Konusunu Oylayın.: Türk kahvesi türkiyedemi yetişiyor? Türk kahvesi hakkında bilgi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Türk kahvesi türkiyedemi yetişiyor? Türk kahvesi hakkında bilgi
  1. 17.Mart.2012, 15:03
    1
    Misafir

    Türk kahvesi türkiyedemi yetişiyor? Türk kahvesi hakkında bilgi






    Türk kahvesi türkiyedemi yetişiyor? Türk kahvesi hakkında bilgi Mumsema Türk kahvesi türkiyede mi yetişiyor? Türk kahvesi hakkında bilgi bir yazı örneği paylaşabilir misiniz ?


  2. 17.Mart.2012, 15:03
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Türk kahvesi türkiyede mi yetişiyor? Türk kahvesi hakkında bilgi bir yazı örneği paylaşabilir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Türk kahvesi faydaları ve zararları

    - Bol köpüklü türk kahvesi nasıl yapılır ?

    - Kusursuz Türk kahvesi nasıl yapılır?

    - Şekerli türk kahvesi nasıl yapılır?

    - Türk kahvesi kabızlık yapar mı?

  3. 26.Mart.2012, 20:36
    2
    ebuturab
    Site Doktoru

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2007
    Üye No: 74
    Mesaj Sayısı: 1,714
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 20
    Bulunduğu yer: vuslat-ı nur

    Cevap: Türk kahvesi türkiyedemi yetişiyor? Türk kahvesi hakkında bilgi




    Türk kahvesinin Osmanlı'da ne denli vazgeçilmez olduğunu, tarihini inceleyince görüyoruz Bir açılıp bir kapatılan kahvehanelerden bugüne gelen bol köpüklü kahvemizi ne kadar tanıyoruz?

    Dünyada Türk adının sık sık geçtiği bir konu da kahvedir Türk kahvesinin adını ve ününü duymayan azdır Fakat gerçek tadını bilenlerin sayısının fazla olduğunu söylemek zordur Kahve alışkanlığını Türklerden alan Avrupa ülkeleri sonradan kendi tarzlarını geliştirmişlerdir Geleneksel Türk kahvesi hazırlanışı, pişirilmesi, sunulması, araç ve gereçleriyle ayrı bir kültürdür

    Kahvenin Türkiye’den önce Arap yarımadasında, Mısır ve Hindistan’da yayıldığını biliyoruz Zaten kelime olarak arapça "kahwa" dan geliyor Bu sözcüğün de Habeşistan’da kahve üreten Kaffa yöresinden alındığı sanılıyor Önceleri, dövülüp toz haline getiriliyor, böylece bir nevi ezmesi yapılarak ekmek üstüne sürülüp yeniyormuş

    Kahvenin Türkiye’ye ilk kez, Hükm ve Şems isimli iki Suriyeli tarafından 1555’de getirildiği rivayet edilir Diğer bazı kaynaklarda ise Kanunî Sultan Süleyman zamanında (1520-1566) Habeşistan Valisi Özdemir Paşa tarafından getirildiği kaydedilir

    Tahtakale’de açılan ilk kahvehane yalnız halkın değil müderris ve kadı gibi okumuş kesimin de ilgisini çekmiştirNe olduğu tam olarak bilinmeyen bu yeni madde bir uyuşturucu muamelesi görmüş ve sözde kömürleşme derecesinde kavrulan herşeyin Müslümanlıkta haram sayılacağı bahanesiyle din adamlarınca yasaklanmıştı Bir rivayete göre bu dönemde kahve taşıyan gemiler dipleri delinerek batırılmıştı Herşeye rağmen kahvenin sevilip yaygınlaşması önlenememiş ve Sultan III Murat (1546-1595) zamanında İstanbul’da kahvehane sayısı 600’ü geçmişti Kahvehaneler, manzaralı yerlere, köşk şeklinde inşa edilir, çoğu kez verandaları olurdu İçlerinde yaşmaklı bir kahve ocağı, çepeçevre kerevetler ve bazen orta yerde bir havuz yer alırdı Buralarda kahveden başka nargile ve çubuk servisi de yapılırdı Eski kahvehaneler edebiyat, müzik faaliyetleri için klüp niteliğinde merkezler haline gelmişti Bu yönleriyle Fransız kahvelerinin atası sayılırlar

    Türk kahvesinin çekirdek durumundan pişirilme ve sunulma aşamasına kadar kullanılan araç ve gereçleri gerçek bir müze oluşturacak zenginliktedir Bakır ve pirinçten yapılan su ibriği, cezve fincan zarfları ve pişmiş kahveyi taşımak için kullanılan kahve askılarının karakteristik özellikleri vardı Bunlar bazen gümüş ve altından da olabiliyordu Fincanlar tamamen Türk zevkine uygun biçim ve motiflerle gerek ülke içindeki İznik ve Kütahya atölyelerinde gerekse Avrupa’nın ünlü porselen merkezlerinde imal ediliyordu Daha sonra bu takımlar Avrupa ülkeleri tarafından kendi piyasaları için de imal edilmiş ve "ala turque" diye isimlendirilmiştir Soğutma kabı, muhafaza kutusu gibi bazı araç ve gereçler ise ağaçtan yapılmakta ve oymalarla dekore edilmekteydi Bursa ve İstanbul’da yapılan nakışlı, yazılı ve ahşap aplikasyonlu kahve değirmenleri de ünlüdür

    Tiryakiye yakışır bir kahve ağır ateşte 15-20 dakika pişirilmeli, cezve sık sık ateşe sürülüp geri çekilmelidir Eskiden böyleydi Her fincan kahve için bir kaşık kahve ve bir kaşık şeker günümüzde kural haline gelmiştir Nasıl pişirilirse pişirilsin köpüksüz bir Türk kahvesi düşünülemez Eski Türk kahvesi ise genellikle şekersiz olurdu Bunun yerine kahve öncesinde veya sonrasında tatlı bir şey yemek veya içmek geleneği vardı Tatlı olarak şerbet gibi içecekler alındığı gibi reçel, şekerleme veya lokum da yenirdi Osmanlı İmparatorluğu’nun etkisindeki Yunanistan, Makedonya, Yugoslavya gibi yerlerde ve Türkiye’de kadınlar tarafından Türk kahvesi genellikle şekerli olarak alınırdı Bu bakımdan sade, yandan çarklı, orta vb gibi isimlerle kırkı aşkın kahve pişirme şekli bulunmaktadır Şayet kahvenin değişik ve güzel bir koku taşıması isteniyorsa fincanların dibine yerleştirilen bir mahfaza içine kokulu maddeden bir parça konulurdu En çok yasemin, amber, karanfil ve kakula kullanılırdı

    Türk kahvesinin sunuluşu gerçek bir geleneksel tören havasında olurdu Bu tören çekirdek kahvenin kavrulmasından, pişirilip fincanlara konulması ve konuklara ikramına kadar uzun, seyirlik safhaları kapsamaktadır Gerçek Türk misafirperverliği ve konuğa olan sıcak saygının bir örneğini bu törenlerde izlemek olanağı vardırGünümüzde kız istemeye gidildiğinde kahveyi evlenecek kızın taşıması ve onun taşımadaki ustalığı, ayrıca pişirdiği kahvenin lezzeti bu törenlerden kalan önemli bir gelenek olarak hâlâ sürdürülmektedir Geçmişte Türkiye’yi ziyaret eden gezginler, diplomatik kişiliği olan büyük elçiler ve aileleri hatıralarında Türk kahvesinin bütün özelliklerinden ve bu törenlerden mutlaka söz etmişlerdir Türk kahvesinin içiminden sonraki başka bir geleneğin, özellikle kadınlar arasında sürdürüldüğünü genellikle herkes bilir Bu kahve falıdır Kahve telvesinin fincan içinde ve fala bakmak üzere fincan çevrildiği için tabağında oluşturduğu çeşitli izler ve işaretler "uzmanları" tarafından yorumlanarak anlatılır Araştırmalardan anlaşıldığına göre kahve falı yalnız Türk-Osmanlı dünyasında görülmektedir Nitekim bugün bağımsız ülkeler olan eski Osmanlı eyaletlerinde de (Yunanistan, Bulgaristan, Mısır, Makedonya, Bosna - Hersek vb) bu folklorik uygulamanın sürdüğünü görüyoruz

    Türk kahvesinin ayrıcalığını belirleyen noktaları özetlersek diyebiliriz ki; Türk kahvesinin (dozunda içildiği takdirde) sağlığı tehdit edecek zararlı yanı yoktur Teskin edici ve dinlendirici özelliği vardır Bir fincan kahvedeki 50 mg kafein hemen vücuttan atılır Bu bakımdan Türk kahvesi fincanı ideal ölçülere sahiptir Bir fincandan fazla içildiğinde zihin açıcı, uyarıcı, enerji verici özelliği ön plâna çıkar Sindirime yardımcı olur Bu yönüyle şekerli içmemek kaydıyla kilo almayı ve mide ekşimelerini önler Yerinde ve zamanında içildiği zaman olağanüstü bir keyif verici olarak ün yapmıştır

    Türk Kahvesi;

    Dünyanın en eski kahve pişirme yöntemidir

    Köpük, kahve ve telveden oluşur

    Yumuşak ve kadifemsi köpüğü sayesinde damakta en uzun süre tadını devam ettiren kahve türüdür

    Birkaç dakika şekli bozulmadan kalabilen bu leziz köpüğü sayesinde, uzun süre sıcak kalabilir

    İnce kenarlı fincanda sunulduğu için, diğer kahve türlerine göre daha yavaş soğur ve böylece daha uzun süren bir kahve keyfi sunar

    Yoğun şurupsu kıvamı ile ağızdaki lezzet tomurcuklarını aşırı uyararak hafızada yer eder

    Diğer kahve türlerine göre, daha kıvamlı, yumuşak ve aromatiktir

    Kendine özgü enfes kokusu ve özel köpüğü ile diğer kahvelerden kolaylıkla ayırt edilebilir

    Kahve tutkunları tarafından, kaynatılarak içilebilen tek kahve olarak kabul edilir

    Geleceği anlatmak için kullanılan tek kahve türüdür Cafedomancy: Kahve telvesini kullanarak kehanette bulunmak

    Eşsizdir çünkü kahvesi fincanın içindedir ancak telve olarak dibe çöktüğünden filtre edilmesine ve süzülmesine gerek kalmaz

    Hazırlanırken şeker ilave edildiğinden diğer kahvelerde olduğu gibi sonradan tatlandırmaya gerek yoktur
    Sağlıklıdır çünkü fincanın dibinde biriken telvesi içilmez

    Sıklıkla içildiği halde, miktar olarak fazla olmadığından şişkinlik yapmaz

    Diğer kahve türlerine göre, bir içimde daha az kafein içerir


    Çok pratik ve ekonomiktir çünkü pişirirken tek ihtiyacınız bir cezve olacaktır

    Pişirilirken, şekeri tercihe göre ilave edildiğinden içime hazır halde sunulan tek kahve türüdür

    O nefis tadını verebilmesi için, kavrulduktan sonra ya hemen tüketilmeli ya da aromasını muhafaza edecek şekilde paketlenmelidir

    Türk kahvesi" deyimi dünya literatürüne geçmiştir; ancak ünlenen kahve bitkisi değil, kahvenin yapılış şeklidir. Çünkü Türkiye'de kahve bitkisi yetiştirilmez.Zira, Türkiye'nin iklim koşulları kahve üretimine uygun değildir. Peki "Türk kahvesi" deyimi nereden gelmektedir? Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu döneminde Suudi Arabistan, Yemen, Mısır gibi kahve yetiştirilen ülkeler devletin sınırları içerisinde bulunuyordu. İşte o dönemde adı geçen yerlerden getirilen kahve çekirdeklerine bağlı olarak kahve yapımı giderek ün kazanmış ve bu literatüre "Türk Kahvesi" olarak geçmiştir. Yani kısacası ünlü olan kahve bitkisi değil, kahvenin yapılış şeklidir.


  4. 26.Mart.2012, 20:36
    2
    Site Doktoru



    Türk kahvesinin Osmanlı'da ne denli vazgeçilmez olduğunu, tarihini inceleyince görüyoruz Bir açılıp bir kapatılan kahvehanelerden bugüne gelen bol köpüklü kahvemizi ne kadar tanıyoruz?

    Dünyada Türk adının sık sık geçtiği bir konu da kahvedir Türk kahvesinin adını ve ününü duymayan azdır Fakat gerçek tadını bilenlerin sayısının fazla olduğunu söylemek zordur Kahve alışkanlığını Türklerden alan Avrupa ülkeleri sonradan kendi tarzlarını geliştirmişlerdir Geleneksel Türk kahvesi hazırlanışı, pişirilmesi, sunulması, araç ve gereçleriyle ayrı bir kültürdür

    Kahvenin Türkiye’den önce Arap yarımadasında, Mısır ve Hindistan’da yayıldığını biliyoruz Zaten kelime olarak arapça "kahwa" dan geliyor Bu sözcüğün de Habeşistan’da kahve üreten Kaffa yöresinden alındığı sanılıyor Önceleri, dövülüp toz haline getiriliyor, böylece bir nevi ezmesi yapılarak ekmek üstüne sürülüp yeniyormuş

    Kahvenin Türkiye’ye ilk kez, Hükm ve Şems isimli iki Suriyeli tarafından 1555’de getirildiği rivayet edilir Diğer bazı kaynaklarda ise Kanunî Sultan Süleyman zamanında (1520-1566) Habeşistan Valisi Özdemir Paşa tarafından getirildiği kaydedilir

    Tahtakale’de açılan ilk kahvehane yalnız halkın değil müderris ve kadı gibi okumuş kesimin de ilgisini çekmiştirNe olduğu tam olarak bilinmeyen bu yeni madde bir uyuşturucu muamelesi görmüş ve sözde kömürleşme derecesinde kavrulan herşeyin Müslümanlıkta haram sayılacağı bahanesiyle din adamlarınca yasaklanmıştı Bir rivayete göre bu dönemde kahve taşıyan gemiler dipleri delinerek batırılmıştı Herşeye rağmen kahvenin sevilip yaygınlaşması önlenememiş ve Sultan III Murat (1546-1595) zamanında İstanbul’da kahvehane sayısı 600’ü geçmişti Kahvehaneler, manzaralı yerlere, köşk şeklinde inşa edilir, çoğu kez verandaları olurdu İçlerinde yaşmaklı bir kahve ocağı, çepeçevre kerevetler ve bazen orta yerde bir havuz yer alırdı Buralarda kahveden başka nargile ve çubuk servisi de yapılırdı Eski kahvehaneler edebiyat, müzik faaliyetleri için klüp niteliğinde merkezler haline gelmişti Bu yönleriyle Fransız kahvelerinin atası sayılırlar

    Türk kahvesinin çekirdek durumundan pişirilme ve sunulma aşamasına kadar kullanılan araç ve gereçleri gerçek bir müze oluşturacak zenginliktedir Bakır ve pirinçten yapılan su ibriği, cezve fincan zarfları ve pişmiş kahveyi taşımak için kullanılan kahve askılarının karakteristik özellikleri vardı Bunlar bazen gümüş ve altından da olabiliyordu Fincanlar tamamen Türk zevkine uygun biçim ve motiflerle gerek ülke içindeki İznik ve Kütahya atölyelerinde gerekse Avrupa’nın ünlü porselen merkezlerinde imal ediliyordu Daha sonra bu takımlar Avrupa ülkeleri tarafından kendi piyasaları için de imal edilmiş ve "ala turque" diye isimlendirilmiştir Soğutma kabı, muhafaza kutusu gibi bazı araç ve gereçler ise ağaçtan yapılmakta ve oymalarla dekore edilmekteydi Bursa ve İstanbul’da yapılan nakışlı, yazılı ve ahşap aplikasyonlu kahve değirmenleri de ünlüdür

    Tiryakiye yakışır bir kahve ağır ateşte 15-20 dakika pişirilmeli, cezve sık sık ateşe sürülüp geri çekilmelidir Eskiden böyleydi Her fincan kahve için bir kaşık kahve ve bir kaşık şeker günümüzde kural haline gelmiştir Nasıl pişirilirse pişirilsin köpüksüz bir Türk kahvesi düşünülemez Eski Türk kahvesi ise genellikle şekersiz olurdu Bunun yerine kahve öncesinde veya sonrasında tatlı bir şey yemek veya içmek geleneği vardı Tatlı olarak şerbet gibi içecekler alındığı gibi reçel, şekerleme veya lokum da yenirdi Osmanlı İmparatorluğu’nun etkisindeki Yunanistan, Makedonya, Yugoslavya gibi yerlerde ve Türkiye’de kadınlar tarafından Türk kahvesi genellikle şekerli olarak alınırdı Bu bakımdan sade, yandan çarklı, orta vb gibi isimlerle kırkı aşkın kahve pişirme şekli bulunmaktadır Şayet kahvenin değişik ve güzel bir koku taşıması isteniyorsa fincanların dibine yerleştirilen bir mahfaza içine kokulu maddeden bir parça konulurdu En çok yasemin, amber, karanfil ve kakula kullanılırdı

    Türk kahvesinin sunuluşu gerçek bir geleneksel tören havasında olurdu Bu tören çekirdek kahvenin kavrulmasından, pişirilip fincanlara konulması ve konuklara ikramına kadar uzun, seyirlik safhaları kapsamaktadır Gerçek Türk misafirperverliği ve konuğa olan sıcak saygının bir örneğini bu törenlerde izlemek olanağı vardırGünümüzde kız istemeye gidildiğinde kahveyi evlenecek kızın taşıması ve onun taşımadaki ustalığı, ayrıca pişirdiği kahvenin lezzeti bu törenlerden kalan önemli bir gelenek olarak hâlâ sürdürülmektedir Geçmişte Türkiye’yi ziyaret eden gezginler, diplomatik kişiliği olan büyük elçiler ve aileleri hatıralarında Türk kahvesinin bütün özelliklerinden ve bu törenlerden mutlaka söz etmişlerdir Türk kahvesinin içiminden sonraki başka bir geleneğin, özellikle kadınlar arasında sürdürüldüğünü genellikle herkes bilir Bu kahve falıdır Kahve telvesinin fincan içinde ve fala bakmak üzere fincan çevrildiği için tabağında oluşturduğu çeşitli izler ve işaretler "uzmanları" tarafından yorumlanarak anlatılır Araştırmalardan anlaşıldığına göre kahve falı yalnız Türk-Osmanlı dünyasında görülmektedir Nitekim bugün bağımsız ülkeler olan eski Osmanlı eyaletlerinde de (Yunanistan, Bulgaristan, Mısır, Makedonya, Bosna - Hersek vb) bu folklorik uygulamanın sürdüğünü görüyoruz

    Türk kahvesinin ayrıcalığını belirleyen noktaları özetlersek diyebiliriz ki; Türk kahvesinin (dozunda içildiği takdirde) sağlığı tehdit edecek zararlı yanı yoktur Teskin edici ve dinlendirici özelliği vardır Bir fincan kahvedeki 50 mg kafein hemen vücuttan atılır Bu bakımdan Türk kahvesi fincanı ideal ölçülere sahiptir Bir fincandan fazla içildiğinde zihin açıcı, uyarıcı, enerji verici özelliği ön plâna çıkar Sindirime yardımcı olur Bu yönüyle şekerli içmemek kaydıyla kilo almayı ve mide ekşimelerini önler Yerinde ve zamanında içildiği zaman olağanüstü bir keyif verici olarak ün yapmıştır

    Türk Kahvesi;

    Dünyanın en eski kahve pişirme yöntemidir

    Köpük, kahve ve telveden oluşur

    Yumuşak ve kadifemsi köpüğü sayesinde damakta en uzun süre tadını devam ettiren kahve türüdür

    Birkaç dakika şekli bozulmadan kalabilen bu leziz köpüğü sayesinde, uzun süre sıcak kalabilir

    İnce kenarlı fincanda sunulduğu için, diğer kahve türlerine göre daha yavaş soğur ve böylece daha uzun süren bir kahve keyfi sunar

    Yoğun şurupsu kıvamı ile ağızdaki lezzet tomurcuklarını aşırı uyararak hafızada yer eder

    Diğer kahve türlerine göre, daha kıvamlı, yumuşak ve aromatiktir

    Kendine özgü enfes kokusu ve özel köpüğü ile diğer kahvelerden kolaylıkla ayırt edilebilir

    Kahve tutkunları tarafından, kaynatılarak içilebilen tek kahve olarak kabul edilir

    Geleceği anlatmak için kullanılan tek kahve türüdür Cafedomancy: Kahve telvesini kullanarak kehanette bulunmak

    Eşsizdir çünkü kahvesi fincanın içindedir ancak telve olarak dibe çöktüğünden filtre edilmesine ve süzülmesine gerek kalmaz

    Hazırlanırken şeker ilave edildiğinden diğer kahvelerde olduğu gibi sonradan tatlandırmaya gerek yoktur
    Sağlıklıdır çünkü fincanın dibinde biriken telvesi içilmez

    Sıklıkla içildiği halde, miktar olarak fazla olmadığından şişkinlik yapmaz

    Diğer kahve türlerine göre, bir içimde daha az kafein içerir


    Çok pratik ve ekonomiktir çünkü pişirirken tek ihtiyacınız bir cezve olacaktır

    Pişirilirken, şekeri tercihe göre ilave edildiğinden içime hazır halde sunulan tek kahve türüdür

    O nefis tadını verebilmesi için, kavrulduktan sonra ya hemen tüketilmeli ya da aromasını muhafaza edecek şekilde paketlenmelidir

    Türk kahvesi" deyimi dünya literatürüne geçmiştir; ancak ünlenen kahve bitkisi değil, kahvenin yapılış şeklidir. Çünkü Türkiye'de kahve bitkisi yetiştirilmez.Zira, Türkiye'nin iklim koşulları kahve üretimine uygun değildir. Peki "Türk kahvesi" deyimi nereden gelmektedir? Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu döneminde Suudi Arabistan, Yemen, Mısır gibi kahve yetiştirilen ülkeler devletin sınırları içerisinde bulunuyordu. İşte o dönemde adı geçen yerlerden getirilen kahve çekirdeklerine bağlı olarak kahve yapımı giderek ün kazanmış ve bu literatüre "Türk Kahvesi" olarak geçmiştir. Yani kısacası ünlü olan kahve bitkisi değil, kahvenin yapılış şeklidir.





+ Yorum Gönder