Konusunu Oylayın.: İnsanın sahip olduğu ilimle kibirlenmesi hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İnsanın sahip olduğu ilimle kibirlenmesi hakkında bilgi
  1. 16.Mayıs.2012, 16:29
    1
    Misafir

    İnsanın sahip olduğu ilimle kibirlenmesi hakkında bilgi






    İnsanın sahip olduğu ilimle kibirlenmesi hakkında bilgi Mumsema İnsanın sahip olduğu ilimle kibirlenmesi nedir dinimizde İnsanın sahip olduğu ilimle kibirlenmesi hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 16.Mayıs.2012, 16:29
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 18.Mayıs.2012, 06:22
    2
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2010
    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 1,235
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 14
    Bulunduğu yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    Cevap: İnsanın sahip olduğu ilimle kibirlenmesi hakkında bilgi




    Kardeş;
    İnsan sahip olduğu ilimle asla kibirlenemez.!
    Çünkü İlim sahibi bir kimse, kibirlenmenin haram olduğunu da bilir..

    Ancak; Kibirlenen kişiye karşı kibirlenmek de güzel bir davranıştır.
    Ayrıca; Haksızlık karşısında ve Kâfirin karşısında dik durmak kibir değildir, bu durum karıştırılmamalıdır.!!
    Mü'mine yakışan tevzudan başkası değildir..

    O'na emnat ol..
    celle celeluh..



  4. 18.Mayıs.2012, 06:22
    2
    herşey O'nun için..!



    Kardeş;
    İnsan sahip olduğu ilimle asla kibirlenemez.!
    Çünkü İlim sahibi bir kimse, kibirlenmenin haram olduğunu da bilir..

    Ancak; Kibirlenen kişiye karşı kibirlenmek de güzel bir davranıştır.
    Ayrıca; Haksızlık karşısında ve Kâfirin karşısında dik durmak kibir değildir, bu durum karıştırılmamalıdır.!!
    Mü'mine yakışan tevzudan başkası değildir..

    O'na emnat ol..
    celle celeluh..



  5. 18.Mayıs.2012, 06:51
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İnsanın sahip olduğu ilimle kibirlenmesi hakkında bilgi

    İlim sahibinin ilmiyle kibirlenmesi (böbürlenmesi)

    İnsan nefsini, değerli bir özelliğe sahip olduğuna inandığında büyütür. Bu özellikler dini veya dünyevi olabilir. Biz öncelikle dini açıdan değerli sayılabilecek iki şeyi ele alacağız: ilim ve amel.

    İnsanın sahip olduğu ilimle kibirlenmesi:

    Böyle bir kişi sürekli ilminin değeriyle büyüklük taslar. Nefsini büyütür. Halkı küçültür. Onların kendisine selam vermelerini bekler. Eğer onlardan birisi ona selam verirse veya güler yüzlülükle karşılarsa veya onun önünden ayağa kalkarsa veya onun herhangi bir çağrısına icabet ederse, bütün bunları kendisi için yapılması gereken vazifeler olarak görür. Onun hizmetine koşmalarını, ilmiyle onlara iyilik yapmasına karşılık teşekkür borçlarını eda etmeleri olarak görür. Eğer hizmette kusur edilirse bunu şiddetle kınar. Ve inanır ki, onların hepsinden daha şereflidr. Halbuki durum belki de hiç onun sandığı gibi değildir. Çoğu zaman o insanlar ona iyilik yapar da, o onlara yapmaz. Onu ziyaret ederler, o onları ziyaret etmez. Hastalandığında ona başvururlar, o onların hastalarını sormaz. Sanki insanlar onun kölesi veya ücretli hizmetkarlarıdır. Sanki ilim öğretmesi, onlara yapmış olduğu bir iyiliktir.

    Allah (cc) katında, kendisinin onlardan daha yüksek bir mertebede olduğunu düşünür. Kendi nefsinden daha fazla, onların helak olmasından korkar. Onlar için ümit ettiğinden daha fazlasını, nefsi için ümit eder. Böyle bir kimseye alim demektense cahil demek daha evladır. Belki hakiki ilim odur ki, insan onunla hem nefsini, hem de Rabbini tanır. İlim tehlikesinin büyüklüğünü bilir. Böyle bir ilim, korkuyu, tevazuyu, kalp huzurunu arttırır. Bütün insanları kendisinden daha hayırlı görmesini gerektirir. Çünkü ilimden ötürü, kendisinin aleyhindeki, Allah’ın (cc) delili daha büyük, ilim nimetinin şükrünü ifa etmekteki kusuru daha korkunçtur.

    Eğer dersen ki, bazı insanlara ne oluyor, ilimden dolayı daha fazla gururlanır, nefislerinden emin olurlar? Cevap olarak bil ki, bunun iki sebebi vardır:
    •hakiki değil de sadece zahirde ilim denilen nesne ile meşgul olmasıdır. Ancak o ilim ilimdir ki, kul onunla Rabbini tanır. Allah (cc) ile mülaki olmaktaki ve Allah’tan (cc) uzaklaşmadaki emrin tehlikesini anlar. Böyle ilim, kalp huzuru ve tevazuyu insana verir. Gururu ve nefsinden emin olmayı değil …
    •Kulun, kötü ahlaklı, alçak nefisli, habis niyetli halde ilme dalmasıdır. Zira kul, önce nefsinin temizlenmesi ve çeşitli gayretlerle (mücahedelerle) kalbinin takviyesi ile meşgul olmamıştır. Nefsini Rabbinin ibadetiyle talim etmemiştir. Böylece cevheri kirli kalmıştır. Bu takdirde hangi ilme dalmış olursa olsun, ilme daldığı zaman, ilim onun kalbinde kirli bir konak bulur. İlmin meyveleri güzel olarak çıkmaz.

    Veheb bunun için şu örneği vermiştir: İlim yağmur gibidir. Gökten tatlı ve berrak olarak iner. Ağaçlar onu damarlarıyla çekerler. Onu tadları nisbetinde değiştirirler. Acı ağaçta o su gittikçe acılaşır, tatlıda ise gittikçe tatlılaşır. İlim de böyledir. Kişiler onu ezberlerler, himmetleri ve heva-i nefisleri nisbetinde değiştirirler. Mağrur bir kimsenin gururu, mütevazi bir kimsenin de tevazuu artar. Çünkü cahil olduğu halde, maksadı kibir olan insan, ilmi hıfzettiği zaman kendisiyle mağrurlanacak bir nesneyi elde etmiş olur. Kişi cehaleti ile beraber korktuğu zaman, ilmi gelişirse bilir ki Allah’ın (cc) kendisine karşı delili daha kuvvet bulur. Böylece korkusu, zillet ve tevazuu artar.
    Alıntı



  6. 18.Mayıs.2012, 06:51
    3
    Moderatör
    İlim sahibinin ilmiyle kibirlenmesi (böbürlenmesi)

    İnsan nefsini, değerli bir özelliğe sahip olduğuna inandığında büyütür. Bu özellikler dini veya dünyevi olabilir. Biz öncelikle dini açıdan değerli sayılabilecek iki şeyi ele alacağız: ilim ve amel.

    İnsanın sahip olduğu ilimle kibirlenmesi:

    Böyle bir kişi sürekli ilminin değeriyle büyüklük taslar. Nefsini büyütür. Halkı küçültür. Onların kendisine selam vermelerini bekler. Eğer onlardan birisi ona selam verirse veya güler yüzlülükle karşılarsa veya onun önünden ayağa kalkarsa veya onun herhangi bir çağrısına icabet ederse, bütün bunları kendisi için yapılması gereken vazifeler olarak görür. Onun hizmetine koşmalarını, ilmiyle onlara iyilik yapmasına karşılık teşekkür borçlarını eda etmeleri olarak görür. Eğer hizmette kusur edilirse bunu şiddetle kınar. Ve inanır ki, onların hepsinden daha şereflidr. Halbuki durum belki de hiç onun sandığı gibi değildir. Çoğu zaman o insanlar ona iyilik yapar da, o onlara yapmaz. Onu ziyaret ederler, o onları ziyaret etmez. Hastalandığında ona başvururlar, o onların hastalarını sormaz. Sanki insanlar onun kölesi veya ücretli hizmetkarlarıdır. Sanki ilim öğretmesi, onlara yapmış olduğu bir iyiliktir.

    Allah (cc) katında, kendisinin onlardan daha yüksek bir mertebede olduğunu düşünür. Kendi nefsinden daha fazla, onların helak olmasından korkar. Onlar için ümit ettiğinden daha fazlasını, nefsi için ümit eder. Böyle bir kimseye alim demektense cahil demek daha evladır. Belki hakiki ilim odur ki, insan onunla hem nefsini, hem de Rabbini tanır. İlim tehlikesinin büyüklüğünü bilir. Böyle bir ilim, korkuyu, tevazuyu, kalp huzurunu arttırır. Bütün insanları kendisinden daha hayırlı görmesini gerektirir. Çünkü ilimden ötürü, kendisinin aleyhindeki, Allah’ın (cc) delili daha büyük, ilim nimetinin şükrünü ifa etmekteki kusuru daha korkunçtur.

    Eğer dersen ki, bazı insanlara ne oluyor, ilimden dolayı daha fazla gururlanır, nefislerinden emin olurlar? Cevap olarak bil ki, bunun iki sebebi vardır:
    •hakiki değil de sadece zahirde ilim denilen nesne ile meşgul olmasıdır. Ancak o ilim ilimdir ki, kul onunla Rabbini tanır. Allah (cc) ile mülaki olmaktaki ve Allah’tan (cc) uzaklaşmadaki emrin tehlikesini anlar. Böyle ilim, kalp huzuru ve tevazuyu insana verir. Gururu ve nefsinden emin olmayı değil …
    •Kulun, kötü ahlaklı, alçak nefisli, habis niyetli halde ilme dalmasıdır. Zira kul, önce nefsinin temizlenmesi ve çeşitli gayretlerle (mücahedelerle) kalbinin takviyesi ile meşgul olmamıştır. Nefsini Rabbinin ibadetiyle talim etmemiştir. Böylece cevheri kirli kalmıştır. Bu takdirde hangi ilme dalmış olursa olsun, ilme daldığı zaman, ilim onun kalbinde kirli bir konak bulur. İlmin meyveleri güzel olarak çıkmaz.

    Veheb bunun için şu örneği vermiştir: İlim yağmur gibidir. Gökten tatlı ve berrak olarak iner. Ağaçlar onu damarlarıyla çekerler. Onu tadları nisbetinde değiştirirler. Acı ağaçta o su gittikçe acılaşır, tatlıda ise gittikçe tatlılaşır. İlim de böyledir. Kişiler onu ezberlerler, himmetleri ve heva-i nefisleri nisbetinde değiştirirler. Mağrur bir kimsenin gururu, mütevazi bir kimsenin de tevazuu artar. Çünkü cahil olduğu halde, maksadı kibir olan insan, ilmi hıfzettiği zaman kendisiyle mağrurlanacak bir nesneyi elde etmiş olur. Kişi cehaleti ile beraber korktuğu zaman, ilmi gelişirse bilir ki Allah’ın (cc) kendisine karşı delili daha kuvvet bulur. Böylece korkusu, zillet ve tevazuu artar.
    Alıntı






+ Yorum Gönder