Konusunu Oylayın.: Cennettin en yukarı derecesi neresidir ? Oraya kimler girecektir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Cennettin en yukarı derecesi neresidir ? Oraya kimler girecektir ?
  1. 26.Mart.2012, 20:07
    1
    Misafir

    Cennettin en yukarı derecesi neresidir ? Oraya kimler girecektir ?






    Cennettin en yukarı derecesi neresidir ? Oraya kimler girecektir ? Mumsema Cennettin en yukarı derecesi neresidir ? Oraya kimler girecektir ?


  2. 26.Mart.2012, 20:07
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 31.Mart.2012, 19:55
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Cennettin en yukarı derecesi neresidir ? Oraya kimler girecektir ?




    İbn Abbâs (r.a.)'dan gelen bir rivayette, Cennetin yedi tabakası olduğu haber verilmektedir. Bunlar, Firdevs, Adn Cennet'i, Nâim Cennet'i, Daru'l-Huld, Me'va Cennet'i, Daru's-Selâm ve İlliyyûn'dur. Bu tabakalardan her birinde, müminlerin yaptıkları iyi işler karşılığında girecekleri veya yükselecekleri derece veya mertebeler vardır.

    Hangi cennete hangi şahısların ve şahsiyetlerin gireceğini söyleyecek durumda değiliz. Bunu ancak Allah bilir.

    Kur’an’da yaklaşık 170 defa tekil veya çoğul olarak cennetten söz edildiği halde, Firdevs cennetinden iki defa, Adn cennetinden ise on bir defa bahsedilmiştir. Bu da gösteriyor ki, Kur’an’da mükâfat yeri olarak nazara verilen “sekiz adet” cennettir. Bunların hepsi de çok güzeldir.
    “Allah mümin erkeklere de, mümin kadınlara da, ebedî kalmak üzere girecekleri, içinden ırmaklar akan cennetler vaad etti. Hem Adn cennetlerinde hoş hoş konaklar! Hepsinden âlâsı ise Allah’ın kendilerinden razı olmasıdır. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı budur.”(Tevbe, 9/72)
    mealindeki ayette, genel cennetlerle Adn cennetlerinin aynı kategoride sayılması, cennete gidenlerin ayırıcı vasıflarına değinilmeden ifade edilmesi, bu söylediklerimizin kanıtıdır.

    Adn cennetine girenlerin vasıfları belki de en geniş şekliyle Rad suresinin 19-24. ayetlerinde yer almıştır. Bu konudaki anahtar kelime “Ulu’l-elbab” (akıllı kimseler)dir. Akıllı kimselerin özellikleri olarak da; “Allah’a verdikleri sözü tutan, emirlerini yerine getiren, O’ndan korkan, kötü hesapla karşılaşmaktan endişe eden, Allah’ın rızasını esas alan, namaz kılan, gizliden ve açıktan Allah yolunda harcayan, kötülüğü iyilikle savmaya çalışan...” kimseler söz konusu edilmiştir.
    Görüldüğü gibi, bu özellikler sadece ADN cennetine girenlerin değil, aynı zamanda genel olarak cennete gidenlerin temel özellikleridir.

    Firdevs cennetine gidenlerin özellikleri de genel olarak cennete gidenlerin aynı özellikleridir.
    “İman edip makbul ve güzel işler yapanlara gelince, onlara da konak olarak Firdevs cennetleri hazırlandı.”(Kehf, 18/107),
    mealindeki ayette bu gerçeğe işaret etmektedir.

    İkinci kez tekrarlanan Firdevs cennetinin geçtiği yerde (Müminun, 23/1-11) ise, anahtar kelime olarak “iman” esas alınmıştır. Ve iman eden / müminlerin vasıfları da yaklaşık ADN cennetine girenler için kullanılan aynı vasıflardır.

    Bu iki ayrı cennetin sakinleri için referans verilen anahtar kelimeler ve vasıflar dikkate değerdir. ADN cenneti için “Akıl”, Firdevs cenneti için “İman” nın zikredilmesi, akıl-iman ilişkisine de ışık tutmaktadır. Demek ki gerçekten akl-ı selime sahip insanlar mutlaka iman edeceklerdir. Çünkü İslam’da genel olarak bütün davalar, hükümler akla tasdik ettirilmektedir. Bu yüzdendir ki, “Aklı olmayanın dini de olmaz” denilmiştir. Geriye kalan ortak vasıflar ise, “amel-i salih” kavramıyla ifade edilir ki, Allah’ın emirlerine riayet, yasaklarından uzak durmak demektir.

    Ebu Hüreyre'den rivayet edilen bir hadîs-i şerife göre, Allah’ın Rasûlü şöyle buyurmuşlardır:
    “Kim Allah'a ve elçisine îmân eder, namazı kılar, zekâtı verir ve ramazânı oruçlu geçirirse; ister Allah yolunda hicret etsin, isterse doğduğu yerde otursun; Allah'ın onu cennete koyması kendisi için bir haktır.”
    "Ey Allah'ın Rasûlü, bunu insanlara müjdelemeyelim mi?" diye sordular. Allah Rasûlü şöyle buyurdu:
    "Cennette yüz derece vardır ki; Allah Teâlâ bunları Allah yolunda cihad edenler için hazırlamıştır. Her iki derece arasında gökle yer arası kadar mesafe vardır. Allah'tan istediğiniz zaman Firdevs'i isteyiniz. Muhakkak ki o, cennetin ortası ve en yüksek yeridir. Onun üstü Rahmanın arşıdır ki cennet ırmakları oradan kaynar.”(Buharî, Tavhid, 22; Müslim, İmare, 46).
    Hadiste “Allah'tan istediğiniz zaman Firdevs'i isteyiniz...” ifadesi her mümin için geçerlidir. Herkes isteyebilir ve Allah’ın lütfüyle oraya girebilir.

    Hz. Peygamber (a.s.m)’in ümmetine Firdevs cennetini istemelerini salık vermesi ise, ümmetine karşı gösterdiği vefakârlığın bir örneğidir. Ayrıca, Efendimiz (a.s.m) zaten, kendisi dahil hiç kimsenin kendi ameliyle cennete gidemeyeceğini öğretmiştir. Onun cennetin hangi bölümü olursa olsun, ilahî bir lütuf olacağını ders vermiştir.


  4. 31.Mart.2012, 19:55
    2
    Özel Üye



    İbn Abbâs (r.a.)'dan gelen bir rivayette, Cennetin yedi tabakası olduğu haber verilmektedir. Bunlar, Firdevs, Adn Cennet'i, Nâim Cennet'i, Daru'l-Huld, Me'va Cennet'i, Daru's-Selâm ve İlliyyûn'dur. Bu tabakalardan her birinde, müminlerin yaptıkları iyi işler karşılığında girecekleri veya yükselecekleri derece veya mertebeler vardır.

    Hangi cennete hangi şahısların ve şahsiyetlerin gireceğini söyleyecek durumda değiliz. Bunu ancak Allah bilir.

    Kur’an’da yaklaşık 170 defa tekil veya çoğul olarak cennetten söz edildiği halde, Firdevs cennetinden iki defa, Adn cennetinden ise on bir defa bahsedilmiştir. Bu da gösteriyor ki, Kur’an’da mükâfat yeri olarak nazara verilen “sekiz adet” cennettir. Bunların hepsi de çok güzeldir.
    “Allah mümin erkeklere de, mümin kadınlara da, ebedî kalmak üzere girecekleri, içinden ırmaklar akan cennetler vaad etti. Hem Adn cennetlerinde hoş hoş konaklar! Hepsinden âlâsı ise Allah’ın kendilerinden razı olmasıdır. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı budur.”(Tevbe, 9/72)
    mealindeki ayette, genel cennetlerle Adn cennetlerinin aynı kategoride sayılması, cennete gidenlerin ayırıcı vasıflarına değinilmeden ifade edilmesi, bu söylediklerimizin kanıtıdır.

    Adn cennetine girenlerin vasıfları belki de en geniş şekliyle Rad suresinin 19-24. ayetlerinde yer almıştır. Bu konudaki anahtar kelime “Ulu’l-elbab” (akıllı kimseler)dir. Akıllı kimselerin özellikleri olarak da; “Allah’a verdikleri sözü tutan, emirlerini yerine getiren, O’ndan korkan, kötü hesapla karşılaşmaktan endişe eden, Allah’ın rızasını esas alan, namaz kılan, gizliden ve açıktan Allah yolunda harcayan, kötülüğü iyilikle savmaya çalışan...” kimseler söz konusu edilmiştir.
    Görüldüğü gibi, bu özellikler sadece ADN cennetine girenlerin değil, aynı zamanda genel olarak cennete gidenlerin temel özellikleridir.

    Firdevs cennetine gidenlerin özellikleri de genel olarak cennete gidenlerin aynı özellikleridir.
    “İman edip makbul ve güzel işler yapanlara gelince, onlara da konak olarak Firdevs cennetleri hazırlandı.”(Kehf, 18/107),
    mealindeki ayette bu gerçeğe işaret etmektedir.

    İkinci kez tekrarlanan Firdevs cennetinin geçtiği yerde (Müminun, 23/1-11) ise, anahtar kelime olarak “iman” esas alınmıştır. Ve iman eden / müminlerin vasıfları da yaklaşık ADN cennetine girenler için kullanılan aynı vasıflardır.

    Bu iki ayrı cennetin sakinleri için referans verilen anahtar kelimeler ve vasıflar dikkate değerdir. ADN cenneti için “Akıl”, Firdevs cenneti için “İman” nın zikredilmesi, akıl-iman ilişkisine de ışık tutmaktadır. Demek ki gerçekten akl-ı selime sahip insanlar mutlaka iman edeceklerdir. Çünkü İslam’da genel olarak bütün davalar, hükümler akla tasdik ettirilmektedir. Bu yüzdendir ki, “Aklı olmayanın dini de olmaz” denilmiştir. Geriye kalan ortak vasıflar ise, “amel-i salih” kavramıyla ifade edilir ki, Allah’ın emirlerine riayet, yasaklarından uzak durmak demektir.

    Ebu Hüreyre'den rivayet edilen bir hadîs-i şerife göre, Allah’ın Rasûlü şöyle buyurmuşlardır:
    “Kim Allah'a ve elçisine îmân eder, namazı kılar, zekâtı verir ve ramazânı oruçlu geçirirse; ister Allah yolunda hicret etsin, isterse doğduğu yerde otursun; Allah'ın onu cennete koyması kendisi için bir haktır.”
    "Ey Allah'ın Rasûlü, bunu insanlara müjdelemeyelim mi?" diye sordular. Allah Rasûlü şöyle buyurdu:
    "Cennette yüz derece vardır ki; Allah Teâlâ bunları Allah yolunda cihad edenler için hazırlamıştır. Her iki derece arasında gökle yer arası kadar mesafe vardır. Allah'tan istediğiniz zaman Firdevs'i isteyiniz. Muhakkak ki o, cennetin ortası ve en yüksek yeridir. Onun üstü Rahmanın arşıdır ki cennet ırmakları oradan kaynar.”(Buharî, Tavhid, 22; Müslim, İmare, 46).
    Hadiste “Allah'tan istediğiniz zaman Firdevs'i isteyiniz...” ifadesi her mümin için geçerlidir. Herkes isteyebilir ve Allah’ın lütfüyle oraya girebilir.

    Hz. Peygamber (a.s.m)’in ümmetine Firdevs cennetini istemelerini salık vermesi ise, ümmetine karşı gösterdiği vefakârlığın bir örneğidir. Ayrıca, Efendimiz (a.s.m) zaten, kendisi dahil hiç kimsenin kendi ameliyle cennete gidemeyeceğini öğretmiştir. Onun cennetin hangi bölümü olursa olsun, ilahî bir lütuf olacağını ders vermiştir.





+ Yorum Gönder