Konusunu Oylayın.: İskilipli atıf hoca kimdir,hayatı hakkında bilgi ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İskilipli atıf hoca kimdir,hayatı hakkında bilgi ?
  1. 21.Mart.2012, 17:55
    1
    Misafir

    İskilipli atıf hoca kimdir,hayatı hakkında bilgi ?






    İskilipli atıf hoca kimdir,hayatı hakkında bilgi ? Mumsema iskilipli atıf hoca kimdir? iskilipli atıf hoca hayatı hakkında eğitici bilgiler paylaşabilir misiniz?


  2. 21.Mart.2012, 17:55
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 21.Mart.2012, 17:58
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İskilipli atıf hoca kimdir,hayatı hakkında bilgi ?




    İSKİLİPLİ MEHMED ATIF EFENDİ

    (1875-1926) Türk din âlimi ve yazarı.
    İskilip'in Tophane (Toyhane) köyünde doğdu. Babası, Akkoyunlu aşireti beyle-rinden ve İmamoğulları'ndan Mehmed Ali Ağa, annesi Mekke-i Mükerreme'den göç etmiş Benî Hattâb aşireti şeyhlerin-den, Kartaldağ yaylasında medfun Arap Dede adıyla şöhret bulmuş şeyhin toru-nu Nazlı Hanım'dır.Altı aylıkken öksüz kalan Mehmed Atıf dedesi Hasan Kethüda tarafından büyü-tüldü. İlk dinî bilgileri köyündeki hocalar-dan aldı. İskilip'te müderrislik yapan Hoca Abdullah Efendi'den bir süre ders oku-duktan sonra ailesinin muhalefetine rağ-men ilim tahsili amacıyla İstanbul'a gitti. Burada öğrenimine devam ederken bir yandan da geçimini sağlamaya çalıştı. 1902'de medrese tahsilini bitirdi ve aynı yıl açılan ruûs imtihanına girerek "İstan-bul müderrisliği"ni kazandı; ertesi yıl Fâ-tih Camii'nde ders vermeye başladı.

    Bu arada İstanbul Darülfünunu İlahiyat Fakültesi'nden 1905"te mezun olarakKaba-taş Lisesi Arapça öğretmenliğine tayin edilen Atıf Efendi, Meşîhat-ı İslâmiyye Dairesi'nde bulunan dersiamların mağdu-riyetini giderme konusunda yaptığı çalışmalar üzerine şeyhülislâm tarafından Bodrum'a sürüldü; oradan da Kırımlı İb-rahim Tâli Efendi'nin pasaportu ile Kı-rım'a geçti. Kırım'dan Varşova'ya kadar giden Atıf Efendi. II. Meşrutiyetin ilâ-nından bir hafta Önce İstanbul'a döndü. 191'da medâris müfettişliğine getiril-di. Bu arada Sebüürreşad ve Beyânül-hak'ta yazılar yazdı. Donanma Cemiyeti yararına kaleme aldığı Nazar-ı Şerîatte Kuvve-i Berriyye ve Bahriyye'nin Ehemmiyet ve Vücûbu adlı eseri dola-yısıyla takdirname aldı.

    31 Mart Vak'asi'nda bir hafta tutuklu kalan Mehmed Atıf Efendi,
    Mahmud Şev-ket Paşa'nın öldürülmesi (1913) olayında dahil olduğu gerekçesiyle Sinop'a sürül-dü. Çorum, Boğazlıyan ve Sungurlu'da yaklaşık bir buçuk yıl kadar sürgün ha-yatı yaşadıktan sonra İstanbul'a döndü. Her iki olaydan sonra da resmî makamlar bir yanlışlığa kurban gittiğini, suçlu ol-madığının anlaşıldığını ifade etmişlerdir. Dört yıl görev alamadı. 1918'den sonra Dârü'l-hilâfeti'l-aliyye Medresesi kısm-ı âlî tefsîr-i şerîf ve Medresetü'l-kudât'ta hikmet-i teşriiyye müderrisliğine tayin edildi. 1 Ocak 1919'da daİbtidâ-i Dâhil Medresesi umum mü-dürlüğü idarî görevine getirildi.
    19 Şubat 1919'da Mustafa Sabri Efen-di'nin başkanlığında kurulan Müderrisin Cemiyeti'nin ikinci başkanlığına tayin edildi.

    Cemiyet, 24 Kasım 1919'da genel kurul toplantısında alınan karar gere-ğinceTeâlî-i İslâm Cemiyeti adını aldı ve Mustafa Sabri Efendi'nin şeyhülislâmlık makamına tayini üzerine başkanlığa Atıf Efendi getirildi. Cemiyet, ilk olarak İz-mir'in Yunanlılar tarafından işgalini pro-testo eden bir beyanname yayımladı. İs-kilipli, işgal kuvvetlerine ve yeni bir tehli-ke olarak ortaya çıkan Bolşevizm'e karşı olan beyannamelere de imza attı. Anadolu'nun çeşitli merkezlerinde şubeleri açılan Teâlî-i İslâm Cemiyeti pek çok ki-tap bastırarak dağıttı ve köylü çocukları-nın bilgilendirilmelerine öncülük etti, ay-rıca bir ilmihal ile İslâm tarihi kitabı ha-zırlattı.
    1922 yılı Ramazanında huzur dersleri-ne muhatap olarak katılan Atıf Efendi, Alemdar ve Mahfil gibi gazete ve der-gilerde yazılar yazdı. Cenab Şahabeddin, Ömer Rıza (Doğrul) ve Süleyman Nazif ile itikadî ve fıkhî konularda kalem müna-kaşalarına girişti.
    Bu arada İstiklâl Savaşı'nda işgal güçlerine karşı mücadele verdi.
    1924'te yazıp Maarif Vekâleti'nin ruh-satı ile bastırdığı Frenk Mukallidliği ve Şapka adlı risalesi yüzünden şapka kanu-nuna muhalefetten dolayı 7 Aralık 1925'te tutuklandı ve Ankara İstiklâl Mahke-mesi tarafından Giresun'a sevkedildi. An-kara İstiklâl Mahkemesi Of, Erzurum, Ri-ze vb. yörelerdeki şapka kanununa aykırı hareketlerle ilgisi olup olmadığını araştır-dı.

    Söz konusu eserini, ilgili kanunun çık-masından yaklaşık bir buçuk yıl önce yaz-mış olması ve suçunun sabit görülmeme-si üzerine berat ettiyse de serbest bırakılmayarak İstanbul'a getirildi, oradan da tekrar Ankara'ya gönderildi. 1926 yılı başlarından itibaren Ankara İstiklâl Mah-kemesi tarafından tutuklu olarak yargı-landı. Savcı Necip Ali'nin iddia makamı olarak istediği üç yıllık kürek cezasına karşılık mahkeme heyetince idama mahkûm edildi. 4 Şubat 1926'da Ankara'da Eski Meclis binası yakınla-rındaki Karaoğlan Çarşısı'nda Babaeski müftüsü Ali Rızâ Efendi ile beraber idam edildi.

    Başlıca eserleri şunlardır:

    Nazar-ı Şerîatte Kuvve-i Berriyye ve Bahriyye'-nin Ehemmiyet ve Vücûbu (İstanbul 1326); Muînü't-talebe (İstanbul 1326); Medeniyyet-i Şer'iyye ve Terakkiyât-ı Dîniyye Mir'âtü'l-îslâm (İstanbul 1332); İslâm Yolu Tesettür-i Şer'î (İstanbul 1339); İslâm Çığırı(İstanbul 1339); Dîn-i İslâm'da Men'-i Müskirat (İstanbul 1340); Frenk Mukallidliği ve Şapka, Dîn-i İslâm'da Men'-i Müskirat ve Mir'âtü'l-İslâm adlı eserleriyle Sebîlürreşad, Beyânü'l-Hak, Mahfil ve Alemdar'da çıkan bazı yazılan bir araya getirilerek Frenk Mu-kallitliği ve İslam adıyla Sadık Albayrak tarafından yayımlanmıştır (İstanbul 1976) Ayrıca Frenk Mukaliidliği ve Şapka'nın dışındaki bütün eserleri ve yazılan İski-lipli Atıf Hoca Nasıl İdam Edildi? ve yazma halindeki Mültekâ tercümesi

    İslâm Fık-hı altında yeni harflerle neşredilmiştir.
    Diyanet İslam Ansiklopedisi, İskilipli Mehmed Atıf Efendi Maddesi.


  4. 21.Mart.2012, 17:58
    2
    Silent and lonely rains



    İSKİLİPLİ MEHMED ATIF EFENDİ

    (1875-1926) Türk din âlimi ve yazarı.
    İskilip'in Tophane (Toyhane) köyünde doğdu. Babası, Akkoyunlu aşireti beyle-rinden ve İmamoğulları'ndan Mehmed Ali Ağa, annesi Mekke-i Mükerreme'den göç etmiş Benî Hattâb aşireti şeyhlerin-den, Kartaldağ yaylasında medfun Arap Dede adıyla şöhret bulmuş şeyhin toru-nu Nazlı Hanım'dır.Altı aylıkken öksüz kalan Mehmed Atıf dedesi Hasan Kethüda tarafından büyü-tüldü. İlk dinî bilgileri köyündeki hocalar-dan aldı. İskilip'te müderrislik yapan Hoca Abdullah Efendi'den bir süre ders oku-duktan sonra ailesinin muhalefetine rağ-men ilim tahsili amacıyla İstanbul'a gitti. Burada öğrenimine devam ederken bir yandan da geçimini sağlamaya çalıştı. 1902'de medrese tahsilini bitirdi ve aynı yıl açılan ruûs imtihanına girerek "İstan-bul müderrisliği"ni kazandı; ertesi yıl Fâ-tih Camii'nde ders vermeye başladı.

    Bu arada İstanbul Darülfünunu İlahiyat Fakültesi'nden 1905"te mezun olarakKaba-taş Lisesi Arapça öğretmenliğine tayin edilen Atıf Efendi, Meşîhat-ı İslâmiyye Dairesi'nde bulunan dersiamların mağdu-riyetini giderme konusunda yaptığı çalışmalar üzerine şeyhülislâm tarafından Bodrum'a sürüldü; oradan da Kırımlı İb-rahim Tâli Efendi'nin pasaportu ile Kı-rım'a geçti. Kırım'dan Varşova'ya kadar giden Atıf Efendi. II. Meşrutiyetin ilâ-nından bir hafta Önce İstanbul'a döndü. 191'da medâris müfettişliğine getiril-di. Bu arada Sebüürreşad ve Beyânül-hak'ta yazılar yazdı. Donanma Cemiyeti yararına kaleme aldığı Nazar-ı Şerîatte Kuvve-i Berriyye ve Bahriyye'nin Ehemmiyet ve Vücûbu adlı eseri dola-yısıyla takdirname aldı.

    31 Mart Vak'asi'nda bir hafta tutuklu kalan Mehmed Atıf Efendi,
    Mahmud Şev-ket Paşa'nın öldürülmesi (1913) olayında dahil olduğu gerekçesiyle Sinop'a sürül-dü. Çorum, Boğazlıyan ve Sungurlu'da yaklaşık bir buçuk yıl kadar sürgün ha-yatı yaşadıktan sonra İstanbul'a döndü. Her iki olaydan sonra da resmî makamlar bir yanlışlığa kurban gittiğini, suçlu ol-madığının anlaşıldığını ifade etmişlerdir. Dört yıl görev alamadı. 1918'den sonra Dârü'l-hilâfeti'l-aliyye Medresesi kısm-ı âlî tefsîr-i şerîf ve Medresetü'l-kudât'ta hikmet-i teşriiyye müderrisliğine tayin edildi. 1 Ocak 1919'da daİbtidâ-i Dâhil Medresesi umum mü-dürlüğü idarî görevine getirildi.
    19 Şubat 1919'da Mustafa Sabri Efen-di'nin başkanlığında kurulan Müderrisin Cemiyeti'nin ikinci başkanlığına tayin edildi.

    Cemiyet, 24 Kasım 1919'da genel kurul toplantısında alınan karar gere-ğinceTeâlî-i İslâm Cemiyeti adını aldı ve Mustafa Sabri Efendi'nin şeyhülislâmlık makamına tayini üzerine başkanlığa Atıf Efendi getirildi. Cemiyet, ilk olarak İz-mir'in Yunanlılar tarafından işgalini pro-testo eden bir beyanname yayımladı. İs-kilipli, işgal kuvvetlerine ve yeni bir tehli-ke olarak ortaya çıkan Bolşevizm'e karşı olan beyannamelere de imza attı. Anadolu'nun çeşitli merkezlerinde şubeleri açılan Teâlî-i İslâm Cemiyeti pek çok ki-tap bastırarak dağıttı ve köylü çocukları-nın bilgilendirilmelerine öncülük etti, ay-rıca bir ilmihal ile İslâm tarihi kitabı ha-zırlattı.
    1922 yılı Ramazanında huzur dersleri-ne muhatap olarak katılan Atıf Efendi, Alemdar ve Mahfil gibi gazete ve der-gilerde yazılar yazdı. Cenab Şahabeddin, Ömer Rıza (Doğrul) ve Süleyman Nazif ile itikadî ve fıkhî konularda kalem müna-kaşalarına girişti.
    Bu arada İstiklâl Savaşı'nda işgal güçlerine karşı mücadele verdi.
    1924'te yazıp Maarif Vekâleti'nin ruh-satı ile bastırdığı Frenk Mukallidliği ve Şapka adlı risalesi yüzünden şapka kanu-nuna muhalefetten dolayı 7 Aralık 1925'te tutuklandı ve Ankara İstiklâl Mahke-mesi tarafından Giresun'a sevkedildi. An-kara İstiklâl Mahkemesi Of, Erzurum, Ri-ze vb. yörelerdeki şapka kanununa aykırı hareketlerle ilgisi olup olmadığını araştır-dı.

    Söz konusu eserini, ilgili kanunun çık-masından yaklaşık bir buçuk yıl önce yaz-mış olması ve suçunun sabit görülmeme-si üzerine berat ettiyse de serbest bırakılmayarak İstanbul'a getirildi, oradan da tekrar Ankara'ya gönderildi. 1926 yılı başlarından itibaren Ankara İstiklâl Mah-kemesi tarafından tutuklu olarak yargı-landı. Savcı Necip Ali'nin iddia makamı olarak istediği üç yıllık kürek cezasına karşılık mahkeme heyetince idama mahkûm edildi. 4 Şubat 1926'da Ankara'da Eski Meclis binası yakınla-rındaki Karaoğlan Çarşısı'nda Babaeski müftüsü Ali Rızâ Efendi ile beraber idam edildi.

    Başlıca eserleri şunlardır:

    Nazar-ı Şerîatte Kuvve-i Berriyye ve Bahriyye'-nin Ehemmiyet ve Vücûbu (İstanbul 1326); Muînü't-talebe (İstanbul 1326); Medeniyyet-i Şer'iyye ve Terakkiyât-ı Dîniyye Mir'âtü'l-îslâm (İstanbul 1332); İslâm Yolu Tesettür-i Şer'î (İstanbul 1339); İslâm Çığırı(İstanbul 1339); Dîn-i İslâm'da Men'-i Müskirat (İstanbul 1340); Frenk Mukallidliği ve Şapka, Dîn-i İslâm'da Men'-i Müskirat ve Mir'âtü'l-İslâm adlı eserleriyle Sebîlürreşad, Beyânü'l-Hak, Mahfil ve Alemdar'da çıkan bazı yazılan bir araya getirilerek Frenk Mu-kallitliği ve İslam adıyla Sadık Albayrak tarafından yayımlanmıştır (İstanbul 1976) Ayrıca Frenk Mukaliidliği ve Şapka'nın dışındaki bütün eserleri ve yazılan İski-lipli Atıf Hoca Nasıl İdam Edildi? ve yazma halindeki Mültekâ tercümesi

    İslâm Fık-hı altında yeni harflerle neşredilmiştir.
    Diyanet İslam Ansiklopedisi, İskilipli Mehmed Atıf Efendi Maddesi.





+ Yorum Gönder