Konusunu Oylayın.: Güler yüz ve tatlı dilin önemi hakkında bilgi verir misiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Güler yüz ve tatlı dilin önemi hakkında bilgi verir misiniz?
  1. 18.Mayıs.2012, 11:41
    1
    Misafir

    Güler yüz ve tatlı dilin önemi hakkında bilgi verir misiniz?






    Güler yüz ve tatlı dilin önemi hakkında bilgi verir misiniz? Mumsema Güler yüz ve tatlı dilin önemi hakkında bilgi verir misiniz?


  2. 18.Mayıs.2012, 15:09
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Güler yüz ve tatlı dilin önemi hakkında bilgi verir misiniz?




    GÜLER YÜZ VE TATLI DİL

    İnsan, ruh ve bedenden yaratılmış olan bir varlıktır. Nasıl ki, insan bedeni soğuk ve sıcak gibi dış faktörlerden etkileniyor ise, insanın asıl benliğini oluşturan ruhu da, şüphesiz olumlu veya olumsuz olarak dış faktörlerden etkilenmektedir. “Güler yüz” ve “tatlı dil” de insan ruhunu ve psikolojisini olumlu yönde etkileyen en önemli iki faktördür.

    Güler yüz ve tatlı dil, olumsuzlukları giderir ve çevremize pozitif bir enerjinin yayılmasına vesile olur. Hiç tanımadığınız birinin, selam verip gülümseyerek yanınızdan geçmesi ile, asık bir surat ile bakıp, geçip gitmesinin, üzerinizde bırakacağı etki tabi ki bir değildir. Güler yüzlü ve tatlı dilli olan insanlar, çevresine adeta ışık ve güzellik, diğerleri ise karanlık ve olumsuzluk yayarlar. Güneşin o sıcağı, nasıl ki sert buzları bile yumuşatıp erittiği gibi, güler yüz ve tatlı dil de, sert kalpleri ve gönülleri yumuşatır ve eritir. Tatlı dilin ve güler yüzün açamayacağı kapı hemen, hemen yok gibidir. Güler yüzlü ve tatlı dilli olan insanlar, ailevi ilişkilerinde, arkadaş ilişkilerinde ve diğer sosyal ilişkilerinde daima başarılı olurlar. Bu insanlar herkes tarafından sevilir ve sayılırlar.

    Mutlu bir toplumun meydana gelebilmesi için, karşımızdaki bir insanın, bize nasıl davranılmasını istiyor isek, bizde ona öyle davranmamız gerekir. Karşısındaki insana sevgi ve saygı göstermeyen kimse, o kişiden sevgi ve saygı beklemeye hakkı yoktur. Toplumda her şey karşılıklı olmaktadır. Birine göndermiş olduğumuz bir tebessüm, bize yine tebessüm olarak geri döneceğini asla unutmamız gerekir. Birçok insanın zorbalıkla ve kaba kuvvetle elde edemeyeceği bazı şeyleri, bir tebessüm ve iki tatlı söz ile elde etmek mümkün olmaktadır.
    Atalarımız ;
    "Tatlı dil yılanı ininden, acı dil insanı dininden çıkarır." diyerek, bu hususu çok güzel bir şekilde özetlemişlerdir.

    Ne kadar sinirli olursak olalım, karşımızdaki insandan gülen bir çift göz ve tebessüm eden iki dudak gördüğümüzde, hemen yumuşar ve içinde bulunduğumuz olumsuz durumdan uzaklaşırız.

    Yüce dinimiz İslamiyet'te tatlı dile ve güler yüze çok önem vermiştir. Bu konuda Peygamberimiz (sav), şöyle buyurmaktadır ;

    –“ Mümin kardeşinin yanında suratı asık durana melekler lanet eder.”
    –” İyiliği, güzel yüzlü kimselerden talep ediniz.”
    –“ Mümin kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır.”
    – “Selam verirken gülümseyen, sadaka sevabına kavuşur.”

    Özellikle bir ailede eşler arasındaki ilişkilerin sağlıklı olmasında, tatlı dil ve güler yüzün oldukça önemli bir yeri vardır. Eğer eşler birbirine karşı tatlı dili ve güler yüzü eksik etmez iseler, onların bu güzel davranışları, çocuklarına da yansır ve ailede daha sıcak ve huzurlu bir ortamın oluşmasına sebep olur. Zamanımızda yaşanan aile huzursuzluklarına bir göz attığımızda, insana hiçbir zahmeti olmayan, güler yüzün ve tatlı dilin önemi daha da anlaşılmaktadır.

    Huzurlu bir yaşam sürmek istiyor isek, gülümsemeyi, tebessüm etmeyi yüzümüzden eksik etmeyelim. İnanın kazançlı çıkan yine biz olacağız…


    Bir tebessümün nelere sebep olabileceğini bir hikaye ile anlatıp yazımıza son verelim.

    Hikayemiz şöyle:

    “Küçük bir kız çocuğu, bir parkta bir bankın üzerine oturmakta olan çok üzüntülü ve hiç tanımadığı bir adama gülümseyerek bakmış. Küçük kızın bu gülümseyişi adamın moralini düzeltmiş ve kendisini daha iyi hissetmesine sebep olmuş. Adam bu moral içinde, yakın bir geçmişte kendisine yardım etmiş olan bir dostuna teşekkür etmediğini hatırlamış ve hemen bir teşekkür notu yazarak bu dostuna göndermiş.

    Arkadaşından teşekkür notunu alan dostu o kadar çok memnun olmuş ki, bu memnuniyet içinde, her öğlen gidip yemek yediği lokantadaki garsona yüklü miktarda bahşiş vermiş.

    Garson, ilk defa almış olduğu böyle bir bahşiş karşısında tabi ki çok sevinmiş. Bu sevinç içinde, kazandığı paranın bir kısmını, akşam eve giderken, her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasının içine koyuvermiş.

    İki gündür boğazından aşağı bir lokma geçmeyen bu fakir adam, garsonun yaptığı bu yardıma öyle çok sevinmiş ki, hemen lokantaya gidip ilk defa karnını güzel bir şekilde doyurmuş. Sonra da, bir apartmanın bodrum katında bulunan bir odadan ibaret evine doğru sevinç ıslıkları çalarak yürümeye başlamış. Neşeli, neşeli yürürken, bir saçak altında soğuktan titreyen bir köpek yavrusu görmüş ve hemen bu yavruyu kucağına alıp evine götürmüş ve karnını güzelce doyurmuş.

    Karnı doyan ve gecenin soğuğundan kurtulan, küçük köpek yavrusu da çok mutlu olmuş. Sıcak odada sabaha kadar sağa sola koşuşturmuş durmuş. Ancak apartman da, gece yarısına doğru bir yangın başlamış ve etrafı dumanlar sarmış. Dumanı koklayan köpek yavrusu başlamış acı, acı havlamaya. Köpeğin sesine önce fakir adam uyanmış, daha sonra da apartman sakinleri uyanıp, birer, birer kalkmışlar. Apartmanda ki vahim manzarayı görmüşler. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan çocuklarını kucaklayıp dışarı çıkarmışlar ve onları ölümden kurtarmışlar….”

    İşte, bir tebessümden ne olur ki, dememek gerekir. Bu hikayemizde olduğu gibi, bir tebessüm insanları fiziki yangınlardan kurtardığı gibi, bir tebessüm ve tatlı dilin insanlarımızı ruhi yangınlardan da pekala kurtarması mümkündür.
    Güler yüzlü ve tatlı dilli olmak dileği ile, sağlıcakla kalınız...
    Mustafa Erdoğmuş


    -------------------------



    Başarının sırrı, güler yüz, tatlı dil ve güzel siyasettir. Güzel siyaset, herkesin memnun olması demektir.

    Düşmanınıza iyilik edin, hediye verin. Kırıldığınız arkadaşınıza iyilik edin, sıkıldığınız insana güler yüz gösterin. Bunları yaparsanız rahat edersiniz.

    Bir kimsenin veli olduğu; tatlı dili, güzel ahlakı, güler yüzü, cömertliği, münakaşa etmemesi, özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır.

    Güzel ahlaklı kimse, edeplidir, az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Güzel ahlaklı bir zata, kötü huylu hanımı ile nasıl iyi geçindiği sorulunca, (İyi huylu ile herkes geçinir. Marifet kötü huylu ile geçinebilmektir. Onun kötü huyuna sabredemezsem benim iyi huylu olduğum nereden belli olacaktır) dedi.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    Mümin kardeşinin yanında suratı asık durana melekler lanet eder. [Hatib]

    İyiliği, güzel yüzlü kimselerden talep ediniz. [Beyheki]

    Mümin kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır. [C. Sagir]

    Din kardeşine güler yüz göstermek, iyi şeyler öğretmek, kötülük yapmasını önlemek birer sadakadır. [Tirmizi]

    Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlakla memnun etmeye çalışınız! [Hakim]

    Selam verirken gülümseyen, sadaka sevabına kavuşur.
    [İ.E.dünya]

    Hayrı, iyiliği, güzel yüzlülerin yanında arayınız! [Buhari]

    Huyu ve yüzü güzel olan dünya, ahiret iyiliğine kavuşur [İbni Şahin]


    ----------------------------




    Peygamberimiz İslamiyet'i yaymaya çalışırken dönemin güçlü bir kabilesini İslam'a kazandırmaya
    çalışırken, bir kör gelir ve müslüman olmak istediğini söyler. Ancak peygamberimiz o kişiyle fazla ilgilenmez.
    Bunun üzerine aşağıdaki ayetler indirilir.



    Abese Suresi'nin ilk 10 ayeti:


    Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
    1- Surat astı ve yüz çevirdi
    2- Kendisine o kör geldi diye.
    3- Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip-arınacak?
    4- Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
    5- Fakat kendini müstağni gören (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanan) ise,
    6- İşte sen, onda 'yankı uyandırmaya’ çalışıyorsun.
    7- Oysa, onun temizlenip-arınmasından sana ne?
    8- Ama koşarak sana gelen ise,
    9- Ki o, 'içi titreyerek korkar' bir durumdadır
    10- Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.


    Beyzavi,Celaleyn ve Medarik gibi tefsirlerde Ayette gecen o amanın Abdullah Ümmi Mektum r.a olduğu rivayet edilir.Hikayeside şu şekilde anlatılır:
    Resulullah sallellahü aleyhi vesellem Kureyş Başkanlarından bazılarına dini telkinlerde bulunuyordu.Adı gecen şahıs onun bu meşguliyetinden haberdar olmayarak içeri girmiş ve "Allahın sana öğrettiklerinde banada öğret" diye bağırmış ve bu sözü birkaç defa tekrar etmişti.Resulullah aleyhi ve sellemin bu halden canı sıkıldı.Yüzünü ekşitip öteye çevirdi.Bunun üzerine bu sure nazil oldu.Bundan sonra adı geçen şahsın her gelişinde Resuli mükerrem sallellahu aleyhi ve sellem ona " Ey hakkında Rabbimin beni itab etdiği zat merhaba " buyurur ve ridasını altına yayardı.
    alıntı...









  3. 18.Mayıs.2012, 15:09
    2
    Silent and lonely rains



    GÜLER YÜZ VE TATLI DİL

    İnsan, ruh ve bedenden yaratılmış olan bir varlıktır. Nasıl ki, insan bedeni soğuk ve sıcak gibi dış faktörlerden etkileniyor ise, insanın asıl benliğini oluşturan ruhu da, şüphesiz olumlu veya olumsuz olarak dış faktörlerden etkilenmektedir. “Güler yüz” ve “tatlı dil” de insan ruhunu ve psikolojisini olumlu yönde etkileyen en önemli iki faktördür.

    Güler yüz ve tatlı dil, olumsuzlukları giderir ve çevremize pozitif bir enerjinin yayılmasına vesile olur. Hiç tanımadığınız birinin, selam verip gülümseyerek yanınızdan geçmesi ile, asık bir surat ile bakıp, geçip gitmesinin, üzerinizde bırakacağı etki tabi ki bir değildir. Güler yüzlü ve tatlı dilli olan insanlar, çevresine adeta ışık ve güzellik, diğerleri ise karanlık ve olumsuzluk yayarlar. Güneşin o sıcağı, nasıl ki sert buzları bile yumuşatıp erittiği gibi, güler yüz ve tatlı dil de, sert kalpleri ve gönülleri yumuşatır ve eritir. Tatlı dilin ve güler yüzün açamayacağı kapı hemen, hemen yok gibidir. Güler yüzlü ve tatlı dilli olan insanlar, ailevi ilişkilerinde, arkadaş ilişkilerinde ve diğer sosyal ilişkilerinde daima başarılı olurlar. Bu insanlar herkes tarafından sevilir ve sayılırlar.

    Mutlu bir toplumun meydana gelebilmesi için, karşımızdaki bir insanın, bize nasıl davranılmasını istiyor isek, bizde ona öyle davranmamız gerekir. Karşısındaki insana sevgi ve saygı göstermeyen kimse, o kişiden sevgi ve saygı beklemeye hakkı yoktur. Toplumda her şey karşılıklı olmaktadır. Birine göndermiş olduğumuz bir tebessüm, bize yine tebessüm olarak geri döneceğini asla unutmamız gerekir. Birçok insanın zorbalıkla ve kaba kuvvetle elde edemeyeceği bazı şeyleri, bir tebessüm ve iki tatlı söz ile elde etmek mümkün olmaktadır.
    Atalarımız ;
    "Tatlı dil yılanı ininden, acı dil insanı dininden çıkarır." diyerek, bu hususu çok güzel bir şekilde özetlemişlerdir.

    Ne kadar sinirli olursak olalım, karşımızdaki insandan gülen bir çift göz ve tebessüm eden iki dudak gördüğümüzde, hemen yumuşar ve içinde bulunduğumuz olumsuz durumdan uzaklaşırız.

    Yüce dinimiz İslamiyet'te tatlı dile ve güler yüze çok önem vermiştir. Bu konuda Peygamberimiz (sav), şöyle buyurmaktadır ;

    –“ Mümin kardeşinin yanında suratı asık durana melekler lanet eder.”
    –” İyiliği, güzel yüzlü kimselerden talep ediniz.”
    –“ Mümin kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır.”
    – “Selam verirken gülümseyen, sadaka sevabına kavuşur.”

    Özellikle bir ailede eşler arasındaki ilişkilerin sağlıklı olmasında, tatlı dil ve güler yüzün oldukça önemli bir yeri vardır. Eğer eşler birbirine karşı tatlı dili ve güler yüzü eksik etmez iseler, onların bu güzel davranışları, çocuklarına da yansır ve ailede daha sıcak ve huzurlu bir ortamın oluşmasına sebep olur. Zamanımızda yaşanan aile huzursuzluklarına bir göz attığımızda, insana hiçbir zahmeti olmayan, güler yüzün ve tatlı dilin önemi daha da anlaşılmaktadır.

    Huzurlu bir yaşam sürmek istiyor isek, gülümsemeyi, tebessüm etmeyi yüzümüzden eksik etmeyelim. İnanın kazançlı çıkan yine biz olacağız…


    Bir tebessümün nelere sebep olabileceğini bir hikaye ile anlatıp yazımıza son verelim.

    Hikayemiz şöyle:

    “Küçük bir kız çocuğu, bir parkta bir bankın üzerine oturmakta olan çok üzüntülü ve hiç tanımadığı bir adama gülümseyerek bakmış. Küçük kızın bu gülümseyişi adamın moralini düzeltmiş ve kendisini daha iyi hissetmesine sebep olmuş. Adam bu moral içinde, yakın bir geçmişte kendisine yardım etmiş olan bir dostuna teşekkür etmediğini hatırlamış ve hemen bir teşekkür notu yazarak bu dostuna göndermiş.

    Arkadaşından teşekkür notunu alan dostu o kadar çok memnun olmuş ki, bu memnuniyet içinde, her öğlen gidip yemek yediği lokantadaki garsona yüklü miktarda bahşiş vermiş.

    Garson, ilk defa almış olduğu böyle bir bahşiş karşısında tabi ki çok sevinmiş. Bu sevinç içinde, kazandığı paranın bir kısmını, akşam eve giderken, her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasının içine koyuvermiş.

    İki gündür boğazından aşağı bir lokma geçmeyen bu fakir adam, garsonun yaptığı bu yardıma öyle çok sevinmiş ki, hemen lokantaya gidip ilk defa karnını güzel bir şekilde doyurmuş. Sonra da, bir apartmanın bodrum katında bulunan bir odadan ibaret evine doğru sevinç ıslıkları çalarak yürümeye başlamış. Neşeli, neşeli yürürken, bir saçak altında soğuktan titreyen bir köpek yavrusu görmüş ve hemen bu yavruyu kucağına alıp evine götürmüş ve karnını güzelce doyurmuş.

    Karnı doyan ve gecenin soğuğundan kurtulan, küçük köpek yavrusu da çok mutlu olmuş. Sıcak odada sabaha kadar sağa sola koşuşturmuş durmuş. Ancak apartman da, gece yarısına doğru bir yangın başlamış ve etrafı dumanlar sarmış. Dumanı koklayan köpek yavrusu başlamış acı, acı havlamaya. Köpeğin sesine önce fakir adam uyanmış, daha sonra da apartman sakinleri uyanıp, birer, birer kalkmışlar. Apartmanda ki vahim manzarayı görmüşler. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan çocuklarını kucaklayıp dışarı çıkarmışlar ve onları ölümden kurtarmışlar….”

    İşte, bir tebessümden ne olur ki, dememek gerekir. Bu hikayemizde olduğu gibi, bir tebessüm insanları fiziki yangınlardan kurtardığı gibi, bir tebessüm ve tatlı dilin insanlarımızı ruhi yangınlardan da pekala kurtarması mümkündür.
    Güler yüzlü ve tatlı dilli olmak dileği ile, sağlıcakla kalınız...
    Mustafa Erdoğmuş


    -------------------------



    Başarının sırrı, güler yüz, tatlı dil ve güzel siyasettir. Güzel siyaset, herkesin memnun olması demektir.

    Düşmanınıza iyilik edin, hediye verin. Kırıldığınız arkadaşınıza iyilik edin, sıkıldığınız insana güler yüz gösterin. Bunları yaparsanız rahat edersiniz.

    Bir kimsenin veli olduğu; tatlı dili, güzel ahlakı, güler yüzü, cömertliği, münakaşa etmemesi, özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır.

    Güzel ahlaklı kimse, edeplidir, az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Güzel ahlaklı bir zata, kötü huylu hanımı ile nasıl iyi geçindiği sorulunca, (İyi huylu ile herkes geçinir. Marifet kötü huylu ile geçinebilmektir. Onun kötü huyuna sabredemezsem benim iyi huylu olduğum nereden belli olacaktır) dedi.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    Mümin kardeşinin yanında suratı asık durana melekler lanet eder. [Hatib]

    İyiliği, güzel yüzlü kimselerden talep ediniz. [Beyheki]

    Mümin kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır. [C. Sagir]

    Din kardeşine güler yüz göstermek, iyi şeyler öğretmek, kötülük yapmasını önlemek birer sadakadır. [Tirmizi]

    Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlakla memnun etmeye çalışınız! [Hakim]

    Selam verirken gülümseyen, sadaka sevabına kavuşur.
    [İ.E.dünya]

    Hayrı, iyiliği, güzel yüzlülerin yanında arayınız! [Buhari]

    Huyu ve yüzü güzel olan dünya, ahiret iyiliğine kavuşur [İbni Şahin]


    ----------------------------




    Peygamberimiz İslamiyet'i yaymaya çalışırken dönemin güçlü bir kabilesini İslam'a kazandırmaya
    çalışırken, bir kör gelir ve müslüman olmak istediğini söyler. Ancak peygamberimiz o kişiyle fazla ilgilenmez.
    Bunun üzerine aşağıdaki ayetler indirilir.



    Abese Suresi'nin ilk 10 ayeti:


    Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
    1- Surat astı ve yüz çevirdi
    2- Kendisine o kör geldi diye.
    3- Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip-arınacak?
    4- Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
    5- Fakat kendini müstağni gören (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanan) ise,
    6- İşte sen, onda 'yankı uyandırmaya’ çalışıyorsun.
    7- Oysa, onun temizlenip-arınmasından sana ne?
    8- Ama koşarak sana gelen ise,
    9- Ki o, 'içi titreyerek korkar' bir durumdadır
    10- Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.


    Beyzavi,Celaleyn ve Medarik gibi tefsirlerde Ayette gecen o amanın Abdullah Ümmi Mektum r.a olduğu rivayet edilir.Hikayeside şu şekilde anlatılır:
    Resulullah sallellahü aleyhi vesellem Kureyş Başkanlarından bazılarına dini telkinlerde bulunuyordu.Adı gecen şahıs onun bu meşguliyetinden haberdar olmayarak içeri girmiş ve "Allahın sana öğrettiklerinde banada öğret" diye bağırmış ve bu sözü birkaç defa tekrar etmişti.Resulullah aleyhi ve sellemin bu halden canı sıkıldı.Yüzünü ekşitip öteye çevirdi.Bunun üzerine bu sure nazil oldu.Bundan sonra adı geçen şahsın her gelişinde Resuli mükerrem sallellahu aleyhi ve sellem ona " Ey hakkında Rabbimin beni itab etdiği zat merhaba " buyurur ve ridasını altına yayardı.
    alıntı...












+ Yorum Gönder