Konusunu Oylayın.: İylik yap denize at konusunda bilgi istiyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İylik yap denize at konusunda bilgi istiyorum
  1. 08.Mart.2012, 23:42
    1
    Misafir

    İylik yap denize at konusunda bilgi istiyorum






    İylik yap denize at konusunda bilgi istiyorum Mumsema iylik yap denize at konusunda bilgi istiyorum iylik yap denize at sözü hakkında açıklayıcı bir yazı yazar mısınız ?


  2. 08.Mart.2012, 23:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 08.Mart.2012, 23:47
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: iylik yap denize at konusunda bilgi istiyorum




    İyilik, kötülük, güzellik, çirkinlik, doğruluk… Bu dünya hayatında söz ve davranışları olumlu ya da olumsuz olarak karşılayan kelimeler, kavramlar… Hayata bakışımızı, yaşayışımızı yansıtan değer yargıları.

    Hepimiz inandığımız, benimsediğimiz değerler penceresinden hayata bakarız.
    Yüce kitabımız, Sevgili Peygamberimizin kutlu sözleri ve davranışları ve toplumumuzun değer ölçüleri bakışımızı belirler.

    İnsanları, onların söz ve davranışlarını, bu bakış açımızla değerlendiririz.
    İnancımız, hayatımızın her yönünü, insanı yaratılmışların en şereflisi olarak gördüğü için, insanî değerlerle dolmamızı, bu değerlerle yaşamamızı öğütler.
    İnsanlara yardım etmek bu anlamda bir ibadettir. Sevgili Peygamberimiz, "insanların en hayırlısı insanlara en yararlı olanıdır." diyor.

    Bu kutlu ilke, bizi bir amaca götürür: İnsanlara yardım etmeye, onların sıkıntılarını gidermeye…

    Karşılığı verilmese de, kıymeti bilinmese de bize düşen insana yardım, iyilik…
    Atalarımız, inançlarından aldıkları bu ilkeyi atasözü hâlinde ifade etmişlerdir: "İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir."

    Yaptığımız iyiliklerin karşılığını her zaman göremiyoruz elbette.

    Kimi insanlar bu anlamda vefasız, düşüncesiz.

    Kadir kıymet bilmeyen bu insanlara bakarak "yardımlaşınız" emrini görmezlikten gelebilir miyiz?

    Biz, her zaman yardım etme sorumluluğunu taşıyan insanlar olmak durumundayız.

    Sevgili Peygamberimiz ve O'nu hayatlarında örnek alan atalarımız bu konuda nasıl davrandılar?

    Peygamberimiz, kendisine kötülük yapmak isteyenler hakkında "onlar gerçeği bilmiyorlar" diyerek onlar için dualar etti.

    Atalarımız, fakir, yoksul ve kimsesiz insanlar için vakıflar, yardımlaşma kurumları kurdular, darülacezeler açtılar.

    Yardım etmek elbette soylu bir davranış. Ama yardım etmenin de bir yolu yordamı var bizim geleneğimizde.

    Yapılan yardımı başa kakmak, yardım edilenin onurunu kırmak nasıl da çirkin bir davranış…

    Atalarımızın, "sağ elin verdiğini sol el bilmesin" tarzındaki öğüdü bu konuda bize en güzel yolu göstermektedir.

    Niçin yardım ediyoruz?
    Desinler için mi? Yoksa Allah rızası için mi? Önemli olan bu.

    Medeniyetimizde yardım edilenin onurunu kırmamak için yardımların gizliden verildiğini, fakir insanların kapılarının kimse görülmeden çalındığını biliyor, okuyoruz.

    Atalarımız, yardımın yalnızca Allah'ın rızası doğrultusunda verildiğinde bir anlam taşıyacağını biliyorlardı.

    Günümüzde pek çok yardımlaşma kurumu var. Bu kurumlar, ihtiyaç sahibi insanlarla yardım etmek isteyen insanları bir araya getiriyorlar. Allah rızasını amaçlayanlar yanında, bu kurumlarda da "gösteriş" ve "reklâm"ı öne çıkaranlar olabilir. Bizler, özellikle kendimizden sorumluyuz.

    İnsanlara maddî ya da manevî anlamda ne derece yardım ediyoruz?
    Yardım etmenin pek çok yolu yordamı var: Bir hastayı ziyaret, bir fakire sadaka, bir güler yüz, bir hatır sorma… Elimizdeki imkânlar ölçüsünde yardımda bulunma. Zekâtla, sadaka ile fakir ve yoksul insanlarla aramızda sıcak köprüler kurma.

    "Allah için yardım"ı amaçlayan insanlar olarak bu sıcak köprüleri kurmak durumundayız.

    İnsanlara iyilik etmenin, onlara yardımda bulunmanın dinî, toplumsal bir sorumluluk olduğunu unutmadan, atalarımızın "iyiliğe iyilik her kişinin, kötülüğe iyilik er kişinin kârı"dır sözü doğrultusunda yüreklerimizi yardımlaşmanın sıcaklığıyla dolduralım.

    Yardım etme güzel bir ahlâk, insanî bir adımdır. Bu duygu, yardım edildiğince gelişen, gitgide büyüyen bir halkadır, paylaşıldıkça artan bir değerdir.
    Bu değeri hayatımızın her anında canlı ve sıcak tutmaya var mıyız?


    Rıfkı KAYMAZ



  4. 08.Mart.2012, 23:47
    2
    Silent and lonely rains



    İyilik, kötülük, güzellik, çirkinlik, doğruluk… Bu dünya hayatında söz ve davranışları olumlu ya da olumsuz olarak karşılayan kelimeler, kavramlar… Hayata bakışımızı, yaşayışımızı yansıtan değer yargıları.

    Hepimiz inandığımız, benimsediğimiz değerler penceresinden hayata bakarız.
    Yüce kitabımız, Sevgili Peygamberimizin kutlu sözleri ve davranışları ve toplumumuzun değer ölçüleri bakışımızı belirler.

    İnsanları, onların söz ve davranışlarını, bu bakış açımızla değerlendiririz.
    İnancımız, hayatımızın her yönünü, insanı yaratılmışların en şereflisi olarak gördüğü için, insanî değerlerle dolmamızı, bu değerlerle yaşamamızı öğütler.
    İnsanlara yardım etmek bu anlamda bir ibadettir. Sevgili Peygamberimiz, "insanların en hayırlısı insanlara en yararlı olanıdır." diyor.

    Bu kutlu ilke, bizi bir amaca götürür: İnsanlara yardım etmeye, onların sıkıntılarını gidermeye…

    Karşılığı verilmese de, kıymeti bilinmese de bize düşen insana yardım, iyilik…
    Atalarımız, inançlarından aldıkları bu ilkeyi atasözü hâlinde ifade etmişlerdir: "İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir."

    Yaptığımız iyiliklerin karşılığını her zaman göremiyoruz elbette.

    Kimi insanlar bu anlamda vefasız, düşüncesiz.

    Kadir kıymet bilmeyen bu insanlara bakarak "yardımlaşınız" emrini görmezlikten gelebilir miyiz?

    Biz, her zaman yardım etme sorumluluğunu taşıyan insanlar olmak durumundayız.

    Sevgili Peygamberimiz ve O'nu hayatlarında örnek alan atalarımız bu konuda nasıl davrandılar?

    Peygamberimiz, kendisine kötülük yapmak isteyenler hakkında "onlar gerçeği bilmiyorlar" diyerek onlar için dualar etti.

    Atalarımız, fakir, yoksul ve kimsesiz insanlar için vakıflar, yardımlaşma kurumları kurdular, darülacezeler açtılar.

    Yardım etmek elbette soylu bir davranış. Ama yardım etmenin de bir yolu yordamı var bizim geleneğimizde.

    Yapılan yardımı başa kakmak, yardım edilenin onurunu kırmak nasıl da çirkin bir davranış…

    Atalarımızın, "sağ elin verdiğini sol el bilmesin" tarzındaki öğüdü bu konuda bize en güzel yolu göstermektedir.

    Niçin yardım ediyoruz?
    Desinler için mi? Yoksa Allah rızası için mi? Önemli olan bu.

    Medeniyetimizde yardım edilenin onurunu kırmamak için yardımların gizliden verildiğini, fakir insanların kapılarının kimse görülmeden çalındığını biliyor, okuyoruz.

    Atalarımız, yardımın yalnızca Allah'ın rızası doğrultusunda verildiğinde bir anlam taşıyacağını biliyorlardı.

    Günümüzde pek çok yardımlaşma kurumu var. Bu kurumlar, ihtiyaç sahibi insanlarla yardım etmek isteyen insanları bir araya getiriyorlar. Allah rızasını amaçlayanlar yanında, bu kurumlarda da "gösteriş" ve "reklâm"ı öne çıkaranlar olabilir. Bizler, özellikle kendimizden sorumluyuz.

    İnsanlara maddî ya da manevî anlamda ne derece yardım ediyoruz?
    Yardım etmenin pek çok yolu yordamı var: Bir hastayı ziyaret, bir fakire sadaka, bir güler yüz, bir hatır sorma… Elimizdeki imkânlar ölçüsünde yardımda bulunma. Zekâtla, sadaka ile fakir ve yoksul insanlarla aramızda sıcak köprüler kurma.

    "Allah için yardım"ı amaçlayan insanlar olarak bu sıcak köprüleri kurmak durumundayız.

    İnsanlara iyilik etmenin, onlara yardımda bulunmanın dinî, toplumsal bir sorumluluk olduğunu unutmadan, atalarımızın "iyiliğe iyilik her kişinin, kötülüğe iyilik er kişinin kârı"dır sözü doğrultusunda yüreklerimizi yardımlaşmanın sıcaklığıyla dolduralım.

    Yardım etme güzel bir ahlâk, insanî bir adımdır. Bu duygu, yardım edildiğince gelişen, gitgide büyüyen bir halkadır, paylaşıldıkça artan bir değerdir.
    Bu değeri hayatımızın her anında canlı ve sıcak tutmaya var mıyız?


    Rıfkı KAYMAZ






+ Yorum Gönder