 - Müslim rivayet etmiştir.

    2 - Müslim dışında cemaat rivayet etmiştir. Neylü'l-Evtâr, H, 54.

    3 - Ebu Dâvud ve Tirnıizî rivayet etmiştir, bkz. el-Mühezzeb, I, 59.

    4 - Hadis sahihtir. Ahmed, Ebu Dâvud ve Tirmizî rivayet edip hasen demiş, Neseî, Ibni Huzeyme, Ib-

    ni Hibban ve et-Muhtare'de Zıya, Enes b. Malik'ten rivayet etmişlerdir. Neylü'l-Evtâr, II, 55; SU bülü's-Selâm.l 130.

    436____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    Alimler kametin şekli üzerinde üç ayn görüş ileri sürmüşlerdir^1)

    Haneklere göre: Kamet sözleri, ezanda olduğu gibi, tekbirler dört, diğer söz*ler ikişer ikişerdir. Kamette "Felâh'tan sonra iki kere "Kad kametissalah" cümlesi ilâve edilir. Dolayısıyla kametin kelimeleri on yedi olmaktadır. Bunun dayandığı delil İbni Ebu Şeybe'den gelen şu rivayettir: "İbni Ebu Şeybe şöyle demiştir: "Hz. Muhammed (a.s.)'in ashabı bize şöyle anlatmışlardır: Abdullah b. el-Ansarî Hz. Peygamber (a.s.)'e gelerek şöyle dedi: "Yâ Resulullah! Ben rüyamda üzerinde iki yeşil bürde bulunan bir kişinin bir duvarın üzerine çıkıp ikişer ikişer söyleyerek ezan okuduğunu ve kamet getirdiğini gördüm" ^

    Tirmizfnin Abdullah b. Zeyd'den rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir: "Resu*lullah (a.s.)'ın ezanı ve kameti çifter çifter idi."®)

    Ebu Mahzure'den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resulullah (a.s.) bana ezanı on dokuz kelime, kameti ise on yedi kelime olarak öğretmiştir."^)

    Malikîlere göre: Malikîlere göre kamet on kelimedir. Bir kere "kad kame*tissalah" denir. Çünkü Enes'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bilâl ezanı çifter, kameti teker okumakla emr olundu." <5)

    Şafiîler ile Hanbelîlere göre: Kametin kelimeleri birer kere okunup on bir ke*limeden ibarettir. Ancak "kad kametissalah" lafzı müstesnadır. Bu kelime iki kere tekrarlanır. Çünkü Abdullah b. Ömer'den rivayet edildiğine göre: "Hz. Peygamber (a.s.) döneminde ezan ancak ikişer kere, kamet ise birer kere idi. Ancak müezzin: "Kad kametissalah kad kametissalah" derdi. "^ B ana göre, bu rivayet diğerlerin*den daha kuvvetlidir. Yahut hüküm bu görüş ile HanefTlerin görüşü arasında mu*hayyerdir. Enes hadisi ise İbni Ömer hadisi ile kayıtlandı almıştır.

    2. Kametle İlgili Hükümler:

    Kametin hükmü, daha önce geçen ezanın hükümleri gibidir. Ancak aşağıdaki

    1 - et-Bedâyi', 1,148; ed-DUrrü'l-Muhtâr, I, 360, el-Lübâb, I, 63; Fethü'I-Kadir, I, 169; eş-Şerhu's

    Sağîr, I, 256; el-Kavânînü'l-Fıkhıyye, 48, Bidayetiİ'l-Müctehid, I, 107; Muğni'l-Muhtâc, I, 133 136; el-Mühezzeb, I, 54-57; el-Muğnî, I, 406; Keşşâfû'l-Kınâ', I, 267.

    2 - Hadisin ravileri, rivayetleri Sahih-i Buhartde geçen kimselerdir; rivayeti muttasıldır. Çünkü saha-

    benin hepsi âdildir. İsimlerinin bilinmemesi zarar vermez. Bu hadisi Beyhakî de rivayet etmiştir. Bu, hadis kaynaklarında rivayet edilmiştir. Nasbu'r-Râye, I, 266-267. 3-Nasbu'r-Râye,., 267.

    4 - Bu hadisi beş hadis imamı tahric etmişlerdir. Tirmizî hadis için cemaat sahih demiştir. a.g.e,

    Neylü'l-Evtâr, II, 43.

    5 - Bu hadisi Enes'ten rivayet etmişlerdir. Neylü'l-Evtâr, H, 40.

    6 - Ahmed, Neseî, Ebu Dâvud, Şafiî, Ebu Avane, Darekulnî, ibni Huzeyme, ibni Hibban ve Hakim ri-

    vayet etmişlerdir. Neylul-Evtâr, II, 43.

    438____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    belirlemek istenmemelidir. Bilakis insanların yapabilecekleri ölçüye bırakılır. Çünkü insanlar arasında hafif yapılı ve çabuk hareketli olanlar bulunduğu gibi, ağır yapılı ve yavaş hareketli olanlar da bulunmaktadır. Hanefîlere göre cemaat "Hayye alel-felâh"ta imam ayağa kalktıktan sonra ayağa kalkar.

    Hanbelîlere göre, müezzin "Kad kâmeti's-salâh" deyince cemaatin ayağa kalk*ması müstehaptır. Çünkü Enes'ten rivayet edildiğine göre, "Kendisi müezzin (kad kametis-salâh) deyince ayağa kalkardı."

    Şafıîlere göre, namaz kılan kişi kamet bittikten sonra, imam cemaatle birlikte mescidin içinde bulunduğu zamanda ayağa kalkar/1) Eğer cemaat iftitah tekbirinin faziletine nail olmak için süratle kalkabilecek güçte ise kamet bittikten sonra ayağa kalkar. Eğer bu güçte değillerse iftitah tekbirine yetişecek şekilde, kamet bitmeden Önce ayağa kalkarlar.

    5- Ezanda olduğu gibi kametin de abdestli, kıbleye yönelerek ve yürüyüp ko*nuşmadan getirilmesi sünnettir. Kamet ile namaz ırasında uzun bir fasılanın bulun*maması şarttır. Eğer arada uzun fasıla varsa -yemek gibi- kametin yemlenmesi ge*rekir. Kametin bitmesinden sonra imamın iftitah tekbiri alması, imamın şarlan dü*zeltme emri gibi mendup olan bir iş dışında her hangi bir iş sebebiyle arada bir fası*lanın bulunmaması sünnettir.

    Kadının erkekler cemaati için kamet getirmesi sahih değildir.

    Şafiîlerce, ehil olan kimsenin ezan ile kameti ve imamlığı birleştirmesi de sün*nettir. Bunun gibi Hanefîlere göre, imamlık edecek kimsenin müezzinlik de yap*ması en faziletli sidir. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) ez-Zıya'da zikredild iğine göre-bir yolculukta bizzat ezan okuyup kamet getirmiş ve öğle namazını kıldırmıştır.

    Kametin yüksek bir yerde getirilmesi ve parmakların kulağa sokulması, terci' ve tertil sünnet değildir.

    6- Müezzin ezan ve kamet getirdiği zaman, diğer insanların her birinin ezan ve kamet getirmeleri müstehap değildir. Ancak onlar müezzinin söylediklerinin ben*zerini söylerler. Çünkü sünnet bu şekilde gelmiştir.

    7- İmamın safları düzeltmesi müstehaptır. İmam bunu yapmak için sağ ve sol tarafına yönelir ve şöyle der: "Saflarınızı düzgün tutun ki Allah size rahmet etsin." Resulullah (a.s.) de şöyle buyurmuştur: "Saflarınızı düzgün tutun. Çünkü safı düz*gün tutmak namazı tamamlayan hususlardandır." (2)

    1 -Sübülü's-Selâm, I, 131; et-Hadramiyye, 74; el-Mecmu, 111, 237; el-Muğnî, 1,458; ed-DürrU'i

    Muhtar, I, 447.

    2 - Buharî ve Müslim rivayet etmiştir.

    EZAN VE KAMET_____________________________________________ ______439_

    EK- Namaz Dışında Ezan Okumak:

    Namaz dışında da bazı sebeplerle ezan okumak menduptur. Bu sebepler de şunlardır:

    1- Çocuk doğduğu zaman sağ kulağına ezan okumak mendup olduğu gibi sol kulağına okumak da menduptur. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.)'in kızı Fatıma, Ha-san'ı doğurunca, kulağına ezan okumuştu.^1)

    2- Yangın ve savaş esnasında ve yolcunun arkasından ezan okumak mendup*tur.

    3- Saralı ve sinir hastalığına yakalanmış kişi ile kızgınlık içinde bulunan hid*detlenmiş kişinin, huyu kötü olan insan ve hayvanların kulağına ezan okumak men*duptur. Cinler ve şeytanlar yaban adamı tarzında göründükleri zaman bunlann şer*rinden korunmak için ezan okunur. Çünkü şeytan ezan okunduğu zaman geri dönüp kaçar.

    Şafîîlerde güvenilen görüşe göre, ölüyü kabre koyarken ezan okumak sünnet değildir.


  7. 08.Haziran.2012, 07:05
    4
    Moderatör
    434____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    nun dayandığı delil ileride zikredilecek olan hadistir. H. 78 l'de Salahaddin Eyyubî zamanında pazartesi geceleri ezandan sonra Hz. Peygamber (a.s.)'e salat ve selam okumak âdeti ihdas olunmuştur. On sene kadar sonra da cuma günü akşam hariç bü*tün vakitlerde salavat okumak âdeti cari olmuştur.

    2- Ezandan sonra şu me'sur (hadiste bildirilen) dua okunmalıdır:"

    "Ey bu tam olan davetin ve kılınmakta olan namazın rabbi olan Allah! Mu-hammed'e vesile ve fazilet ver ve onu vaad etmiş bulunduğun övülmüş makama gönder." Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Müezzinin sesini işitti*ğiniz zaman onun söylediği sözlerin benzerini siz de söyleyin. Sonra bana salavat getirin. Çünkü bana bir kere salavat getirene Allah on kere rahmet eder. Sonra be*nim için Allah katında vesile isteyin, çünkü vesile cennete bir mertebedir. Bu ma*kam sadece Allah'ın kullarından birine verilecektir. Bu kulun ben olmasını uma*rım. Bunu kim yaparsa ona şefaat helâl olacaktır. "(*)

    Sa'd b. Ebu Vakkas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (a.s.)'in şöy*le buyurduğunu duydum: "Ezanı işittiği zaman:"

    1 - Bu hadisi Buharı ile Ibni Mace dışında cemaat Ibni Ömer'den merfu olarak rivayet etmişlerdir. Ha*disin manası şudur "Allahumme" Bu kelimenin aslı "Yâ Allah'tır." Yâ harfi ondan hazf edildi, bu*nun yerine sonuna "mim" getirildi. Bu sebeple ikisi bir arada bulunmaz "ed-dâveti't-tammeli"tam olan çağn, tevhid çağnsidır. Çünkü tevhid çağrısına değişmeler girmeyecektir, bu çağrı bozulma*yacaktır. Belki bu çağn Kıyamete kadar bakidir. Yahut bu çağrı ezan ve kametteki çağrıdır. Tam adını almasının sebebi mükemmel oluşundan ve mevki itibarıyla büyük oluşundan ve kendisine arız olacak olan noksanlıklardan beri olduğundandır, "es-salâti'1-kâimeti:" kılınacak ve az sonra yerine getirilecek olan namaz, demektir. "Vesile": Allah tealâ'ya yakınlık demektir. Bir rivayete göre, vesile, cennette bir mevkinin adıdır. Nitekim Müslim'de öyle gelmiştir. "Fazilet": Diğer ah*lakî değerler üzerine ilâve olan mertebe demektir. "Makam-ı Mahmud": Kıyamet günündeki bü*yük şefaat olayıdır. Çünkü burada Hz. Peygamber (a.s.)'i ilk ve sonradan gelen herkes övecektir. Çünkü Allah tealâ: "Allah seni yalanda Makam-i Mahmuda (öğütmüş olana makama) göndere*cektir." buyurmuştur. Hz. Peygamber (a.s.)'in bu makamı istemesinin hikmeli-vuku' bulması ge rekli ve vacip olmasına rağmen-keramet ve üstünlüğünü göstermek ve bu makamın mertebesinin büyüklüğünü ortaya koymaktır. Neytü'l-Evtâr, II, 54.

    EZAN VE KAMET_____________________________________________ ______435

    diye dua ederse bu kişinin günahları bağışlanır. "O)

    Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Ezanı işittiği zaman:

    duasını okuyana, Kıyamet gününde benim şefaatim helâl olur." (2) Akşam ezanı olunca ezanı duyan kişi şöyle der:

    d J y&M tiİJbljJu* jj-^-j tiİJlpj oljUlj t^İjl^i j^'îK tüp Jul Jufc

    Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) Ümmü Selcme'ye bu duayı okumasını emretmiş*tir. <3> Kişi sabah ezanından sonra şu duayı okur:

    cj jipIi (İLipj oipij tiu3 Jblij tSijljJ Jİ3J İÜ l^îlî

    3- Ezan bitince ezan ile kamet arasında dua edip Allah tealâ'dan dünya ve ahi-rette af ve afiyet dilemelidir. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Ezan ile kamet arasında edilen dua geri çevrilmez. Sahabe: "Yâ Resulullah! Biz ne diyelim?" dediler. Hz, Peygamber (a.s.) de: "Allah'tan dünyada ve ahirette af ve afiyet isteyin" buyurdu."^

    Müstehap olan, müezzinin ezan ile kamet arasında cemaatın toplanmasını sağ*layacak kadar bir zaman beklemesidir. Nitekim bu hususu ezanın sünnetleri bah*sinde açıkladık.

    KAMET 1. Kametin Nasıl Yapılacağı:

    Vakte ait farz namazlar ile kaza namazlan için yalnız veya cemaat hâlinde iken kamet getirmek sünnet-i müekkededir. Hanbelîler dışındaki cumhura göre, vakitle*re bağlı farz namazlarla kaza namazlarında yalnız başına namaz kılan erkek ve ka*dınlar içinde kamet getirmek sünnet-i müekkededir. Hanbelîlere göre ise kadınlar için ezan ve kamet getirmek yoktur.

    1 - Müslim rivayet etmiştir.

    2 - Müslim dışında cemaat rivayet etmiştir. Neylü'l-Evtâr, H, 54.

    3 - Ebu Dâvud ve Tirnıizî rivayet etmiştir, bkz. el-Mühezzeb, I, 59.

    4 - Hadis sahihtir. Ahmed, Ebu Dâvud ve Tirmizî rivayet edip hasen demiş, Neseî, Ibni Huzeyme, Ib-

    ni Hibban ve et-Muhtare'de Zıya, Enes b. Malik'ten rivayet etmişlerdir. Neylü'l-Evtâr, II, 55; SU bülü's-Selâm.l 130.

    436____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    Alimler kametin şekli üzerinde üç ayn görüş ileri sürmüşlerdir^1)

    Haneklere göre: Kamet sözleri, ezanda olduğu gibi, tekbirler dört, diğer söz*ler ikişer ikişerdir. Kamette "Felâh'tan sonra iki kere "Kad kametissalah" cümlesi ilâve edilir. Dolayısıyla kametin kelimeleri on yedi olmaktadır. Bunun dayandığı delil İbni Ebu Şeybe'den gelen şu rivayettir: "İbni Ebu Şeybe şöyle demiştir: "Hz. Muhammed (a.s.)'in ashabı bize şöyle anlatmışlardır: Abdullah b. el-Ansarî Hz. Peygamber (a.s.)'e gelerek şöyle dedi: "Yâ Resulullah! Ben rüyamda üzerinde iki yeşil bürde bulunan bir kişinin bir duvarın üzerine çıkıp ikişer ikişer söyleyerek ezan okuduğunu ve kamet getirdiğini gördüm" ^

    Tirmizfnin Abdullah b. Zeyd'den rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir: "Resu*lullah (a.s.)'ın ezanı ve kameti çifter çifter idi."®)

    Ebu Mahzure'den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resulullah (a.s.) bana ezanı on dokuz kelime, kameti ise on yedi kelime olarak öğretmiştir."^)

    Malikîlere göre: Malikîlere göre kamet on kelimedir. Bir kere "kad kame*tissalah" denir. Çünkü Enes'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bilâl ezanı çifter, kameti teker okumakla emr olundu." <5)

    Şafiîler ile Hanbelîlere göre: Kametin kelimeleri birer kere okunup on bir ke*limeden ibarettir. Ancak "kad kametissalah" lafzı müstesnadır. Bu kelime iki kere tekrarlanır. Çünkü Abdullah b. Ömer'den rivayet edildiğine göre: "Hz. Peygamber (a.s.) döneminde ezan ancak ikişer kere, kamet ise birer kere idi. Ancak müezzin: "Kad kametissalah kad kametissalah" derdi. "^ B ana göre, bu rivayet diğerlerin*den daha kuvvetlidir. Yahut hüküm bu görüş ile HanefTlerin görüşü arasında mu*hayyerdir. Enes hadisi ise İbni Ömer hadisi ile kayıtlandı almıştır.

    2. Kametle İlgili Hükümler:

    Kametin hükmü, daha önce geçen ezanın hükümleri gibidir. Ancak aşağıdaki

    1 - et-Bedâyi', 1,148; ed-DUrrü'l-Muhtâr, I, 360, el-Lübâb, I, 63; Fethü'I-Kadir, I, 169; eş-Şerhu's

    Sağîr, I, 256; el-Kavânînü'l-Fıkhıyye, 48, Bidayetiİ'l-Müctehid, I, 107; Muğni'l-Muhtâc, I, 133 136; el-Mühezzeb, I, 54-57; el-Muğnî, I, 406; Keşşâfû'l-Kınâ', I, 267.

    2 - Hadisin ravileri, rivayetleri Sahih-i Buhartde geçen kimselerdir; rivayeti muttasıldır. Çünkü saha-

    benin hepsi âdildir. İsimlerinin bilinmemesi zarar vermez. Bu hadisi Beyhakî de rivayet etmiştir. Bu, hadis kaynaklarında rivayet edilmiştir. Nasbu'r-Râye, I, 266-267. 3-Nasbu'r-Râye,., 267.

    4 - Bu hadisi beş hadis imamı tahric etmişlerdir. Tirmizî hadis için cemaat sahih demiştir. a.g.e,

    Neylü'l-Evtâr, II, 43.

    5 - Bu hadisi Enes'ten rivayet etmişlerdir. Neylü'l-Evtâr, H, 40.

    6 - Ahmed, Neseî, Ebu Dâvud, Şafiî, Ebu Avane, Darekulnî, ibni Huzeyme, ibni Hibban ve Hakim ri-

    vayet etmişlerdir. Neylul-Evtâr, II, 43.

    438____________________________________İSLÂM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ

    belirlemek istenmemelidir. Bilakis insanların yapabilecekleri ölçüye bırakılır. Çünkü insanlar arasında hafif yapılı ve çabuk hareketli olanlar bulunduğu gibi, ağır yapılı ve yavaş hareketli olanlar da bulunmaktadır. Hanefîlere göre cemaat "Hayye alel-felâh"ta imam ayağa kalktıktan sonra ayağa kalkar.

    Hanbelîlere göre, müezzin "Kad kâmeti's-salâh" deyince cemaatin ayağa kalk*ması müstehaptır. Çünkü Enes'ten rivayet edildiğine göre, "Kendisi müezzin (kad kametis-salâh) deyince ayağa kalkardı."

    Şafıîlere göre, namaz kılan kişi kamet bittikten sonra, imam cemaatle birlikte mescidin içinde bulunduğu zamanda ayağa kalkar/1) Eğer cemaat iftitah tekbirinin faziletine nail olmak için süratle kalkabilecek güçte ise kamet bittikten sonra ayağa kalkar. Eğer bu güçte değillerse iftitah tekbirine yetişecek şekilde, kamet bitmeden Önce ayağa kalkarlar.

    5- Ezanda olduğu gibi kametin de abdestli, kıbleye yönelerek ve yürüyüp ko*nuşmadan getirilmesi sünnettir. Kamet ile namaz ırasında uzun bir fasılanın bulun*maması şarttır. Eğer arada uzun fasıla varsa -yemek gibi- kametin yemlenmesi ge*rekir. Kametin bitmesinden sonra imamın iftitah tekbiri alması, imamın şarlan dü*zeltme emri gibi mendup olan bir iş dışında her hangi bir iş sebebiyle arada bir fası*lanın bulunmaması sünnettir.

    Kadının erkekler cemaati için kamet getirmesi sahih değildir.

    Şafiîlerce, ehil olan kimsenin ezan ile kameti ve imamlığı birleştirmesi de sün*nettir. Bunun gibi Hanefîlere göre, imamlık edecek kimsenin müezzinlik de yap*ması en faziletli sidir. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.) ez-Zıya'da zikredild iğine göre-bir yolculukta bizzat ezan okuyup kamet getirmiş ve öğle namazını kıldırmıştır.

    Kametin yüksek bir yerde getirilmesi ve parmakların kulağa sokulması, terci' ve tertil sünnet değildir.

    6- Müezzin ezan ve kamet getirdiği zaman, diğer insanların her birinin ezan ve kamet getirmeleri müstehap değildir. Ancak onlar müezzinin söylediklerinin ben*zerini söylerler. Çünkü sünnet bu şekilde gelmiştir.

    7- İmamın safları düzeltmesi müstehaptır. İmam bunu yapmak için sağ ve sol tarafına yönelir ve şöyle der: "Saflarınızı düzgün tutun ki Allah size rahmet etsin." Resulullah (a.s.) de şöyle buyurmuştur: "Saflarınızı düzgün tutun. Çünkü safı düz*gün tutmak namazı tamamlayan hususlardandır." (2)

    1 -Sübülü's-Selâm, I, 131; et-Hadramiyye, 74; el-Mecmu, 111, 237; el-Muğnî, 1,458; ed-DürrU'i

    Muhtar, I, 447.

    2 - Buharî ve Müslim rivayet etmiştir.

    EZAN VE KAMET_____________________________________________ ______439_

    EK- Namaz Dışında Ezan Okumak:

    Namaz dışında da bazı sebeplerle ezan okumak menduptur. Bu sebepler de şunlardır:

    1- Çocuk doğduğu zaman sağ kulağına ezan okumak mendup olduğu gibi sol kulağına okumak da menduptur. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.)'in kızı Fatıma, Ha-san'ı doğurunca, kulağına ezan okumuştu.^1)

    2- Yangın ve savaş esnasında ve yolcunun arkasından ezan okumak mendup*tur.

    3- Saralı ve sinir hastalığına yakalanmış kişi ile kızgınlık içinde bulunan hid*detlenmiş kişinin, huyu kötü olan insan ve hayvanların kulağına ezan okumak men*duptur. Cinler ve şeytanlar yaban adamı tarzında göründükleri zaman bunlann şer*rinden korunmak için ezan okunur. Çünkü şeytan ezan okunduğu zaman geri dönüp kaçar.

    Şafîîlerde güvenilen görüşe göre, ölüyü kabre koyarken ezan okumak sünnet değildir.


  8. 22.Aralık.2013, 17:24
    5
    Misafir

    Cevap: Ezan ve Kamet ile ilgili bütün bilgiler (4 mezhep görüşleri ve deliller)

    Ezan kamet hakkında bilgi istedik verdiniz saolun


  9. 22.Aralık.2013, 17:24
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Ezan kamet hakkında bilgi istedik verdiniz saolun





+ Yorum Gönder