Konusunu Oylayın.: İmamı Şafii'nin eserlerinin hakkında detaylı bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
İmamı Şafii'nin eserlerinin hakkında detaylı bilgi
  1. 28.Mart.2012, 21:23
    1
    Misafir

    İmamı Şafii'nin eserlerinin hakkında detaylı bilgi






    İmamı Şafii'nin eserlerinin hakkında detaylı bilgi Mumsema İmamı Şafii'nin eserlerinin açıklamasına ihtiyacım var İmamı Şafii'nin eserlerinin hakkında detaylı bilgiler verir misiniz?


  2. 28.Mart.2012, 21:23
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    İmamı Şafii'nin eserlerinin açıklamasına ihtiyacım var İmamı Şafii'nin eserlerinin hakkında detaylı bilgiler verir misiniz?


    Benzer Konular

    - İbni Sina hakkında detaylı bilgi

    - Namaz Hakkında Detaylı Bilgi

    - Ömer Hayyam ve eserlerinin mahiyeti hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

    - Şafii mezhebi hakkında detaylı bilgi verir misiniz?

    - Fas hakkında detaylı bilgi

  3. 29.Mart.2012, 15:11
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İmamı Şafii'nin eserlerinin hakkında detaylı bilgi




    İmamı Şafinin Eserleri:

    Ömrünü ilim öğrenmek, öğretmek ve eser yazmak suretiyle, İslamiyet’e hizmet yoluna sarf eden
    imam-ı Şafii hazretlerinin pek çok kıymetli eseri vardır. Bazıları şunlardır:

    1) El-Ümm: Fıkıh ilmine dair olup, imam-ı Şafii’nin ictihad ederek bildirdiği meseleleri ihtiva eden bir eseridir. Yedi cilt olarak basılmıştır.

    2) Kitab-üs-Sünen vel-Müsned: Hadis ilmine dairdir.

    3) Er-Risale fil-Usul: Usul-i fıkha dairdir. Usul-i fıkhın kitap halinde yazıldığı ilk eserdir.

    4) El-Mebsut
    5) Ahkam-ül-Kur’an
    6) İhtilaf-ül-Hadis
    7) Müsned-üş-Şafii
    8 ) El-Mevâris
    9) El-Emali el-Kübra
    10) El-Emali es-Sagir
    11) Edeb-ül-Kadi
    12) Fedail-i Kureyş
    13) El-Eşribe
    14) Es-Sebku ve’r-Remyü
    15) İsbat-ün-Nübüvve ve Reddi alel-Berahime



    Şafiî Eserlerini Nasıl Yazardı, Ona Nisbet Olunan Ba-zı Eserler:


    Şafiî´nin kitaplarının tedvini hakkındaki sözü kesmeden Önce, yuka-rıda söz arasında geçen bir mes´eleye işaret edelim. Çünkü onun araştı-rıcılar katında büyük değeri vardır; o da gudur: Şafiî´nin talebelerinin rivayet ettikleri kitaplar iki kısımdır: Bir kısmını tarihçiler ve râvîler Şafiî´ye nisbet ederek zikrederler, Şafiî´nin El-Üm kitabı, onun risalesi-dir derler. îhtilâf-ü El-Irâkıyyen onundur. îhtilâf-ü Mâlik, îhtilâf-ı Ali ve Abdullah onundur, derler. Bir kısmım da onun talebesine nisbet ederek söylerler, Şafiî´nin kavillerinin bir hulâsası gibi sayarlar. Buvey-tî´nin Muhtasarı, Müzenî´nin Muhtasarı derler. Şüphe yok ki, bu son kı-sım onun talebelerinin te´lîfidir, onun sözlerinin bir hulâsasıdır. Her ne kadar bu son kısımdaki görüşlerin Şafiî´ye nisbeti, birincilerin ona nisbe-tinden az değilse de, birinci kısımda hem mânâ ve hem ibareler Şafiî´nin-dir, ikinci kısımda ise yalnız mânâ ve mazmun onundur. Sözlerin kalıba dökülmesi, ibare ve üslûp, eserin sahibi olan yazarındır. Bu hal, Hanefî Mezhebine nisbetle. İmam Muhammed b. Hasan´m kitaplarının durumu-nun aynıdır. Birinci kısmın Şafiî´nin te´lîfi olduğunda hiç şüphe yoktur, bunda kimse niza edemez. Çünkü bunu yapmağa kalkışan, târihin ger-çeklerini inkâr ediyor demek olur. Buna kulak asılmaz. Allah´a şükürler olsun, böyle bir niza´ yapan olmadı.

    Râviîer, Şafiî´nin kitaplarını te´lîf yolunu da anlatıyorlar. Bâzısını kendi yazardı, bâzısını imlâ eder, başkasına yazdırırdı. Rebî´ Şafiî´nin te´lîf usûlünü bize söyle nakleder: "Şafiî Mısır´a gelmezden önce yanın-da bulundum. Onun zenci bir cariyesi vardı. Şafiî bir ilim mes´elesini iş-leyip hazırlar, sonra:

    Ey câriye, kalk, kandili yak, derdi. O da kandili yakardı. Şafiî yazacaklarını yazar, sonra kandili söndürürdü. Bu hal bir sene böyle devanı etti. Ben:

    Ey Ebû Abdullah, bu cariyeyi pek yoruyorsunuz, çekeceği var-mış, dedim, O da:

    Kandil gönlümü meşgul ediyor, dedi."[6]

    Demek, Şafiî gecenin sükûnetinde düşünceye dalıyor ve derin derin düşünüyor. Bu derin düşünce içinde görüşlerinin isabetini ölçüyor, mu-hakeme ediyor; ışığın gözlerini meşgul etmesinden korkuyor. Düşünce-sinde bir neticeye vardı mı, lâmbayı yakıyor, yazacağım yazıyor. Sonra ışığı yine söndürüp yeni düşüncelere dalıyor ve bu hal böyle devam edi-yor; hizmetçisi de, Rebî´in dediği gibi buria katlanıyor.

    Çok defalar camide yazardı. Harmele yoluyla şöyle naklolunur:

    "Şafiî camide şu sütunun dibinde otururdu, altına bir minder konur-du, onun üzerine otururdu. Yüzüstü eğilir, öyle yazardı."

    İçlerindeki Hadîsleri bilmek için, yazarken başkalarının kitaplarına bakardı. Tenkîd etmek ve münakaşasını yapmak üzere fıkıh eserlerinden yardımlanırdı. Tevâlî El-Te´sîs kaydediyor:

    "Şâfü Mısır´a geldi. Mısır´da dört sene kaldı. Bu kitapları orada yazdı. Hicaz´dan beraberinde İbn-i Uyeyne´nin kitaplarım getirmişti. Yahya b. Hassân´a giderek ondan da yazdı. Eşheb´den bâzı kitaplar aldı, onlarda birçok meseleler vardı. Kitapları önüne kor, öyle yazardı. Bir ki-tap kalın oldu mu, ibn-İ Harem´e gelir, yazardı. Buveytî de ona okurdu. Orada bulunanların hepsi İbn-i Harem´in kitabından dinler, sonra ondan istinsah ederlerdi. Rebî´ Şafiî´nin ihtiyaçlarını te´mîne koşardı. Bir hacet için gittiğinde kendisine bildirilir, dönünce Rebî´ kaçırdığı dersi ona okurdu."

    Bu haberler gösteriyor ki, Şafiî (Allah ondan razı olsun) eserlerini kendisi yazardı, başkasına dikte etmeden te´lîf ederdi. Bu haberler bize yalnız bunu göstermekle kalmıyor, onun yazma usûlünü de bir nevi´ taf-sîl ediyor. Sonra talebelerinin onun yazdıklarını ondan nakletmelerini ve ondan dinlemelerim de anlatıyor.

    Şâfü bâzan eserlerini imlâ suretiyle dikte ederdi, yâni o söyler, ta-lebesi yazardı. El-Üm kitabım araştıranlar onda çok yerde: Şafiî bize yazdırdı, ibaresini bulurlar.

    Meselâ bunlar o cümledendir:

    1- Sulh bahsinde: Rebî´ b. Süleyman bize haber verdi ve dedi ki: Şafiî bize yazdırdı.

    2- Havale bahsinde: Rebî´ b. Süleyman bize haber vererek şöyle dedi: Şafiî imlâ yoluyla bize haber verdi.

    3- Vekâle bahsinde: Rebî´ bize haber verdi ve şöyle dedi: Şafiî imlâ suretiyle bize haber verdi.

    4- Vesîkatü´1-Habs bahsinde: Rebî´ b. Süleyman bize haber ver-di ve dedi ki: Şafiî imlâ yoluyla bize bildirdi.

    5- Tagyirü Vasıyyetü´1-Itık bahsinde: Rebî´ b. Süleyman bize ha-ber verdi, dedi ki: Şafiî imlâ yoluyla bize anlattı.

    6- Velîme bahsinde: Rebî´ b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: ŞâfİÎ imlâ suretiyle bize anlattı.

    7- Nikâh-ı Mefsuh bahsinde: Rebî´ dedi ki: Buradan i´tibâren bu kitabı Şafiî bize imlâ yoluyla yazdırdı (Allah ona rahmet eylesin).

    8- İkrârü´l-Vâris bahsinde: Rebî´ bize haber verdi ve dedi ki: Şa-fiî imlâ suretiyle bize anlattı.

    îşte böylece, görülüyor ki, Şafiî bâzan kendi yazıyor, bâzan dikte ederek yazdırıyor, onun yazdıklarını talebeleri istinsah ederler, ona oku-yorlardı[7].


    KÎTÂBÜ´L-ÜM


    110- El-Üm Kitabı, Yazmak Veya Yazdırmak Suretiyle Şâfiî´nîn Kaleminden Çıkma Olduğu, Ebu Tâlîb Mekkî´nin Dedikleri:


    Şafiî´ye nisbet olunarak zikrolunan Kitâbü´1-Um acaba hangi nevî-dendir Şafiî´nin kendi eliyle yazdığı tasniflerinden mi, yoksa imlâ sure-tiyle olan eserlerinden mi Veyahut da onun kavillerini başkalarının nakli suretiyle meydana gelmiş bir eser mi

    Hatıra ilk gelen cevap, Kitâbü´l-Ümm´ün, Şafiî´nin kendi eliyle yaz-dığı veya imlâ suretiyle yazdırdığı bir eser olduğundan, meşhur olan budur. Kitaplar böyle nakletmiş, seleften halefe bu böyle geçmiş, ulemâ bunu inkâr etmeksizin kabul etmiştir. Müzeni, Rebî´, Buveytî gibi Şafiî´-nin talebelerinden naklolunan budur. Ulemâ bu nakil olunanları kabul et-tiler, çünkü bunu red eden bir şey bulmadılar. Kitâbü´l-Ümm´ü tedkîk ettiler, o önlerinde idi, onu, Şafiî´nin kavillerini nakleden, ihtisar eden kitaplarla mukayese ettiler. El-Ümm´ü Şafiî´nin yazdığınde şüphe etme-diler. Diğerlerini Şafiî´nin yazdığı, ibareleri o düzenleyip dikte ettirdiği iddia olunmuş değildir.

    El-Ümm´ün Şafiî´nin olduğunda ittifak vardır. Fakat, bir mutasav-vıfın yazdığı Kûtü´l-Rulûb adlı tasavvuf kitabında, kardeşlik babında istitrat kabilinden bir ibare geçiyor ki, ona bakılırsa, Kitâbü´l-Ümm´ü Buveytî yazmış, onu Rebî´a vermiş ve onun adiyle tanıtmış. Uzun olmak-la beraber o kısmı nakledelim: Tâ ki ne maksatla söylendiği anlaşılsın ve muayyen bir mesele hakkında tahkîka dayanan bir şey midir, bilin-sin; şayet tahkîka benzer yeri varsa! Bu kardeşlik ve arkadaşlık konu-sundadır. Ebû Tâlib, Kûtü´l-Kulûb´da Allah için kardeşlik ve arkadaşlık ve kardeşliğin hükümleri bâbmda şöyle diyor:

    "imam Şafiî (Allah´ın selâmı onun üzerine olsun), Muhammed b. Ab-dulhakem Mısırlı ile kardeş olmuştu. Onu severdi, en yakınlarından sa-yardı. Mısır´da beni ikâmete mecbur eden ancak odur, başkası beni bu-rada tutamaz, derdi. Bu Muhammed hastalandı. Şafiî onu ziyaret etti. Kardeşi, Rebî´den naklen bana anlattı ve dedi ki: Şafiî Muhammed´i zi-yaret ettiği zaman şu şiiri inşâd ederken duydum:

    "Sevgili hastalanmış, ben de onu ziyaret ettim. Bu defa Ona endişemden ben hastalandım".

    "Sevgili de beni ziyarete geldi. Onu görünce bir bakışta hastalığım geçiverdi".

    Mısır halkının hiç şüphesi yoktu ki, Şafiî ölümünden sonra ders hal-kasında yerine Muhammed´i geçirecektir. Onun dersine gelmelerini hal-ka emredecektir. Hastalığında kendisine bu soruldu:

    Ey Ebû Abdullah, senden sonra makamına kimi oturtalım Ders-halkasının başına kim geçecek denildi. Onlar Muhammed´e işaret ede-cek sanıyorlardı. Hattâ o esnada baş ucunda oturmakta olan Muhammed uzanıp kendini gösterdi. Şafiî:

    Sübhânallah, dedi, bunda şüpheye ne hacet, Ebû Yâkûb Buveytî yerime geçecektir.

    Muhammed bundan hiç de hoşnud kalmadı, ona gücendi. Şafiî´nin talebesi Ebû Yâkûb Buveytî´nin etrafında toplandılar. Muhammed de Şafiî´nin ilmini hâmildi, mezhebine sâlikti. îmanı Mâlik´in mezhebinden ayrılmıştı.

    Ebû Yâkûb Buveytî daha zâhid, daha muttaki idi. Onun için Şafiî dîne İtilâsından ve Müslümanların hayrını dilemesinden dolayı bu işi Bu-veytî´ye tevcîh etti, onu tercihte tereddüt etmedi. ´Çünkü o, bu işe en lâ-yık olandı. Şafiî bu âlemden göçünce (Allah ondan razı olsun) Muham-med b. Abdulhakem Şafiî´nin mezhebini bıraktı, arkadaşlarından ayrıldı, yine Mâlik´in Mezhebine döndü. Babasının Mâlik´ten alarak yazdığı ki-taplarını rivayet etti. Mâlikî fıkhında ilerledi. Bugün o imam Mâlik´in (Allah razı olsun) kibar-ı ashâbındandır. Buveytî (Allah ona rahmet et-sin) inzivayı severdi. Mısır kasabalarından Buveyta´da bir köşeye çeki-lerek insanlardan kaçtı. Orada Kitâbü´l-Ümm´ü te´lîf etti. Bu eser şimdi Rebî´ b. Süleyman´a nisbet olunur, onun diye tanınır. Halbuki onu Bu-veytî yazmıştır. Onda kendi adını zikretmez. Onu Rebî´a gösterdi. Rebî´ ona bâzı ziyâdeler yaptı ve onu ortaya çıkardı. Halk onu ondan dinledi. Buveytî hâlk-ı Kur´ân sınamasında Mısır´dan alınarak sultânın huzuru-na götürüldü ve hapsedildi. Rebî´ bize anlattı ve dedi ki: Buveytî hapis-hanede iken bana yazarak beni ilim meclislerine teşvik eder, ilme devam etmemi emrederdi. Öğrencilere yumuşak ve tatlı muamele yapmamı, on-lara i´tinâ etmemi, tevazu´ göstermemi emrederdi. Rebî´ yine der ki: Çok defalar Şafiî´yi şöyle derken işitmişimdir:

    "Bana hürmet göstersinler diye ben kendimi onların önünde hakir görürüm, tevazu´ gösteririm!"[8]

    "Tevazu göstermeyen bir kimse saygı göremez."[9]

    Şafiî´nin Mısır´da Yazdığı Kitapları Rebî b. Süleyman Rîvâyet Etmiştir:


    Özet olarak diyelim ki, imam Şafiî´nin {Allah ordan razı olsun) kitaplarını yazdığını, muttasıl senedle gösteren, bildhcn haberler meş-hurdur. O, kitaplarının bir kısmını Irak´da iken yazmış, Mısır´da da on-lar gibi kitaplar yazmıştır. Kitaplarını yazar; sonra yazdıklarını talebe-lerine okuturdu. Sonra onlar bunları istinsah ederlerdi. Bâzan da dikte suretiyle yazdırırdı. Şafiî´nin son görüşlerini içine alan kitaplarını R^bî´ b. Süleyman rivayet etmiştir, Şafiî´nin kitaplarım dinleyip almak için ulemâ her taraftan Rebî´a koşup gelirlerdi. Rebî´ bu kitapların hepsini bizzat Şafiî´den dinlemiştir. Ondan dinlemediği fıkıh bablarını rivayetin-de tasrih edip söylemektedir. Târih kitapları, hal tercemeleri bunu böy-lece tasrih ederler. Yâkût, Rebî´in, Şafiî´den dinlemediği fıkıh bablarını bir bir sayarak Mu´cemü´l-Üdebâ´da şöyle der: "Rebî´in Şafiî´den dinleyip işitmedikleri şunlardır: Vasâyâ´l-Kebîr kitabı, Ehl-i Irak´ın Ali ve Ab-dullah hakkında ihtilâfı kitabı, thyâtü´1-Hatâ kitabı, Katlü´l-Müşrikîn ki-tabı, Zahir Hükümle İkrar kitabı, Ahbâs (Vakf) kitabı, Resûlullâh´ın Emrine îttibâ´ kitabı, Mese´letü´l-Cenîn kitabı, Vasîyetü´ş-Şafiî kitabı, Zebâih Benî israil kitabı, Gaslü´l-Meyyit kitabı, Karışan Şeylerin Suyu Necîs Kılması kitabı, Talâk´ta Emâlî kitabı."

    Rebî´ rivayetlerinde son derece ihtiyatlı davranırdı. O, Şafiî´den nak-lolunan nüshada bulduğu ve ondan duyduğu ibareleri zikreder; hatâ bulunsa bile onu nakleder, sonra hatâyı beyan edip söyler. Ondan işit-mediklerini açıklayarak: Bunu işitmedim, der. Ölü yıkama bahsinde şöy-le diyor: "Bu kitabı Şafiî´den dinlemedim. Bunu bildiğime göre okuyo-rum." Ihyâü´l-Mevât kitabında da şöyle diyor: "Bu kitabı ondan duy-madım. Bunu, onun sözlerinden olduğunu bilerek okuyorum." Bâzan nak-lolunan sözlere kendi ilâvelerini ekler, bâzan Şafiî´nin bâzı sözlerini nak-leder, sonra onun bu meselede başka bir kavli olduğunu beyan eder. Bu-nu ondan duymuş, fakat yazmamış olabilir. Bâzı defalar da sonradan bu kavlinden döndü, der...

    Yukarıda îbn-i Hacer´den naklederken belirttiğimiz gibi, Şafiî´nin tedvîn etmiş olduğu bâzı kavillerinden döndüğü olurdu. Çünkü dönmesi, tedvinden yâni kitaba yazmasından sonra olduğundan, müdevven olan o söz kitapta olduğu gibi kalırdı. O, döndüğünü söylemekle iktifa ederdi. Rebî´, kitabı müdevven halinde işittiği gibi rivayet ederdi. Sonra Şafiî´nin bu re´yinden rücû´ ettiğini açıklardı veyahut onun son sözü böyledir, derdi.

    Bir edib için edebî zevke göre hüküm vermek salâhiyeti varsa, belîğ üslûbunun zevkini tadarak El-Üm kitabını okuyan kimse, bunun, üslû-buna hâkim belîğ bir muharririn kaleminden çıkmış olduğuna hükmeder ki, işte bu da ancak Şafiî´dir. Sonra El-Ümm´ün babları ile, Er-Risâle gibi Şafiî´ye nisbetinde hiç şüphe olmayan kitaplar arasında bir mukaye-se yapılırsa, üslûbun aynı olduğu görülür. Aralarında bâzan görülen az üslûb ve ifâde kuvveti farkları, konuların muhtelif olmasından ileri ge-lir. Yahut da bu fark, muharririn içinde bulunduğu durumdan doğmuş olabilir. Zîrâ rahatlık ve yorgunluk, kuvvet ve zayıf, sağlamlık- ve hasta-lık gibi hallerin icabı, ruh aynı olmakla beraber, bir muharririn üslûbu kuvvet ve za´fca farklı olur.

    En sonunda şunu belirtelim ki, Rebî´ b. Süleyman, Şafiî´nin yeni kitaplarının münakaşa taşımaz râvîsidir. [15]



    MISIR´DA BASILAN MECMÛA-I FIKHİYYE


    115- Mısır´da Basılan Mecmûa-i Fıkhiyye´ntn Şafii ye Nisbetinîn Kuvvet Derecesi:


    Mısır´da Şafiî´ye nisbet olunan bir fıkıh mecmuası basıldı, hamişinin bir kısmına Şafiî´nin talebesi Müzenfnin Muhtasarı konmuştur. El-Üm kitabı bu mecmua mıdır Şüphe yok ki, hamişin bir kısmına konanlar El-Üm´den olarak basılmış değildir, çünkü onlar El-Üm´den değildir. Şafiî´nin Müsned´i, Muhtelifü´l-Hadîs´i bunlar arasındadır. Kitabın içinde-kilerin hepsi El-Üm´den değildir. Risâletü´l-Cedîde bunlardandır. Meğer ki, Rebî´in rivayet ettiklerinin hepsini El-Üm´den sayalım. Nasıl ki, îbn-i Nedîm, Rebî´in rivayet ettiklerinin hepsine Mebsût nâmım vermektedir.

    Bu takdirde Mebsût adı El-Ümm´e mürâdif otur, her ikisi bir mânâya ıtlak edilir. Yâni Rebî´in Şafiî´den Mısır´da rivayet ettiklerinin hepsine bu adlar verilir. Er-Risâletü´1-Cedîde de bunlardan olur. Fakat ulemânın çoğunca, Er-Risâle´nin, El-Üm´den başka olduğudur. Çünkü Er-Risâle usûl-ü fıkha aittir; El-Üm ise fıkha aittir Şafiî Er-Risâle´ye hususî bir ad vermişti, ona El-Kitap derdi.

    Er-Risâle hakkında ne denirse denilsin, Mecmûa-i Fıkhiyye kitabının musahhihi onu bu kitaptan addetmemiştir. Keza matbu´ nüshamn nakle-dildiği nüshalarda da kitaptan addedilmenıiştir. Musahhih metinde, El-Ümm´den başka kitaplarda bulunan bâzı ziyâdeler, ilâveler bulunduğuna işaret ederek şöyle demektedir: "Bilmiş ol ki, Kitâbü´l-Ümm´ün mütead-did nüshaları elimize geçti. Onlardan biri İbn-i Nakîb´in hattiyle yazılı bâzı eaki cüzler hâlinde, o da Siraceddin Bulkînî hattiyle yazılı bir nüs-hadan istinsah edilmiştir. Bunda bâzı ziyâdeler vardır ki, bunlar Şâfıî merhumun Îhtilâfü´l-Hadîs kitabı,, ihtilâf-ü Mâlik ve Şâfü kitabı gibi bâzı eserlerine atfolunmaktadır. Bu ilâvelerde muhtelif nüshaların uy-gun düşmesi yüzünden bâzı tekrarlar varsa da bunlar faydadan hâlî de-ğildir, İmam Şafiî´nin (Allah rahmet eylesin) fürû1 mes´elelere ait tevcî-hatını gösterir. Bunun için o ziyâdeleri, bu matbu´ nüshanın haşiyesine biz yerli yerine ilâve ettik. Buna imkân bulamayınca El-Ümm´ün ibare-sinden sonra metin sahifesine koyduk, aralarını bir çizgiyle ayırdık. Yardım Allah´dandır."

    Demek iç sahifelerde metin kısmında olanların hepsi El-Üm kitabı değildir. El-Üm ilâvelerden bir hatla ayrılmıştır. Bu işaretlerden ilâveleri anlamak kolaydır. Bunlar, Siraceddin Bulkînî´nin Şafiî´nin kitaplarından alarak yaptığı ilâvelerdir. Buna göre bu mecmuada El-Üm kitabı diğerle-rinden ayrılmış bir haldedir, îbn-i Hacer´in, Beyhakî´den naklen El-Ümm´ün münderecatı olmak üzere sıraladığı babları bu matbu´ nüsha Ue karşılaştırıp kontrol ettik. Bu babları, az bir farkla, Beyhakî´den naklolunan tertip üzere El-Üm´de bulduk. Bu itibârla bu matbu´ nüsha-nın El-Üm´den olmak üzere ihtiva ettiklerinin hepsi ondandır[16].

    [1] îbn-i Hacer, Tevali El-Tesîs, s. 765.

    Bundan anlaşılıyor ki, bunu yazması Bağdad´a ilk gelişinde, yani 174 senesinde İdi. Çünkü İmam Muhammed´in kitaplarına muttali´ olmadan red için yazılması istenmişti.

    [2] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 143-144.

    [3] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 144-145.

    [4] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 145-146.

    [5] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 146-147.

    [6] Ibn-i Hacer, Tevâlî El-Te´sîs.

    [7] Bu hususta merhum Şeyh Hüseyin Vâlî´nin Kitâbü´1-Üm unvâniyle yaz-dığı ve Mücelletü´l-Bzher´de yayınladığı kıymetli makalesine bale.

    Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 148-149.

    [8] Bir Türk şâiri de şöyle demiştir: Kaabil-i feyz olamaz düşmeyicek hâke nebat Mütevâzi´ olanı Rahmet-İ Rahman büyütür.

    Yazarın burada Arap gramerine göre beyt hakkında bir notu var sa da nak-line lüzum görülmedi. Çünkü beytin arapçası olmayınca nota da lüzum kalmaz (Mütercim).

    [9] Ebû Tâlib Mekkî, Kûtü´l-KulÛb, c. IV, s. 135/136.

    Huccetü´I-Islâm imam Gazâlî de Kûtü´l-KuJûb´un bu sözlerini alarak kaynak göstermeksizin İhyâü´l-Ulûm´una koymuştur. Ihyâü´l-Ulûm´un birinci derecede ge-len kaynağı Kuşeyrî´nin Risalesi olduğu gibi ikinci kaynağı da Kûtü´I-Kulûb´dur. İhya bu iki kitaptan alınmadır. Bu meseleyi Gazâlî şöyle nakletmektedir, KûtÜ´l-Kulûb´daki asliyle bir karşılaştır:

    "Bilmiş ol ki, dinle ilgili İşlerde Hakk´a muhalif olan şeyde kardeşe uymak ve-fadan sayılmaz, belki muhalefet etmek vefadır. Nasıl ki, Şafiî (Allah ondan razı . olsun) Muhammed b. Abdulhakem´I e kardeşlik tutunmuştu, onu candan yakın birlidi. Beni Mısır´da tutan odur, derdi. Muhammed hastalandı. Şafiî (Allah ona rahmet eylesin) onu ziyaret etti ve şöyle dedi:

    "Sevgili hastalanmış, ben de onu ziyaret ettim. Bu defa, ona endişemden ben -.´i hastalandım."

    "Sevgili de benî ziyarete geldi. Onu görünce bir bakışta hastalıktan düzeli-verdim."

    Aralarındaki sıkı dostluk münâsebetiyle insanlar, ölümünden sonra ders hal-kasını ŞâfÜ ona bırakır sanırlardı. Şafiî (Allah ondan razı olsun) ölüm döşeğinde yatarken kendisine:

    Ey Ebû Abdullah, senden sonra yerine kimi oturtalım denildi. Şafiî´nin ba-şı ucunda oturmakta olan Muhammed b, Abdulhakem, kendisine işaret ederek uza-nıp kendini gösterdi. Şafiî:

    Sübhânallah, bunda şüphe mi var, Ebû Yâkûb Buveytî geçer, dedi. Muhammed bundan hiç hoşnud kalmadı. Şafiî´nin talebesi, Ebû Yâkûb Buveytl´-

    nln etrafını sardılar. Halbuki Muhammed, Ş&fil Mezhebinin hepsini bilirdi. Fakat Buveyti daha fazîletii, zühd ve takvaya daha yakındı. Şafiî Allah´a ihlâsmdan Müs-lümanların hayrını dileyerek Buveytî´yi yerine bıraktı. Müdâhane yapmadı, halkın hoşnud kalmasını, Allah´ın rızâsı üzerine asla terem etmedi. Şafiî vefat edince Mu-hammed b. Abdulhakem Şafiî Mezhebinden ayrıldı, babasının mezhebine döndü (Al-lah rahmet eylesin). Mâlik´in kitaplarını okudu. O Mâlik´ln kibar-i ashâbındandır. Buveytî zühdü, inziva hayâtını tercih etti. Topluluk, ders halkasında oturmak onuo hoşuna gitmedi. îbâdetle meşgul oldu ve Kitâbü´l-Ümm´i yazdı. Bu kitap simdi Rebî´ b, Süleyman´a nisbet olunuyor. Onun diye tanınır. Halbuki onu Buveytî te´lîf etti. Fakat kendi adını vermedi, onu kendine nisbet etmedi. Rebî´ ona bâzı ziyâdeler yap-tı. Onda tasarruf etti, onu meydana çıkardı." (Gazali, thyâü´I-Ulûm, c. II, s. 166).

    Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 150-151.

    [10] Kütü´l-Kulûb adındaki kitabın Hadîslerinin birçoğu tenkîd edilmiştir. Bundan dolayı sahibi de cerh olunmuştur. İbn-i Kesir Tarihi, XI. cilt, 319. sahifesin-de Ebû Tâlib Mekkî ve Kûtü´l-KulÛb hakkında şöyle diyor: "O sâlih, kendini iba-dete vermiş bir kimse İdi. KûtÜ´l-Kulûb adındaki eseri yazdı. Onda aslı olmayan Hadîsler zikretmiştir."

    Böyle bir kitabın verdiği bu haber naaıl doğru olur ve bütün tarihçilere kargı durur

    [11] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 152-153.

    [12] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 153-154.

    [13] Bu konuda üstadımız merhum Şeyh Hüseyin Vâli´nin (MecelletÜ´I-Ezher1-deki) yazışma bak.

    [14] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 154-155.

    [15] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 155-156.

    [16] El-Üm 1321-1325 arasında Kahire´de 7 cilt halinde basılmıştır.

    El-Üm´e dâhil külliyâtı, Beyhakî müstakil birer risale halinde şöyle zikreder:

    Cimâu´I-tlm

    îbtftltTl-tstihsaa

    Beyânü´1-Farz

    Sıfâtü´1-Emri ve´n-Nehy

    îhtUftf-ü Mâlik ve Şafiî

    Îhtil&fü´l-Irakıyyeyn (Ebû Hanîfe ve tbn-I Ebt Leyla)

    İhtilâf Maa Muhammed b. Hasan

    El-Red Alâ Muhammed b. Hasan

    Üıtilaf-Ü AH ve Abdullah b. Mes´Ûd

    îhtİlâfU´l-Hadls Bunlar yedinci cilttedir (Mütercim).

    Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 156-157.

    [17] El-Üm, C. II, s. 3.

    [18] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 158-159.



  4. 29.Mart.2012, 15:11
    2
    Silent and lonely rains



    İmamı Şafinin Eserleri:

    Ömrünü ilim öğrenmek, öğretmek ve eser yazmak suretiyle, İslamiyet’e hizmet yoluna sarf eden
    imam-ı Şafii hazretlerinin pek çok kıymetli eseri vardır. Bazıları şunlardır:

    1) El-Ümm: Fıkıh ilmine dair olup, imam-ı Şafii’nin ictihad ederek bildirdiği meseleleri ihtiva eden bir eseridir. Yedi cilt olarak basılmıştır.

    2) Kitab-üs-Sünen vel-Müsned: Hadis ilmine dairdir.

    3) Er-Risale fil-Usul: Usul-i fıkha dairdir. Usul-i fıkhın kitap halinde yazıldığı ilk eserdir.

    4) El-Mebsut
    5) Ahkam-ül-Kur’an
    6) İhtilaf-ül-Hadis
    7) Müsned-üş-Şafii
    8 ) El-Mevâris
    9) El-Emali el-Kübra
    10) El-Emali es-Sagir
    11) Edeb-ül-Kadi
    12) Fedail-i Kureyş
    13) El-Eşribe
    14) Es-Sebku ve’r-Remyü
    15) İsbat-ün-Nübüvve ve Reddi alel-Berahime



    Şafiî Eserlerini Nasıl Yazardı, Ona Nisbet Olunan Ba-zı Eserler:


    Şafiî´nin kitaplarının tedvini hakkındaki sözü kesmeden Önce, yuka-rıda söz arasında geçen bir mes´eleye işaret edelim. Çünkü onun araştı-rıcılar katında büyük değeri vardır; o da gudur: Şafiî´nin talebelerinin rivayet ettikleri kitaplar iki kısımdır: Bir kısmını tarihçiler ve râvîler Şafiî´ye nisbet ederek zikrederler, Şafiî´nin El-Üm kitabı, onun risalesi-dir derler. îhtilâf-ü El-Irâkıyyen onundur. îhtilâf-ü Mâlik, îhtilâf-ı Ali ve Abdullah onundur, derler. Bir kısmım da onun talebesine nisbet ederek söylerler, Şafiî´nin kavillerinin bir hulâsası gibi sayarlar. Buvey-tî´nin Muhtasarı, Müzenî´nin Muhtasarı derler. Şüphe yok ki, bu son kı-sım onun talebelerinin te´lîfidir, onun sözlerinin bir hulâsasıdır. Her ne kadar bu son kısımdaki görüşlerin Şafiî´ye nisbeti, birincilerin ona nisbe-tinden az değilse de, birinci kısımda hem mânâ ve hem ibareler Şafiî´nin-dir, ikinci kısımda ise yalnız mânâ ve mazmun onundur. Sözlerin kalıba dökülmesi, ibare ve üslûp, eserin sahibi olan yazarındır. Bu hal, Hanefî Mezhebine nisbetle. İmam Muhammed b. Hasan´m kitaplarının durumu-nun aynıdır. Birinci kısmın Şafiî´nin te´lîfi olduğunda hiç şüphe yoktur, bunda kimse niza edemez. Çünkü bunu yapmağa kalkışan, târihin ger-çeklerini inkâr ediyor demek olur. Buna kulak asılmaz. Allah´a şükürler olsun, böyle bir niza´ yapan olmadı.

    Râviîer, Şafiî´nin kitaplarını te´lîf yolunu da anlatıyorlar. Bâzısını kendi yazardı, bâzısını imlâ eder, başkasına yazdırırdı. Rebî´ Şafiî´nin te´lîf usûlünü bize söyle nakleder: "Şafiî Mısır´a gelmezden önce yanın-da bulundum. Onun zenci bir cariyesi vardı. Şafiî bir ilim mes´elesini iş-leyip hazırlar, sonra:

    Ey câriye, kalk, kandili yak, derdi. O da kandili yakardı. Şafiî yazacaklarını yazar, sonra kandili söndürürdü. Bu hal bir sene böyle devanı etti. Ben:

    Ey Ebû Abdullah, bu cariyeyi pek yoruyorsunuz, çekeceği var-mış, dedim, O da:

    Kandil gönlümü meşgul ediyor, dedi."[6]

    Demek, Şafiî gecenin sükûnetinde düşünceye dalıyor ve derin derin düşünüyor. Bu derin düşünce içinde görüşlerinin isabetini ölçüyor, mu-hakeme ediyor; ışığın gözlerini meşgul etmesinden korkuyor. Düşünce-sinde bir neticeye vardı mı, lâmbayı yakıyor, yazacağım yazıyor. Sonra ışığı yine söndürüp yeni düşüncelere dalıyor ve bu hal böyle devam edi-yor; hizmetçisi de, Rebî´in dediği gibi buria katlanıyor.

    Çok defalar camide yazardı. Harmele yoluyla şöyle naklolunur:

    "Şafiî camide şu sütunun dibinde otururdu, altına bir minder konur-du, onun üzerine otururdu. Yüzüstü eğilir, öyle yazardı."

    İçlerindeki Hadîsleri bilmek için, yazarken başkalarının kitaplarına bakardı. Tenkîd etmek ve münakaşasını yapmak üzere fıkıh eserlerinden yardımlanırdı. Tevâlî El-Te´sîs kaydediyor:

    "Şâfü Mısır´a geldi. Mısır´da dört sene kaldı. Bu kitapları orada yazdı. Hicaz´dan beraberinde İbn-i Uyeyne´nin kitaplarım getirmişti. Yahya b. Hassân´a giderek ondan da yazdı. Eşheb´den bâzı kitaplar aldı, onlarda birçok meseleler vardı. Kitapları önüne kor, öyle yazardı. Bir ki-tap kalın oldu mu, ibn-İ Harem´e gelir, yazardı. Buveytî de ona okurdu. Orada bulunanların hepsi İbn-i Harem´in kitabından dinler, sonra ondan istinsah ederlerdi. Rebî´ Şafiî´nin ihtiyaçlarını te´mîne koşardı. Bir hacet için gittiğinde kendisine bildirilir, dönünce Rebî´ kaçırdığı dersi ona okurdu."

    Bu haberler gösteriyor ki, Şafiî (Allah ondan razı olsun) eserlerini kendisi yazardı, başkasına dikte etmeden te´lîf ederdi. Bu haberler bize yalnız bunu göstermekle kalmıyor, onun yazma usûlünü de bir nevi´ taf-sîl ediyor. Sonra talebelerinin onun yazdıklarını ondan nakletmelerini ve ondan dinlemelerim de anlatıyor.

    Şâfü bâzan eserlerini imlâ suretiyle dikte ederdi, yâni o söyler, ta-lebesi yazardı. El-Üm kitabım araştıranlar onda çok yerde: Şafiî bize yazdırdı, ibaresini bulurlar.

    Meselâ bunlar o cümledendir:

    1- Sulh bahsinde: Rebî´ b. Süleyman bize haber verdi ve dedi ki: Şafiî bize yazdırdı.

    2- Havale bahsinde: Rebî´ b. Süleyman bize haber vererek şöyle dedi: Şafiî imlâ yoluyla bize haber verdi.

    3- Vekâle bahsinde: Rebî´ bize haber verdi ve şöyle dedi: Şafiî imlâ suretiyle bize haber verdi.

    4- Vesîkatü´1-Habs bahsinde: Rebî´ b. Süleyman bize haber ver-di ve dedi ki: Şafiî imlâ yoluyla bize bildirdi.

    5- Tagyirü Vasıyyetü´1-Itık bahsinde: Rebî´ b. Süleyman bize ha-ber verdi, dedi ki: Şafiî imlâ yoluyla bize anlattı.

    6- Velîme bahsinde: Rebî´ b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: ŞâfİÎ imlâ suretiyle bize anlattı.

    7- Nikâh-ı Mefsuh bahsinde: Rebî´ dedi ki: Buradan i´tibâren bu kitabı Şafiî bize imlâ yoluyla yazdırdı (Allah ona rahmet eylesin).

    8- İkrârü´l-Vâris bahsinde: Rebî´ bize haber verdi ve dedi ki: Şa-fiî imlâ suretiyle bize anlattı.

    îşte böylece, görülüyor ki, Şafiî bâzan kendi yazıyor, bâzan dikte ederek yazdırıyor, onun yazdıklarını talebeleri istinsah ederler, ona oku-yorlardı[7].


    KÎTÂBÜ´L-ÜM


    110- El-Üm Kitabı, Yazmak Veya Yazdırmak Suretiyle Şâfiî´nîn Kaleminden Çıkma Olduğu, Ebu Tâlîb Mekkî´nin Dedikleri:


    Şafiî´ye nisbet olunarak zikrolunan Kitâbü´1-Um acaba hangi nevî-dendir Şafiî´nin kendi eliyle yazdığı tasniflerinden mi, yoksa imlâ sure-tiyle olan eserlerinden mi Veyahut da onun kavillerini başkalarının nakli suretiyle meydana gelmiş bir eser mi

    Hatıra ilk gelen cevap, Kitâbü´l-Ümm´ün, Şafiî´nin kendi eliyle yaz-dığı veya imlâ suretiyle yazdırdığı bir eser olduğundan, meşhur olan budur. Kitaplar böyle nakletmiş, seleften halefe bu böyle geçmiş, ulemâ bunu inkâr etmeksizin kabul etmiştir. Müzeni, Rebî´, Buveytî gibi Şafiî´-nin talebelerinden naklolunan budur. Ulemâ bu nakil olunanları kabul et-tiler, çünkü bunu red eden bir şey bulmadılar. Kitâbü´l-Ümm´ü tedkîk ettiler, o önlerinde idi, onu, Şafiî´nin kavillerini nakleden, ihtisar eden kitaplarla mukayese ettiler. El-Ümm´ü Şafiî´nin yazdığınde şüphe etme-diler. Diğerlerini Şafiî´nin yazdığı, ibareleri o düzenleyip dikte ettirdiği iddia olunmuş değildir.

    El-Ümm´ün Şafiî´nin olduğunda ittifak vardır. Fakat, bir mutasav-vıfın yazdığı Kûtü´l-Rulûb adlı tasavvuf kitabında, kardeşlik babında istitrat kabilinden bir ibare geçiyor ki, ona bakılırsa, Kitâbü´l-Ümm´ü Buveytî yazmış, onu Rebî´a vermiş ve onun adiyle tanıtmış. Uzun olmak-la beraber o kısmı nakledelim: Tâ ki ne maksatla söylendiği anlaşılsın ve muayyen bir mesele hakkında tahkîka dayanan bir şey midir, bilin-sin; şayet tahkîka benzer yeri varsa! Bu kardeşlik ve arkadaşlık konu-sundadır. Ebû Tâlib, Kûtü´l-Kulûb´da Allah için kardeşlik ve arkadaşlık ve kardeşliğin hükümleri bâbmda şöyle diyor:

    "imam Şafiî (Allah´ın selâmı onun üzerine olsun), Muhammed b. Ab-dulhakem Mısırlı ile kardeş olmuştu. Onu severdi, en yakınlarından sa-yardı. Mısır´da beni ikâmete mecbur eden ancak odur, başkası beni bu-rada tutamaz, derdi. Bu Muhammed hastalandı. Şafiî onu ziyaret etti. Kardeşi, Rebî´den naklen bana anlattı ve dedi ki: Şafiî Muhammed´i zi-yaret ettiği zaman şu şiiri inşâd ederken duydum:

    "Sevgili hastalanmış, ben de onu ziyaret ettim. Bu defa Ona endişemden ben hastalandım".

    "Sevgili de beni ziyarete geldi. Onu görünce bir bakışta hastalığım geçiverdi".

    Mısır halkının hiç şüphesi yoktu ki, Şafiî ölümünden sonra ders hal-kasında yerine Muhammed´i geçirecektir. Onun dersine gelmelerini hal-ka emredecektir. Hastalığında kendisine bu soruldu:

    Ey Ebû Abdullah, senden sonra makamına kimi oturtalım Ders-halkasının başına kim geçecek denildi. Onlar Muhammed´e işaret ede-cek sanıyorlardı. Hattâ o esnada baş ucunda oturmakta olan Muhammed uzanıp kendini gösterdi. Şafiî:

    Sübhânallah, dedi, bunda şüpheye ne hacet, Ebû Yâkûb Buveytî yerime geçecektir.

    Muhammed bundan hiç de hoşnud kalmadı, ona gücendi. Şafiî´nin talebesi Ebû Yâkûb Buveytî´nin etrafında toplandılar. Muhammed de Şafiî´nin ilmini hâmildi, mezhebine sâlikti. îmanı Mâlik´in mezhebinden ayrılmıştı.

    Ebû Yâkûb Buveytî daha zâhid, daha muttaki idi. Onun için Şafiî dîne İtilâsından ve Müslümanların hayrını dilemesinden dolayı bu işi Bu-veytî´ye tevcîh etti, onu tercihte tereddüt etmedi. ´Çünkü o, bu işe en lâ-yık olandı. Şafiî bu âlemden göçünce (Allah ondan razı olsun) Muham-med b. Abdulhakem Şafiî´nin mezhebini bıraktı, arkadaşlarından ayrıldı, yine Mâlik´in Mezhebine döndü. Babasının Mâlik´ten alarak yazdığı ki-taplarını rivayet etti. Mâlikî fıkhında ilerledi. Bugün o imam Mâlik´in (Allah razı olsun) kibar-ı ashâbındandır. Buveytî (Allah ona rahmet et-sin) inzivayı severdi. Mısır kasabalarından Buveyta´da bir köşeye çeki-lerek insanlardan kaçtı. Orada Kitâbü´l-Ümm´ü te´lîf etti. Bu eser şimdi Rebî´ b. Süleyman´a nisbet olunur, onun diye tanınır. Halbuki onu Bu-veytî yazmıştır. Onda kendi adını zikretmez. Onu Rebî´a gösterdi. Rebî´ ona bâzı ziyâdeler yaptı ve onu ortaya çıkardı. Halk onu ondan dinledi. Buveytî hâlk-ı Kur´ân sınamasında Mısır´dan alınarak sultânın huzuru-na götürüldü ve hapsedildi. Rebî´ bize anlattı ve dedi ki: Buveytî hapis-hanede iken bana yazarak beni ilim meclislerine teşvik eder, ilme devam etmemi emrederdi. Öğrencilere yumuşak ve tatlı muamele yapmamı, on-lara i´tinâ etmemi, tevazu´ göstermemi emrederdi. Rebî´ yine der ki: Çok defalar Şafiî´yi şöyle derken işitmişimdir:

    "Bana hürmet göstersinler diye ben kendimi onların önünde hakir görürüm, tevazu´ gösteririm!"[8]

    "Tevazu göstermeyen bir kimse saygı göremez."[9]

    Şafiî´nin Mısır´da Yazdığı Kitapları Rebî b. Süleyman Rîvâyet Etmiştir:


    Özet olarak diyelim ki, imam Şafiî´nin {Allah ordan razı olsun) kitaplarını yazdığını, muttasıl senedle gösteren, bildhcn haberler meş-hurdur. O, kitaplarının bir kısmını Irak´da iken yazmış, Mısır´da da on-lar gibi kitaplar yazmıştır. Kitaplarını yazar; sonra yazdıklarını talebe-lerine okuturdu. Sonra onlar bunları istinsah ederlerdi. Bâzan da dikte suretiyle yazdırırdı. Şafiî´nin son görüşlerini içine alan kitaplarını R^bî´ b. Süleyman rivayet etmiştir, Şafiî´nin kitaplarım dinleyip almak için ulemâ her taraftan Rebî´a koşup gelirlerdi. Rebî´ bu kitapların hepsini bizzat Şafiî´den dinlemiştir. Ondan dinlemediği fıkıh bablarını rivayetin-de tasrih edip söylemektedir. Târih kitapları, hal tercemeleri bunu böy-lece tasrih ederler. Yâkût, Rebî´in, Şafiî´den dinlemediği fıkıh bablarını bir bir sayarak Mu´cemü´l-Üdebâ´da şöyle der: "Rebî´in Şafiî´den dinleyip işitmedikleri şunlardır: Vasâyâ´l-Kebîr kitabı, Ehl-i Irak´ın Ali ve Ab-dullah hakkında ihtilâfı kitabı, thyâtü´1-Hatâ kitabı, Katlü´l-Müşrikîn ki-tabı, Zahir Hükümle İkrar kitabı, Ahbâs (Vakf) kitabı, Resûlullâh´ın Emrine îttibâ´ kitabı, Mese´letü´l-Cenîn kitabı, Vasîyetü´ş-Şafiî kitabı, Zebâih Benî israil kitabı, Gaslü´l-Meyyit kitabı, Karışan Şeylerin Suyu Necîs Kılması kitabı, Talâk´ta Emâlî kitabı."

    Rebî´ rivayetlerinde son derece ihtiyatlı davranırdı. O, Şafiî´den nak-lolunan nüshada bulduğu ve ondan duyduğu ibareleri zikreder; hatâ bulunsa bile onu nakleder, sonra hatâyı beyan edip söyler. Ondan işit-mediklerini açıklayarak: Bunu işitmedim, der. Ölü yıkama bahsinde şöy-le diyor: "Bu kitabı Şafiî´den dinlemedim. Bunu bildiğime göre okuyo-rum." Ihyâü´l-Mevât kitabında da şöyle diyor: "Bu kitabı ondan duy-madım. Bunu, onun sözlerinden olduğunu bilerek okuyorum." Bâzan nak-lolunan sözlere kendi ilâvelerini ekler, bâzan Şafiî´nin bâzı sözlerini nak-leder, sonra onun bu meselede başka bir kavli olduğunu beyan eder. Bu-nu ondan duymuş, fakat yazmamış olabilir. Bâzı defalar da sonradan bu kavlinden döndü, der...

    Yukarıda îbn-i Hacer´den naklederken belirttiğimiz gibi, Şafiî´nin tedvîn etmiş olduğu bâzı kavillerinden döndüğü olurdu. Çünkü dönmesi, tedvinden yâni kitaba yazmasından sonra olduğundan, müdevven olan o söz kitapta olduğu gibi kalırdı. O, döndüğünü söylemekle iktifa ederdi. Rebî´, kitabı müdevven halinde işittiği gibi rivayet ederdi. Sonra Şafiî´nin bu re´yinden rücû´ ettiğini açıklardı veyahut onun son sözü böyledir, derdi.

    Bir edib için edebî zevke göre hüküm vermek salâhiyeti varsa, belîğ üslûbunun zevkini tadarak El-Üm kitabını okuyan kimse, bunun, üslû-buna hâkim belîğ bir muharririn kaleminden çıkmış olduğuna hükmeder ki, işte bu da ancak Şafiî´dir. Sonra El-Ümm´ün babları ile, Er-Risâle gibi Şafiî´ye nisbetinde hiç şüphe olmayan kitaplar arasında bir mukaye-se yapılırsa, üslûbun aynı olduğu görülür. Aralarında bâzan görülen az üslûb ve ifâde kuvveti farkları, konuların muhtelif olmasından ileri ge-lir. Yahut da bu fark, muharririn içinde bulunduğu durumdan doğmuş olabilir. Zîrâ rahatlık ve yorgunluk, kuvvet ve zayıf, sağlamlık- ve hasta-lık gibi hallerin icabı, ruh aynı olmakla beraber, bir muharririn üslûbu kuvvet ve za´fca farklı olur.

    En sonunda şunu belirtelim ki, Rebî´ b. Süleyman, Şafiî´nin yeni kitaplarının münakaşa taşımaz râvîsidir. [15]



    MISIR´DA BASILAN MECMÛA-I FIKHİYYE


    115- Mısır´da Basılan Mecmûa-i Fıkhiyye´ntn Şafii ye Nisbetinîn Kuvvet Derecesi:


    Mısır´da Şafiî´ye nisbet olunan bir fıkıh mecmuası basıldı, hamişinin bir kısmına Şafiî´nin talebesi Müzenfnin Muhtasarı konmuştur. El-Üm kitabı bu mecmua mıdır Şüphe yok ki, hamişin bir kısmına konanlar El-Üm´den olarak basılmış değildir, çünkü onlar El-Üm´den değildir. Şafiî´nin Müsned´i, Muhtelifü´l-Hadîs´i bunlar arasındadır. Kitabın içinde-kilerin hepsi El-Üm´den değildir. Risâletü´l-Cedîde bunlardandır. Meğer ki, Rebî´in rivayet ettiklerinin hepsini El-Üm´den sayalım. Nasıl ki, îbn-i Nedîm, Rebî´in rivayet ettiklerinin hepsine Mebsût nâmım vermektedir.

    Bu takdirde Mebsût adı El-Ümm´e mürâdif otur, her ikisi bir mânâya ıtlak edilir. Yâni Rebî´in Şafiî´den Mısır´da rivayet ettiklerinin hepsine bu adlar verilir. Er-Risâletü´1-Cedîde de bunlardan olur. Fakat ulemânın çoğunca, Er-Risâle´nin, El-Üm´den başka olduğudur. Çünkü Er-Risâle usûl-ü fıkha aittir; El-Üm ise fıkha aittir Şafiî Er-Risâle´ye hususî bir ad vermişti, ona El-Kitap derdi.

    Er-Risâle hakkında ne denirse denilsin, Mecmûa-i Fıkhiyye kitabının musahhihi onu bu kitaptan addetmemiştir. Keza matbu´ nüshamn nakle-dildiği nüshalarda da kitaptan addedilmenıiştir. Musahhih metinde, El-Ümm´den başka kitaplarda bulunan bâzı ziyâdeler, ilâveler bulunduğuna işaret ederek şöyle demektedir: "Bilmiş ol ki, Kitâbü´l-Ümm´ün mütead-did nüshaları elimize geçti. Onlardan biri İbn-i Nakîb´in hattiyle yazılı bâzı eaki cüzler hâlinde, o da Siraceddin Bulkînî hattiyle yazılı bir nüs-hadan istinsah edilmiştir. Bunda bâzı ziyâdeler vardır ki, bunlar Şâfıî merhumun Îhtilâfü´l-Hadîs kitabı,, ihtilâf-ü Mâlik ve Şâfü kitabı gibi bâzı eserlerine atfolunmaktadır. Bu ilâvelerde muhtelif nüshaların uy-gun düşmesi yüzünden bâzı tekrarlar varsa da bunlar faydadan hâlî de-ğildir, İmam Şafiî´nin (Allah rahmet eylesin) fürû1 mes´elelere ait tevcî-hatını gösterir. Bunun için o ziyâdeleri, bu matbu´ nüshanın haşiyesine biz yerli yerine ilâve ettik. Buna imkân bulamayınca El-Ümm´ün ibare-sinden sonra metin sahifesine koyduk, aralarını bir çizgiyle ayırdık. Yardım Allah´dandır."

    Demek iç sahifelerde metin kısmında olanların hepsi El-Üm kitabı değildir. El-Üm ilâvelerden bir hatla ayrılmıştır. Bu işaretlerden ilâveleri anlamak kolaydır. Bunlar, Siraceddin Bulkînî´nin Şafiî´nin kitaplarından alarak yaptığı ilâvelerdir. Buna göre bu mecmuada El-Üm kitabı diğerle-rinden ayrılmış bir haldedir, îbn-i Hacer´in, Beyhakî´den naklen El-Ümm´ün münderecatı olmak üzere sıraladığı babları bu matbu´ nüsha Ue karşılaştırıp kontrol ettik. Bu babları, az bir farkla, Beyhakî´den naklolunan tertip üzere El-Üm´de bulduk. Bu itibârla bu matbu´ nüsha-nın El-Üm´den olmak üzere ihtiva ettiklerinin hepsi ondandır[16].

    [1] îbn-i Hacer, Tevali El-Tesîs, s. 765.

    Bundan anlaşılıyor ki, bunu yazması Bağdad´a ilk gelişinde, yani 174 senesinde İdi. Çünkü İmam Muhammed´in kitaplarına muttali´ olmadan red için yazılması istenmişti.

    [2] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 143-144.

    [3] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 144-145.

    [4] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 145-146.

    [5] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 146-147.

    [6] Ibn-i Hacer, Tevâlî El-Te´sîs.

    [7] Bu hususta merhum Şeyh Hüseyin Vâlî´nin Kitâbü´1-Üm unvâniyle yaz-dığı ve Mücelletü´l-Bzher´de yayınladığı kıymetli makalesine bale.

    Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 148-149.

    [8] Bir Türk şâiri de şöyle demiştir: Kaabil-i feyz olamaz düşmeyicek hâke nebat Mütevâzi´ olanı Rahmet-İ Rahman büyütür.

    Yazarın burada Arap gramerine göre beyt hakkında bir notu var sa da nak-line lüzum görülmedi. Çünkü beytin arapçası olmayınca nota da lüzum kalmaz (Mütercim).

    [9] Ebû Tâlib Mekkî, Kûtü´l-KulÛb, c. IV, s. 135/136.

    Huccetü´I-Islâm imam Gazâlî de Kûtü´l-KuJûb´un bu sözlerini alarak kaynak göstermeksizin İhyâü´l-Ulûm´una koymuştur. Ihyâü´l-Ulûm´un birinci derecede ge-len kaynağı Kuşeyrî´nin Risalesi olduğu gibi ikinci kaynağı da Kûtü´I-Kulûb´dur. İhya bu iki kitaptan alınmadır. Bu meseleyi Gazâlî şöyle nakletmektedir, KûtÜ´l-Kulûb´daki asliyle bir karşılaştır:

    "Bilmiş ol ki, dinle ilgili İşlerde Hakk´a muhalif olan şeyde kardeşe uymak ve-fadan sayılmaz, belki muhalefet etmek vefadır. Nasıl ki, Şafiî (Allah ondan razı . olsun) Muhammed b. Abdulhakem´I e kardeşlik tutunmuştu, onu candan yakın birlidi. Beni Mısır´da tutan odur, derdi. Muhammed hastalandı. Şafiî (Allah ona rahmet eylesin) onu ziyaret etti ve şöyle dedi:

    "Sevgili hastalanmış, ben de onu ziyaret ettim. Bu defa, ona endişemden ben -.´i hastalandım."

    "Sevgili de benî ziyarete geldi. Onu görünce bir bakışta hastalıktan düzeli-verdim."

    Aralarındaki sıkı dostluk münâsebetiyle insanlar, ölümünden sonra ders hal-kasını ŞâfÜ ona bırakır sanırlardı. Şafiî (Allah ondan razı olsun) ölüm döşeğinde yatarken kendisine:

    Ey Ebû Abdullah, senden sonra yerine kimi oturtalım denildi. Şafiî´nin ba-şı ucunda oturmakta olan Muhammed b, Abdulhakem, kendisine işaret ederek uza-nıp kendini gösterdi. Şafiî:

    Sübhânallah, bunda şüphe mi var, Ebû Yâkûb Buveytî geçer, dedi. Muhammed bundan hiç hoşnud kalmadı. Şafiî´nin talebesi, Ebû Yâkûb Buveytl´-

    nln etrafını sardılar. Halbuki Muhammed, Ş&fil Mezhebinin hepsini bilirdi. Fakat Buveyti daha fazîletii, zühd ve takvaya daha yakındı. Şafiî Allah´a ihlâsmdan Müs-lümanların hayrını dileyerek Buveytî´yi yerine bıraktı. Müdâhane yapmadı, halkın hoşnud kalmasını, Allah´ın rızâsı üzerine asla terem etmedi. Şafiî vefat edince Mu-hammed b. Abdulhakem Şafiî Mezhebinden ayrıldı, babasının mezhebine döndü (Al-lah rahmet eylesin). Mâlik´in kitaplarını okudu. O Mâlik´ln kibar-i ashâbındandır. Buveytî zühdü, inziva hayâtını tercih etti. Topluluk, ders halkasında oturmak onuo hoşuna gitmedi. îbâdetle meşgul oldu ve Kitâbü´l-Ümm´i yazdı. Bu kitap simdi Rebî´ b, Süleyman´a nisbet olunuyor. Onun diye tanınır. Halbuki onu Buveytî te´lîf etti. Fakat kendi adını vermedi, onu kendine nisbet etmedi. Rebî´ ona bâzı ziyâdeler yap-tı. Onda tasarruf etti, onu meydana çıkardı." (Gazali, thyâü´I-Ulûm, c. II, s. 166).

    Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 150-151.

    [10] Kütü´l-Kulûb adındaki kitabın Hadîslerinin birçoğu tenkîd edilmiştir. Bundan dolayı sahibi de cerh olunmuştur. İbn-i Kesir Tarihi, XI. cilt, 319. sahifesin-de Ebû Tâlib Mekkî ve Kûtü´l-KulÛb hakkında şöyle diyor: "O sâlih, kendini iba-dete vermiş bir kimse İdi. KûtÜ´l-Kulûb adındaki eseri yazdı. Onda aslı olmayan Hadîsler zikretmiştir."

    Böyle bir kitabın verdiği bu haber naaıl doğru olur ve bütün tarihçilere kargı durur

    [11] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 152-153.

    [12] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 153-154.

    [13] Bu konuda üstadımız merhum Şeyh Hüseyin Vâli´nin (MecelletÜ´I-Ezher1-deki) yazışma bak.

    [14] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 154-155.

    [15] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 155-156.

    [16] El-Üm 1321-1325 arasında Kahire´de 7 cilt halinde basılmıştır.

    El-Üm´e dâhil külliyâtı, Beyhakî müstakil birer risale halinde şöyle zikreder:

    Cimâu´I-tlm

    îbtftltTl-tstihsaa

    Beyânü´1-Farz

    Sıfâtü´1-Emri ve´n-Nehy

    îhtUftf-ü Mâlik ve Şafiî

    Îhtil&fü´l-Irakıyyeyn (Ebû Hanîfe ve tbn-I Ebt Leyla)

    İhtilâf Maa Muhammed b. Hasan

    El-Red Alâ Muhammed b. Hasan

    Üıtilaf-Ü AH ve Abdullah b. Mes´Ûd

    îhtİlâfU´l-Hadls Bunlar yedinci cilttedir (Mütercim).

    Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 156-157.

    [17] El-Üm, C. II, s. 3.

    [18] Muhammed Ebu Zehra, İmam Şafii, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 158-159.



  5. 14.Temmuz.2013, 01:44
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,652
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İmamı Şafii'nin eserlerinin hakkında detaylı bilgi

    İmam Şafiinin El-Umm kitabı şu anda terceme ediliyor. Sanırım 2. cildi de çıktı.
    Terceme eden musa hocayı yakından tanırım. Allah kolaylık versin.
    Arapçasını okumak istedim ama közüm kesmedi inşallah okumaya ömür yeter


  6. 14.Temmuz.2013, 01:44
    3
    Moderatör
    İmam Şafiinin El-Umm kitabı şu anda terceme ediliyor. Sanırım 2. cildi de çıktı.
    Terceme eden musa hocayı yakından tanırım. Allah kolaylık versin.
    Arapçasını okumak istedim ama közüm kesmedi inşallah okumaya ömür yeter





+ Yorum Gönder